Ben gizli Ermeni ve Hristiyan bu herifin, Salih Memişoğlu’nun da gerçek yüzüne temas etmiştim. Herkesi ikaz etmiştim.
Böyle aldatıcı üfürükçüleri hoca ya da uzman diye ekranlara çıkartanlar, radyolarda programlara dahil edenler yerin dibine girecekler. Hepsi ahirete kalmayacak, daha bu dünyada iken, bu dine ve hocalık sıfatına düşürdükleri lekenin hesabını verecekler. Böyle ibret-i alem olacaklar…
Ben bu gibilerin gerçek yüzünü anlattıkça “Ona da bir şey dedin. Fitneci seni” diye diye arkadan fitne çalışmaları yapan Müslüman görünüşlü münafıklar da insan içine çıkamaz olacaklar.
Bu Türkiye’de bu üfürükçülerin, büyücülerin, bu içi dışı başka, bu lafı icraatı başka kişilerin önü kesilecek. Buna kimse mani olamayacak.
Hem üfürükçülerin hem de psikiyatrların bilimsel dayanakları yok. İki grup da gözle ya da araç gereçle görülemeyen, var olup olmadığı hiçbir şekilde gerçekten ispat edilemeyen ve varsalar mahiyetinin ne olduğu bilinemeyen akıl ve ruh gibi soyut kavramlar üzerine yorumlar yapıp, aklın ve ruhun rahatsızlanması durumunda kendilerince çözüm üretiyorlar. İki grup da varlığı kesin olarak ispat edilememiş ve dolayısı ile bilimsel açıdan bakılınca “yok” kabul edilmesi gereken şeyleri tedavi etmeye kalkıyorlar.
Meydanda olan manzaraya göre, sadece son kırk küsur yıldır ilaçla tedavi uygulaması yapan, öncesinde sadece “insanın kötü anılarını dinleyip bunları aşmasına imkan sağlamalı ve danışmanlık yapmalıyız” temelinde hareket eden ve kökeni bir asrı bile bulmayan, kırk sene öncesine kadar kimsenin itibar etmediği ve kırk sene öncesine kadar komik ve alaycı karikatürlerin en sürekli konularından biri olan sözde bilim Psikiyatri ve psikiyatrlar, hastaları üfürükçüler oranında bile iyi edemiyor. Üfürükçülere gidip şifa bulanlar çok yüksek sayıda iken, sözde hekim olan psikiyatrlara gidip şifa bulanlar adeta mumla aranıyor.
Her meselede “Hani nerede bilimsel dayanakların? Öyle olmaz, gözümle ya da bir teknik araçla göreceğim, laboratuvarda test edeceğim. Sonuçlar alacağım, veriler göreceğim. Somut olacak somut…” diyen bilim adamlarının, mesele Psikiyatri olunca “Böyle bir bilim olmaz. Bu şartlarda Psikiyatrinin üfürükçülükten hiç farkı olmaz” dememeleri de aklı başında herkes tarafından yadırganıyor ve menfaat gereği sergilenen “çifte standart” olarak yorumlanıyor.
Herkes her şeyi her yönü ile tartışıyor da, tartışılamayacak kadar kesin olanı şu; 350’den fazla psikolojik hastalık tanımlaması yapıp uydurup duran sözde bilim psikiyatri sayesinde, dev Siyonist ilaç firmaları her yıl haybeye milyarlarca dolar para vuruyorlar. Üfürükçülerin sadece bir kaç haftada iyi edebildiği hastalar, bazen beş on yıl, bazen bir ömür boyu acılar içinde kıvranmaya ve sömürülmeye devam ediyor.
– Yolda giderken sürekli olarak binaları, balkonları, pencereleri sayıyorsanız,
– Ayna karşısına geçince sürekli kendi kendinize gülüyor ve konuşuyorsanız,
– Kulaklarınızda sürekli olarak çınlama ve uğuldama duyuyor ve sebepsiz ısınma hissediyor ama işitme kaybı ya da kulak ağrısı yaşamıyorsanız.
– Gözlerinizin önünde gerçekte olmayan saç teli ya da ip parçası gibi siyah bir gölge oluşuyorsa ve bir yere sabitlenip bakarken yani gözünüz hareket etmez iken de gözünüzde sanal olarak oluşan ip gibi bu siyah görüntü hareket ediyor, sağdan sola, soldan sağa gidiyorsa
– Rüyalarınızda sürekli korkutuluyorsanız. Gece rüyalarınızda sanki gerçek hayatta bir şeylerle boğuşuyor ya da savaşıyormuş gibi sürekli olarak enerji harcıyor ve sabah tarifsiz bir yorgunluk ve sıkıntılı hal ile uyanıyorsanız
– Uykuya dalarken ya da daldıktan hemen sonra sanki bir yerden düşüyormuş gibi bir ruh hali ile uyanıyorsanız
– Yakın zamanda yaşadığınız önemli olayları bile unutmuşsanız, unuttuğunuzun farkında değilseniz ve ancak arkadaşlarınızın uyarıları ile şaşırarak hatırlıyorsanız.
– Bir olaydan bahsederken “Bir kaç sene önce idi” diyorsanız ama çevrenizin ikazı ile söz konusu olayın 10 hatta 15 sene önce olduğunu fark ediyorsanız.
– Aslında tam olarak içinde bulunduğunuz ayın, yılın hatta yaşınızın bilincinde hareket edemiyorsanız. Zamanı algılamada bir bulanıklık söz konusu ise…
– Aslında tam olarak içinde bulunduğunuz şehri hatta yıllardır oturduğunuz evi bile algılayamıyorsanız, zaman ve mekanı ölçme kabiliyetiniz kısmen hasar almışsa…
– Aslında sevdiğiniz kişileri bile sürekli kırıyor ve sürekli olarak “Ben bunu nasıl yaptım, ben bunu nasıl söyledim.” ya da “Ben neden böyle yapıyorum. Ne gereği vardı şimdi bunu yapmanın. Bunu neden ve niçin yaptığımı anlayamıyorum.” diyor da, kendinize çok kızdığınız bu şeyleri yapmamaya gayret ediyor ama nasıl olduğunu anlayamadan hep yeniden yeniden yapıyorsanız.
– Okuduğunuz kitapları normalin dışında bir unutma ile unutuyorsanız. Bir kitabı çok uzun yıllar önce okuduğunuzu zan ederken, henüz bir iki yıl ya da bir iki ay önce okuduğunuz meydana çıkıyor ve şaşırıyorsanız. Ya da tam tersine olarak birkaç ay önce okuduğunuzu zan ediyorsunuz da aslında uzun yıllar önce okuduğunuz gerçeği ile yüzleşiyorsanız.
– Bütün gayretinize rağmen hemen hiçbir zaman hiçbir işe gereğince odaklanamıyorsanız.-
Beyninizin içinde sanal bir dünya dönüyorsa, sanal görüntüler, hisler, duygular yaşanıyorsa… Oturup durduğunuz yerde bile sanki bir dünya savaşı yaşanıyor ve oturduğunuz yerde ta çocukluğunuzu bile adeta oraya tekrar gidip yeniden yaşarmış gibi yaşıyor ve aynı acıları, sıkıntıları adeta yeniden ve aynı şiddette yaşıyorsanız. İstenmeyen bu hatıraları yeniden ve isteğiniz dışında hatırlar iken, ilk defa bu olayları yaşadığınız andaki kadar sıkıntı, üzüntü, şaşkınlık, heyecan, korku, endişe, gerginlik, pişmanlık duyuyorsanız. Aslında yakın ve uzak geçmişinizdeki kötü anıları hiç hatırlamak ve mevzu etmek istemediğiniz halde sanki iradeniz dışında sürekli gözünüzün önüne getiriliyor ve yeniden yaşatılıyorsa…
– Çocuğunuz, kızınız ya da bir aile üyeniz, çok basit bir sebeple, olmadık bir sebeple kavga edip bütün ailesini bir kalemde silip evden kaçtı ise ve geri de gelmiyorsa…
– Aşırı kilo kaybı yaşıyor adeta mum gibi eriyor iken hiçbir tıbbi teşhis konulamıyor ve hızla ölüme gidiyorsanız
– Kollarınızda, ayaklarınızda, omuzlarınızda, özellikle de ensenizde sürekli ve şiddetli ağrılar varsa, bundan sebep kendinizi sürekli bitkin, yorgun his ediyorsanız ve yerinizden kalkıp su almak bile size ölüm gibi geliyorsa…
– Vücudunuzun sürekli olarak bir aktiviteden, ne olduğunu bilmediğiniz bir şer kuvvet ile mücadele etmekten zayıf ve hasta düştüğünü fark ediyorsanız ya da şu andan itibaren farkına varacaksanız. Saçlarınızın dökülmesine, diş etlerinizin çekilmesine, cildinizin bozulmasına, renginizin solmasına, gözünüzün ferinin gitmesine sebep olan, sürekli aşırı enerji harcatan bir şey olduğunu his ediyor ama bunun ne olduğunu bulmak ve çaresini de bulmak isterken, nasıl olduğunu bile anlamadan bu düşüncenizin unutturulduğunu ve bu meselenin üzerine gidemediğinizi aylar sonra bir daha şaşkınlıkla akledebiliyorsanız…
– Belirli bir tıbbi rahatsızlık söz konusu olmadığı halde cinsel gücünüz aşırı zayıflıyor hatta uzun zaman aralığında cinsi münasebette bulunamıyorsanız. Ya da hiç istemediğiniz halde çok çok aşırı cinsel gücünüz varsa. Ya da aylarca yıllarca bile cinsi münasebette bulunulamamasını vajinusmus hastalığı zan ediyorsanız…
– Sizde ve eşinizde belirlenebilen hiçbir tıbbi rahatsızlık söz konusu değil iken uzun yıllardır çocuğunuz olmuyorsa.
– Evinizden dışarı çıktığınızda, sokaklarda yürüdüğünüzde, başka evlere, hanelere girdiğinizde anlaşılmayan bir şekilde aşırı sıkılıp daralıyor ve bir an önce evinize koşar adımlarla geri dönmek istiyorsanız. Evinizden yıllarca hiç dışarı çıkmamak mümkün olsa gönül rızası ile çıkmayacaksanız.
Bunlardan birkaçı ya da çoğu sizde ve aile fertlerinizden birinde bulunuyorsa, soyu tükenmek üzere olan “kelaynak” kuşları misali de olsa, hala bu dünyada ve bu ülkede, sırf Allah rızası için, insanlardan maddi bir talepte bulunmadan, yapılan sihir ve büyüleri bozmaya vesile olabilen ilim sahibi kişiler var ve derhal onlardan birini bulmanız gerekiyor.
Onlardan birini ararken de dikkatli olmanız gerekiyor. Zira meydanda dolananların binde dokuz yüz doksan dokuzu sahtekar ve hırsız. Kendi bağlayıp sonra kendi çözenler, anlaşarak biri bağlayıp diğeri çözenler, çözebilecekmiş gibi yapıp yıllarca sömürenler bile var. Siz “kelaynak” kuşlarını bir an önce bulun.
Psikologlara, psikiyatrlara ve ilaç sektörüne de soyulmayın. Uzun yıllar şifa bulacağınız ümidi ile boş yere yeşil reçeteli ilaçlarla çile çekmeyin. Etrafınıza da çektirmeyin. Sizden önce sözde bilim psikiyatrinin sömürü tuzağına düşenlerin ve onlarca yıl sonra bile tedavi olamamışların hallerine bakın, ibret alın.
Sihir-büyü hususunu abartmayın, her şeyi buna bağlamayın ama küçümseyip hafife de almayın. Bilin ki o “kelaynak” kuşları misali nesli tükenmek üzere olan gerçek hocalar, haya sahibi olurlar. Gözleri yerde olur. Yüzleri nurlu olur. Sözleri kibar ve ince olur. Kadınlarla asla aynı odada baş başa kalmazlar. Hatta tokalaşmazlar. Büyüyü çözeceğim diye kadınların ellerini bile tutmazlar. Ailelerin yanında da olsa asla kadınların saçların başlarını açtırmazlar. Helale harama, şer’i emir ve yasaklara dikkat ederler. Bırakın günah batağında olmayı, sigara bile içmezler. Kendilerini övmezler. Sizden, ücret belirleyip baştan para istemezler. Masrafını çıkarsın ve geçimini temin etsin diye, gönül rızası ile verdiğiniz makul miktarda parayı kabul ederler ve fazlasını da istemezler. Size kimin kastettiğini, asla ama asla söylemezler.
Son olarak, şu yazıyı okurken “Sanki bazıları bende var gibi ama yok yok, bana sihir büyü işlemez.” ya da “Tamam. Sanki bazıları bende var gibi ama bunların büyüden kaynaklandığı ne malum. Hem “kelaynak” kuşları misali az var dedi, ben nereden bulurum.” dediyseniz, herkesten önce sizin bu işin ehline bir danışmanız gerekiyor.
Tıbbın ya da uydurma bilim psikiyatrinin vajinismus şikayeti olanları iyi edebildiği nerede ise hiç görülmemiştir. Sadece ülkemizde, yıllarca hekim hekim dolaşıp netice alamayan hatta üstüne bir de çok sayıda uzman psikiyatra giderek netice alamayan, şifa bulamayan on binlerce kişi mevcuttur.
Bunun sebebi, bu halin bir hastalık değil cinni bir tesir oluşudur. Bu halin cinni bir tesir olduğuna inanmak da, bu inanç gereği çaresini aramak da, gösterilmek istendiği gibi yobazlık/gericilik, bilim dışılık değildir. Bilim, ispat edilene, neticeye bakar ve bazı sözde bilim adamları, vajinismus şikayeti olup da kendilerinin ‘üfürükçü’ diyerek alaya aldığı dinî şifacılara gidip kısa sürede şifa bulan on binlerce vak’ayı görmezden gelmeyi bilimsellik sayıyorlarsa da, işte asıl yobazlık/gericilik budur.
Vajinismus birkaç günde kolayca aşılabilir/aşılmaktadır. Dinî şifacılara başvurmayı topluma yobazlık ve suç göstermek, yobazlık ve suçtur. Vatandaşların bu yöndeki tercihine devletler dahi karışamaz. Bu özgürlüğü ve tercih hakkını sınırlandıramaz.
Vajinismus diye fiziki ya da ruhi bir hastalık yoktur. Vajinismus olarak isimlendirilen hal, cinnî bir tesirin neticesidir. En sık yapılan büyülerden biridir. Kolayca yapılabildiği gibi kolayca da çözülebilmektedir. En çok da karı kocanın mutluluğunu, huzurunu çekemeyenler, ayrılmalarını sağlamak ya da bu kadarını başaramasalar bile mutluluklarını bozmak için bu gibi büyülerle kastederler.
Cinlerin varlığı ayetler ile sabittir ve bu gerçeği inkar etmek kişiyi İslam dininden çıkarır. Cinlerin, kendilerini göstermeden insanlara ruhi ve fiziki anlamda tesir edebildikleri nass yani ayet ve hadisler ile sabittir. Hatta cinlerin karı kocanın arasını açtıkları da ayetle sabittir. (bkz. Bakara, 102) Şeytan dediğimiz Azazil de cin tayfasındandır, melek değildir. İlmihal bilgisine sahip müslümanlar bile bilir ki;
– Esnemek şeytandandır
– Besmelesiz yenileni şeytan yer
-Her insanın cinni bir arkadaşı vardır, bu kafirdir ve ona vesvese verir.
Burada şeytan denilirken kastedilen, rahmetten kovulup lanetlendiğinde kendisine şeytan denilen Azazil değildir sadece… Onun evlatları da, orduları da vardır. Bunların bazıları ölümlüdür, yaklaşık bin beş yüz sene kadar ömür sürerler ama has kadrosuna da kendisine verildiği gibi Hazret-i Allah tarafından mühlet verilmiştir ve kıyamete kadar ölmezler, ölmeyecekler de insanlara zarar vermeye, insanlar için imtihan vesilesi olmaya devam edecekler.
Cinlerin varlığına ve insanların bedeni ve ruhu üzerinde tesirleri olabildiğine inanmak, İslam dininin temel esaslarındandır. Cinler, insanların sadece ruhuna, zihnine, hayal dünyasına ve rüyalarına tesir etmezler. Tam anlamı ile beyin kontrolü yapabilecek kadar tesir altına alabildikten sonra bir insanın vücudu ile oyuncak bir bebekle oynar gibi oynayabilirler. Hatta bir insanın kendi beynini kontrol etmesi ile vücuduna yaptırabileceklerinden daha fazlasını yaptırabilirler cinler…
İradesini kaybetmiş, cinlerin tam kontrolüne girmiş bir insanın, kendisinden hiç ama hiç beklenmediği halde, bir anda ve çok başarılı şekilde ve ne yaptığını da tam bilmeden mükemmel şekilde ters taklalar attığını görebilirsiniz. Oysa bu insan kendi iradesi ile hareket ettiği anlarda böyle bir şeyi asla yapamayacak bir insandır. Cinni tesir altında iken bir insanın, çok yüksek teknik bilgi, eğitim, tecrübe ve kabiliyet gerektiren şeyleri yaptığını da görebilirsiniz. Ya da yapılmasında hiçbir zorluk olmayan, hiçbir eğitim ve özel kabiliyet gerektirmeyen şeyleri yapamadığını da görebilirsiniz. O insan o tesirden kurtarıldıktan sonra bu yaptıklarını ya da yapamadıklarını ya hiç hatırlayamayacak ya da kısmen hatırlayacak ve anlam da veremeyecektir.
Her Müslüman bilir ki cinler, insanların damarlarında kan gibi dolaşabilirler. Sinir sistemini bir bütün olarak kontrol edebilirler. Bazen kişinin iradesini tam kıramazlar ve her istedikleri anda kontrol edemezler de, ancak bazı zayıf düştüğü anlarda iradesini kırabilirler. Ya da iradesini her zaman bazı açılardan kırabilirler. Mesela bir vakit tam tesir edemezler de o anlarda cinsi münasebet kurmasına mani olamazlar ama başka bir anda olabilirler. Burada kişinin iradesi, inancı, gayreti, sabrı, iyi niyeti çok etkilidir. Ve bu gibi durumlar hekimler ya da sözde hekim psikiyatrlar tarafından olmadık şekillerde yorumlanır, üfürükçü diyerek alaya aldıkları dini şifacılara karşı, onların görüşlerini çürüten bir koz gibi kullanılmak istenir. Hemen ardından da böyle sıkıntılı hallere düşürülen insanlara ‘hasta’ denilir, boş yere masraflara sokulur, yan etkileri arasında intihar bile bulunan ilaçlara mahkum edilir. Yıllarca bir ümit ile oyalanır.
Yine cinler, kişinin, kendi zihnine ve bedenine dair bir takım tuhaflıklar yaşadığını düşünüp sağlıklı bir karar almasını engelleyebilirler. 15-20 sene boyunca bile doktor doktor boş yere gezmesini sağlayabilirler ki dünya üzerinde bu halde olanlar, senelerce doktorlardan çare arayanlar ve bulamayanlar tahmin bile edemeyeceğiniz kadar yüksek sayıdadır. Bu insanlar “Belli ki bu sıkıntı hekimlik bir sıkıntı değil. Benim de bir yanlışım, eksiğim yok” deyip doğru teşhisi koymak istediklerinde de zihinleri cinler tarafından yönlendirilebilir ve bu gayretlerine mani olunabilir. Böyle insanlar için en kritik şey, çevresindeki insanların bilinçli ve iyi niyetli olmasıdır. Kendileri çok iyi niyetli, dürüst, yüksek ahlaklı, zeki insanlar da olsalar, nasıl bir tesirin altında olduklarını anlamalarına daha doğrusu anladıklarında bunda karar kılmalarına ve gereğini yapmalarına müsaade etmez cinler… Böyle insanları bu gibi tesirlerden, bu ilmi bilen gerçek dini şifacılarla, hocalarla görüşerek yakınları da çıkarabilir. Bu hale getirilmiş kişileri böyle bir yola/çabaya ikna etmeleri şart değildir.
Vajinismus denilen hallere sebep olan büyüler çok ağır ve çözülmesi çok zor olan büyüler değildir. Bu gibi kişiler, bu ilimde yeterliliği/kabiliyeti olan zatların yanına gitmeseler bile, kendileri gerekli duaları okumasalar ve taşımasalar bile bu tesirden yakınlarının gayreti ile (onun niyetine okumakla ve onun niyetine manevi sebeplere uyarak) kurtarılabilirler. Dikkat edilmesi gereken bir husus da, piyasada dini şifacı gibi görünenlerin en az yüzde doksan dokuzunun sahtekar ve üfürükçü olduğudur.Bu nedenle şunlara dikkat edilmelidir:
– İtikadı ehli sünnet (Sünni) müslüman olmayan, Vehhabi, Selefi ve Şii inancındaki kişilere gidilmemelidir.
– Baştan ücret belirleyip para isteyenlere gidilmemelidir. İstemediği halde, gönül rızası ile de, imkan nispetinde bir miktar mutlaka verilmelidir, kibarca masasına bırakılmalıdır ki o da geçim temin edebilsin.
– Kadın erkek arasındaki İslami kurallara dikkat etmeyenlere, kadınlarla bir odada baş başa kalanlara gidilmemelidir.
– Yakınları yanında iken bile olsa kadınlarla tokalaşanlara, saçını başını açtıranlara gidilmemelidir. – Sigara içenlere, kendini methedenlere, namaz kılmayanlara gidilmemelidir.
Yüzü nurlu, yüzünde secde izi görülen, haya sahibi, kadınlarla ailesinin de olduğu ortamda bile konuşurken mümkün mertebe yüzünü çevirip bakmadan konuşan, kibar, nazik, sakin, kırıcı olmayan, kimin yaptığı ya da yaptırdığı sorulunca asla cevaplamayan, soru sorulmadıkça çok da konuşmayan, kılık kıyafeti ve insanların ağırladığı mekanı temiz ve tertipli olan, üzerinde İslam ahlakı ve insanlığa hizmet gayreti görülen kişilere gidilmelidir.