Etiket arşivi: Kuraklık

Tehlikesi çok, mantığı yok

Bir devletin, herhangi bir başka devlete kendi topraklarında nükleer enerji santralleri yaptırması, vahim seviyede bir milli güvenlik sorunudur. Milli güvenlik uzmanlarından ve ayrıca nükleer bilimcilerden bir heyet oluşturup “Mfs ne demek istedi? Bir nükleer enerji santrali art niyetle yapılmak, kullanılmak istenirse, başımıza nasıl sorunlar açar? Biz fark edemeden bize nasıl oyunlar oynanabilir?” diye sorulduğunda, alınacak cevaplar da sarsıcı cevaplar olacaktır. Dahası, Türkiye’deki nükleer enerji santrali projelerinde “Türk tarafı” olarak bilinenler, yığma mason, gizli Ermeni, gizli Yahudi, vatan haini kişiler, odaklar… Koca bir milletin, çoluk çocuğun hatta yetimlerle dulların haklarını bile yemeyi/çalmayı güya “dava” gören insanlıktan çıkmış, karaktersiz, ahlaksız, acımasız tipler… En başta da ihanetlerini, hırsızlıklarını, yalanlarını, tuzaklarını, zararlarını anlatmak günlerce sürecek olan Zapsu ailesi…

Bu yazdıklarımdan yanlış manalar da çıkartılmasın. Türkiye, gerçek Türk ve gerçek Müslüman bilim adamları vesilesiyle nükleer santraller yapabilecek olsa bile, yapmayacak. Yapılmışsa bile kullanmayacak. Zaruri sayıda kendi nükleer silahlarını yapacak, bunları elinde her an hazır tutacak, zaruret olmuşsa bu nükleer silahları kullanacak ama daha ötesine gitmeyecek.

Zaten nükleer maddeleri “enerji” elde etmek için kullanmanın bir mantığı da yok. Sadece Kuzey Afrika’nın çöl halindeki arazileri, dünyanın büyük kısmının enerji ihtiyacını çok ama çok uzun süre karşılayabilir. Daha ABD’nin, Avustralyanın ve Asyanın devasa çölleri de var.

Çoktan üretilmesi gereken çok verimli güneş enerjisi panellerinin üretilmesine, satılmasına da izin verilmedi. Bu mesele de istenirse hemen çözülebilir. Şu anda “oyuncak” denilebilecek kadar basit güneş enerjisi panelleri kullanılıyor. Türkiye’de Karapınar’da yapılan güneş enerjisi santrali bile Türk görünen, Müslüman görünen vatan hainlerinin oyalama, vurgun, geri bırakma projelerinden biri, başka bir şey değil. Araplara da benzer oyunları oynadılar, oynuyorlar. Çölleri yeşertecekleri iddiasıyla çember şeklindeki sürekli sulanan arazilerle güya çiftçilik yaptırdılar. Bunca sene geçti, arazi serinlemedi, yeşermedi. Toprak kendine gelmedi, canlanmadı. Bölge serinlemedi. Gerekli ağaçlandırma faaliyetleri yapılmadı, elde mevcut olup işe yarayacak teknolojiler bile kullanılmadı, arka planda bırakıldı ve şimdilerde yeraltı sularının da tamamına yakını bitmek üzere… Hangi mühendis ekibi, hangi bilim adamı ekibi, böyle bir sona varılacağını en başından itibaren göremez. Bu, art niyet değil de nedir. Deniz suyundan temiz su elde etme sisteminde de aynı kandırma, aynı insanlık düşmanlığı, aynı sömürücülük ve oyalama görülüyor. Dünyanın çölleri, çöllerin altındaki devasa uzaylı üslerine, yerleşme alanlarına enerji sağlamak yerine artık dünya insanlığına enerji sağlamalıdır.

Türkiye’de İstanbul Boğazının akıntısı hala boşa akıyor. En fazla üç ay içinde oraya mükemmel, tertemiz, atıksız ve büyük güç üreten bir santral kurulabilir. Ayrıca Türkiye jeotermal sahasında dünyanın belki de en şanslı ülkesi… Neden hep jeotermal hakkında konuşuluyor da işe yarar jeotermal projeleri yapılmıyor. Büyük İsrail projesi için on milyondan fazla onursuza baktırılan Türkiye, neden kendi vatandaşı için zaruri olan projeleri yapmadı, yapmıyor. Neden imkanlarını onursuzlara harcamak yerine projelere harcamıyor.

Jeotermal sahasındaki taktik, sinsi engellemeler de kaldırılır, devletimizin gücüyle gerçekten teşvikler ve gerçekten işe yarayacak projeler yapılır ve böylece kısa sürede mükemmel neticeler alınabilir. Rüzgardan, deniz dalgalarından elde edilecek enerjileri ve daha başka alternatifleri de “gerçekten” değerlendirmek gerekir. Türkiye bunların hepsi için münasip bir devlet. Türkiye’nin asla enerji, temiz su ve gıda sorunu olamaz. Lakin bütün dünya nükleer enerji santrallerinden kurtulmanın yolunu ararken, şimdilerde yakıtsız kalan Avrupa “Yine de nükleer enerji santrallerine geri dönmeyeceğiz” derken, bize hangi siyasi/idari yetkililer, hangi akademik yetkililer nükleer enerji santralleri dayatıyorlar. Bunu neden yapıyorlar, asıl bu kısmın derhal meydana çıkartılması gerekiyor.

