Dünyanın çok değişik yerlerinde eşzamanlı olarak iklimleri değiştiren, hayvan ve bitki türlerini hedef alan, yağışların dengesini bozan ve bu yollarla ekolojik dengeye çok büyük darbeler vurarak büyük bir kuraklık ve kıtlık hakim olması için çırpınan uzaylı güç unsurları var.

Bunlar, yeryüzünde kuraklık ve kıtlık hakim olmasını, dünya insanlarının felaketten felakete sürüklenmesini sağlarken, bir yandan da kendilerinin yoğun olarak bulundukları yerlerde ise aksine müdahaleler yapıyorlar.

Bu yerlerden biri de Grönland…


Grönland’ın bin yıldan fazla bir süredir Avrupayla, en çok da Danimarka ve Norveç’le siyasi ve kültürel olarak ilişkilendirilmesi, büyük bir planın parçasıdır.

Şu anda Danirmarka Krallığına bağlı özerk bir bölge kabul edilen Grönland’ın üzerinde binlerce yıldır çok gizli ve büyük planlar gerçekleştirilmektedir.

Grönlad’da 60 bin kadar insan yaşamaktadır. Bunların Kanada ve Alaska tarafından buraya geçtikleri ya da Moğolistan tarafından geçtikleri kısmı bile tartışmalıdır. Grönland’da İnuitler denilen bu halkın başına gelenler de son derece tartışmaya müsait şeylerdir.

Bu halk kasten ahlaksızlığa, cinsi sapıklığa, alkol bağımlılığına ve intiharlara yönlendirilmekte ve bu yolla oradaki nüfusun artması engellenmektedir. Bu da büyük bir planın bir kısmıdır. İnuitler arasında intihar oranı yüzde on seviyesine kadar çıkmış haldedir. Aile düzeni de kasten bozulmuştur ama sadece bu kadar değil…


Grönland’da şimdiye kadar nüfus çok ama çok daha fazla olmalıydı. Bunun olmaması için oradan toprak sahibi olmanın önü işgalci Danimarka hükumetleri tarafından kapatıldı. Yerli halk bile bu konuda çok sıkıntılar çekiyor.

Bunların haricinde bu bir avuç insanın yiyeceklerine, içeceklerine art niyetli müdahaleler yapılıyor. Gizlice nüfus planlaması da yapılıyor, beden ve ruh sağlığını bozacak müdahaleler de yapılıyor. Grönland’da zaten temiz su bulabilmek büyük bir sorun ve insanlar evlerinin depolarına suyu dışarıdan satın alıyorlar. Su satan firmaların arabaları siparişle suyu getirip evlerin depolarına dolduruyorlar.

Dahası da var ki bu insanlara sürekli büyüler yapılıyor, yetmiyor da medyumlar tarafından metafizik saldırılara maruz bırakılıyorlar ve aralarından intihar edenlerin tamamına yakını aslında kimyevi ve metafizik müdahaleler sonrasında, kendi iradelerini hakim tutamadıkları ve zihin kontrolü altında oldukları anlarda intihar ediyorlar. Evet, bir güç unsuru Grönland’ı sahiplenmiş ve orada her hususun kendi istediği gibi olmasını sağlıyor. Bunun için alakalı pek çok devlette de nüfuzunu kullanıyor. Danimarka ve oradaki Danimarka Kraliyet ailesi ise bu işte paravan olarak kullanılıyor. Daha fazlası değiller…

Bölgede kilometrelerce kalınlıktaki buz tabakalarının altında ama toprağın üstünde bulunan uzaylı üsleri bile var. Bu yerüstü üsleri, yeraltı üslerinden çok çok küçük üsler. Buzullar bu yerüstü üslerini gizlemiş oluyorlar.

Bu uzaylılar, kutup bölgelerinde buzulların erimesini hiç istemiyorlar. Bu nedenle her gün, her saat dünya insanlığına “küresel ısınma” yalanları anlatılmasını sağlıyorlar. Kutup bölgelerine dair siyasi ve coğrafi tartışmaların ve mücadelelerin olmasını da istemiyorlar. Oralarda onları rahat bırakmamızı istiyorlar.

Çok değerli madenlerin bulunduğu anlaşılan Grönland için, hayatın olağan akşına göre şu ana kadar çok büyük siyasi ve askeri mücadelelerin yaşanması beklenirdi ama dünya siyasetine biyonik robotlarla nüfuz eden, etkili ve yetkili onbinlerce dünya insanının yerine biyonik robotlarla geçen bu uzaylı insan türleri, dünya siyasetini de istedikleri gibi yönlendiriyorlar.

Bunca devlet ve bunca millet artık bu saçmalıklara, bu zorlama yorumlara ve bilim dışı iddialara, açıklamalara son vermelidir. Grönland Danimarka’nın işgalinden kurtarılmalıdır. Orada hayatın/insanların büyük bir hızla yayılması sağlanmalıdır. Daha çok buzul tabakasının daha hızlı şekilde erimesi ve bunların okyanusların sularına karışması sağlanmalıdır. Grönland’da toprağı kasten kurak tutan suni müdahaleler durdurulmalıdır. Dünya insanlığına gerçek dünya tarihi, uzaylıların binbir türlü oyunları da dahil edilerek en açık şekilde anlatılmalıdır.

Bu konudan geriye doğru gidilerek Kızılderilileri aslında kimlerin yok ettirdiği hususuna kadar çok büyük tartışma konuları başlatılmalıdır.

Mehmet Fahri Sertkaya