Etiket arşivi: Zülkarneyn aleyhisselam

Kalkan gibi…

İbn-i Mace’de geçen hadis-i şerifte şöyle buyruldu: “Deccal, doğuda Horasan denilen bir bölgeden çıkar. Yüzleri deri üzerine deri kaplanmış kalkanlar gibi olan bir kavim ona tabi olur.”

Ye’cüc ve Me’cüc kavimlerinden bahsedilen sahih hadislerde de onların bazılarının derilerinin kalkan gibi, zırh gibi olduğu açıkça ifade edilmiş. Bu gibi gerçekleri yıllardır izahlar yaparak da anlatıyorum. Çok sayıda dini mesned/dayanak, delil bir araya getirildiğinde… Öncü deccallerin değil, ahir zamanda hz. Mehdi ile hz. İsa’nın beraberce öldürecekleri asıl/gerçek Deccal’ın uzaylı insan türlerinden birinin mensubu olduğu ve çok çok yüksek bilim ve teknoloji kullandığı anlaşılıyor. Yine dini deliller, hz. İsa ile hz. Mehdi’nin, Deccalı ve adamlarını, nefesleriyle yani metafizik kabiliyetleriyle uzaktan öldüreceklerini anlatıyor.

Şunca şey vuzuha/açığa çıktıktan sonra, hala Deccal’ın uzaylı bir İslam hatta insanlık düşmanı kişi olduğuna kanaat etmeyenlere, ben daha başka bir şey anlatmam, susarım. Zira o şahsın dürüst olmadığına, samimiyetle davranmadığına, gerçekleri çok iyi kavradığı, anladığı halde, bile bile inkar ettiğine, dünyalık menfaatinin peşinden koştuğuna kanaat ederim.

Asıl Deccal’ın uzaylı olduğuna şüphe yok ama hangi uzaylı türden? Asıl Deccal, reptilian da denilen yeşiller arasından çıkmış olabilir mi?

Yeşillerin asıl hallerinin/görünüşlerinin çok itici olmadığını hatta sempatik/sevimli bir görünüşleri olduğunu ama kendilerini daha savaşçı, daha dayanıklı yapmak maksadıyla kendi genlerine/kodlarına müdahale ettiklerini ve şimdilerde reptilian denilen çok çirkin hala büründüklerini, yıllar önce de yazmıştım. Günümüzde de dünyamızda genetiği bozulmamış yeşillerden mevcut ama reptilian/sürüngen denilenlerde de çok yüksek sayıda var. Hatta genetikle oynaya oynaya türetilmiş daha acayip şekilli insan türleri de var. Bunlardan “üç yumruk” dediğimiz ve boyları çok çok kısa olan türü ise yıllardır konu ediyoruz.

Üç yumruklar da büyük çoğunlukla Deccal’ın sistemine tabi olan bir insan türü… Dünyadaki biyonik robotların içinde bu insan türü çok sık olarak kullanılmaya devam ediliyor.

Yakın zamanda söz konusu biyonik robotların büyük gruplar halinde, topluca bozulacakları… Dünyanın çok farklı noktalarında dünya insanı rolü oynuyorlarken bir anda devrelerinin kapanacağı ve diz kapakları üzerine çöküp yerlere serilecekleri de dini delillerden anlaşılabiliyor. Bu da yaşandığında Deccal çok daha büyük nispette güç ve hakimiyet kaybetmiş olacak. Buna da hz. İsa ile hz. Mehdi beraberce sebep olacaklar. Tabut-u Sekine de Musa’nın asası da Süleyman’ın mührü de diğer mukaddes emanetler de hatta Hüdhüd kuşu bile bu ikilinin yardımcısı olacaklar.

Hz. Süleyman zamanındaki meşhur Hüdhüd kuşu bile bir biyonik robottu. Tek değildi, kuşların suretlerinde yapılmış biyonik robotlar ordusu vardı. O kadar ileri seviyede yapılmış araçlardı ki bunlar, görünüş olarak normal kuşlardan ayırt edilemezlerdi. Lakin… Enerji silahlarıyla, ışın silahlarıyla, metafizik sinyal yayan kısımlarıyla ve daha başka başka silahlarla ağır saldırılar yapabilir, düşman unsurlara ağır kayıplar yaşatabilirlerdi.

Kablosuz iletişimi dinleme, aynı dinlenen çok yüksek sayıdaki görüşmeyi anında ayırt etme, anlama ve buna göre yapay zekasıyla karar verme hususiyetlerine/teknolojisine sahipti bu kuşlar.

Gerçek kuşların ve hayvanların hatta bitkilerin dilini, her devirdeki peygamberler ve evliya zaten bilir. Bu, çok çok nadir görülen bir şey değildir. Süleyman peygamber aslında “kuşların” yani yapay zekalı biyonik robot olan kuşların dilini bilirdi. Onları bizzat kendisi kodlar, yapay zekalarını yazar ve programlardı. Hazret-i Zülkarneyn’den kısa bir süre sonra yaşayan ve peygamberlik vazifesi yapan, dünyayı tek bir devlet halinde yöneten Hazret-i Süleyman zamanında, şu dünyamız mümkün olabilen en yüksek bilim ve teknoloji seviyesine yükselmişti. Bunu da on yıldan fazladır anlatıyorum.

O zamanda Hüdhüd, diğer biyonik robot kuşlardan çok daha özel/gelişmiş bir teknolojiye ve yapay zekaya sahipti. Onu bir Süleyman peygamber, bir de Tabut-u Sekine kontrol edebilirdi. Hazret-i Süleyman, Hüdhüd’ün başka birilerinin eline geçmesinden ve kodlarının çözülmesinden/kırılmasından, kendi aleyhine kullanılmasından çok endişe ederdi. Hüdhüd kuşu, havada uçarken sadece iletişimi dinlemekle ve ayırt ederek Süleyman peygambere raporlar vermekle kalmaz, o çevredeki yeraltı uzaylı şehirlerini de tespit eder, oraları da dinlerdi. İsterse yeraltındaki su kaynaklarını, maden kaynaklarını da kolayca tespit edebilir, bunlar hakkında detaylıca raporlar verebilirdi.

Üzerine geçen binlerce sene sonra… Ebrehe isimli azılı İslam düşmanı kişi, ordusuyla beraber Kabe’yi yıkmaya teşebbüs ettiğinde… Onu ve ordusunu, üstlerinden attıkları küçücük kızgın taşlarla delip geçen ve Ebabil kuşları olarak bildiğimiz kuşlar da Hüdhüd ve emrindeki biyonik robot kuş orduları olabilir mi?

Bu dünya sahipsiz değil. Bu dünya müslümanların, İslam ve insanlık düşmanlarının değil… Birkaç tane uzaylı insan türünün de değil. İmtihan dünyası olduğu için, Allah adil olduğu için, çalışıp gayret edenler gayr-i müslimler de olsalar onlara zaferi verdiği için, bu dünyanın genelinde birkaç bin senedir zulüm, küfür ve Deccal sistemi hakim… Birkaç asırdır ise dünyanın tamamında Deccal sistemi hakim…

Şimdi ise müslüman dünya insanları çok çalıştılar, çok mücadele ettiler, çok taktik oynadılar, ağır bedeller ödediler ve bu günlere geldiler. Allah adil ve bu defa zaferi müslümanlara yaşatacak.

Bundan sonra hiç kimse, Deccal’ın ve İblis’in uydurduğu saçma sapan insanlık tarihi anlatımını ayakta tutamayacak. Herkes, türlü türlü sırları, hakikatleri duya duya sarsılacak. Bu süreçte İstanbul merkezli yeni dünya düzeni iyice şekillenecek, köklenecek ve kuvvetlenecek.

| mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Güneşin suçu yok

Dünyanın merkezindeki çekirdeğe müdahale etme kararı alacak kadar daraldılar. Haftalar öncesinde sesli yayınla haber vermiştim.

Dünyamızda binlerce senedir gizlice yaşayan çok yüksek teknolojili uzaylılar, son zamanlarda dünya üzerindeki hakimiyeti o kadar kaybettiler, o kadar zor hallere düştüler ki kaçacak yer arıyorlar. Çok yakında ABD’nin bile açıkça yıkılacağını, iflas edeceğini de gördüler, kabullendiler. İngiltere’nin bile perişan olacağını, Kraliyet ailesinin bile yok olacağını, Çin’in bile perişan olacağını hatta şu anda olduğunu kabullendiler. Üç sene önce söylense kahkaha atıp itibar etmeyecekleri, uçuk bulacakları daha çok şeylerin kısa sürede gerçek olacağını biliyorlar. İstanbul merkezli yeni bir dünya düzeninin artık açıkça görülecek şekilde tesis edildiğini görüyorlar. İnsan gibi yaşamadıkları için, bu yeni düzende yerlerinin olmadığını,onları yeraltı üslerinde, şehirlerinde tutmayacağımı, yaşatmayacağımı da biliyorlar.

Lakin, Zülkarneyn aleyhisselamın dünyamızın etrafına çektiği Kaf dağı (nam-ı diğer Van allen radyasyon kuşağı), düşman uzaylı türlerin dünyamızdan başka dünyalara gitmelerine izin vermiyor. Kaf dağı, dışarıdan içeriye girişi engellediği ve dünyayı uzaylı saldırılarından koruduğu kadar, içeriden dışarı çıkışı da engelliyor. Söz konusu uzaylı türler, hala Zülkarneyn devrinin bilim ve teknoloji seviyesine yükselemediler. Son zamanlarda anlattığım şeylerden sonra iyice emin oldular ki Kaf dağı denilen manyetik koruma kalkanı, gücünü dünyanın tabii manyetik alanından alıyor. Dünyanın tabii manyetik alanı da merkezdeki çekirdeğin dönüşü sayesinde manyetik alan oluşturuyor.

MFS hocamızın 2019 yılında yazdığı bir yazı

Şayet oraya, çekirdeğe müdahale ederlerse ki edecekler, yaşanacaklar The Core (Çekirdek) filmindeki gibi olmaz, olmayacak. Daha önce sesli bir yayınla bahsetmiştim ki dünyanın çok farklı farklı yerlerinde akıl almaz tabiat hadiseleri yaşanır. Bilim kurgu filmlerinde görülünce “çok abartılmış” denilen sahneler gerçekten yaşanabilir. Kısa sürede milyarlarca insan ölebilir. Elektrik ve elektronik sistemlerinde de görülmemiş sorunlar yaşanır. On milyarlarca cihaz aynı anda bozulabilir. Onlarca ülke aylarca hatta yıllarca karanlıkta kalabilir ve onlarca devlet sisteminin/kurumlarının işlerliği bir anda durabilir. Neler yaşanabileceğini saatlerce anlatmak gerekir.

Arka plandan çoktan haberleştiler. Çoktan talimatları dağıttılar. Bu günlere hazırlandılar. Çok sayıda hükumetin içinde biyonik robot liderler ve bakanlar, konudan zaten haberdarlar. Söz konusu uzaylı türler, bunu denemeden önce insanların kabullenişlerini, zihinlerini yönlendirmek ve kandırmak için “Güneşte devasa patlamalar” dediler, diyorlar. Çok olağanüstü hadiseler yaşanırsa ki yaşanacak, herkes bilmeli ki bu dünyada duramayacak kadar zavallı hale düşmüş bazı uzaylı türler, dünyanın çekirdeğine müdahale ettiği için yaşanacak. Hatta şu son günlerde de bu türlü müdahaler başladığı için dünyanın farklı yerlerinde değişik sorunlar yaşanıyor.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

O biliyordu

Böyledir bu işler, Arap Baharı ile başlar, hiç beklemezler ama Türk baharı ile biter.

Kendilerini insan üstü bir şey görürler, yüzlerce, binlerce sene tesiri devam edecek işler yapmak, yeni dünya düzeni kurmak isterler, bütün dünyayı şekillendirmeye kalkarlar ama kısacık sürede çökerler, biterler, pes ederler. Kim bilebilirdi İstanbul’un suni baharları yıkıp geçeceğini, gerçek bir Türk baharı getireceğini… Kim bilebilirdi bu kadar kısa sürede İstanbul’un bütün oyunları bozabileceğini, bir yeni dünya düzeni tesis edilebileceğini…

İblis… İblis… O biliyordu, çok kesin olarak biliyordu ama kendine tabi olan dünyalı ya da uzaylı insanları da cin kabilelerini de hep kandırıyordu. Bundan sonra neler olacağını da biliyor. ABD’ye, İngiltere’ye, Fransa’ya, Yunanistan’a, bütünüyle batı alemine neler olacağını da biliyor. Kısa sürede Türkiye’nin dünyanın merkezi ve en güçlü devleti olacağını da biliyor. Türkiye sayesinde dünyanın cennet misali bir yere dönüşeceğini de insanlığın faydasına yapılacak yüzlerce projeyi de biliyor. Dünyanın tek bir devlet olacağını da biliyor. Gerçek insanlık/dünya tarihinin herkes tarafından bilineceğini, öğrenileceğini de biliyor. Kötülüğün, yalanın, aldatmanın, satanistliğin dünyada yer bulamaz olacağını da biliyor.

İblis zaten rahmetten kovulmuş. Kıyamete kadar ömür ve mühlet vermiş Allah ona… Çoktan lanetlenmiş. Onun için kurtuluş imkanı, ihtimali yok. Cehennemine gitmeden ve sonsuza kadar en şiddetli azabı çeken kişi olmadan önce, insanlardan ve cinlerden ne kadarını yanında cehenneme götürebileceğine bakıyor o… Hala o kibri, o inadı, o hasediyle davranıyor. Adem babamıza ve Ademoğullarına düşmanlığından zerre taviz vermiyor.

Evet, bu, belki de yıllar sonra çekilecek belgesellerde bir gün konu olacak yazılarımdan biri… Bu yazı, bir devrin/çağın bittiğini, yeni bir çağın açıkça başladığını ilan eden bir yazı. Bundan sonra İblis başta olmak üzere hiç kimsenin, hiçbir tarafın bu gidişatı tersine çeviremeyeceğini, böyle bir ihtimalin artık olmadığını ilan eden bir yazı… Dünya üzerindeki şeytani sistem çöktü. Ankebut Ağı çöktü. Uzaylı taraflara kadar herkes, her yer çöktü. Bundan sonra İstanbul merkezli yeni dünya düzeni var. Bir de yaşananları kabullenmek istemeyen, faydasız olduğunu bilse de İstanbul’un karşısında kısa bir süre dahi olsa direnmek isteyen “Acizler ittifakı” var. Bu yeni dünya düzeninde, Muktedirler İttifakında iman var, ahlak var, insanlık var, iyilik var, kardeşlik var, dayanışma var, yardımlaşma var, mutluluk var, adalet var, ilim var, hikmet var, sağlık var, yüksek teknoloji var, uzay çağı var, hayırlı olan her şey var. İsa aleyhisselam var. Hz. Mehdi var. Adem babamızdan hz Muhammed Mustafa’ya kadar gelmiş geçmiş bütün hak peygamberler ruhaniyetleriyle var. Dünya böyle bir küfür, zulüm, vahşet, cehalet, karanlık, sapıklık devrini daha önce hiç görmemişti. Bu kadar şiddetlisi daha önce hiç olmamıştı. Artık bu karanlık çağın açıkça gün gün, saat saat yıkılışı var. Şu andan sonra dünya insanlığının önünde peş peşe çok büyük hadiseler var.

Böyledir bu işler, bazılarının baharı biter güzü gelir, kışı gelir, bazılarının ise uzun ve çetin geçen kışı biter, baharı gelir. Türkiye’de, dünyanın her bir yerinde astrologlar, kahinler, her şeyi çoktan gördüler. Youtube ve Twitter astrologları bile kendilerinden çoktan geçtiler. Bir tek açıkça isim vermediler.

Bakalım açıkça ilk defa kimler isim söyleyecekler ve tarihteki yerlerini belirleyecekler.

İkinci Zülkarneyn devri, ikinci Musa devri, ikinci Süleyman devri, ikinci Yusuf devri, Cehcah/Kahtani devri bütün insalık ve hatta gelecek nesiller için de çok hayırlı olacak.

“Biat Allah içindir.”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..