Gece yazdığım yazılarda petrol ve doğalgaz kaynaklarımıza da temas etmiştim. Türkiye doğalgazdan en yüksek seviyede elektrik enerjisi üreten ülkelerden biri olabilir. Bu hakikaten çok az vaktini ve emeğini alır. Doğalgazla çalışan daha güçlü arabalar yapılabilir. Bilim ve teknoloji bu kadar ayağa düşmüşken hala koca Türkiye’nin yerli motor sorunu yaşaması da nedir. Hangi devlet kurumu, hangi devlet yetkilisi bu sorunu gerçekten çözmek istemiş de en fazla üç ayda çözememiş? Çözememiş mi, çözmek istememiş ve oyalamış mı, bunun soruşturulması gerekir. Türkiye çok kısa süre içerisinde her sahada kendi kendine yeten bir ülke olabilir.

Bunun ilk şartı yönünü sömürgeci batı/NATO çetesinden, her devirde medeniyetin menbaı olan doğuya çevirmesidir. İçimizdeki İsrail’in, İçimizdeki Ermenistan’ın ve ülkedeki bütün vatan hainlerini bünyesinde toplayan mason tarikatının başları derhal ezilmelidir. Aksi halde Türk milleti varlık içinde yokluk yaşamaya, akıl almaz geniş imkanlar içinde açlıkla/yoksullukla boğuşmaya devam edecektir. Sorun imkanların olmayışı ya da çok kısıtlı oluşu değil, sorun devletin her kademesine hainlerin sızmasıdır. Üç tarafı deniz olduğu halde balık yiyemeyen, her yeri tarla olduğu halde toprak mahsullerini yurt dışından getiren ve ekmeğe para yetiştiremeyen bir milleti/devleti, sadece organize bir ihanet çetesi bu hale getirebilir.

İşte Türkiye’deki nükleer santral projeleri de bu hainlerin yeni ihanet projelerinden başka bir şey değildir. Söz konusu nükleer santral projelerine hala milletin parasını akıtma vatana ihanet eylemidir. Söz konusu projeleri şu andan sonra savunan, öven, faydalı ve zaruri gösteren basın, medya ve sosyal medya aktörleri de bu gün değilse yarın yargılanırlar.

| Mfs

Kim, neyi bekliyor?

Hükümet, bu hususta da Çin’den izin mi bekliyor.

Kuraklık ve kıtlık artarak devam edecek. Ülkemizin diğer bölgelerinden batı bölgelerine, başta da İstanbul’a su taşımak için sistemler çoktan kurulmalıydı. Diğer bölgelerdeki yeraltı ve yerüstü içilebilir su kaynakları hakkında kısa sürede kapsamlı çalışmalar yapılıp da bunların en hızlı ve az maliyetli şekilde, nüfusun kalabalık olduğu batı bölgelerine nakli için sistemler kurulmalıydı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Daha önce anlatmıştım…

Türkiye’nin hızlı bir şekilde kuraklığa düçar olmasında da uzaylı faktörü var. Türkiye’nin içilebilir su kaynaklarının çok hızlı bir şekilde azalmasında da suni sebepler var. Su kaynaklarının altındaki toprağın kimyasını değiştirebildiklerini ve suyun toprak tarafından hızla emilebildiğini anlatmıştım. Dev uçan daireler ile barajlara inip her seferinde çok yüksek miktarda içilebilir su kaçırdıklarını anlatmıştım. Maden sularımıza göz diktiklerini ve kaçırıp kendi gezegenlerine götürdüklerini de anlatmıştım.

Konya ve civarında görülen obruklar meselesinin arka planında aslında çok ileri teknoloji ile yapılan bir maden çalışması olduğunu, onbinlerce sene ileri teknoloji ile üretilmiş uzay araçlarının, suyun içinde gider gibi toprağın içinde gittiklerini, toprağın atomlarıyla oynayıp bir manada toprağı yaktıklarını ve hedefledikleri bor madenlerini çıkarttıklarını anlatmıştım.

Hatta bunu anlattıktan sonra bölge insanlarından “Bu anlatılanlar çok mantıklı duruyor. Ben de gece vakti tarlamda şu ışıklar yayan aracın görüntüsünü çekmiştim” diyenler, videoları bize gönderenler de olmuştu.

Son zamanlarda da “Uzaylı insan türlerinin, devletimize-vatanımıza verdiği zararları önlemek için, dünyamızın teknolojisiyle geliştirilmiş ileri seviye lazer silahlarını temin etmeli, yerleştirmeli ve kullanmalıyız. Uçan daireler bu lazer silahları ile çoğunlukla vurulabiliyorlar.” demiştim.

Başımızdaki lüzumsuzlar değil ama başka ülkelerin hükumetleri bu ikazlarımı çoktan dikkate aldılar ve tedbir almakta bütün imkanlarını seferber ettiler, ediyorlar.

Türkiye’nin gücü de insanlarını, topraklarını, içilebilir sularını, denizlerini, yeraltı madenlerini korumaya yeterlidir. Devletimiz de bir an önce konunun üzerine ciddiyetle gitmeli, gerçek uzmanlarla çalışmalı, icap ediyorsa başka devletlerdeki uzman kişileri ülkemize getirmeli ve bu olağanüstü tehlikelere karşı hiç vakit kaybetmeden tedbirler almalıdır.

Söz konusu yeraltı üsleri, sadece oralarda sessizce ve gizlice yaşamak, yeraltındaki madenlerimizi çalmak, deniz sularımızı çalmak için tesis edilmedi.

Bu uzaylı türler, sessizce bir dünya hakimiyeti gerçekleştirmek isteyen türler. Biz dünya insanlarının suretinde imal ettikleri biyonik robotlarla, dünya üzerindeki çok yüksek sayıda kişinin yerlerine geçen ve dünyanın siyasetini, maliyesini, hukukunu, ahlakını, dini yapısını ve her şeyini yönlendiren türler…

Mehmet Fahri Sertkaya

Rahatsız değilim…

Türkiye’nin kuraklaştırılması, temiz sularının yok edilmesi, ziraatinin iyice dibe vurdurulması, hava şartlarının iklim normallerinin dışında tutulması ve yağışlara mani olunması, insanların zihinlerinin bulandırılması, suni/yapay afetler yapılması, maliyenin iyice çökertilmesi v.b. için durmadan uğraşan taraflar var.

Ben sözümü vermiştim, bu konulara kenardan köşeden temas etmenin dışında hiçbir şey yapmayacak ve teşkilatımla birlikte yaşanacakları izleyeceğim. Rahatsız değilim…

Mehmet Fahri Sertkaya

Giresun’da tsunami – Rüya tabirleri

Murat, [18.12.20 04:42]
Selamün aleyküm hocam

Murat, [18.12.20 04:42]
Ben bugece rüya gördüm

Murat, [18.12.20 04:46]
Rüyamda. Deniz kenarından sular çok çekilmiş ve büyük boşluklar meydana gelmiş sahil kenarlarında .
Daha sonra deniz büyük dalgalar halinde geri gelmeye başladı ve sahil kenarında daki boşlukları doldurmaya başladı.
Daha sonra yerleşim yerlerindeki evlerin önlernine kadar deniz taşmaya başladı .
Deniz ve bulutlar vahşi ve siyah bir şekile yerleşim yerlerini doldurmaya başladı .
Kimisinin arabası suyun içinde kaldı.

Murat, [18.12.20 04:47]
Bende kendi evimde yatağımı ve dolabını ters çevirip beklemeye başladım

Murat, [18.12.20 04:48]
Ertisi sabah uyandığımda deniz çoğu yerleşim yerlerini doldurmuş ve şehir içlerine kadar. Gelmiş

Murat, [18.12.20 04:48]
Ama bana bir şey olmadı

Murat, [18.12.20 04:49]
Ama korktum rüyamda

Murat, [18.12.20 04:49]
Uyanınca ilk size anlatmak istedim hocam

Murat, [18.12.20 04:49]
Tabirini söylermisinz

Mehmet Fahri Sertkaya, [18.12.20 09:26]

Giresun’da önce kuraklık olacak, tabiat/bitkiler büyük darbeler alacak. İnsanlar da zor hallere düşecekler ve içme suyu bulmak bile çok zorlaşacak. Daha sonra ise aşırı yağışlar neticesinde daha büyük felaketler yaşanacak. Sel baskınları, toprak kaymaları ve yüksek sayıda can kayıpları yaşanacak. Sen de orada ikamet ettiğin için bunlardan payına düşeni alacak ve bazı zorluklar yaşayacaksın. Lakin az zararla atlatanlardan ve hayatta kalanlardan olacaksın. Tabii ki tedbirini şimdiden alırsan böyle olacak. Almazsan rüya tebdil olacak ve sen de helak olacaksın.

Nedir bu felaketler, Türkiye’de ve dünyada neler oluyor böyle…



“Neler oluyor böyle”

Son yıllarda dünya genelinde, iklim silahlarının, elektromanyetik silahların ve biyolojik silahların kullanldığı bir 3. dünya savaşı yaşanıyor. Son birkaç yıldır bunun yaşandığını fark edemeyenlere ne denebilir bilemiyorum. Bu hususları izah ve ispat eden yüzlerce yayını yıllardır paylaşıp duruyorum. Hususiyle son iki senedir yaşanan yoğun depremler, fırtınalar, kasırgalar, seller, aklı başında herkese “neler oluyor böyle” dedirtti. Tabii/doğal felaketler denilen şeylerin çoğunun artık tabii olmadığı, sun’i/yapay yollarla sebep olunmuş depremler, seller, fırtınalar, sıcaklar ya da soğuklar olduğu kesinlik derecesinde ifade edilebilir. Bence bunun tartışılır bir yanı yok… Hala tartışayacak kişilere söyleyecek sözümüz de yok. Bırakalım onları kendi hallerine…

Mehmet Fahri Sertkaya

Başka felaketler, musibetler de geliyor – İstanbul depremi ve daha fazlası – Rüya tabirleri

16 Mayıs’ı 17 Mayıs’a bağlayan gece bir rüya gördüm. Salih rüyalar gördüğümü, bunları büyük bir isabetle tabir edebildiğimi, tabir ettiğimden bir süre sonra gerçekleştiğini, yıllardır bilenler bilirler. Ben şimdi yazayım, herkes istediği gibi değerlendirir, kendi kararını verir ama aralarından akl-ı selim olanlar ise hiç beklemeden tedbirlerini alırlar.

İstanbul’da, ikamet ettiğim ilçede, deniz kenarına yakın ve yüksek binaların arasındaki yollarda, caddelerde endişeyle yürüyorum. “Felaketler geliyor, büyük felaketler geliyor. Daha neyi bekliyorsunuz. Başınıza belalar yağacak. Tedbirinizi alın. Deprem, tsunami ve seller geliyor. Maddi ve manevi tedbirlerinizi alın.” diye yüksek sesle bağırıyorum.

Sonra, sahilden uzakta/içeride kalan mahallelere giriyorum. Oralarda da aynı şekilde bağırıp bir an önce herkesi kurtarmak istiyorum. Sokaklarda beni duyan insanlar, oldukları yerde durup beni hep dinliyorlar ama bağırışımı evleriden duyanlar ise onlardan çok daha fazla sayıda oluyor. Sonrasında bana inanıp da tedbir alanlar oluyor. Rüyanın sonunda “İyi oldu, epeyi yüksek sayıda insan sesimi duydu. Sözlerimi dinlediler, tedbirlerini aldılar. Kurtulacaklar.” diyorum.

Şimdi biraz rüyayı tabir edelim:

Türkiye’nin çok farklı farklı bölgelerinde, şehirlerinde kısa aralıklarla çeşitli fekaketler yaşanacak. Bazı yerlerde sel, toprak kaymaları, bazı yerlerde fırtınalar, bazı yerlerde depremler ve ardından tsunamiler, bazı yerlerde kuraklık ve Türkiye genelinde kıtlık yaşanacak. Özelikle İstanbul’da büyük felaketler yaşanacak. Şiddetli bir deprem ve ardından sahil bölgelerini büyük oranda yıkacak, iç kısımlara ise daha az hasar verecek bir tsunami yaşanacak. Temiz su bulmak da çok zorlaşacak.

Özellikle İstanbul’un Anadolu yakasında depremin ve tsunaminin vereceği hasar daha fazla olacak. Anladığım kadarıyla sadece İstanbul’da binlerce can kaybı olacak. Ve yine rüyayı tabir ederek anlıyorum ki benim bu maksatla yazdığım uyarı yazıları çok yayılacak, çok yüksek sayıda insan duyacak.

Rüyayı tabir ederek şu hususları ise anlamak/bilmek mümkün değil ama akl-ı selim ile tahmin etmek mümkün: Marmaray’ın zaten patlamak üzere olan, kusurlu yapılmış olan tüp geçiti patlayacaktır. Bazı tüneller, metrolar, yeraltı sistemleri/tesisleri yıkılacak hatta sular içinde kalacaktır. Bu kadar felaketler bir memlekette üst üste yaşanırken mutlaka otorite kaybı da olacak, devlet gücü de yetmeyecek, acil yardım da bulunamayacak, kargaşa ve kaos ortamı hakim olacaktır. Bu da yağmaların, kavgaların, cinayetlerin de ardı arkası gelmeyecek demektir.

Kimse de kimseyi kandırmasın, herkes yıllardır farkında ve bekliyor ki büyük bir ilahi temizlik geliyor. Memleket ahlaken, dinen bakıldığında tam bir batakhane görüntüsü veriyorken, bunlardan başka bir şey beklemek ve hala bunun aksine iddialarla tartışmak, ancak helak edilesi hale kadar düşmüş tiplerin işidir. Bu uyarımı isteyen dikkate alır, isteyen almaz ama dikkate almak isteyenlere derim ki devlet gücünden size fayda yok ve şahsi imkanlarınızı seferber ederek tedbirlerinizi alın. Anlamayan, dinlemeyen düşük tiplerle tartışmaya bile vaktiniz yok. Herkes kendi yolunu çiziyor, siz de kendi yolunuzu doğru çizin. Bir yandan maddi/dünyevi sebeplere uyup tedbirler alırken, bir yandan da manevi/dini sebeplere uyarak tedbirler alın. Eksikleri, kusurları, günahları hemen terk edin. Kur’an-ı kerim’in büyük kısmında helak edilen kavimler anlatılıyor. Ehl-i sünnet alimlerinin bu hususları izah eden ve nasıl tedbirler alınması gerektiğini de izah eden yazılarını internette bile kolayca bulmanız mümkün.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir takipçi mesajı:

Bu rüyanın bir değişiğini gördüm anlatayım

Hatırladığım kadarını anlatacağım Pendik sahildeyim deniz çekiliyor sonra geri geliyor diyorum ki herhalde tsunami olacak sonra bir daha çekiliyor ama bu sefer daha çok çekiliyor o ara denizin içinden ayı çıkıyor sahile yakın bir yerde sokağa bakan tarafı camlı olan ama cami gibi kullanılan bir yer var onun içine giriyorum yine oradan çıkıyorum merkezde ki büyük camiye gitmek için tsunami orayı almaz diye o ara sahilde ki iş yerlerine bakıyorum o restoranların olduğu sıraya bunlar çok kötü yerler hepsi gidecek diyorum camiye doğru gidiyorum sonra tsunami onuda aşacakmış hızla pendik köprüsüne doğru hareket ediyorum dolmuşların durduğu yerde arabayla mı gitsem bisikletle mi gitsem tsunami den kurtulurum hesabını yapıyorum hatırladığım kadarıyla her ikisiylede gidiyorum tsunami arkamda pendik köprüsünün alt tarafında ki üst geçide kadar geliyor

Mfs: Bu kadar olur diyorum. Ben de zaten Pendik’te ikamet ediyorum. Rüyada da kendimi Pendik’te sahil bölgelerinde ve sonra iç mahallelerde görüyorum. En büyük hasarın Anadolu yakasında ve en çok da Pendik’te olacağını anlamıştım ama insanlar panik olmasın diye yazmamıştım. Belki de yazılması gerekiyordu da böyle oldu.

İklim silahları gerçek mi? Dünyada neden tuhaf iklim şartları, yağışlar, seller, tayfunlar ve depremler oluyor?

Hani demiştik ya geçen gün bir yazımızda, “İki tane ABD var, biri Amerika Birleşik Devletleri, diğeri de Avrupa Birleşik Devletleri..”
Ve, demiştik ya “Bunların arasında her alanda kıran kırana bir mücadele var… Bu çarpışmalar, sebep ve sonuçlar Türk kamuoyuna doğru olarak akis ettirilmiyor.” diye…
Bakın size tâ 2002 senesinden bir haber;

” Avrupa’daki seller Rusya ve Amerika’nın işi”
“Uzun bir süre ABD’ye girişine izin verilmeyen Rus Liberal Demokrat Partisi’nin Başkanı Vladimir Jirinovski, ABD’de yaptığı açıklamalarla yine gündeme oturdu.
…..
METEOROLOJİ SAVAŞI

Jirnovski “Avrupa’da son bir ayda dinmek bilmeyen yağmurlar Tanrı’nın işi değil. Savaşlardan biri de meteoroloji savaşı. Avrupa’yı rastlantı sonucu sel götürmüyor. Bunlar hep insan eliyle planlanmış iklim savaşlarının sonuçları. Avrupa’daki yağışların arkasında ABD ve Rusya var. Yağmurları bu iki süper güç yağdırıyor. Avrupa para birimi dolara bir sent fark attığı günlerde eski kıtada seller başladı. ABD eski kıtayı gökten suyla dize getiriyor. Meteorolojik savaşta yalnız ABD değil, Rusya da aktif rol oynuyor. Çünkü güçlü bir Avrupa Rusya’nın da çıkarına değil. Bakın göreceksiniz. Avrupa başkentleri politikaları Washington ve Moskova’nın istediği ayara geldiğinde Avrupa’da şiddetli yağışlar bir gün içerisinde kesilecek. Bu sözümü hatırlayın’’ dedi.”24.08.2002Hürriyet

****

2010 yılından başka bir habere bakalım;

“ABD, Rusya’ya HAARP açtı”
“Hava sıcaklığının 40 derecede seyrettiği Rusya’da bilimadamları, boğucu yazdan ABD’yi sorumlu tutmaya başladı. Buna göre, ABD, HAARP sistemiyle iyonosferde güçlü dalga göndererek Rusya’yı kavuruyor. Komplo teorisi gibi duran bu iddia, ülkenin büyük gazetelerinden Komsomolskaya Pravda Gazetesi’nde enine boyuna ele alındı.

RUSLAR BÖYLE SERİNLİYOR
Rusya, gölgede 40 dereceye yaklaşan anormal çöl sıcaklarının ardında düşman eli aramaya başladı. Kavurucu sıcakların doğal olamayacak kadar uzun sürdüğünü dile getirmeye başlayan Rus fizikçiler, “ABD, bize gizli iklim silahı HAARP ile savaş açmış olabilir” görüşünü öne sürmeye başladı.

Sahra çölünü aratmayan Rusya’daki sıcak dalgasını inceleyen Komsomolskaya Pravda gazetesi, bir dizi uzmandan görüş alarak böyle bir ihtimalin bulunduğu sonucuna vardı. En büyük şüphe ise Pentagon’un kontrolünde 1997 yılından beri Alaska’da çalıştırılan yüksek frekans dalga yayıcı HAARP istasyonu üzerinde toplandı.

Tektonik silah

Moskova Devlet Üniversitesi MGU Fizik Fakültesi hocalarından Georgiy Vasilyev, ABD’nin çalıştırmakta olduğu Alaska’daki HAARP istasyonunu resmen jeofizik ve tektonik bir silah olarak tanımladı. Vasiliyev, şunları söyledi:
“Alaska’daki HAARP istasyonu tam güçle çalıştırıldığında, sadece bir saatte 3.5 megawatt elektrik enerjisi tüketiyor. 14 hektar alanı kaplayan 22 metrelik 180 dev anten üzerinde göklere yükselen enerji plazma kümesi oluşturuyor. HAARP çalıştırıldığı günden bu yana, dünyanın değişik bölgelerinde iklim anomalileri gözlenmeye başlandı. Kar yağması gereken yerleri güneş kavururken, Afrika’da kar yağışları gözlenmekte. Bu tuhaf olgular genelde küresel ısınmaya fatura ediliyor. Ama bize göre anomalilerin asıl sorumlusu Pentagon’un HAARP sistemidir.”

Saldırı iddiası

Rusya Silahlı Kuvvetleri’nde iklim uzmanı olarak çalışan Nikolay Karavayev ise Rusya’ya bu yaz iklim silahıyla saldırı düzenlendiğine yüzde 100 emin olduğunu söyledi. Karavayev, şu görüşü savundu:
“ABD Hava Kuvvetleri raporunda net bir dille ‘2025 yılına kadar iklimi müttefikimiz yapmalıyız ifadesi’ yer alıyor. Hatta Pentagon, günümüzde sadece sivil kuruluşların araştırma yapmaya yetkili olduğu uluslararası iklim anlaşmasından çıkmayı da düşünüyor. Bana göre ABD, iklim silahı konusunda öylesine ileri gitti ki yakında bunu gizlemeden dünyaya sergilemeye başlayacak.”

Rusya kavrulurken Avrupa niye serin

Rus uzman Karavayev’e göre, Moskova’nın 40 dereceyle kavrulduğu sırada Avrupa ülkelerinde yaz nispeten daha serin geçiyor. Berlin 18, Varşova 25, Viyana 20, Paris 20 derece. Batıda Ukrayna sınırında etkisini kaybeden yüksek basınç cephesi, Karadeniz kıyılarından kuzeyde Murmansk kutup bölgesine kadar uzanıyor. Ülke sınırlarını takip eden yüksek basınç cephesi onu besleyecek ortam bulunmamasına rağmen dağılmıyor.

HAARP nedir?

RADYO elektronik vericisi kısa adıyla “HAARP” araştırma istasyonu, 1997 yılında devreye girdi. Sırp bilimadamı Nikola Tesla’nın teorilerinin hayata geçirildiği istasyon 3.5 megavat gücünde ve 10 MgHz boyundaki dalgaları iyonesfere gönderiyor. Belirli bir alan üzerinde güneşten bin misli daha kuvvetli enerji gönderebilme özelliği taşıyor. Uzmanlara göre, bu yapay ışınların yeryüzünden 600 km. yüksekte yansıtılarak dünyanın herhangi bir bölgesine yönlendirilmesi durumunda HAARP, bölgede mikrodalga fırın etkisi yaratıyor.”
30 Temmuz 2010-Hürriyet

******
Hele bu haber akıllara zarar cinsten, bir solukta sonuna kadar okuyacaksınız….
“Rus jeofizikçinin kitabı yasaklandı, kitabında anlattıkları ise akıllara zarar cinsten”

“General Zhou Chen Hao ABD’yi Çin topraklarında yapay depremler ve şiddetli yağışlar yaratmakla ve geniş çaplı felaketlere neden olmakla suçladı. Pentagon’un gizli bir askeri programı olan “Çarpıcı güç olarak Hava” dan bir basın toplantısında özellikle değinilmişti. Çin’de ki hasarlara ABD’nin neden olduğu hakkındaki belgeler BM’ye gönderildi.”

Haberin detayı aşağıda;

Rus ana akım medyasına göre, Kaluga bölge başsavcılığı 30 Kasım 2010’da KGB’nin “Obninsk Şehir Mahkemesi”nin Rus Doğal Bilimler Akademisi üyesi Prof. Nikolay Levaşov’un bir kitabını “aşırı” olarak ilan ettiğini bildirdi. Bundan sonra, Rus vatandaşlarına “Dev aynası içinde Rusya” kitabını okumak kesin bir şekilde yasaklandı. Bu karardan önce, Prof. Levaşov’un başvurusu reddedildi.
FSB, bilim adamını diğer bir nedenden ötürü cezalandırmaya karar verdi, şöyle ki çünkü O geçtiğimiz yaz Rusya’da meydana gelen büyük orman yangınlarına neden olan benzeri görülmemiş sıcak dalgası hakkında bilimsel bir çalışma yaparak Rus halkını rahatsız etti.
KGB Rusya’sında halkı rahatsız eden çalışması çerçevesinde bir röportajında Profesör Levaşov şunları söyledi:

“1970’lerde ABD ve SSCB eşi görülmemiş bir iklim silahı yarışına girdi.”

İklim silahları oldukça ilkel ama güvenilirdir. Alaska, Grönland ve Norveç’i dolduran ABD istasyonları kuvvetli bir anten alanı yaratabilir ve bu yoğun radyasyonu Amerikan uydularına gönderebilir.

Doğu Avrupa Düzlükleri üzerinde büyük bir iyon merceği oluşturulduğu Rus bilim adamlarımız tarafından doğrulandı. Bölgedeki ozon tabakası %43 boşaltıldı.
Bu anomali açık bir şekilde yapaydır. Ayrıca, ABD uyduları tarafından bu kuvvetli iyon mercekleri yaratıldığında güçlü bir morötesi güneş ışını ve sert bir kozmik radyasyon kayıt edildi.
Bu jeofizik silahı diye adlandırabileceğimiz silah Amerikalılar tarafından kullanılmıştır ve Dünya Rusya toprakları içinden ısınmaya başladı.

20 Temmuz günü ABD iklim silahları Rus ordusu tarafından yok edildi, sonra Avrupa’nın her yerine yağmur yağdı ve sıcaklıklar normale döndü. Hatırlayabileceğiniz gibi, Temmuz ayı içinde Avrupa’da – 40-45 Santigrat Derece oldukça sıcak bir hava vardı ve hiç yağmur yoktu. Ancak 20 Temmuz’dan sonra Avrupa ve Rusya’da yağmur yağdı, harfi harfine ABD iklim silahları yok edildikten sonra ilk saat içinde.

Ancak sadece 22 Temmuz’dan sonra ABD jeofizik silahları yok edildiğinde, antisiklon hareket etmeye başladı.

24 Temmuz günü yapılan bir toplantı sırasında 20 ve 22 Temmuz tarihlerinde iklim ve jeofizik silahlarının yok edildiğini söyledim. Bundan sonra, Samara yakınındaki birkaç gölün sadece birkaç saat içinde tabanlarındaki çatlaklar yoluyla boşaltıldığını söyleyen bir mesaj aldım.
Aşırı sıcakta göller kuruyabilir. Göl yavaş yavaş küçülür sonra sadece bazı çamurlar kalır ve sonunda bir göl tamamen kuruyabilir. Ancak bu durumda, göller kurumadı, yeraltına gitti, göllerin suları vardı ve sular gitti, diplerde geniş çatlaklar tespit edildi. Bu Amerikalıların jeofizik silahlarını göller üzerinde kullandığı demektir.

ABD’nin iklim ve jeofizik silahları yok edildikten sonra, birden Rusya’nın her yerinde yangınlar ortaya çıktı. Yangınların çoğu onların felaketine neden olabilecek olan nükleer füzelerimizin bulunduğu stratejik alanların çevresinde oldu.

Gözlemcilerimiz orman yangınları ve gece boyunca Rusya toprakları üzerinden geçen ABD’nin insansız uzay aracı H37V’nin geçişi arasında bir bağlantı buldu. Amerikan uzay aracı, her geçişinde kaydedilen kuvvetli yangın tornadoları yaratmak için büyük bir lazer taşımak için yeterli bir büyüklükteydi.

Amerikan uydusunun Rusya’daki orman yangınlarının tutuşturduğunu gören görgü tanıklarının olduğunu belirten bir mesaj aldım. İnsanlar şans eseri göğe ulaşan bir ışının nasıl ateş çıkardığını gördü. Yapay sis içindeki ışın açıkça görünürdü.

Amerikalılar durumu şiddetlendirmeyi planladı, Rusya’da ki her şeyi yaktılar ve Doğu Avrupa Düzlüklerini bir çöl haline çevirdiler.

Ancak yangınların çoğuna Rusya’da ki Amerikan ajanları tarafından işlenen kundaklamalar neden oldu. İnsanlar benzinle sırılsıklam tekerleklerin ormanlarımız içine nasıl atıldığını gördü. Böyle birçok olay oldu. ABD insansız uçağı X-37B de ayrıca gece boyunca büyük-ölçekli yangınlar çıkardı.
18 ya da 19 Ağustos günü, ABD silahlarının Rus ordusu tarafından yok edildiği açık olunca, Çin Halk Cumhuriyeti Kurtuluş Ordusu’ndan Tümgeneral Zhou Chen Hao X-37B insansız uçağının uçuşu hakkında muhabirlere bir brifing verdi. Washington’dan sonra Pekin en modern uydu izleme sistemlerine sahiptir.

General Zhou Chen Hao ABD’yi Çin topraklarında yapay depremler ve şiddetli yağışlar yaratmakla ve geniş çaplı felaketlere neden olmakla suçladı. Pentagon’un gizli bir askeri programı olan “Çarpıcı güç olarak Hava” dan bir basın toplantısında özellikle değinilmişti. Çin’de ki hasarlara ABD’nin neden olduğu hakkındaki belgeler BM’ye gönderildi.

Amerikalılarının yarattığı Rusya’daki anormal sıcak yaz sadece ürünlerimiz yok etmekle kalmayacaktı. Onların planladığı gibi antisiklon dört ay kalsaydı, tabiatımız ve Rusya bir ülke olarak trilyonlarca ABD doları olarak tahmin edebileceğimiz devasa zararlar görebilirdi.

ABD’nin 5.kolu 4-5 Ağustos tarihlerinde yapıldığını düşündüğümüz Rusya’ya daha ciddi bir saldırı planladı. Bu bilgiyi aldığım kaynaklarımı ifşa etmeyeceğim ancak kesinlikle böyle bir bilgi var. 4 Ağustos Çarşamba gece yarısı dolaylarında, beni aradılar ve Moskova’nın farklı bölgelerine zehirli gazlarla birçok silindirin konulduğunu söylediler. Onlardan bazıları özel servislerimiz tarafından kaldırılırken, diğer lokasyonlardakilerin yerleri bilinmeden kaldı.

5.kol bu operasyonu başlatmak için sadece uygun bir an bekledi. Güney-doğu’dan pis kokulu duman geldiği zaman ve akşam havada hiçbir rüzgâr yokken operasyonun başlatılması planlandı. Bu tam olarak Moskova’da bir terör kampanyası başlatmak için bekleyenlerin günüydü ve silindirlerden gazları serbest bıraktılar. Pis kokulu dumana eklenen gazlar öldürücü bir silah oldu.

6 Ağustos’ta, Batı dünya medyası Moskova’da ki veba ve yüksek seviyeli nükleer radyasyon hakkında haber yapmaya başladı. Ayrıca Rusya’da ki kimyasal ve biyolojik silahların yandıklarını bildirdiler. Ancak Moskova’nın yakınında gerçekten yanan bir kimyasal ve bakteriyolojik silah deposu yoktu. Bu depolar genellikle yer altında bulunmaktadır.

7 Ağustos sabahında, Moskova’da ki ABD Büyükelçiliği’nde sadece bir basın sekreteri ve korumalar kaldı. 1,500 elçilik çalışanı aileleriyle birlikte terk etti. Böylece Moskova’dan kaçan Amerikalıların toplam sayısı 5,000 kişiyi buldu. Bir gün içinde bu kadar çok insanın tahliye edilmesi mümkün değildir. Ve Moskova’dan ABD ye ek uçuş yapıldığına dair de bir haber yoktu.Bu nedenle onlar gizlice, yavaş yavaş ve ayrı gruplar halinde Moskova’yı terk etti. Tahliye işlemi iyi bir şekilde planlanmıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından Batı basınına tüm bilgileri sağlamak ve bir tahliye planı hazırlamak zaman alırdı.

ABD Dışişleri Bakanı’nın medya raporu hazırladı ve kendi resmi başvurusunu başlatmak için koştu bu gerçek yüzde yüz kesinlikle ABD’nin Moskova’ya bir kimyasal saldırı düzenleme senaryosunun önceden hazırlandığını gösterir. Hatta 5 Eylül, ABD halen kimyasal-biyolojik ve “kirli” nükleer silahlarla Moskova’ya saldırma planını iptal etmedi. O gün, ABD Dışişleri Bakanlığı “veba ve nükleer radyasyon durumu öngörülemeyen bir süre Moskova’da kalacağını” belirten resmi bir belge sundu diyor Rus jeofizik Profesörü Nikolay Levaşov.”

Kavkaz Centerhttp://www.kavkaznews.com/

******
“Katrina doğal bir kasırga değildi. Elinde iklim silahı olan Moskova tarafından yaratıldı. Moskova ABDye karşı iklim savaşı başlattı”


“İklim silahları Türkiye’ye de kullanıldı”

Herhangi bir bölgede yağışı arttırabil-mek içinse, yine var olan sistem içine (bulut) çok düşük sıcaklıkta yoğunlaşma çekirdekleri serperek, hem rüzgâr hızını hem de yoğunlaşma çekirdeklerini arttırma prensibine dayandırılmaktadır. Daha büyük boyutlarda uygulandığında ise hava sistemlerinin oluşum merkezlerine gerek uzaydan güneş enerjisi, gerekse tersten elektromanyetik dalga enerjisi vererek (iyonosfer tabakası da kullanılarak) o bölgede var olan oluşumu hızlandırıp zincirleme reaksiyonlar neticesinde alçak basınç merkezini kuvvetlendirmek mümkündür. Ya da yerde veya atmosferde soğutma meydana getirerek etkisini azaltmak mümkündür. Bugün bu uygulamaları ancak ve ancak ABD ve onun kontrolü altında diğer gelişmiş ülkelerin yapma imkânı vardır.

Son günlerde gerçekleşen Katrina ve Rita kasırgaları buna örnek gösterilebilir.
Katrina kasırgası sürekli desteklendi ve yönlendirme yapıldı. New Orleans’la sınırlı bırakıldı. Oysa böyle bir kasırga bu kadar küçük bir bölge ile sınırlı kalmamalıydı. Rita kasırgası ise başta desteklendi daha sonra dağıtılarak etkisi azaltıldı ve bölgeye yayıldı.

1993-95 arasında kuraklığı önlemek amacı ile İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölümü ile ABD’li şirketler arasındaki anlaşma sonucunda Ankara, İstanbul ve İzmir’de suni yağmur denemeleri (bulut tohumlama) yapıldı. Sonucunda Ereğli-Cide arasında kalan sahil şeridinde mal kayıpları meydana geldi.

2000-2001 arasında yaşanan kuraklığa çare bulabilmek amacıyla Rus firmaları tarafından bahar aylarında teklif edilen suni yağmur denemelerini DSİ Genel Müdürlüğü kabul etmeyince, aynı firmalar Suriye ile anlaşmış, sonuçta felaket yaşanmış can ve mal kayıpları meydana gelmiştir.
2002 yılı ABD-Irak Savaşı esnasında ABD kuvvetleri birliklerini kamufle etmek amacıyla Suriye ve Necef çöllerinde suni kum fırtınaları yaratmış, Ukrayna üzerinde hava modifikasyonu uygulamıştır. Nisan ayı başında aşırı sıcaklık yükselmesi sonucunda şiddetli kar erimeleri meydana gelerek sel felaketleri yaşanmış, can ve mal kayıpları meydana gelmiştir.

2004 Atina Olimpiyatları’nı sekteye uğratmamak için Atina’yı etkileyebilecek yağmur bulutlan Romanya ve Bulgaristan üzerinde modifiye edilmiş, yönü değiştirilerek İstanbul Alibeyköy’ün sular altında kalınanıma neden olunmuştur.”

http://www.haberpan.com/
*******

“ABD ile Rusya arasmda müthiş bir teknoloji savaşı var”
ABD’de yaşanan kasırgaların yapay olduğunu söyleyebilmek için delillere ihtiyaç var. Elbette Amerikalıların bu kasırgalara Rus isimleri vermesi bir anlam ifade etmektedir. Bu da ‘Sizden şüpheleniyoruz’ demektir. Doğrusu Amerikalılar, Rusların 1970’lerde bu tür silahları geliştirdiklerini düşündüler. Bununla ilgili en kapsamlı çalışmalar ABD’Iİ nükleer fizikçi ve emekli Albay Thomas Bearden’a aittir. ABD bu şüpheleri yüzünden Rusları, 1976 yılında, ENMOD denilen, “Hava Değişim Tekniklerinin Askeri ya da Düşmanca Kullanımının Yasaklanması Konvansiyonu”nu imza etmeye zorlamıştır. ABD, Rusların mikrodalga silahlarına karşı da HAARP projesini geliştiriyor.
AYDOĞAN VATANDAŞ / HAARP kitabının yazarı

Derleyen: Mehmet Fahri Sertkaya