Etiket arşivi: Kızılderilliler

Kızılderililerle uzaylı insan türlerinin akrabalığına dair…

Yıllardır Akademi Dergisinde anlattığımız sarsıcı gerçekler, dünya insanlarının ufuklarını açtı ve açmaya da devam ediyor…

Anlattığımız sarsıcı gerçekler, son yıllarda, dünya genelinde bilinen ve toplamda çok yüksek sayıyı bulan filmlerde, belgesellerde, kitaplarda, çizgi filmlerde, web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, gazetelerde/makalelerde, TV programlarında konu olup insanlığı sarsıyor. Sebep olduğumuz bu dip dalgası, her sene daha da açıkça görülebilir oluyor. Böylelikle yalanların ve kandırmaların yerini gerçekler alıyor.

Ayrıca, bunlar itibarlı bilim adamlarınca da konu ediliyor, araştırılıyor. Gizli servisler tarafından konuşuluyor, araştırılıyor.

Ve böylelikle büyük oyun hızla bozuluyor. Çok yakında, milyonlarca senedir dünyamızdaki canlılar üzerinde genetik oynamalar yapıldığı ve insana çok benzeyen maymun türlerinin bile insan genleri eklenerek türetildiği… Dünyanın bazı bölgelerinin kasıtlı olarak kurak hale getirilerek o halde tutulduğu…. Kutup bölgelerinin art niyetle buzul hale getirilip o halde tutulduğu… Küresel ısınmanın bir yalan olduğu… Ye’cüc ve Me’cüc’ün yeşiller ve griler olduğu… Binlerce senedir biyonik robotlarla dünya insanlarının yerlerine geçilebildiği ve daha yüzlerce sarsıcı hakikat de her yerde rahatça anlatılır, konuşulur olacak. Şu ana kadar anlattığımız ama konu edilmemiş şeyler de genel kabul görecekler.

Çok yakında ne mason tarikatı, ne satanist sadistler, ne Ankebut Ağı kalacak. Yeşiller, griler ve dünyamıza düşman diğer türler de iyice güç kaybetmiş olacaklar. Cinler alemi de zaten feci halde… Söz konusu hakikatlerin önünü kesen ve dünya insanlığını maddi ve manevi felaketlere kasten sürükleyen teşkilatlar, ya yok olacaklar ya da artık bunu yapamaz olacaklar.

Cüce insanların yaşadığı Makhunik

Konu buraya gelmişken, birkaç satırla, dar vakitte izah etmek istediğim ve araştırmacılara bir anda büyük mesafe aldırmak istediğim bir husus daha var…

İrandaki Makhunik köyünün sırrını çözmek için dahi, uzaylıların binlerce yıldır dünyamızda olduklarını ve binbir türlü şeye müdahil olduklarını kabul etmek zorundayız. Başka bir şekilde, yaşanan ve çok şaşırtıcı olan binlerce şeyi izah etmek mümkün olmuyor, olmayacak.

Bu köy ve bu bölge, griler (gri uzaylılar) tarafından kasten kurak hale getirildi. Burada binlerce senedir yaşayan dünya insanları son derece normal fiziki şartlara sahip insanlardı. Bölgenin kuraklaştırılması için sürekli olarak gönderilen elektromanyetik enerjiler/dalgalar, bölgedeki insanların ve hayvanların vücutlarında birçok rahatsızlığa sebep oldular. Hepsi de aşırı radyasyona maruz kalmış oldular. Her gelen nesil, bir öncekinden daha sağlıksız oldu ve bu, uzun bir süre devam etti. Bitki örtüsü kurudu, toprak kurudu, topraktaki faydalı mikroorganizmalar yok oldu, su kaynakları kurutuldu, hayvanlar azaldı ve derken çok feci şartlar oluştu.

O bölge, o bölgenin altına denk gelen devasa yeraltı şehrinde gizlice yaşayan uzaylılar tarafından kasıtlı şekilde kurak hale getirilince, gönderilen sinyallerin yoğunluğu ve şiddeti de o andan sonra düşürüldü. Bu da nesiller nesiller sonra bu insanların tekrar normal boyda, kiloda olmalarına sebep oldu. Şu anda bölgedeki insanlar normal boylarda ve sağlıklı haldeler. Oralarda yeterli teknik imkanlarla ve dürüst şekilde radyasyon taramaları yapılsa, mezarlar ve insan bedenlerinden kalıntılar üzerine yoğunlaşılsa bile neler neler çözülebilir. Yeşiller ve griler, günümüzde de dünyanın muhtelif ülkelerine ve milletlerine bu türlü teknolojik saldırılar yapıyorlar. Kuraklaştırıyorlar, ekinleri hasata yakın zamanda yakıyorlar, toprağı ziraat yapılamaz hale getiriyorlar, temiz su kaynaklarını kurutuyorlar, arıları yok ediyorlar, kuşlara müdahele ediyorlar, bitki örtüsünü darbeliyorlar, insanları topluca hasta edebiliyorlar ve bunlar uzaktan gönderilen sinyaller/enerjiler ile yapıldığı için de iz bırakmamış oluyorlar.

Elbette kuraklık nedeniyle sağlıklı beslenememiş olmaları da Makhunik halkının sağlık sorunları yaşamasına sebep oldu. Lakin asıl sorun bu değildi. Ayrıca bölgedeki insanlar, tenhada kalmış insanlar oldukları için, uzaylı türler bunlar üzerinde sık sık denemeler yaptılar. Bunları topluca kobaylar gibi kullandılar. Zihin kontrollerine aldılar, çeşitli aşılar ya da ilaçlar denediler. Bazılarını delirtinceye ve birbirlerine vahşice saldırır hale getirinceye kadar acımasızca kullandılar. İstediklerini yapabilselerdi, o teknikleri bütün dünya insanlığına yayarak, dünya insanlığını kendilerine köle yapacaklardı.

Grönland Danirmarka’nın değildir, uzaylıların da değildir.

Dünyanın çok değişik yerlerinde eşzamanlı olarak iklimleri değiştiren, hayvan ve bitki türlerini hedef alan, yağışların dengesini bozan ve bu yollarla ekolojik dengeye çok büyük darbeler vurarak büyük bir kuraklık ve kıtlık hakim olması için çırpınan uzaylı güç unsurları var.

Bunlar, yeryüzünde kuraklık ve kıtlık hakim olmasını, dünya insanlarının felaketten felakete sürüklenmesini sağlarken, bir yandan da kendilerinin yoğun olarak bulundukları yerlerde ise aksine müdahaleler yapıyorlar.

Bu yerlerden biri de Grönland…


Grönland’ın bin yıldan fazla bir süredir Avrupayla, en çok da Danimarka ve Norveç’le siyasi ve kültürel olarak ilişkilendirilmesi, büyük bir planın parçasıdır.

Şu anda Danirmarka Krallığına bağlı özerk bir bölge kabul edilen Grönland’ın üzerinde binlerce yıldır çok gizli ve büyük planlar gerçekleştirilmektedir.

Grönlad’da 60 bin kadar insan yaşamaktadır. Bunların Kanada ve Alaska tarafından buraya geçtikleri ya da Moğolistan tarafından geçtikleri kısmı bile tartışmalıdır. Grönland’da İnuitler denilen bu halkın başına gelenler de son derece tartışmaya müsait şeylerdir.

Bu halk kasten ahlaksızlığa, cinsi sapıklığa, alkol bağımlılığına ve intiharlara yönlendirilmekte ve bu yolla oradaki nüfusun artması engellenmektedir. Bu da büyük bir planın bir kısmıdır. İnuitler arasında intihar oranı yüzde on seviyesine kadar çıkmış haldedir. Aile düzeni de kasten bozulmuştur ama sadece bu kadar değil…


Grönland’da şimdiye kadar nüfus çok ama çok daha fazla olmalıydı. Bunun olmaması için oradan toprak sahibi olmanın önü işgalci Danimarka hükumetleri tarafından kapatıldı. Yerli halk bile bu konuda çok sıkıntılar çekiyor.

Bunların haricinde bu bir avuç insanın yiyeceklerine, içeceklerine art niyetli müdahaleler yapılıyor. Gizlice nüfus planlaması da yapılıyor, beden ve ruh sağlığını bozacak müdahaleler de yapılıyor. Grönland’da zaten temiz su bulabilmek büyük bir sorun ve insanlar evlerinin depolarına suyu dışarıdan satın alıyorlar. Su satan firmaların arabaları siparişle suyu getirip evlerin depolarına dolduruyorlar.

Dahası da var ki bu insanlara sürekli büyüler yapılıyor, yetmiyor da medyumlar tarafından metafizik saldırılara maruz bırakılıyorlar ve aralarından intihar edenlerin tamamına yakını aslında kimyevi ve metafizik müdahaleler sonrasında, kendi iradelerini hakim tutamadıkları ve zihin kontrolü altında oldukları anlarda intihar ediyorlar. Evet, bir güç unsuru Grönland’ı sahiplenmiş ve orada her hususun kendi istediği gibi olmasını sağlıyor. Bunun için alakalı pek çok devlette de nüfuzunu kullanıyor. Danimarka ve oradaki Danimarka Kraliyet ailesi ise bu işte paravan olarak kullanılıyor. Daha fazlası değiller…

Bölgede kilometrelerce kalınlıktaki buz tabakalarının altında ama toprağın üstünde bulunan uzaylı üsleri bile var. Bu yerüstü üsleri, yeraltı üslerinden çok çok küçük üsler. Buzullar bu yerüstü üslerini gizlemiş oluyorlar.

Bu uzaylılar, kutup bölgelerinde buzulların erimesini hiç istemiyorlar. Bu nedenle her gün, her saat dünya insanlığına “küresel ısınma” yalanları anlatılmasını sağlıyorlar. Kutup bölgelerine dair siyasi ve coğrafi tartışmaların ve mücadelelerin olmasını da istemiyorlar. Oralarda onları rahat bırakmamızı istiyorlar.

Çok değerli madenlerin bulunduğu anlaşılan Grönland için, hayatın olağan akşına göre şu ana kadar çok büyük siyasi ve askeri mücadelelerin yaşanması beklenirdi ama dünya siyasetine biyonik robotlarla nüfuz eden, etkili ve yetkili onbinlerce dünya insanının yerine biyonik robotlarla geçen bu uzaylı insan türleri, dünya siyasetini de istedikleri gibi yönlendiriyorlar.

Bunca devlet ve bunca millet artık bu saçmalıklara, bu zorlama yorumlara ve bilim dışı iddialara, açıklamalara son vermelidir. Grönland Danimarka’nın işgalinden kurtarılmalıdır. Orada hayatın/insanların büyük bir hızla yayılması sağlanmalıdır. Daha çok buzul tabakasının daha hızlı şekilde erimesi ve bunların okyanusların sularına karışması sağlanmalıdır. Grönland’da toprağı kasten kurak tutan suni müdahaleler durdurulmalıdır. Dünya insanlığına gerçek dünya tarihi, uzaylıların binbir türlü oyunları da dahil edilerek en açık şekilde anlatılmalıdır.

Bu konudan geriye doğru gidilerek Kızılderilileri aslında kimlerin yok ettirdiği hususuna kadar çok büyük tartışma konuları başlatılmalıdır.

Mehmet Fahri Sertkaya

Nuh tufanından sonra türediler

Çekik gözlüler, kızıl ve kara derililer, Nuh tufanından sonra türediler

Ekran görüntülerini verdiğim haberi dikkatle okuyalım. Yıllardır anlattığım hususların bilimsel temeli var mı diye çalışmalar yapmışlar, ne dediysem doğrulamışlar, anlamışlar ama yine insanlığa şeffafça anlatmamışlar.

Üstünü kapatmak için yine evrim teorisi denilen akıl almaz, mantıksız ve bilimsel temeli de olmayan safsataya sığınmışlar.

Tarihini tam olarak bilebilmek şimdilik mümkün değil ve tarihlemede hata olabilir ama çok yaklaşık 17 ile 30 bin yıl önceki bir aralıkta Nuh tufanı yaşandı. Bu tarihi bile yıllardır veriyorum. Nuh tufanı yaşandığı için dünyanın her yerindeki pek çok millet aynı anda ve toptan yok oldu.

Nuh a.s. tufandan sonra dünyaya gelince, başka dünyalardan insanların bizim dünyamıza gelerek yerleşmesine ve imar etmesine de izin verdi. O zaman uzaylılar dünyalılardan gizlenmiyorlardı. Hep anlattığım gibi, uzaylılarla dünyalıların cinsi münasebette bulunmasına yasak konulmuştu ama Nuh a.s.’ın oğullarından biri babasına itaat etmedi. Dini emir ve yasakları dinlemedi. Uzaylı insan türlerinin kadınları ile cinsi münasebetlerde bulundu. Neticesi olarak da dünyalı-uzaylı melezi insan türleri türedi. Genetik kodlar da bu nedenle aniden değişti. “Kod uyumsuzluğu” dediğim şey yaşanmaya başladı.

Bu günümüzde, bu dünyamızda, genetik kodlarına uzaylı kodları az ya da çok karışmamış hiç kimse yok gibi… Lakin Çinlilere, Japonlara, Hindistanlılara, zencilere/siyahlara, Kızılderililere ve Latin Amerika halklarının çoğuna daha yüksek oranda uzaylı genleri karıştı.

Mehmet Fahri Sertkaya