Svastika da denilen gamalı haçın tarihi insanlık tarihi kadar eski… Adem aleyhisselam irtihal etmeden önce dünyada, küfür/inkar üzere giden evlatları arasında bu svastika sembolü kullanılıyordu.

O günlerden bu günlere kadar dünyanın dört bir yanındaki toplumlarda bu sembol kullanıldı. Her biri kendince başka manalar yükledi ama bu, Şeytan’ın yani Azazil’in oyunlarıydı. Aslında svastikanın tek ve gerçek bir manası var ve Şeytan’ı sembolize ediyor. Şeytan, Ademoğullarına tepeden bakıyor, hepsini ağına düşürmek istiyor ve hepsine hakim olduğunun sembolü/mesajı olarak da svastikayı kullanıyor. Bir yerde svastika varsa orada hakimiyetinin olduğunu ilan ediyor.

Aslında gamalı haçı Adolf Hitler seçmedi.

Adolf Hitler, Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri ile görüşüp İslam’ı kabul ettiği ana kadar Yahudilerin/Masonların gizli teşkilatlarının içindeydi. Gizli Masonik örgütlere üye idi ve onların öğretileri doğrultusunda yaşıyordu. Onlara çalışıyor, onların “Yeni Dünya Düzeni” kurma projelerinde yer alıyordu. Nazilerin her şeyini kendisi belirleyebilecek bir konumda, yetkide değildi.

Adolf Hitler’in bir zamana kadar aralarında olduğu Masonlar/Yahudiler ise “Kainatın Ulu Mimarı”na inanırlar. Dolardaki piramitin en tepesindeki göz de Kainatın Ulu Mimarı diyerek şifreledikleri Şeytan’ın yani Azazil’in sözde her yere hakim olan ve her yeri gören gözüdür. Yani o göz gamalı haç ile eş manayı taşıyan bir başka şeytani semboldür ve anlaşıldığı üzere Masonlar Şeytan’ın sisteminin parçasıdır. 17. dereceden sonra Masonlara, Masonların aslında Şeytan’a çalıştığı hatta tapındığı anlatılır.

Bu nedenle, dünyanın dört tarafında mevcut bulunan ama birbirleri ile bağlantıları olmayan Satanist örgütlerde gamalı haçın kullanıldığını görebiliriz. Satanist yani Şeytan’a tapınan ve Şeytan için insan kurban eden örgütler, kurbanların kanları ile gamalı haçlar çizerler. Şeytan, kafaladığı bu ahmaklara bunları yaptırır ve “her yerde ben varım, her yerin hakimi benim” mesajını yineleyerek ilan ettiğini düşünür.

Bu yüzden Mason mahfillerinde üst dereceli Masonlar, ayinlerini gizlice yaparlar. Alt dereceli Masonlar basit anlatımlarla ve sembolik sözde ayinlerle oyalatılırken, üst rütbeli Masonlar en iyi ihtimalle Şeytan’a keçi kurban ederler. Lakin sık sık da insan kurban ederler. Şeytan’ın, dünyaya ve bütün Ademoğullarına tahakküm etmek için kurduğu bu sisteminin şu andaki genel adını Ankebut Ağı koyduk. Yıllardır bu ağın dibini oyduk ve son aylarda Ankebut Operasyonu ile şok edici darbeler de vurduk. Yıkılışına az bir süre kalan bu ağın en üst yönetimi de sık bahsettiğimiz gibi üç farklı konsey… İşte bu konseylerdeki Yahudiler/Masonlar da bu inanç esasları ile davranıp bu nedenle Şeytan için insan kurban ediyorlar.

Meşhur hadis-i kudside hazret-i Allah “Ben alemlere sığmam ama kulumun kalbine sığarım” buyurdu. Şeytan’ın en nefret ettiği sözlerden biri de bu oldu. Ta Adem babamızdan beri Ademoğlunda en nefret ettiği yer kalp oldu. Bu yüzden Ankebut Ağı’nın Mason/Satanist mensuplarından üst derecede olanlar, sembolik değil gerçek ayinler yaptıkları anlarda, Şeytan’a insan kurban ederken kalpleri özelikle hedef alıyorlar ve parçalıyorlar. Bunu böyle yaptıklarını, özellikle David Bickham’ın ayinlerini anlattığım aylar önceki yazılarda anlatmıştım. “Özellikle kalpleri parçalıyor” demiştim.

Anlaşıldı ki Ankebut Ağı’nı, sözde “her şeyi gören göz” yani Şeytan yönetiyor. Üç kabalacı konseyinin üzerinde başka konsey yok ve Şeytan’ın kendisi var. Cin taifesinden olan Şeytan yani Azazil, bu en üst yönetici kadroya görünüyor, onlarla konuşuyor, ortak toplantılar yapıyor ve onları talimatları ile yönetiyor.

Bu yüzden Ankebut Ağı bütün Ademoğullarına yani bütün insanlığa düşman ama en çok da Müslümanlara düşman….

Mehmet Fahri Sertkaya