Bunca zamandır yazdıklarımı bilenler, bilirler. Dünyanın başında bir iklim değişikliği ve küresel ısınma sorunu yok. Bunlar hep kocaman yalanlar. Artık dağ başındaki çobanlar bile duyup öğrendiler ki dünyamızda elektromanyetik silahlarla iklim kontrolü, iklim saldırıları yapılıyor. Karadan karaya ve uzaydan karaya doğru yapılan elektromanyetik ve türlü enerji saldırıları neticesinde, dünyamızın pek çok bölgesinde eş zamanlı olarak benzer sorunlar yaşanması sağlanıyor.
Bu teknolojiler kullanılarak suni depremler, suni ve aşırı yağışlar, suni hortumlar, fırtınalar ve kasırgalar yapılabiliyor. Bu tekniklerle/saldırılarla, ekinlerin hasat zamanı yaklaştığında hasat edilmeden ve gözle görülemeyen sinyaller kullanılarak yakılması sağlanabiliyor. Ekinler, kasten kurutulabiliyor. Yağışlara mani olunabiliyor. Hedef bölgedeki nem oranı oynanabiliyor. Dahası da var ki hedef bölgede ziraate müsait olan topraklar kuraklaştırılabiliyor. Toprak da bir nevi yakılabiliyor.

Bunu ötesinde, bu dünyamızda barajlar su tutmaz hale getirilebiliyor. Barajların zeminlerinde, yerin dibine doğru giden ve suları hep çeken delikler görülebiliyor. Suyun nereye akıp gittiği bulunamıyor. Baraj bölgelerinde sık sık UFO hadiseleri görülüyor ve bazı vakalar görüntüye alınıyor. Denizlerimize kadar yüksek teknolojiyle saldırılar yapılıyor da denizlerde oksijen oranı düşürülebiliyor. Neticesi olarak balıklar ve türlü deniz canlıları topluca yok oluşa sürükleniyor ve müsilaj dahil, türlü sorunlar yaşanıyor.
Dünyanın bu hale gelmesine sebep olanların başında, dünyamıza ve dünya insanlığına düşman olan uzaylı türler geliyor. Sonra, bunların da içlerine sızdıkları Ankebut Ağı geliyor. Sönmüş haldeki yanardağların bile yüksek teknolojiyle faaliyete geçirildiği şu dünyada, biyonik Joe Biden çıkıp böyle çok sarsıcı bir açıklama yapıyor. Beraberce aldıkları kararlar doğrultusunda bunu yapıyor.

Dünya insanlığının zan ettiğinin aksine, G20 zirvesinde çok fazla dünya insanı lider yoktu. Bunlar, zan edilenin aksine dünyanın ve insanlığın iyiliği için konuşup kararlar da almadılar.
Uzaylı türler, dünya genelinde çok büyük oranda ifşa oldular, çok büyük oranda kara paralar kaybettiler, sistemleri çok büyük darbeler aldı ve almaya devam ediyor, topyekun bir hezimete doğru gittiklerinin farkındalar ve bu gidişi, dünyamızı felaketten felakete sürükleyerek durdurabileceklerine kani oldular. G20’de de bunun kararlarını da aldılar. Zaten bu kapsamda davranarak Türk/İslam düşmanı ve terörist sözde elçilerini geri çekmeme, mücadeleyi tercih etme kararı aldılar.

Daha önce uzunca anlatmıştım. Yüksek teknoloji kullanarak, dünyanın kutup bölgelerinde kasten buzullaşmaya sebep oldular ve oluyorlar. Eskiden oralar o derece buzul değildi ve cıvıl cıvıl hayat vardı. Dünyanın bazı yerlerini buzul halde, bazı yerlerini de çölleşmiş halde kasten tutuyorlar. Bu kurulu düzenleri bozulmasın diye de binlerce senedir dünya insanlığına türlü masallar anlatıyorlar.
Aslında iklim değişikliği, küresel ısınma gibi yalanların arka planında kullandıkları iklim silahlarıyla ve sık sık laboratuvarda ürettikleri virüslerle, onlara çare imiş gibi görünen sözde aşılarla, gıdalar üzerinde yaptıkları oynamalarla, arıların sayılarını azaltarak yaptıkları saldırılarla ya da benzeri türlü yollar dünya insanlığını çökertmek ve uzun vadede yok etmek istiyorlar.
Şimdi, bütün dünya bu oyunları da çoktan duydu, anladı, öğrendi ve şaşırdı. Çanlar, uzaylı türler için çalıyor. Zaman onların aleyhine işliyor. G20, bu krizden nasıl çıkabileceklerini, kontrollerinde olan dünya devletleri/teşkilatları sahasında da netleştirmek, belirlemek ve yönlendirmek için yapıldı.

Suni müdahaleler olmadıkça, mevcut şartlarda dünyanın bu kadar hızla ısınması, kuraklaşması, kirlenmesi ve düzeninin bozulması ihtimali yok. Kutuplardaki buzullar eriyince bile iddia ettikleri gibi sorunlar yaşanmayacak. Dünyanın çölleşmiş yerlerini yeşillendirmek, susuz kalmış bölgelerine su bulmak da anlattıkları kadar zor ya da imkansız bir iş değil.
Şu günümüzde, şu dünyamızda mevcut bulunan teknolojilerle, çok kolay bir şekilde su elde edilebilir. Dünyanın dört bir yanında “Nem alma cihazı” diye satılan cihazların sanayi tipi ve çok büyük boylarda olanları yapılsa, bunlar, eski de olsa büyük gemilerin güvertelerine takılsa, bir gün içinde binlerce ton içilebilir/temiz suyu denizden elde ederler. Bu gemilerden onlarca hatta yüzlerce yapmak ise imkansız değil.
Bu türlü gemilerin güvertelerine bir adet rüzgar türbini takılsa, bu cihazların elektrik ihtiyacını kesintisiz ve sorunsuz olarak karşılarlar. Günümüzde rüzgar türbinlerinin de çok yaygınlaşıp ucuzladığını ve artık çok özel ve pahalı bir teknoloji görülmediğini göz önünde bulundurmak lazım. Güneşin ve denizin olduğu her yerde ya da güneşin ve rüzgarın olduğu her yerde kolayca temiz su elde edilebilir. Bunun için, devletlerin milyarlarca dolar masraf/yatırım yapması ve on binlerce kişi çalıştırması da gerekmez. Koca gemiler, sabah boş şekilde biraz açığa giderler de 24 saat sonra on binlerce ton su ile dönerler. Rüzgar türbini kullanmak istemeyenler, güneş panelleri de kullanabilirler. Gemi kullanmak istemeyenler, sıfırdan ve büyükçe bir platform da yapabilirler. Bu, güneş panelleri için daha uygun olur ve hem de gölge yapar. Denizin güneş ışınlarıyla buluştuğu yerler, havadaki nemin çok yüksek olduğu yerlerdir. Bu cihazlar da çok basit bir mantıkla çalışırlar. Nemli havayı içlerine çekerler, ayrıca kendileri de ısıtırlar, ısınmış havayı aniden soğuk plakalara çarptırırlar. Hepsi bu… Plakalarda oluşan damlacıklar sonra depolara akar giderler.

İhtiyaç olanlar
- Deniz
- Nem alma cihazı denilen tarzda cihazlar
- Güneş paneli ya da rüzgar türbini sayesinde elde edilecek enerji
- Büyükçe su depoları bulunan gemi ya da platform
Havanın nemini alıp içilebilir suya çeviren bu cihazları, küçücük dükkanında motosiklet tamiri yapan birine tarif etseniz, çalışma mantığını yarım saatte izah edip eline de gerekli malzemeleri verseniz, size birkaç saat içinde yapabilir. Oyuncak yapmak kadar kolay bir iştir. Koca koca devletler, bunu mühendislerine, en ala şekilde ve çok düşük maliyetlere yaptırabilirler. Ayrıca bu cihazlar, kolay kolay arıza yapmazlar. Hiç durdurulmadan aylarca sorunsuz çalışabilirler. Bu kadarını bile yapamayacak olanlar, nem alma cihazlarının fabrikalar için yapılmış olan modellerinden yüzlerce, binlerce satın alarak bir araya bağlayabilirler. Bunlar, onlarca sene boyunca sorunsuz çalışabilirler. Seneler sonra bakıldığında, cihazlara toptan verilen para, elde edilen faydanın yanında hiç kalır.

Ayrıca, denize sınırı olup da su sorunu çeken dünya ülkeleri, sahil kısımlarına, deniz dalgalarının hareketlerinden elektrik enerjisi üretebilecekleri sistemleri kolayca kurabilirler. Bu, zan edildiği gibi aşırı ileri seviye ve beyin yakan bir sistem/teknoloji değildir. Bunu yaptıktan sonra, hiç gemi ya da platform kullanmadan, sahil şeridindeki nemli havayı, karadaki tesislerin içindeki cihazlara çekerek de durmaksızın temiz su elde edebilirler.
Bu teknikle elde edilen su, saf sudur, tertemizdir. Çünkü, cihaza çekilirken hava, filtreden geçirilir. Havadaki toz ve diğer yabancı maddeler filtrede takılıp kalırlar. Böyle temiz hava ısıtılıp bir anda soğuk panele çarptırılınca, orada oluşan suda hiç bir yabancı madde olamaz.

İçtiğimiz sularda aslında bazı mineraller bulunur ve bunlar vücuda lazım olan şeylerdir. Bu üretilen saf su, o kadar saftır ki mineraller bulunmaz ve bu bir sorundur. Bu sorunu aşmak da anlatıldığı kadar zor ve maliyetli bir iş değildir. Lazım olan şey sadece toz karbonattır. Toz karbonat, elde edilmiş saf suya, ne az ne çok, tam miktarında katılırsa, ihtiyaç duyulan mineralleri de almış olur. Bu şekilde üretilen su, doğal maden sularının kalitesine yaklaşmış olur. Bu suyu sürekli içenler, bazı rahatsızlıklarının iyileşmeye başladığını görürler.
Hülasa, dünyada yaşananlar, başlarına biyonik robotlarla geçilmiş olan batılı devletlerin iddia ettiği gibi şeyler değildir. Yaşanmakta olan sorunların çözümü de onların anlattığı gibi değildir. Yalanlar yayıyorlar, kabullenişlerimizi yönlendiriyorlar. Bunu yapabilmek için sadece devlet kurumlarımızı değil, üniversiteleri, basın/medyayı hatta sosyal medyayı da yönlendiriyorlar.
Dünyamızda küresel ısınma ya da iklim değişikliği sorunları yok, uzaylı saldırıları var.
Kasıt olmalı
Şu anlattıklarımdan sonra, şu dünyada susuzluk, kuraklık sorunu yaşanamaz. Denizi olmayan şehirlerde de su elde edilir. Sahilde su elde edilir, açık denizlerde su elde edilir, dağların zirvelerinde bol bol su elde edilir ve durmadan aşağıya/şehirlere tertemiz akar. Akış yolu borulardan olmayıp da taş döşeli olursa, o su aşağı akana kadar, ihtiyaç duyulan mineralleri taşlardan alır. İdeal hale gelir.
Çok çok az sayıda insan görevlendirilerek, çok basit projelerle ve düşük maliyetlerle Arap yarımadasının çölleri, Afrikanın çölleri, Amerika kıtasının çölleri, Asyanın çölleri, Avustralyanın çölleri yeşillendirilebilir.
Şayet bu günden sonra da susuzluk sorununa böyle kolayca çare bulunmuyorsa, bilinmeli ki devletlerin başına geçmiş olan biyonik robotlar ve ayrıca insanlık düşmanı satanist yahudi Ankebutçular, bu hayırlı işe kasten mani oluyorlardır.
Şu andan itibaren, dünyadaki tarafların hiçbiri, batılı devletlerin iklim değişikliği, küresel ısınma gibi yalanlarına itibar etmemelidir. G20’de alınan kararların uygulanmasına ve sağda solda çıkıp da sözde dünyanın iyiliği için konuşuyormuş numarası yapan siyasi liderlere, sözde uzmanlara meydan verilmemelidir. Bu, dünya insanlığı için, gezegenimiz için, gelecek nesiller için sergilememiz gereken zaruri bir duruştur.

Temiz su sıkıntısı yaşanan ülkelerde, şehirlerde, çatıya, balkonlara ve bahçelere ufak bir güneş paneli ve yanına yeterli büyüklükte bir nem alma cihazı konsa, kimse yorulmadan ve bedavaya yakın maliyetle ve sürekli olarak içilebilir su elde edilebilir.
Mehmet Fahri Sertkaya











