Etiket arşivi: Katar

Halt etmiş

Fahrettin Altun, tiril tiril titreme nöbetlerinden biraz olsun kurtulup kendisinden beklenilen ihanet çıkışını nihayet sergileyerek, “Katar ve Türkiye bir elin parmakları gibi, biz kardeşiz.” demiş. Halt etmiş. Onların yani biyonik robotların ve içlerindeki yeşillerin kardeşliği doğru olabilir ama biz İngiltere’nin elinde el yakmayan basit ve değersiz maşalar olan Katarla da BAE ile de Suudi Amerika ile de benzerleri ile de kardeş değiliz.

Kardeş kardeşe bunu mu yapar… Bize yaptıkları şeyler kalleşlikten öte şeyler. Peşkeş onlarda… Üçkağıtçılık, dolandırıcılık onlarda… Sömürücülük onlarda… Terör örgütleri kurup yönetmek onlarda… Söz konusu sözde İslami terör örgütleri üzerinden bunca yıldır toplamda milyonlarca masum sivili katletmek onlarda… Kara paracılık onlarda, tefecilik onlarda… Ziraatı ve hayvancılığı kasten çökertmek onlarda… Türkiye’yi Büyük İsrail projesi kapsamında onursuz harp kaçkını on milyonla kişiyle doldurmak ve son günlerde bunlar gönderilmesin diye çırpınıp durmak onlarda… Bu sözde mülteciler başta olmak üzere Türkiye’den kaçırılan bebek, çocuk, yetişkin insanları dünyaya tek parça halinde ya da parçalayıp organlar halinde satmak ve onlar üzerinden kara ve kanlı paralar elde etmek de onlarda… Uyuşturucu kaçakçılığı onlarda… Türkiye dahil pek çok ülkenin her türlü içişlerine müdahale etmek onlarda… Darbecileri desteklemek onlarda… Bilmem kaç tane ülkede saymakla bitmez vatan hainlerini finanse etmek onlarda… Müslüman görünüyorken arka plandan her türlü İslam ve insanlık düşmanlığını icra etmek onlarda… Dünyada ne kadar gerçek müslüman varsa hepsine her gün topluca büyüler yapmak onlarda… Para karşılığı dünyanın dört bir yanından çok çok yüksek sayıda kişiye büyücülük hizmeti vermek onlarda… Büyüler yaparken bebek, çocuk dahil her yaştan insanı ama özellikle müslüman çocuklarını katletmek onlarda… Daha saymakla bitmez suç, günah, rezillik, sadistlik, şeytanlık, terör, vahşet, her türlü pislik onlarda…

Gerçek Fahrettin Altun’un da büyücülüğü, satanistliği, rüşvetçiliği, içi/ruhu kadar dışının/bedeninin de pislik halde olduğu… Para için anasını, karısını, vatanını bile satacak kadar ileri seviyede bir insan şeytanı hain olduğu herkesin malumu…

Fahrettin Altun da dahil, her kim de hala onlardan, Katar’dan ve benzerlerinden yanaysa, alsın topunu sektirip gitsin, ayaklar altında çiğnenmesin, bu milleti daha fazla germesin.

Bütün dünya bilsin ki Türkiye’ye, Türk milletine bu kadar kötülüğü yapmış ve hala yapmak yönünde irade sergileyen söz konusu maşa ülkelerle dostuğumuz yok. Söz konusu ülkelerin vatandaşlarının ya da o ülkelerle işbirliği halinde çalışan Türkiye vatandaşlarının ya da başka ülke vatandaşlarının de Türkiye’de yeri yok. Türkiye sınırları içinde bu kişilerin, şirketlerinin, araçlarının, cihazlarının başına gelebilecek herhangi bir şeyden biz mesul değiliz.

Onlara, bağımsızlık/hürriyet ve temiz temiz yaşama mücadelesi veren Türkiye’yi en ama en kısa sürede terk etmelerini tavsiye ederiz. Giderler ya da gitmezler, kendileri bilrler. Bizim tarzımız belli, herkesi önden ikaz ederiz.

Türkiye vatandaşı olsun ya da herhangi bir ülkenin vatandaşı olsun, hiç fark etmez. Söz konusu ülkelerin Türkiye’deki şirketlerine ve adamlarına zaten kara para, peşkeş, yolsuzluk, rüşvet, ihanet dahil türlü maddeler kapsamında operasyonlar ve sonrasında yargılamalar yapılacak. Benim endişem, millette birikmiş enerjiyi görmezden gelerek damara basa basa karşılıklar vermeyi deneyenlerin, ne ile oynadıklarını bilmemeleri. Başlarına bir iş gelince, bizim de kontrol edemeyeceğimiz bir şeyler yaşanınca, sonra bizden bilmesinler.

Bu arada, o Temim nerede?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bir insan şeytanı yüzünden koca ülke karışacak

Dikkatli olmak lazım

Türkiye’nin gerçek manada hürriyetine kavuşmak için çok büyük mücadeleler verdiği ve gözünü kararttığı şu günlerde, ortam bu kadar gerginken değil bir kişi, silahlı binlerce hatta on binlerce kişi bile devlet erkanının bulunduğu yerlerde dolaşabilir. Milletin damarına damarına basmak, son derece tehlikelidir. 

Üzerinde üç silah bulunan şahıs şüpheli görülerek göz altına alınırken Tayyip AKM’de konuşma yapmakta imiş ama İngiltere’nin kara para işlerinde maşa olarak kullandığı devletçiklerden biri olan Katar’ın diktatörü Tamim’i göremedik? 

Bu kadar yazdım, çizdim ama bana ve teşkilatıma rest çekermiş gibi, benimle birlikte hareket eden dev gibi teşkilatlara ve Türk milletine/devletine rest çekermiş gibi tuttu geldi İstanbul’a… Tamam, gelmeye geldi de bir tuhaf geldi. Neden son derece sade bir şekilde geldi. Neden ortada yok? Neden hakkında doğru düzgün, bilgilendirici haberler yok? Sözde Türk basın ve medyasında yok, Katar Haber Ajansı’na kadar, yabancı basın ve medyada da bir şey yok. Neredeee, neredeee bu had bilmez Tamim? 

Bazı Türkçe haber kaynaklarında Tamim’in Tayyip’le beraber söz konusu AKM’deki sergiye katılacağı da yazılmıştı. Lakin orada da yoktu…

Bu nasıl bir ziyaret, anlamak mümkün değil.  Ne yapsın bu millet, “Tamim, pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım” diye diye ihtimal dahilindeki her yerde dolaşsın mı?

İşte hemen yazmışlar ve “Şüphelinin gözaltına alındığı anlarda Erdoğan’ın AKM’de konuşuyor olması, kafalarda soru işaretleri oluşturdu” demişler. 

Türk milletine bu kadar kötülüğü yapmış ve yapmaya devam eden bir insan şeytanını, milletle restleşircesine ve “Sizin ülkenizde bile sizin hükmünüz geçmez. Gelir hepinizi ezerim” dercesine Türkiye’ye gönderenler kimler? Kraliçe mi? Masonların en üst üstadları mı? CIA mı? Her kimlerse onlar da gelsinler Türkiye’ye, hiç değilse onları bir görelim. Haydi bu el yakmayan basit maşayı, bu boyu uzun aklı kıt Tamim’i gönderiyor birileri, ya Türkiye’nin idaresini gayr-i meşru şekilde elinde tutanların hiç mi akılları yok? Nasıl böyle bir riske girebiliyorlar? O insan şeytanı yüzünden ülke bir anda yangın yerine dönerse, neyle söndürebilecekler?

Nereye saklandıysa çıksın o Tamim meydana… Bu seviye birikmiş olan öfke dinmeli, bunun için, her neyeye saklandıysa o Tamim bu milletin karşısına geçmeli. Bu millete rest çekiyorsa, şöyle bir salına salına İstanbul’da dolaşabilmeli. 

Korkuyorsa, piyonlarından olan Soysuz’u ve Bohçalı’yı da yanına alabilir. Onların emrinde olan Türkiye’deki insan kaçakçısı, organ kaçakçısı, uyuşturucu kaçakçısı kara para çetelerini de yanına alabilir. Katar’ın doğru düzgün ordusu, emniyeti bile yok ama Kraliçe’nin emrindeki bütün orduları ve silahlı unsurları da yanına alabilir. Bütün samimiyetimle yazıyorum, Çin ordusunu bile yanına alabilir. Kimleri yanına alıyorsa alsın ama karşımızda iki dakika dik dursun.

Öncelikle onların hepsinin hakkından gelip sonra Tamim gibilerin sürekli nakite çevirdikleri ve Türkiye’yi her manada çökertmek maksadıyla kullandıkları şu sözde mültecileri bu ülkeden Avrupa yönüne sürmezsek, devamında ise söz verdiğimiz gibi Katar’a bir ziyaret gerçekleştirmezsek, bize Türk milleti demesinler. Başka başka isimler taksınlar.

O Tamim karşımıza çıkacak. Bunun başka yolu yok. Onu basit bir piyon olarak kullananlar da karşımıza çıkacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Mekanımdayım

Kimse endişe etmesin. Aslanlar gibiyim. Bunların bizim karşımıza çıkabilecek güçleri ve yürekleri olsa şimdiye kadar yüzlerce kere çıkarlardı.

Tam manasıyla sahaya iniyorum, hazır olun. Hiçbir karşılık verilmese bile üzerlerine gideceğiz, Ankara hükumetini fesh edeceğiz. Sözde mültecileri Avrupa’ya doğru topluca süreceğiz. Kuzey Irak’taki sözde Kürt bölgesel yönetimini haritadan silip terör sorununa ve BOP yani Büyük İsrail projesine büyük bir darbe vuracağız. Suriye’de Esed’le anlaşacağız. Güney Azerbaycan’ı İran işgalinden kurtaracağız. Bu vesilesiyle de göç yağmuruna sebep olan o sınırı sağlıklı bir şekilde kontrol altına almış olacağız. Sonra Suudi Arabistan, Katar ve BAE’de sömürgeci, diktatör, zalim, insanlık düşmanı, harp ve terör suçlusu hükumetleri ve aileleri devireceğiz. Bunların Türkiye’den, Suriye’den, Irak’tan çaldıkları her ne varsa hak sahiplerine ve ilgili ülkelerin hazinelerine teslim edeceğiz.

Zaten biz bunu yaptığımızda hem Türkiye üzerindeki on milyondan fazla sözde mülteci üzerinden kazandıkları kara paralar kesilecek, hem Türkiye, Ankebut Ağının kara para sisteminin köprüsü olmaktan çıkacak ve kısacık süre içinde Avrupa ve ABD çok çok daha büyük bir mali krize girecek. Şu anda bile fena hallerdeler, o günlerde iki hafta ayakta kalamazlar.

Bu nedenle AKPKK-MHPKK suç organizasyonunun direnmesini ve gayr-i meşru şekilde biraz daha Türkiye’yi idare etmelerini, sözde mültecileri asla göndermemelerini istediler.

Benim istediğim de buydu, ortamı yeterince gerdiler ve bu gerginliğin düşmesine asla izin vermeyeceğiz. Bu vatan müdafaasıdır, adliyeler de ele geçirilmiştir, öyle ise milli kuvvetler olarak üzerimize düşeni yapacağız.

Ordum benimle… Aksine söylenen hiçbir şeye itibar etmeyin, hakikati sahada göreceksiniz. Emniyet güçlerinin de yarıdan çoğu benimle… Kalan yarısı da hemen yanıma geçecekler. Dünyanın dört bir tarafından farklı farklı liderler, gruplar da benimleler.

Bu iş artık bitecek. Türkiye’ye gerçekten bahar gelecek. Herkes şimdi hızla her yeri, herkesi germeye devam etsin. Bundan sonra sabır etmek, tahammül etmek yok. Hepsi buraya kadardı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Hala mı anlayamadınız?

Paralarınızı, sermayenizi, danışıklı dövüşen büyük ülkelerden, daha küçük ama güvenli ülkelere zaman kaybetmeden çekin. Bu güne kadar oyun büyüktü, dünya insanlığını aldatıyorlardı ama kim olduklarını, sistemlerini, taktiklerini, bağlantılarını, hedeflerini iyice ifşa edeceğim ve iyice bozacağım. Bu da dünyada uzaylı tarafların kurduğu siyasi, askeri, mali dengeyi kökten yıkacak ve yeni bir dünya düzeni kurulacak.

Sizler de savrulup gidenlerden, yok olup piyasadan silinenlerden olmayın. ABD’den, AB’den, NATO’dan, mason tarikatından, Çin’den, Japonya’dan ve Rusya’dan uzak durun. Ankebut Ağının kara para işlerinde taşeron olarak kullandığı BAE, Katar, Singapur ve benzeri kara para devletçiklerinden de uzak durun

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

Tayyip telefona sarıldı

İran’ı aradı, kaale bile alınmadı. Türkiye’de ve dünyada baş döndürücü bir hızla neler yaşandığını Tayyip telefona sarıldı İran’ı aradı, kaale bile alınmadı. Türkiye’de ve dünyada baş döndürücü bir hızla neler yaşandığını geçtim, kendini bile tam bilemez haldeydi. Uzaylılar sinyali verip deprem yaptılar, korku hakim olsun istiyorlar. Herkes herkesi arıyor. Konuşanların çoğu da aslında neler olduğunu ve neler olacağını bilmiyorlar. Kısa sürede ne çok şey oldu, oluyor. 

Tayyip artık en hakikisinden etkisiz eleman… İran, doğalgazı kendi iradesiyle kesmedi. İran’a o gazı kestirdiler. İran’ın kendi iradesi ile o gazı açma lüksü yok. “Kapat” diyenlerin, “Tamam aç” demeleri lazım. Derler mi… Derler belki ama uzun sürmez, yine keserler. Sürekli bu kartı oynarlar. Ya da hemen şimdi büyük tavizler alırlar. Bundan sonra Türkiye nasıl bir taviz verebilir, Katar ve BAE gibi kara para ve terör devletçiklerine her gün peşkeş çekilen, peşkeş çekilecek pek bir şeyi kalmayan, ihtiyaç duyduklarında emirlerine amade askeri birlikler ve binlerce polis bile gönderen bir ülke Türkiye…

Futbol turnuvasında güvenliği sağlayacak kadar siyasi otoritesi, devlet sistemi, eğitimi, yeterli memuru ve polisi bile olmayan ama devlet olarak kabul edilen tırnak kadar bir yer, hain Tayyip ve çetesi yüzünden koca Türkiye’ye kene gibi yapışıp kanını, iliğini emmeye devam ediyor. Daha fazla birilerine taviz verilmesi de dibe vurmak demek, taviz vermemek de dibe vurmak demek. O küçücük aklıyla bu şartlarda bir de olmadık işlere girişip Ukrayna ile Rusya’nın arasını sözde bulmaya, hiçbir riske girmeden Ukrayna’yı kollamaya kalkıyor. Muhatap alınmıyor, diplomatik nezaket sınırları içinde ağır cümleler kuruluyor karşısında ve kendini iyice bitiriyor. Yine de uslanmıyor. Zira utanma duygusunu yitireli belki elli yıl olmuştur ve bir de bitmiş, çaresiz halde… Ukrayna ile o kadar kara para işleri yapıyor, onlar da kesilirse, kesecek ve organlarını alacak insanları nereden bulacak.

Yani sözü uzatmaya ve tekrarlara girmeye gerek yok, Türkiye’nin sanayicisinin, tüccarının, büyük sermaye sahiplerinin, bankacılarının, borsacılarının aşırı dikkatli ve gerçekçi olmaları lazım. Keskin kararlar almaları lazım. Yoksa Türkiye ve Tayyip ile birlikte onlar da savrulup dibi görecekler. Bir de keneye üç bin küsur polis ve özel ekipler göndermekle övünebilecek kadar hayasızlaşmışlar, zıvanadan çıkmışlar, bununla övünecek kadar laçkalaşmışlar. Bunlara laf mı anlatılır, bunlarla yola mı gidilir, bunların sözüne mi itibar edilir. Adalet sistemini keyiflerince kullanarak, birkaç tanınmış kişiyi içeri aldırarak halka korku verecekler de aç kalmış on milyonlarca kişinin karşısında hala iktidarda kalabilecekler. Boş avuntu bunların yaptığı…

Şimdiden, “Müslüman rolü oynayan bir münafık ve çetesi Türkiye’yi, 20 yılda, maddeten ve manen nasıl batırdı, bitirdi.” konulu yazılar yazılabilir. Kitaplar yazılabilir. Belgeseller hazırlanabilir.  “Bir devrin sonu. Sonu Menderes gibi, Çavuşesku gibi mi olacak” diye çok sarsıcı ve tesirli yazılar da yazılabilir ve videolar hazırlanabilir. Çünkü buradan sonra istesem ben bile Tayyip’i iktidarda tutamam. Böyle demişken aklıma geldi “Onun yerinde öküz bile olsa, onca kere fırsat verdiğinde, Türkiye ve dünya siyasetini onun lehine hazırladığında MFS’yi dinlerdi. Ortak menfaatlerde birleşirdi. Bu nasıl bir ahmaklık, nasıl bir cahillik, nasıl bir hırs” konulu yazılar da şimdiden yazılabilir. 

Yazmak, anlatmak isteyenler için ciltlerce yer tutacak kadar yazılası ve sarsıcı hakikat var. 

Haydi şimdiden Ba’de harab’ül Türkiye…. Yaşasın İsrail, yaşasın Çin, yaşasın Katar, yaşasın BAE…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ezip geçiyoruz

Türkiye’de Ali Koç korona olmadı, iç-dış çarpılıyor. Brezilya’da Bolsonaro da korona olmadı ya da aslında bağırsak sorunlarından dolayı hastenelik olmadı. O da iç-dış çarpılıyor. Onu daha önce çok çarpmıştık ve hastahanelik olmuştu. ABD’de Savunma bakanı Austin de korona olmadı. O da iç-dış çarpılıyor. Ona bağlı kara paracı ABD subaylarından kaçını cehenneme gönderdiğimizi o çok biliyor. “Havana sendromu” ya da “Gizemli beyin hastalığı” gibi uydurmalarla aileleri ve kamuoyunu oyaladılar. Derhal o makamdan indirilmesi ve yargılanması gerekiyor.

Dünya genelinde daha çok, batı dünyasında etkin olan griler ve içlerinde bulundukları biyonik robotlar çarpılıyorlar. Diğer uzaylı türler de çarpılıyorlar. Biyonik robotların içinde bulunan uzaylılar sık sık ölüp değiştiriliyorlar ama biyonik robotlar da arızalar çıkartıyorlar. Türkiye, ABD, AB, Rusya, BAE, Suudi Arabistan, İngiltere, Katar, BAE, bazı Afrika ülkeleri başta olmak üzere, hangi ülkede bize karşı mücadele veren kim varsa, az ya da çok çarpılıyorlar. NATO içindeki karşıtlar da çarpılıyorlar.

Bütün bunları varlıkta tutmak için, ayakta tutmak için günlerdir gece-gündüz demeden saldırıyorlar ve saldırdıkça yıkılıyorlar, yok oluyorlar. Ben siyasi kararlar aldım, dünyaya yön vermeye devam ettim ama onlar o kadar bitikler ki bir kez metafizik saldırılar yapmayı tercih ettiler. Bir kez daha yerlerdeler. Şu anlarda dünya siyaseti ve ticareti bir seviyede durdurmuş vaziyetteyiz. Dünya genelindeki bu metafizik çatışmaları takip eden çok yüksek metafizikçi var dünyanın her yerinde… Bunlardan bilgiler alan çok yüksek sayıda siyasetçi ve iş adamı var. Dünya, Türkün gücünü bir kez daha görüyor.

Üç vakte kadar üzerimdeki sansürü de ezip geçeceğim. Ondan sonra ümit ederim metafizik çatışmaların dışına çıkarak sahada gerçek çatışmalara da gireceğiz. Bu insanlık düşmanları, bu vahşileri, bu sömürücüleri, bu satanistleri, bu ahlaksızları hak ettikleri üzere cezalandıracağız. Bir an evvel cehennemlerine geçmelerine vesile olacağız. Batı aleminin nasıl da bir kağıttan kaplan olduğunu bütün dünyaya göstereceğiz.

Biz yanında olduğumuz sürece, sadece Türk ordusu bile bütün batı dünyasını ezip geçebilecek güce sahip ama dünyanın dört bir yanından aklı başında olan, gerçekleri gören çok yüksek sayıda kesim bizimle…

Bundan sonra herkes sınırını bilecek. Eski Türkiye de yok, eski dünya düzeni de yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Taner Ay vakasına bir neşter vurulsa, Ay utanır da dünyaya ışık yansıtmaz

Bulgaristan’da yaşanan trafik kazasında ölen Taner Ay, Ankebut Ağının milletler arası kara para işlerinde kullandığı piyonlardan biriydi. Ölümü, normal bir ölüm değil. Bu ağı çökertmek isteyenler tarafından öldürüldü. Bu, bir başlangıç ve daha önce yazdığım gibi, önümüzdeki birkaç hafta içinde, çok büyük ihtimalle ortalık toz duman olacak. Sadece Türkiye’de değil, batı aleminin ondan fazla büyük ülkesinin adliyelerinde, basın ve medyasında, sosyal medyasında yer yerinden oynayacak. Ayrıca sahada çok şiddetli çatışmalar da yaşanacak.

Taner Ay, iş adamı değildi. Taner Ay, iş adamı gibi gösterilerek kara para ağları arasında bağlantı sağlayan ve kara para da aklayan bir insan şeytanıydı.

Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütünün sürekli olarak kullandığı kişilerden biriydi. Adnan Oktar suç örgütünün, AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütüyle adeta kaynaşmış halde olması nedeniyle, Taner Ay da AKPKK’li en üst isimlerle çok sıkı bağlantıdaydı. Sosyal ağlarda paylaştığı resimlerde Solomon Soysuz’la, Hulusi Akar’la, Hakan Fidan’la, Metin Külünk’le, Mevlüt Çavuşoğlu ile ve daha pek çok kişiyle çektirdiği fotoğrafları görülebiliyor. Ayrıca devletimizin idare edildiği en üst kurumlarda bulunduğu anlarda çekip paylaştığı fotoğrafları da görülebiliyor.

Satanist bir gizli Yahudi olan Taner Ay’ı, kara para işi yapan pek çok devlet ve bu devletin gizli servisleriyle mafyaları da kullanıyorlardı.

Taner, bu milletler arası kara para ağının artık önemli bağlantılarını sağlayan bir kişiydi. Ankebut Ağını yöneten konseylerin üyelerine çok yakın kişilerle de görüşüyordu. Uyuşturucu kaçakçılığı kısmında AKPKK ile Adnan Oktar suç örgütü arasında köprü vazifesi yapan kişilerden biriydi. Uyuşturucu işinde, AKPKK kısmında, en çok Solomon Soysuz’la ve Metin Külünk’le paslaşıyordu. Bütün dünya biliyor, yıllardır bu iki şahsın uyuşturucu işinde üst isimlerden olduğunu anlatıyorum. Taner, fuhuş işinde de AKPKK ile Adnan Oktar suç örgütü arasında köprü vazifesi yapıyordu. Bu sahada, AKPKK kısmında, en çok da Türkiye’deki baş pezevenklerden biri olan gizli Yahudi Numan Kurtulmuş’la paslaşıyordu. Aslında zekası, kabiliyetleri, vasıfları yüksek biri değildi. İnisiyatif almıyor, emir edilenleri yapıyor ve bu nedenle işe yarar bulunuyordu.

“Osmanen Germania” yani Almanyalı Osmanlılar isimli sözde derneğin, özde kara para teşkilatının da mensuplarından biriydi. Bu güne kadar bu teşkilat zaten kara para işleri yapmakla açıkça suçlanmıştı. Avrupadaki medeni insanlar, bu şeytanlıklardan rahatsızlar ve kendi devletlerinin gücünü, adaletten yana, insanlığın faydasından yana kullanmak istiyorlar. Lakin, hep anlattığım gibi, Merkel başta olmak üzere pek çok üst seviye Alman siyasetçi ve bürokrat da bu kara para ağının içinde olunca, beklenen operasyonları bu güne kadar yapamadılar.

Osmanen Germania, aslında İngiltere’nin, Kraliçe’nin çetesinin talimatlarıyla AKPKK tarafından kuruldu. Zaten bu AKPKK ve Tayyip belasını, milletimizin başına en çok İngiltere, ABD, Almanya, İsrail getirdi. Bu milletler arası kara para işlerinde aslında AKPKK de bir taşeron. Ne yazık ki AKPKK eliyle, devletimizin gücü/kurumları, memurları hatta adliyeleri/mahkemeleri, hakimleri, savcıları bile farkında olarak ya da olmayarak bu insanlık dışı suçlara bulaştırıldı. Bunu, dünyaya kendini medeni olarak gösteren batılılar ve bir de İsrail sağladılar. Taner Ay’ın ve o sözde derneğin arkasında İngiltere de var. Almanya da var. ABD de var. Türkiye de var. KKTC de var. İsrail de var. Belçika, Hollanda, Fransa da var. Çok sayıda batılı lider de var.

Taner Ay’ın da içinde yetiştiği ve bünyesinde faaliyet icra ettiği Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütü, dünyanın dört bir yanında özel hastahaneler ağı üzerinden yapılan organ işinin de bir seviyeye kadar içinde… Taner de organ işinde faaliyet gösterdi. Aslında o kısımda da bir piyondan başka bir şey değildi. Ankebut Ağının dünya genelindeki organ sisteminin Türkiye ayağındaki sözde hastahanelerden biri olan Memorial’ın sahibinin Turgut Aydın olarak gösterilmesi gibi… Organcı Turgut da piyon, Taner de piyondu… Piyon ama Türkiye’den Avrupaya mülteci olarak giden yüksek sayıdaki insanın, Ankebut Ağının organ sistemine kurban gitmesine, Adnancılarla birlikte o da vesile oldu.

Devletimizi, bu milletler arası kara para ağında öyle ileri seviyede kullanır oldular ki biz Vatanseverler cephesi ve ayrıca Muktedirler İttifakı (Mİ) olarak bu ağa darbe vurup düzenlerini bozdukça, kara paralarının önünü kestikçe, Türkiye’nin idari kadrosu aksi yönde faaliyetler icra etmek istedi. O yönde çırpındı, çırpınıyor. An geldi, kara para akarını devam ettirmek için Suçişleri Bakanı olan Solomon Soysuz İran’a gitmek zorunda kaldı. Sözde Dışileri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu zaten gittiği ülkelerin çoğunda, bozduğumuz kara para işlerini kuvvetlendirmek için çırpındı, çırpınıyor. Hep yazıyorum, Katar, BAE, Singapur, Danimarka ve benzeri devletçikler de bu Ankebut Ağının taşeron ve kasa olarak kullandığı ülkeler. Bosna Hersek, Arnavutluk, Makedonya ve benzeri ülkeleri de kara para işlerinde serbest ortam olarak kullanıyorlar. Bu nedenle bu gibi ülkelerin idaresini, adalet sistemini, eğitim sistemini, maliyesini ellerinde tutuyorlar. Şu sözde avukat Zeki Çalışkan’ı, kara para işlerini, sözde derneklerini, organ işine kadar bağlantılarının olduğunu kaç sene önce yazdım. Sahibi olduğu avukatlık bürosunda avukat gibi görünen militanların da tek tek aslında gerçek ırklarını, gerçek dinlerini, gerçekte ne halt ettikleri yazdım. Otuz kadar avukttan biri bile senelerdir benden davacı olamadı. Lakin, bu devletin adli yetkilieri ve MİT’i ne yaptı? MİT, senelerce şu Taner’i de kolladı. Evet, bizler vergi verdik, MİT de batılıların kara para sistemine çalıştı. Türkiye’den de erkek, kadın, çocuk, bebek kaçıran ve bunları fuhuş, organ ve ayin ağlarına gönderen kişileri MİT, bizim vergilerimizle ve milletimizden/devletmizden aldığı güçle korudu, destekledi. Hala halleri böyle…

AKPKK’in ve Tayyip’in başımıza bela edilmesinde en etkili olan şahıslardan biri Devlet Bohçalı, çok vasıfsız, kafasız, korkak, aciz bir vatan haini MİT casusundan başka bir şey değil. MİT üzerinden CIA ve Avrupalı gizli servislerler de paslaşıyor. Binbir türlü açığı var, delili var, şahitleri var, bülbül olup ötecek ödlek adamları var sistemlerinde ama Türk adli yetkilileri nerede? Köpek desem, köpeğe hakaret olacak bu pislik herif, tutmuş on sene sonra benden davacı oluyor. Tek başına hafif gelmiş de yanına en sadık köpeklerinden biri olan Suçişleri Bakanı Solomon Soysuz’u alıyor. Yetmiyor, bunca yıldır danışıklı dövüştükleri sözde muhalefetin başı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da yanına alıyor. Baştan beri emir eri olarak kullandığı Recep Tayyip Erdoğan’ı da aynı davada benden şikayetçi yaptırıyor.

Yıkarlar bu devleti bu hainlerin başına ama yine de bu devleti bu hainlerin ellerinde alırlar. Milletin can, mal, namus, din, ahlak emniyetini tesis ederler. Yok öyle bir Türkiye artık…

Şimdilik daha fazla bilgi vermeyeceğim. Lakin, gerekli ikazları son dönemde zaten herkese açık şekilde yaptım. Onları da tekrar etmeyeceğim. Altta kalanının canı çıksın, iyi olan kazansın. Sık sık, geleceğini ve yaşanacağını ifade ettiğim o büyük günün yaşanmasına ramak kaldı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hiç komik değil…

Son dönemde Katar ile Türkiye arasındaki tuhaf trafiğe dair açıklamalar yapmak zorunda kalan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Bir ülkenin iyi fırsatlar sunması demek, o ülkedeki ekonomik şartlar iyi demektir. Elbette her yatırımcı bunu değerlendirmek ister” demiş. 

İşi gırgıra vurmuş ve komik olmak istemiş desek, komik değil… Ciddiyetle bir açıklama yapmış olduğuna ihtimal versek, ciddiye alınabilecek gibi değil… Öyle ise bu işin içinde büyük bir art niyet, büyük bir aldatıcılık olmalı. 

Ortalama zekaya sahip her insan sorar;

– Türkiye’nin mali vaziyetinin iyi olduğuna hakikaten, şu ahvalde bile inanıyor musunuz?

– Gerçekten iyi ise neden dünyanın diğer devletleri ve dev holdingleri yatırımlar yapmıyorlar? Neden son aylarda Türkiye’den adeta kaçıyorlar? Neden Türkiye içindeki nakitlerini bile Türkiye dışına çıkarttılar? 

– Neden “her yatırımcı” değil de sadece Katar, BAE gibi kara para devletçikleri şu sözde fırsatları değerlendiriyorlar?

– Ülkenin maliyesi hakikaten iyi ise ve kaçırılmayacak fırsatlar varsa, neden onlar Türkiye’ye koşmuyorlar da siz onların ayaklarına gidiyorsunuz?

– Neden aranızda çevirdiğiniz işler şeffaf değil ve neden böyle baskı/şüphe altında kaldınız da böyle itibar edilmez açıklamalar yapıyorsunuz?

Mehmet Fahri Sertkaya

Aklı başında değil bunun…

İdraki çok kapalı. Ne yaptığını bile tam olarak bilemiyor. Hareketlerinin, sözlerinin neticelerini hesap edemiyor. Şu şartlarda Katar’ın ayağına gidiyor. Yine memlekette ne var ne yok peşkeş çekmeye kalkıyor. Daha dün “Bende geri vites yok. Taarruzdayım” dediğini bile unutmuş, yine para için, yine kara para için el öpmeye gidiyor. Millet zaten barut fıçısı… Sokakların patlamasına bir tek kıvılcım kalmış. Ülkede her şeyin peş keş çekildiğini duymayan, bilmeyen kalmamış. Katar denince herkese iğne batar gibi olmuş. Ülkenin başında sahte diplomayla ve gayr-i meşru surette de bulunuyor olsa, bu dengeleri, hassasiyetleri, gerilmeleri hesap etmek zorunda… Bu kısımlara dair tekrarlara girmeye gerek yok. Senelerdir yazıyoruz.

Lakin… Tamamen kara para devletçiği olan Katar’ı ve dolayısıyla her türlü kara para işini korumak, yardımcı/aracı olmak için Türk ordusunu Katar’a göndermiş olmak yetmemiş de bir de askeri üsse girip oradan uzun uzayıda siyasi nutuk atmak nedir.

Siyasi nutuk atılacak yer mi kalmamış? Bu gün devletin başındaki en yetkili siyasi kişi, askeri üslerde hem de askerlere hitap ederek siyaset yaparsa, ülkedeki siyasi ve askeri yetkililerin neler yapacağını düşünmek bile istemiyorum. Keşke oraya da muhtarları çağırsaymış. Adamlar ne çektiler, ne zorlandılar ve alıştılar.

Askerin siyasete müdahil olması ihtimali, öylesine büyük bir hassasiyet noktasıdır ki bütün dünyada asla taviz verilmeyen bir şeydir. Geçenlerde bir batı ülkesinde yaşanmıştı. Bir siyasi yetkili, siyasi açıklamalar yapmaya başlayınca, yanındaki üst rütbeli subay yanından ayrılmıştı, kadrajdan çıkmıştı. Orayı terk etmişti. Doğru olanı yapmıştı ve hiç de tepki görmemişti.

Tayyip ayakları yere basan konuşmalar yapamıyor, kararlar alamıyor, tavırlar sergileyemiyor. Dengelere dikkat edemiyor. Eskiden beri hukuk tanımazdı ama şimdilerde yaptıklarının hukuka uygun olup olmadığını da bilemiyor. Zaten Katar ziyaretinde bir kez daha gördük ki gerçek manasında da ayakları yere tam basmıyor. Acınası bir hali var. Doğru düzgün yürüyemiyor, dik duramıyor ve beden gücü kullanamıyor. Hafızası aşırı sorunlu, yanındaki kişileri tanımakta zorlanıyor, uykuları çok düzensiz, aşırı ilaç kullanıyor, onların da yan etkileri yoğun şekilde görülüyor, yemekleri düzensiz ve yediklerini kısa sürede kusuyor. Çok içki içiyor.

Demek ki Türkiye hala buna müstahak ve bu nedenle hala böyle biri ülkenin başında durabiliyor.

