Etiket arşivi: Tüpraş

Do not eat seafood, do not get wet in the rain, do not drink water without boiling

Attacks with strategic weapons continue.

Turkey is under heavy attack… I wrote from the beginning: “Winter is not over”. I knew the details, but I had not written them. I will not write yet, but this much needs to be written. Let the good people in between learn and take their personal precautions.

It should be noted that the high number of people living in regions outside the seasonal norms in Turkey, where precipitation is provided by artificial techniques, complains of nausea, vomiting and diarrhea.

Rainfall can be caused by artificial techniques, as well as toxic chemicals or biological viruses that cause diseases can descend to the ground and infect humans, animals and plants. I have already written and warned, “Do not drink the water before it boils.” I said. No water should be drunk without boiling, even if it is the water transported by a carboy, even if it is collected from the most beautiful water flowing from the mountain.

It is also necessary to be cautious against biological virus attacks that eat, shred and burn people’s skin and then their flesh. I also wrote again and again that precautions should be taken against watched nuclear bomb attacks. Even if personal measures cannot be taken before, at least measures should be taken for the part after the explosion.

In Turkey’s seas, there is already excessive gas leakage at a level that warrants an emergency declaration. Various gases coming out from underground change the color of sea water, causing algae to form in a very wide area in a very short time and cause color change. It causes mucilage-like slimy substances to form. If it were any state, it would even bring the issue to the world agenda until now. They would also call experts from all over the world. They would gradually evacuate several major cities. But this is Turkey… A country whose name is Turkey and whose administration is at the hands of Turkish enemies with everything… The parties that play, collect, compress, leak these gases underground and the administrators in Turkey are already the same parties. They are all the same.

They do not make hundreds of urgent and important interventions that the state should do at such a moment, but people must take personal precautions as long as they can. Seafood must not be eaten at this time. Eating all kinds of shellfish, especially mussels, should be avoided.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi

“Bütün Marmara yanacak” 

Kraliçe Elizabeth çok kızmış

Marmara bölgesinde seyretilmiş uranyumlu nükleer bombalar..

Türkiye’nin kuraklık ve kıtlık yaşayacağını, Türkiye’de çok büyük afetlerin peş peşe yaşanacağını, bunların çoğunun suni tekniklerle sebep olunmuş afetler olacağını çok uzun zamandır yazıyorum. Yayınlarıma, sosyal medya hesaplarıma uygulanan bütün sansürlere rağmen, özellikle son bir buçuk senedir bu beklentiyi hep gündemde tutabiliyorum. Hem hükumetin hem de milletimizin gerçekçi tedbirler almasını istiyorum ve son zamanlarda hükumet de buna göre hareket etmek zorunda kalıyor. Bu baskı işe yarıyor gibi görünüyor ama işin aslı öyle değil. 

Hükumet, bu felaketler yaşandıktan sonra suçlu duruma düşmemek, yargılanmamak ya da acıdan ve öfkeden çıldırmış haldeki milyonlarca Türkiyelinin ayakları altında ezilmemek için, şu anlarda tedbirler alıyormuş, ikazlar yapıyormuş rolü oynuyor. Bir de hükumet, felaketler sırasında ve sonrasında insan kaçakçılığı, organ kaçakçılığı, küçük ve değerli eşyaların çalınıp kaçırılması kısmına dair tam teferruatlı ve gerçekçi hazırlıklar yapıyor. Bunu, en çok da Mason tarikatı üzerinden milletler arası bağlantılar tesis ederek yapıyor.

Zaten gerçekte mafya liderleri olan Devlet Bohçalı, Solomon Soysuz gibi kişiler üzerinden de Türkiye içindeki ve dışındaki mafyalarla bu konularda organize olunuyor, son hazırlıklar yapılıyor. Biliyorsunuz, buna daha önce tam teşebbüs ediyorlardı, İstanbulluları felaketten sonra sözde tahliye edecek gemileri bile hazırlamışlardı, suç örgütü lideri ve uyuşturucu baronu suç işleri bakanı Solomon Soysuz üst üste açıklamalar yapıyordu ki o işi de bozmuştum. 

Son iki sene içinde, onlarca kere, beklenen o felaketlerin ötelenmesine, ertelenmesine sebep oldum. Ankebut Ağı dediğim sisteme bağlı kan emici, sömürücü onlarca ülkenin büyük maddi sıkıntılara düşmesine sebep oldum. Önemli ve güçlü liderlerin iktidarı kaybetmesine de sebep oldum. Batı dünyasının iyice batmasına, İsrail’in iyice perişan hallere düşmesine, ABD’nin meteliğe kurşun atmasına, Almanya’nın çok zor hallere düşmesine de sebep oldum. Henüz iktidarı kaybetmemiş bazı Avrupa liderlerinin ise hükmünü yitirmiş limon kolonyası misali hallere/şartlara düşmelerine de sebep oldum. Afganistan’a ve Kazakistan’a dair kanlı ve kara planlarını da çökerttim. Zaman hep aleyhlerine işler oldu. Çok zaman, para, itibar, otorite ve güç kaybettiler. Bütün bunlar yaşanıyorken en çok kızan, çıldıran kişilerden biri İngiltere kraliçesi Elizabeth oldu. Dünyanın her bir yanındaki fitne kazanlarını aynı anlarda ayrı ayrı kaynatan biri olan Elizabeth, son yaptığım müdahalelerden ve son yazdığım yazılardan ötürü de çok kızdı, sinirlendi. Sakinleşecek ve sakince kararlar alacak gibi durmuyor.

İşleri, planları ve kara para akışları bozulduğu için son zamanlarda Ukrayna üzerinde bir danışıklı dövüş de sergiliyorlar. Rusya, Ukrayna ve ABD başta olmak üzere onlarca kara paracı hükumet, dünya insanlığının önünde danışıklı bir dövüş sergiliyor. Daha şimdiden milyonlarca Ukraynalı kadın ve çocuğun mülteci haline düşüp, sahipsiz şekilde onlarca ülkeye dağılmasına sebep oldular. Daha şimdiden, bunların bir kısmının, oralardaki organ ve fuhuş mafyalarının ellerine düşmelerine sebep oldular. Bunlar arasından yetim kalmış çocukların bir kısmını Tayyip’in organcı, kara paracı karısı Emine vesilesiyle Türkiye’ye de getirdiler. Ne yazık ki onları da sisteme dahil edecekler. Onları da nakite çevirecekler.  

Öyle canavarlaşmış ve aynı zamanda öylesine batmak üzere bir haldeler ki Ukrayna üzerinden yaptıkları şeytani kara para işleri de onlara yeterli gelmiyor. Bir yandan Türkiye üzerinde de benzeri şeytanca işleri yapmak istiyorlar, kara paraları artırmak istiyorlar. Bir yandan da Türkiye’nin Ankebut Ağının sömürmesinden, zulmünden, dinsizleştirme ve namussuzlaştırma politikalarından kurtulma teşebbüslerine, kurtulmak isteyen diğer devletlere/milletlere önderlik etme teşebbüslerine mani olmak istiyorlar. Türkiye’ye böyle bir anda diz çöktürmek istiyorlar. Türkiye üzerinden, benzeri hallerdeki onlarca ülkeye de ders vermek, korku yaymak ve “Sizin de sonunuz böyle olur” demek istiyorlar. İşte bu kadar büyük gerilme, restleşme var sahada ve bunun patlama noktasına da gelindi. 

Son zamanlarda “Hükumetten ümidinizi kesin. Şahsi tedbirler alın. Marmara bölgesini terk edin. Buralardan çekip gidin. Daha fazla ikaz etmeyeceğim, nasihat alan insan sayısı çok az. Nasihat dinleyen dinledi, dinlemeyenler de acı akıbeti görecekler.” mealinde yazıyorum ama her seferinde yine de merhametim baskın geliyor. Çok ama çok büyük acılar yaşanacak. 

Bu nedenle, bir kez daha yazıyorum. Son yazdığım yazıda, film senaryosu diyerek çok şeyler anlattım ama bildiğim her şeyi yazmadım. Bazı kısımları da gerçeğe uygun şekilde yazmadım. Şimdi senaryo yazmıyorum ama yine de her bildiğimi açıkça yazmayacağım. Bilgi paylaşıyorum. Marmara bölgesinin sahil şeridinin pek çok yerinde, seyreltilmiş nükleer bombalar var. Evet, yanlış okumadınız, seyreltilmiş nükleer bombalar var. 

Bunlar, daha çok İzmit körfezinde, Tüpraş tesisinin altına denk gelecek yerde olan, oradan Tuzla, Gebze, Pendik, Kartal, Maltepe ve Adalar hattı boyunca ara ara yerleştirilmiş olan nükleer bombalar. Bu hat boyunca çok önceden patlayıcı ve parlayıcı gaz doldurulduğunun anlaşılmasını daha önceki yazılarımda sağlamıştım. Şimdi daha net yazmış bulundum. Yaşanan müsilajın da yeraltını gazla doldurma çalışması sırasında sızan ya da kasıtlı olarak sızdırılan ve deniz suyuna da karışan gazlarla alakalı olduğunu da fark ettirmiştim. Pendik, Kartal, Maltepe hattında duyulan ve “Doğalgaz kokusu gibi” denilen kokunun da bu gaz doldurma çalışmalarıyla alakalı olduğunu yazmıştım. Heybeli ada yakınlarından, denizin altından girilebilecek bir yeraltı tünellinin, İzmit Tüpraş tesisinin yakınlarına çıktığını, bu hattın da gazlarla ve seyreltilmiş uranyumlu bombalarla doldurulduğunu ise yazmamıştım. Bunu da şimdi yazmış bulundum. Yazmadığım kısımları da şimdilerde yazmayı düşünmüyorum.

Öylesine büyük felaketler planlıyorlar ki “Bütün Marmara yanacak” denilse, yeridir ve abartı olmaz. Yeraltında belli hatlar boyunca biriktirdikleri gazları da patlatacaklar, eş zamanlı olarak seyretilmiş nükleer bombalar da patlatacaklar, bunlar olmadan hemen önce bir suni deprem de yapacaklar. Hatta hava şartlarını oynamaya devam ederek, istedikleri kadar kar, yağmur da yağdıracaklar, rüzgarlar da estirecekler. 

Planları uygulayacaklar, tarihe geçecek felaketlere peş peşe sebep olacaklar ve sonra da her şeyin tabii/doğal bir felaket olduğunu, her yerde anlatmaya başlayan adamları papağan gibi tekrarlara başlayacaklar. 

Mesela şu usulde konuşacaklar: “Efendim, zaten Kuzey Anadolu fay hattı boyunca birikmiş bir enerji vardı. Çok sayıda bilim adamı, ayrıca hükumetimizin bazı bakanları defalarca halkımızı uyarmıştı. En son seviyede açıklamalar yapılmış ve felaketin an melesi olduğunun anlaşılması sağlanmıştı. Hatta -Marmara bölgesini terk edin- diyen bilim adamlarımız dahi olmuştu. Korkulan oldu, beklenen felaket yaşandı. Tarihte daha önce de büyük depremlerin, yeraltındaki doğal gazları patlattığı ve deprem sonrasında çok büyük patlamaların yaşandığı, bu patlamaların da toplu ölümlere sebep olduğu görüldü. Ayrıca insanların topluca gazdan zehirlenmesinin görüldüğü de oldu. Bu vakalardan bazılarında çok büyük yangınlar oldu. Çok yoğun ve zehirleyici dumanlar çıktığı ve yanmamış gazların da göğe doğru çıktığı oldu. Ardından, göğe doğru çıkmış bazı asitlerin, zararlı kimyasalların yağışlarla birlikte tekrar yere düşmesine ve temas ettiği insanlarda ciddi cilt yanıkları yaşanmasına, bu nedenle de insanların topluca vefat etmelerine sebep olduğu depremler görüldü. Biliyorum acımız büyük, tarihte nadir görülen seviyede bir felaketi yaşıyoruz ama bunlar acı gerçekler. Şimdi geriye değil, önümüze bakmamız gerekiyor. Bu bölgenin topluca terk edilmesi gerekiyor. Öncelikle kadınlar ve çocuklar gemilere bindirilmeli. Hükumetimiz onları daha önce belirlenmiş ve açıklanmış olan başka illerdeki noktalara götürecek. Dost devletlerden gelen yardım ekiplerinin yönlendirmelerine de uyulmalı. Böyle zamanlarda komplo teorileri yazanlar, anlatanlar da hep olur. Bilimin ışığından ayrılmamak gerekir.”

Bunlar gibi açıklamalar yapılmaya başladığında, karşılık olarak kamyon yüküyle itiraz cümleleri kurulur, tartışmalar yaşanır ama Türkiye’de basın ve medya, Türk rolü oynayan gizli Yahudilerin, gizli Ermenilerin, masonların kontrolündeyken hatta sosyal medya da CIA üzerinden sansürlüyken, o papağanlara gerekli karşılıkları vermek ilk anlarda mümkün olmayacaktır. Hiç değilse o papağanlara şu soru sorulabilse, o anda nutukları tutulur: “Yener Üşümezsoy -Son zamanlarda sürekli deprem ikazları yapılıyor. Bunların bilimsel temeli yok. Deprem ikazı yapmayı gerektirecek bilimsel veriler yok. Bilimin dışına çıkmamak, başka temellere dayanarak açıklamalar yapmamak gerekir- mealinde konuşmuş hatta çıkışmıştı. Buradan başlayalım mı?” 

Benden bu kadar… Bu şartlarda da bu yazdıklarımı birbirine atmaktan, duyurmaktan, yaymaktan, birbirini ikaz etmekten çekinecek, tedbirler almaktan geri duracak yığınlara benim sağlayabileceğim bir fayda kalmadı. 

Ben ve benimle beraber hareket eden iyi insanlar, verdiğimiz bu insanlık mücadelesine kesilecek cezalara karşı alınması gereken her türlü tedbirleri aldık, her türlü kararları aldık, iyice organize olduk ve halk arasında hala “derin sessizlik” devam ederse, bundan sonra felaketlerin yaşanmasına mani olacak hiçbir adımı atmayacağız. 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

“The whole Marmara will burn”

Queen Elizabeth is very angry

Nuclear bombs with depleted uranium in the Marmara region.

I have been writing for a long time that Turkey will experience drought and famine, that there will be great disasters in succession, that most of them will be disasters caused by artificial techniques. Even though all the censorship of my publications and social media accounts, I have always been able to keep this expectation on the agenda, especially for the last year and a half. I want both the government and our nation to take realistic measures, and lately, the government has been forced to act accordingly. This pressure seems to work, but it isn’t.

The government is currently playing the role of taking precautions and giving warnings in order not to become guilty, not to be tried, or to be crushed under the feet of millions of Turkish people who are crazy with pain and anger after these disasters have happened. In addition, the government makes detailed and realistic preparations for human trafficking, organ trafficking, theft, and smuggling of small and valuables during and after disasters. It does this mostly by establishing international connections through the Masonic cult.

Mafia leaders such as Devlet Bohçalı and Solomon Soysuz are organized on these issues with mafia inside and outside Turkey, and final preparations are made. You know, they were attempting this before, they even prepared the ships that would supposedly evacuate the Istanbulites after the disaster, the crime organization leader and drug lord crime minister Solomon Soysuz was making repeated statements, which I messed up.

In the last two years, I have caused those expected disasters to be postponed and put off dozens of times. I have caused tens of blood-sucking and exploitative countries to fall into great financial difficulties, connected to the system I call the Ankebut Cult. I also caused important and powerful leaders to lose power. I also caused the Western world to sink, Israel to fall into a very miserable situation, the United States to make a flat broke, and Germany to fall into a very difficult situation. I also caused some European leaders who have not yet lost their power to fall into situations/conditions like lemon cologne that has lost its power. I also collapsed their bloody and black plans for Afghanistan and Kazakhstan. Time has always worked against them. They lost a lot of time, money, reputation, authority, and power. While all this was going on, one of the people who got the angriest and mad was the Queen of England Elizabeth. Elizabeth, who is a person who boils the cauldrons of strife all over the world at the same time, was also very angry and angry because of my recent interventions and my last writings. She doesn’t look like she’s going to calm down and make decisions calmly.

They’ve also been displaying collusion over Ukraine lately, like their business, plans, and black money flows have been disrupted. Dozens of black money governments, especially Russia, Ukraine, and the USA, are exhibiting a collision in front of the world’s humanity. They have already caused millions of Ukrainian women and children to become refugees and to be dispersed to dozens of countries. They have already caused some of them to fall into the hands of the organ and prostitution mafias there. Among these, they brought some of the orphaned children to Turkey on the occasion of Tayyip’s organist and black money maker wife Emine. Unfortunately, they will also include them in the system. They will also turn them into cash.

They are so monstrous and at the same time so bankrupt that their evil black money business through Ukraine is not enough for them. On the one hand, they want to do similar evil deeds in Turkey, they want to increase black money. On the other hand, they want to prevent Turkey’s attempts to get rid of the exploitation, oppression, atheism, and dishonoring policies of the Ankebut Cult, and their attempts to lead other states/nations that want to get rid of it. They want to bring Turkey to its knees at a time like this. Through Turkey, they want to give lessons to dozens of countries in similar situations, to spread fear, and say, “This will be the end of you, too.” There is such a big tension and showdown on the field and it has reached the breaking point.

“Give up hope in the government. Take personal precautions. Leave the Marmara region. Get out of here. I will not warn you anymore, the number of people who take advice is very few. Those who listened to advice listened, and those who did not listen will see their bitter end.” I write in translation, but every time, my compassion still prevails. There will be a great deal of pain.

Therefore, I am writing once again. In the last article I wrote, I told a lot about the movie script, but I did not write everything I know. I didn’t write some parts properly. I’m not writing screenplays now, but I’m still not going to openly write everything I know. I am sharing information. There are depleted nuclear bombs in many parts of the coastline of the Marmara region. Yes, you read it right, there are depleted nuclear bombs.

These are mostly nuclear bombs in the Gulf of Izmit, at the bottom of the Tüpraş facility, and intermittently placed along the Tuzla, Gebze, Pendik, Kartal, Maltepe, and Adalar lines from there. In my previous articles, I made it clear that explosive and flammable gas was filled along this line long ago. Now I have written more clearly. I also realized that the mucilage experienced was related to the gases that leaked during the underground gas filling work or that were deliberately leaked and mixed with the seawater. I wrote that the so-called “natural gas smell” smell heard on the Pendik, Kartal, Maltepe lines is also related to these gas filling works. I did not write that near Heybeli Island, an underground tunnel that can be entered under the sea leads to the vicinity of the İzmit Tüpraş facility, and that this line is filled with gases and depleted uranium bombs. I just wrote this now. I do not intend to write the parts that I did not write now.

They are planning such great disasters that if it is said, “The whole Marmara will burn”, it is appropriate and would not be an exaggeration. They will also detonate the gases they have accumulated along certain lines underground, they will also detonate nuclear bombs simultaneously, and they will also make an artificial earthquake just before they happen. In fact, by continuing to play with the weather conditions, they will make snow, rain, and wind blow as much as they want.

They will implement the plans, they will cause disasters that will go down in history one after another, and then they will start repeating the men everywhere, like parrots, that everything is a natural disaster.

For example, they will speak in the following manner: “Sir, there was already accumulated energy along the North Anatolian fault line. Many scientists, as well as some ministers of our government, have warned our people many times. At the last level, explanations were made and it was understood that the disaster was the moment. There were even scientists who said, “Leave the Marmara region”. The fear happened, the expected disaster happened. In the past, it was seen that big earthquakes blew up the natural gas underground and there were huge explosions after the earthquake, and these explosions caused mass deaths. There have also been cases of en masse gas poisoning of people. In some of these cases, there were very large fires. Very dense and toxic fumes came out, and unburned gases also went up to the sky. Then, there were earthquakes in which some acids and harmful chemicals that went up to the sky fell to the ground again with the rains, causing serious skin burns in the people they came into contact with, and thus causing the people to die en masse. I know our pain is great, we are experiencing a disaster at a level that is rare in history, but these are harsh realities. Now we need to look ahead, not back. This area must be abandoned en masse.

First of all, women and children should be put on ships. Our government will take them to points in other provinces that have already been determined and announced. The guidance of aid teams from friendly states should also be followed. At such times, there are always those who write and tell conspiracy theories. It is necessary to stay in the light of science.”

When statements like these begin to be made, statements of objection are made with a truckload of arguments, but when the press and media in Turkey are under the control of secret Jews, Armenians, and freemasons playing the Turkish role, and even social media is censored by the CIA, it is very difficult to give the necessary responses to those parrots at first. will not be possible. If at least those parrots could be asked the following question, then their speech would be held: “Yener Üşümezsoy -There have been constant earthquake warnings lately. They have no scientific basis. There is no scientific data to warrant an earthquake warning. It is necessary not to go outside of science, not to make explanations based on other foundations – he had spoken and even resented. Shall we start here?”

That’s all for me. Under these conditions, there is no benefit I can provide to the masses who will refrain from throwing, announcing, disseminating, warning each other, and refraining from taking precautions under these conditions.

I and the good people who acted with me took all kinds of measures to be taken against the punishments to be imposed on this struggle for humanity, we took all kinds of decisions, we are well organized and if the “deep silence” continues among the people, we will not take any steps to prevent disasters from happening from now on. we will not take a single step.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi

Yanacaksa bu dünya, yakan ben olurum.

Milyonlarca insanın hayatını kaybedeceği, bölgenin feci bir görüntüye bürüneceği, felaketin ilk anından sonrasındaki süreçte de çok yüksek sayıda insanın ölmeye devam edeceği, bölge ve Türkiye ekonomisinin şu kritik zamanda daha da zor şartalara düşeceği, Türkiye’nin kendi içindeki dertlerle boğuşacağı şartların oluşturulmak istendiği, milletler arası siyasetteki son ve başarılı duruşundan/hamlelerinden geri çekilmesinin hedeflendiği açıkça gözler önündeyken…

Sistemim, sahada dönen çok şeyleri öğrenmiş ve biz bu sarsıcı saldırının gerçekleşme ihtimalini çok yüksek görüyorken…



Bu çok şeyi bilip susmak, içimi daraltıyor. Başımı alıp buralardan giderim, hiç bir güç unsuru yolumu kesemez ama başka bir mekana geçsem ve buraları hiç dert etmesem, tarzıma uymuyor. Bu kadar yüksek sayıda sivil insanı hiçe sayamam. Böyle yapmak aklımdan bile geçmiyor. Giderim ama gereğini önden yaparak giderim. Bu şehri de bu ülkeyi de ayağa kaldırır, buralardan öyle giderim. Ayağa kaldırmışken de neler yapacağımı, hangi şer merkezlerini devireceğimi ve temizleceğimi çok iyi bilirim.

Hayatım boyunca insanlık için mücadele ettim, kendimi hep bu gayenin arkasında tuttum, çok zulümler, çok sıkıntılar çektim ve yine de dini ve ahlaki kaidelerimden tavizler vermedim. Şimdi de vermem.

Hiçbir zaman minderden de kaçmadım. Kaçak güreşmedim. Bu güne kadar şu suni felaket saldırıları konularına çok dikkat çektim, geniş kitleleri ikaz ettim ama tehlikenin büyüklüğü ve bütünü hala anlaşılamadı, görülemedi.

Şartlar beni, almak istemediğim kararları almaya ve bildiklerimi detaylarına kadar anlatmaya, somut deliller paylaşmaya, sahaya bu güne kadar vermediğim talimatları vermeye zorluyor. O kararları alırsam ve o talimatları verirsem ve o delilleri paylaşırsam, sadece buralar değil, sadece Türkiye de değil, bütün dünya karışıyor.

Türkiye’nin, milletimin, sistemimin hasımları hep farkındalar ki şu şartlarda bile ikaz ediyorum. İkaz etmeden, gerekeni yapmıyorum. Kimse kendini çılgın, beni de kararda zayıf zan etmesin. Karşımda çılgınlık sergilenecekse, ben önden hamle de yaparım, çılgından da çılgın olurum. Yanacaksa bu dünya, yakan ben olurum.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

O tesis çoktan ömrünü tamamlamış

Ülkemizdeki bütün enerji santrallerinde ve rafinelerle büyük depolarda acilen üst seviye güvenlik tedbirleri alınmalı. Denizden, karadan, havadan ve uzaydan yapılabilecek her türlü saldırıya karşı her türlü tedbir hemen şimdi alınmalı.

İzmit Tüpraş rafinerisi atom bombası misali patlamadan önce hemen şimdi kapatılmalı. Oranın toparlanması, düzeltilmeli mümkün değil. O tesis çoktan ömrünü tamamlamış.

Mehmet Fahri Sertkaya

Türkiye’yi derinden sarsacak. Bu gidişle Tüpraş İzmit Rafinerisi atom bombası misali patlayacak

Atom bombası misali patlaması an meselesi…

Tüpraş rafinerisi dünya tarihinin en büyük felaketleri arasında en üst sıralarda yerini alabilir.

3 milyon metreküp depolama imkanına sahip olan Tüpraş İzmit tesisi dünya tarihine geçecek bir felakete sebep olacak gibi görünüyor.

3,0 milyon m3 depolama kapasitesi

2018 yılında İzmit Rafinerisi’nde 9,8 milyon ton ham petrol ve 2,0 milyon ton yarı mamul olmak üzere toplamda 11,9 milyon ton şarj verilerek tam kapasite kullanımı gerçekleştirilmiştir.

Rafineride ana ürün olarak LPG, nafta, benzin, jet yakıtı, gaz yağı, motorin, kalorifer yakıtı, fuel oil ve bitüm üretilmiştir. 2018 yılında 12,9 milyon tonu yurt içi olmak üzere, toplam 14,9 milyon ton ürün satışı gerçekleştirilmiştir.

Tesisin 2.100 personeli bulunmaktadır.

17 Ağustos 1999’da yaşanan Gölcük depreminin merkez üssü, TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi’nin yakınlarıydı. Deprem sırasında rafinerinin 115 metrelik betonarme meşale bacası yıkıldı. Bacanın yıkılmasıya başlayan yangın yedi akaryakıt tankına ve şarj fırınına sıçradı, 63 adet boru hattının ve elektriklerin kopmasına sebep oldu. Yerel itfaiyenin yetersiz kalması üzerine önce çevre illerden destek istendi. Ancak bazı yerlerde söndürülen yangının başka yerlerde yeniden başlaması nedeniyle kontrolü oldukça zorlaştı. Yangının, patlama riski bulunduran LPG tanklarına ilerlemesi ve rafinerinin hemen yakınlarındaki İGSAŞ ve PETKİM tesislerine de sıçrama olasılığı ortaya çıkınca, tesisteki tüm çalışanlar tahliye edildi.