Etiket arşivi: Küresel Isınma Yalanı

Dünyamızda küresel ısınma ya da iklim değişikliği sorunları yok, uzaylı saldırıları var.

Bunca zamandır yazdıklarımı bilenler, bilirler. Dünyanın başında bir iklim değişikliği ve küresel ısınma sorunu yok. Bunlar hep kocaman yalanlar. Artık dağ başındaki çobanlar bile duyup öğrendiler ki dünyamızda elektromanyetik silahlarla iklim kontrolü, iklim saldırıları yapılıyor. Karadan karaya ve uzaydan karaya doğru yapılan elektromanyetik ve türlü enerji saldırıları neticesinde, dünyamızın pek çok bölgesinde eş zamanlı olarak benzer sorunlar yaşanması sağlanıyor.

Bu teknolojiler kullanılarak suni depremler, suni ve aşırı yağışlar, suni hortumlar, fırtınalar ve kasırgalar yapılabiliyor. Bu tekniklerle/saldırılarla, ekinlerin hasat zamanı yaklaştığında hasat edilmeden ve gözle görülemeyen sinyaller kullanılarak yakılması sağlanabiliyor. Ekinler, kasten kurutulabiliyor. Yağışlara mani olunabiliyor. Hedef bölgedeki nem oranı oynanabiliyor. Dahası da var ki hedef bölgede ziraate müsait olan topraklar kuraklaştırılabiliyor. Toprak da bir nevi yakılabiliyor.

Bunu ötesinde, bu dünyamızda barajlar su tutmaz hale getirilebiliyor. Barajların zeminlerinde, yerin dibine doğru giden ve suları hep çeken delikler görülebiliyor. Suyun nereye akıp gittiği bulunamıyor. Baraj bölgelerinde sık sık UFO hadiseleri görülüyor ve bazı vakalar görüntüye alınıyor. Denizlerimize kadar yüksek teknolojiyle saldırılar yapılıyor da denizlerde oksijen oranı düşürülebiliyor. Neticesi olarak balıklar ve türlü deniz canlıları topluca yok oluşa sürükleniyor ve müsilaj dahil, türlü sorunlar yaşanıyor.

Dünyanın bu hale gelmesine sebep olanların başında, dünyamıza ve dünya insanlığına düşman olan uzaylı türler geliyor. Sonra, bunların da içlerine sızdıkları Ankebut Ağı geliyor. Sönmüş haldeki yanardağların bile yüksek teknolojiyle faaliyete geçirildiği şu dünyada, biyonik Joe Biden çıkıp böyle çok sarsıcı bir açıklama yapıyor. Beraberce aldıkları kararlar doğrultusunda bunu yapıyor.

Dünya insanlığının zan ettiğinin aksine, G20 zirvesinde çok fazla dünya insanı lider yoktu. Bunlar, zan edilenin aksine dünyanın ve insanlığın iyiliği için konuşup kararlar da almadılar.

Uzaylı türler, dünya genelinde çok büyük oranda ifşa oldular, çok büyük oranda kara paralar kaybettiler, sistemleri çok büyük darbeler aldı ve almaya devam ediyor, topyekun bir hezimete doğru gittiklerinin farkındalar ve bu gidişi, dünyamızı felaketten felakete sürükleyerek durdurabileceklerine kani oldular. G20’de de bunun kararlarını da aldılar. Zaten bu kapsamda davranarak Türk/İslam düşmanı ve terörist sözde elçilerini geri çekmeme, mücadeleyi tercih etme kararı aldılar.

Daha önce uzunca anlatmıştım. Yüksek teknoloji kullanarak, dünyanın kutup bölgelerinde kasten buzullaşmaya sebep oldular ve oluyorlar. Eskiden oralar o derece buzul değildi ve cıvıl cıvıl hayat vardı. Dünyanın bazı yerlerini buzul halde, bazı yerlerini de çölleşmiş halde kasten tutuyorlar. Bu kurulu düzenleri bozulmasın diye de binlerce senedir dünya insanlığına türlü masallar anlatıyorlar.

Aslında iklim değişikliği, küresel ısınma gibi yalanların arka planında kullandıkları iklim silahlarıyla ve sık sık laboratuvarda ürettikleri virüslerle, onlara çare imiş gibi görünen sözde aşılarla, gıdalar üzerinde yaptıkları oynamalarla, arıların sayılarını azaltarak yaptıkları saldırılarla ya da benzeri türlü yollar dünya insanlığını çökertmek ve uzun vadede yok etmek istiyorlar.

Şimdi, bütün dünya bu oyunları da çoktan duydu, anladı, öğrendi ve şaşırdı. Çanlar, uzaylı türler için çalıyor. Zaman onların aleyhine işliyor. G20, bu krizden nasıl çıkabileceklerini, kontrollerinde olan dünya devletleri/teşkilatları sahasında da netleştirmek, belirlemek ve yönlendirmek için yapıldı.

Suni müdahaleler olmadıkça, mevcut şartlarda dünyanın bu kadar hızla ısınması, kuraklaşması, kirlenmesi ve düzeninin bozulması ihtimali yok. Kutuplardaki buzullar eriyince bile iddia ettikleri gibi sorunlar yaşanmayacak. Dünyanın çölleşmiş yerlerini yeşillendirmek, susuz kalmış bölgelerine su bulmak da anlattıkları kadar zor ya da imkansız bir iş değil.

Şu günümüzde, şu dünyamızda mevcut bulunan teknolojilerle, çok kolay bir şekilde su elde edilebilir. Dünyanın dört bir yanında “Nem alma cihazı” diye satılan cihazların sanayi tipi ve çok büyük boylarda olanları yapılsa, bunlar, eski de olsa büyük gemilerin güvertelerine takılsa, bir gün içinde binlerce ton içilebilir/temiz suyu denizden elde ederler. Bu gemilerden onlarca hatta yüzlerce yapmak ise imkansız değil.

Bu türlü gemilerin güvertelerine bir adet rüzgar türbini takılsa, bu cihazların elektrik ihtiyacını kesintisiz ve sorunsuz olarak karşılarlar. Günümüzde rüzgar türbinlerinin de çok yaygınlaşıp ucuzladığını ve artık çok özel ve pahalı bir teknoloji görülmediğini göz önünde bulundurmak lazım. Güneşin ve denizin olduğu her yerde ya da güneşin ve rüzgarın olduğu her yerde kolayca temiz su elde edilebilir. Bunun için, devletlerin milyarlarca dolar masraf/yatırım yapması ve on binlerce kişi çalıştırması da gerekmez. Koca gemiler, sabah boş şekilde biraz açığa giderler de 24 saat sonra on binlerce ton su ile dönerler. Rüzgar türbini kullanmak istemeyenler, güneş panelleri de kullanabilirler. Gemi kullanmak istemeyenler, sıfırdan ve büyükçe bir platform da yapabilirler. Bu, güneş panelleri için daha uygun olur ve hem de gölge yapar. Denizin güneş ışınlarıyla buluştuğu yerler, havadaki nemin çok yüksek olduğu yerlerdir. Bu cihazlar da çok basit bir mantıkla çalışırlar. Nemli havayı içlerine çekerler, ayrıca kendileri de ısıtırlar, ısınmış havayı aniden soğuk plakalara çarptırırlar. Hepsi bu… Plakalarda oluşan damlacıklar sonra depolara akar giderler.

İhtiyaç olanlar

  • Deniz
  • Nem alma cihazı denilen tarzda cihazlar
  • Güneş paneli ya da rüzgar türbini sayesinde elde edilecek enerji
  • Büyükçe su depoları bulunan gemi ya da platform

Havanın nemini alıp içilebilir suya çeviren bu cihazları, küçücük dükkanında motosiklet tamiri yapan birine tarif etseniz, çalışma mantığını yarım saatte izah edip eline de gerekli malzemeleri verseniz, size birkaç saat içinde yapabilir. Oyuncak yapmak kadar kolay bir iştir. Koca koca devletler, bunu mühendislerine, en ala şekilde ve çok düşük maliyetlere yaptırabilirler. Ayrıca bu cihazlar, kolay kolay arıza yapmazlar. Hiç durdurulmadan aylarca sorunsuz çalışabilirler. Bu kadarını bile yapamayacak olanlar, nem alma cihazlarının fabrikalar için yapılmış olan modellerinden yüzlerce, binlerce satın alarak bir araya bağlayabilirler. Bunlar, onlarca sene boyunca sorunsuz çalışabilirler. Seneler sonra bakıldığında, cihazlara toptan verilen para, elde edilen faydanın yanında hiç kalır.

Ayrıca, denize sınırı olup da su sorunu çeken dünya ülkeleri, sahil kısımlarına, deniz dalgalarının hareketlerinden elektrik enerjisi üretebilecekleri sistemleri kolayca kurabilirler. Bu, zan edildiği gibi aşırı ileri seviye ve beyin yakan bir sistem/teknoloji değildir. Bunu yaptıktan sonra, hiç gemi ya da platform kullanmadan, sahil şeridindeki nemli havayı, karadaki tesislerin içindeki cihazlara çekerek de durmaksızın temiz su elde edebilirler.

Bu teknikle elde edilen su, saf sudur, tertemizdir. Çünkü, cihaza çekilirken hava, filtreden geçirilir. Havadaki toz ve diğer yabancı maddeler filtrede takılıp kalırlar. Böyle temiz hava ısıtılıp bir anda soğuk panele çarptırılınca, orada oluşan suda hiç bir yabancı madde olamaz.

İçtiğimiz sularda aslında bazı mineraller bulunur ve bunlar vücuda lazım olan şeylerdir. Bu üretilen saf su, o kadar saftır ki mineraller bulunmaz ve bu bir sorundur. Bu sorunu aşmak da anlatıldığı kadar zor ve maliyetli bir iş değildir. Lazım olan şey sadece toz karbonattır. Toz karbonat, elde edilmiş saf suya, ne az ne çok, tam miktarında katılırsa, ihtiyaç duyulan mineralleri de almış olur. Bu şekilde üretilen su, doğal maden sularının kalitesine yaklaşmış olur. Bu suyu sürekli içenler, bazı rahatsızlıklarının iyileşmeye başladığını görürler.

Hülasa, dünyada yaşananlar, başlarına biyonik robotlarla geçilmiş olan batılı devletlerin iddia ettiği gibi şeyler değildir. Yaşanmakta olan sorunların çözümü de onların anlattığı gibi değildir. Yalanlar yayıyorlar, kabullenişlerimizi yönlendiriyorlar. Bunu yapabilmek için sadece devlet kurumlarımızı değil, üniversiteleri, basın/medyayı hatta sosyal medyayı da yönlendiriyorlar.

Dünyamızda küresel ısınma ya da iklim değişikliği sorunları yok, uzaylı saldırıları var.

Kasıt olmalı

Şu anlattıklarımdan sonra, şu dünyada susuzluk, kuraklık sorunu yaşanamaz. Denizi olmayan şehirlerde de su elde edilir. Sahilde su elde edilir, açık denizlerde su elde edilir, dağların zirvelerinde bol bol su elde edilir ve durmadan aşağıya/şehirlere tertemiz akar. Akış yolu borulardan olmayıp da taş döşeli olursa, o su aşağı akana kadar, ihtiyaç duyulan mineralleri taşlardan alır. İdeal hale gelir.

Çok çok az sayıda insan görevlendirilerek, çok basit projelerle ve düşük maliyetlerle Arap yarımadasının çölleri, Afrikanın çölleri, Amerika kıtasının çölleri, Asyanın çölleri, Avustralyanın çölleri yeşillendirilebilir.

Şayet bu günden sonra da susuzluk sorununa böyle kolayca çare bulunmuyorsa, bilinmeli ki devletlerin başına geçmiş olan biyonik robotlar ve ayrıca insanlık düşmanı satanist yahudi Ankebutçular, bu hayırlı işe kasten mani oluyorlardır.

Şu andan itibaren, dünyadaki tarafların hiçbiri, batılı devletlerin iklim değişikliği, küresel ısınma gibi yalanlarına itibar etmemelidir. G20’de alınan kararların uygulanmasına ve sağda solda çıkıp da sözde dünyanın iyiliği için konuşuyormuş numarası yapan siyasi liderlere, sözde uzmanlara meydan verilmemelidir. Bu, dünya insanlığı için, gezegenimiz için, gelecek nesiller için sergilememiz gereken zaruri bir duruştur.

Temiz su sıkıntısı yaşanan ülkelerde, şehirlerde, çatıya, balkonlara ve bahçelere ufak bir güneş paneli ve yanına yeterli büyüklükte bir nem alma cihazı konsa, kimse yorulmadan ve bedavaya yakın maliyetle ve sürekli olarak içilebilir su elde edilebilir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Grönland Danirmarka’nın değildir, uzaylıların da değildir.

Dünyanın çok değişik yerlerinde eşzamanlı olarak iklimleri değiştiren, hayvan ve bitki türlerini hedef alan, yağışların dengesini bozan ve bu yollarla ekolojik dengeye çok büyük darbeler vurarak büyük bir kuraklık ve kıtlık hakim olması için çırpınan uzaylı güç unsurları var.

Bunlar, yeryüzünde kuraklık ve kıtlık hakim olmasını, dünya insanlarının felaketten felakete sürüklenmesini sağlarken, bir yandan da kendilerinin yoğun olarak bulundukları yerlerde ise aksine müdahaleler yapıyorlar.

Bu yerlerden biri de Grönland…


Grönland’ın bin yıldan fazla bir süredir Avrupayla, en çok da Danimarka ve Norveç’le siyasi ve kültürel olarak ilişkilendirilmesi, büyük bir planın parçasıdır.

Şu anda Danirmarka Krallığına bağlı özerk bir bölge kabul edilen Grönland’ın üzerinde binlerce yıldır çok gizli ve büyük planlar gerçekleştirilmektedir.

Grönlad’da 60 bin kadar insan yaşamaktadır. Bunların Kanada ve Alaska tarafından buraya geçtikleri ya da Moğolistan tarafından geçtikleri kısmı bile tartışmalıdır. Grönland’da İnuitler denilen bu halkın başına gelenler de son derece tartışmaya müsait şeylerdir.

Bu halk kasten ahlaksızlığa, cinsi sapıklığa, alkol bağımlılığına ve intiharlara yönlendirilmekte ve bu yolla oradaki nüfusun artması engellenmektedir. Bu da büyük bir planın bir kısmıdır. İnuitler arasında intihar oranı yüzde on seviyesine kadar çıkmış haldedir. Aile düzeni de kasten bozulmuştur ama sadece bu kadar değil…


Grönland’da şimdiye kadar nüfus çok ama çok daha fazla olmalıydı. Bunun olmaması için oradan toprak sahibi olmanın önü işgalci Danimarka hükumetleri tarafından kapatıldı. Yerli halk bile bu konuda çok sıkıntılar çekiyor.

Bunların haricinde bu bir avuç insanın yiyeceklerine, içeceklerine art niyetli müdahaleler yapılıyor. Gizlice nüfus planlaması da yapılıyor, beden ve ruh sağlığını bozacak müdahaleler de yapılıyor. Grönland’da zaten temiz su bulabilmek büyük bir sorun ve insanlar evlerinin depolarına suyu dışarıdan satın alıyorlar. Su satan firmaların arabaları siparişle suyu getirip evlerin depolarına dolduruyorlar.

Dahası da var ki bu insanlara sürekli büyüler yapılıyor, yetmiyor da medyumlar tarafından metafizik saldırılara maruz bırakılıyorlar ve aralarından intihar edenlerin tamamına yakını aslında kimyevi ve metafizik müdahaleler sonrasında, kendi iradelerini hakim tutamadıkları ve zihin kontrolü altında oldukları anlarda intihar ediyorlar. Evet, bir güç unsuru Grönland’ı sahiplenmiş ve orada her hususun kendi istediği gibi olmasını sağlıyor. Bunun için alakalı pek çok devlette de nüfuzunu kullanıyor. Danimarka ve oradaki Danimarka Kraliyet ailesi ise bu işte paravan olarak kullanılıyor. Daha fazlası değiller…

Bölgede kilometrelerce kalınlıktaki buz tabakalarının altında ama toprağın üstünde bulunan uzaylı üsleri bile var. Bu yerüstü üsleri, yeraltı üslerinden çok çok küçük üsler. Buzullar bu yerüstü üslerini gizlemiş oluyorlar.

Bu uzaylılar, kutup bölgelerinde buzulların erimesini hiç istemiyorlar. Bu nedenle her gün, her saat dünya insanlığına “küresel ısınma” yalanları anlatılmasını sağlıyorlar. Kutup bölgelerine dair siyasi ve coğrafi tartışmaların ve mücadelelerin olmasını da istemiyorlar. Oralarda onları rahat bırakmamızı istiyorlar.

Çok değerli madenlerin bulunduğu anlaşılan Grönland için, hayatın olağan akşına göre şu ana kadar çok büyük siyasi ve askeri mücadelelerin yaşanması beklenirdi ama dünya siyasetine biyonik robotlarla nüfuz eden, etkili ve yetkili onbinlerce dünya insanının yerine biyonik robotlarla geçen bu uzaylı insan türleri, dünya siyasetini de istedikleri gibi yönlendiriyorlar.

Bunca devlet ve bunca millet artık bu saçmalıklara, bu zorlama yorumlara ve bilim dışı iddialara, açıklamalara son vermelidir. Grönland Danimarka’nın işgalinden kurtarılmalıdır. Orada hayatın/insanların büyük bir hızla yayılması sağlanmalıdır. Daha çok buzul tabakasının daha hızlı şekilde erimesi ve bunların okyanusların sularına karışması sağlanmalıdır. Grönland’da toprağı kasten kurak tutan suni müdahaleler durdurulmalıdır. Dünya insanlığına gerçek dünya tarihi, uzaylıların binbir türlü oyunları da dahil edilerek en açık şekilde anlatılmalıdır.

Bu konudan geriye doğru gidilerek Kızılderilileri aslında kimlerin yok ettirdiği hususuna kadar çok büyük tartışma konuları başlatılmalıdır.

Mehmet Fahri Sertkaya

Küresel ısınma yalanının arka planındaki çok sarsıcı gerçekler

Eskiden dünyanın kutupları yemyeşildi. Hayvan ve bitki türleri çok fazlaydı. Çiçekler, arılar, böcekler, kuşlar insanlarla bir arada güzelce yaşarlardı. Sonra dünyamıza uzaylılar tarafından saldırılar yapıldı. Bu saldırılar sırasında, iklim silahları diye de bildiğimiz elektromanyetik silahlarla dünyamızın tabii dengesine şiddetli darbeler vuruldu. Dünyanın tabii manyetik alanına, elektromanyetik alanlarla yapılan bu şiddetli saldırılar, en çok da kutup bölgelerine tesir etti. Neticede kuzey ve güney kutuplarında aşırı soğuklar ve buzullar hakim oldu.

Dünyamızın fabrika ayarlarında, kutup bölgelerinde, günümüzde olduğu gibi sürekli soğuk hava şartları ve buzullar yoktu. Küresel ısınma dedikleri şeyin, uzaylıların dünyamızın tabii dengesine vurduğu darbelerin görünür kısımlarını geçiştirmeye dönük bir söylem/kandırmaca olduğunu daha önce de ifade etmiştim. Küresel ısınma diye bir şey yok, çok ileri teknolojilerle ağır saldırılar var. Halen devam etmekte olan saldırılar… Şimdi daha sarsıcı olanı da yazayım ki buzulların hızla erimesi, iddia edildiği gibi dünyanın felaketi olmayacak. Bu konuda anlatılan bir sürü şey ya aldanış ya da kasıtlı aldatma…

Bir an önce dünyanın kutup bölgelerini de fabrika ayarlarına döndürmeliyiz.

Kutuplardaki buzulların erimesi ile okyanuslardaki su seviyesinde, tehlike oluşturmayacak miktarda yükselme olur. Dünyanın farklı yerlerinde yağışlarda artış olur, bazı yerlerinde iklim değişikleri görülür ama bunlar da felaketlere sebep olmazlar. İlk yıllarda okyanuslardaki tuz oranı da küçük bir değişme gösterir ama bu da ciddi sıkıntıya sebep olmaz. Aksine bu yaşanacaklar, dünyamızın tabii dengesi, hayvanat ve de insanlık için çok faydalı olur.

Bir yandan da soğuk iklimde yaşayan o penguenler, foklar, kutup ayıları, kutup tilkileri ve benzeri hayvanlar telef olabilirler ama o koca kutup bölgelerinde yeniden yeşille mavinin kucaklaştığı çok güzel bir saha oluşur. Yeniden oralarda insanlar ve türlü bitkiler/ormanlar, türlü havyanlar yaşayabilirler. Dünyamız derin bir nefes alır.

Kuzey ve güney kutup bölgelerinde, toprağın kilometrelerce altında, çok ama çok büyük uzaylı üsleri var. Kutupların soğuk ve buzul olarak kalmasını, oralarda insanların yoğun olarak yaşanmamasını bu uzaylı insan türleri istiyorlar. Bu maksatla, nüfuz edebildikleri devletlerdeki üniversitelerde bilim adamlarını ve siyaset sahasındaki yetkili kişileri kasten yanlış yönlendiriyorlar. Buzullar eriyince akıl almaz felaketler yaşanacağına inandırıyorlar. Çok parfüm sıkarak ozon tabakasının delindiğine inandırdıkları gibi… Çok sayıda atom bombası denemesi yaparak zayıflattıkları ozon tabakasının o kısmını suni tekniklerle onardılar ama bunu da dünya insanlığına anlatmıyorlar.

Bilinmeli ki o kutup şartlarında yaşayan penguenler ve foklar başta olmak üzere pek çok hayvan türleri genleriyle oynanarak türetilmiş hayvan türleri. Zaten yakın gelecekte bütün insanlık, sonradan türetilen hayvan türlerinin nesillerinin yok edilmesi hususunda ittifak edecek.

İnsanlığa anlatılanın aksine olarak, kutuplardan ne kadar çok buz kütlesi koparsa, dünya ve insanlık için o kadar hayırlı olur.

Hala uzaylı türler, kutup bölgelerinde sürekli olarak soğuk hava şartları ve buzullar olması için, şimdilerde HAARP dediğimiz elektromanyetik silah mantığına benzeyen aletler çalıştırıyorlar. O bölgelerde soğuğu ve buzulları kasten oluşturuyorlar. Kısa süre önce Nazca çizgilerini anlatırken, Güney Amerika ülkelerinin çöl olan kısımlarını kasten çöl halinde tuttuklarını, bunun için okyanus akıntılarına suni tekniklerle yön verdiklerini ve elektromanyetik iklim kontrol tekniklerini kullandıklarını, bunu da çöllerin altında devasa uzaylı üsleri bulunduğu için yaptıklarını ifade etmiştim.

İstedikleri yerlerde sürekli olarak soğuk hava şartları ve buzullar, istedikleri yerlerde ise sürekli sıcak hava şartları ve çöller hakim olsun istiyorlar.

Biz, son zamanlarda dünyamızda yer altındaki gizli uzaylı üslerine çok büyük metafizik saldırılar yaptık. Hem çok çok yüksek sayıda can kaybı yaşadılar hem de oralarda kullandıkları teknolojik aletler, cihazlar da büyük darbeler aldılar. Boşaltmak zorunda kaldıkları yer altı üsleri dahi oldu. İşte bu süreçte kutup bölgelerini kasten soğuk tutmak ve buzul şartlarını devam ettirmek için kullandıkları teknolojik aletler de bozuldular ve bunların başında sorumlu olan teknik adamları da öldüler. Bu krizi aşmaya çalışıyorlar ama öyle kolay değil. Bu süre zarfında buzullardan dev buz kütlelerinin kopması da daha sık görülür oldu, olacak. Daha önce birkaç tekrarla ifade etmiştim ki burası bizim dünyamız ve dünyamıza düşman olan uzaylı insan türlerinin gizlice ve sinsice çevirdikleri bütün oyunları bozacağız. Dünyamıza ve insanlığa düşman olanlara, dünyamızda yer yok.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi

‘Küresel ısınma yalan!’


13.11.2007 tarihinde, içimizdeki İsrail’in kurumsal gazetelerinden biri olan Hürriyet’in de yayınladığı şu haberi kaçınız gördünüz ve sonrasında neler oldu? Bu iddia ne kadar tartışıldı ve benzeri iddialar Ankebut Ağının dünya genelinde kontrolünde tuttuğu basın ve medya kuruluşlarında ne kadar yer buldu?

Haberin kaynağı şurada (https://www.hurriyet.com.tr/dunya/kuresel-isinma-yalan-7674015) ve bakarsınız. John Coleman’ın söylediklerine, detay kısımları haricinde katılıyoruz. Genel olarak bakıldığında doğruları söyledi ve biz de bunca yıldır bu gerçekleri anlatmaya çabalıyoruz. Dünyanın tabii nizamının (doğal dengesinin) bozulmaya başladığı tartışılamaz bir gerçek. Lakin, John Coleman’ın da dediği ve tartışılmaz kesinlikte gerçek olan husus şudur: “Küresel ısınma dedikleri şeye insanların yol açtığı da büyük bir aldatmacadır.”

Coleman “Birkaç bilim adamı, politik hedeflerini gerçekleştirebilmek için, iklim verilerini taraflı şekilde yorumlayarak, böyle bir fenomen olduğunu ileri sürdü.” demişti ama meselenin arka planı aynı dik duruşla dünya insanlığına söylenmemişti.

Onlar sadece “birkaç bilim adamı” değiller. Son zamanlarda başımıza bela olan Korona dahil bazı bulaşıcı virüsleri, üzerinde hayat olan başka dünyaların dünyamızda bulunan adamları çıkartıp yaydılar.

Hep anlattığım gibi, dünyanın önde gelen devletlerinin idari kadroları arasına, bilim adamlarının ve kanaat önderlerinin, dini liderlerinin arasına sızdılar. Bizden on binlerce sene ileri bilim ve teknolojileri sayesinde ürettikleri biyonik robotlarla dünyamızdaki pek çok kritik ismin yerlerine geçtiler. Pek çok yalan gibi “küresel ısınma” yalanını da onlar yaydılar.

Çünkü…

  • Yağışların giderek daha da azalması ve içilebilir su kaynaklarının hızla yok olması…
  • Dünyanın büyük bir kararlılık ve hızla kuraklaşıyor olması…
  • Durmak bilmeyen depremler, bitmeyen fırtınalar, kasırgalar ve türlü afetler…
  • Uyuşturucu türlerinin kullanılmasının hızla artırılması, ayrıca gıda ve tıp/ilaç sektöründeki oyunlar…
  • Ahlakın, namusun, aile kurumunun yok edilmesi için oynanan oyunlar ve evlenmemiş, çocuk sahibi olmamış insanların sayısındaki artış…

ve daha saymakla çok vakit kaybedilecek hususlar/sorunlar/belalar aslında kasten sebep olunan şeyler. Bunlar, dünyadaki hayatın sanki kendi kendine yok oluyormuş görüntüsüyle hızlıca yok olması maksadıyla uygulanan büyük bir planın kısımları ve safhaları…

İşte bu kadar büyük ve köklü planlarını bozan operasyonumuzun adı da “Ankebut Operasyonu” ve bu operasyonumuzda aslında çökertmek istediğimiz taraf Yahudiler/Masonlar/Satanistler değil, dünyaya düşman olan ve içimize sızan uzaylı türler…

Mehmet Fahri Sertkaya