Twitter’daki Mehmet Fahri Sertkaya profili ve akademi dergisi hesabı, gerçek sahibi CIA olan Twitter tarafından yıllardır sansürlenmektedir. Birkaç saat içinde sadece Türkiyeyi değil, bütün dünyayı sarsması gereken paylaşımlarımız, yıllardır bu hesaplarda öylece, kendi halinde durmaktadır.
Twitter, insanlığın faydasına olan bu paylaşımların herkes tarafından görülmesine ve herkese yayılmasına algoritmalarıyla sansür uygulayarak mani olmaktadır. Yine CIA’ya ait olan Facebook, Youtube, Instagram, WhatsApp, Google gibi platformlarda da yıllardır sansürleniyoruz ve buraları çoktan terk ettik. Paylaşımlarımız şimdilik ok.ru platformundaki hesaplarımızda her gün düzenli olarak devam etmektedir.
Bunun hâricinde, tamtam uygulamasındaki, Viber uygulamasındaki ve daha pek çok uygulamadaki akademi dergisi hesaplarında da paylaşımlarımız devam ediyor. Lâkin söz konusu diğer hesaplara paylaşımlarımız gecikmeli olarak yükleniyor.
Ayrıca, www.mfs.tv adresindeki bloğumdan da yazılarımı sürekli olarak takip edebilirsiniz. Bunun hâricinde, telegramda ve daha başka platformlarda, takipçilerimizin açtığı gayri resmi akademi dergisi hesapları bulunmaktadır. Buralardan da paylaşımlarımızı takip edebilirsiniz.
Telefon numarası ile kullanıcıların, yayıncıların bulunabildiği platformlarda, 0554 360 56 66 numarasını ekleyerek hesaplarımızı bulabilirsiniz. Herhangi bir iletişim kopukluğu söz konusu olursa, nereden yayın yapmaya devam ettiğimizi, www.akademidergisi.com, www.mfs.tv adreslerindeki duyuru yayınlarından öğrenebilirsiniz.
Almanya’nın muhalif siyasi isimleriyle 6 Nisan 2021 tarihinde görüşmelerim oldu. Şu ana kadar beni, mücadelemi en iyi anlayan, bu hususu en iyi şekilde çalışan tarafın Alman muhalefeti olduğunu gördüm. Gerçekten çok sıcak kanlı, çok dostane ve çok seviyeli bir yaklaşımları oldu. Benden de aynı şekilde karşılık aldılar. Bundan sonra Türk – Alman ilişkilerinde ve dünya meselelerinde kendileriyle her zaman istişare halinde olacağım. Beraberce neler yapabileceğimize bakacağız. Hem Türkiye ve Almanya, hem de dünya insanlığı için çok güzel şeyler yapabileceğimize inanıyorum.
Dinleyeceğiniz kayıt görüşmenin bir kısmıdır ve öyle yapılması uygun olduğu için tek taraflı olarak verilmiştir. Hazırlıksız olunan bir anda aniden gelişen/yaşanan bu görüşme, çoktandır beklediğim iletişimi başlatmış oldu.
Böyle bir görüşmeyi asla paylaşacak değildim, paylaşılmasını doğru bulmuyorum ama yıllardır Türkiye ile Rusya arasında kurmak istediğim dostluk ilişkilerini sinsilikle ve ihanetlerle bozan, tarafları sürekli olarak aldatan, oyunlar içinde oyunlar kuran bir Lavrov var. Bir seneye yakın süredir gerçek yüzünü herkesin anladığını da biliyorum. Yine de Rusya/Putin tarafı, Rusya’ya bu kadar açıkça ve sürekli olarak ihanetler eden Lavrov hakkında icap edenleri yapmadı. Şu aşağıda okuyacağınız/dinleyeceğiniz görüşmeyi Lavrov, Putin’e olması gerektiği gibi anlatmadı. Zaten senelerdir hep bunu yaptı. Ayrıca Lavrov yalnız değildir, Zaharova da ve daha önemli başka kişiler de yıllardır Rusya’ya ihanetler ediyorlar. Rusya siyasetinde kimin eli kimin cebinde belli değil. Uzun zaman önce, bu hususlara temas ettiğim bazı yayınlar yapmıştım.
Artık böyle bir görüşmenin paylaşılması hem zaruri hem de hukuka/dostluğa uygun oldu. Bu görüşmenin ifşa edilmesi, iyi niyetle aldığım bir karardır. Bundan sonrasında Rus tarafı da dünyadaki bütün taraflar da neyin ne olduğunu iyice kavrayacaklardır. Sonra herkes hemen kararını verecektir, duruşunu sergileyecektir ve ben de ona göre kararlar alacağım. Bu defa, yıllardır sürekli oynayan/değişen ittifaklar son şeklini alacaktır ve üçüncü dünya savaşına bu şartlar dahilinde girilecektir. Bu nedenle, görüşmeyi iki gün önce yapmamızdan hemen sonra bir ikaz yayını yapmıştım. Lavrov’un bu görüşmeyi Putin’e şeffafça anlatmasına yol olmadığını, yine oyun kuracağını ifade etmiştim. Verdiğim iki günlük süre bir saat kadar önce bitti.
Not: Bana yardımcı/aracı olan bir kişi ve ayrıca Lavrov’a yardımcı/aracı olan bir kişi vardı. Görüşmede toplam dört kişi vardı. Hiç beklenmeyen, hazırlıksız olunan bir anda gelişen/yaşanan bu görüşmenin sadece başındaki yaklaşık iki dakikalık kısmı bu yayında yok. Bunun haricinde görüşmenin eksik hiçbir kısmı yok. Kesilip biçilmedi ve Lavrov’un sözleri de büyük bir şeffaflıkla, dürüstlükle buraya aktarıldı.
Lavrov: Biz seninle kötü geçinmek istemiyoruz da sen gidip gidip düşmanlarımızla dost oluyorsun. Zaten Rusya’nın istihbarat gücü zayıf olsaydı siz şu anda Ankebut Ağının A takımın kontrol ediyor olurdunuz.
Lavrov: Aslında Rusya’nın sana üst perdeden bakmadığının sen de farkındasındır. Ve Rusya sana dost olmasaydı çok yerde biz Avrupa’yı da kullanarak Tayyip’i durdurmazdık. Bu gün çok ülkenin seninle görüştüğünü biliyoruz. Onlar küçük küçük ama başına buyruk davranan ve Ankebut Ağının tamamen maşası haline gelmiş ülkeler. Bu ülkelerin senin davanı paylaşmak gibi amaçları yok. Bu ülkeler bu gün varlar yarın bu dengeler değiştiğinde hiç yokmuş gibi olacaklar ama Rusya hiçbir zaman öyle olmadı. Rusya her zaman varlığını belli etti. Sen Rusya’ya çok ağır darbeler vurdun. Tayyip’i tamamen durdurabilecekken durdurmadın. Çünkü Rusya’ya güvenmedin. Ben sana karşı çok iyi bakmadığım halde çok yerde sustum ve tamamen diplomatik dille cevap verdim. Diplomasiye uygun davrandım. Sen beni hep dünyanın gözü önünde küçük düşürmeyi tercih ettin. Böyle olmayabilirdi. Kazandırdığın kadar kaybettirdiğini de düşünüyorum Amerika’ya karşı… Ama bu tekrar bir araya gelemeyiz, aynı paydada da buluşamayız demek değil. Rusya da bunu bekliyor. Unutma, o görüştüğün ülkelerin hiçbiri sana fayda sağlayamayacaktır. Sana yine dost ve güçlü bir komşu ülke olan Rusya destek olacaktır.
Lavrov: Bizim küçük küçük dediğimiz ülkeler nüfus olarak, yüzölçümü olarak küçük demek değil bizim için. Bizim için dünyada ne kadar ağırlığı olduğu önemli olan ülkeler. Bu ülkelerin hepsi Ankebut Ağının küçük birer kalesi sayılırlar. Ama Rusya bu gün Ankebut Ağını kontrol edebilecek güce geliyor. Trump’la ilişiğini kesmen aslında bizi memnun etmişti ve yine bu söylediklerini Rusya değerlendirecektir.
Lavrov: Bazen diplomasiden hiç anlamadığını düşünüyorum. Çünkü hem bu kadar açık konuşup hem de işbirliği yapmayı öngörüyorsun. Bu epeyi şaşırtıcı bir şey. Rusya her zaman böyle bir duruşta olmadı. Aslında Rusya/Putin gereken yerlerde kendinden, ülkesinden taviz vererek sizi ülke içinde zora sokmayacak hamleler yaptı. Bu, kendisininin aleyhinde idi ama böyle kararlar verdi. Yine böyle kararlar verebileceğimiz zamanlar gelebilir, yakındır. Bu görüştüğünüz ülkeler bizim için çok da sorun değil. Güney Amerika ile bizim gerçekten ciddi işlerimiz var. Son zamanlarda anlaşmazlıklar yaşıyoruz ama bunlar da geçicidir. Çünkü araya Çin girdiği zaman sıkıntılar çoğalıyor. Çin’le fazla böyle devam edebileceğimizi sanmıyorum.
Lavrov: Peki, daha sonra devam ederiz. Son olarak söylemek istediğimiz bir şey var. Bu orta asya Türk devletleri meselesinde, bu Rusya’nın içinde asimile olmuş Türkler meselesinde, Rusya’nın üzerine fazla gittiğinizi düşünüyorum. Bunu da bir düşünün. Beraber iş yapacaksak, bunların Rusya’yı ne kadar zor duruma sokacağını bir düşünün. Ve bu milletin geçmişteki milletler olarak kalmadığını yine aklınıza getirmenizi tavsiye ederiz.
Lavrov: Gerçekçi olmak gerekirse doğru. Türkler ve Ruslar hiçbir zaman gerçek dost olmadılar tarih boyunca ama biz yönettiğimiz her Türk devletinde, bizim iktidarımızda, adaletli olmaya çalıştık. Bunu insani bir vazife olarak gördük. Aslında son söyledikleriniz, aramızda bir işbirliği olursa Rusya’nın bu yarasını kaşımayacağınızı söylemeniz sevindirici. Bundan memnun kaldığımı söyleyebilirim. Tekrar devam edelim görüşmelere. Rusya bunları değerlendirecek. Olumlu bir sonuç çıkarttığımıza da inanıyoruz.
Lavrov: Aslında iki gün çok kısa bir süre ama yine devam ederiz.
Türkiye ve dünya siyasetinde önemli kırılma noktalarının yaşandığı şu günlerde, devletler birbirlerine karşı elektromanyetik silahlar kullanabilirler. Suni afetlere (Suni deprem, suni yağış, sunu sel, suni hortum, suni fırtına) sebep olabilirler.
Bu gördüğünüz kişi bir dönme/travesti… Yani kendini kadın zan eden ve kadın gibi görünmek isteyen ama erkekliğini koruyan son derece düşük bir kişi…
Princess Kennedy yazıp görsellerde aratınca pek çok fotoğrafı çıkıyor ve bakılamıyor. İnsan gözlerini kaçırıyor.
Bu kişi de çakma Princess Kennedy… Şu meşhur Epphilia Hanım denilen ve son zamanlarda Telegram’da ses getiren kişi…
Bu da bir dönme/travesti…
Bunun ve çevresinin gerçek yüzünü nasipse bu akşam, vakit bulamazsam da yarın Line kanalımızda anlatacağım.
Hemen parlamayın!
Daha neler neler anlatacağız ve her şeyi birbirine bağlayacağız. Sonra işi resmi kimlikli ve yetkili kişilere bırakacağız. Kolluk kuvvetleri ve adli makamlar mevzuya el atacak, doğru muyuz yanlış mıyız meydana çıkacak. Heyecan yapmayın.
Haydi şimdi “Abla” ile de tanışın… Yayınlar Line’da devam ediyor.
Bazılarınız konuyu yanlış anlamışlar. Ben zaten mevzuyu adli makamlara taşımak istiyorum.
Kısa bir süreç yaşanacak, mevzu bu yayınlarımla adli makamlara yansıyacak, açık ya da gizli soruşturmalar yapılacak ve sonra çözüleceksiniz, toplanıp alınacaksınız. Heyecan yapmayın. Kanal geçmişi hepinizin önünde, her zaman yaptığımı yapıp sahayı hareketlendiriyorum.
