Her sahada olacak bu çatışma ve nerelere uzarsa oralara kadar gideceğiz. Onları da onları arkalayan masonları da gizli servisleri de mafyaları da adli yetkilileri de siyasetçileri de kesip kesip atacağım. Hiç acımayacağım. Çok çok fena yapacağım. Bu cerahate, vakti gelene kadar neşter vurmamak için olağan üstü derecede sabır ettim, çok zordu ve aşırı derecede zorlandım ve şükür ki artık vakti geldi.
Bu güne kadar, bana hukuki zeminde yapılan akıl almaz hukuksuzluklara, zulümlere sebep olanların başında Adnancılar var. 2013’ten beri açığımı aradılar, aradılar, aradılar ama ben göründüğüm gibi biriyim ve açığımı bulamadılar. Anadolu 39. Asliye Ceza Mahkemesindeki tamamen iftiralara ve yalancı şahitlere dayalı davayı da 2013’ten bu yana en çok onlar oynadılar. O dava hala kapanmadı. Skandal skandal üstüne devam etti, ediyor. Zincirleme reaksiyon misali hukuk her safhasında ayaklar altına alındı. Devlet gücü, karşımda çeteler, mafyalar, masonlar, vatan hainleri, gizli yahudiler, gizli ermeniler, gizli servisler tarafından su-i istimal edildi. Süreç boyunca bile hukuksuzluklara itiraz ettim ama aynı gizli teşekküller devlet gücünü, adli sistemi ayarından çıkartmaya devam ettiler. Hapis cezaları aldığım o meşhur Adıtürk’e hakaret davalarında da aynı şeyler yaşandı ve karşımda aslında adalet kurumları değil, Adnancılar vardı. Ben mahkeme salonlarında bağımsız Türk hakimleriyle değil, bu çetenin mensubu olan ya da bu çete tarafından satın alınan kişilerle muhatap edildim. Beni, onlar üzerinden yargısız infaz ettiler. Her safhasında hukuksuzluk zaten gözler önünde. Lakin şimdi bütün bağlantılar en somut delilleriyle gözler önüne serilecek. Ben ve on binlerce Türkiye vatandaşı, adalet kurumlarında adalet arıyorken, hükumet/AKPKK de Devlet Bohçalı da Süleyman Soysuz ve daha pek çok kişi ve teşekkül de bu süreçte onların yanındaydı. İsrail’i ve ABD’yi o konseylerin ve hahamların başına yıkmam gerekse bile, dünyanın tamamını ateşe vermem gerekse bile memleketimdeki bu gizli paralel devleti, bu insanlık dışı ve haince teşekkülü yıkacağım.

Adnancıları arkalamak isteyenlere hiç sözüm yok, serbest… Ben, her zaman yaptığımı yapıyorum, baştan ikaz ediyorum ve sonra söylediğimi yine yapmış kişi olacağım. Bu sefer süreç/mühlet, çok şaşırtıcı derecede kısa olacak. Çıkan gürültüyü, somut ispatlarla meydana serilen ve bütün dünya insanlığını sarsacak olan o pisliği belki Neptün, Plüton insanlığı bile duyacak. Yemin ederim ki bunca sene sabrın sonunda onlardan da onlara destek olanlardan da hala olacak olanlardan da intikamımı dünya tarihine geçecek kadar sert alacağım.
Adnan Oktar ve çetesine dair yapılan yargılamalarda aslında bu beklenen sonuca yakın bir sonuç meydana gelebilirdi, gelmeliydi ama o yargılamalar hep göstermelik yargılamalar oldu. O süreçte kullanılan başta adli yetkililer olmak üzere, siyasetçilere kadar herkesin de pisliklerini, her türlü şüpheden uzak somut delilleriyle ortaya sereceğim. Öyle bir toz duman olacak ki ortalık, öyle bir tayfun esecek ki vatan hainlerliyle dolu ve Adnancılarla da hep paslaşan şu AKPKK hükumetini devirmek diye bir derdimiz olmayacak. Zaten sebep sonuç ilişkisiyle birkaç güne devrilecekler. Daha beraberinde kaç kesim/grup ve şahıs birden devrilecek. O Doğu Perinçeklere kadar herkes anından oyundan düşecek. Ne Soysuz kalacak, ne Abdülhamid Gül, ne Bohçalı ne de çetesi…
Zaten sonrasında Türkiye’nin de dünyanın da mevcut dengeleri yerinden oynayacak.

Dünyanın bütün masonları, bütün satanistleri, bütün devletleri, bütün mafyaları, bütün yeşilleri, bütün grileri karşımda ittifak etseler bile bu yapacaklarıma mani olamazlar. Bu kadar yıldır, Türkiye ve dünya dengelerini/şartlarını buna hazırladım. Şimdi, çatışmanın tam vaktidir. Şimdi zalimlerin cezalarını bulmalarının tam vaktidir.
Benden söylemesi… Herkes safını seçsin. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyenler karşıma geçsin.
Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi