Etiket arşivi: Adnan Oktar

Ruslana Korshunova neden öldürüldü

Arkadaşlarla da çok istişare ettim ve ardından hala düşünüyorum. Ruslana Korshunova’yı kimlerin kısa sürede zirveye kadar yükselttiğini, sonra hangi yasa dışı hatta insanlık dışı işlerde kullandıklarını, sonra neler olduğunu ve neden öldürdüklerini, sonra kaç ülkeden kaç liderin ve siyasi yetkilinin bu cinayeti kapatmak için seferber olduğunu yazsam, neler olur bu dünyada… Ruslana tek de değil, binlerce Ruslana aynı sistem tarafından kullanıldı, sonra katledildi.

Hepsini değil, sadece Kazakistan, Rusya ve Ukrayna kısmını yazsam, Putin’in Ruslana cinayetini kapatmak için neden çırpındığını anlatsam bile, neler neler yaşanır bu dünyada… İyi ölçmek, sonuçları doğru hesap etmek lazım. Türkiye’de de çok büyük hadiseler olur, kaç bin kişi bir anda oyundan düşer. Adnan Oktar’cıların yargılamasının göstermelik olduğu anında anlaşılır ve hakiki bir yargılama hemen başlar. Çok da işime gelir. Ta benim davalarımda/süreçlerimde kullanılan yahudi/mason devlet yetkililerine kadar büyük bir temizlik olur. Olur olmasına da asıl bombalar Rusya, Ukrayna ve İsrail’de patlar. Onlar epeyi gürültü ve yıkıcı şekilde patlarlar.

Hala son kararı veremedim. Derin düşünceler içindeyim. Ben yapabileceklerimden eminim. Deliller paylaşarak da hatta paylaşmayarak da bu dünyanın altını üstüne getirebileceğime eminim ama doğru vakit geldi mi, artık bunu yapmaya mecbur bırakıldım mı, bu kadar büyük bir çatışma yaşanmalı mı, bu kısmına emin değilim. Şu anda içimden bir ses “Bu müdahaleleri yap, bu liderleri ve devlet yetkilileri ile dolu olan çetelerini, devlet kurumlarını, hepsini yak. Zaten cehenneme dönmüş ve cayır cayır yanan bir dünya, bir dünya insanlığı var. Öyle ise biraz daha harlansın, yanan yansın, yıkılan yıkılsın ve kaostan düzen kurulsun” diyor.

Ercan Arıklı’yı nasıl da öldürüp geçtiler. Biraz konuşmaya başlamıştı, daha neler neler anlatırdı. Türkiye’den sonra dünyanın dört bir yanında da mecburen temiz eller operasyonları başlatılırdı. Lakin adam koca otobüsü göremeyip nasıl da altında kaldı. Adnan Oktarcıların tuzaklarına düşüp sonra kurtulmak isterken 11. kattan atılan ve intihar denilen kişi de var. Boğaz köprüsünden gece yarısı atılıp intihar denilenler. Öldürüldükten sonra “Ünlü sanatçı intihar etti” diye arkasından haberler yapılanlar… Dünyanın her yerinde birbirine benzer hadiseler var. Ayinlerde kurban edilenler, kendi teşkilatları tarafından infaz edilenler, kendi devletlerinin gizli servisleri tarafından yok edilenler. Daha neler neler… İnsanlık düşmanlığı, masonluk, yahudilik, satanistlik, insan katledilen ayinler, tecavüzler ve işkenceler, uyuşturucu işleri, organ işleri, insan kaçakçılığı dahil her türlü kaçakçılık işleri, terör işleri, sübyancılık işleri/mayfaları, vergi kaçırmalar, devletlerin hazinelerini boşaltmalar, vatandaşa ödetilen faturalar üzerinden vurulan vurgunlar, ünlüler camiası üzerinden uygulanan ahlaksızlaştırma, dinsizleştirme projeleri ve daha neler neler…

Onlarca devletin idari kadrolarının, askeri yetkililerinin, istihbarat servislerinin, ünlülerinin, iş adamlarının, milletler arası bir organizasyonla kara para işleri yaptıklarının ve her türlü şeytani işler yaptıklarının, dünyayı fesada verdiklerinin meydana çıkartılması, nelere nelere sebep olur.

Bunu yapınca sonunda tam olarak neler olacağını tam manasıyla kestirmek imkansız ama her ihtimalde de onlarca devlette peş peşe iktidarlar ve dahi askeri ve siyasi bürokrasi değişiyor. Dünyanın dengeleri, dünyanın havası değişiyor. Devletlerin eğitim, hukuk, vergi sistemleri dahil her şeyleri değişiyor. Her yerde insani/vicdani ve iyi/güzel şeyler görülmeye başlıyor. Her ihtimalde de mason tarikatı ifşa oluyor, çöküyor, yasaklanıyor, dünya genelinde yüz binlerce mason yargılanıyor, bir kısmı idam ediliyor. Bütün insanlık, yahudileri, masonları ve İsrail’i lanetliyor. Bütün insanlık, yahudilerin, masonların peşine düşüyor. Hani hadis-i şerifte “Taşlar bile -Gel, benim arkamda da o Yahudilerden var, onu da öldür- diyecekler” denildi ya, kesin emin oldum ki bu müdahaleleri yaparsam, 14 asır önce haber verilen o hadiseler yaşanacak.

Ve hasımlarım benim sinirlerimi çok zorladılar, beni çok gerdiler, hala geriyorlar hala sabrımı ve kararlılığımı test ediyorlar. Benimse gözüm hiçbir şeyi görmüyor. Böyle yaşamaktansa milyonlarca kere can vermeyi hiç düşünmeden tercih ederim. Benim ölümden, zulümden, düşmandan korkum yok. Benimle birlikte yol alanların da korkuları yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Why Ruslana Korshunova was killed?

I consulted a lot with friends and then I’m still thinking about it. What would happen in this world if I wrote about who raised Ruslana Korshunova to the top in a short time, what illegal and even inhumane works she used, what happened next and why they killed her, and how many leaders and political officials from how many countries were mobilized to cover this murder? Ruslana Not one, but thousands of Ruslana were used by the same system, then massacred.

Even if I do not write all of them, but only the part of Kazakhstan, Russia and Ukraine, and explain why Putin is struggling to cover up the murder of Ruslana, what will happen in this world… It is necessary to measure well and calculate the results correctly. There are also very big events in Turkey, how many thousands of people suddenly fall out of the game. It is immediately clear that the trial of the Adnan Oktarists was for show, and a genuine trial immediately begins. It works very well for me. It would be a great cleaning up to the Jewish/Mason state officials used in my cases/processes. Just in case, the real bombs explode in Russia, Ukraine and Israel. They explode quite loudly and devastatingly.

I still haven’t made the final decision. I am in deep thoughts. I am sure of what I can do. I am sure that I can turn this world upside down by sharing or even not sharing the evidence, but I am not sure when the time has come, whether I am compelled to do this, whether such a big conflict should occur or not. A voice inside me right now says, “Make these interventions, burn these leaders and their gangs full of government officials, government institutions, all of them. There is a world that has already turned into hell and is burning hot, there is a world of humanity. In that case, let it burn a little more, let the burning burn, let the destroyed be destroyed and order established out of chaos,” he says.

How they killed Ercan Arıklı. He started to talk a little, what else would he say. After Turkey, clean hands operations were started all over the world. But how the man could not see the big bus and got stuck under it. There is also a person called suicide, who was thrown from the 11th floor while falling into the traps of Adnan Oktarcılar and then trying to escape. Those who were thrown from the Bosphorus Bridge at midnight and called suicide. After being killed, there were reports that “The famous artist commits suicide”… There are similar events all over the world. Those who were sacrificed in rituals, those who were executed by their own agencies, those who were destroyed by the secret services of their own states. What else… Enmity against humanity, Freemasonry, Judaism, Satanism, rituals that killed people, rapes and tortures, drug dealing, organ work, all kinds of smuggling including human smuggling, terrorism, pedophilia, tax evasion, siphoning off the treasury of states, profiteering from the bills paid to the citizens, the depravity implemented through the celebrity community, the projects of irreligion, and much more…

The revelation that tens of states’ administrative staff, military officials, intelligence services, celebrities, businessmen, doing black money business with an international organization, doing all kinds of evil deeds, and causing mischief in the world, will cause what and what causes.

When you do this, it is impossible to predict exactly what will happen in the end, but in all probability, governments and even the military and political bureaucracy are changing in dozens of states. The balance of the world, the weather of the world is changing. Everything in states is changing, including education, law, tax systems. Human / conscientious and good / beautiful things are starting to be seen everywhere. In all probability, the masonic order is exposed, collapses, is banned, hundreds of thousands of masons are put on trial around the world, some of them are executed. All humanity curses Jews, Freemasons and Israel. All humanity is after the Jews and the Freemasons. You know, when it was said in the hadith, “Even the stones will say -Come, there are those Jews behind me, kill him too-“, I am absolutely sure that if I make these interventions, those events that were announced 14 centuries ago will happen.

And my opponents have gotten on my nerves, they made me very nervous, they still stretch me, they still test my patience and determination. My eyes can’t see anything. I would rather die a million times than live like this without a second thought. I have no fear of death, persecution, or enemies. Those who travel with me have no fear either.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kapatıldı, kapatılıyor

Bilinci büyük oranda kapalı şekilde dördüncü kattaki balkondan düşen Kübra Ece vakası da arka plandan malum yerlere çıkıyor. Sistem, büyük bir gayretle bu vakayı da kapatmaya çabalıyor.

Kübra Ece vakasının arkasından da fuhuş, uyuşturucu, dijitalin işi, kadın kaçırma gibi kara para işleri çıkıyor. Adnan Oktar suç örgütü çıkıyor. Mason tarikatı çıkıyor. Adnancıların karışıp kaynaştığı AKPKK teşkilatları çıkıyor. Suçişleri Bakanı Solomon Soysuz çıkıyor. İstanbul Emniyet Teşkilatından kara paracı müdürler, amirler çıkıyor. Benzeri diğer vakalarda olduğu gibi bu vaka da saçak gibi Ankebut Ağının kısımlarına çıkıyor. Neler yaşandığını meydana çıkartmakla vazifeli resmi yetkililerin de Ankebut Ağı mensubu kişiler olduğu, konunun kapatılmaya çalışıldığı ortaya çıkıyor.

