Etiket arşivi: Üzeyir Garih

Tayyip’in yüzlerce milyar dolarlarına da çökecekler

Mehmet Ağar’a da çökecekler. Soysuz’a da çökecekler. Dünyanın dört bir yanındaki çok yüksek sayıda kişiye ve mafyaya çökecekler. Herkesin paralarına çökecekler. Ankebut Ağını ve bu ağa bağlı ülkelerden en çok da batı ülkelerini ayakta tutmaya çabalayacaklar. İtiraz edeni, vermeyeni, oyalayanı, başka çareler deneyeni devirecekler, ezecekler, çapraz ateşlere alacaklar. Göstere göstere sıktıracaklar. Fail-i meçhul cinayetler, şüpheli ölümler artacak. İntihar, kalp krizi ve korona gibi gösterilen ölümler de artacak. Sahada taraflar arasında çatışmalar çok artacak. Basında, medyada, sosyal medyada çok değişik, çok sarsıcı haberler yapılacak. Sorun çıkartanlar basın/medya yoluyla ve hukuk yoluyla da alaşağı edilecek. Hem o gizli Ermeni ve kara paracı MİT piyonu Abdullah Çatlı’nın da yaşadığı konuşuluyor, bu işlerde uzmanlığı var, belki onu da sahada kullanırlar. Ya da bu süre zarfında kendi gibi kişiler yetiştirmiştir, onları da kullanırlar. Öyle şeyler yaşanacak ki Susurluk, bu yaşanacakların yanında gölgesi kadar kalamaz.

Bu arada kimsenin mason olduğuna, satanist olduğuna, yahudi olduğuna, bunca zamandır Ankebut Ağına faydalar sağladığına da bakmayacaklar. Sorunlar çıkartıyor diye yahudi ve 33. derecede mason olan Üzeyir Garih’i bile vurdular, attılar… Şimdi ise o zamanlardan bin beter haldeler, çökmemek ve yok olmamak için akıllarına gelen her şeyi yapmayı meşru görürler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bunlar neden tartışılmıyor, neden soruşturulmuyor?

Tayyip suç üstü yapılacakmış ama Muhsin bunu engellemiş.

Gizli Ermeni ve basit bir MİT piyonu kara paracı olan Muhsin Yazıcıoğlu olmasaydı, siyonizmin/masonluğun Tayyip ve AKPKK projesi başlarken biter miydi? Son yirmi yıldır Tayyip ve AKPKK projesi üzerinden Türkiye’de yapılan ihanetlerde, zulümlerde, soygunlarda, cinayetlerde, peşkeşlerde, vurulan çok ağır manevi ve ahlaki darbelerde, gizli Ermeni Muhsin Yazıcıyan’ın da payı mı var?

Soyunun bir yanı gizli Ermeni, bir yanı gizli Yahudi olan ve yine kara paracı olan Selçuk Özdağ, gazeteci olarak gösterilen Veli Toprak’la birlikte bir kitap yazdı. “Son Alperen – Muhsin Yazıoğlu’nun sır görüşmeleri” isimli kitap daha önce basında konu edildi. Kitapta dikkat çekici olan ve biz müslümanların gözünü açan hatıralar ve bilgiler de var. Bunlardan birini Selçuk Özdağ, MHPKK eski milletvekili Saffet Topaktaş’tan aktarmış. Saffet Topaktaş’ın anlattığına göre, Tayyip suç üstü yapılacakmış ama Muhsin bunu son anda engellemiş.

İlk gençlik yıllarından beri dolandırıcı, yalancı, sahtekar, hileci, ahlaksız, vatan haini, kibir abidesi ve cahil biri olan, eşek etinden sucuk yapıp satmasıyla da tanınan Tayyip’in, İBB başkanlığı zamanında işlediği suçlardan dolayı köşeye sıkıştığı ve dosyasının Yargıtay’da olduğu anlarda bakın neler yaşanmış. Selçuk Özdağ, söz konusu kitapta, Saffet Topaktaş’tan aktarıyor:

“Erdoğan’ın İBB’yle ilgili bir mahkemesi var, dosyası Yargıtay’a gelmiş. Muhsin Başkan’la oturuyoruz, bir telefon geldi. Muhsin Başkan hemen Tayyip Bey’i aradı, ‘Randevulaştığın yere gitme!’ diye uyardı. Başkan’a ‘Bu ne, ne oluyor?’ diye sordum. 5 milyon doları birine vermek için gitse orada suçüstü yapacaklarmış. Hatta Başkan’a ‘Ne diyorsun?’ dedim. ‘Bize böyle bir bilgi geldi. Bize yakışmaz, bildirmek gerekir’ dedi. Bildirdi, ‘randevuya gitme’ dedi. Böylece o olaydan kurtardı.”

Nedense, kitabın bu kısmı daha önce basında yer bulduğu halde, üzerine geçen aylar boyunca kimse çıkıp konuyu tartışmadı. Beş milyon dolar para Tayyip’in miydi? Onunsa, bir yüzükle çıktığı yolda, kısa sürede o kadar büyük parayı nereden buldu? Onun değilse, ona kim, neden verdi? Buluşmaya gideceği taraf kimdi, kimlerdi? Gitseydi ve parayı verseydi, ne maksatla verecekti ve neden suç üstü yapılmış sayılacaktı?

Kitapta yine Topaktaş’tan aktarılan sarsıcı başka bilgiler de var. FETÖ projesinin beyin takımından biri olan Yahudi ve mason Üzeyir Garih’in partiyi ziyaret ettiği ve kritik bir anda yönlendirmeler yapmak istediği ama buna muvaffak olamadığı iddia ediliyor. Gerçekten öyle mi?

O kısmı da okuyalım:

“Üzeyir Garih partiye geldi. İkisi görüştüler. O tarihte DSP-MHP-ANAP koalisyonu vardı. ‘Türkiye 2 partili döneme gidecek’ demiş. Muhsin Bey bize anlattı. ‘Sen dışında kalma’ diye teklif yapmış. Hanefi Çelik’in evinde Tayyip’le görüşme var. Bütün arkadaşları Muhsin Bey’e ‘Birlikte hareket edelim’ dediği halde, Başkan kabul etmedi. Şimdi sağ olsa idi, bunların alternatifi olurdu.”

Acaba, o görüşmede, içimizdeki İsrail’in ve FETÖ’nün en tepe isimlerinden biri olan Üzeyir Garih, tam tersine taleplerde bulunmuş olmasın? Siyaset sahnesinde şimdilerde olduğu kadar yüksek seviyede sıkıntıların olduğu, halkın artık seçimlerden ve partilerden ümidi kestiği ve gerçek bir lider aradığı bir dönemde, Muhsin şayet gerçekten müslüman, Türk ve vatansever bir liderse, neden bu fırsatı değerlendirmedi? Üzeyir Garih gibi neye hizmet ettiğini herkesin bildiği bir kişi, neden açıkça gelip Muhsin’e “Sen de dışarıda kalma, bu oyuna dahil” ol desin? Çocuk mu kandırıyor bunlar… Selçuk Özdağ da mı herkesi ahmak zan ediyor. Muhsin Yazıcıoğlu bunu bir kere yapmadı, her fırsatta yaptı. Her fırsatta, gerçek bir alternatif olmaktan, içimizdeki İsrail’in diğer partilerinin oylarını düşürmekten ve planlarını bozmaktan kaçtı.

