Etiket arşivi: Cansu Canan Özgen

Bu herifin Müslüman olup olmadığı şüpheli…

Bunca Sabetaycı gizli Yahudi, gizli Ermeni, azılı ve sinsi Türk/İslam düşmanı bunu bu vasıfsız hali ile hep el üstünde tuttular. Yaklaşık son bir buçuk senedir birkaç sağlam darbe vurduk, önce bunu uzaklaştırdılar, eskisi gibi programlarına çıkartmadılar ve şimdilerde ise Cansu’nun programı da sonlandırılmış halde…

Biz bunu sağlarken “Bu Talha Uğurluel, Müslüman çocuklarının bile bildiği, ilmihal seviyesindeki hususları bile bilmiyor” demiştik. Buna kanmış bir kitle de bize çok kızmıştı. Dakika 5, kendiniz dinleyin. Çok fazla izleme imkanı bulamadığım, arada bir kesitlerine baktığım halde hep gördüm ki bunu her yerde yapmış. Üniversitelerdeki konuşmalarında, Youtube kanalındaki videolarında, Sabetaycı Cansu’nun karşısında Kudüs’ü anlatırken, her yerde… Bir de karşıma çıkamayıp takipçilerimizin kendisine sorduğu sorulara da aşırı derecede küstahça ve art niyetli şekilde cevaplar yazabilmişti.

Neolitik Çağ deyip söze giriyor, Göbeklitepe’nin aslında ne anlama geldiğini anlatmak istediği, bilinen dünya tarihinde nasıl bir kırılma noktası oluşturduğunu anlatmak istediği bu videonun beşinci dakikasında… Evrimciler gibi konuşmaya başlıyor sonra toparlıyor, döndürüyor sözünü. İçinden belli ki bir sözde “bilimsellik” ve sözde “evrim” bastırıyor ama bunun dış görünüşüne, göründüğü şahsiyete uymayacağı çok açık. O kısacık sürede bile “O zamanlarda Müslümanlık, Hristiyanlık, Musevilik var mıydı?” diyor. Bunu “yoktu işte düşünün bunu ama bilin ki 12 bin sene önce Göbeklitepe vardı ve bir ibadethane idi” manasında söylediği çok açık ve kesin. Ne kadar trajikomik bir hale düşüyor.

Sormazlar mı adama, ilk insan ve ilk peygamber Adem aleyhisselam İslam peygamberi değil mi? İlk insanla beraber İslam dini başlamadı mı? 124 bin ya da 224 bin peygamberin tamamı İslam peygamberi değil mi? Haşa İsa a.s. ve Musa a.s. İslam dininden başka bir dinin peygamberleri mi?

Avcı toplayıcılık ne? Tarım devrimi ne? Adem aleyhisselama Allah-ü teala, eşyanın isimlerini ve ne işe yaradıklarını öğretmedi mi? Bu hususa delil olan ayet bile yok mu ve azıcık İslam’ı duymuş kişiler bile bunu bilmez mi? Zaten Adem babamız cenneten çıkartdılmadı mı? Cennet gibi akıllarımızın almayacağı mükemmel bir sistemin içinden çıkmadı mı? Ayrıca dünyada evlatlarından Kabil çiftçi, Habil hayvan yetiştiricisi değil miydi? Zekat vermeleri istenince Habil en kıymetli hayvanını gözünden çıkartıp vermedi mi? Kabil ise en kötü haldeki mahsülü vermedi mi? Daha bir kamyon laf yazılır şu samimiyetsiz lüzumsuz ve de küstahça tavırlar sergileyebilen İslamcı tipe… Bir Müslüman, günümüzün bilim denilen din düşmanı, uydurmacı, dayatmacı zihniyetine karşı sözler konuşurken bu şekilde cümleler mi kurar? Bir bırakmıyor ki içindeki gerçek kişi, gerçek görüşlerini zevk duya duya, mutlu ola ola konuşsun. Hep bir zorlama, hep bir samimieytsizlik ve hep nifak alametleri var meydanda…

Devamını izleyemedim. Bunca meşguliyetin arasında şunun da gerçek yüzünü meydana serelim deyip her zaman olmasa da ara ara bakıyorum da, hemen hepsi birkaç dakikada “yuh” dedirtip kapattıracak kadar rezil halde.

https://www.youtube.com/watch?v=FBLHoQqX4PI

Mehmet Fahri Sertkaya

Öteki Gündem’in öteki yüzü: Gizli Yahudilik ve Kabalacılık

Sabetaycı gizli Yahudi Cansu Canan Özgen’in metatron kolyesini anlattığımız yazımız, aylardır kimseye duyurulamıyor, paylaşılamıyor. Büyük bir karartma devam ediyor. Oysa daha ilk saatlerde, çok sayıda araştırmacı, TV programcısı dahil on binlerce kişi sosyal ağlarda bunu paylaşmıştı. Sonra bir anda paylaşımlar kesildi, kimse göremedi, halen kimse göremiyor, yayamıyor.

Bkz.

https://ok.ru/video/574295575152(Cansu Canan Özgen’in Metatron kolyesi)

Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu meydana çıkarttığımız Cansu Canan Özgen’in taktığı o kolye ne mana ifade ediyor, biliyor musunuz?
Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu deşifre ettiğimiz günden beri, kendisine profilinden en medeni şekilde ”Sen gerçekten Sabetaycı mısın?” şeklinde soran takipçilerine “Hayır, değilim” cevabı veremeyip hepsini anında engelleyen CanSU Canan ÖzGEN’in, görmekte olduğunuz o kolyesi de tam kendisine yakışır türden. Tam da gizli Yahudi birinin üzerinde görülecek türden. Hatta yeşil ve mor renkleri de özenle seçilmiş.

Buna Metatron deniliyor. Kabbalistik bir sembol. Yahudi inançlarına, Talmud‘a ve Kabalaya dayanıyor. Metatron, Yahudilerin inancında bir baş melektir ve iyilikleri kayıt ettiğine, yazdığına, iyilikler yaptığına ama bazen de zarar verdiğine inanılıyor. Kabala metinlerinde bu melekten bahsediliyor ama isminin ne zaman ve nasıl Metatrona dönüştüğü pek bilinmiyor, izah edilemiyor. 
Başvurulan kaynaklarda, Yahudilerin, inançlarına göre Metatron’un baş melek olduğunda ve sonradan bir anda tanrı tarafından baş meleğe dönüştürüldüğü hususunda ittifak halinde oldukları ama önceden kimdi, neydi, koruyucu bir melek mi, yazıcı bir melek mi, bazen de zarar verir mi gibi hususlarda ise kendi aralarında ihtilaf halinde oldukları görülüyor. Zaten bunlar, bir İslam peygamberi olan Hz Musa’nın hak şeriatı olan Museviliğin tahrif edildiğini, hak kitap olan Tevrat’ın tahrif edildiğini, hahamlar tarafından bozulduğunu ve hak kitap olan Kur’an-ı Kerim’in, kendisinden önceki hak kitapların hükmünü nesh ettiğini bilen biz Müslümanları çok da alakadar etmiyor. Bir de şunu bilmemiz de fayda var ki, Yahudiler, Metatron sembollü takılar taşınarak, koruyucu bir tesir oluşturulduğuna da inanıyor.

Bu Metatron’un kolyeleri, takıları yapılıyor ve pek çok ülkede adına Metatron denilerek satılıyor. Yahudi olduklarını gizleyen ülkemizdeki New Age tarikatlarının mensupları ”enerji”, ”yaşam enerjisi”, ”Kuantum bilinç”, ”Zamanın doğası”, ”Şifa enerjisi”, ”Sevginin ışığı”, ”Işık insan” ve benzeri kelimelerle sık sık Metatron adını ve sembolünü yan yana getirerek kullanıyorlar. Bazıları ise Metatron ve benzeri Yahudi inancına dayalı tabirleri kullanmayıp diğer tabirlerle insanların dikkatini çekip peşlerine takıyor, bu insanları yavaş yavaş istedikleri sapkın inançlara çekiyor. Yahudilik ve Kabala ile olan bağlantıyı gizliyor. Mesela uzaylı tarikatları olarak bilinen sapkın tarikatlar ile, uzaylıları araştırıyor görüntüsü altında halkın dikkatini çeken ve sonra onlara nabza göre şerbet verip gizli gizli Kabala öğretilerine çekenler… Bunlar ‘Işık insan’‘tekamül süreci’‘Bilinç seviyemizi yükseltmek’ tabirlerini de sık kullanıyorlar. Mevzuya uzaydan, uzaylılardan, uzaylıların dünya insanlığından neden gizlendiklerinden, bizim ne yapmamızı beklediklerinden ve ayrıca bilimsellikten, akılcılıktan, fizikten, kuantumdan, maddenin/eşyanın hakikatinden girip, memleketin Müslüman evladını Kabala, Talmud ve bozulmuş/muharref Yahudi dini öğretilerine çekiyorlar. Öteki Gündem’in demirbaşlarından denebilecek İzmirli Sabetaycı gizli Yahudi Haktan Akdoğan bunlardan sadece biri… Aralarında kısmi farklar olsa da Ahmet Hulusi de bunlardan bir diğeri… 

Sabetaycı minik serçe Sezen Aksu‘nun, kanatlarının altına alıp yükselttiği ve Ahmet Hulusi’nin de talebesi olan, uzun süre ‘Müslüman sanatçı’ rolü oynayıp şimdilerde herkesi hayal kırıklıklarına uğratan, göründüğünün tam zıddına bir karakteri ve hayatı olduğu meydana çıkan Mustafa Ceceli’ye bir sorun bakalım, kandırılmış mı, yoksa kendisi de mi bu yolun yolcusu bir Kabalacı gizli Yahudiymiş…

Sorun diyorum, hiçbir şeyi sormuyorsunuz. Sorun, bunları sormak, araştırmak, öğrenmek, sorgulamak suç değil. Sorun; sorular sorun, hesap sorun. Hatta gidin savcılıklara şikayetçi olun. ”Gizli bir teşekkül, üzeri örtülü ve organize bir ihanet çarkı olduğu açıktır. Her yere sızdıkları, her alanı ele geçirdikleri görülüyor. Basın ve medya gücünün de art niyetli kullanıldığı, memleketin asli unsurunun aleyhine bir silah gibi kullanıldığı anlaşılıyor. Şahısların kendilerini bile savunamaz halleri gözler önündedir. Paralel devlet oldukları iddiası ile bunca ev hanımı, bunca hamile kadın, bunca loğusa kadın bile ters kelepçe ile tutuklanıp ceza evlerine doldurulmuştur ve bunlar, haklarında kale alınır iddianameler bile yazılamadığı halde bir yıldır ceza evlerindedir. Ülkemizdeki asli unsur olan Müslümanlara karşı enteresan, izah edilemez şeyler yaşanıyorken, devlet mekanizması özellikle son bir asırdır hep asli unsura inat/ters uygulamalar yapıyorken, bu gerçek paralel yapılanmaya dokunulmaması da dikkat çekicidir. Böyle hukuk/adalet olmaz. Bunlar tarafından, maddeten ve manen zararlara sürüklendiğimiz, bir asırdan fazla bir süredir ülkemizin bunlar tarafından gizlice yönetildiği, kasten her sahada geri bırakıldığımız, kasten maddi ve manevi felaketlere topyekun sürüklendiğimiz ve bunun art niyetle, organize şekilde ve gizli kimliklerle yapıldığı açıktır. Gerçek paralel devletin, yani #İçimizdekiİsrail‘in bir an önce kanun/devlet yolu ile deşifre edilmesini, durdurulmasını ve bütün mensuplarının eylemlerine uyan TCK maddeleri kapsamında mümkün olabilen en ğaır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum” deyin. 

Mehmet Fahri Sertkaya

SORU: Caner Taslaman, sen Sabetaycı mısın? CEVAP: Ben Boşnakça konuşabiliyorum | Mehmet Fahri Sertkaya

Yazar: Mehmet Fahri Sertkaya (#mfs)

Ne ara gittin, ne ara geldin, durduk yerde aniden neden gittin, gittin de neden bu kadar kısa sürede geldin, hiç anlamadık Can-er Tasla-man…

‘İşte bakın, ben Boşnağım, Bosnalıyım, Boşnakça konuşabiliyorum” demek için mi çektin bu kadar zahmeti? Sana aile bağlantılarının Bosna’ya dayanmadığını, Boşnakça bilmediğini söyleyenler mi oldu? Millet bunları merak etmiyor ki sen neden merak edilen kısımları tartışmıyor ya da bu kısımlara dair konuşmuyor, açıklama yapmıyorsun da böyle lüzumsuz çileler çekiyor, acayip tavırlar sergiliyorsun? 

Bir baksak ünlü Sabetaycılara, kimisi Sabetaycı Cansu Canan Özgen gibi Selanikli, kimi Yanyalı kimi Bosnalı, kimi Manastırlı, kimi Moralı, kimi Üsküplü… Balkanların, Rumeli’nin her yerinden Sabetaycılar var. Bunların soylarını biraz daha araştırınca ya İspanyol Yahudilerine çıkar ya da Polonya Yahudilerine… 

Bütün bu Sabetaycılara baksan, İbranice, Ladino (Yahudi İspanyolcası) dili yanında, Rumcayı, İspanyolcayı ya da bulundukları yerin yerel dilini, ana dili gibi konuşurlar. Bu, onların aslen Sabetaycı gizli Yahudi oldukları ya da Sabetaycı kolundan değil de diğer gruplardan gizli Yahudi oldukları gerçeğini değiştirmez. İzmir’in gizli Yahudilerine, hatta Ankara’nın, Erzurum’un, Bursa’nın, Eskişehir’in gizli Yahudilerine de bir baksan, ya İspanya kökenli çıkarlar, ya Polonya… Buna rağmen sorsan ‘İzmirliyiz’ derler, ‘Ankaralıyız’ derler, ‘Rumeliliyiz’ derler, ‘Türküz’ derler hatta ‘Evlad-ı Fatihanız’ derler de gerisini mevzu etmek istemezler.

Bu kadar yorulana kadar, geçip twitter’ın başına, şu mealde cümleler yazabilirdin:

1- Evet, gençlik yıllarımda, daha çok Sabetaycı gizli Yahudilerin ve Masonların toplaştığı Adnan Oktar grubundaydım. Onlara yapılan Emniyet operasyonlarında ve yargılamalarda ben de topun ağzına kadar geldim ama içeri düşmedim. O zaman soy adım ‘Uygun’du, gazetelere konu olduğum için Sabetaycı anne tarafımın soy adı olan Taslaman’ı mahkeme kararı ile soy adım yaptım.

2- İddia edildiği gibi ben de Sabetaycıyım. Eşim de, eşimin akrabaları da, etrafımdan çok kimseler de, kankam Emre Dorman da, Haber Türk’ün sahibi Turgay Ciner de, Cansu Canan Özgen de, daha çok kimseler de hep Sabetaycı.

Adnan Oktar’ın kedicikleri denilen kadınlardan Sabetaycı Tuba Öymen’in 2011 yılındaki bir paylaşımı. Adnan Oktar grubundan ayrılıp Kızıl İmamcılar denilen gurupla yoluna devam eden Caner Taslaman’ı, Oktar grubu yıllarca ifşa etti.

3- Bu nedenle, bütün müslümanları karşımıza alıyoruz. Onlar ne derse desin, neyi ispat ederse etsin görmezden geliyoruz. ‘Bilimsellik” söylemleri altında, onların doğru olan ehl-i sünnet İslam inancına “Geleneksel İslam” deyip yok etmeye çabalıyoruz. Hadisleri ve mezhepleri yıkarak, İslam’ı dipten bir darbe ile yıkmak istiyoruz. Hatta bu maksatla alaya alıyoruz, baskı altına alıyoruz ve bu gizli kapaklı bağlantılarımız yüzünden, haksızlığımız meydanda olduğu halde, münazaralarda gerçek İslam alimlerinin karşısında perişan olduğumuz halde bu Sabetaycı basın ve medya yine de onları değil, bizi el üstünde tutuyor. Hizmet verdiği milletin değil, bizim yanımızda oluyorlar. Zaten bu sadece dini meselelerde böyle değil. Onlarca yıldır bu milletin kabullenişlerini Sabetaycı basın ve medya değiştirmedi mi.. Çıplaklığı, alkolü, sigarayı, ana-babaya asi olmayı, kendi kafasına kaptan olmayı, süs ve gösteriş için yaşamayı, kumarı, zinayı, evlilik dışı birlikteliği bizim Sabetaycı basın ve medya normalleştirmedi mi… Bakın işte bu paylaşımım da bile arkamda yarı çıplak bir kadın var ve ben onun da olduğu fotoğrafı paylaşırken, sabah akşam İslam’dan, ayetlerden bahseden biri olduğum halde hiç bir utanma belirtisi göstermeden onu da paylaştım. 

Haftalar hatta aylar boyunca, Sabetaycı Caner Taslaman’a, en medeni şekilde sorular yönelttik. Sabırla tekrar tekrar sorduk ve imkansızı başarıp, her seferinde görmezden gelmeyi tercih etti. Şimdilerde bütün Türkiye Akademi Dergisi’nin Caner Taslaman ve çevresine dair iddiaları ile çalkalanıyor ama o hala akıl almaz şekilde susuyor.

4- Caner Taslaman ad ve soy adımın Boşnakça ile alakası yoktur. İbraniceye atıf içerir. Bunları açıklasam da giriş seviyesinde olanlarınız anlayamaz. Boşa zahmet çekmenin anlamı yok. Benim adım Can-er, Turgay’ın soya adı Cin-er… Benim soy adım Tasla-man, Emre’ninki Dor-Man.. Bunlar tesadüf eseri değildir. Özenle üzerinde durulmuş isim ve soy isimlerdir ve İbranice gerçek isimlerimize ya ses/telaffuz ya da mana itibari ile atıf içerir. 


5- Yaptık, ettik. Bakın ne kadar panik halinde olduğum sadece şu acayip tutarsız davranışlarımdan ve paylaşımlarımdan bile belli ve gözler önünde. Lütfen savcılıklara suç duyurusunda bulunmayın. Yaptıklarıma çok pişmanım.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sabetaycı gizli Yahudi Caner Taslaman’ı, bu millete inat, kimler, neden televizyon programlarına çıkartıyor

Yazar: Mehmet Fahri Sertkaya (#mfs)

Caner Taslaman, Sabetayist gizli Yahudi…
Pelin Batu, Sabetayist gizli Yahudi…

Okan Kaan Bayülgen, Sabetaycı gizli Yahudi…
Show TV, Sabetaycılar tarafından kurulmuş bir televizyon kanalı…

1 Mart 1991’de Sabetaycı Erol Aksoy, Sabetaycı Dinç Bilgin, Sabetaycı Haldun Simavi ve Sabetaycı Erol Simavi tarafından Fransa’da kurulmuştur. Yayına geçtiği ilk anlardan itibaren, halkın bütün tepkisine rağmen, bu milletin değerlerine savaş açmışçasına bir yayın faaliyeti olmuştur.
Çıplaklığın, küfrün, lanetin, hırsızlığın, kibrin, şımarıklığın, evlilik dışı ilişkilerin, adiliğin, rezilliğin hakim olduğu Amerika yapımı ve Siyonistlerin çektiği filmlerin…

Cinselliğin, kadın bedeninin sanat gibi pazarlanmak istendiği rezil programların, nikah dışı ilişkileri meşrulaştırmaya çalışan her türlü yayının ve ayrıca pop kültürünü, hovardalığı, serseriliği, vurdumduymazlığı, sorumsuzluğu aşılayan her türlü yayının…

Ayrıca, çırılçıplak kadınları kliplerinde oynatan Türk görünümlü Sabetayist sözde sanatçıların kliplerinin günün her saatinde yayınlandığı, adeta bir lağım çukuru vazifesi görmüştür. Bütün bunlar kasten yapılmıştır. İlk dakikadan itibaren medeni bir hukuk devletinde, bir milli güvenlik tehdidi kabul edilip, yargı müdahalesi görmesi gerekecek bir TV kanalıydı. Şu anda Siyonistler ve Sabetayistler, bir dünya devi olmaya doğru hızla koşan Çin’de, ahlaken, fiziken, ruhen, aklen ve toplum çapında “çökertici” faaliyetlerde bulunmak isteseler de Çin devleti, bizim o vakitlerden beri yapamadığımızı yapıyor ve bunlara izin vermiyor. Çin’in bu isabetli uygulamaları da basın ve medyamıza eskiden beri hakim olmuş bu kriptolar tarafından “Çin’deki mantıksız, anlaşılmaz yasaklar” gibi başlıklarla milletimize sunuluyor.

Kanalizasyon çukurunun şu andaki sahibi ise, hakkında gümrük kaçakçılığı, madenlerinde ölümlü kazalara sebep olmak dahil çok sayıda suçlama ve yargılama olan ve Sabetayist Caner Taslaman’ı, Müslümanların itikadını darbeleyip dursun, hadis inkarcılığı hakim olsun, mezhepsizlik fitnesi yayılsın, akılcı sapkın bir İslam inancı hakim olsun diye, sahibi olduğu diğer kanal Haber Türk’te Sabetayist Cansu Canan Özgen’in programına, bu milletten yükselen çığ gibi tepkilere rağmen inatla ve keyifle çıkartan Sabetayist Turgay Ciner’dir.

Sabetayist Adıtürk’ü (sözde Atatürk’ü) deşifre ettik diye bizi sürmanşetinden bütün Türkiye’ye, kasten açık isim ve soy isim vererek hedef gösteren de Gazete Haber Türk paçavrasıdır. Buna rağmen, bin türlü somut delil ve kaynak ile yaptığımız o yayınlardan dolayı yapılan o yargılamadan beraat ettiğimizi yazamayan, haber yapamayan da onlardır.
Pelin Batu’yu yeni duymuş olabilirsiniz. Başlangıç bilgisi için şuraya bakabilirsiniz: 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Neden uzaylı istilası yaşanmıyor? UFO’lar neden gizleniyor?

Bizden binlerce sene daha ileri teknolojiye sahipler, aklımızın idrakinden aciz kaldığı uzay araçları ile kim bilir nerelerden dünyamıza kadar geliyorlar. Lakin en ufak bir rahatsızlık vermiyorlar. Kimsenin canına ya da malına dokunmuyorlar. Savaş uçakları tarafından vurulmak istenseler bile kolay kolay karşılık vermiyorlar. Hatta bazen, dünyamıza düşmekte olan meteorları havada parçalarken kameralara yakalanıyorlar.

İnsanlarımızı kaçırsalar bile asla öldürmüyorlar ya da sakat bırakmıyorlar. Bir süre üzerlerinde incelemeler yaptıktan sonra mutlaka geri getiriyorlar. Şu anda dünyanın çeşitli ülkelerinde, çok farklı inançlara sahip çok sayıda saygın bilim adamı ortak bir söylem ile “Dünya dışı canlılar bize dostça yaklaşıyorlar.” ifadesini kullanmaya mecbur kalmış durumdalar. Kanada eski savunma bakanı Paul Hellyer ve Bulgaristan uzay bilimleri uzmanı ve kurum yetkilisi bunlardan sadece ikisi…

Birkaç ay önce, NASA için çalışan bilim adamı Shawn Domagal-Goldman “Küresel ısınma böyle devam ederse, çok yakında dünyamızı korumak isteyen uzaylılar dünyamıza müdahale edecekler.” şeklinde bir ifadeyi herkesin duyabileceği şekilde dillendirmek ve kamuoyu oluşturmak zorunluluğu gördü.

“Dünya insanlığı bu gerçeği duymaya hazır değil”miş…

Neden böyle olduğu, neden dünya dışı varlıkların art niyetli olmadıkları, neden bize zarar vermedikleri gibi bir de dünyamızı neden korumaya çalıştıkları hususunda, ülkemizde kendisini bu konularda söz sahibi olarak tanıtmayı başarmış bazı şahısların komik açıklamaları mevcut; “Dünya insanlığı bu gerçeği duymaya hazır değil”miş…

En az yüz senedir dünyamızda UFO’lar ve uzaylılar konusu tartışılıyor. Pek çok UFO kazası oldu. Kaza yapmış bu UFO’ları ve uzaylıları gözleri ile gören çok sayıda halktan insan, güvenlik görevlisi, asker, subay ve gazeteciler oldu. Bu olayları ertesi gün manşetlere taşıyan gazeteler oldu. Onlarca sene sonra bu asker ve sivil şahitlerin bir kısmı, her şeyleri net olarak medyaya anlattılar, itiraf ettiler. Yaklaşık bir asırdır bu konular hiç gündemden düşmedi. En az yüz senedir dünyamızı ziyaret eden bu varlıklar, yer altlarında devasa tesisler kurana kadar, dünyamızı meteorlardan koruyana kadar, dünyanın her bir karışını inceleyip araştırırken gizlenmeye çabalayana kadar, kendi varlıklarını zamanla kabul ettirmek için bir şeyler yapsalardı ya?

Kaç yüz sene daha bekleyecekler? Bizim madenlerimizi, zenginliklerimizi de sömürmeyecekler ise, bizden güçsüz de değiller ve hatta tarifsiz bir üstünlüğe sahipler ise, bir asırdır, sürekli bir gayret ve emek ile kendilerini neden gizlesinler? “Akıl hastası uzaylılar” kavramını mı üretmek gerekiyor bu durumda?

(Resim: Sabetaycı gizli Yahudi Cansu Canan Özgen ile Sabetaycı gizli Yahudi Haktan Akdoğan, Sabetaycı gizli Yahudi çete lideri Turgay Ciner’e ait olan Haber Türk kanalında, uzaylılar konusundan söze girip bilimsellik kılıfı giydirerek sözü New Age tarikatlarının ve Kabala’nın sapıklıklarına sinsi sinsi getirdikleri bir canlı yayında görülüyorlar.)

Bakın şu hadis-i şerif, dünyamızın, dini anlamda bütün evrenin/kainatın merkezi olduğunu gözler önüne seriyor. Bunca farklı farklı uzaylı insan türleri de bu dini gerçeklerden haberdar oldukları ve Müslüman oldukları için bizim dünyamıza zarar vermiyorlar. Hatta gayr-i müslim diğer uzaylı insan türlerinin saldırılarından koruyorlar. Belki de yapay olduğunu tartıştığımız dünyamızın uydusu Ay, bu amaçla sonradan dünyamızın yörüngesine yerleştirilmiş bir uzay aracı:

“Göklerin efendisi, içinde arş olan(yedi kat semanın iki kat daha üzerindeki) göktür(ki yedi kat semanın üzerinde toplamda beş kat daha gök tabakası vardır). Yerlerin efendisi de bizim üzerinde bulunduğumuz (dünyamızın) yeryüzüdür”

[ibn-i Abbas, Suyûtî, el-Dürr, VI/239.]

Hemen akla “Bunlar müslümanlar ise, neden dünyamızdaki Müslümanlara yardımcı olmuyorlar?” sorusu geliyor. Çok yakında bütün dünya bu gerçekten haberdar olacak ki pek çok uzaylı müslüman insan türü, bizim dünyamızdaki Müslümanların önde gelen din alimleri ile en az yarım asırdır iletişim halindeler. Lakin, yine dini bir kaide/kural gereği, onların bizim dünyamızdaki Müslümanlara yardımcı olmaları yasak. Çünkü bu durum, dünyamızdaki biz Müslümanların imtihanını bozacak, çabalayıp gayret etmeden her şey çok güzel olacak ve kimse imtihan olmamış ve derece kazanmamış olacak. Böyle olacaksa da insanın cennetten dünyaya gönderilmiş olmasının bir anlamı kalır mı?

| Mehmet Fahri Sertkaya | http://www.SpaceExplorer.TV