Sonra bir bakıyorsunuz, basında ve medyada “kadına şiddet durdurulsun” diye gürültüler. Ne hale getirilmiş şu memleket ki o türlü çıkışları yapan basın ve medya mensupları da Ankebut Ağının mensupları… Böyle vakalarda neler döndüğünü, arka plandaki vahim, çok vahim hakikatleri bilen kişiler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

En kısa sürede yok edeceğim

Dünyanın ondan fazla ülkesini yerin dibine geçirmem gerekse bile, toplamda on milyonlarca insan ölecek olsa bile, dünya savaşı çıkartmam gerekse bile o Adnan Oktar suç örgütünü en kısa sürede yok edeceğim. Türkiye’de ve dünya genelinde onlara çalışan ya da onlarla paslaşarak çalışan resmi yetkili ya yetkisiz/makamsız herkesi de en kısa sürede cehennemine göndereceğim. Bu Türkiye’yi ve bu dünyayı o pisliklerden çok kısa sürede temizleyeceğim. Öncelikli tercihim gerçekten bağımsız ve adaletli mahkemeler üzerinden bu pisliklerin haklarından gelmek olacak. Lakin o yol kapatılırsa su-i kastlar, metafizik saldırılar, millet ayaklanması, hükumetlerin devrilmesi, iç savaşlar hatta dünya savaşı dahil her ne gerekiyorsa hepsini sağlayacağım.

O şeytanları koruyan, kollayan, onlarla paslaşan hiçbir devlet otoritesini, hiçbir adalet sistemini, hiçbir milletler arası teşkilatı, hiçbir grubu/kesimi, hiçbir mafyayı tanımıyorum.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Taner Ay vakasına bir neşter vurulsa, Ay utanır da dünyaya ışık yansıtmaz

Bulgaristan’da yaşanan trafik kazasında ölen Taner Ay, Ankebut Ağının milletler arası kara para işlerinde kullandığı piyonlardan biriydi. Ölümü, normal bir ölüm değil. Bu ağı çökertmek isteyenler tarafından öldürüldü. Bu, bir başlangıç ve daha önce yazdığım gibi, önümüzdeki birkaç hafta içinde, çok büyük ihtimalle ortalık toz duman olacak. Sadece Türkiye’de değil, batı aleminin ondan fazla büyük ülkesinin adliyelerinde, basın ve medyasında, sosyal medyasında yer yerinden oynayacak. Ayrıca sahada çok şiddetli çatışmalar da yaşanacak.

Taner Ay, iş adamı değildi. Taner Ay, iş adamı gibi gösterilerek kara para ağları arasında bağlantı sağlayan ve kara para da aklayan bir insan şeytanıydı.

Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütünün sürekli olarak kullandığı kişilerden biriydi. Adnan Oktar suç örgütünün, AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütüyle adeta kaynaşmış halde olması nedeniyle, Taner Ay da AKPKK’li en üst isimlerle çok sıkı bağlantıdaydı. Sosyal ağlarda paylaştığı resimlerde Solomon Soysuz’la, Hulusi Akar’la, Hakan Fidan’la, Metin Külünk’le, Mevlüt Çavuşoğlu ile ve daha pek çok kişiyle çektirdiği fotoğrafları görülebiliyor. Ayrıca devletimizin idare edildiği en üst kurumlarda bulunduğu anlarda çekip paylaştığı fotoğrafları da görülebiliyor.

Satanist bir gizli Yahudi olan Taner Ay’ı, kara para işi yapan pek çok devlet ve bu devletin gizli servisleriyle mafyaları da kullanıyorlardı.

Taner, bu milletler arası kara para ağının artık önemli bağlantılarını sağlayan bir kişiydi. Ankebut Ağını yöneten konseylerin üyelerine çok yakın kişilerle de görüşüyordu. Uyuşturucu kaçakçılığı kısmında AKPKK ile Adnan Oktar suç örgütü arasında köprü vazifesi yapan kişilerden biriydi. Uyuşturucu işinde, AKPKK kısmında, en çok Solomon Soysuz’la ve Metin Külünk’le paslaşıyordu. Bütün dünya biliyor, yıllardır bu iki şahsın uyuşturucu işinde üst isimlerden olduğunu anlatıyorum. Taner, fuhuş işinde de AKPKK ile Adnan Oktar suç örgütü arasında köprü vazifesi yapıyordu. Bu sahada, AKPKK kısmında, en çok da Türkiye’deki baş pezevenklerden biri olan gizli Yahudi Numan Kurtulmuş’la paslaşıyordu. Aslında zekası, kabiliyetleri, vasıfları yüksek biri değildi. İnisiyatif almıyor, emir edilenleri yapıyor ve bu nedenle işe yarar bulunuyordu.

“Osmanen Germania” yani Almanyalı Osmanlılar isimli sözde derneğin, özde kara para teşkilatının da mensuplarından biriydi. Bu güne kadar bu teşkilat zaten kara para işleri yapmakla açıkça suçlanmıştı. Avrupadaki medeni insanlar, bu şeytanlıklardan rahatsızlar ve kendi devletlerinin gücünü, adaletten yana, insanlığın faydasından yana kullanmak istiyorlar. Lakin, hep anlattığım gibi, Merkel başta olmak üzere pek çok üst seviye Alman siyasetçi ve bürokrat da bu kara para ağının içinde olunca, beklenen operasyonları bu güne kadar yapamadılar.

Osmanen Germania, aslında İngiltere’nin, Kraliçe’nin çetesinin talimatlarıyla AKPKK tarafından kuruldu. Zaten bu AKPKK ve Tayyip belasını, milletimizin başına en çok İngiltere, ABD, Almanya, İsrail getirdi. Bu milletler arası kara para işlerinde aslında AKPKK de bir taşeron. Ne yazık ki AKPKK eliyle, devletimizin gücü/kurumları, memurları hatta adliyeleri/mahkemeleri, hakimleri, savcıları bile farkında olarak ya da olmayarak bu insanlık dışı suçlara bulaştırıldı. Bunu, dünyaya kendini medeni olarak gösteren batılılar ve bir de İsrail sağladılar. Taner Ay’ın ve o sözde derneğin arkasında İngiltere de var. Almanya da var. ABD de var. Türkiye de var. KKTC de var. İsrail de var. Belçika, Hollanda, Fransa da var. Çok sayıda batılı lider de var.

Taner Ay’ın da içinde yetiştiği ve bünyesinde faaliyet icra ettiği Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütü, dünyanın dört bir yanında özel hastahaneler ağı üzerinden yapılan organ işinin de bir seviyeye kadar içinde… Taner de organ işinde faaliyet gösterdi. Aslında o kısımda da bir piyondan başka bir şey değildi. Ankebut Ağının dünya genelindeki organ sisteminin Türkiye ayağındaki sözde hastahanelerden biri olan Memorial’ın sahibinin Turgut Aydın olarak gösterilmesi gibi… Organcı Turgut da piyon, Taner de piyondu… Piyon ama Türkiye’den Avrupaya mülteci olarak giden yüksek sayıdaki insanın, Ankebut Ağının organ sistemine kurban gitmesine, Adnancılarla birlikte o da vesile oldu.

Devletimizi, bu milletler arası kara para ağında öyle ileri seviyede kullanır oldular ki biz Vatanseverler cephesi ve ayrıca Muktedirler İttifakı (Mİ) olarak bu ağa darbe vurup düzenlerini bozdukça, kara paralarının önünü kestikçe, Türkiye’nin idari kadrosu aksi yönde faaliyetler icra etmek istedi. O yönde çırpındı, çırpınıyor. An geldi, kara para akarını devam ettirmek için Suçişleri Bakanı olan Solomon Soysuz İran’a gitmek zorunda kaldı. Sözde Dışileri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu zaten gittiği ülkelerin çoğunda, bozduğumuz kara para işlerini kuvvetlendirmek için çırpındı, çırpınıyor. Hep yazıyorum, Katar, BAE, Singapur, Danimarka ve benzeri devletçikler de bu Ankebut Ağının taşeron ve kasa olarak kullandığı ülkeler. Bosna Hersek, Arnavutluk, Makedonya ve benzeri ülkeleri de kara para işlerinde serbest ortam olarak kullanıyorlar. Bu nedenle bu gibi ülkelerin idaresini, adalet sistemini, eğitim sistemini, maliyesini ellerinde tutuyorlar. Şu sözde avukat Zeki Çalışkan’ı, kara para işlerini, sözde derneklerini, organ işine kadar bağlantılarının olduğunu kaç sene önce yazdım. Sahibi olduğu avukatlık bürosunda avukat gibi görünen militanların da tek tek aslında gerçek ırklarını, gerçek dinlerini, gerçekte ne halt ettikleri yazdım. Otuz kadar avukttan biri bile senelerdir benden davacı olamadı. Lakin, bu devletin adli yetkilieri ve MİT’i ne yaptı? MİT, senelerce şu Taner’i de kolladı. Evet, bizler vergi verdik, MİT de batılıların kara para sistemine çalıştı. Türkiye’den de erkek, kadın, çocuk, bebek kaçıran ve bunları fuhuş, organ ve ayin ağlarına gönderen kişileri MİT, bizim vergilerimizle ve milletimizden/devletmizden aldığı güçle korudu, destekledi. Hala halleri böyle…

AKPKK’in ve Tayyip’in başımıza bela edilmesinde en etkili olan şahıslardan biri Devlet Bohçalı, çok vasıfsız, kafasız, korkak, aciz bir vatan haini MİT casusundan başka bir şey değil. MİT üzerinden CIA ve Avrupalı gizli servislerler de paslaşıyor. Binbir türlü açığı var, delili var, şahitleri var, bülbül olup ötecek ödlek adamları var sistemlerinde ama Türk adli yetkilileri nerede? Köpek desem, köpeğe hakaret olacak bu pislik herif, tutmuş on sene sonra benden davacı oluyor. Tek başına hafif gelmiş de yanına en sadık köpeklerinden biri olan Suçişleri Bakanı Solomon Soysuz’u alıyor. Yetmiyor, bunca yıldır danışıklı dövüştükleri sözde muhalefetin başı Kemal Kılıçdaroğlu’nu da yanına alıyor. Baştan beri emir eri olarak kullandığı Recep Tayyip Erdoğan’ı da aynı davada benden şikayetçi yaptırıyor.

Yıkarlar bu devleti bu hainlerin başına ama yine de bu devleti bu hainlerin ellerinde alırlar. Milletin can, mal, namus, din, ahlak emniyetini tesis ederler. Yok öyle bir Türkiye artık…

Şimdilik daha fazla bilgi vermeyeceğim. Lakin, gerekli ikazları son dönemde zaten herkese açık şekilde yaptım. Onları da tekrar etmeyeceğim. Altta kalanının canı çıksın, iyi olan kazansın. Sık sık, geleceğini ve yaşanacağını ifade ettiğim o büyük günün yaşanmasına ramak kaldı.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sözde sosyal ağların bu yaptığı sansür, dünya gündeminde aylarca bir numaralı konu olacak

Dün onca yerde linkler paylaşıldı ve 343 ziyaret aldı gerçek Adnan Oktar bloğu… Bu günün yaklaşık yarısı geçti ama sadece altı ziyaret var. Birkaç profilden bari yayılır da bu gün de hiç değilse 50-100 ziyaret gelir ama çok sağlam sansürlüyorlar.

Yakında, şu sözde sosyal ağların bu yaptığı sansür, dünya gündeminde aylarca bir numaralı konu olacak. Yargılanıp “İnsanlığa karşı işlenmiş suçlar” dahil türlü cezalar kapsamında alırlerken bütün insanlık her şeyi görmüş, anlamış olacak. Onlardan sonra, hiçbir sosyal mecra, kendini devletlerin üzerinde göremeyecek. İstediği herkesi ve her grubu ve her milleti sansürleyemeyecek. İstedikleri gibi kara paracı suç örgütleriyle paslaşamayacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Mahkeme kararlarını tanımıyorum ve itaat etmiyorum

Masonların nüfuzuna girmiş mahkemelerin hukuksuz şekilde kaldırttığı yayınlarımı yeniden paylaşıyorum.

Adnan Oktar organize suç örgütüne dair vahim gerçekleri yıllar öncesinden anlatan, vatana ve millete verilen zararlara mani olmak için paylaştığım yaklaşık yüz adet yayın, mahkeme kararlarıyla kaldırtılmıştı. Bu süreçte, hangi savcı ve hakimin karşısına çıkmışsam “Bu adalet değil. Hukukun gereği bu değil. Bu yayınlar suç unsuru oluşturmuyorlar. Bunlar hakaret değil, hakikat. Bu örgüte Türkiye tarihinin en büyük polis operasyonu yapıldı 1999 yılında… Adnancılara soruşturmalar başlatılması gerekiyor. Devlet ve millet zarar görmeye devam ediyor. Bu yayınları kaldırtıyorsunuz, üstüne bana tehdit ve hakaretten cezalar veriyorsunuz. Üstelik bir yayından dolayı tekrar tekrar yargılayıp her seferinde yeniden cezalar veriyorsunuz. Yaptığınız yargılamalar mükerrer ve bu yaptıklarını kanunlara aykırı.” demiştim.

Kararları çoktan vermiş şekilde duruşmaya geliyorlardı. Duruşma salonlarında beni dinlemiyorlardı bile… Neleri ispat edebileceğim umurlarında bile değildi. Bu hallerini o yıllarda yazdığım yazılarda detaylıca anlattığım da olmuştu. Hiç okumadıkları ve dikkate bile almadıkları karara itiraz dilekçelerimde bu çeşit itiraz cümlelerim çok geçti. Şimdi bu sözde savcı ve hakimlerin de yargılanma vakitleri geldi. Bu yaptıkları, aldanarak, fark edemeyerek yapabilecekleri bir şey değildi. Artık “Baskı altındaydım” mı derler, “Canımla ve ailemle tehdit altındaydım” mı derler, “Evet, bizler de Adnan Oktarcılar gibi gizli Yahudiler, gizli Ermeniler, gizli Masonlarız” mı derler, “Hükumetten bile baskılar geliyordu o dönem. Bu cezaları vermek zorundaydık” mı derler, ne derlerse desinler, bittiler.

Bu vakit oldu, ben dahil olmak üzere, on binlerce Türkiye vatandaşının sicillerini temizlemediler. Cezaları derhal kaldırıp, maddi ve manevi tazminatlar da ödetmediler. Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütünü korumak, onlara yardım ve yataklık yapmak için bu milletten on binle kişiye hukuksuz şekilde cezalar yağdıran hakimler hakkında soruşturmalar başlatmadılar. Oysa bu yayınlardaki suçlamaların hepsinin gerçek olduğu, çok vahim suçların bu örgütte hiçbir zaman bitmediği ve her dönem devam ettiği somut delillerle meydana çıkartıldı. Bu suç örgütünün üyeleri binlerce sene cezalar da aldılar.

Şimdi ben bu taslağa alınmış ve gerçekleri yıllar öncesinden gür sesle bağıran yayınları yeniden yayınlıyorum. Bunların kaldırılması hükmünü vermiş hakimleri ve verdikleri hükümleri de tanımıyorum. Bu eylemimin suç olduğunu iddia edebilecek bir tek kişi bile varsa, hemen işlem başlatmasını bekliyorum. Bakalım kimmiş o vatan haini ya da hainleri… Organ mafyalarının, uyuşturucu mafyalarının, askeri casusluk yapanların, iftira ve karalama kampanyaları yapanların, reşit olmayan kızları kirletenlerin, nüfuz casusluğu yapanların, İsrail’e ve Sanhedrin’e çalışanların, kara paralarla kurduğu A9 isimli mason logolu kanalında 7/24 İslam dinine saldıranların yanında hala, şu şartlarda bile hangi gizli Ermeni, hangi gizli Yahudi, hangi gizli Mason savcı ve hakimler duruyormuş, milletçe bir görelim.

Haydi bakalım, işte meydan… Bir erişime engelleme kararı bile verilebiliyor mu, onu da görelim. Son derece samimiyetle ve inanarak yazıyorum, geçtim bunları, o sözde sosyal ağların sahipleri ve sorumluları bile yargılanacaklar. Türkiye’den on binlerce insanın kaçırılıp fuhuş ve organ mafyalarına kurban olmasını sağlamış Adnancı suç örgütünü o sözde sosyal ağlar da kolladılar. Deliller hem Türk adli makamlarına hem ABD adli makamlarına hem AB ülkelerinin adli makamlarına ulaştığında, bakalım dünyada nasıl fırtınalar kopacak.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kemal Kılıçdaroğlu ihanete devam ediyor

Şu şartlarda bile Tayyip’e, mason tarikatına, İngiltere’ye, CIA’ya, batı dünyasına çalışmaya ve AKPKK ile danışıklı dövüşmeye devam ediyor.

Kemal, “Sayın Yavaş’ın ve İmamoğlu’nun ismi öne çıkarılıyor ama İstanbul ve Ankara’nın yönetimini bırakamayız. Seçmenimize anlatamayız.” dedi. Zaten seçmende yavaş ve İmamoğlu talebi çok güçlü olduğu için onların adları öne çıkartılıyor. Bu belediye başkanlarının tavsiye edeceği CHP’li belediye başkanı adaylarının karşısında başka hiçbir aday kazanamaz. Kemal bu dengelerden ve seçmenin bu halinden bihaber olamaz. Kemal, danışıklı dövüşmeye devam etmek için şartları zorlarken, aldığı kararlar ve yaptığı açıklamalarla kendini iyice açık ediyor.

Türkiye’ye de CHP’ye de ihanet ediyor. Kemal ve çetesi dik dursaydı, son iki ay içinde Tayyip, bir değil birkaç kere bile devrilebilirdi. Adnancıların yok edileceğini, ortalığın fena karışacağını öğrendiği gibi krizlere de girdi. Çok panikledi. Çünkü kendisi de her türlü pisliğin ve ihanetin içinde… Kara paracılarla da Adnancılarla da AKPKK ile de organik bağları var.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yine yaparlar…

Adnancıların en uzman olduğu konulardan biri de iftira ve karalama kampanyalarıdır. Hiç kuralları, sınırları yoktur. Çakal sürülerinden beter halleri vardır. Zaten bu halleri çoktan ispat da edildi ve yargılamalar neticesinde bu kapsamda cezalar da kesildi.

Bu güne kadar, karşılarında mücadele veren çok yüksek sayıda insanı oyundan düşürürken karalamalarla, iftiralarla, iftiraya dayalı ve mason savcılarla hakimlerin baktığı davalarla oyundan düşürdüler.

Şimdi yok edilmek üzere oldukları şu süreçte bunlar durmazlar, yine en iyi bildikleri işi yaparlar. Başta bana ve sonra çok sayıda etkili ve yetkili insana karalamalar yaparlar. İftiralar atarlar ama bu defa süreç, bekledikleri gibi ilerlemez, ilerlemeyecek. Bu defa, kısacık sürede bitirici darbeler alacaklar. Kimsenin, bunların iftiralarından, karalamalarından çekinmesine gerek yok.

Onlara, hak ettikleri kadar sert muamele etmezsem, on binlerce mazlumun ahını almazsam, benim de adım mfs olmasın.

Dinimizle, değerlerimizle tahammül edilemez derecede dalga geçerlerken, müslümanların kanına dokunacak kadar haddi aşarlarken, kendilerine hak ettikleri karşılığı veren on binlerce Türkiye vatandaşı oldu. Tepkiler dinmek bilmedi ama adalet sistemi düzgün işlemedi. Aksine olarak, adalet sistemi içindeki mason, satanist, Sabetaycı, gizli Ermeni savcılar ve hakimler tarafından bu vatandaşlarımız adice muamelelere tabi tutuldular. Uğruna beş milyondan fazla şehit verdiğimiz, şüheda kanı ile sulanmış şu topraklarda, dinimize, değerlerimize en ileri seviyede hakaretler edildi, aşağılamalar yapıldı ama kendi vatanımızda, kendi devletimizde, sistemin içine sızmış bir avuç hain nedeniyle suçlu bizler çıktık. Bu günleri çok bekledik. Dişlerimizi, yumruklarımızı sıka sıka bekledik. Bastığımız topraktan utana utana bekledik. Söz konusu bu davaların tamamında yeniden yargılamalar yapılacak. Bir tanesi, buraya yazıyorum, bu hakim ve savcılardan bir tanesi bile cezasız kalmayacak. İfşa olmayanı, yargılanmayanı, ceza almayanı kalmayacak. Türkün devletinde, Türkün dinine, değerlerine, ahlakına, namusuna kastetmek ne imiş, bütün cihan görecek. Yeniden mi adalet sisteminde aynı oyunlar oynanmak istenecek, yok o… O şartlarda kimsenin kılıcı kınında durmayacak. Sistemin ele geçirildiği apaçık meydanda iken, daha fazla hiç kimse sabır etmeyecek. Şu anda itibaren sadece ömrünü kısa tutmak isteyen savcı ve hakimler hala aynı ihanetleri yapabilirler.

Keser döner, sap döner, gün gelir işte böyle Türkler geri döner.

Haydi, “Yapamazsınız” diyenler hemen şimdi bir adım öne çıksınlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Adnancılarla çok şiddetli çatışmaya gireceğim

Her sahada olacak bu çatışma ve nerelere uzarsa oralara kadar gideceğiz. Onları da onları arkalayan masonları da gizli servisleri de mafyaları da adli yetkilileri de siyasetçileri de kesip kesip atacağım. Hiç acımayacağım. Çok çok fena yapacağım. Bu cerahate, vakti gelene kadar neşter vurmamak için olağan üstü derecede sabır ettim, çok zordu ve aşırı derecede zorlandım ve şükür ki artık vakti geldi.

Bu güne kadar, bana hukuki zeminde yapılan akıl almaz hukuksuzluklara, zulümlere sebep olanların başında Adnancılar var. 2013’ten beri açığımı aradılar, aradılar, aradılar ama ben göründüğüm gibi biriyim ve açığımı bulamadılar. Anadolu 39. Asliye Ceza Mahkemesindeki tamamen iftiralara ve yalancı şahitlere dayalı davayı da 2013’ten bu yana en çok onlar oynadılar. O dava hala kapanmadı. Skandal skandal üstüne devam etti, ediyor. Zincirleme reaksiyon misali hukuk her safhasında ayaklar altına alındı. Devlet gücü, karşımda çeteler, mafyalar, masonlar, vatan hainleri, gizli yahudiler, gizli ermeniler, gizli servisler tarafından su-i istimal edildi. Süreç boyunca bile hukuksuzluklara itiraz ettim ama aynı gizli teşekküller devlet gücünü, adli sistemi ayarından çıkartmaya devam ettiler. Hapis cezaları aldığım o meşhur Adıtürk’e hakaret davalarında da aynı şeyler yaşandı ve karşımda aslında adalet kurumları değil, Adnancılar vardı. Ben mahkeme salonlarında bağımsız Türk hakimleriyle değil, bu çetenin mensubu olan ya da bu çete tarafından satın alınan kişilerle muhatap edildim. Beni, onlar üzerinden yargısız infaz ettiler. Her safhasında hukuksuzluk zaten gözler önünde. Lakin şimdi bütün bağlantılar en somut delilleriyle gözler önüne serilecek. Ben ve on binlerce Türkiye vatandaşı, adalet kurumlarında adalet arıyorken, hükumet/AKPKK de Devlet Bohçalı da Süleyman Soysuz ve daha pek çok kişi ve teşekkül de bu süreçte onların yanındaydı. İsrail’i ve ABD’yi o konseylerin ve hahamların başına yıkmam gerekse bile, dünyanın tamamını ateşe vermem gerekse bile memleketimdeki bu gizli paralel devleti, bu insanlık dışı ve haince teşekkülü yıkacağım.

Adnancıları arkalamak isteyenlere hiç sözüm yok, serbest… Ben, her zaman yaptığımı yapıyorum, baştan ikaz ediyorum ve sonra söylediğimi yine yapmış kişi olacağım. Bu sefer süreç/mühlet, çok şaşırtıcı derecede kısa olacak. Çıkan gürültüyü, somut ispatlarla meydana serilen ve bütün dünya insanlığını sarsacak olan o pisliği belki Neptün, Plüton insanlığı bile duyacak. Yemin ederim ki bunca sene sabrın sonunda onlardan da onlara destek olanlardan da hala olacak olanlardan da intikamımı dünya tarihine geçecek kadar sert alacağım.

Adnan Oktar ve çetesine dair yapılan yargılamalarda aslında bu beklenen sonuca yakın bir sonuç meydana gelebilirdi, gelmeliydi ama o yargılamalar hep göstermelik yargılamalar oldu. O süreçte kullanılan başta adli yetkililer olmak üzere, siyasetçilere kadar herkesin de pisliklerini, her türlü şüpheden uzak somut delilleriyle ortaya sereceğim. Öyle bir toz duman olacak ki ortalık, öyle bir tayfun esecek ki vatan hainlerliyle dolu ve Adnancılarla da hep paslaşan şu AKPKK hükumetini devirmek diye bir derdimiz olmayacak. Zaten sebep sonuç ilişkisiyle birkaç güne devrilecekler. Daha beraberinde kaç kesim/grup ve şahıs birden devrilecek. O Doğu Perinçeklere kadar herkes anından oyundan düşecek. Ne Soysuz kalacak, ne Abdülhamid Gül, ne Bohçalı ne de çetesi…

Zaten sonrasında Türkiye’nin de dünyanın da mevcut dengeleri yerinden oynayacak.

Dünyanın bütün masonları, bütün satanistleri, bütün devletleri, bütün mafyaları, bütün yeşilleri, bütün grileri karşımda ittifak etseler bile bu yapacaklarıma mani olamazlar. Bu kadar yıldır, Türkiye ve dünya dengelerini/şartlarını buna hazırladım. Şimdi, çatışmanın tam vaktidir. Şimdi zalimlerin cezalarını bulmalarının tam vaktidir.

Benden söylemesi… Herkes safını seçsin. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyenler karşıma geçsin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Tanımıyorum

Ben bu sözde hukuk sistemini tanımıyorum, itaat etmiyorum ve benimle birlikte hareket eden milyonlarca kişi de tanımıyor. Buna itirazı olan varsa kolluk kuvvetlerini istediği gibi üzerimize gönderebilir. Tahammül sınırları çoktan aşıldı. Devlet gücü, hainlerin, karaparacıların elinde adeta bir prese döndü. İçine gireni eziyor. Kimse buna daha fazla tahammül edemez ve etmeyecek.

Hakkımda suç duyuruları yapan, Adnan Oktar’ın sahada kullandığı piyonlardan biri olan Ali Tulum’un bir paylaşımını görüyorsunuz.

Adıtürk’e hakaret ettiğim iddiasıyla hakkımda suç duyurusu yaptı. Daha savcılık safhasında, yazdıklarımın hepsinin yasal olarak satılabilen kaynaklardan aktarılmış cümleler/iddialar olduğu ve hakikate uygun olduğu bilirkişi tarafından teşhis edildi ve dava açılmaya bile gerek görülmeden “kovuşturmaya yer yoktur” kararı verildi. Sonra, şu sıralarda kısmen toplanıp alınmış ve binlerce sene hapis cezaları almış şu Adnancı çetenin adamları basın ve medya kartı da kullandılar. Kendileri gibi Sabetaycı olan Turgay Ciner’in HaberTürk gazetesinde, katıp katıştırarak beni ve savcı hanımı linç eden sözde bir haber yaptırdılar. O baskıyla dosyaya yeniden bakıldı, dava açıldı ve görülen davada tek celsede beraat ettim. Neden? Çünkü yazdığım, iddia ettiğim her şeyin hakikat olduğu ve yasal kaynaklara birebir uygun olduğu bir kez daha görüldü.

Ya sonra? Bu çete yine bu Ali Tulum’u da kullanarak ve yine katıp katıştırarak ve yine kendilerine çalışan savcıları, hakimleri ve mason devlet yetkililerinini kullanarak kopya başka suç duyurularında bulundu. Yayınlar aynı, bloglar aynı, iddialar aynı, kaynaklar aynı ve yasal ve gerçek ama karşımdaki savcılar ve hakimler aynı değildi ve gerçek değildi. İşbirliği halindeki birkaç çeteye çalışan savcılar ve hakimler üzerinden devletimin gücü, devletime hizmet yolunda çırpınıyorken benim karşıma geçirildi.

Hepsi sistemlerinin adamlarıydı. Bana cezaları işte bu şekilde aldıran bu kişiler, görüldüğü üzere, onlarca sene devlete hizmet etmiş, belki hataları da vardır ama yine de çok büyük operasyonlarla çok büyük faydalar sağlamış kişileri işte böyle tehdit ettiler. Adil Serdar Saçan’a ve benzeri diğer kişilere karşı da adli sistemi bir silah olarak kullandılar. İnanılamaz bir şey ama hala, şu şartlarda bile kullanabiliyorlar.

Ben içeriden çıkmak için iyice sert müdahaleler yapmaya başladığımda bu çetelerin gizli yahudi, gizli ermeni, mason hakimleri, Adnancıların tamamen hukuksuz şekilde üstüme yığdığı dosyaları çıkartmayı deneyebildiler. Yeni dosyalarda şok halindelerdi, hemen cezalar yağdırıp kapatmaya yol bulamıyorlardı ve itibarımı düşük gösterebilecek her yolu deniyorlardı.

Hoş, iki cümlede cevaplarını da aldılar. Oysa… Gerçek bir hakim ve hala insan kalmış bir kişi, sicilime bakar ve mecburen şunları söylerdi:

“Adnan Oktar ve grubu bunca somut delillerle yargılanıp binlerce sene ceza aldıkları halde, bunların sebebiyle cezalar alan mfs’nin dosyaları/cezaları üzerinde hala neden duruyor, bu cezalar neden iptal edilmemiş? Bu davalar niye düşürülmemiş, neden tersine yargılamalar yapılmamış? Aynı şeyin, Adnancıların açtığı davalarda mağdur olan on binle kişiye de yapılması gerekiyor. Bunca sene neler çekmiş bu mfs, maddi ve manevi tazminatlar neden verilmemiş? Bir de Atatürk’e hakaret iddiasıyla verilen cezalar da bunlar vesilesiyle ve bu kadar skandal şekilde mi verilmiş? Bu şahıs, bu çeteye bu derece kafa tutmuş, zararlarına mani olmuş, devleti ve vatanı ve milleti savunmuş, gün gelmiş bu çete kısmen de olsa içeri alınmış, mfs’nin dediği her şey isabetli çıkmış, doğru çıkmış da hala hukuki zeminde karşısına bu dosyalar mı çıkartılıyor ve bu şekilde suçlu, sorunlu biri olarak mı gösterilmek isteniyor? Ve hala bu çete mfs hakkında yeni şikayetler yapıyor da bunlar kabul mü ediliyor? Mfs cezaevinde iken Adnancıların yıllar önce kendi namlarına açtığı iki davanın ayrı ayrı ikişer duruşmasına çıkartılmamış, bu nasıl iştir? Kaç duruşmada -En geç 48 saat içinde somut deliller getirebilirim.- demiş. Hatta bunu hastahane sürecinde de demiş. Demiş ama bir hakim bile -Getir- dememiş. Bu sistem bu hale gelmişse, devletin ve milletin bağımsızlığı bile tehlike altına düşmüş. Kimse bu hale gelmiş bir adli sisteme itaat edemez. Hiçbir gerçek savcı ve hakim, şu manzara karşısında tepkisiz ve sessiz kalamaz. Bu, skandalın ötesi, bu bir hukuk faciası… Üstelik çok sayıda dilekçesi de yok edilmiş, en sonunda cezaevi idaresi ile restleşerek ve ortamı gererek UYAP’a dahil edilmesini sağladığı dilekçesi bile ortalığı yıkmaya yetermiş. Bu davaların hiçbiri mfs’nin şahsi davaları değil. Bu davalar, devleti ve milleti korkusuzca müdafaa eden ve gerçekleri gür sesle bağıran bir vatanseveri susturmak ve durdurmak ve hatta yok etmek için hukuk sisteminin tarumar edildiği ve akıl almaz seviyede ayarından çıkartıldığı davalar. Bu manzarayı görüp susan herkes, vatan hainidir.”

Kim varsa, topluca çıksın sahaya, bu adilik, bu kahpelik, bu hainlik artık son bulacak

İşte benim adım mfs… Boğazıma kadar geldi. Bu vakte kadar sabır etmek de çok zordu. Kaçıncı keredir bu resti çekiyorum. Devletimizin adalet sistemini, ciğeri beş para etmez ve çoktan insanlıktan çıkmış üç beş gizli yahudi ve gizli ermeni ve mason savcı ve hakim üzerinden hala bu şekilde kullanabileceğini düşünen, başta Mehmet Haberal, Devlet Bahçeli, Tayyip Erdoğan ve Süleyman Soylu olmak üzere her kim varsa, bir adım öne çıksın. Onu yıkmak, onu yok etmek benim için vatan hizmetidir. İnsanlığa hizmettir ve bu hizmetin vakti geldi.

Haydi meydan, altta kalanın canı çıksın.

Mehmet Fahri Sertkaya