O nasıl telefon trafiği öyle? Neler konuşuyorsunuz siz? Sizin gibi ahmak Sabetaycılar, İngilizlerin ve diğerlerinin desteği, yönlendirmesi olmadan ne iktidarı ele geçirebilirdi, ne Osmanlı’yı yıkabilirdi, ne rejimi değiştirebilirdi, ne de İslam’ı ve Türklüğü toptan yok etmek yolunda bu kadar ileri gidebilirdi…
Bakın, son yayınlarda hakaret etmedim ve hakikatleri söyledim. Şimdi de hakaret yok, hakikat var: hepiniz bir avuç ahmaksınız.
Her yerde iziniz var, her yerde deliller bıraktınız, hepiniz açıktasınız, mekanlarınız da ifşa oldu, bağlantılarınız da… Haydi biraz tepinin de nasıl bir oyun kurduğumuzu ve bu işin sonunda neler olduğunu bütün dünya konuşacak.
Bu mu yani?
Bu da son zamanlarda çekilmiş resmim… TC: 24028105158
Yorum yapanlarına bir bakın:
Su-de-su Demir-el, Sib-el Danış-man, Em-el Dur-man, Vecibe Gün-er, Şebnem Çakır-öz-er ve daha yüzlercesi…
Bu kodlamaların ne demek olduğunu duyurmadığımız okur yazar bir kişi kaldı mı bu ülkede?
Bu ülkeyi cehenneme çeviren, acıya, gözyaşına, ruh hastalıklarına, intiharlara, ahlaksızlığa koşan kişilere bakın. Resmi yetkili olsun, mafyalarda olsun, tamamına yakınının isimlerinde bu kodlamalar var.
Biz bu oyunu çoktan bozduk. Şimdi son darbeleri vurma vakti geldi.
Emniyetle bunları toplayıp almayalım diye bunları korumaya almayı konuşanlarınıza diyorum ki:
Bunları korumaya alan, kendini kucağımıza atar. Oyunun birden şiddetlenmesini istiyorsanız, bunları korumaya alın.
Bu lüzumsuzu basına medyaya çıkartma işine kim aracı olacak? Bora Gençer… O kim?
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] evet daha ilk tepkilerinden bile herkes anladı ne olduklarını ve nasıl köşeye sıkıştıklarını
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bize düşen kısmını yapmaya devam edeceğiz, sonrası resmi kimliklilerin işi… Bunlar, laf anlatılabilecek sınırı çoktan aşmış geçmişler. Sadece akşamdan bu ana kadar yaptıkları paylaşımlara bakanlar bile ne kadar ahlaksız, kuralsız, müfteri, küfürbaz, fitneci ve ruh hastası kişiler olduklarını kolayca anlayabilir.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Hakaret etmeyen, iftira etmeyen ve seviyeli şekilde yazan çok sayıda takipçimizi de kendi kanallarında senin gibi engellemişler. Engellemedikleri takipçilerimize de sınır tanımadan küfürler etmişler, suçlamışlar, iftiralar etmişler.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Dava açacaklarmış güya ama şu saat oldu dilekçeyi paylaşamadılar. Avukatları varmış güye ama kanalın duvarından onlara talimatlar yağdırıyor. Hem de nasıl cümleler onlar, nasıl bir ruh hali o öyle… Sadece o cümleleri görenler bile “Bunun ayarı kaçmış, sağlıklı denemez” der.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş kadim düşmanım kenan akkuş ile beni ortak yapmış. Benim hakkımda da cemaatimiz hakkında da internet çöplüğünden topladığı delilsiz, mesnetsiz iftiraları zaten bir çöplük gibi duran kanalına doldurmuş. Bir de tehdit ediyor “Özür dile yoksa gerçek yüzünü meydana sererim” diye… Birkaç kişi gelmiş, “bırakın özrü de hemen gerçek yüzünü serin meydana” demişler. Verdikleri cevap “Size görüşünüzü sorduk mu” şeklinde olmuş.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş, Kenan Akkuş’un kendi akıl sağlığı raporu üzerinde çok çok basit bir değiştirme yaparak bana yamamaya çalıştığı sahte akıl sağlığı raporunu paylaşmış. Onun sahteliğini gözler önüne seren videom youtube kanalımda bile var. Bunlara CIA ajanı falan diyorlar da öyle değil. Dün biraz anlattım ki bunlar sahadaki ayak takımı. Boş tenekeler bunlar. Bunlar fuhuş işinde, organ işinde ve kara para işlerinde kullanılmış ve şimdilerde ise bu yayın sahasına yönlendirilmiş basit maşalar. Hepsi bir araya gelseler şu kanaldaki düzenli takipçilerimizin bilgisi, seviyesi karşısında hiç kalırlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Kanalına bakılacak gibi değil. Arkadaşlarım da ben de tamamına bakamıyor, okuyamıyoruz. Yazdıklarına sonuna kadar tahammül etmek mümkün değil. Görebildiğimiz kadarıyla söylersek benim sorularımın hiçbirine de cevabı yok.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek Princess Kennedy aramalarda hemen bulunuyor ve bu epi midir ne baş belası ise bu herif o dönmeyi/travestiyi ta kıyafetlerine, saç modeline hatta renk tercihlerine kadar kopyalıyor.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek-çakma kısmına dair bir kelam ettikerlini göremedik.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Oğlun gerçek oğlun mudur diye dokundurdum, gerçek hayat hikayeni nerede anlattın diye mindere çektim, kimliğini neden değiştirdin dedim ama hiçbirine giremedi bile…
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bunun böyle olacağını ve tipik travesti tavırlarıyla karşılaşacağımızı, durmaksızın sövüp sayıp isyan edeceklerini, mantıksız ve tezat çıkışlar sergileyeceklerini, ortalığı velveleye vererek bu işin içinden sıyrılmayı deneyeceklerini baştan biliyorduk. Buna emindik ve böyle de oldu. Lakin bu tavırlarıyla bizden yakalarını kurtaramazlar. Bu iş adli makamlara yansıyacak. Emniyet icap eden operasyonları yapacak. Bunların ve çevrelerinde bulunan kişilerin ta Adnan Oktar’ın fuhuş mafyasına kadar olan bağlantıları bir bir meydana dökülecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ben şu seviyesizlikleri karşısında onları muhatap alamam. Lakin yayınlarım ve sahayı yönlendirmelerim devam edecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ses kaydımı da paylaştım “işte buradayım. Sizi göreyim” dedim. Hukuk yoluyla da gayr-i hukuki yollarla da ne yapabileceklerse yapsınlar. Şu anda, senin de baştan söylediğin gibi sadece kuyruklarının sıkışmış olduğunun tezahürü denebilecek tuhaflıklardan ve sayıp sövmekten başka bir şey yapamıyorlar
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] evet daha ilk tepkilerinden bile herkes anladı ne olduklarını ve nasıl köşeye sıkıştıklarını
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bize düşen kısmını yapmaya devam edeceğiz, sonrası resmi kimliklilerin işi… Bunlar, laf anlatılabilecek sınırı çoktan aşmış geçmişler. Sadece akşamdan bu ana kadar yaptıkları paylaşımlara bakanlar bile ne kadar ahlaksız, kuralsız, müfteri, küfürbaz, fitneci ve ruh hastası kişiler olduklarını kolayca anlayabilir.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Hakaret etmeyen, iftira etmeyen ve seviyeli şekilde yazan çok sayıda takipçimizi de kendi kanallarında senin gibi engellemişler. Engellemedikleri takipçilerimize de sınır tanımadan küfürler etmişler, suçlamışlar, iftiralar etmişler.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Dava açacaklarmış güya ama şu saat oldu dilekçeyi paylaşamadılar. Avukatları varmış güye ama kanalın duvarından onlara talimatlar yağdırıyor. Hem de nasıl cümleler onlar, nasıl bir ruh hali o öyle… Sadece o cümleleri görenler bile “Bunun ayarı kaçmış, sağlıklı denemez” der.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş kadim düşmanım kenan akkuş ile beni ortak yapmış. Benim hakkımda da cemaatimiz hakkında da internet çöplüğünden topladığı delilsiz, mesnetsiz iftiraları zaten bir çöplük gibi duran kanalına doldurmuş. Bir de tehdit ediyor “Özür dile yoksa gerçek yüzünü meydana sererim” diye… Birkaç kişi gelmiş, “bırakın özrü de hemen gerçek yüzünü serin meydana” demişler. Verdikleri cevap “Size görüşünüzü sorduk mu” şeklinde olmuş.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Tutmuş, Kenan Akkuş’un kendi akıl sağlığı raporu üzerinde çok çok basit bir değiştirme yaparak bana yamamaya çalıştığı sahte akıl sağlığı raporunu paylaşmış. Onun sahteliğini gözler önüne seren videom youtube kanalımda bile var. Bunlara CIA ajanı falan diyorlar da öyle değil. Dün biraz anlattım ki bunlar sahadaki ayak takımı. Boş tenekeler bunlar. Bunlar fuhuş işinde, organ işinde ve kara para işlerinde kullanılmış ve şimdilerde ise bu yayın sahasına yönlendirilmiş basit maşalar. Hepsi bir araya gelseler şu kanaldaki düzenli takipçilerimizin bilgisi, seviyesi karşısında hiç kalırlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Kanalına bakılacak gibi değil. Arkadaşlarım da ben de tamamına bakamıyor, okuyamıyoruz. Yazdıklarına sonuna kadar tahammül etmek mümkün değil. Görebildiğimiz kadarıyla söylersek benim sorularımın hiçbirine de cevabı yok.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek Princess Kennedy aramalarda hemen bulunuyor ve bu epi midir ne baş belası ise bu herif o dönmeyi/travestiyi ta kıyafetlerine, saç modeline hatta renk tercihlerine kadar kopyalıyor.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Gerçek-çakma kısmına dair bir kelam ettikerlini göremedik.
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Oğlun gerçek oğlun mudur diye dokundurdum, gerçek hayat hikayeni nerede anlattın diye mindere çektim, kimliğini neden değiştirdin dedim ama hiçbirine giremedi bile…
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Bunun böyle olacağını ve tipik travesti tavırlarıyla karşılaşacağımızı, durmaksızın sövüp sayıp isyan edeceklerini, mantıksız ve tezat çıkışlar sergileyeceklerini, ortalığı velveleye vererek bu işin içinden sıyrılmayı deneyeceklerini baştan biliyorduk. Buna emindik ve böyle de oldu. Lakin bu tavırlarıyla bizden yakalarını kurtaramazlar. Bu iş adli makamlara yansıyacak. Emniyet icap eden operasyonları yapacak. Bunların ve çevrelerinde bulunan kişilerin ta Adnan Oktar’ın fuhuş mafyasına kadar olan bağlantıları bir bir meydana dökülecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ben şu seviyesizlikleri karşısında onları muhatap alamam. Lakin yayınlarım ve sahayı yönlendirmelerim devam edecek
Akademi Dergisi, [24.12.20 12:27] [#DoğuTürkistanıDuyuyoruz Mehmet Fahri Sertkaya kişisinden iletildi] Ses kaydımı da paylaştım “işte buradayım. Sizi göreyim” dedim. Hukuk yoluyla da gayr-i hukuki yollarla da ne yapabileceklerse yapsınlar. Şu anda, senin de baştan söylediğin gibi sadece kuyruklarının sıkışmış olduğunun tezahürü denebilecek tuhaflıklardan ve sayıp sövmekten başka bir şey yapamıyorlar.
Sert kayaya çarptıklarının farkında olmayanları da ilk şoku atlatıp farkına vardı ama çok geç kaldılar…
Epphilia isimli ahlaksız travesti herifin kanalında toplanmış binlerce gizli Yahudiden biri olan Em-el Dur-MAN da çırpınıp duruyor.
Zaten bu ahlaksız ve sağ gösterirken sol vuran kadroyu oynatan istihbaratçılar da aynı Em-el gibi hallerdeler. Bir an önce bu çetenin sakinleşmesini ve zararın asgariye indirilmesini istiyorlar.
Daha tepe istihbaratçı isimler ise bir an önce bu çetenin üyelerinin yok edilmesini ve emniyetimizin, savcılarımızın ellerine geçmemelerini istiyorlar.
Geceden beri ne yapabildiklerini de yazayım…
Tutunacak dallar aradılar. Mavi Türk, Ayyıldız team diye bir başladılar, irtibatları olan olmayan herkesin kendilerine destek vereceğini umdular. İlk saatlerde bunun yaşanmayacağını anladılar ve zaten başladıkları büyüleri artırdılar. Evet, sabaha kadar hem bu çetenin bazı üyeleri hem de bu kanaldaki binlerce gizli yahudi takipçiden bazıları büyüler yaptılar.
CIA’dan da bunları büyülerle, metafizikle korumak içim hamleler yapıldı.
Sonra, hayatında bir kere bile büyü yapmamış ve büyü nasıl yapılır bilmeyen beni, büyücü hoca ilan ettiler.
İşte Yahudiler dünyanın her yerinden bunun için sürüldüler. Bunların seviyesizliklerini, insanlığa yaptıklarını, kuralsızlıklarını anlatabilecek kelimeler hiçbir lisanda yok. Allah böyle Yahudilere Kur’an-ı Kerim’de lanet etti.
Epphilia ile CIA arasında paravan olan QAnoncu etkili bir kişi, Epphilia’ya ağır konuştu:
Büyüler üstüne büyüler yapınca, hepsinin kendilerine dönmesi ne kötü…
Kaç tane yöneticinin olduğu sayfada, şu ana kadar onca atar yapıp da son dokuz saattir tek bir yayın yapamamak, ne kötü…
Bir taraftan da “Şimdi mi gelirler, birazdan mı gelirler ve bizi alırlar” diye diye korkudan titremek, ne kötü…
“Şu kadar dakikan kaldı, özür dileyeceksin ya da hakkındaki her şeyi paylaşacağım” deyip durup da hiçbir şey paylaşamamak, ne kötü…
Hakkındaki bunca soruların hiçbirine cevap verememek, buna teşebbüs bile edememek, sonra bu hallere düşmek, ne kötü…
Lakin, bu daha bir başlangıç…
Arkalarındaki büyük oyun tam olarak ifşa olduğunda Türkiye şaşkına dönecek. Bu ayak takımını oynatanlar, böyle bir ayak takımıyla bu kadar düşmüş tiplerle bize oyun kurmaya karar verdikleri güne lanet edip duracaklar.
Şok, şok, şok!
Beklenen oldu ve Epi, verdiği sürenin bitmesinden on küsur saat sonra ve on saat yayın yapmadığından sonra, aniden bombayı patlattı. Bu gördüğünüz yayını yaptı ve artık mfs bitti. Her şey buraya kadardı. Bundan sonra bütün dünya mfs den kurtuldu. Epi, gerçekten de dediğini yaptı…
demek isterdim ama aşağıya ilettiğim ve Epinin kanalında paylaştığı şu yazı bilmem kaç sene öncesine ait ve Ömer Öngüt imzasıyla yayılmış bir yazı. Yazan MİT, imza atan Ömer Öngüt, yayınlayan da Hakikat Yayınevi.. Biliyorsunuz ki MİT bunu hep yapıyor. Soner Yalçın imzasıyla yayınlanan yazıları bile hep MİT yazıyor. Bu sebeple Soner canlı yayınlara çıkamıyor, sorulara muhatap olmak istemiyor. Çünkü sözde kendisinin yazdığı o kitaplardaki konulara vakıf değil.
Ömer Öngüt’ün tıpkı Epi ve çevresindekiler gibi ayak takımından ve kullanılan bir kişi olduğu ve ayrıca MİT personeli olduğu daha sonra evraklarıyla, evet evet, tartışmaya mahal bırakmayacak kesinlikte gözler önüne serildi. Üzerine de bilmem kaç sene geçti.
Hatta öyle bir serildi ki Sabetayist Ferit Şahenk’in N TV’si bile bunu ana haber bülteninden haber yapmak zorunda kaldı.
Durun, daha bitmedi. Bütün bunlar çok sayıda ana haber bülteninde, ayrıca basın organlarında haber oldu. Köşe yazılarına konu oldu, kitaplara mevzu oldu. Daha da bitmedi, bunları internet aramalarında bile bulmak ve Ömer Öngüt üzerinden kimlerin nasıl oyunlar kurduğunu görmek de çok kolay bir iş… Ömer Öngüt imzasıyla yayınlanan kitaplara bakılınca dünyada kendisinden başka bir tek müslüman bile bulunmadığı ve herkesin kafir, münafık, art niyetli, müşrik ve bilmem ne olduğu iddialarını görmek ve hemen “Bu kadar da olmaz. Ne delil, ne ispat, ne şahit var ama saldırmadığı hiçbir Müslüman kalmamış” demek de kolay bir iş.
İşte Epi ve çevresindekiler bu kadar basit, vasıfsız, liyakatsiz, samimiyetsiz, ahlaksız, müfteri kişiler. İşte böyle kişilere CIA aracılar üzerinden veriyor dosyaları, sağlıyor geniş bağlantıları ve bize uygulanan sansürler bunlara uygulanmıyor ve yürüyüp gitmeleri isteniyor. Gördünüz mü büyük oyunu?
Bu arada, bunlarla bağlantılı diğer sosyal mecra hesaplarını da ifşa edelim mi? Vakti geldi mi?
Akademi Dergisi, [24.12.20 22:53] Öyle pis bir bataklığın içindeler ki çırpındıkça daha çabuk/hızlı batıyorlar.
Akademi Dergisi, [24.12.20 23:02] [C. kişisinden iletildi] Arkadaşlar şu dakikadan sonra daha fazla epphi homosunun üzerinde durmaya gerek var mı? Bu homo ve tayfasının durumu, Adnan Oktar ve ekibinin bir zamanlar Akademi’ye karşı yürüttükleri husumet faaliyetlerini anımsatmıyor mu sizede? MFS onlara içeriye tıkanacaklarını söyledikce, dünya geneline kurulu şeytani sistemdeki konumlarına güvenip akıllarınca Akademi ile dalga geçiyorladı.MFS, Oktar çetesinden çok çekti ama sineklerle uğraşmak yerine bataklığa yöneldi. Sonuç olarak Oktar ve çetesini mensubu oldukları şeytani sistem kendisi harcadı. Oktar’ın kedicillerinden hapise razı olmayanlar, şeytanilerin MIT içindeki hain kendi adamlari tarafindan ormanlarda infaz ettirilip yok edildiler.
Şahsi kanaatim şudur ki, MFS yaptığı yayınla hem TCKN numarasını hem de eşgalini paylaşarak bu epphi denilen homo ve ekibinden bazıları hakkında, çakma prenses epphi gerçek bir kadın değil, falanca admini de gerçek kadın değil, diğer bir admini gizli yahudi ve fuhşiyatla, organ kaçakçılığı ile bağlantılı insan görünümlü şeytan bunlar, gibi yazılar yazmasıyla başlayan gümbürtüde hedef epphi homosu ve tayfası değil, bunları kullanan arkasındaki şeytani oluşumlar.
Her iki sayfayı takip edip kafası karışmış olan arkadaşların epphi denilen homoya sormaları gereken sorular nedir? Kendi sayfandan sözde avukatlarına çağrı yaptın. Namuslu şerefli haysiyetli bir kadın bu kadar ağır ithamlara muhattap olduktan sonra ve sözde avukatlarına da çağrı yaptıktan sonra neden sayfasında dava esas nosunu ve dilekçe ekran görüntülerini paylaşmak yerine saçma sapan ahlaksız küfürlü yazılar paylaşarak kendisini daha fazla rezil eder? “Ben …. tc nolu …. kişiyim. Kamuoyuna prenses epphi bilmem ne olarak biliniyorum. Namuslu normal bir kadın olmama rağmen, … tc nolu … kişi benim hakkinda …. ifadeler kullanmıştır. Şikayetçiyim. ” gibi bir dilekçe sözde avukatlarına yazdırmak çok mu zor?
Akademi Dergisi, [24.12.20 23:12] [Cht Src kişisinden iletildi] Akademi dergisini yaklaşık olarak 6 senedir takip ediyorum. Mfs Ne dediyse ne söylediyse hepsi birbir çıktı ..organ kaçaklığını hakkında yapmış olduğu paylaşımlarda, insanlar cimere şikayet edince ne tesadüfki cimer bakım onarıma alındı.. nokta
….O SAHTE PEZEVENK ILE ISIM BITMISTIR… NE OLMASI GEREKIYORSA OLUYOR….SAHTE PRINCESS KENNEDY ILE UGRASSIN 🤫
Bu kadar olur, şu sahtekarlığa bir bakın.
Şunun hala sinsice denediği şeylere bir bakın!
10 saat susup yayın yapamadı, bana süre verdi ama süre bitti hakkımda bir şey paylaşamadı. Hakkındaki soru işaretlerine cevap da veremedi, hayatını da anlatamadı. Hakkımda davacı olması istendi ve onu da yapamadı.
Sonunda işte bu numarayı da denedi. Paylaştığı ne biliyor musunuz? Şikayet dilekçesi falan değil. Kolayca ve çok net görünür şekilde çekebileceği halde öyle karartılmış ve altı, üstü kadraja girmemiş şekilde çekti. Altına da işimin bittiği yani davalık olduğum manasına gelen cümleler yazdı.
Oysa o metin başka biri tarafından yıllar önce yazılmış bir metin…
Bu ayak takımı çete, herhangi bir hukuk devletinde benden davacı olsun, başlatılacak soruşturmalarda benim ifademe başvurulmasına ve deliller sunmama bile gerek kalmaz ve Ankebut Ağı dünya üzerinde eş zamanlı olarak çok büyük ve bitirici darbeler almaya başlar.
Fuhuş, organ, uyuşturucu, şantaj, insan ve bebek dahil her türlü kaçakçılık, nüfuz casusluğu, terör örgütlerinin kurulması, finansmanı ve yönetilmesi diye saymaya başlayın, her pis iş bunlarda. Bunlar bütün insanlığın düşmanı. Bunlar kendilerini insan olarak kabul etmiyorlar. Bunların sınırı, kuralı yok. Bunlar için her şey her şartta meşru…
Zaten daha önce yazdım ki bunları çözerken iki adım sonrası bile Adnan Oktar suç örgütüne de çıkıyor. Dediğim gibi siyasi bağlantılar ve mafya bağlantıları da var. Yol hemen AKPKK’ye de çıkıyor, Sabetaycı suç ve terör örgütü (SATÖ)ye de çıkıyor, Mason teşkilatına da çıkıyor. Terör örgütlerine de çıkıyor. Çıkıyor da çıkıyor…
CIA’nın bu ayak takımı çeteyi bir şekilde yok etmekten başka çaresi kalmadı. Ya bunu yapacaklar ya da biz alttan yukarı doğru toplamaya, almaya, çökertmeye başlayacağız. İkisi de bize uyar. Acelemiz yok ve bunlar çırpındıkça aslında bir zihniyet, bir strateji, bir derin/gizli dünya devleti, dünya genelinde çöküyor. Bunlar çırpındıkça deccal devri sona eriyor.
Bizim kanalımızı dünyanın dört bir yanından çok önemli, çok etkili kişiler, kurumlar, kuruluşlar takip ediyor ve çok şeylerin farkına varıyorlar. Eş zamanlı olarak dünyanın pek çok ülkesinde Türkiye ile benzer gelişmeler yaşanıyor. Böyle insanlıktan çıkmış, bütün bu pis işleri yapan, dünya genelinde gizlice teşkilatlanmış ve bir de sanki işledikleri bu suçları ve içinde bulundukları bu suç örgütlerini ifşa ediyormuş rolü de oynayan Yahudi ve Satanist gruplardan, çetelerden, bizden başka ülkelerde de çok var.
Bu işin devamında QAnon akımı bile ya çökecek ya da ayara girecek, Ankebut Ağının kontrolünden çıkacak.
Bu işin devamında Türkiye’den bile çok kişiler içeri girecek. Kısa sürede Türkiye basında, medyada ve sosyal medyada bunlar gibi sağ gösterip sol vuranlar hızlıca ifşa olacaklar. Gerekenler de yapılacak.
Epii! Epi neredesin, ses ver. Yine ne geldi başına? Neden kanalda yayınların durdu? Bir videolu paylaşım yap, halinin ne kadar iyi olduğu videondan görülsün ama tarih, saat ver…
Bak etrafındaki küçük çete iyice çözülüyor, dağılıyor. Savaşmalısın, dik durmalısın, pes edemezsin.
Akademi Dergisi, [26.12.20 16:50]
Arkadaşlar! Epi nerede, ne halde? Aradınız mı, görüştünüz mü? Sağlığı ve psikolojisi iyi mi? “İyiyim, hiçbir sorunum yok” diye yeni çekilmiş ve tarih verdiği video paylaşacak mı?
Medyum ve büyücü Epphilia’dan haber alınabiliyor mu? Neden paylaşımlarında sorunlar ve uzun aralıklar var? Tarih ve saat verdiği video kaydı paylaşamayacak halde mi?
Salim Dağ ve diğer malum münafıklar bir zafer olarak nitelendirdikleri planı gerçekleştirmekte, etraflarındaki inancı zayıf, merkeze bağlılığı zayıf kişileri “ileten” konumunda kullandılar. Dinimizin, yolumuzun düşmanları (Yahudiler, Masonlar) tarafından kendilerine söylenen en parlak fikri icraate geçirdiler.
Bu yasaklama yazısı fikrini münafıklar bile aslında çok mümkün göremediler. Geri durmak istediler. Son olarak kendilerine Tayyipgiller familyasından “sonucu ne olursa olsun” denilerek talimat verildi ve mecburen yaptılar.
Ellerinde patlayacağını da düşündüler, topluca ihraç edileceklerini de… Lakin Akademi’nin daha fazla kitle oluşturmaması ve daha fazla güçlenmemesi için bu fitneyi çıkarmayı elzem gördüler.
Bir de merkeze bağlılık adı altında aylarca hatta senelerce sürüp gidecek bir şüphe elde etmiş olacaklardı. Ayrıca büyüğümüzün buna sinirlenerek Akademi’nin yanında “açıkça” yer almasıda aleyhine olacaktı.
Karar verdiler, Salim Dağ, Arıkanlar, Kangeller ve şürekası toplanıp ağız birliği ile, üzerinde oynama yapılmış, aslından bozulmuş, parantez açılarak Akademi Dergisi ismi ve bazı URL’leri eklenmiş metnin yayılmasını onayladılar…
Hatta öncesinden de münafıklar, “Yasaklama getirecekler bu kişiye, az kaldı, herkes anlayacak.” gibi konuşmalar yapmışlardı. Hazırlık aşamasında olan planlarını dillendirmişlerdi.
Çok yakında herkes, merhum büyüklerimizin de, şimdiki reisimiz Alihan Bey Ağabeyimizin de ve sahada benim de nasıl imkansız yükler taşıdığımızı, nasıl akıl almaz oyunları bozduğumuzu iyice anlayacak. Zaten anlamak isteyenler şimdiye kadar çoktan anladılar da yakında inkarı mümkün olmayacak kesinlikte herkesin gözleri önüne serileceği gelişmeler olmasını bekliyorum.
Dünyadaki beyin takımı arasında bazı yerlerde özetle ve birbirine benzer şekilde şöyle konuşmalar yapıldı:
“Mfs en başından beri bir gün cemaatin başına geçeceğini biliyormuş. Her şeyi bu plana göre yapmış. Şimdilerde bu gerçek daha net görülebiliyor. Bu, çok büyük bir plan… Bunu o genç yaşında kendisi yapmış olamaz. Bunu Arif Ahmet Denizolgun planlamış olmalı. Mfs de üzerine düşenleri çok iyi yapmış ve şu anda durdurulamaz bir güç haline geldi.”
Salim Dağ’ın gerçek yüzünü meydana seren yayınlarımın altına, kendileri gibi birkaç münafık gelir de onu savunan yorumlar yazar diye bekleyenler, birkaç yorumla bile moral bulacak olanlar, o derece çaresiz, güçsüz, bitmiş olanlar var. Gerçekten tükenmiş haldeler…
Cemaatimiz içindeki tesirim-ağırlığım son zamanlarda iyice artıyor ve bu, düşmanlarımızı kahrediyor. Öyle zan ediyorum ki son bir çılgınlık denemek zorunda kalacaklar ve bu da hem onların hem de cemaatimiz içindeki münafıkların sonunu getirecek.
Münafıklar…
Endişe etme Zeki Çalışkan! Sen metafizikle ölmeyeceksin. Senin mühletin var ve senin çarpılmana müsaade yok. Senin ibret-i alem olman isteniyor. Gerçek yüzün, şeytanlığın, içinde bulunduğu bütün kara para işleri, nasıl canlar yaktığın, yaptığın organ işleri, cemaatimiz içinde defalarca çıkarttığın fitneler, bu dine, bu davaya, bu devlete ve millete neler yaptığın gözler önüne çıkacak da sonra öleceksin. Artık o anda intihar mı edersin, idam mı edilirsin bilemem…
O günlere kadar sağlığını koru, kendine dikkat et. Zaten bitik bir bedenin var, birkaç sağlam darbe almana müsaade edilse çoktan kabirdeydin.
Az daha unutuyordum, ben içeri alındıktan sonra çevirdiği o dolaplar, bağlantılar, işlediğin o büyük suçlar da ispatlarıyla gözler önüne çıkacak.
Muhterem büyüğümüz benden, mücadelemden, yayınlarımdan, dünyaya rest çekişimden son derece memnun… Bu güne kadar olduğu gibi bu günlerde de benden ve mücadelemden herhangi bir rahatsızlık duymuyor. Bu güne kadar yasaklanmadığım gibi bu günlerde de yasaklanmadım. Dava edilmediğim gibi bu günlerde de dava edilmiş değilim. Sürekli dualar ediyor kendisi bana ve ekibime… Bunu da münafıklar dahil, cemaatimizin içinde olan ya da olmayan bütün taraflar net, tartışmaya mahal bırakmayacak netlikte görüyorlar.
Akademi Dergisi bu güne kadar hiçbir zaman “gerçekten” yasaklanmadı, dava edilmedi ve tart edilmedi hatta tenkit bile edilmedi.
Mason teşkilatı ve CIA da dahil olmak üzere farklı farklı taraflar-kesimler son zamanlarda paniklediler. “Bunlar, bizim cemaatleri içinde kullandığımız herkesi nasıl biliyorlar. Kullandığımız kişiler hakkında bu kadar detaylı bilgileri nasıl elde ediyorlar. Mfs’nin YİT dediği teşkilat bu kadar büyük, güçlü ve başarılı bir teşkilat mı?” ve benzeri şekilde konuştular, tartıştılar.
Çok yakında, içimizdeki bütün adamlarını bir hamlede topluca oyundan düşüreceğimiz endişesini taşıyorlar ve bunun üzerinde çok durdular, konuştular, tartıştılar.
Biz o münafıkları aramızdan topluca temizleyip attıktan sonra “güç” ne imiş bütün dünya gözleriyle daha net görecek.
Her şey, muazzam bir planın parçası olarak ilerledi, ilerliyor, ilerleyecek.
Heyecan yok, endişe yok, acele yok, hata yok ve kimsenin gözünün yaşına da bakmak yok… Herkes hak ettiği muameleyi mühletleri doldukça görecek.
Dünya üzerinde sübyancılık suçlularına, çetelerine, teşkilatlarına karşı daha da bir hassasiyet oluştu ve devletlerin güçleriyle bunlara operasyonlar yapılmasına Ankebut Ağı tamamen mani olamıyor. Operasyonlar giderek artıyor ve büyüyor. Bu, basın ve medyaya yansıdı, yansıyacak.
Tüpraş rafinerisi dünya tarihinin en büyük felaketleri arasında en üst sıralarda yerini alabilir.
3 milyon metreküp depolama imkanına sahip olan Tüpraş İzmit tesisi dünya tarihine geçecek bir felakete sebep olacak gibi görünüyor.
3,0 milyon m3 depolama kapasitesi
2018 yılında İzmit Rafinerisi’nde 9,8 milyon ton ham petrol ve 2,0 milyon ton yarı mamul olmak üzere toplamda 11,9 milyon ton şarj verilerek tam kapasite kullanımı gerçekleştirilmiştir.
Rafineride ana ürün olarak LPG, nafta, benzin, jet yakıtı, gaz yağı, motorin, kalorifer yakıtı, fuel oil ve bitüm üretilmiştir. 2018 yılında 12,9 milyon tonu yurt içi olmak üzere, toplam 14,9 milyon ton ürün satışı gerçekleştirilmiştir.
Tesisin 2.100 personeli bulunmaktadır.
17 Ağustos 1999’da yaşanan Gölcük depreminin merkez üssü, TÜPRAŞ İzmit Rafinerisi’nin yakınlarıydı. Deprem sırasında rafinerinin 115 metrelik betonarme meşale bacası yıkıldı. Bacanın yıkılmasıya başlayan yangın yedi akaryakıt tankına ve şarj fırınına sıçradı, 63 adet boru hattının ve elektriklerin kopmasına sebep oldu. Yerel itfaiyenin yetersiz kalması üzerine önce çevre illerden destek istendi. Ancak bazı yerlerde söndürülen yangının başka yerlerde yeniden başlaması nedeniyle kontrolü oldukça zorlaştı. Yangının, patlama riski bulunduran LPG tanklarına ilerlemesi ve rafinerinin hemen yakınlarındaki İGSAŞ ve PETKİM tesislerine de sıçrama olasılığı ortaya çıkınca, tesisteki tüm çalışanlar tahliye edildi.
Hem üfürükçülerin hem de psikiyatrların bilimsel dayanakları yok. İki grup da gözle ya da araç gereçle görülemeyen, var olup olmadığı hiçbir şekilde gerçekten ispat edilemeyen ve varsalar mahiyetinin ne olduğu bilinemeyen akıl ve ruh gibi soyut kavramlar üzerine yorumlar yapıp, aklın ve ruhun rahatsızlanması durumunda kendilerince çözüm üretiyorlar. İki grup da varlığı kesin olarak ispat edilememiş ve dolayısı ile bilimsel açıdan bakılınca “yok” kabul edilmesi gereken şeyleri tedavi etmeye kalkıyorlar.
Meydanda olan manzaraya göre, sadece son kırk küsur yıldır ilaçla tedavi uygulaması yapan, öncesinde sadece “insanın kötü anılarını dinleyip bunları aşmasına imkan sağlamalı ve danışmanlık yapmalıyız” temelinde hareket eden ve kökeni bir asrı bile bulmayan, kırk sene öncesine kadar kimsenin itibar etmediği ve kırk sene öncesine kadar komik ve alaycı karikatürlerin en sürekli konularından biri olan sözde bilim Psikiyatri ve psikiyatrlar, hastaları üfürükçüler oranında bile iyi edemiyor. Üfürükçülere gidip şifa bulanlar çok yüksek sayıda iken, sözde hekim olan psikiyatrlara gidip şifa bulanlar adeta mumla aranıyor.
Her meselede “Hani nerede bilimsel dayanakların? Öyle olmaz, gözümle ya da bir teknik araçla göreceğim, laboratuvarda test edeceğim. Sonuçlar alacağım, veriler göreceğim. Somut olacak somut…” diyen bilim adamlarının, mesele Psikiyatri olunca “Böyle bir bilim olmaz. Bu şartlarda Psikiyatrinin üfürükçülükten hiç farkı olmaz” dememeleri de aklı başında herkes tarafından yadırganıyor ve menfaat gereği sergilenen “çifte standart” olarak yorumlanıyor.
Herkes her şeyi her yönü ile tartışıyor da, tartışılamayacak kadar kesin olanı şu; 350’den fazla psikolojik hastalık tanımlaması yapıp uydurup duran sözde bilim psikiyatri sayesinde, dev Siyonist ilaç firmaları her yıl haybeye milyarlarca dolar para vuruyorlar. Üfürükçülerin sadece bir kaç haftada iyi edebildiği hastalar, bazen beş on yıl, bazen bir ömür boyu acılar içinde kıvranmaya ve sömürülmeye devam ediyor.