Aklı başında değil bunun…

İdraki çok kapalı. Ne yaptığını bile tam olarak bilemiyor. Hareketlerinin, sözlerinin neticelerini hesap edemiyor. Şu şartlarda Katar’ın ayağına gidiyor. Yine memlekette ne var ne yok peşkeş çekmeye kalkıyor. Daha dün “Bende geri vites yok. Taarruzdayım” dediğini bile unutmuş, yine para için, yine kara para için el öpmeye gidiyor. Millet zaten barut fıçısı… Sokakların patlamasına bir tek kıvılcım kalmış. Ülkede her şeyin peş keş çekildiğini duymayan, bilmeyen kalmamış. Katar denince herkese iğne batar gibi olmuş. Ülkenin başında sahte diplomayla ve gayr-i meşru surette de bulunuyor olsa, bu dengeleri, hassasiyetleri, gerilmeleri hesap etmek zorunda… Bu kısımlara dair tekrarlara girmeye gerek yok. Senelerdir yazıyoruz.

Lakin… Tamamen kara para devletçiği olan Katar’ı ve dolayısıyla her türlü kara para işini korumak, yardımcı/aracı olmak için Türk ordusunu Katar’a göndermiş olmak yetmemiş de bir de askeri üsse girip oradan uzun uzayıda siyasi nutuk atmak nedir.

Siyasi nutuk atılacak yer mi kalmamış? Bu gün devletin başındaki en yetkili siyasi kişi, askeri üslerde hem de askerlere hitap ederek siyaset yaparsa, ülkedeki siyasi ve askeri yetkililerin neler yapacağını düşünmek bile istemiyorum. Keşke oraya da muhtarları çağırsaymış. Adamlar ne çektiler, ne zorlandılar ve alıştılar.

Askerin siyasete müdahil olması ihtimali, öylesine büyük bir hassasiyet noktasıdır ki bütün dünyada asla taviz verilmeyen bir şeydir. Geçenlerde bir batı ülkesinde yaşanmıştı. Bir siyasi yetkili, siyasi açıklamalar yapmaya başlayınca, yanındaki üst rütbeli subay yanından ayrılmıştı, kadrajdan çıkmıştı. Orayı terk etmişti. Doğru olanı yapmıştı ve hiç de tepki görmemişti.

Tayyip ayakları yere basan konuşmalar yapamıyor, kararlar alamıyor, tavırlar sergileyemiyor. Dengelere dikkat edemiyor. Eskiden beri hukuk tanımazdı ama şimdilerde yaptıklarının hukuka uygun olup olmadığını da bilemiyor. Zaten Katar ziyaretinde bir kez daha gördük ki gerçek manasında da ayakları yere tam basmıyor. Acınası bir hali var. Doğru düzgün yürüyemiyor, dik duramıyor ve beden gücü kullanamıyor. Hafızası aşırı sorunlu, yanındaki kişileri tanımakta zorlanıyor, uykuları çok düzensiz, aşırı ilaç kullanıyor, onların da yan etkileri yoğun şekilde görülüyor, yemekleri düzensiz ve yediklerini kısa sürede kusuyor. Çok içki içiyor.

Demek ki Türkiye hala buna müstahak ve bu nedenle hala böyle biri ülkenin başında durabiliyor.

“Katar’ın güvenlik ve istikrarını kendi ülkemizinkinden ayrı tutmuyoruz” demiş… Başka ne diyebilir. On seneden fazla süredir binbir türlü vahim suçu Katar’la birlikte işliyor. Sadece Suriye sınırları dahilinde işledikleri, işlettikleri suçlar, binlerce kere idam edilmelerini gerektiriyor. Abartı yok, gerçek manasına yazıyorum. Sadece Suriye yargılamalarından Tayyip’e binlerce kere, Temim’e binlerce kere idam cezaları verilecek. Bunlar, yollarını nasıl ayırsınlar? Şuraya yazıyorum, Tayyip devrilsin ve asılsın, çok kısa süre sonrasında o Temim de devrilir ve asılır. Kimse buna mani olamaz ve Temim’i koruyamaz. O kadar kirli ve derin bağlantılar içindeler. Şu ana kadar kaç milyon sivil insanın kanına ellerinin değdiğini eminim ki kendileri de bilmiyorlar ve bir an bile sıkıntı etmiyorlar. Hala daha Afganistan ve Taliban üzerinden bir şekilde kara para işleri çevirmek için çırpınıyorlar. En kötüsü şudur ki peygamber ocağı dediğimiz askeriyemize kadar, devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarını da bu kara para çarkına kullanıyorlar.

Şu kadar skandalları artık dağdaki çoban bile duyup konuşur olduğu halde, hala meydana aslanlar gibi çıkıp kükremeyen o sözde muhaliflere de yazıklar olsun. Hatta lanetler olsun. Sabah akşam insan hakları, demokrasi, özgürlük, adalet, müreffeh hayat, mutluluk, saadet nutukları atıyorlar. Onlar da adaletle yargılanır ve asılırlar. Onlara da sorulur “Niye danışıklı dövüştünüz? Ne fayda elde ettiniz? Hangi işlerde ortaksınız? Neden yardım ve yataklık ettiniz?” diye…

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir Cevap Yazın