Bunlar gibi daha neler neler var, zamanı geldi, geliyor ve hepsini anlatacağım. Delilsiz de değil, çok yakında, delilleri paylaşabileceğim bir Türkiye ve dünya dengesi oluşturmuş olacağım. İşte deprem ne demekmiş, bütün dünya, bütün Ankebut Ağı o zaman yaşayacak, görecek

Sürekli takipçilerim hatırlayacaklardır, o şişirme kahraman Abdullah Çatlı’nın da soyunda Ermenilik olduğunu çoktan yazmış ama detaylara girmemiştim. Abdullah Çatlı da bir gizli Ermeniydi, adi bir kara paracıydı, bir MİT piyonu olarak akla gelen her türlü kara para işlerinde, en insanlık dışı kara para işlerinde bile kullanıldı. Bu millete hizmet etmesi gerekirken İsrail’e ve batılı kara paracı diğer devletlere hizmet eden MİT, bir de bunca vahşetin, bunca ihanetin, bunca rezilliğin içinde kullandığı gizli Ermeni ve gizli Yahudi kişileri kahramanlaştırdı. Bunu da basındaki, medyadaki, şimdi sosyal medyadaki, film ve dizi sektöründeki kripto kimlikli adamlarıyla yaptı, yapıyor. İleri derecede vatan haini ve kara paracı olan Abdullah Çatlı’nın kahramanlaştırıldığı bir de dizi çektirdi. Gizli Yahudi Osman Sınav’a bu maksatla Kurtlar Vadisi dizisini çektirdi. Bu dizi üzerinden ayrıca Türkiye ve Türk milleti, siyonizmin “llımlı İslam cumhuriyeti” projesine hazırlandı. Bu proje kapsamında Ortadoğu ve kuzey Afrika başta olmak üzere her yer işgal edilecek, sömürülecek, rejimler ve liderler değiştirilirken çıkan harplerde Türk milleti, devleti ve ordusu en başta kullanılacaktı. Aslında neler döndüğü, kimin nasıl oyunlar çevirdiği millet tarafından anlaşılamadan, olanlar olacaktı. Kurtlar Vadisi ve sonrasında çekilen Osmanlı, İslam, cihad, teşkilat temalı filmler ve diziler bu maksatla da çekildiler, çekiliyorlar. Hala milli ve manevi duyguları daha da yükseltilmek istenen, bu yapılırken, kendi tabirleriyle “ılımlı İslam” çizgisinde yapılan, batı dünyası ile İsrail menfaatine olacak şekilde her an çatışmalara girmesi istenen bir Türkiye var.

Kurtlar Vadisi’nin konsept danışmanı olarak gösterilen kişi bile MİT piyonu Soner Yalçın… MİT tarafından yalanlarla, kandırmalarla, ihanetlerle dolu tarzda hazırlanan o meşhur kitapların üzerine Soner Yalçın ismi yazıldı. Soner Yalçın, hala kitapların muhteviyatına tam hakim olamadığı için bunca sene sonra bile canlı yayınlara çıkamayan, sorulara muhatap olmaktan kaçan, hala doğru düzgün köşe yazısı bile yazamadığı halde Türkiye’nin en önemli araştırmacı gazetecilerinden ve yazarlarından biri olarak gösterilen bir vatan haininden ve kara paracıdan başka bir şey değil. Bunca yıldır çok şeyleri yazdım, yazdığım kadarı bile son derece büyük darbeler vurdu içimizdeki İsrail’e, içimizdeki Ermenistan’a ve dünya genelinde Ankebut Ağına… Lakin bundan sonra son ve öldürücü darbeleri de vuracağım. O Devlet Bohçalı’nın nasıl bir Türk, İslam ve insanlık düşmanı hain ve alçak olduğunu da bir anda gözler önüne sereceğim. Tayyip’in elinden tutup onu iktidara getirenlerin ve onun üzerinden bu millete hala her kötülüğü yapanların en sadık köpeklerinden birinin Devlet Bohçalı olduğunu da gözler önüne sereceğim

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ölüsü de dirisi de yok

Üzeyir Garih davasında suç, üstüne yıkılan, en başından beri “Ben yapmadım. Bana günlerce rolümü ezberlettiler. Hem milyon dolarlar teklif ettiler hem de kabul etmezsem ailemi de yok edeceklerini söylediler” diyen kişi…

