Etiket arşivi: Borna Seyyahe

İran halkının da yanındayız

Zenginlik denizinin üstünde yüzerken fakirlik içinde yaşatılmak son bulmalı.

İran halkının doğalgaz ve petrol zenginlikleri de her türlü yeraltı ve yer üstü zenginlikleri de emeklerinin karşılıkları da sömürülüyor. Asırlardır İran halkı da rahat, huzur ve refah bulamıyor. Molla gibi görünen, Müslüman rolü oynayan ve iktidarı elinde tutan gizli hristiyan hainler, İran’ın batı dünyasıyla sürekli danışıklı dövüşmesini ve bu dövüşlerin arasında batı tarafından sürekli sömürülmesini sağlıyorlar. İran’ın maddi ve manevi gelişmesine kasten mani oluyorlar.

Ben sömürüye de zulme de haksızlıklara da karşıyım. Mazlumun ırkına, lisanına, ülkesine, dinine, deri rengine bakmam. Bütün mazlumların yanındayım. İran halkı, insan onuruna yakışır şekilde yaşamak isteyecek, kendi hakkı olan şeylerin hesabını soracak ve haklarını hainlerden, sömürgecilerden söküp alacaksa, istedikleri gibi bir rejim ve hükumet tesis edecekse, ben ve benimle birlikte yol alan bütün güç unsurları da bu mücadelesinde İran halkının yanında yer alırız. Ve biz kimseyi sömürmeyiz, asla adaletten ayrılmayız, zulüm etmeyiz.

İran halkının hakkı olan paralar, kara paracı mollalara ve onlar üzerinden batı dünyasına ve Rusya’ya daha fazla akmamalı. Bu soygun, bu sömürü, bu zulüm artık son bulmalı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Çok büyük bir su kaynağı var

Cüceler köyü olarak da bilinen Makhunik köyünün de bulunduğu İran’ın kuzey doğusunda, yerin altında ve epeyi derinde çok büyük bir su kaynağı var. Hiç değilse bizim Van gölü kadar büyüktür ama tuzlu değil. İçilebilir temiz bir su bu ve mineral bakımından da çok zengin bir su…

Suni tekniklerle oluşturulmuş bir su kaynağı bu ve böyle şeyleri yeşiller, griler hep yapıyorlar. Derin bir sondaj yapılarak bu su kaynağı yeryüzüne çıkartılsa, İran’ın, Afganistan’ın ve Türkmenistan’ın yeşillendirilmesi sürecinde çok büyük faydalar sağlar.

Dünyanın pek çok bölgesini kasten ve yüksek teknoloji ile kuraklaştıran ve kurak halde tutan yeşiller ve griler, böylelikle büyük bir darbe daha alırlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kızılderililerle uzaylı insan türlerinin akrabalığına dair…

Yıllardır Akademi Dergisinde anlattığımız sarsıcı gerçekler, dünya insanlarının ufuklarını açtı ve açmaya da devam ediyor…

Anlattığımız sarsıcı gerçekler, son yıllarda, dünya genelinde bilinen ve toplamda çok yüksek sayıyı bulan filmlerde, belgesellerde, kitaplarda, çizgi filmlerde, web sitelerinde, sosyal medya hesaplarında, gazetelerde/makalelerde, TV programlarında konu olup insanlığı sarsıyor. Sebep olduğumuz bu dip dalgası, her sene daha da açıkça görülebilir oluyor. Böylelikle yalanların ve kandırmaların yerini gerçekler alıyor.

Ayrıca, bunlar itibarlı bilim adamlarınca da konu ediliyor, araştırılıyor. Gizli servisler tarafından konuşuluyor, araştırılıyor.

Ve böylelikle büyük oyun hızla bozuluyor. Çok yakında, milyonlarca senedir dünyamızdaki canlılar üzerinde genetik oynamalar yapıldığı ve insana çok benzeyen maymun türlerinin bile insan genleri eklenerek türetildiği… Dünyanın bazı bölgelerinin kasıtlı olarak kurak hale getirilerek o halde tutulduğu…. Kutup bölgelerinin art niyetle buzul hale getirilip o halde tutulduğu… Küresel ısınmanın bir yalan olduğu… Ye’cüc ve Me’cüc’ün yeşiller ve griler olduğu… Binlerce senedir biyonik robotlarla dünya insanlarının yerlerine geçilebildiği ve daha yüzlerce sarsıcı hakikat de her yerde rahatça anlatılır, konuşulur olacak. Şu ana kadar anlattığımız ama konu edilmemiş şeyler de genel kabul görecekler.

Çok yakında ne mason tarikatı, ne satanist sadistler, ne Ankebut Ağı kalacak. Yeşiller, griler ve dünyamıza düşman diğer türler de iyice güç kaybetmiş olacaklar. Cinler alemi de zaten feci halde… Söz konusu hakikatlerin önünü kesen ve dünya insanlığını maddi ve manevi felaketlere kasten sürükleyen teşkilatlar, ya yok olacaklar ya da artık bunu yapamaz olacaklar.

Cüce insanların yaşadığı Makhunik

Konu buraya gelmişken, birkaç satırla, dar vakitte izah etmek istediğim ve araştırmacılara bir anda büyük mesafe aldırmak istediğim bir husus daha var…

İrandaki Makhunik köyünün sırrını çözmek için dahi, uzaylıların binlerce yıldır dünyamızda olduklarını ve binbir türlü şeye müdahil olduklarını kabul etmek zorundayız. Başka bir şekilde, yaşanan ve çok şaşırtıcı olan binlerce şeyi izah etmek mümkün olmuyor, olmayacak.

Bu köy ve bu bölge, griler (gri uzaylılar) tarafından kasten kurak hale getirildi. Burada binlerce senedir yaşayan dünya insanları son derece normal fiziki şartlara sahip insanlardı. Bölgenin kuraklaştırılması için sürekli olarak gönderilen elektromanyetik enerjiler/dalgalar, bölgedeki insanların ve hayvanların vücutlarında birçok rahatsızlığa sebep oldular. Hepsi de aşırı radyasyona maruz kalmış oldular. Her gelen nesil, bir öncekinden daha sağlıksız oldu ve bu, uzun bir süre devam etti. Bitki örtüsü kurudu, toprak kurudu, topraktaki faydalı mikroorganizmalar yok oldu, su kaynakları kurutuldu, hayvanlar azaldı ve derken çok feci şartlar oluştu.

O bölge, o bölgenin altına denk gelen devasa yeraltı şehrinde gizlice yaşayan uzaylılar tarafından kasıtlı şekilde kurak hale getirilince, gönderilen sinyallerin yoğunluğu ve şiddeti de o andan sonra düşürüldü. Bu da nesiller nesiller sonra bu insanların tekrar normal boyda, kiloda olmalarına sebep oldu. Şu anda bölgedeki insanlar normal boylarda ve sağlıklı haldeler. Oralarda yeterli teknik imkanlarla ve dürüst şekilde radyasyon taramaları yapılsa, mezarlar ve insan bedenlerinden kalıntılar üzerine yoğunlaşılsa bile neler neler çözülebilir. Yeşiller ve griler, günümüzde de dünyanın muhtelif ülkelerine ve milletlerine bu türlü teknolojik saldırılar yapıyorlar. Kuraklaştırıyorlar, ekinleri hasata yakın zamanda yakıyorlar, toprağı ziraat yapılamaz hale getiriyorlar, temiz su kaynaklarını kurutuyorlar, arıları yok ediyorlar, kuşlara müdahele ediyorlar, bitki örtüsünü darbeliyorlar, insanları topluca hasta edebiliyorlar ve bunlar uzaktan gönderilen sinyaller/enerjiler ile yapıldığı için de iz bırakmamış oluyorlar.