“Katar’ın güvenlik ve istikrarını kendi ülkemizinkinden ayrı tutmuyoruz” demiş… Başka ne diyebilir. On seneden fazla süredir binbir türlü vahim suçu Katar’la birlikte işliyor. Sadece Suriye sınırları dahilinde işledikleri, işlettikleri suçlar, binlerce kere idam edilmelerini gerektiriyor. Abartı yok, gerçek manasına yazıyorum. Sadece Suriye yargılamalarından Tayyip’e binlerce kere, Temim’e binlerce kere idam cezaları verilecek. Bunlar, yollarını nasıl ayırsınlar? Şuraya yazıyorum, Tayyip devrilsin ve asılsın, çok kısa süre sonrasında o Temim de devrilir ve asılır. Kimse buna mani olamaz ve Temim’i koruyamaz. O kadar kirli ve derin bağlantılar içindeler. Şu ana kadar kaç milyon sivil insanın kanına ellerinin değdiğini eminim ki kendileri de bilmiyorlar ve bir an bile sıkıntı etmiyorlar. Hala daha Afganistan ve Taliban üzerinden bir şekilde kara para işleri çevirmek için çırpınıyorlar. En kötüsü şudur ki peygamber ocağı dediğimiz askeriyemize kadar, devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarını da bu kara para çarkına kullanıyorlar.

Şu kadar skandalları artık dağdaki çoban bile duyup konuşur olduğu halde, hala meydana aslanlar gibi çıkıp kükremeyen o sözde muhaliflere de yazıklar olsun. Hatta lanetler olsun. Sabah akşam insan hakları, demokrasi, özgürlük, adalet, müreffeh hayat, mutluluk, saadet nutukları atıyorlar. Onlar da adaletle yargılanır ve asılırlar. Onlara da sorulur “Niye danışıklı dövüştünüz? Ne fayda elde ettiniz? Hangi işlerde ortaksınız? Neden yardım ve yataklık ettiniz?” diye…

Mehmet Fahri Sertkaya

Tam da yerini bulmuş

Interpol’un yeni başkanı BAE’li Ahmed Nasır el Reisi, sadece işkenceci değil… Organ ve uyuşturucu işi de dahil olmak üzere her türlü kara para işlerinin içinde yıllardır faaliyet gösteren birisi. İleri seviyede bir ayinci satanist. Ayinci dediysem, İblis’e acımasızca, sadistçe insan kurban edilen ayinleri kastediyorum.

Daha önce yazmıştım, çok müreffeh, çok zengin, çok eğitimli ve iyi şartlarda gösterilen devletçikler, hep kara para devletçikleri… Singapur da öyle, Katar da BAE de diğerleri de…

Bu kadar gelişmiş bir bilim ve teknoloji çağında, bilginin ve haberleşmenin bu kadar yaygın ve hızlı olduğu şu çağda, bunca devlet kara paracılara karşı mücadele edecek, üstüne bir de milletler arası polis teşkilatı olarak Interpol’ü kuracak ama dünyanın neredeyse her noktasında bu kadar yoğunlukla kara para işleri yapılacak… Mümkün mü bu? Yapılabiliyor, çünkü kara paracılar hükumetlerin, devlet kurum ve kuruluşlarının ve ayrıca milletler arası resmi kurum ve kuruluşların içlerine sızıyorlar. Sızıyorlar ne demek, doluyorlar. Tamamen ele geçiriyorlar. Bunu satanist yani insanlığın düşmanı ve İblis ile cinlerin dostu bir teşkilat olan Ankebut Ağı üzerinden ve bu ağa bağlı mason tarikatı üzerinden yapıyorlar ama hep dediğim gibi, bunların içine de ayrıca biyonik robotlarla uzaylı türler sızıyorlar.

Gerçek Ahmet Nasır el Reisi tam da anlattığım gibi biriydi ve onun rolünü oynayan biyonik robot da kaldığı yerden her türlü pis ve kara para işlerini devam ettiriyor.

Dünyanın getirildiği şu hale bir bakın… Yazık bu dünyanın, bu dünya insanlığının bebeklerine, çocuklarına, genç kız ve kadınlarına, analarına yazık… Her yer acı, her yer göz yaşı, her yer zulüm ve sadistlik. Interpol’ün başına bile sızılıyorsa, elbette bu dünya bu halde olur. Ya göstere göstere, en zor anında Tayyip gibi büyükbaş bir kara paracıya arka çıkan kara para devletçiği BAE’ye ne demeli, ne yapmalı? Interpol’ün başına BAE’den bir başkan konursa, elbette kara paracı başkan gelecekti… Şimdi sineklerle mi, bataklıkla mı, her ikisiyle birlikte mi uğraşmalıyız?

Mehmer Fahri Sertkaya

Tadı tuzu kalmadı

Hindistan Başbakanı Modi tarafından kullanılan Air India’ya ait bir Boeing 777 tipi uçak pistten çıktı. Modi uçakta değildi. Resmi açıklamalara göre can kaybı yaşanmadı.

Lakin resmi açıklamada, uçağın ve mürettebatının metafizikle çarpıldığı beyan edilmedi.

Karşımızda duran devletlerin hiçbirinin artık tadı, tuzu kalmadı. Kara paraları var, teknolojileri var, uzmanları var, eğitimli personelleri var, cihazları var ama uçamıyorlar, yüzemiyorlar, kullanamıyorlar, bozulanı kolayca tamir edemiyorlar. Akılları almıyor, yaşananları yorumlayamıyorlar.

Hala Katar’a dost kalan ülkeler de bu günlerde bu gibi halleri yaşamaya başlıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya