Etiket arşivi: Azazil

Korku imparatorluğu kurmak…

“300’ler Komitesi” kitabını yazan ve sözde bu komiteyi ifşa eden Dr. John Coleman aslında “300’ler Komitesi”nin bir üyesi…

Bunların bütün işi bu: korku imparatorluğu kurmak… Yalanlarla, propagandayla, ifşa görünümlü propaganda ile kendilerini/sistemlerini dev, acımasız, çok güçlü, mücadele edilemez, karşılarına bile çıkılamaz şekilde göstermek…

Kontrolleri altındaki ABD’yi ve AB ülkelerini de bu zamana kadar böyle gösterdiler, gösteriyorlar. Aslında onlar da abartıldığı kadar güçlü olmadılar, şu anda da o kadar güçlü değiller.

Dünyanın dört bir yanında, Siyonizmin teşkilatlarını, Masonluğu, İlluminati’yi yani Ankebut Ağı’nı ifşa ediyormuş gibi görünerek korku imparatorluğu kurma planlarına hizmet eden hainler oldu ve hala var. Türkiye’de ilk akla gelenler Aytunç Altındal ile Ramazan Kağan Kurtoğlu ama daha başkaca da çok kişiler var.

Ankebut Ağı, Satanist ve bütün insanlığa düşman bir ağdır/teşkilattır.

Ankebut Ağı’nın teşkilatı pramit şeklindedir. Pramitin en üstündeki göz, sözde her şeyi gören ve yöneten Şeytan’ın yani Azazil’in gözüdür. En üst yönetici Şeytan’dır. Mason teşkilatı da bu ağ ile bütünleşmiş bir teşkilattır/ağdır.

Ankebut Ağı’nın ve dolayısı ile Masonluğun alt kademelerinde olanlar pek bilmese de ve onlara açıkça söylenmese de üst kademedekiler hep Satanisttir. Bu nedenle cinler, büyüler bunların vazgeçilmezidir. Azazil, emrindeki cinlerle bu ağı korumak, kollamak ister. Bu ağın mensuplarının cin, büyü kartına karşı sağlam duramayanlar, bunlarla mücadele edemezler.

Zaten bu güne kadar böyle güçlü görülmelerinin en temel üç sebebi var:

1- Şeytani bir şekilde “Zafere ulaşmak için her yol mübahtır” diyerek, güç/para bulabilmek için organ, uyuşturucu, fuhuş, her türlü kaçakçılık, terör, tefecilik dahil insanlık dışı her işi yapmaları. Hiçbir ahlaki sınır, değer tanımamaları…

2- Basın ve medyayı kendi ellerinde tutmaları. İnsanlığı basın/medya kanalı ile kendilerinin istediği şekilde yönlendirmeleri. Bu arada kendi adamlarını, kendilerini ifşa eden adamlar gibi oynatıp da insanlık üzerinde bir korku imparatorluğu kurmak istemeleri…

3- Cin ve büyü kartı ile, normalde aşamayacakları pek çok engeli aşmaları. Önemli rakipleri/engelleri büyülerle yok etmeleri. Cinleri kullanarak yaptıkları büyülerle bazı önemli kişilerin zihinlerini büyük oranda kontrol altına almaları ve onlar farkına varamadan kendilerine hizmet ettirmeleri.

Mehmet Fahri Sertkaya

Siz bunu Nazi işareti olarak mı biliyordunuz?

Svastika da denilen gamalı haçın tarihi insanlık tarihi kadar eski… Adem aleyhisselam irtihal etmeden önce dünyada, küfür/inkar üzere giden evlatları arasında bu svastika sembolü kullanılıyordu.

O günlerden bu günlere kadar dünyanın dört bir yanındaki toplumlarda bu sembol kullanıldı. Her biri kendince başka manalar yükledi ama bu, Şeytan’ın yani Azazil’in oyunlarıydı. Aslında svastikanın tek ve gerçek bir manası var ve Şeytan’ı sembolize ediyor. Şeytan, Ademoğullarına tepeden bakıyor, hepsini ağına düşürmek istiyor ve hepsine hakim olduğunun sembolü/mesajı olarak da svastikayı kullanıyor. Bir yerde svastika varsa orada hakimiyetinin olduğunu ilan ediyor.

Aslında gamalı haçı Adolf Hitler seçmedi.

Adolf Hitler, Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri ile görüşüp İslam’ı kabul ettiği ana kadar Yahudilerin/Masonların gizli teşkilatlarının içindeydi. Gizli Masonik örgütlere üye idi ve onların öğretileri doğrultusunda yaşıyordu. Onlara çalışıyor, onların “Yeni Dünya Düzeni” kurma projelerinde yer alıyordu. Nazilerin her şeyini kendisi belirleyebilecek bir konumda, yetkide değildi.

Adolf Hitler’in bir zamana kadar aralarında olduğu Masonlar/Yahudiler ise “Kainatın Ulu Mimarı”na inanırlar. Dolardaki piramitin en tepesindeki göz de Kainatın Ulu Mimarı diyerek şifreledikleri Şeytan’ın yani Azazil’in sözde her yere hakim olan ve her yeri gören gözüdür. Yani o göz gamalı haç ile eş manayı taşıyan bir başka şeytani semboldür ve anlaşıldığı üzere Masonlar Şeytan’ın sisteminin parçasıdır. 17. dereceden sonra Masonlara, Masonların aslında Şeytan’a çalıştığı hatta tapındığı anlatılır.

Bu nedenle, dünyanın dört tarafında mevcut bulunan ama birbirleri ile bağlantıları olmayan Satanist örgütlerde gamalı haçın kullanıldığını görebiliriz. Satanist yani Şeytan’a tapınan ve Şeytan için insan kurban eden örgütler, kurbanların kanları ile gamalı haçlar çizerler. Şeytan, kafaladığı bu ahmaklara bunları yaptırır ve “her yerde ben varım, her yerin hakimi benim” mesajını yineleyerek ilan ettiğini düşünür.

Bu yüzden Mason mahfillerinde üst dereceli Masonlar, ayinlerini gizlice yaparlar. Alt dereceli Masonlar basit anlatımlarla ve sembolik sözde ayinlerle oyalatılırken, üst rütbeli Masonlar en iyi ihtimalle Şeytan’a keçi kurban ederler. Lakin sık sık da insan kurban ederler. Şeytan’ın, dünyaya ve bütün Ademoğullarına tahakküm etmek için kurduğu bu sisteminin şu andaki genel adını Ankebut Ağı koyduk. Yıllardır bu ağın dibini oyduk ve son aylarda Ankebut Operasyonu ile şok edici darbeler de vurduk. Yıkılışına az bir süre kalan bu ağın en üst yönetimi de sık bahsettiğimiz gibi üç farklı konsey… İşte bu konseylerdeki Yahudiler/Masonlar da bu inanç esasları ile davranıp bu nedenle Şeytan için insan kurban ediyorlar.

Meşhur hadis-i kudside hazret-i Allah “Ben alemlere sığmam ama kulumun kalbine sığarım” buyurdu. Şeytan’ın en nefret ettiği sözlerden biri de bu oldu. Ta Adem babamızdan beri Ademoğlunda en nefret ettiği yer kalp oldu. Bu yüzden Ankebut Ağı’nın Mason/Satanist mensuplarından üst derecede olanlar, sembolik değil gerçek ayinler yaptıkları anlarda, Şeytan’a insan kurban ederken kalpleri özelikle hedef alıyorlar ve parçalıyorlar. Bunu böyle yaptıklarını, özellikle David Bickham’ın ayinlerini anlattığım aylar önceki yazılarda anlatmıştım. “Özellikle kalpleri parçalıyor” demiştim.

Anlaşıldı ki Ankebut Ağı’nı, sözde “her şeyi gören göz” yani Şeytan yönetiyor. Üç kabalacı konseyinin üzerinde başka konsey yok ve Şeytan’ın kendisi var. Cin taifesinden olan Şeytan yani Azazil, bu en üst yönetici kadroya görünüyor, onlarla konuşuyor, ortak toplantılar yapıyor ve onları talimatları ile yönetiyor.

Bu yüzden Ankebut Ağı bütün Ademoğullarına yani bütün insanlığa düşman ama en çok da Müslümanlara düşman….

Mehmet Fahri Sertkaya

Vajinismusu yenmek çok kolay!

Tıbbın ya da uydurma bilim psikiyatrinin vajinismus şikayeti olanları iyi edebildiği nerede ise hiç görülmemiştir. Sadece ülkemizde, yıllarca hekim hekim dolaşıp netice alamayan hatta üstüne bir de çok sayıda uzman psikiyatra giderek netice alamayan, şifa bulamayan on binlerce kişi mevcuttur.

Bunun sebebi, bu halin bir hastalık değil cinni bir tesir oluşudur. Bu halin cinni bir tesir olduğuna inanmak da, bu inanç gereği çaresini aramak da, gösterilmek istendiği gibi yobazlık/gericilik, bilim dışılık değildir. Bilim, ispat edilene, neticeye bakar ve bazı sözde bilim adamları, vajinismus şikayeti olup da kendilerinin ‘üfürükçü’ diyerek alaya aldığı dinî şifacılara gidip kısa sürede şifa bulan on binlerce vak’ayı görmezden gelmeyi bilimsellik sayıyorlarsa da, işte asıl yobazlık/gericilik budur.

Vajinismus birkaç günde kolayca aşılabilir/aşılmaktadır. Dinî şifacılara başvurmayı topluma yobazlık ve suç göstermek, yobazlık ve suçtur. Vatandaşların bu yöndeki tercihine devletler dahi karışamaz. Bu özgürlüğü ve tercih hakkını sınırlandıramaz. 

Vajinismus diye fiziki ya da ruhi bir hastalık yoktur. Vajinismus olarak isimlendirilen hal, cinnî bir tesirin neticesidir. En sık yapılan büyülerden biridir. Kolayca yapılabildiği gibi kolayca da çözülebilmektedir. En çok da karı kocanın mutluluğunu, huzurunu çekemeyenler, ayrılmalarını sağlamak ya da bu kadarını başaramasalar bile mutluluklarını bozmak için bu gibi büyülerle kastederler. 

Cinlerin varlığı ayetler ile sabittir ve bu gerçeği inkar etmek kişiyi İslam dininden çıkarır. Cinlerin, kendilerini göstermeden insanlara ruhi ve fiziki anlamda tesir edebildikleri nass yani ayet ve hadisler ile sabittir. Hatta cinlerin karı kocanın arasını açtıkları da ayetle sabittir. (bkz. Bakara, 102) Şeytan dediğimiz Azazil de cin tayfasındandır, melek değildir. İlmihal bilgisine sahip müslümanlar bile bilir ki;

– Esnemek şeytandandır

– Besmelesiz yenileni şeytan yer

-Her insanın cinni bir arkadaşı vardır, bu kafirdir ve ona vesvese verir. 

Burada şeytan denilirken kastedilen, rahmetten kovulup lanetlendiğinde kendisine şeytan denilen Azazil değildir sadece… Onun evlatları da, orduları da vardır. Bunların bazıları ölümlüdür, yaklaşık bin beş yüz sene kadar ömür sürerler ama has kadrosuna da kendisine verildiği gibi Hazret-i Allah tarafından mühlet verilmiştir ve kıyamete kadar ölmezler, ölmeyecekler de insanlara zarar vermeye, insanlar için imtihan vesilesi olmaya devam edecekler. 

Cinlerin varlığına ve insanların bedeni ve ruhu üzerinde tesirleri olabildiğine inanmak, İslam dininin temel esaslarındandır. Cinler, insanların sadece ruhuna, zihnine, hayal dünyasına ve rüyalarına tesir etmezler. Tam anlamı ile beyin kontrolü yapabilecek kadar tesir altına alabildikten sonra bir insanın vücudu ile oyuncak bir bebekle oynar gibi oynayabilirler. Hatta bir insanın kendi beynini kontrol etmesi ile vücuduna yaptırabileceklerinden daha fazlasını yaptırabilirler cinler…

İradesini kaybetmiş, cinlerin tam kontrolüne girmiş bir insanın, kendisinden hiç ama hiç beklenmediği halde, bir anda ve çok başarılı şekilde ve ne yaptığını da tam bilmeden mükemmel şekilde ters taklalar attığını görebilirsiniz. Oysa bu insan kendi iradesi ile hareket ettiği anlarda böyle bir şeyi asla yapamayacak bir insandır. Cinni tesir altında iken bir insanın, çok yüksek teknik bilgi, eğitim, tecrübe ve kabiliyet gerektiren şeyleri yaptığını da görebilirsiniz. Ya da yapılmasında hiçbir zorluk olmayan, hiçbir eğitim ve özel kabiliyet gerektirmeyen şeyleri yapamadığını da görebilirsiniz. O insan o tesirden kurtarıldıktan sonra bu yaptıklarını ya da yapamadıklarını ya hiç hatırlayamayacak ya da kısmen hatırlayacak ve anlam da veremeyecektir.

Her Müslüman bilir ki cinler, insanların damarlarında kan gibi dolaşabilirler. Sinir sistemini bir bütün olarak kontrol edebilirler. Bazen kişinin iradesini tam kıramazlar ve her istedikleri anda kontrol edemezler de, ancak bazı zayıf düştüğü anlarda iradesini kırabilirler. Ya da iradesini her zaman bazı açılardan kırabilirler. Mesela bir vakit tam tesir edemezler de o anlarda cinsi münasebet kurmasına mani olamazlar ama başka bir anda olabilirler. Burada kişinin iradesi, inancı, gayreti, sabrı, iyi niyeti çok etkilidir. Ve bu gibi durumlar hekimler ya da sözde hekim psikiyatrlar tarafından olmadık şekillerde yorumlanır, üfürükçü diyerek alaya aldıkları dini şifacılara karşı, onların görüşlerini çürüten bir koz gibi kullanılmak istenir. Hemen ardından da böyle sıkıntılı hallere düşürülen insanlara ‘hasta’ denilir, boş yere masraflara sokulur, yan etkileri arasında intihar bile bulunan ilaçlara mahkum edilir. Yıllarca bir ümit ile oyalanır. 

Yine cinler, kişinin, kendi zihnine ve bedenine dair bir takım tuhaflıklar yaşadığını düşünüp sağlıklı bir karar almasını engelleyebilirler. 15-20 sene boyunca bile doktor doktor boş yere gezmesini sağlayabilirler ki dünya üzerinde bu halde olanlar, senelerce doktorlardan çare arayanlar ve bulamayanlar tahmin bile edemeyeceğiniz kadar yüksek sayıdadır. Bu insanlar “Belli ki bu sıkıntı hekimlik bir sıkıntı değil. Benim de bir yanlışım, eksiğim yok” deyip doğru teşhisi koymak istediklerinde de zihinleri cinler tarafından yönlendirilebilir ve bu gayretlerine mani olunabilir. 
Böyle insanlar için en kritik şey, çevresindeki insanların bilinçli ve iyi niyetli olmasıdır. Kendileri çok iyi niyetli, dürüst, yüksek ahlaklı, zeki insanlar da olsalar, nasıl bir tesirin altında olduklarını anlamalarına daha doğrusu anladıklarında bunda karar kılmalarına ve gereğini yapmalarına müsaade etmez cinler… Böyle insanları bu gibi tesirlerden, bu ilmi bilen gerçek dini şifacılarla, hocalarla görüşerek yakınları da çıkarabilir. Bu hale getirilmiş kişileri böyle bir yola/çabaya ikna etmeleri şart değildir. 

Vajinismus denilen hallere sebep olan büyüler çok ağır ve çözülmesi çok zor olan büyüler değildir. Bu gibi kişiler, bu ilimde yeterliliği/kabiliyeti olan zatların yanına gitmeseler bile, kendileri gerekli duaları okumasalar ve taşımasalar bile bu tesirden yakınlarının gayreti ile (onun niyetine okumakla ve onun niyetine manevi sebeplere uyarak) kurtarılabilirler. 
Dikkat edilmesi gereken bir husus da, piyasada dini şifacı gibi görünenlerin en az yüzde doksan dokuzunun sahtekar ve üfürükçü olduğudur.Bu nedenle şunlara dikkat edilmelidir: 

– İtikadı ehli sünnet (Sünni) müslüman olmayan, Vehhabi, Selefi ve Şii inancındaki kişilere gidilmemelidir. 

– Baştan ücret belirleyip para isteyenlere gidilmemelidir. İstemediği halde, gönül rızası ile de, imkan nispetinde bir miktar mutlaka verilmelidir, kibarca masasına bırakılmalıdır ki o da geçim temin edebilsin. 

– Kadın erkek arasındaki İslami kurallara dikkat etmeyenlere, kadınlarla bir odada baş başa kalanlara gidilmemelidir. 

– Yakınları yanında iken bile olsa kadınlarla tokalaşanlara, saçını başını açtıranlara gidilmemelidir. – Sigara içenlere, kendini methedenlere, namaz kılmayanlara gidilmemelidir. 

Yüzü nurlu, yüzünde secde izi görülen, haya sahibi, kadınlarla ailesinin de olduğu ortamda bile konuşurken mümkün mertebe yüzünü çevirip bakmadan konuşan, kibar, nazik, sakin, kırıcı olmayan, kimin yaptığı ya da yaptırdığı sorulunca asla cevaplamayan, soru sorulmadıkça çok da konuşmayan, kılık kıyafeti ve insanların ağırladığı mekanı temiz ve tertipli olan, üzerinde İslam ahlakı ve insanlığa hizmet gayreti görülen kişilere gidilmelidir. 

Mehmet Fahri Sertkaya