Etiket arşivi: Doğal Felaketler

İyice sıkıştılar, çılgınlıklar deneyebilirler

Türkiye’nin batı bölgelerine seyreltilmiş nükleer bombalar atılabilir. Hemen çözülüp anlaşılamayacak kadar ileri seviyede uzaylı teknikleriyle/cihazlarıyla çok şiddetli saldırılar da yapılabilir. Elektromanyetik saldırılar ile elektrik santrallerinden devlet kurumlarındaki bilgisayar ve sunucu sistemlerine kadar her şeyin bir anda yakılması ihtimalini yıllardır gözler önüne seriyorum, tedbir alınmasını istiyorum.

Her hangi bir patlama ya da deprem olmadan deniz suları kabartılabilir ve dev dalgalara (tsunami) sebep olunabilir. Sessiz ama çok yıkıcı bir darbe ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu şekilde bir dev dalga tehlikesinin en çok olduğu yerler Antalya, Muğla, Kuşadası körfezi, İzmir, Çanakkale… Bütünüyle Akdeniz ve Ege sahillerinde tedbirli olmakta fayda var. Sebebi hemen anlaşılamayan dev gibi patlamalar muhtelif illerde peş peşe yaşanabilir ve toplamda yüzbinlerce insanın kısa sürede öldüğü o kaos anında, Kraliçe’nin sistemine çalışan kripto/mason vatan hainleri “Çok büyük bir göktaşı düştü ve yerin, yeraltı gazlarının dengesini bozdu. Silsile halinde yeraltı gazlarında patlamaya ve silsile halinde depremlere sebep oluyor” diyebilirler.

Böyle patlamalar olursa, sonrasındaki bir iki hafta boyunca yaşanacak yağışlara maruz kalmamak, yağmurdan bile kaçınmak faydalı olacaktır. Bu şekilde patlamaların yaşanma ihtimali en yüksek olan yerler Kocaeli’den güney batıya doğru olan hat… Kocaeli Yenice’ye çok dikkat edilmeli. İzmit körfezinden, hususiyle Tüpraş’ın olduğu yerden İzmir Tüpraş’a kadar olan hat, patlama, yanma riski en yüksek seviyede olan hat…

Sonraki en riskli hat ise İzmit körfezden aşağıya doğru Bursa, Eskişehir, Afyon, Uşak, Kütahya ve Denizlinin bulunduğu hat… Bu hatta en riskli yerler ise Uşak, Afyon ve Denizli…Kocaeli Yenice üzerine konuşanlar var. Şifreli konuşmaları tam olarak çözemedik. Kocaeli Yenice üzerinden bir şeyler çeviriyorlar ya da çevirmeyi konuşuyorlar. Muğla ve İzmir adliyelerinde Kraliçe’nin sistemine çalışan adli yetkililer var. İlk bakışta adaletin gereği gibi görünen, bu güne kadar başlatmadıkları soruşturmaları başlatıp derhal yargılamaya çevirmek isteyecekler. Bu, art niyetli olacak ve Türkiye’de biz vatanseverlere yanaşan bazı kripto çevreleri sıkıştırmayı hatta oyundan düşürmeyi deneyecekler.

Güney Azerbaycan, Kuzey Irak, Suriye, Kıbrıs, Ege adaları ve kadim toprağımız Yunanistan meselelerinde hiçbir karar değişikliğimiz yok. İngilizlere çalışan hainler vesilesiyle elimizden alınmış kadim topraklarımızı da soydaşlarımızın büyük zulümler altında inlediği diğer Türk diyarlarını da ülkemize hızla dahil edeceğiz. Bu gayretimizin karşısında durmakta ısrar eden Biden ve Kraliçe’ye kadar herkes aslında oyundan düştü bile…

Çok kısa bir süre sonra dünyayı şaşkına çeviren denge değişiklikleri bütün dünyanın açıkça konuştuğu gerçekler haline gelecek. Dünyayı tehdit eden kuraklık, kıtlık, enerji/ısınma sorunlarına karşı çok farklı farklı projelerimiz var ama öncelikle dünya insanlığının da tarafını seçmesi lazım. Ankebut Ağının karşısında durması, iyiliğin, iyi insanların yanında durmaları lazım.