Elbette kuraklık nedeniyle sağlıklı beslenememiş olmaları da Makhunik halkının sağlık sorunları yaşamasına sebep oldu. Lakin asıl sorun bu değildi. Ayrıca bölgedeki insanlar, tenhada kalmış insanlar oldukları için, uzaylı türler bunlar üzerinde sık sık denemeler yaptılar. Bunları topluca kobaylar gibi kullandılar. Zihin kontrollerine aldılar, çeşitli aşılar ya da ilaçlar denediler. Bazılarını delirtinceye ve birbirlerine vahşice saldırır hale getirinceye kadar acımasızca kullandılar. İstediklerini yapabilselerdi, o teknikleri bütün dünya insanlığına yayarak, dünya insanlığını kendilerine köle yapacaklardı.

Bazı insanlar titremeye, daralmaya, bir çeşit kriz geçirmeye başlıyorlar.

Bazı insanlar, enerjisi yüksek bazı doğal taşlara temas ettiklerinde ya da üzerlerinde taşımaya başladıklarında titremeye, daralmaya, bir çeşit kriz geçirmeye başlıyorlar.

Çünkü o insanlara musallat olmakta olan, o anlarda bedeninde bulunan cinler, o taşların enerjilerine dayanamıyorlar, canları acıyor, krize giriyorlar ve cinlerin krizleri, musallat oldukları insanın vücuduna da yansıyor.

Çok ileri seviyede musallat olunmayan ve metafizik saldırılar yapılmayan bir insanın, doğru doğal taşları bir araya getirerek, üzerinde taşıyarak ya da meskeninde bulundurarak metafizik saldırılardan korunması mümkündür. Çok da kolay yoldur. Üstüne fırsat buldukça gün içinde okumalar yaparsa, daha da kolayca korunur. Telegram’daki https://t.me/okumalar kanalında, neler okunması gerektiğine dair detaylı yayınlar bulunabilir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ne oldu?

Bunca zamandır bir netice alınamıyordu ve Berna hanım yeni kanal açmak zorunda kaldı da şimdi biz bu konuda yayın yaptıktan sonra şipşak nasıl açıldı bu kanal? Bu kadar hızlı bir şekilde ne değişti?

Buradan yazıyorum, sadece Türkiye değil, bütün dünya Youtube’un gerçek yüzünü iyice görecek. Açılan şu kanal yine sansürlenecek, hiçbir zaman hak ettiği yere ulaşamayacak. Yıllar boyunca bizim Youtube kanallarımız defalarca keyfi, hukuksuz şekilde kapatıldı. Bir an geldi “Sizi ABD’de dava ederiz. Dünyaya da rezil ederiz.” dedik de ondan sonra kapatmayıp “aşırı sansür” ayarında tutuyorlar. Üç yüzden fazla video var. Onlardan biri bile ülkeyi birkaç saatte sarsar ama senelerdir kanal da videolar da yerinde sayıyor.

Ne kadar kara paracı varsa, ne kadar vatan haini varsa, ne kadar Türk ve İslam düşmanı varsa, ne kadar satanist varsa, ne kadar gizli yahudi varsa, ne kadar gizli ermeni varsa, ne kadar terörist ve terör sevicisi varsa, ne kadar namus düşmanı varsa hepsinin arkasında duran, hepsini kollayıp zirvelere taşıyan ve orada tutan bir Youtube var. Sürekli olarak suçun ve suçlunun yanında olan, sürekli olarak asimile politikası izleyen ve “silah” gibi kullanılan bir Youtube var. Bunun milyon türlü somut delili var. Youtube gibi yine asıl sahibi CIA olan Google, Twitter, Facebook, Instagram, WhatsApp da aynı halde…

Bana göre bütün hukuk devletleri, bu platformları açıkça suçlayıp ardından erişime engellemeli. Hatta bu konuda gerekirse ülkeler hep birden ABD’ye harp bile ilan etmeli. Çünkü bu platformlar, silahlı düşman ordularından, onların işgalinden çok daha tehlikeli… Bu platformlar daha çok zarar verici ve çökertici işgal kuvvetleri… Kendini hür zan eden devletlerin iç işlerini, dış işlerini, dini meselelerini, maliyesini, mahkemelerini, kılık kıyafetlerine kadar her şeylerini yönlendiriyorlar.

https://www.youtube.com/channel/UCnz3Bg5glma3XTyNGP1zKbw

Mehmet Fahri Sertkaya

Tahran’da maddi sınıf ayrılığı

Youtube bunu hep yapıyor

“Borna Seyyahe” isimli Youtube kanalı üzerinden İran’ı bütün dünyaya, en çok da Türk izleyicilere en şeffaf ve samimi şekilde anlatan ve hususiyle işgal altındaki güney Azerbaycan ile Türkiye arasında -kendisi farkında olmasa da- kalbi ve siyasi köprüler kuran Berna hanımın kanalı hacklenmedi.

Hala kendisi de neler döndüğünden habersiz. Biz, bir süredir Berna hanımın son derece başarılı, kaliteli ve beğenilen Youtube kanalını yakinen takip ediyor, kanalın bir seviyede sansürlendiğini biliyor ve uzun ömürlü olmayacağına kesin gözüyle bakıyorduk.

Beklediğimiz gibi oldu ve Youtube’un gerçek sahibi olan CIA, kanal hacklenmiş numarasını Berna hanıma da oynadı. Şu saatten sonra yeni kanalı da hak ettiği yere ulaşamaz, yürüyüp gidemez, emekleri zayi olur. Zira hep anlattığım gibi, Youtube denilen yahudi/satanist/mason mekanında, gerçek Türklere ve gerçek müslümanlara sansür hiç bitmez.

Türklerin ve Müslümanların kanalları hep yerlerinde sayarlar, hep sinsice ve gizlice sansürlenirler ve kanal sahipleri bezdirilirler. Ne olduğunu anlayamadan hayal kırıklığına uğrar ve pes ederler. Abonelerinin ve izlenme sayılarının hak ettiği şekilde yükselmesine izin verilmeyen “Borna Seyyahe” gibi böyle bazı kanallar ise sadece sansürlenerek bırakılmazlar. Hiçbir kural ihlali yapmasalar da ve yürüyüp gidemeseler de türlü oyunlarla kanalları yok edilir. Sansürlü hallerinin bile Youtube’da kalmasına izin verilmez.

Bu güne kadar bize uygulanan hukuksuzlukları, sansürü, skandalları en somut delilleriyle hep paylaştık. İnsanlık düşmanlarını, Türk ve İslam düşmanlarını, ahlak ve namus düşmanlarını korumak için çırpınan Youtube’un açıkça suç üstü olduğu anlar çok oldu. Aydın Doğan’ı ve onu oynatan Koç ailesini köşeye sıkıştırdığımız zamanlarda, hiçbir kural ihlali bulunmayan kendi kanalımıza yönetici girişi yapmaya Youtube haftalarca mani olmuştu. Üstelik, sanki teknik bir arıza varmış görüntüsü arz ediyordu. Youtube yetkilileriyle iletişim kursak, cevap bile verilmiyordu. Başka bir Youtube kullanıcısı gibi davranıp, başka bir sorun varmış gibi yapınca hemen/hızlıca ve sürekli olarak cevap alabiliyor, mesajlaşmanın devamında konuyu Akademi Dergisi kanalına getirince ve “Neler dönüyor?” deyince yine cevap alamaz oluyorduk. Youtube sessizliğe gömülüyordu.

Berna hanımın yaşadıklarını yıllardır yaşayan çok kişiler var. Artık bu gerçeği herkes kendi arasında değerlendirmeli ve gerçek sahibi CIA olan Youtube’a, Facebook’a, Instagram’a, WhatsApp’a, Google’a, Twitter’a karşı gereken tavır sergilenmeli.

Evet, bir de her gün defalarca insan haklarından, fikir, vicdan ve ifade hürriyetinden bahseden çok sayıda kişiler var ya Türkiyede ve Avrupada, onlara da hala neden sustukları bir sorulmalı. Haksızlığa uğrayanlar Türkiye’deki bir gizli ermeni ya da gizli yahudi olduğunda basın ve medya gücüyle ortalığı ayağa kaldıran o binlerce sahte Türk’e artık sorulmalı: Maskeniz düşmedi mi, ne kadar daha bu oyunu oynayabileceğinizi düşünüyorsunuz?

Az daha unutuyordum, yazının son kısmında aklıma geldi. Youtube öyle bir insanlık düşmanı ve satanist çark ki, orada yayıncılık yapmayı deneyen herkesin profili oluşturuluyor. Dijital alemdeki ayak izleri izleniyor, kişiliği, tercihleri, siyasi görüşleri, neyi nasıl yorumladığı, neleri beğendiği, neleri beğenmediği, özel yazışmalarda kimlerle neler yazıştığı, her şey bir araya getiriliyor. Yetmiyor, bir de metafizikçiler kullanılıyor ve kanal sahipleri bu elemelerden geçiriliyor. Bu elemelerde takılan gerçek Türkler ve Müslümanlar ya da başka başka ülkelerdeki iyi niyetli, dürüst gayr-i müslim insanlar, bir de metafizik saldırıların hedefi oluyorlar. Tuhaf haller yaşamaya başlıyorlar. Psikolojileri bozuluyor. Kendilerine ve etraflarına zarar vermeye başlıyorlar. Bazıları ise bu metafizik saldırılarda can veriyorlar.

Bunu sadece Youtube mu yapıyor

“FETÖ terör örgütü de PKK ne? PKK ile iltisaklı on binden fazla öğretmeni neden meslekten men etmediniz, yargılayıp cezalandırmadınız?” demiştik ya yıllar önce… Sahi, ne oldu onlara?

Hep gizli Ermeniler, gizli Yahudiler, gizli Rumlar, gizli Yezidiler diye ayrıcalıklı muamele mi gördüler?

Henüz FETÖ denilmediği zamanlarda ve iktidarın bile baş üstünde tuttuğu zamanlarda onlara yurt için arsasını vermiş 90 yaşında ihtiyar dede acımasızca alınıp ceza evine kondu da PKK’li sözde öğretmenlere ne oldu?

10 Kasımda okuduğu şiirle açıkça dinimize saldıran sözde öğretmen de kısa sürede vazifesine iade edilmiş. Neden? Türk ve İslam düşmanı olduğu için mi? Kripto olduğu için mi?

Bir insan, dinimize, peygamberimize, örfümüze, kültürümüze, tarihimize bundan daha açık şekilde nasıl küfredebilir, hakaret edebilir? Bunca açık hakaretten sonra en az iki ceza maddesi kapsamında ayrı ayrı hapis cezaları alacağı kesinken, nasıl olur da almaz ve kısacık sürede bir de vazifesine iade edilir?

Kimin hukuku bu, kimin sistemi? Daha ne kadar damara basılacak? Bu millet daha ne kadar zorlanacak? Biz de çıkıp herkesin değerlerine küfür ederek mi öfkemizi bastıralım? Biz de halkı kin ve nefrete mi sürükleyelim? Ne bekleniyor, mahkemelerin tamamen hiç sayılması ve herkesin kendi adaletini dağıtmaya başlaması mı?

Tahammül edilebilir şey midir, devletin resmi kurumunda, bir okulda, öğretmen sıfatlı bir kriptonun peygamberimize bile açıkça küfür etmesi? Şimdi biri dayanamayıp sıksa şu omurgasız haine, ne olacak? Suçlu mu sayılacak? O ana kadar vazifesini yapmayan mahkemeler, o anda mı devreye girecek?

Mehmet Fahri Sertkaya