Etiket arşivi: Fırtına

Bir kez daha ikaz ediyorum:

Büyük şehirlerimiz, çok şiddetli ve uzun süren fırtınalara, çok büyük sellere ve çok şiddetli ve art arda gelen depremlere, çok büyük tedbirlerle ve eğitimlerle hazırlanmalı.

Devlet gücüyle sahada gereken bütün tedbirler alınırken bir yandan da bakanlıkların gücüyle her seviyeden insan tarafından hemen çok kolayca anlaşılan ve çok iyi öğreten/eğiten kısa kısa videolar hazırlanmalıdır. Bunlar “kamu spotu” imkanıyla her fırsatta milletimizin önüne çıkartılmalıdır. Fırtına, hortum, sel felaketi, toprak kayması ve depremler yaşanırken bütün vatandaşlarımız neler yapması gerektiğini bilmelidir. Bunlar yaşanmadan önce de nelere dikkat edileceği ve nasıl şahsi tedbirler de alınacağı öğretilmelidir.

İlgili bakanlıklar hala konunun ciddiyetini göz ardı ederek bu tedbirleri almaktan geri dururlarsa bilinsin ki beklenen büyük felaketler/acılar yaşandığında bu iktidar hemen yıkılır ama seçilmişlerin haricinde atanmış devlet yetkilileri de yargılanırlar. Atanmışlar da sorumluluk/görev bilinciyle, kanunlara uyarak derhal ellerinden gelen her şeyi yapmalılar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Memleketi saran fırtına…

Bundan 6-7 ay önce, cezaevinde iken ben de bir rüya görmüştüm.

Kapalı bir mekandayım. Sanki büyük bir fabrikanın çok büyük, tek katlı ve ortasında kolonlar olmayan kısmı kullanım dışı bırakılmış da ben oradayım. Hangar gibi desem değil, daha da büyük bir yer. Ben onun orta kısmında yan duvarlardan birinin dibinde ve dışarı dönük olarak bakıyorum.

Ortam karanlık ve tam bir felaket karanlığı, fırtına karanlığı gibi. Elektrik, aydınlatma falan yok. Önümdeki duvaraya bakıyorum ki sağ yanımda bir kapı var. Kapı ahşap değil, Büyük bölümü camdan oluşan, zayıf ve doğrama bir kapı. Sola doğru bakıyorum ki kapının bana göre solunda bir cam çerçeve var. Bu, mağazaların büyük, tek parça, ortakayıtsız vitrin camları gibi.

Ben kendimi şu şekilde görüyorum. Sağ elimi kapının arkasına destek olarak bastırıyorum. Sol elimi de soldaki çok büyük camın arkasına destek olarak bastırıyorum. Tam o anda dışarda çok ama çok şiddeti bir fırtına çıkmış olduğunu anlıyorum.


Ben içeride olduğum ve dışarı çıkmadığım halde rüyada fırtınanın şiddetini anlıyorum, içimde hissediyorum. “Ne kadar da şiddetli. Şimdi bütün Türkiye’yi mahvedecek” diyorum.

Sonra kapı dar olduğu için olsa gerek onu tutabiliyorum ve dışarıdan içeri gelen fırtına baskısı kapıya zarar vermiyor. Lakin aynı anlarda o vitrin camı büyük baskı altında kalıyor ve içe doğru göbek yapıyor. Normalde cam kırılır ama kırılmayıp içe doğru eğriliyor. Ve camın sağ yanında, camla oturduğu çerçeve arasında üç karışlık bir açıklık oluyor. Göbek yaptığı halde aynı açıklık solunda olmuyor. Ben, “Bir keramet var galiba. Normalde bu açıklıktan fırtınanın içeri sızması lazım ama sızmıyor” diye düşünüyorum.

O anda arkama bakıyorum ki 8-10 yaşlarında 8-10 çocuk var. Yüzleri gösterilmeyen çocukların bazısı erkek çocuğu, bazısı kız çocukları.

Ve sonra bir anda sahne değişiyor, ben kendimi Amerikan cipleri gibi çok geniş bir lüks cipin içinde görüyorum. Yoldayım ve fırtınanın esip geldiği yöne doğru yol alıyorum. Bir fark ediyorum ki sanki yaz günü, tertemiz havada yol alıyormuş gibiyim. Ne sarsıntı duyuyorum, ne gürültü duyuyorum ne de arabanın sallandığını ve zorlandığını görüyorum. Çok güzel ve sorunsuz bir şekilde yoluma devam ederken arkama dönüp bakıyorum ki çocuklar da arka koltuklardalar.

Yola devam ediyorum. Bir yere geliyorum ve oranın fırtınanın başladığı yer olduğunu biliyorum. Fırtınanın başladığı yerin de arkasına geçtiğimi, fırtınayı arkamda bıraktığımı anlıyorum. Bir bakıyorum ki orada askerler ve birkaç askeri araç var. Araçlarından inmişler, ayakta bekliyorlar. Onların, yabancı bir ülkenin askerleri olduğunu anlıyorum. Arabadan iniyorum. Çocuklar da iniyorlar. Yabancı askerlerle biraz konuşuyorum ve sonra onlar yanımdaki çocuklara İngilizce konuşmaya başlıyorlar. “Bu çocuklar İngilizce bilmezler. Sizi anlamıyorlar. Türkçe konuşun” diyorum ve uyanıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya

Rüya Tabirleri-Belalar, harp, zor günler…

Hayırlı sabahlar hocam. Bir rüya gordüm sıkıntılı uyandım. Net ve etkisinde kaldığım için size yazıyorum vaktiniz olursa bilgilendirir isiniz. “Sabahın aydınlanmaya basladıgı saat oluyor aynı zanmda kar yagıyor hafif, buyuk kızım dısarı çıkıyor karla oynamak için. oynarken kar fazlaşıyor ve karın yagmasın dolayı hafif karanlıklasıyor biraz oyna iceri gel diyorum tamam anne diyor. sonra bir siyah köpek beliriyor camdan içeri girecekken camı kapatıyorum . Kızım dısarda diyorum arkadan anne ben girdim içeri diyor. Sonra o kpek tinerci Çocuk oluyor sanırım ve evimin etrafında 7-8 tinerci Çocuk oluyor ve evin alt kat, camdan iceri bakmaya ve cama zarar vermeye calıyorlar camdan bakmaya calısan cocuga 155 yazıyorum hafif buzlu cama (polisi ariyorum demek isteyerek) . Esim evde yok napıcam diyorum. Polisi arıyorum düşmüyor hat. Dışarı çıkıp kapının onundeki 2tane polisin birine cocukları göstererek bize zarar vermeye calısdıklarını soyluyorm ve içeri girerken şu dusuncede oluyorum 2 polisin bu cocuklara müdahale etmeyip yani korkup bişey yapmadan gideceyini ve biran önce eve girip perdeleri herseyi kapatıp karşı odada otururuz diyorum”

✒️ Dünyanın aydınlanma vakti geldi.

Bu Türkiye’den başlıyor. Kar, bela ve musibet demek. Sonu iyi olacak ve sonunda aydınlanmaya, hidayetlere, manevi istikamete sebep olacak büyük felaketler art arda gelmeye devam ediyor. Zaman geçtikçe, millet bunlar geçecek derken bir süre sonra felaketler şiddetleniyor. Köpek, düşman demek. Belki de ülke sınırlarımıza girmeyecek olsalar bile galiba bizim askerimiz başka ülkelerde savaşa giriyor. Sokak köpekleri de tinerciler de istenmeyen şeyler ve bunlar düşman askerlerini temsil ediyor. Sizin ev bu rüyada devletimizi/vatanımızı temsil ediyor. Camdan içeri girememeleri de sınırlarımızdan içeri girememeleri olsa gerek. Eşinizin evde olmaması ve sahipsiz kalmanız, devletin başındakilerin yok hükmünde olduğuna, tesirsiz kaldıklarına ve devlet gücünü doğru kullanamayacaklarına işaret. Zaten polisi arayınca düşmemesi de milletin devlete sığınınca gerekli devlet gücünü bulamaması olsa gerek. Polislerin korkup müdahale etmemesi de bu anlama geliyor. Millet kendi başının çaresine bakmak zorunda kalacak. Bir an önce eve gidip perdeleri kapatıp bir şey yapamadan oturmak da bu anlama geliyor.

✒️ Ayrıca devleti ve milleti temsilen gördüğünüz bu rüyada, size, ailenize dair işaretler de var. Yaşanacak o çok sıkıntılı zamanlarda aile fertlerinizden az ya da çok zarar görecekler olacak.

Cemaatten ayrılmayın. Bir başınıza kalmayın. Birliği beraberliği terk etmeyin. Vazifeyi ve hatimleri asla terk etmeyin. Cemaat içindeki samimiyetsizlere takılmayın, muhterem büyüğümüzün talimatlarından ayrılmayın. Sadakalar verin ki belaları def eder. Hiç bir şey yapamazsanız sokak hayvanlarını, kuşları besleyin. Konu komşudan hala insan kalmış olanlara destek olun, yardımlaşın. Günahlardan uzak durmak hususunda daha gayretli olun. Şu zorlu süreç geçene kadar maneviyatınızı yüksek tutun, nafile ibadetler yapın, zikir çekin, dualar edin, Kur’an okuyun, iyiliği nasihat edip kötülükten men edin, söz dinlemeyenlerden yüz çevirin, musibet anlarında okunacak duaları da okuyun. Televizyondan mümkün olduğunca uzak durun. Gökten taş bile yağsa hakiki evlatlara bir şey olmaz, endişe etmeyin. Müslümanın başına her ne gelirse hayrına olur.

Mehmet Fahri Sertkaya