Önümüzdeki süreçte çöllerin petrollerinden ziyade kumları daha değerli olabilir. İstanbul’un ve İstanbulla birlikte hareket edenlerin kazanacağını çok tekrarla söyledim. Dünyalı ya da uzaylı teknikleri ile bu şehir alt üst edilirse bile bilinsin ki ölmeyeceğim, bu şehri de ülkeyi de gerekirse tekrar tekrar ayağa kaldıracağım. Bu şehir ya da bu ülke yıkılabilir diye, atmam gereken adımları atmaktan geri durmayacağım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

‘Küresel ısınma yalan!’


13.11.2007 tarihinde, içimizdeki İsrail’in kurumsal gazetelerinden biri olan Hürriyet’in de yayınladığı şu haberi kaçınız gördünüz ve sonrasında neler oldu? Bu iddia ne kadar tartışıldı ve benzeri iddialar Ankebut Ağının dünya genelinde kontrolünde tuttuğu basın ve medya kuruluşlarında ne kadar yer buldu?

Haberin kaynağı şurada (https://www.hurriyet.com.tr/dunya/kuresel-isinma-yalan-7674015) ve bakarsınız. John Coleman’ın söylediklerine, detay kısımları haricinde katılıyoruz. Genel olarak bakıldığında doğruları söyledi ve biz de bunca yıldır bu gerçekleri anlatmaya çabalıyoruz. Dünyanın tabii nizamının (doğal dengesinin) bozulmaya başladığı tartışılamaz bir gerçek. Lakin, John Coleman’ın da dediği ve tartışılmaz kesinlikte gerçek olan husus şudur: “Küresel ısınma dedikleri şeye insanların yol açtığı da büyük bir aldatmacadır.”

Coleman “Birkaç bilim adamı, politik hedeflerini gerçekleştirebilmek için, iklim verilerini taraflı şekilde yorumlayarak, böyle bir fenomen olduğunu ileri sürdü.” demişti ama meselenin arka planı aynı dik duruşla dünya insanlığına söylenmemişti.

Onlar sadece “birkaç bilim adamı” değiller. Son zamanlarda başımıza bela olan Korona dahil bazı bulaşıcı virüsleri, üzerinde hayat olan başka dünyaların dünyamızda bulunan adamları çıkartıp yaydılar.

Hep anlattığım gibi, dünyanın önde gelen devletlerinin idari kadroları arasına, bilim adamlarının ve kanaat önderlerinin, dini liderlerinin arasına sızdılar. Bizden on binlerce sene ileri bilim ve teknolojileri sayesinde ürettikleri biyonik robotlarla dünyamızdaki pek çok kritik ismin yerlerine geçtiler. Pek çok yalan gibi “küresel ısınma” yalanını da onlar yaydılar.

Çünkü…

  • Yağışların giderek daha da azalması ve içilebilir su kaynaklarının hızla yok olması…
  • Dünyanın büyük bir kararlılık ve hızla kuraklaşıyor olması…
  • Durmak bilmeyen depremler, bitmeyen fırtınalar, kasırgalar ve türlü afetler…
  • Uyuşturucu türlerinin kullanılmasının hızla artırılması, ayrıca gıda ve tıp/ilaç sektöründeki oyunlar…
  • Ahlakın, namusun, aile kurumunun yok edilmesi için oynanan oyunlar ve evlenmemiş, çocuk sahibi olmamış insanların sayısındaki artış…

ve daha saymakla çok vakit kaybedilecek hususlar/sorunlar/belalar aslında kasten sebep olunan şeyler. Bunlar, dünyadaki hayatın sanki kendi kendine yok oluyormuş görüntüsüyle hızlıca yok olması maksadıyla uygulanan büyük bir planın kısımları ve safhaları…

İşte bu kadar büyük ve köklü planlarını bozan operasyonumuzun adı da “Ankebut Operasyonu” ve bu operasyonumuzda aslında çökertmek istediğimiz taraf Yahudiler/Masonlar/Satanistler değil, dünyaya düşman olan ve içimize sızan uzaylı türler…

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir kez daha ikaz ediyorum:

Büyük şehirlerimiz, çok şiddetli ve uzun süren fırtınalara, çok büyük sellere ve çok şiddetli ve art arda gelen depremlere, çok büyük tedbirlerle ve eğitimlerle hazırlanmalı.

Devlet gücüyle sahada gereken bütün tedbirler alınırken bir yandan da bakanlıkların gücüyle her seviyeden insan tarafından hemen çok kolayca anlaşılan ve çok iyi öğreten/eğiten kısa kısa videolar hazırlanmalıdır. Bunlar “kamu spotu” imkanıyla her fırsatta milletimizin önüne çıkartılmalıdır. Fırtına, hortum, sel felaketi, toprak kayması ve depremler yaşanırken bütün vatandaşlarımız neler yapması gerektiğini bilmelidir. Bunlar yaşanmadan önce de nelere dikkat edileceği ve nasıl şahsi tedbirler de alınacağı öğretilmelidir.

İlgili bakanlıklar hala konunun ciddiyetini göz ardı ederek bu tedbirleri almaktan geri dururlarsa bilinsin ki beklenen büyük felaketler/acılar yaşandığında bu iktidar hemen yıkılır ama seçilmişlerin haricinde atanmış devlet yetkilileri de yargılanırlar. Atanmışlar da sorumluluk/görev bilinciyle, kanunlara uyarak derhal ellerinden gelen her şeyi yapmalılar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Neden böyle bir sistemi görmezden gelirler?

Ben söylüyorum, bunun hesabı çok ağır olacak. İkazlarımı dinleyenler kazanacak, dinlemeyenler de bu depremden sonra varlıkta kalamayacak.

Türkiye’nin böyle bir sistemi varken, bu sistem kullanılacak. Kullandırmayanların hesabı çok ağır olacak. Kanunda idam cezası olmasa bile milletin tamamının fikir birliğiyle bunların meydan yerde asılacaklarına eminim. Hem de bütün ekip asılacaktır.

Dünyanın önde gelen devletlerinin çoğunda yokken Türkiye’de bu sistem vardı. Neden kullanılmadı, neden kullanılmıyor?

Ben kaç aydır ikazlar yapıyorum, devlet gücüyle tedbirler alınmasını istiyorum, nerede devleti yönetenler, neden böyle bir sistemi görmezden gelirler?

Mehmet Fahri Sertkaya

Memleketi saran fırtına…

Bundan 6-7 ay önce, cezaevinde iken ben de bir rüya görmüştüm.

Kapalı bir mekandayım. Sanki büyük bir fabrikanın çok büyük, tek katlı ve ortasında kolonlar olmayan kısmı kullanım dışı bırakılmış da ben oradayım. Hangar gibi desem değil, daha da büyük bir yer. Ben onun orta kısmında yan duvarlardan birinin dibinde ve dışarı dönük olarak bakıyorum.

Ortam karanlık ve tam bir felaket karanlığı, fırtına karanlığı gibi. Elektrik, aydınlatma falan yok. Önümdeki duvaraya bakıyorum ki sağ yanımda bir kapı var. Kapı ahşap değil, Büyük bölümü camdan oluşan, zayıf ve doğrama bir kapı. Sola doğru bakıyorum ki kapının bana göre solunda bir cam çerçeve var. Bu, mağazaların büyük, tek parça, ortakayıtsız vitrin camları gibi.

Ben kendimi şu şekilde görüyorum. Sağ elimi kapının arkasına destek olarak bastırıyorum. Sol elimi de soldaki çok büyük camın arkasına destek olarak bastırıyorum. Tam o anda dışarda çok ama çok şiddeti bir fırtına çıkmış olduğunu anlıyorum.


Ben içeride olduğum ve dışarı çıkmadığım halde rüyada fırtınanın şiddetini anlıyorum, içimde hissediyorum. “Ne kadar da şiddetli. Şimdi bütün Türkiye’yi mahvedecek” diyorum.

Sonra kapı dar olduğu için olsa gerek onu tutabiliyorum ve dışarıdan içeri gelen fırtına baskısı kapıya zarar vermiyor. Lakin aynı anlarda o vitrin camı büyük baskı altında kalıyor ve içe doğru göbek yapıyor. Normalde cam kırılır ama kırılmayıp içe doğru eğriliyor. Ve camın sağ yanında, camla oturduğu çerçeve arasında üç karışlık bir açıklık oluyor. Göbek yaptığı halde aynı açıklık solunda olmuyor. Ben, “Bir keramet var galiba. Normalde bu açıklıktan fırtınanın içeri sızması lazım ama sızmıyor” diye düşünüyorum.

O anda arkama bakıyorum ki 8-10 yaşlarında 8-10 çocuk var. Yüzleri gösterilmeyen çocukların bazısı erkek çocuğu, bazısı kız çocukları.

Ve sonra bir anda sahne değişiyor, ben kendimi Amerikan cipleri gibi çok geniş bir lüks cipin içinde görüyorum. Yoldayım ve fırtınanın esip geldiği yöne doğru yol alıyorum. Bir fark ediyorum ki sanki yaz günü, tertemiz havada yol alıyormuş gibiyim. Ne sarsıntı duyuyorum, ne gürültü duyuyorum ne de arabanın sallandığını ve zorlandığını görüyorum. Çok güzel ve sorunsuz bir şekilde yoluma devam ederken arkama dönüp bakıyorum ki çocuklar da arka koltuklardalar.

Yola devam ediyorum. Bir yere geliyorum ve oranın fırtınanın başladığı yer olduğunu biliyorum. Fırtınanın başladığı yerin de arkasına geçtiğimi, fırtınayı arkamda bıraktığımı anlıyorum. Bir bakıyorum ki orada askerler ve birkaç askeri araç var. Araçlarından inmişler, ayakta bekliyorlar. Onların, yabancı bir ülkenin askerleri olduğunu anlıyorum. Arabadan iniyorum. Çocuklar da iniyorlar. Yabancı askerlerle biraz konuşuyorum ve sonra onlar yanımdaki çocuklara İngilizce konuşmaya başlıyorlar. “Bu çocuklar İngilizce bilmezler. Sizi anlamıyorlar. Türkçe konuşun” diyorum ve uyanıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya

Rüya Tabirleri-Belalar, harp, zor günler…

Hayırlı sabahlar hocam. Bir rüya gordüm sıkıntılı uyandım. Net ve etkisinde kaldığım için size yazıyorum vaktiniz olursa bilgilendirir isiniz. “Sabahın aydınlanmaya basladıgı saat oluyor aynı zanmda kar yagıyor hafif, buyuk kızım dısarı çıkıyor karla oynamak için. oynarken kar fazlaşıyor ve karın yagmasın dolayı hafif karanlıklasıyor biraz oyna iceri gel diyorum tamam anne diyor. sonra bir siyah köpek beliriyor camdan içeri girecekken camı kapatıyorum . Kızım dısarda diyorum arkadan anne ben girdim içeri diyor. Sonra o kpek tinerci Çocuk oluyor sanırım ve evimin etrafında 7-8 tinerci Çocuk oluyor ve evin alt kat, camdan iceri bakmaya ve cama zarar vermeye calıyorlar camdan bakmaya calısan cocuga 155 yazıyorum hafif buzlu cama (polisi ariyorum demek isteyerek) . Esim evde yok napıcam diyorum. Polisi arıyorum düşmüyor hat. Dışarı çıkıp kapının onundeki 2tane polisin birine cocukları göstererek bize zarar vermeye calısdıklarını soyluyorm ve içeri girerken şu dusuncede oluyorum 2 polisin bu cocuklara müdahale etmeyip yani korkup bişey yapmadan gideceyini ve biran önce eve girip perdeleri herseyi kapatıp karşı odada otururuz diyorum”

✒️ Dünyanın aydınlanma vakti geldi.

Bu Türkiye’den başlıyor. Kar, bela ve musibet demek. Sonu iyi olacak ve sonunda aydınlanmaya, hidayetlere, manevi istikamete sebep olacak büyük felaketler art arda gelmeye devam ediyor. Zaman geçtikçe, millet bunlar geçecek derken bir süre sonra felaketler şiddetleniyor. Köpek, düşman demek. Belki de ülke sınırlarımıza girmeyecek olsalar bile galiba bizim askerimiz başka ülkelerde savaşa giriyor. Sokak köpekleri de tinerciler de istenmeyen şeyler ve bunlar düşman askerlerini temsil ediyor. Sizin ev bu rüyada devletimizi/vatanımızı temsil ediyor. Camdan içeri girememeleri de sınırlarımızdan içeri girememeleri olsa gerek. Eşinizin evde olmaması ve sahipsiz kalmanız, devletin başındakilerin yok hükmünde olduğuna, tesirsiz kaldıklarına ve devlet gücünü doğru kullanamayacaklarına işaret. Zaten polisi arayınca düşmemesi de milletin devlete sığınınca gerekli devlet gücünü bulamaması olsa gerek. Polislerin korkup müdahale etmemesi de bu anlama geliyor. Millet kendi başının çaresine bakmak zorunda kalacak. Bir an önce eve gidip perdeleri kapatıp bir şey yapamadan oturmak da bu anlama geliyor.

✒️ Ayrıca devleti ve milleti temsilen gördüğünüz bu rüyada, size, ailenize dair işaretler de var. Yaşanacak o çok sıkıntılı zamanlarda aile fertlerinizden az ya da çok zarar görecekler olacak.

Cemaatten ayrılmayın. Bir başınıza kalmayın. Birliği beraberliği terk etmeyin. Vazifeyi ve hatimleri asla terk etmeyin. Cemaat içindeki samimiyetsizlere takılmayın, muhterem büyüğümüzün talimatlarından ayrılmayın. Sadakalar verin ki belaları def eder. Hiç bir şey yapamazsanız sokak hayvanlarını, kuşları besleyin. Konu komşudan hala insan kalmış olanlara destek olun, yardımlaşın. Günahlardan uzak durmak hususunda daha gayretli olun. Şu zorlu süreç geçene kadar maneviyatınızı yüksek tutun, nafile ibadetler yapın, zikir çekin, dualar edin, Kur’an okuyun, iyiliği nasihat edip kötülükten men edin, söz dinlemeyenlerden yüz çevirin, musibet anlarında okunacak duaları da okuyun. Televizyondan mümkün olduğunca uzak durun. Gökten taş bile yağsa hakiki evlatlara bir şey olmaz, endişe etmeyin. Müslümanın başına her ne gelirse hayrına olur.

Mehmet Fahri Sertkaya

Türkiye’nin önünde 2022’nin son aylarına kadar kıtlık var

Erdoğan son günlerde yazdığım rüyalarımın tabirlerini yaptırdı. Zaten kıtlık olacağını öngörüyorlardı ama rüya tabirlerinden sonra buna emin oldu. Yıllardır “Belalar, musibetler üst üste gelecek. Arz temizlenecek” dediğimi ve alakalı yüzlerce yazımı da biliyorlar. Bu gün çıkıp konuşup da insanların şuuraltını buna hazırlamak istedi. Türkiye’nin önünde 2022’nin son aylarına kadar kıtlık var. Bu, dünyanın pek çok ülkesi ve milleti için de bu şekilde olacak. Sayın Putin de paylaşımlarımdan sonra kıtlığa karşı nasıl tedbirler alacaklarına dair çalışmaları başlattı. Sadece Türkiye’de çok yaklaşık tahminle 2-4 milyon arası insan Corona’dan ölecektir. Diğer bela ve musibetlerle birlikte sayı kaç olur, Allah bilir. Kesin bildiğimiz şu ki Allah’ın arzında (Yeryüzünde) hiçbir millet Allahsızca ve ahlaksızca yaşayamadı. Kur’an-ı Kerim’in üçte ikisi kavimlerin helakını anlatıyor ve ben MFS on yıldır gür sesle bu gidişle bu belaların başımıza geleceğini bağırıyorum. Çok yazık…

Mehmet Fahri Sertkaya