En son 2009’da, Ergenekon davası kapsamında tanık sıfatıyla ifadesi alınırken görüldü. Savcılıktan cezaevine on gün sonra teslim edildiği iddia edildi. O günlerde annesi telefonla cezaevini aradı ama Yener’le görüşemedi. Sonra cezaevine gitti ama görüşemedi. “Buraya geri getirilmedi” cevabını aldı. Sonra basına konuştu. Sonra o kadın da sustu, Yener Yermez de o günden beri ortada yok. Ölüsü de dirisi de yok. 2009’da Fehmi Koru’ya ihbar mektubu gönderip suçu işlemediğini tehdit altında olduğunu ifade etmişti. Son savcıda da baştan beri söylediklerini söyledi. Zaten sözde suçunu itiraf ettiği ifadesinin her yeri açık dolu ve yalan/kurgu olduğu somut şekilde meydanda. Başka cezaevinden bir mahkum tarafından yazılmış ve cezaevinin “görüldü” damgası vurduğu bir mektupla da tehdit edildi. Ben 2018’te cezaevine konulmadan kısa süre önce mayıs 2019’da bu konuyu işlemiştim. Ona rağmen Yener Yermez’in akıbeti hala meçhul. Belki Sedat Peker falan konu eder ya da şu hükumeti gerçekten “hukuki sınırlar dahilinde” devirmek isteyen muhalif birileri konu eder de ülke şenlenir. AKPKK’nin aslında ne olduğu bir anda görülür. Türkiye’de adliyelerin, cezaevlerinin ve hatta hastahanelerin nasıl ayardan çıktığı, iktidarın talimatlarına göre muhalif kişileri nasıl harcayıp parçaladıkları iyice görülür. Bakalım, bunu yaparlarsa ne ala, yapmazlarsa, iş yine bana kalır ve ben hukuk tanımaz bu iktidarı ve arkasındaki güç unsurlarını, hukukun dışına çıka çıka ezer geçerim.

Mehmet Fahri Sertkaya

Derin Tarih dergisinin çirkin yüzü | Kimmiş kahraman? Fevzi Çakmak mı, Rauf Orbay mı, Kazım Karabekir mi?

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, rauf orbay, fevzi çakmak, sabetaycılar, üzeyir garih, masonlar, gizli yahudiler, FETÖ, yamanlar koleji, gizlenen gerçekler, Kazım Karabekir, peyami safa, mustafa armağan, derin tarih, küçük hüseyin efendi, alarko, bedirhan aşireti

Kimmiş kahraman?

Sahip oldukları yarım yamalak ilim ile, bir Siyonist pususu olduğu somut yüzlerce delil ile meydanda olan AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütüne yardım ve yataklık eden kişilere ve çakma dergilerine itibar etmeyin…

Derin Tarih’te “kahraman” denilen kişilerden Fevzi Çakmak ve Rauf Orbay gizli Yahudi kişilerdi. Ülkemizde, Türk ve Müslüman hakimiyetini tamamen ve sonsuza kadar yok etmek için hile, ihanet hatta tedhiş ile kurulan Kamalizm maskeli Sabetayist Yahudi rejiminin gönüllü askeriydi bunlar… Türk ve Müslüman görünürken, ya da Kürt ve Müslüman görünürken, Türk ve İslam düşmanlığı yapmış kişilerdi. 

Fevzi, 22 sene Sabetaycı gizli Yahudi Kemal Atatürk’e ve onu oynatan Sabetaycı kliğe, gönül rızası ile ve sorun çıkartmadan Genelkurmay başkanı olarak emir erliği yapmıştır. Öldüğünde, vasiyeti gereği, Müslüman görünen ama aslında gizli Yahudi olan sözde şeyh Küçük Hüseyin Efendi’nin mezarının dibine gömülmüştür. Çok sonraları,İçimizdekiİsrail‘in en üst yönetici kadrosundan 33 dereceli Mason ve Musevi Üzeyir Garih, Yahudi iç çekişmeleri gereği öldürülünce, cesedi Fevzi Çakmak ile Küçük Hüseyin’in mezarları arasında bulunmuştur. Garih, aslında kendi şeyhi olan ama hayatı boyunca Müslüman rolü oynadığı için Müslüman kabristanında yatan Küçük Hüseyin Efendinin mezarını çok sık olarak ziyaret ederdi. 

Kimse de kimliğinde bile Musevi yazan Garih’in bunu neden yaptığını sorgulamazdı. FETÖ’nün en üst kurucularından biri de bu Garih’ti, Alarko idi. FETÖ de “Kemalizm” projesi gibi, bu Yahudilerin projesiydi. Şimdi hamile kadınlarına ve el kadar bebeklerine kadar on binlerce Müslüman, hukuk dışı ve keyfi şekilde ceza evlerinde ama asıl FETÖ’cüler, bunlarla aynı klikten olan ve bunlardan talimat alan ülkemizdeki gizli Yahudi ve Mason sanatçılar, iş adamları, ünlüler, gazeteciler, sözde aydınlar, siyasetiçiler… Sezen Aksu’nun babası olup FETÖ’nün ilk eğitim müessesesi olan İzmir Yamanlar Koleji’ni kuran Sami’ye kadar, bu gerçek FETÖ’cülerin hiçbirine dokunulmuş değil. 

Fevzi Çakmak’ın karısı da, henüz yaşarken evini Musevi cemaatine bağışladı ve sinagog yapıldı. Bunları ve daha neleri neleri, sekiz-on senedir bütün Türkiye’ye duyurduk da, dinimizi ve değerlerimizi dünya menfaat ve siyasetine alet etmekte sınır tanımayan, böyle yapanlara Allah’ın lanet ettiğini bildikleri halde bunu yapmaya devam eden bu İslamcı kadro, bunları duymadı mı? Ya da anlattıklarımızın aksini mi ispat edebildiler? Bu nasıl Müslümanlık, bu nasıl vicdan, bu nasıl hak-hukuk-cihad-hizmet anlayışı? FETÖ de FETÖ diye diye en çok bağıranlar bunlar ama bu kripto Yahudi ve Mason gerçek FETÖ’cülerin hangisini hedefe koyup seslerini çıkarabilmişler. Güçleri sadece masum kadınlara, bebeklere mi yetiyormuş… İnsan hiçbir şey yapamazsa, dik duramazsa, bedel ödeyemezse, hiç değilse sessiz ve tarafsız kalır da ilahi tokadı yemez. Lakin bunlar hala gerçek paralel devletin adamlarını markalaştırmak, kahramanlaştırmak derdindeler. üstelik, buna yol-zemin kalmadığı halde, gerçekler bunca senedir izah ve ispat edildiği halde bunu yapıyorlar. 

Sabetaycı Adnan Menderes konusunda da aynı samimiyetsiz tavırlarını, inatla sürdürmek gayretindeler ve onun gerçek yüzünü kabullenmek istemiyorlar. Çünkü her yanı nifak kokan çakma davaları, partileri, cemaatleri, tarikatları, liderleri, dergileri, televizyon kanalları, her şeyleri temelden çökecek bu gerçekleri kabul ettiklerinde… 

Rauf Orbay da aynı ihanet kliğinin bir adamıydı. Fark şu ki daha çok Sabetaycı gizli Yahudilerden ve gizli Ermenilerden oluşan ve hukuksuz şekilde “Kamalizm”i, “Atatürkçülüğü” kutsallaştırıp dokunulmaz yaparak kendilerini bunların arkasında sağlama alan bu ihanet şebekesinde o, Kürt Yahudisi kökenli olan az sayıdaki kişiden biriydi. Bedirhan Aşireti olarak bilinen Kürt Yahudisi aşiretin mensubuydu. Bu gün, bir Siyonist/gizli Yahudi/Gizli Ermeni/Mason ihanet partisi olan İttihat ve Terakki (Birlik ve Kalkınma) Partisinden hiç farkı olmayan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin asıl kurucularından biri olan ve ‘Tayyip’i Tayyip yapan adam’ olarak bilinen CIA casusu, gizli Boşbakan, İçimizdeki İsrail’in etkili adamlarından Cüneyt Zapsu’nun soyu da bir yandan Sabetaycı Yahudi Uzel’lere, bir yandan da bu Bedirhan Aşireti’ne ve Kürt Yahudilerine çıkar. Bunları da sekiz-on senedir, çok etkili şahısların isimlerini vere vere anlattık. Arama motorunda aratınca bulunabilir. Siyonizmin AKPKK’si ve ismi geçen vatan hainleri davacı olamadıkları halde, bu sitelerimize keyfi şekilde, KHK bahaneleri ile “katliam” denebilecek erişim engelleri uygulandı ama çoktan herkes her şeyi duymuştu ve VPN ile girebilirsiniz… 

Gelelim Kazım Karabekir’e… Hiç uzatmaya gerek yok. En özet ve isabetli şekilde şöyle anlatılabilir ki, tam bu Derin Tarih ekibi gibi bir ayardaydı. Müslüman mı, değil mi, vatansever mi, değil mi, bazen faydalı çıkışlar yaparken niyeti hayır mı, değil mi, niyeti hizmet mi, cihad mı, yoksa şahsi çıkarlar mı, anlaşılmayan, samimi bulunmayan, itibar edilmeyen, egosundan yanına yanaşılmayan, İslam’ın en temel meselelerine bile içten içten itiraz halinde olup bunu açıkça meydana koyamayıp acayip davranışlar içine giren, Müslümanlığı ve vatan davası lafta olan boş adamın tekiydi. Yaşıyor olsaydı, sokakta denk gelseydim, boş adamın teki olan Kadir Mısıroğlu’na vermediğim gibi ona da selam vermez, selamsız geçerdim. 

Kendinizi yakın geçmişteki ve günümüzdeki İslamcıların tuzaklarından, şerlerinden koruyun. Dininizi, lisanınızı, davanızı bunlardan öğreneceğinize cahil kalın, daha ehven-i şer olur. Allah’ın dinini bile dünya menfaat ve siyasetine alet eden ve din diye, dava diye diye yamuk oldukları apaçık göz önünde olan adamları, akımları destekleyip tavsiye eden ve hatta kahramanlaştıran kişilerden, aslandan kaçar gibi değil, daha şiddetli kaçın. Aslan sizin dünyanızı/canınızı alır. Bunlar sonsuz hayatınızı, bitmek bilmeyen hayatınızı cehenneme çevirirler. 

Şu Kadir, kırk yıldır bastığı ve mut’a nikahına bile cevaz veren ve sapıklık dolu kitabını, son senelerde defalarca infiale sebep olduğu, tepki aldığı halde inatla yayından kaldırmayacak kadar ve saçma sapan siyasi, tarihi görüşlerini, görüşlerinin/iddialarının aksi bin türlü ispat edilmiş ve kendisi aciz düşmüş olduğu halde değiştirmeyecek kadar tehlikeli bir adam. 

Son iki asır içinde ve günümüzde, takdir edip tasvip edebileceğiniz bir avuç gerçek Müslüman var. Bunu peşinen kabul edin, ahir zamanda olduğunuzu, Deccal fitnesinin son döneminde olduğunuzu ve dünyaya iki asırdır küfrün hakim olduğunu bilin de, ömrünü boşa harcayanlardan, ahiretini tehlikeye atanlardan olmayın. İslamcı olmayın, İslamcı olmayın, İslamcı olmayın. Particilik yapmayın, dininizin, davanızın her meselesini parti ve lider ekseninde değerlendirmek hastalığına kapılmayın. Dosdoğru Müslümanlar olun. İslamda böyle bir seçim sistemine de, particiliğe de, bilen bilmeyen herkesin kitap yazmasına da, görüş beyan etmesine de, oy kullanmasına da izin yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi