Etiket arşivi: Kazakistan

“Bütün Marmara yanacak” 

Kraliçe Elizabeth çok kızmış

Marmara bölgesinde seyretilmiş uranyumlu nükleer bombalar..

Türkiye’nin kuraklık ve kıtlık yaşayacağını, Türkiye’de çok büyük afetlerin peş peşe yaşanacağını, bunların çoğunun suni tekniklerle sebep olunmuş afetler olacağını çok uzun zamandır yazıyorum. Yayınlarıma, sosyal medya hesaplarıma uygulanan bütün sansürlere rağmen, özellikle son bir buçuk senedir bu beklentiyi hep gündemde tutabiliyorum. Hem hükumetin hem de milletimizin gerçekçi tedbirler almasını istiyorum ve son zamanlarda hükumet de buna göre hareket etmek zorunda kalıyor. Bu baskı işe yarıyor gibi görünüyor ama işin aslı öyle değil. 

Hükumet, bu felaketler yaşandıktan sonra suçlu duruma düşmemek, yargılanmamak ya da acıdan ve öfkeden çıldırmış haldeki milyonlarca Türkiyelinin ayakları altında ezilmemek için, şu anlarda tedbirler alıyormuş, ikazlar yapıyormuş rolü oynuyor. Bir de hükumet, felaketler sırasında ve sonrasında insan kaçakçılığı, organ kaçakçılığı, küçük ve değerli eşyaların çalınıp kaçırılması kısmına dair tam teferruatlı ve gerçekçi hazırlıklar yapıyor. Bunu, en çok da Mason tarikatı üzerinden milletler arası bağlantılar tesis ederek yapıyor.

Zaten gerçekte mafya liderleri olan Devlet Bohçalı, Solomon Soysuz gibi kişiler üzerinden de Türkiye içindeki ve dışındaki mafyalarla bu konularda organize olunuyor, son hazırlıklar yapılıyor. Biliyorsunuz, buna daha önce tam teşebbüs ediyorlardı, İstanbulluları felaketten sonra sözde tahliye edecek gemileri bile hazırlamışlardı, suç örgütü lideri ve uyuşturucu baronu suç işleri bakanı Solomon Soysuz üst üste açıklamalar yapıyordu ki o işi de bozmuştum. 

Son iki sene içinde, onlarca kere, beklenen o felaketlerin ötelenmesine, ertelenmesine sebep oldum. Ankebut Ağı dediğim sisteme bağlı kan emici, sömürücü onlarca ülkenin büyük maddi sıkıntılara düşmesine sebep oldum. Önemli ve güçlü liderlerin iktidarı kaybetmesine de sebep oldum. Batı dünyasının iyice batmasına, İsrail’in iyice perişan hallere düşmesine, ABD’nin meteliğe kurşun atmasına, Almanya’nın çok zor hallere düşmesine de sebep oldum. Henüz iktidarı kaybetmemiş bazı Avrupa liderlerinin ise hükmünü yitirmiş limon kolonyası misali hallere/şartlara düşmelerine de sebep oldum. Afganistan’a ve Kazakistan’a dair kanlı ve kara planlarını da çökerttim. Zaman hep aleyhlerine işler oldu. Çok zaman, para, itibar, otorite ve güç kaybettiler. Bütün bunlar yaşanıyorken en çok kızan, çıldıran kişilerden biri İngiltere kraliçesi Elizabeth oldu. Dünyanın her bir yanındaki fitne kazanlarını aynı anlarda ayrı ayrı kaynatan biri olan Elizabeth, son yaptığım müdahalelerden ve son yazdığım yazılardan ötürü de çok kızdı, sinirlendi. Sakinleşecek ve sakince kararlar alacak gibi durmuyor.

İşleri, planları ve kara para akışları bozulduğu için son zamanlarda Ukrayna üzerinde bir danışıklı dövüş de sergiliyorlar. Rusya, Ukrayna ve ABD başta olmak üzere onlarca kara paracı hükumet, dünya insanlığının önünde danışıklı bir dövüş sergiliyor. Daha şimdiden milyonlarca Ukraynalı kadın ve çocuğun mülteci haline düşüp, sahipsiz şekilde onlarca ülkeye dağılmasına sebep oldular. Daha şimdiden, bunların bir kısmının, oralardaki organ ve fuhuş mafyalarının ellerine düşmelerine sebep oldular. Bunlar arasından yetim kalmış çocukların bir kısmını Tayyip’in organcı, kara paracı karısı Emine vesilesiyle Türkiye’ye de getirdiler. Ne yazık ki onları da sisteme dahil edecekler. Onları da nakite çevirecekler.  

Öyle canavarlaşmış ve aynı zamanda öylesine batmak üzere bir haldeler ki Ukrayna üzerinden yaptıkları şeytani kara para işleri de onlara yeterli gelmiyor. Bir yandan Türkiye üzerinde de benzeri şeytanca işleri yapmak istiyorlar, kara paraları artırmak istiyorlar. Bir yandan da Türkiye’nin Ankebut Ağının sömürmesinden, zulmünden, dinsizleştirme ve namussuzlaştırma politikalarından kurtulma teşebbüslerine, kurtulmak isteyen diğer devletlere/milletlere önderlik etme teşebbüslerine mani olmak istiyorlar. Türkiye’ye böyle bir anda diz çöktürmek istiyorlar. Türkiye üzerinden, benzeri hallerdeki onlarca ülkeye de ders vermek, korku yaymak ve “Sizin de sonunuz böyle olur” demek istiyorlar. İşte bu kadar büyük gerilme, restleşme var sahada ve bunun patlama noktasına da gelindi. 

Son zamanlarda “Hükumetten ümidinizi kesin. Şahsi tedbirler alın. Marmara bölgesini terk edin. Buralardan çekip gidin. Daha fazla ikaz etmeyeceğim, nasihat alan insan sayısı çok az. Nasihat dinleyen dinledi, dinlemeyenler de acı akıbeti görecekler.” mealinde yazıyorum ama her seferinde yine de merhametim baskın geliyor. Çok ama çok büyük acılar yaşanacak. 

Bu nedenle, bir kez daha yazıyorum. Son yazdığım yazıda, film senaryosu diyerek çok şeyler anlattım ama bildiğim her şeyi yazmadım. Bazı kısımları da gerçeğe uygun şekilde yazmadım. Şimdi senaryo yazmıyorum ama yine de her bildiğimi açıkça yazmayacağım. Bilgi paylaşıyorum. Marmara bölgesinin sahil şeridinin pek çok yerinde, seyreltilmiş nükleer bombalar var. Evet, yanlış okumadınız, seyreltilmiş nükleer bombalar var. 

Bunlar, daha çok İzmit körfezinde, Tüpraş tesisinin altına denk gelecek yerde olan, oradan Tuzla, Gebze, Pendik, Kartal, Maltepe ve Adalar hattı boyunca ara ara yerleştirilmiş olan nükleer bombalar. Bu hat boyunca çok önceden patlayıcı ve parlayıcı gaz doldurulduğunun anlaşılmasını daha önceki yazılarımda sağlamıştım. Şimdi daha net yazmış bulundum. Yaşanan müsilajın da yeraltını gazla doldurma çalışması sırasında sızan ya da kasıtlı olarak sızdırılan ve deniz suyuna da karışan gazlarla alakalı olduğunu da fark ettirmiştim. Pendik, Kartal, Maltepe hattında duyulan ve “Doğalgaz kokusu gibi” denilen kokunun da bu gaz doldurma çalışmalarıyla alakalı olduğunu yazmıştım. Heybeli ada yakınlarından, denizin altından girilebilecek bir yeraltı tünellinin, İzmit Tüpraş tesisinin yakınlarına çıktığını, bu hattın da gazlarla ve seyreltilmiş uranyumlu bombalarla doldurulduğunu ise yazmamıştım. Bunu da şimdi yazmış bulundum. Yazmadığım kısımları da şimdilerde yazmayı düşünmüyorum.

Öylesine büyük felaketler planlıyorlar ki “Bütün Marmara yanacak” denilse, yeridir ve abartı olmaz. Yeraltında belli hatlar boyunca biriktirdikleri gazları da patlatacaklar, eş zamanlı olarak seyretilmiş nükleer bombalar da patlatacaklar, bunlar olmadan hemen önce bir suni deprem de yapacaklar. Hatta hava şartlarını oynamaya devam ederek, istedikleri kadar kar, yağmur da yağdıracaklar, rüzgarlar da estirecekler. 

Planları uygulayacaklar, tarihe geçecek felaketlere peş peşe sebep olacaklar ve sonra da her şeyin tabii/doğal bir felaket olduğunu, her yerde anlatmaya başlayan adamları papağan gibi tekrarlara başlayacaklar. 

Mesela şu usulde konuşacaklar: “Efendim, zaten Kuzey Anadolu fay hattı boyunca birikmiş bir enerji vardı. Çok sayıda bilim adamı, ayrıca hükumetimizin bazı bakanları defalarca halkımızı uyarmıştı. En son seviyede açıklamalar yapılmış ve felaketin an melesi olduğunun anlaşılması sağlanmıştı. Hatta -Marmara bölgesini terk edin- diyen bilim adamlarımız dahi olmuştu. Korkulan oldu, beklenen felaket yaşandı. Tarihte daha önce de büyük depremlerin, yeraltındaki doğal gazları patlattığı ve deprem sonrasında çok büyük patlamaların yaşandığı, bu patlamaların da toplu ölümlere sebep olduğu görüldü. Ayrıca insanların topluca gazdan zehirlenmesinin görüldüğü de oldu. Bu vakalardan bazılarında çok büyük yangınlar oldu. Çok yoğun ve zehirleyici dumanlar çıktığı ve yanmamış gazların da göğe doğru çıktığı oldu. Ardından, göğe doğru çıkmış bazı asitlerin, zararlı kimyasalların yağışlarla birlikte tekrar yere düşmesine ve temas ettiği insanlarda ciddi cilt yanıkları yaşanmasına, bu nedenle de insanların topluca vefat etmelerine sebep olduğu depremler görüldü. Biliyorum acımız büyük, tarihte nadir görülen seviyede bir felaketi yaşıyoruz ama bunlar acı gerçekler. Şimdi geriye değil, önümüze bakmamız gerekiyor. Bu bölgenin topluca terk edilmesi gerekiyor. Öncelikle kadınlar ve çocuklar gemilere bindirilmeli. Hükumetimiz onları daha önce belirlenmiş ve açıklanmış olan başka illerdeki noktalara götürecek. Dost devletlerden gelen yardım ekiplerinin yönlendirmelerine de uyulmalı. Böyle zamanlarda komplo teorileri yazanlar, anlatanlar da hep olur. Bilimin ışığından ayrılmamak gerekir.”

Bunlar gibi açıklamalar yapılmaya başladığında, karşılık olarak kamyon yüküyle itiraz cümleleri kurulur, tartışmalar yaşanır ama Türkiye’de basın ve medya, Türk rolü oynayan gizli Yahudilerin, gizli Ermenilerin, masonların kontrolündeyken hatta sosyal medya da CIA üzerinden sansürlüyken, o papağanlara gerekli karşılıkları vermek ilk anlarda mümkün olmayacaktır. Hiç değilse o papağanlara şu soru sorulabilse, o anda nutukları tutulur: “Yener Üşümezsoy -Son zamanlarda sürekli deprem ikazları yapılıyor. Bunların bilimsel temeli yok. Deprem ikazı yapmayı gerektirecek bilimsel veriler yok. Bilimin dışına çıkmamak, başka temellere dayanarak açıklamalar yapmamak gerekir- mealinde konuşmuş hatta çıkışmıştı. Buradan başlayalım mı?” 

Benden bu kadar… Bu şartlarda da bu yazdıklarımı birbirine atmaktan, duyurmaktan, yaymaktan, birbirini ikaz etmekten çekinecek, tedbirler almaktan geri duracak yığınlara benim sağlayabileceğim bir fayda kalmadı. 

Ben ve benimle beraber hareket eden iyi insanlar, verdiğimiz bu insanlık mücadelesine kesilecek cezalara karşı alınması gereken her türlü tedbirleri aldık, her türlü kararları aldık, iyice organize olduk ve halk arasında hala “derin sessizlik” devam ederse, bundan sonra felaketlerin yaşanmasına mani olacak hiçbir adımı atmayacağız. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

26 Şubat 2022 – Sosyal mecralardaki Mfs paylaşımları

11.07 Neden son darbeler vurulmuyor

İnatla ve ısrarla danışlık dövüşme, onca tarafı oyalama, oyalama ve sonunda çuvallama…

Bir yandan da bu fena çuvallamış hali yine danışıklı dövüşlerle toparlama çabası… Öbür yanda ise, bu vaziyeti net gördüğü halde hala hamle yapmayan ve danışıklı dövüşlere son darbeyi vurmayan ülkelerin vahim sonları… Evet, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, bu danışıklı dövüşe hala alet olan ya da hiç değilse seyirci kalan ülkeler, büyük kaybedecekler.

Dünyanın, Biden/Kamala, Putin, Şi, Scholz ve Kraliçe Elizabeth merkezli oynanan danışıklı dövüşleri artık tamamen bozması gerekiyor. Yoksa bunlar, diğer ülkelerin ayarlarını çok ama çok fena bozacaklar.

Üç kuruş çıkarları için bütün dünyayı acımasızca felaketlere sürükleyecekler. Bu kısmı da danışıklı dövüşlerle yönlendirecekler.

Şu son darbeleri beraberce vuralım, iyice bocalasınlar, sonra dağılsınlar ve dünya insanlığı büyük tehlikelerden kurtulsun. Bunların idaresi altındaki devletler/milletler de kurtulsunlar.

https://parler.com/feed/45a3813d-6c53-448b-ad14-de7f127dcdb9

__________________________________________

12.21 Ben gemilerimi yaktım

https://parler.com/feed/bb2f13b4-ce10-4868-b58e-ea89c5f63b8f

__________________________________________

18.22 Trump bu fırsatı bari değerlendirecekse, danışıklı dövüşmeyecekse, Trump’ı dinleyin, ona uyun. Onu zorlamayın, onun önüne boşuna çıkmayın. Çünkü Trump bu defa durması gerektiği gibi durursa, onun bendeki kredisi çok yüksek olacak. Sadece ABD’de değil, dünyanın çok farklı yerlerinde sözü geçer olacak, kazanan taraf olacak. Durdurulamayan taraf olacak.

https://parler.com/feed/3409d009-bb40-4163-b063-47144ee7e54f

__________________________________________

Ben gemilerimi yaktım

Derhal bu vahşet sistemine neşter vurulmalı. Dünya ülkeleri ortak tepki göstermeli.

Daha ilk gününde, Ukraynanın hangi bölgelerinde felaket ve sefalet manzaraları oluştu da Türkiye, İsrail ve daha başka devletlerden sözde yardım kuruluşları, Ukraynaya koşar oldu?

Görüntüler gözler önünde, haberler dünyanın her yerinde… Ukraynada bir danışıklı dövüş var, iki tarafın da razı olduğu ve çok ağır tempoda ilerletilen bir işgal var. Zaten oyunculuktan ve kara paracılıktan gelen bir devlet başkanları var, hala rol yapıyor. Ve bu gün dahi Ukrayna’da felaket ve sefalet manzaraları yok.

Öyle ise o Türk kızılayı, Ahbap çavuş ilişkisi içinde olan o sözde yardım kuruluşları, ne halt etmeye Ukraynaya koşuyorlar? Türk milleti aç ve biilaç iken bu yardımlar neden Türk milletine yapılmıyor? Eti, sütü, tatlıyı geçtik, bu ülkede milyonlarca çocuk peynir bile yiyemiyor, yeterince ekmek bulamayanları bile çok sayıda ve bunların acil yardıma, desteğe ihtiyacı yok mu?

En son Haiti depreminde on binle insanı organları için kaçırdığı somut şekilde ispat edilmiş ve meydana çıkartılmış olan o İsrail… Bu güne kadar Ukrayna’dan 250 binin üzerinde Ukraynalı çocuğu sözde evlat edinme sistemiyle kaçırıp organlarına ayırmış olan o İsrail… Bu güne kadar bir milyondan fazla Ukraynalı kadını Avrupada iş bulup çalıştırmak üzere kaçırmış, aldatmış ve beyaz kadın ticareti ağına dahil etmiş olan o İsrail… O İsrail, şimdi Ukraynaya insani yardım yapmaya mı koşuyormuş? Bütün dünyayı toptan ahmak ya da korkak mı zan ediyorsunuz hala? Bu ne cüret, bu ne hadsizlik, bu nasıl bir eşkıyalık?

Bu işlerin tadı çok kaçtı, korona oyunlarını durdurduk, bu oyunların arka planında yapılan organ işlerine de balta vurduk. Taliban oyunlarını bozduk, batılılar tarafından kurulmuş sözde İslami, özde kara paracı bir terör örgütünün devletin başına getirilmesini ve danışıklı dövüşen malum devletler tarafından tanınmasını engelledik. Orada çevrilmek istenen kara para işlerini büyük oranda baltaladık. Kazakistan’dan organ hasadı yapılmasına da mani olduk, Türkiye’deki kara para işlerini zaten büyük oranda bozmuştuk. şimdi sıra Ukraynaya mı geldi?

Biden, Kamala, Austin, Kraliçe Elizabeth, Putin, Lavrov, Şoygu, Şi, Wang yi, Scholz ve daha onlarca yetkili kişi, kara para için danışıklı dövüşüyorlar, zaten mesleği oyunculuk olan ve kara paracı bir milyarderin adamı olan Zelenskiye de rolünü oynatıyorlar.

Dünya bunlardan büyük. Mason tarikatından, satanist ortaklağından, uzaylı taraflardan büyük, çok büyük.

Dünya insanlığı bunları nefesleriyle bile boğar.

Hemen bütün ülkelerde gerekli adli ve idari soruştumaların, teftişlerin başlatılması gerekiyor. Çok çok vahim insanlık suçları işleniyor. Hepsi mason tarikatı üzerinden organize oluyorlar. Şu anda ABD başta olmak üzere, dünyanın önde gelen ondan fazla ülkesi, gerçek manada tam bir terör ülkesi haline dönüştürüldü. Bunların hükumetlerinin, idarecilerinin meşruiyeti yok.

Şimdi ben bu yazıyı yayınlayacağım, bilmem kaç tane ülkenin vazifelileri tarafından tercüme edilerek hükumetlerine sunulacak. Sonra Biden, Kraliçeyi arayacak “Ne yapalım, emir bekliyorum” diyecek. Kraliçe, Putin’le görüşmek zorunda kalacak. Zelenski “İşler iyice kötü gidiyor. İfşa olacağım. Vatan haini ilan edileceğim. Bana bir şey deyin, nasıl yapayım. Halkın direnişi kesilirse, otorite bozulmaz ve kaos ortamı olmazsa, bu iyi olmaz, iş yapamayız” diye birkaçıyla ayrı ayrı görüşecek.

Tayyip yine “Kahretsin, bu mfs yine her işimizi bozuyor” diyecek ve Biden tarafından gelecek emirleri bekleyecek. Sözde danışmanların zaten alayı kara paracı, hırsız, namussuz pislik herifler… İşte gündemde, en büyük hainlerden ve kara paracılardan biri olan Devlet Bohçalının eski basın danışmanı adi hırsızlık suçu işlemiş, net görüntüler dahi var ama haberlere erişim engeli getirilmiş. Bunların hepsi böyle… Hepsi mason tarikatı üzerinden devletlerin belirli yerlerine getirilen adi, şeytanlaşmış kişiler. Hiç bir kişi ya da grup ya da teşkilat, hiçbir devleti hukuk devleti olmaktan çıkartma hakkına sahip değildir. Devletlerin kurum ve kuruluşları üzerinden en vahşice kara para işlerini yapma ve bu maksatla diğer devletlerle danışıklı dövüşme hakkına sahip değildir.

Şi, vurduğum darbelerden sonra kendini epeyi geri çekmek zorunda kalmıştı, yine tepkisiz görünecek ama arka planda bütün görüşmelerin, danışmaların, kararların içinde olacak.

Bir çok gelişme arka planda gizlice yaşanacak ve sonra “Yeter artık. Bu mfs de çok oldu. Yıkalım, yakalım artık oraları” diyecekler. Patlamalar, yıkılmalar olacak. Sonra ben o yangınlarda bunları yakacağım. O molozların, o enkazın altına bunları gömeceğim. Dünya genelinde bunların yüz elliden fazlasını oyundan düşüreceğim. Bunu yapmasalar da sonuç değişmeyecek ve yine oyundan düşüreceğim.

Bütün dünya yansa, yıkılsa bile, böylesine bir vahşete, insan kaçakçılığına, organları için küçücük çocukların dahi kaçırılmasına ve öldürülmesine, bunların zorla fuhuş mafyalarında çalıştırılmasına, satanist ayinlerinde İblis’e kurban edilmesine izin vermeyeceğim. İşkenceci sübyancılara satılmalarına izin vermeyeceğim.

Ben gemilerimi yaktım, geri dönüşüm yok. Böyle bir dünyada, bu gerçekleri bilip de bu mücadeleyi vermeden zaten yaşamam, yaşayamam. Sadece bir saat sonra bile dünyayı yerinden oynatacak somut delilleri, dünyanın başka başka ülkelerinden paylaştırabilirim ve başka başka ülkelerin adli makamlarına teslim ettirebilirim. Kendimi mi yakacağım, zan etmem, bana zarar yansımaz. Haydi en kötü senaryayo bakalım ve kendimi yakacak olayım… Olsun, dünya üzerinde bu insan şeytanlarını da kendimle beraber yakmış olurum. Fazlasıyla değer…

O Ukraynadaki danışıklı dövüş hemen şimdi bitecek. O Putin ve o Rusya cezasını hemen şimdi çekmeye başlayacak. O Putin ve Zelenski hemen tutuklanıp yargılanacak. Milletler arası mahkemeler hemen kurulacak ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar yargılama konusu olacak. O Biden ve Kamala derhal iktidardan indirilecek, yerine de Trump getirilecek. Ona bir şans daha vereceğim.

Gelişmelere bakacağım, inadıma kararlar alınırsa, somut delilleri dünya insanlığı ve adli makamlarıyla paylaşacağım ve o anda Türkiye’de bir millet darbesi başlatacağım. Ben burada devrimi yapınca, peşim sıra onlarca ülkede devrimler yaşanacak.

Dünya insanlığı dünyalı ve uzaylı satanistlerden ve bunların danışıklı dövüşlerinden artık kurtulacak.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Türk Kızılayı, Ukrayna’ya kara para peşine gönderildi.

Tamamen masonların, gizli yahudilerin, gizli ermenilerin kontrolünde olan Türk Kızılayı, Ukrayna’ya kara para peşine gönderildi.

Türkiye’dekiler de dahil olmak üzere, masonların yani Ankebut Ağının nüfuzundaki bütün hükumetler, Ukrayna’da kara para peşindeler.

Çok yakında Putin, Zelenski, Lavrov, Şoygu, Zaharova başta olmak üzere, Rusya’dan, Ukrayna’dan ve onlarca başka ülkeden siyasi/idari ve askeri yetkililer, milletler arası mahkemelerde yargılanacaklar.

Taliban planlarını bozduk, Kazakistan’a dair planlarını da bozduk. Kara paraları iyice azaldı, zor hallerdeler ve şimdi Ukrayna’yı kanına, iliğine kadar sömürmenin peşindeler. Bu maksatla aralarında danışıklı dövüşmekteler. İngiltere kraliçesi ve Boşbakanı, ABD’den Biden, Kamala ve Austin gibi kişiler de bu insanlık suçlarına ortaklar. Hepsi de yakın gelecekte görevlerinden alınacaklar, devrilecekler, su-i kastlara uğrayacaklar, intihar etmiş olacaklar, yargılanacaklar.

Dün söylemiştim, şu küçük dünya çok büyük karışacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Uyuyabildiniz mi?

Korkulu rüyalar, kabuslar gördünüz mü?

O korkulu rüyalarda ben var mıydım? Kaçırdığınız ve organları için kestiğiniz ya da fuhuş mafyalarına sattığınız insanlar var mıydı?
Aranızda, kendini hala zeki zan eden, cesur zan eden, karşımda oyun kurduğunu zan eden başka ahmaklar kaldı mı?
Hala bütün rezilliği metafizik saldırılarla düzeltebileceğini zan eden budalalar kaldı mı?

Şu Nadira Kadirova’nın katili AKPKK’li Şirin Ünal’ın dosyasını açayım mı? İki dakikada o soruşturmanın yeniden başlatılmasını sağlayayım mı? Konuyu insan kaçakçılığına, fuhuş işlerine, organ işlerine, türlü türlü mekanlara ve sonra adalara hatta Antalya’daki adaya da bağlayayım mı? Şuradan biraz biraz somut delilleri paylaşmaya başlayayım mı? Önce Türk milletini sonra bütün insanlığı ayağa kaldırayım mı?

Size kaç kere söyledim. Ben hakaret eden biri değilim. Hakikati yazıyorum. Sizler hakikaten ahmaklarsınız, korkaklarsınız, çapsızlarsınız, insan şeytanlarısınız. Bunların hiçbiri hakaret değil.

Haydi şimdi kurtarsın sizi Çin? Kurtarsın sizi ABD? Kurtarsın sizi Rusya, Putin, Zaharova, Lavrov, Ursula ya da Stoltenberg? Kamala kurtarabilir mi ya da Biden? Mason tarikatı kurtarabilir mi? Bunlar, kendilerini kurtarabilirler mi?

Benim daha fazla canımı sıkmayın. Karşımda durabilecekmişsiniz gibi hayallere kapılmayın. Ayağıma da dolaşmayın. O Ukrayna’ya gönderdiğiniz Türk askerlerini, subaylarını, araçlarını, gereçlerini derhal ve tamamen geri getiriyorsunuz. O Kazakistan’da kalmış Rus askerlerinin tamamını çıkartıyorsunuz. O biyonik robot Tokayev’i ve Aliyev’i devireceğim, bu meselede de ayağıma dolaşmayın. Biraz daha aklını başına almazsa, onlardan önce o biyonik robot Bohçalıyı indireceğim. Söyledim, bundan böyle Türkiye bir NATO ülkesi değildir, hala NATO ülkesi imiş gibi davrananı da ibret-i alem ederek indiririm. Kazakistan, Azerbaycan ve güney Azerbaycan meselelerinde kuru gürültü çıkartmayın. Adnan Oktar organize suç örgütünü de çökerteceğim. Karar verin, onlarla beraber mi çökeceksiniz yoksa onları bünyeden kesip atacak mısınız. Sedef Kabaş’ı da tahliye edin ve bir daha aynı şekilde hadsizlik sergilemeyin, benimle hiçbir meselede inatlaşmayın.

Ya da siz bilirsiniz, meydan sizin, sonuna kadar çatışalım. İyi olan kazansın.

Mehmet Fahri Serkaya | Akademi Dergisi

Mindere davet ediyorum

Çin, Kazakistan konusunda açık durmaya başlamış. Yüksek sayıda takipçisi bulunan sosyal medya hesaplarında “Kazakistan Çin’e aittir. Ana vatana bağlanmalıdır” konulu ve tarihten, ilimden, dürüstlükten çok uzak, kahkahalar attırası paylaşımlar yaptırılmış.

Bundan ziyadesiyle memnun oldum. Hormonla ve çok kısa sürede büyütülmüş içi kof Çin’i mindere davet ediyorum. Bütün gücünü, bütün kartlarını kullanmaya ve bu oyundan sonuna kadar kaçmamaya davet ediyorum. Bütün dünyaya da seyir zevki çok yüksek bir mücadele olacağını baştan haber vermek istiyorum. Kısa sürede Çin’in en az dört, ihtimal ki yedi parçaya bölüneceğini de garanti ediyorum.

Rusya ve ABD ile danışıklı dövüşüyor olmaları bile Çin’i kurtaramaz. Arka plandaki uzaylı dengeleri ve biyonik robotlar da Çin’i kurtaramaz. Zaten, biyonik robotlarla idareleri ele geçirilmiş olan ABD’nin ve Rusya’nın da çok büyük darbeleri peş peşe almak üzere oldukları şu süreçte, Çin de kendini açık etmiş olur. Bütün dünyanın hedefi olmayı da tercih etmiş olur.

Haydi, minderden kaçan namerttir, korkaktır. Haydi, ben bu dünyada iken, kim Çin merkezli bir Ankebut Ağı örebiliyormuş, görelim. Haydi, ben burada iken kim Türk dünyasını sömürebiliyor, oralarda zulüm edebiliyor, oralarda kan dökebiliyor, oralarda hain adamlarını ve biyonik robotlarını iktidarda tutabiliyormuş görelim.

Rusya, Çin merkezli Ankebut Ağı projesine piyonluk etmeye kalkmasının bedelini ödemeye çoktan başladı. Bu bedel, her gün şiddetleniyor. Bu danışıklı dövüş oyunu, her gün dünyanın her bir yanında daha çok kişi tarafından görülüp anlaşılıyor. Parasızlıktan kendi şehirlerinde sahte karantina ilan edip on binlerce Çin vatandaşını kasten öldüren ve organlarını çalmak zorunda kalan Çin… Dünyanın dört bir yanında işlenmiş ve işlenmekte olan insanlık suçlarının arkasında olan ve idarecileri meydan yerde asılması gereken Çin… Ankebut Ağının daha fazla ayakta tutulamayacağını çoktan görmüş olan Çin… Şu andaki sınırlarını korumasının imkansız olduğunun da farkında olan Çin… Türk dünyasında yapabileceklerime nasıl mani olacakmış, hakikaten bunu görmek, bunu dünyaya da göstermek istiyorum. Bitik haldeki mason tarikatının bu süreçte son darbeleri almasını da çok istiyorum.

İçimde hiç bitmeyen bir fetih sevdası var. Yavuz Sultan Selim gibi diyorum “Bu dünya iki sultana dar.”

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Kızamadım, güldüm geçtim…

Öyle “Atlattık” demeyle bitiyor mu, atlatılıyor mu?

Kazakistan’ın Ankara Büyükelçisi Abzal Saparbekuly, “Belki bu günlerde hala dünya gündemi Kazakistan olarak devam edebilirdi. Çok şükür atlattık. Kazakistan halkı yaralarını sarmaya çalışıyor. Ama birileri hala yarayı kaşımaya devam ediyor” şeklinde açıklama yapmış.

Bazı insanlar, gerçek hayattan koparak hayal aleminde yaşamak istediklerinde, bunu ne kadar da kolayca, zahmetsizce yapabiliyorlar. İnsan böylelerini gördükçe şaşırıyor. Hangi Kazakistan’dan bahsediyor acaba? Kendi hayal alemindeki Kazakistan’dan bahsediyorsa, orası bizi aşar, oraya müdahil olamayız. Lakin, gerçek hayattaki gerçek Kazakistan’dan bahsediyorsa, oraya çoktan müdahil olduk ve oluyoruz. Orada atlatılan, geçen, biten bir şey yok. Her şey daha yeni başlıyor. Oradaki bütün hainler, dünyanın gözleri önünde devrilecekler, oyundan düşürülecekler, yok edilecekler. Kazak halkının karşısında korkudan titreye titreye Ruslara sığınmışlar, onları ülkenin iç işlerine karıştırmışlar, hürriyet mücadelesi veren Kazak halkının karşısına çıkartmışlar. Dünyanın gözleri önünde bu derece açıkça ihanet etmişler. Lakin kara paracı ve işgalci Ruslar “birilerinin” muazzam mücadelesi ile Kazakistan halkının hürriyet mücadelesinin karşısından birkaç gün içinde çekilmek zorunda kalmışlar. Öyle bir güç gösterilmiş ki dünyanın bilmem kaç tane büyük ülkesi, Kazakistan meselesinde o “birilerinin” aksine, arkası dolu, ciddiye alınır bir çıkış bile yapamamış. O “birileri” ile restleşememiş. Şimdi, işte böyle bir Kazakistan var. Kazak halkı, bu mücadelesini, şimdi daha moralli, daha gür sesle, daha organize halde, daha tecrübeli, daha isabetli kararlarla ve daha güçlenmiş halde vermeye devam ediyor, edecek. “Birileri” de yine bu hürriyet mücadelesinde Kazak halkının yanında olmaya, gerekiyorsa ağır bedeller ödemeye devam edecek. Bütün dünya bunu da bildiğinden bir an önce Kazakistan meselesinin gündemden düşmesi için çırpınıyor ve buna karşılık bir denge oluşturamıyor, bir güç/kuvvet hazırlayamıyor, gerçek bir saha mücadelesine de giremiyor.

Lakin… Bu Kazakistan meselesi başladığından beri, dünyanın dört bir yanındaki bazı yetkili ya da etkili kişiler, isim veremeden ve ispat yapamadan açıklamalar yapar, “birilerine” çatar oldular. Devlet yetkilisi denilen kişi, cesur olur, net olur. Muğlak ifadelerden her zaman kaçınır. Yanlış anlaşılmalara ve karışıklıklara mahal vermeyecek derecede net konuşur. Yoksa herkes yanlış anlayabilir, herkes üstüne alınabilir. Bir sürü karışıklık ve sorunlar çıkar.

Madem ki Kazakistan, kime elçilik yaptığı belli olmayan şu elçi bozuntusunun iddia ettiği gibi, söz konusu sıkıntılarını atlatmış, atlatacak güçteymiş ve hala atlatabilecek güçte, o halde şu büyükelçi neden hala hasmını açıkça muhatap alarak ona çatmıyor, ona karşı mücadele vermiyor, ona haddini bildirmiyor ya da hiç değilse hasmının adını açıkça söyleyemiyor? Bu şartlarda, hayal aleminde yaşarmış gibi takılan ve böyle konuşabilen bir yetkiliyi dünyadan kim ciddiye alır?Ankebut Ağına, mason tarikatına bağlı ve azılı Türk/İslam düşmanı üç beş tane basın yayın kuruluşunun ve üç beş tane resmi yetkili vatan haininin gerçek dışı açıklamaları/haberleri ile sorunlar hakikaten atlatılabilir mi?

İşte bunlar hep tezatlar, hayaller ve dolayısıyla muhatap alınmayacak şahıslar ve ciddiye alınmayacak açıklamalar… İnsan ilk anda kızacak gibi oluyor, duruyor ve kızamıyor. Gülüp geçiyor…

Görünürde Kazakistan yetkilisi olduğu halde Rusya ve Çin’in baskılarıyla “birilerini” hem de ismini anamadan suçlayan, Nazarbayev yanlısı olduğu, kara paracı olduğu, uyuşturucu işinde olduğu, soysuz heriflerle paslaştığı bilinen bir vatan hainini ben ciddiye almıyorum, ciddiye alan olacağını da zan etmiyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Kırım’ı kendimize alırız

NATO, Akdeniz yerine Karadeniz’de de tatbikatlar yapabilir. Hem de yüksek sayıda araç, cihaz ve askerle de yapabilir. Bu da bizi rahatsız etmez. Bizim kırmızı çizgilerimiz herkes tarafından biliniyor. Türkiye havadan, karadan, denizden Ukrayna-Rusya krizine dahil edilmeyecek. Biz dahil olursak bu meseleye, Kırım’ı kendimize alırız, oralara çıkmışken de Ukrayna’yı birkaç parçaya böleriz, sonra da Belarus’tan Kazakistan’ın intikamını âlây-ı vâlâ ile alırız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Duydunuz mu?

Rusya’da siyasetin seviyesi Türkiye’den de beter. Rusya’nın idarecileri şu anda öyle tavırlar sergiliyor ve sergiletiyorlar ki AKPKK ve A HABER bile hatta meşhur troller bile yanlarında çok seviyeli kalırlar. Bazı Rus basın kuruluşlarında “Rusya, Türkiye’nin Kazakistan’ı Büyük Turan listesine dahil etme planlarını bir haftada yok etti.” şeklinde, kahkaha attıran başlıklar bile atılıyor. Bu başlıkları atanlar ve attıranlar, önümüzdeki birkaç hafta içinde başlarına neler geleceğini ve şu anda günü kurtarmak için yaptıkları bu hamlelerin de ters tepeceğini, o gün geldiğinde daha da büyük çuvallayacaklarını hiç mi düşünmezler…

Seviyesi bu kadar düşmüş kişilere laf anlatmayı deneyecek değilim. Onlar kendi çaplarında ve şartlarında dönsünler ama bizim hala yapacağımız çok işler, yıkacağımız çok cepheler var. Rehavete kapılmadan, hız kesmeden ve daha da hızlanarak mücadelemize devam edeceğiz.

Türk dünyasında, aldığı talimatlar icabı haber yapanlar ve Türkiye’nin Türk devletlerine acilen askeri güç göndermesi gerektiğini ifade edenler var. Evet, baştan da yazdım ki Türkiye bu istenileni yapacak ama şu anda zamanlaması doğru değil. Şartlar buna uygun değil. Acele edilmeyecek. Öncelikle Türkiye dahil olmak üzere bütün Türk dünyasındaki Ankebut Ağı mensupları, başta da mason tarikatı mensupları oyundan düşürülecekler. Hiç değilse, en tepe kadrolar temizlenmeden Türkiye’nin Türk devletlerine askeri güç göndermesi fayda değil, zarar verecek. Zira son günlerde bütün millet gördü, anladı ki Türkiye’yi Tokayev, Nazarbayev, Putin, Lavrov, Peskov, Zaharova, Şoygu, Paşinyan, Aliyev kadar azılı İslam ve Türk düşmanı olan şahıslar idare ediyorlar ve TBMM bile tıka basa bunlarla dolu. Bunlar resmen Türkiye’nin idaresini ellerinde tuttuktan sonra, Türk ordusunun, gönderildiği yerlerde Ankebut Ağının menfaatine olacak şekilde yönlendirilmeyeceğini kim garanti edebilir. Ordumuzun, gönderildiği yerlerde kara para işlerinde vazifelendirilmeyeceğini kim garanti edebilir. Gidecekleri yerlerde, hürriyet mücadelesi veren halkın karşısına geçirilmeyeceğini, ihanet halindeki iktidarları muhafaza etmekle vazifelendirilmeyeceğini ya da devrilen hainlerin yerine başka hainlerin iktidara getirilmesi sürecinde vazifelendirilmeyeceklerini kim garanti edebilir. İşte, Rus ayısının bile bir hafta geçmeden çıkmak, kaçmak zorunda kaldığı bir Kazakistan var. Tokayev orada yalnız kalıyor. Onu da orada tutmayacak ve Kazak halkının istediği gibi bir rejim kurmasını sağlayacağız. Genel Kurmay Başkanından tutun da aşağı doğru yüzlerce önemli rütbeli kişisi gizli Yahudi, gizli Ermeni, gizli Hristiyan, gizli Mason olan Türk ordusu bu şartlarda Kazakistan’a resmen ve bunların emir komutası altında gönderilse, Ankebut Ağının taleplerinden başka bir şeyi mi yapacaklar?

Bu nedenle, Ankebut Ağının tepe isimlerinin emirleriyle ve Türk devletlerinin başındaki hainlerin müdahaleleriyle kamuoyu oluşturmaya çalışan basın ve yayın organlarından tutalım da etkili ve yetkili kişilere kadar hiç kimsenin oyununa gelmeyeceğiz. Hedefimiz, mümkün olabilen en kısa süre içinde Türk dünyasının yardımına ordumuzla, istihbarat birimlerimizle, her türlü teknik eğitimli kadrolarımızla “resmen” de koşmak olacak. Ve en kısa zamanda bir Turan ordusu kurmak olacak. Bunun için öncelikle Türkiye dahil olmak üzere bütün Türk dünyasındaki siyasi, askeri ve adli yetkili hainleri ve hain iktidarları oyundan düşürmek şart.

Şu anlarda, Türk devletlerine resmen de asker göndermeden o halkların mücadelelerine destek verebiliyoruz, verebileceğiz. Birkaç gün içinde bile neler yapabildiğimiz dünyanın gözleri önünde… Zaten en açık şekliyle yazdım ki çok kısacık süre içinde Türkiye’nin idaresini resmen de elimize alacağız. Artık danışıklı dövüşen muhalefeti, bütün partileri ve mensuplarıyla birlikte aynı keyfe koyup AKPKK ile birlikte devirip cezalandıracağız. Bu nedenlerle, asker göndermekte çok acele etmeyecek, oyunlara da gelmeyeceğiz.

Bu gibi planları kuranlar, bütün dünya görüyor ki Azerbaycan üzerinden de sinsi planlar kuruyorlar. Aliyev’e birden bir hal oldu. Çünkü Ankebut Ağının tepe isimleri tarafından yapılan planlar gereği, Aliyev’e ve onunla paslaşması kararlaştırılan başka liderlere gerekli talimatlar verildi. Bu kısımda da danışıklı dövüşler sergileniyor ve sinsi planlar icra edilmek isteniyor. Bu gibi sinsi ve haince planlara da izin vermeyeceğiz, oyunlara da gelmeyeceğiz.

Türk dünyasına kurulan bu tuzaklarda Katar ve BAE gibi kara para devletçikleri de yine aktif olarak kullanılıyorlar. Kısa süre içerisinde bunlara da bütün dünyanın açıkça gördüğü Türk şamarları vuracağız. Çoktan hak ettiler…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Meselenin aslı budur

Bu, bütün taraflara ders olmalı

Bir devletin resmi yetkilileri, bütün dünyanın gözleri önünde rezil olduktan ve insan içine çıkamaz hale geldikten sonra, rezilliklerini kabullenmek ve bir daha aynı hataları yapmamak yerine, art niyetle ve aba altından sopa göstermek maksatlı açıklamalar yaparlarsa, neyi ve kimi kastettiklerini açıkça ifade edemedikleri açıklamalar yaparlarsa, rezillik üstüne rezillik olur ve böyle nasıl kıvıracaklarını şaşırır hale gelirler. Her yeni hamlelerinde daha çok rezil olurlar.

Zaharova’nın, Tayyip’in boşdanışmanlarından İhsan Şener’i kastederek o cümleleri kurmadığı, aslında onun üzerinden şahsımı tehdit etmek, tavır yapmak ve Türkiye’deki dengeler içinde beni sıkıştırmak istediği, “Mfs’yi durdurun yoksa bütün Türkiye tehlikeye düşer. Halimize bakın, çıldırıyoruz.” demek istediği, bunu da eline yüzüne bulaştırdığı çok açık .

Dünya üzerinde, gerek sahadaki istihbarat gücü, gerek teknik/elektronik ve gerekse de metafizik istihbarat gücü benim kadar kuvvetli olan hiçbir lider yok. Hiçbir hükumet ve teşkilat yok. Boşdanışman Şener’in ifadelerinde Rusya’ya, KGAÖ’ye, sözde barış gücüne karşı hiçbir açık ifade de yok. Bu nedenle Lavrov bu gün yaptığı açıklamada, Şener’in ifadelerine dair “en hafif tabirle, anlaşılmayan bir açıklama yaparak” ifadesini kullanmak zorunda kaldı. Zaten Türkiye’deki resmi yetkililerden de üzerine alınan ve cevap vermek zorunluluğu gören hiç kimse yok. Onlar da Rusların ne yapmak istediğini, yapamayıp bir kez daha rezil olduklarını çok iyi biliyorlar.

Türkiye’de resmi idare tam kadro halinde Rus yanlısı durmuş ve Türk milletine ihanet etmeye devam etmişken… Halkın çok da varlığını bilmediği ve tanımadığı, bu güne kadar bir ağırlığı da oluşmamış ve itibar da görmemiş bir boşdanışmanın… İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bir ‘kültür merkezinde’ düzenlenmiş, hiçbir vekil ya da bakanın katılmadığı, il valisinin, kaymakamın ve il emniyet müdürü ile okul müdürlerinin katıldığı bir konferansta… Lavrov’un tabiriyle “Ne dediği anlaşılamayan” bir şeyler söylemiş olmasını… Tutup da o konferanstan altı gün sonra mevzu etmeleri ve bunu yaparken şahıs, mekan ismi ve tarih verememeleri… Zaharova ve Lavrov dahil bütün Rus idari kadrosunun ne kadar kızgın olduklarını, bana çatacak bir mevzu bulamasalar da günler sonra bu kadar lüzumsuz bir şahsı ve konuşmalarını alet etmek istediklerini… Bu seviyeye kadar sıkışıp düştüklerini ve bu hamlelerinin de ayrıca çaresizliklerini, perişan hallerini, adımı dile getirerek beni tehdit edebilecek bir güçleri bulunmadığını… Bütün dünya görmüş ve anlamış oldu.

Meselenin aslı budur ve ben istihbarat gücümle baştan itibaren biliyorum ki orada Zaharova adımı açıkça zikredecek cesareti bulunmadığı için aba altından sopa göstermek dediğimiz şeyi yapmak istemiş ve bu da eline ayağına dolaşmıştır. Bu gün Lavrov’un çıkıp kurduğu birkaç cümle de herkese Rusların nasıl hallerde olduklarını iyice göstermiştir.

Bunu yapmadan öncesinde Kazakistan’a dair son şanslarını denediler, yeniden oyunlar kurmak istediler, Kazakistan’a hususi bir heyet de gönderdiler, tekrar tekrar iletişim imkanı bulup konuştular ama her neyi denedilerse de istedikleri sonucu alamadılar. Sonra, yazımda da ifade ettiğim gibi, öfkesi mantığını kırmış bir vaziyette böyle saçmaladılar.

Dünyanın başka yerlerinde, başka yetkili kişiler de bu güne kadar çok defa adımı anmadan bana doğru taşlar attılar ama ben, kimi kastettiklerini çok iyi bildiğim halde üzerime alınmadım. Çünkü, bu taş atanların yürekleri olmadığı, mert olmadıkları, adımı zikrederek taşlayacak güçleri bulunmadığı gözler önündeydi ve bir şekilde hayasızca kıvırmak isteyecekleri şüphesizdi. Bu vakada ise Rusların kıvıracak bir hareket sahası yok.

Evet… Henüz kendi ülkesinin idaresini resmen eline almamış 40 yaşında bir Müslüman Türk, hiçbir resmi ziyaret/toplantı da yapmadan, oturduğu yerden dünya düzenini alt üst etmiş ve şimdilik sadece Rusyayı bu enkazın altında bırakmıştır. Üstelik bunu “Çok yakında Rusya’ya çok ağır darbeler vuracağım. Rusya’ya karşı topyekun bir gayr-i nizami harp başlatıyorum” demesinden çok kısa süre sonra yapmıştır. Mesele budur, Ruslarda görülen de bunun hazımsızlığıdır.

Ve Ruslar biliyorlar ki hala Kazakistan başta olmak üzere Türk devletlerinde bir şeyler karıştırmak isterse, çok yakında Rusya’nın ciğerini sökeceğim. Bunu da yazdım, sonra demedi demesinler…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Kahkahalar üst üste atılıyor

Kara paracı, işgalci, sömürgeci Rusya’nın kara paracı ve cani Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov şöyle dedi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanlarından biri, en hafif tabirle, anlaşılmayan bir açıklama yaparak Kazakistan’ın KGAÖ’yü davet etmesini kınadı.Türk meslektaşlarımızdan bunun ne manaya geldiği konusunda açıklama talep ettik.”

Böyle dedi Lavrov ve dünyadaki etkili, yetkili kişileri kahkahalara boğdu. Rusya’nın düştüğü şu hale Rusya’dan bile kahkahalar atan çok sayıda etkili, yetkili kişi var. Aslında bu halde olan Rusya, bir yandan da batı/NATO tarafıyla danışıklı dövüşerek, açıklamaları sertleştirerek kendini güçlü göstermeye çabalıyor. Bizim peşimizden batı/NATO tarafı da hamleler yapsaydı, şu anda Rusya Federasyonunun idaresinde ne Putin, ne Lavrov, ne Soygu, ne Peskov, ne de Zaharova duruyor olurdu. Rusya’da dev bir iç karışıklık yaşanıyor olurdu ve çok yakın gelecekte Rusya Federasyonu parça parça olurdu.

Bütün dünya, sömürgeci ülkelerin, Ankebut Ağına bağlı hükumetlerin devamlı olarak danışıklı dövüştüklerini ve dünya insanlığını mahvettiklerini, danışıklı şekilde dünyanın muhtelif yerlerinde terör ortamları, iç savaş ve savaş şartları oluşturduklarını, bu otorite boşluğunda yüksek sayıda insanı organları için kaçırıp öldürdüklerini, organ işinin yanı sıra uyuşturucu başta olmak üzere her türlü kara para işlerini de yaptıklarını, pek çok batı ülkesinin de bu kara ve kanlı sisteme dahil olduğunu çok net şekilde gördü. En mühim olanı da buydu. Bu görüldükten ve bilindikten sonra bu iş zaten bitmiş demektir. Bundan sonra, Ankebut Ağına bağlı ve perişan haldeki devletlerin oraya buraya atarlanmalarına, danışıklı dövüşmelerine kimse aldanmayacak. Bundan sonra bunların istedikleri yerleri karıştırmalarına, istedikleri süre karışık halde tutmalarına kimse izin vermeyecek. Bundan sonra Rusya o Ukrayna’yı bile vuramaz, vursa rezil olur, o işin işinden çıkamaz. Bundan sonra Rusya, Suriye’de ya da dünyanın başka yerlerinde asker de bulunduramaz.

Bir de bu şartlarda bunlar bir yandan danışıklı dövüşmeye devam ederek Özbekistan’ı, Türkmenistan’ı, Tacikistan’ı karıştırmayı planlanıyor. Azerbaycan ve Aliyev üzerinden yeni danışıklı dövüşler planlıyorlar. Çünkü batıdaki ya da doğudaki Ankebut Ağı ülkelerinin tamamı batak halde… Maddeten de manen de bitmiş, tükenmiş haldeler.

Ne hoş… Bu şartlarda söz konusu ülkeleri de karıştırmak isterlerse, hepsi de bana uyuyor. Hepsi de Türk ve İslam topluluklarına neticede büyük fayda sağlayacak mücadeleler olur.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..