Etiket arşivi: Ermenistan

Türkiye’nin bağımsız siyaseti devam edecek

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki bütün sorunlar, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sorunlardır. Türkiye’yi hiç ilgilendirmeyen sorunlardır. Azerbaycan’ın başındaki/idaresindeki kara paracı insan şeytanlarının, o gizli Ermeni ve Yahudi hainlerin, Ermenistanla danışıklı ya da yarı danışıklı dövüşlerine Türkiye karışmayacak. Zaten hem itikaden hem ahlaken yerle bir edilmiş olan, adeta yaşarken öldürülmüş olan Azerbaycan halkının da hiçbir rahatsızlığı yok. O halde kendileri savaşsınlar, kendileri ölsünler. Nasıl oyunlara, tuzaklara alet oluyorlarsa olsunlar. Zaten bu gidişle TR olarak biz onlarla savaşacağız. O kadim Türk topraklarını yeniden Türkleştireceğiz. Bunun başka çözüm yolu yok. Elinde İsrail bayrağı sallayabilen bir Azerbaycanlı “Türküm, müslümanım” dese de bu söz hükümsüzdür, geçersizdir. Savunma bakanlarının, İsrail savunma bakanının yanında, onun tasmalı köpeği gibi durduğunu görüp de ortalığı yıkmayan bir Azerbaycan halkı Türk de müslüman da olamaz. Olduklarını iddia ediyorlarsa da yalandır, bu iddiaları dikkate alınmaz. Bırakacağız, Azerbaycan’ın başına hangi musibetler geliyorsa gelecek. Savaş çıkarsa, kendilerini tuzaktan tuzağa sürükleyen İsrail’den yardım istesinler. Gerçi ortada işler halde bir İsrail de kalmadı ama… Bu da kendi aralarındaki mesele… Ortada gerçek bir Netanyahu kaldıysa, metafizikle çarpılmaktan fırsat bulabilirse… İç karışıklıklardan fırsat bulabilirse… Dünyanın her yerinden bebek, çocuk, kadın kaçırtmaktan fırsat bulabilirse, Azerbaycan’a da kafa yorar, vakit ayırır.

TR’nin bağımsız siyaseti devam edecek. TR, ne doğunun, ne batının kuklası olacak. TR hiçbir tarafın aktarma merkezi de olmayacak. Petrol, doğalgaz ve değerli madenler dolu TR’nin altı… Kendisi çıkartacak, öncelikle kendisi kullanacak ve hayat şartlarını kolaylaştıracak. Sonra da bunları “ederine” satacak. Satıştan elde edilen gelirler gerçekten devletin hazinesine gidecek ve o hazinedeki paralar İngiltere’ye, İsrail’e, ABD’ye, Rusya’ya, Çin’e, Almanya’ya, Fransa’ya, Arap denilen ama Çingene olan kara para devletçiklerine gitmeyecek. Bütün hortumlar sert müdahalelerle kesilecek. Bu günlerden itibaren, TR ile Arap zan edilen o Çingenelerin devletçikleri arasındaki alış veriş de gün gün çok büyük darbeler almaya başlayacak. TR bu kuşatmayı yararken, bu örtülü işgali kaldırırken, bu sömürmeyi durdururken, TR’deki umursamaz yığınlar da belalarını bulacaklar.

TR asla Mısırla iyi ilişkiler tesis etmeyecek. Mısır denilen cehennemle yapılabilecek işler, sadece kara para ve terör işleridir. Mısır, ülkeden bile sayılamayacak bir yerdir. Muhatap alınamayacak bir sistemdir. Mısır, genetik kodları düzgün olan normal insanların boğulacağı ve yaşayamayacağı bir cehennemdir. Sisi de azılı bir Türk/İslam düşmanıdır. Mısır halkının büyük çoğunlu da Çingenedir ve onlarla iyi geçinebilmek zaten mümkün değildir. Mısır denilen ülkenin altındaki kadim yer altı şehirleri yakında peş peşe yıkılırken, Mısır’da yeryüzünde yaşayan insan şeytanlarının da yerin altındaki insan şeytanları ile birlikte topluca belalarını bulacaklarını tahmin ediyorum. Bununla birlikte, biz ırkçı değiliz ve nadiren de çıksa, iyi insan olan Mısırlılarla bir düşmanlığımız, kavgamız yok. Mısır’daki sözde İslami akımların/grupların hiçbiri ile de kalbi bir bağımız yok, olmayacak. Bu yaşıma geldim, genleri Çingene olanların İslam dinini doğru anladıklarını ve yaşadıklarını hiç görmedim. Dünyanın hiçbir yerinde görmedim. Oradaki ehl-i sünnet olduğunu iddia eden gruplarla da bağımız olmayacak. TR için Mısır diye bir ülke yoktur. Çok sayıda hak peygamberin yaşadığı o toprakları tekrar tertemiz yapmak hedefi vardır ve bu hedef uzun vadeli bir hedeftir.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu

Ben de ilk kez duyacağınız bilgiler vereyim. Sinan Ateş, yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu. İstanbul’un desteği ile MHPKK’nin başına geçmek istiyordu. İstanbul’un desteğini alırsa, bunu yapabileceğine emindi.

Bazı ortamlarda “Mfs, Süleyman Soylu’yu asacak” da diyordu.

Fazlasıyla hatayı üst üste yaptı. En büyük hatalarından biri, İstanbul’a açıkça yanaşmayı, İstanbul’un gölgesi altına girmeyi çok ötelemesiydi. Bir diğeri, güvenilmeyecek bazı kişilere güvenmesiydi. Güvendiği bazı kişiler de sattılar onu…

Doğukan’mış, Köktürk’müş, hepsi tetikçi kısmı… Yardım ve yataklık kısmı… Hedefe konulanların hepsi de bu işin içinde değil. Çok alternatifli senaryolar yazıyorlar, istediklerine istedikleri suçu yüklüyorlar. O kişilerin her birine şu anda istedikleri her şekilde ifade verdirirler. Adil yargılanma şartları içinde değiller. Büyük bir tehdit altındalar, işkence de görüyorlar, ifadelerinin geçerliliği de yok. İstediklerini alıp bir noktaya koyuyorlar, yanlarına da bir iki silah koyuyorlar. Sonra kendilerine bağlı polislerle, amirlerle bastırıp aldırıyorlar. Kamuoyunu oyalıyorlar, hedef saptırıyorlar. Davayı çürütmek istiyorlar. Taksim’deki son bombalı saldırıdan sonra da bunları yaptılar.

Sinan Ateş cinayetinde azmettiriciler yani asıl katiller, Devlet Bohçalı, Solomon Soysuz, Semih Yalçın, Şenkal Atasagun ve bunların etrafındaki o merkezi çete…

Bu ülkede hiç kimse kanundan, devletten, milletten üstte değildir. Şimdi bunların boğulmasının vaktidir. Şerefsizce, had bilmezce, hak arayanlara karşı atarlanan Semih Yalçın’a, tükürdüklerini de yalatma vaktidir. Bedenini çok parçaya bölüp, kafasını Rus Büyükelçiliğine, bedenini ABD Büyükelçiliğine, bir bacağını Çin, diğer bacağını İngiltere Büyük elçiliğine, bir kolunu Almanya, diğer kolunu İsrail büyükelçiliğine kargolama ya da kapılarının önüne asma vaktidir.

Bohçalı ve emrindeki çete, silahlı terör örgütlerini finanse ederken, mazot ve petrol kaçakçılığından elde edilen kara paraları yoğun olarak kullanıyorlar.

Bu ülkede, son seçimlerde MHPKK de HDPKK de aslında barajı geçemedi. AKPKK’nin gerçek oyları ise, ilan edilenin yarısından bile azdı. Bu ülkenin yarısı, son seçimlerde oy kullanmadı. Kafalarına göre oy oranları dağıttılar, ilan ettiler.

Sözde Anayasa metnini kimin yazdığı bile belli değil. Yazarları arasında, üç cümleyi bir araya getiremez haldeki gazeteciler bile listelendi.

Referandumların da tamamı hileli. Sandıkların yüzde onu bile sayılmamışken seçim zaferleri, referandum zaferleri ilan ettiler.

Ankebut Ağına bağlı olan diğer ülkelerin liderleri de o safhada bunları tebrik ettiler, oldu bitti suçlarına ortak oldular ya da sessiz kalarak ortak oldular.

Ekmeleddin İhsanoğlu isimli gizli Ermeni’nin CB adayı yapılması bile şu siyasi parti görünenlerin ortak hamlesi… Sonuçları baştan tayin edilmiş sözde seçimlerle ve referandumlarla devlet mekanizmasını ellerinde tutuyorlar.

Hepsi aynı alfabenin harfleri, hiçbirinin diğerinden farkı yok.

Türkiye’de HDPKK gibi silahlı bir terör örgütünü meclise sokan da orada tutan da hala kapanmaması için çırpınırken medyaya başka bir yüz gösteren de Devlet Bohçalı…

Sinan Ateş, son bir yılını bilgiler, belgeler, deliller toplamaya adamıştı. Elindeki arşiv, sadece Bohçalı ile çetesini değil, Türkiye’deki sözde siyasetçilerin çoğunu süpürüp götürecek türdendi.

Benim karşımda “Güney Azerbaycan hürriyetine kavuşmasın” diye en çok çırpınanlardan biri Mehmet Haberal ise, ikincisi Devlet Bohçalı…

Türkiye’de, Kıbrıs’ta, Yunanistan’da, İran’da, Irak’ta, Ermenistan’da, Gürcistan’da, Rusya’da her türlü kara para işlerinin içinde olanlardan biri de Devlet Bohçalı… Emrindeki çeteleri de bu işlerde kullanıyor.

Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütüyle de paslaşıyor, FETÖ ile de paslaşıyor ve o saydığım ve daha saymadığım kara paracı devletler ile de paslaşıyor.

Onların Türkiye’deki sözde elçileri ve konsolosları da Türkiye’ye yapılan bu ihanetlerin, kötülüklerin ve her türlü kara para işlerinin hepsinin içindeler.

Bu ülkede, en az beş bin şehidin gerçek katili Devlet Bohçalı…

APO denilen ve dünyadan habersiz, gözünün önünü görmez, elifi görse mertek zan edecek bir maşa teröristi astırmayan da Devlet Bohçalı…

Vakti zamanında MHPKK’nin adını ve üç hilalli bayrağını değiştirmek isteyen de Bohçalı…

Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürten de Devlet Bohçalı…

Saymakla bitmez pisliğin başında hep Devlet Bohçalı var.

Meral Akşener ile de danışıklı dövüşüyorlar, arka plandan her türlü kara para işlerini, organ kaçakçılığına kadar beraber yapıyorlar.

Tayyip Erdoğan denilen kişi, en başından beri Bohçalı’nın emir erlerinden biri…

Bunca zamandır, birbirlerine sayıp sövmedikleri kelime kalmadı, kameralar önünde danışıklı dövüşüp durdular, sonra her türlü ihaneti, peşkeşi, vurgunu, soygunu, talanı, cinayeti, terör saldırılarını, işgali, katliamı beraber yaptılar, yaptırdılar.

O sözde açılım süreci, o ihanet süreci bile Bohçalı’nın emirleri ile yapıldı. Kuzey Irak’ta sözde Kürdistan’ı kuran, bunun için Türkiye’nin her kurumunu ve imkanını seferber eden de Bohçalı…

Suriye de sömürgecilerin eline tamamen düşsün diye, BOP gerçekleşsin diye, orada hiçbir şey yokken, Suriye sınırlarımızdaki mayınları temizleten de Bohçalı…

Şu anda 15 milyon sözde mülteci bedavacıya bakmamızın sebebi de Bohçalı…

Bir ödemek yerine 15 misli elektrik, su, doğalgaz faturaları ödememizin sebebi de Bohçalı… Bu fahiş ödemeleri İngiltere’ye ve diğer ülkelere gönderen de Bohçalı…

Son birkaç günde ve şu anlarda, milli servetimiz olan askeri araçlarımızı ve mühimmatımızı gizlice ve sinsice Ukrayna’ya gönderen de Bohçalı…

Batı/Nato ve İsrail tarafı istedi diye, Türkiye’de acayip bir Ukrayna yanlısı kamuoyu oluşturan da Bohçalı… Sözde Türk basın ve medyası da büyük oranda Bohçalı’nın emrine verilmiş vaziyette…

Seneler önce “Ordumuzun silah ve mühimmatı çalınıyor” dediğimde, onları çaldırtan, Suriye’de ya da Libya’da kontrolünde olan terör örgütlerine gönderen de Bohçalıydı.

Libya’ya servet değerinde askeri araç ve mühimmatımızı gönderen de oydu, hala o… Suç üstü yapıp, ordumuzun araçlarının ve silahlarının Libya’ya kaçırıldığında dair videoyu paylaştım diye, benim devletimin bütün gücünü, yetmeyip Merkel’in, ABD’nin, Fransa’nın, İngiltere’nin, İsrail’in ve bu işlerin içindeki diğer devletlerin gücünü seferberlik halinde üzerime yıkmaya kalkan da Bohçalıydı. Bu kısımda da Soysuz’u yoğun şekilde kullandı. Muhatap olmak zorunda kaldığım hiçbir devlet kurumu hukuk tanımadı. Onlarca kişi şahit olduğu halde, verdiğim suç duyurusu ve savunma dilekçelerini yok ettiren de Bohçalıydı. Hiçbir şartta hakkımdan gelemeyince, bana deli raporu yamamaya kalkan ve bunu da eline ayağına dolaştıran da Bohçalıydı. Bu kısımda da maşa olarak en çok Soysuz’u kullandı.

Libya’da ve Somali’de bile ordumuzu adice kullanarak insan, organ, uyuşturucu kaçakçılığı yapan da Devlet Bohçalı… Hala ordumuz kullanılarak Suriye’de, Libya’da, Somali’de ve daha başka yerlede insanlar öldürülüyor, organları çalınıyor. Ayrıca petrol, mazot, silah, uyuşturucu, kadın, genç kız, çocuk, bebek kaçırılıyor. Bohçalı, bu kısımlarda NATO ve ABD üsleriyle de paslaşıyor.

İstanbul’un karşısında titriyorlar.

Bohçalı denilen o piç kurusu, o gölgesinden bile korkan melun, kaç masum insanın kanına girdiğini sayamamıştır ve sayamaz. Çıkmışlar, iyice suç üstü oldukları şu anda “Üç hilali yargılatmayacağız” diyorlar. Yani “Bizi yargılayamazsınız, biz hukuktan, devletten, milletten üstünüz. Vurduk, Sinan Ateş’i de vurduk. Kapatacaksınız bu meseleyi. Biz efendiyiz, siz milletçe bir hiçsiniz. Ne dersek, nasıl sevk edersek onu yapacaksınız” diyorlar.

Yaşarken leş olmuş o vücudunun her bir kısmı başka bir devlete çalışan o Semih Yalçın ise, daha ileri gidip milleti, devlet yetkililerini en ağır şekilde tehdit ediyor.

Öyle ise milletçe tokatımızı bu insan şeytanları güruhuna vurmak, bunca zarar ziyan ve ölümü durdurmak ve devletimizi hürriyetine kavuşturmak gerekiyor.

Öyle ise sloganımız belli “Ordu millet el ele, gerçekten hür Türkiye”

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Azerbaycan ya batacak ya çıkacak

Rusya’nın idaresini elinde tutan malum çete, AB ile de danışıklı dövüşüyor. Oyunlar içinde oyunlar kurmaya çalışıyorlar. Çok geniş meseleler var, yazarak detaylı anlatmak mümkün değil ve herkese açık şekilde yazmak doğru da değil ama özetle şu hususlar bilinmeli.

Türkiye’nin Yunanistan’a girmesini de istiyorlar. Irak’a girmesini de istiyorlar. Azerbaycan’ın Ermenistan’a girmesini de istiyorlar. Lakin söz konusu hamlelerin ve daha fazlasının, Türkiye’nin yararına, Azerbaycan’ın yararına imiş gibi görünmesini sağlayıp arka plandan tamamen kendilerine yarayan işler olmasını istiyorlar. İşte yaşanmakta olan sürecin temel sorun olarak görülecek kısmı tam da burası…

Ben ilk defa “Türkiye, sorunları, sorunun merkezi olan yerlerde çözecek. Türkiye’nin siyaseti değişecek.” dediğimde, buna karşılık verecek, mani olacak güçleri zaten kalmamıştı. Bu çıkışımı büyük fırsat olarak değerlendirdiler, her şey çantada keklik zan ettiler. Her biri başka ülkenin idaresini hukuksuz şekilde ele geçirmiş olan ve çeteleriyle birlikte kara para işleri yapan kuş beyinli malum kişiler, Londra’ya tasmaları ile bağlı kişiler, üç beş göz alıcı hareket, açıklama, danışıklı restleşme, üç beş oyalayıcı orta oyunu ile Türkiye ve dünya siyasetine yön vereceklerini zan ettiler.

O günden bu yana ortam gergin, hareketli ve kontrolü zor bir vaziyette. Bir yığın ahmak, hayal alemlerinde yaşayarak, her meselede ahmakça kararlar aldılar, alıyorlar ve ortalığı karıştırıyorlar. Her seferinde rezil de oluyorlar ama bir türlü akıllanmıyorlar. Şimdi Azerbaycan meselesinde de farklı planları var. Bütün tuzakların uygulanması kısmında Tayyip ve çetesi de zaten emirlerine amade haldeler.

Tayyiple de araları iyi olan Aliyev ve karısı, zaten en baştan beri İngiltere/Londra’ya çalışıyorlar. Hepsini bir merkez yönlendiriyor. Bu ahmakça oyunları da ya Londra kuruyor ya da Londra son onayı veriyor.

Ukrayna’yı kara para kaynağına çevirmek istemezlerdi. Onca Müslüman coğrafyası varken, kendilerini batılı/hristiyan gören ama insanlıktan bile çıkmış olan, ahlaksızlığı ve dinsizliği arşa varmış olan Ukrayna halkını malzeme yapmak istemezlerdi. Lakin İstanbul karşısında o kadar büyük kaybettiler, o kadar parasız kaldılar ve uç sınırlara geldiler ki mecburen Ukrayna’yı da nakite çevirdiler, çeviriyorlar. Bunun için hala danışıklı dövüşüyorlar. “Özel askeri operasyon”muş… Ahmak bile inanmaz şu tabire, şu tabir üzerinden dönen dolaplara… Oraya asker diye gönderilenler de büyük çoğunlukla Türk/Müslüman kökenli ve yeterince eğitim, silah, teçhizat verilmemiş olan Rusya Federasyonu askerleri… Onları bile bile ölüme gönderiyorlar, Ukraynalıları gönderdikleri gibi… Onların bile organlarını nakite çevirme fırsatı bulurlarsa çeviriyorlar. Ukrayna’dan dışarı milyonlarca sivil çıktı ve en başından itibaren yüksek sayıda Ukrayna vatandaşı, gittikleri batı ülkelerinde fuhuş ya da organ mafyalarına kurban oldular, oluyorlar. Yine de kan emerek beslenen ve varlıkta kalabilen batılı onlarca ülkeyi ve İsrail’i ayakta tutabilmek için daha fazla kara paraya ihtiyaçları var.

Şimdi Suriye’de, Libya’da, Afrikanın farklı farklı yerlerinde de planlarını, danışıklı dövüşlerini, kara para işlerini İstanbul bozuyor, bozacak. Bunun çok yakında olacağını hem akıl, mantık, olayların akışı, sahanın vaziyeti gösteriyor hem de yapabildikleri kadar metafizikle bakıp görüyorlar. Önlerinde çok çok kötü zamanların olduğunu biliyorlar. On milyondan fazla sözde mültecinin Türkiye dışına çıkartılacağını biliyorlar. Suriye’ye yeniden devlet otoritesinin hakim olacağını biliyorlar. Sadece Suriye’de danışıklı olarak çatıştırdıkları onlarca terör örgütleri var ve bunların da yok olacağını biliyorlar. Tekrara gerek yok, her yerde kaybedeceklerini, kara paralarının kesileceğini biliyorlar. İstanbul’u da yok edemeyeceklerini, durduramayacaklarını biliyorlar. Ayrıca parasız alacakları aslında çalacakları bol miktarda gaza, petrole, madenlere de ihtiyaçları var.

Bu nedenle daha başka yerler de karıştırılmalı. Bu maksatla da Azerbaycan-Ermenistan krizini kullanmak, bu hususta da danışıklı dövüşmek istiyorlar. Azerbaycan’da da Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütünün çok ağırlığı, geniş bir sistemi var. Orada da kedicikler var. Orada da devlet içinde devlet sistemi var. Orada da Aliyev’lerden aşağı doğru devletin yetkilileri arasında çok sayıda kişi “sistem”e dahil edilmiş vaziyette. Orada da bağımsız mahkemeler, emniyet teşkilatı ve ordu yok. Azerbaycanın da her yerinde “sızma” var.

Azerbaycan da tıpkı Türkiye gibi kara para cumhuriyetine çoktan dönüştürüldü. Azerbaycan üzerinden kaçırılan insanların, kadınların, çocukların, bebeklerin, organların haddi hesabı yok. Aliyev’in, kara paracı Yahudi Zelenski ile sıkı dostluğunun “kara para” ve “Londra merkezine bağlı olmak”tan başka anlaşılabilir, dikkate alınır izahı da yok. Azerbaycan’da da Mehmet Haberal’ın kontrolünde olan ve aslında organ işine bakan hastahaneler daha doğrusu insan mezbahaları var. Orası bir yol, bir güzergah… Güya çatışan Azerbaycan ve Ermenistan yetkilileri de arka plandan sürekli paslaşıyorlar, görüşüyorlar, anlaşıyorlar.

Zengezur geçidinin bir kara para geçidi olduğunu, birbiriyle çatışmalı görünen tarafların tamamının bu geçidi açmak için ittifak halinde olduğunu, güya Türk Devletleri Teşkilatı’nın da bu işlerin içinde hatta başında olduğunu v.s. sesli anlamıştım. Ermenistan’la AKPKK’nin “yakınlaşma” siyaseti de bu maksatlarla yapılan bir oyundan başka bir şey değil. Her şey “kara para” için, her şey “insanlık düşmanlığı” konusunda tam teşekküllü bir ittifak oluşturmak için. Aralarında hiç mi farklar yok, sorunlar yok, çatışmalar yok… Var, var ama temel hususlarda sorunlar, çatışmalar yok. Bunca taraflar arasında elbette her kesimden ve seviyeden herkes danışıklı dövüşmüyor. Lakin tepe isimlerin tamamına yakını sistemin aslında nasıl olduğunu, işlediğini biliyor ve danışıklı dövüşüyor ki zaten bunların büyük çoğunluğu da biyonik robotlar. NATO, AB, AİHM, KGAÖ dahil bilinen bütün teşkilatlar, birbirleriyle çoğunlukla danışıklı dövüşen, bazı detay kısımlarda görüş ayrılığı yaşayıp çatışan taraflarca yönetiliyorlar. Çin de bu sistemin bir parçası. Hatta bu sistemin yeni merkezi yapılmak istenirken İstanbul’un üzerinden geçip ezdiği bir kara para devleti.

Zengezur geçidi hususunda, o yayını yaptığım günden beri rahat değiller. Konuşmalarına dikkat ediyorlar ve bu konularda dikkat çekmemeye çabalıyorlardı. Lakin batı ülkeleri bu kadar batakken, önlerini de göremiyorlar ve ümitleri azalıyorken, daha fazla bölgenin ve çok sayıda başka insanın da “nakite çevrilmesi” lazım. Çok daha fazla kara para işleri lazım. Hepsinden mühim olanı da şu ki bir türlü durdurulamayan İstanbul’un ilerleyişinin, yükselişinin, dünya üzerindeki tesir gücünün “derhal” durdurulması lazım. Bu maksatla da oyunlar içinde oyunlar kurmaları lazım. İşte sahada yaşananların arka planları bunlar.

Azerbaycan ya batacak ya çıkacak. Arası yok. Azerbaycan İstanbul’un sesine ses verecek, ayağa kalkacak, başlarındaki ve içlerindeki kara paracı hainleri ayaklar altında ezecek ya da İstanbul kangren olan kolu yani Azerbaycanı kesip atacak. Azerbaycanlılar da nakite çevrilirken hiçbir şey yapmayacak ve bu şeytanlıkların Türkiye’ye yayılmasına izin vermeyecek.

Biz artık ilan eden ede ayağa kalkıyor ve Türkiye’deki “sistemi” tamamen yok etmeye oynuyorken bir daha yazıyorum… Rusya’da, Azerbaycan’da ve bundan sonra varlıkta kalmak, Londra’nın kontrolünden, sömürmesinden, kan emiciliğinden kurtulmak isteyen bütün ülkelerde, vatansever bütün taraflar ayağa kalkmalılar. Hemen şimdi, bizimle beraber tempoyu yükseltmeliler ve birkaç güne de bu işleri bizlerle eş zamanlı, senkronize halde bitirmeye oynamalılar.

Tekrar ediyorum, Azerbaycan dediğimi yapmadığı sürece, Türkiye’den herhangi bir kişinin, etkilinin, yetkilinin, askerin, sivilin, bürokratın, iş adamının, siyasi partinin, liderin, şu şartlarda Azerbaycan’a herhangi bir sahada en ufak bir destek verdiğini, hatta destek açıklaması yaptığını…. Gözler önüne serdiğim oyun içinde oyunlara yani Londra’ya hizmet ettiğini görürsem, duyarsam, istihbaratını alırsam… O kişi ya da grubu hemen ve tamamen yok etmeye oynayacağım. Bunu, Türkiye’yi muhafaza etmekte ve insanlığı korumakta zaruri bir hamle olarak göreceğim. Bu nedenle de çatışmalardan kaçınmayacağım ve gerektiği kadar acımasız bir keskin kılıç olacağım. Azerbaycan halkı titreyip kendine gelirse, söz konusu kara paracı paralel devlet sistemini ayaklar altına almaya oynarsa, o halde ise ölümüne Azerbaycanın yanında duracağım, duracağız.

| Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

Tedbirler alınmalı, hazırlıklar yapılmalı

Ermenistan, hala Rusya yanlısı kalarak, hala Rusya piyonu kalarak kendi sonunu hazırlıyor. Böyle giderse, tahmin ediyorum ki bir seneye bile kalmadan, dünya haritası üzerinde Ermenistan diye bir ülke bulunmayacak.

Biz şimdiden Rize, Artvin, Ardahan, Kars, Ağrı, Van ve Muş çevresinde gerekli askeri tahkimatı yapmalıyız. Öncelikle havadan yapılacak saldırılara karşı ihtiyacımız olan her türlü araç ve cihazları bölgeye yerleştirmeliyiz. Bölgedeki asker sayısının yeterli olup olmadığını, mevcut askerlerin yeterli eğitim, maneviyat ve teçhizata sahip olup olmadıklarını hemen değerlendirmeliyiz. Olağan üstü bir vaziyette, bölgeye nerelerden ne kadar asker, ne yollarla sevk edilecek, şimdiden planlamalıyız.

Kraliçe Elizabeth’in önde gelen piyonlarından biri olan Aliyev, Azerbaycan’ı ateşe atacak, Ermenistan başta olmak üzere bölge ülkeleriyle çatışmalara girecek gibi görünüyor. Bunu yapması halinde, o ateşin Türkiye’ye sıçramaması ihtimalini görmüyorum.

Dünya üzerinde, benden başka hiçbir güç unsurunun, bundan böyle Putin’i ve Rusya’yı ayakta tutma ihtimalini görmüyorum. Putin ve Putin Rusyası mağlup olmamak, çökmemek ve parçalanmamak için aşırı öfkeli tavırlar sergileyecektir. Bu şimdiden kesinlik seviyesinde görülebilen bir hakikattir. Bunu gördüğü halde hemen gerekli kararları almayan, müdahaleleri ve hazırlıkları yapmayan idari ve askeri yetkililer, yakın gelecekte vatana ihanetten idam edilirler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Hesabı sorulacak

Kahramanca meydanlarda vatan müdafaası yaparken, örtülü işgale, zulme ve sömürüye baş kaldırırken vurulan ve sonrasında cenazeleri dahi bulunamayan Kazak Türklerinin akıbetini bu caniye de sormak lazım.

Hiç düşündünüz mü, ileri seviyede fiziki yetersizliği olduğu halde gayr-i meşru KGAÖ’nün sözde barış gücüne neden böyle kişiler dahil edildiler?

Fotoğrafını gördüğünüz Ermeni askeri, organ kaçırma sahasında ileri seviyede tecrübeli bir insan şeytanı… Pisliği suratından ve bedeninden akıyor zaten… Bu nedenle de bu haliyle sözde barış gücüne dahil edildi ve daha tecrübesiz olan organcı sözde askerlerin başına geçirildi. Sadece Ermenistan ordusunda değil, Rusya ve Beyaz Rusya ordularından da sözde barış gücüne dahil edilenler hep böyle insan şeytanları…

Bütün dünyayı sarsacak su-i kastlara, darbelere, olağan üstü gelişmelere ve milletler arası yargılamalara bütün taraflar hazır olsun. Fare suratlı o insan şeytanı Paşinyan’dan da ona hala destek verip başta tutan bütün Ermenilerden de bu yaptıklarının hesabı her türlü sorulacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Etrafındakiler Putin’i takmıyorlar

Sahaya, Putin’in etrafındaki malum çete yön vermeye çabalıyor ama saha da onları takmıyor. Saha, Şoygu’yu da dinlemiyor. Şoygu, bu işlerin sonunda her ihtimalde de öldürüleceğini çoktan düşünmüş ve kabullenmiştir. Bütün dünyanın gözleri önünde “Rusya’ya çok ağır darbeler vuracağım” dediğimden çok kısacık süre sonra nelere sebep olduğum gözler önünde… Bunlar da daha başlangıç. Bunlara siyaseti, liderliği öğretmek ve ayara çekmek isterdim ama ömürlerinin yeterli olacağını zan etmiyorum.

Ankebut Ağının üst isimleri Putin’i kullandı, beklemedikleri şeyler yaşandıkça Putin’i gözden çıkarttılar. Çevresindeki çeteyi de gözden çıkarttılar. Hususiyle Lavrov, Peskov, Şoygu ve Zahorava da gözden çıkartıldı.

Bu işin sonunda dünya, yeni bir dünya olacak. ABD ve Rusya parçalanacak. Belarus’ta silbaştan yeniden sistem kurulacak ve Türk dünyasına kastetmiş çok sayıda insan şeytanı yetkili kişi öldürülecek. Bir süre sonra Belarus diye bir ülke de kalmayacak. Ermenistan diye bir devlet de kalmayacak ve bu insan kaçakçısı, organcı ve kara paracı hükumetin destekçisi olan, Türk dünyasında kan dökülmesine sebep olan çok yüksek sayıda insan meydan yerlerde asılacaklar. Dünyanın her bir yanında onlarca mühim devletin iktidarları ve hatta sistemleri değişecek. NATO, BM, AB, DSÖ, UNICEF gibi milletler arası teşkilatlar da kalmayacak.

Üçüncü dünya savaşının son ve kanlı/çatışmalı kısmının başladığını da söyleyebiliriz.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Sert geri vites

İşgalci Ruslar çuvalladılar, Rusya ile batı dünyasının ve Rusya ile NATO’nun danışıklı dövüşü çöktü ve bütün dünya Türkün gücünü gördü.

Vatan haini, Rusya ve ABD uşağı, kara paracı Tokayev’den sert geri vites…

Sosyal medyada önceki gün yaptığı paylaşımda, gösterilerde “20 bin terörist olduğu” iftirasını atan, vatanını savunan Kazak kardeşlerimizi terörist ilan eden ve onların “ikaz edilmeden” öldürülmeleri yönünde talimat veren, kardeşi kardeşe kırdırma talimatı veren, bu maksatla İşgalci ve katliamcı Rusları ülkeye çağıran diktatör Kasım Tokayev, bugün o twitter paylaşımlarını sildi.

Tokayev’i sahada piyon olarak kullananlar, bu tavırlarından geri adım atmasalardı, çok kısa süre sadece bütün Türk ve İslam dünyası değil, bütün dünya karışacaktı. “Barış gücü” oldukları iddiasıyla Kazakistan’a gönderilen Rusya, Belarus, Ermenistan, Kırgızistan askerlerinin derhal Kazakistan’ı terk etmeleri ve bir daha Kazakistan’ın içişlerine burunlarını karıştırmamaları gerekiyor. Sonrasında ise Kazak kardeşlerimizin, başka ülkelerin, sömürgecilerin, Ankebut Ağının müdahaleleri olmadan, hür iradeleri ile kendi idarecilerini devletlerinin başına getirme vaktidir.

Aksi halde bu kriz çözülememiş olacak ve ortalık yine de karışacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

O halde karışsın bütün dünya…

Kırgızistanın da karışmasının ve halkın bir hürriyet mücadelesi vermesinin vaktinin geldiği anlaşılıyor. Hatta bütün Türk dünyasının karışmasının vaktinin geldiği anlaşılıyor.

Bu şartlarda Kazakistandaki soydaşlarımızın hürriyet mücadelesini baltalayacak bir sözde barış gücüne, askerlerini göndermemek için Kırgız soydaşlarımız her şeyi yaptı. Direndiler, dik durdular. Sonrasında dünya gördü ki vatan haini, Rus, Çin ve batı casusu, kara paracı cumhurbaşkanları Sadır Caparov başta olmak üzere, idari kadrodaki çok sayıda hain, bu direnişi gayr-i meşru şekilde kırdılar. Kırgızistan’da hukuk ve halkın iradesi ayaklar altına alındı.

Kırgızistan’da Kazakistan’a asker gönderme ve Kazakların hürriyet mücadelesinin karşısına dikilme kararı mecliste alınırken, o meşum tezkere çıkartılırken, meclis baskı ve tehdit altındaydı… Şu anda da meclis baskı ve tehdit altında. Kırgızistan’ın hürriyeti açıkça kaldırmış vaziyette. Şu anda Kırgızistan’ın idari kadrosu açıkça Türk ve İslam düşmanlarına çalışıyor. Vekiller hür iradeleriyle hareket edemediler, edemeyecekler. Meclis hükmünü, itibarını tamamen yitirdi ve Kırgız halkının can, mal, ırz, din, vatan emniyeti büyük tehlikeye düştü.

Kırgızistan’ın da örtülü bir işgal altında olduğunu bütün dünya en net şekilde görmüş oldu. Biz, Kırgız Türkü soydaşlarımızın da yanındayız. Onların da hürriyete bir an önce kavuşmaları, onların da sömürge sisteminden kurtulmaları için gereken her ne ise, yapacağız. Zaten akl-ı selim olan her insan görüyor ki, Türklere karşı birleşmiş düşmanların haklarından en kısa sürede gelmenin yolu, gerçek bir Türk birliğinin, gerçek bir Türk lider etrafında birleşmesidir. Ve en kısa zamanda, dünyanın dört bir yanındaki Türk ve Müslüman unsuların da bulundukları ülkelerde hak/hürriyet mücadelesi vermeye başlamalarıdır ve ortak hareket etmeleridir.

Çok çok kısa süre sonra Türkiye’de iktidar resmen de el değiştirecek. O gecenin sabahından itibaren, şu anlarda damarımıza basarcasına kararlar alanlar ve tehditlerle kararlar aldıranlar, dünyanın hangi noktasına kaçarak hayatta kalabileceklerinin, idamlardan nasıl kurtulabileceklerinin paniği ile oradan oraya koşturmaya başlayacaklar.

Madem ki bu kadar ikazımız, hukuka riayet edilmesi çağrımız, insan hak ve hürriyetlerine dikkat edilmesi çağrımız dikkate alınmıyor, o halde yıkılsın dünyanın bütün hain ve kara paracı hükumetleri… O halde karışsın başta batı ülkeleri ve Rusya olmak üzere bütün dünya… Karıştıranı karıştırmak, boynumuzun borcudur. Soydaşlarımızdan birinin öldürülmesi karşısında, bu çığırı açan, bu fitneleri çıkartan, bu felaketlere sebep olan milletlerin fertlerinden yüzünü öldürmek, boynumuzun borcudur. Hiç kimse Türkün kanını keyfince dökebileceğini zan etmesin. Hiç kimse Türk dünyasını keyfince sömürebileceğini zan etmesin. Kan dökenin kanı dökülecek. Karıştıranın, kendi ülkesi de karışacak. Eden, bulacak… Hem de hemen bulacak. Bu dünyada yapılan zulümlerin cezalarının tamamı ahirete kalmayacak.

Rusya’yı hak ettiği üzere parçalara ayırdıktan sonra, o Ermenistan’ı ve Belarus’u da birer günde cezalandıracağımı da bütün dünya görecek. Soydaşlarımın sömürgecilere karşı kahramanca dik durduğu şu süreçte, Türk dünyasında ölen/ölecek her bir Türk için, Rusya’da, Belarus’ta, Ermenistan’da ve ABD’de, Almanya’da, İngiltere’de yüz kişiyi idam etmezsem ya da bir şekilde öldürmezsem, hepsini ibret-i alem etmezsem, bana da mfs denilmeyecek.

İşte meydan… Kimin gücü ve cesareti varsa ve damarımıza basabileceğini düşünüyorsa, haydi bassın. Bassın da karışsın bütün dünya ve görsünler Türkün esir de sömürge de olmayacağını.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ermenistan’ı yalnız bırakmayız

Ermenistan’ın verdiği müspet/olumlu sinyallerden memnunum. Rusların Ermenistan üzerindeki tehditlerini, baskılarını da biliyorum. Ben, kimin nerede durduğunu çok iyi biliyorum. Ermenistan halkının ve vatansever resmi yetkililerinin, bitmiş tükenmiş bir Rusya’ya bel bağlamayacağını, onlarla beraber tarihe karışmak istemediklerini çok iyi biliyorum.

Şu şartlarda Ermenistan’ın geleceği ve saadeti, Rusya ile, Avrupa ile yol almakta değil, çok büyük bir hızla değişen dünya dengelerini iyi okuyup doğru grupta yer almasıyla mümkündür.

Ermenistan bu duruşu sergilemek istedikten sonra, Rusya’nın ya da başka ülkelerin tehditleri Ermenistan’ı istikametten, doğru tercihlerden ayıramaz. Biz de bu mücadelesinde Ermenistan’ı yalnız bırakmayız.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ermenistan çok kullanıldı

Danışıklı dövüşlerin figüranı yapıldı ama bu Ermenistan’ın suçu…

Ben, Ermenistan bu hallere düşürülmeden önce Ermenistan’ı haklı olduğu hususlarda destekleyen ve güçlendiren hamleler yaptım. İlk zamanda Ermeniler bunu minnettarlıkla karşıladılar ama buna rağmen bile Ermenistan B takımlarının oyuncağı olmayı seçti. Ermenistan yanlış safta durmanın bedelini kısa süre içinde çok ağır ödedi.

Baştan itibaren benim çizdiğim çizgide ilerleseydi, şimdi vaziyet böyle olmayacaktı. Aliyev gibi bir hain, benimle uyumlu kararlar alabildiği için kahraman ilan edildi, Paşinyan ise hain…

Ermenistan bundan sonra bari doğru tarafta olabilir, olmalı…

Mehmet Fahri Sertkaya

Şimdilik kimlerin neler yaptığını gözlemleyeceğim

Şimdilik duyduğum her iddiayı paylaşmayacağım ve kimlerin neler yaptığını gözlemleyeceğim. Buraları okuyan savcı ve hakimlerin, basın mensuplarının ve sair devlet yetkililerinin tavırlarını gözlemleyeceğim. Hiç biri bir şey yapmazsa hatta bir de devlet gücümüz yine doğruların, iyiliğin, güzelliğin peşinde olan bizlerin üzerine yönlendirilirse, işte o gün dünyayı yıkacağım. Bunun bir işareti olsun diye bu şahsın fotosunu paylaştım. Anlaması icap edenler bu şahsın kim olduğunu da, benim neden burada paylaştığımı da, neleri anlatabileceğimi de anlarlar.

Mesele sadece yasa dışı organ nakli meselesi değil. Benim bile kulağıma gelen iddialara göre, bildiğimiz kıyım yapıyorlar. Allahsızca bir sistemleri var. Sadece Yakın Doğu Üniversitesi Hastahanesinde binlerce mevta var.

Siyonizmin, Masonluğun, içimizdeki İsrail’in, içimizdeki Ermenistan’ın, Misyonerlerin, Haçlıların, Tapınakçıların ve dolayısı ile onların projesi olan AKPKK’nin bütün kara para işleri, bütün karanlık işleri tek bir elden organize ediliyor. O en merkeze şimdilik girmiyorum ama ara yollar ABD’de CIA’ya, İsrail’de MOSSAD’a, Türkiye’de MİT’in hain bir kanadına ve başka devlet kurumlarına, bakanlıklarına çıktığı gibi daha pek çok ülkeye de çıkıyor. Ülkemizde bütün bu pis işler, vatan haini alçak herif Tayyip bir piyon olarak bunlar tarafından kullanılabildiği için rahatça yapılabiliyor.

Yetimhanelerdeki masum çocuklardan, hastahaneye tedavi için giden herhangi bir TC vatandaşına kadar, askerlik için birliğine teslim olmuş herhangi bir ere kadar, parklarda oyun oynayan herhangi bir çocuğa kadar herkes ama herkes her türlü tehdidin atlında… İşte görüyorsunuz, milletten isyan çığlıkları yükselirken bunlar inadına son kalan fabrikaları satıyor, organ kaçakçılarının işini kolaylaştıracak kanunlar çıkartıyor, kasten zinayı, nikahsız yaşamayı, ibneliği, AİDS’i, haram gıdayı, domuz etini ve yağını yayıyor ve kasten tarımı, hayvancılığı iyice bitiriyor, kasten millet hasta olsun istiyor, her yere özel hastahaneleri de kendileri açıyorlar. Sessiz kalmayın, şu şartlarda sessiz ve tepkisiz kalmak vatana, millete, dine, ümmete, insanlığa ihanettir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

KKTC Yakın Doğu Üniversite Hastahanesi

Bu gördüğünüz Yakın Doğu Üniv. hastahanesidir ki KKTC’dedir. IŞİD ve Nusra’nın patronlarından ve onlar gibi organ kaçakçısı olan Tayyip bu Y.D. Ü. Hastahanesini kendi açmış, öve öve bitirememişti.

Bu hastahanenin, uluslar arası organ kaçakçılığında kullanılmak için açıldığı ve o güne kadar binlerce, evet maalesef binlerce insanın orada organları için öldürülüp parça parça edildiği 2014 yılında Türk basınında da yer bulmuştu ve enteresan şekilde hiç tartışılamadan üstü örtülmüştü. Oysa bu parçalananların büyük bir kısmının kaçırılan çocuklar ya da kimsesiz kalmış çocuklar olduğu anlaşılmıştı. Yine her türlü pis işte olduğu gibi bu işte de AKPKK, Tayyip, içimizdeki İsrail’in adamları, patronları, büroratları, hukukçuları ve basın/medya patronları ve ayrıca CIA ile MOSSAD el ele, kol kola idi. İçimizdeki Ermenistan’ı da unutmamak lazım.

Bana iddiaları aktaranların söylediğine göre, bu BOP’çu, Tapınakçı, Mason, Haçlı güruhu artığı Allahsızlar ittifakı, insanlıktan çıkmış adi sefil mahluklar, insanları insandan saymayan kripto Yahudiler ve kripto Ermeniler, 2014 yılından sonra burada, yani Yakın Doğu Üniversitesi Üniversitesi Hastanesi gibi gösterilen insan mezbahasında iş görememişler. Başka mekanlar aramışlar. Gözden daha uzak, nüfus yoğunluğu ve şehirleşmesi nispeten daha az, buna rağmen hava limanı olan ve bir de bununla birlikte kriz bölgesi olan ve kolayca insan ve çocuk kaçırılan Suriye’ye de yakın olan bir yer arayarak Diyarbakır’ı seçmişler. İddia doğru ise Memorial grubu, sırf bu nedenle 35 milyon doları tutmuş Diyarbakır’da bu hastahaneye gömmüş. Üstü hastahane, altı insan mezbahası…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi