Etiket arşivi: Uzayda hayat var mı?

Uzaya ve evrene bakışınızı değiştirecek sarsıcı gerçekler: Miraç hadisesi, uzaydaki diğer insan ırkları ve uzayın da ötesindeki evrende insan haricindeki farklı canlılar

Çizimin tam merkezinde gördüğünüz alan dünya seması, bu günkü tabiri ile uzay boşluğu…

Uzay, iddia edilenin aksine “sonsuz uzay boşluğu” değil ve onun da başlangıcı, bitişi ve sınırları var. Bu gün evren denilen kâinat, iç içe geçmiş küreler halinde ve kat kat… En merkezde, dünyamızın da içinde bulunduğu uzay var ve uzayı çepeçevre kuşatan ve kendisi de küre biçiminde olan 1. kat sema/gök var. Bütün gök katları birbirlerini bu şekilde kuşatan küre biçimindeler. 

Şu uzay bile o kadar büyük ki, başını sonunu tahmin bile edemediğimiz için bazı gafiller “sonsuz” demek zorunda kaldılar. Oysa bu kadar büyük bir uzay bile, içinde bulunduğu 1. kat semaya kıyasla Arap yarımadasındaki bir kum taneciği kadar küçük kalıyor. 1. kat sema da içinde bulunduğu 2. kat semaya kıyasla Arap yarımadasındaki bir kum taneciği kadar küçük kalıyor. Ve bütün sema katları birbirlerine kıyasla bu derece büyük.  Bu da gösteriyor ki evrenin genişliğini tahmin etmeye bile yetmez, aklımız ve idrakimiz… 

Miraç hadisesinde Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) önce Mescid-i Haram’dan(Kabe çevresinden), Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya, Allahü telanın sonsuz kudreti ve meleklerini de vesile etmesi ile bir anda götürüldü ve sonra buradan uzaya (dünya semasına) ve sonra sema katlarına götürüldü meleklerin hızında… 

Yedi kat semanın da üzerinde katlar var ve oralara kadar gezdirilip evrenin gizemleri kendisine gösterildi. Öyle ki yedi kat semanın iki kat daha üzerinde olan Arş-ı ala isimli katta mevcut/yaratılmış bulunan cennet ve cehennemi ve hatta cennet ve cehennem ehli de gösterildi. Kıyamet kopmadı ise ve insanlar kabir hayatında ise, cennetlik ve cehennemlikler olarak ayrılmadılar ise, Hz. Peygamber (s.a.v.) kimleri gördü? İki ihtimal var;

1- Allah tealanın dilemesi ile gelecekte olacaklar gösterildi.O anda dünya hayatında ya da kabir hayatında olan kulların, cennetteki ya da cehennemdeki halleri gösterildi.

2- Hz. Peygamber (s.a.v.) “Allah Adem’den önce yüz bin Adem yarattı.” buyurdu hadis-i şerifte ve Miraç gecesi cennet ve cehennem ehli olarak gördükleri, daha önceki Ademlerin nesilleri olan insanlardı. En doğrusunu Allah bilir ama belki de bu sebeple kıyamet kopmadan, her şey birinci surda yok olup ikinci surda yeniden var edilmeden önce cennet ve cehennem yaratılmış olarak hazırda duruyordu/duruyor. Yani şu an cennet ve cehennemde, daha önceki yüz binlerce ademin nesilleri olan insanlar bulunuyor. Bu hususta ayrıntılar için bakınız: http://goo.gl/jHNM0y

Peygamberimiz(s.a.v.) Miraç hadisesi sırasında çok sayıda başka kavme, yani dünyamızdan olmayan başka dünyaların insanlarına ve insan formunda olmayan canlıların alemlerine götürüldü. Hadis-i şeriflerde bunların bir kısmını anlattı. 

Ye’cüc ve Me’cüc isimli iki kavmin başka gezegenlerin insanları olduğunu anlattı. Bknz: http://goo.gl/LbFPi5

Musa aleyhisselam zamanında başka bir gezegene gönderilen dünyalı insanları, bulundukları o diğer gezegende ziyaret ettiğini anlattı. Bknz: http://goo.gl/bSsLUI

Bir de anlaşılması daha zor ve karışık olan, uzayın da dışında bulunan, beden yapıları ve yaşam şartları bizden çok çok farklı olan, belki maddesel boyutları bile farklı olan kavimleri anlattı ki bu anlattıklarını yorumlamak isteyen pek çok kişi onların dünyamızda ve yer altında yaşadıklarını zan etti. İşte onlar hakkında hz. Peygamberin (s.a.v) anlattıkları:

(Bu şekilde parantez içinde eklenenler, daha iyi anlaşılabilmesi için tarafımdan yapılan eklemelerdir. #mfs )

Ebu Ca’fer Muhammed b. Cerir et-Taberi’nin eserinden okuyoruz:

Muhammed (S.A.V.) dedi ki.”Cablısa ve Cablıka iki şehristandır. Biri meşrikte ve biri mağriptedir. Meşrikte olan şehre Cablıka derler. Yeşil Zümrütten inşa edilmiştir ve ikisi de Kaf dağına ulaşmıştır.(Bir çok hadis-i şeriten Kaf Dağı’nın uzayda bir yerde olduğunu anlıyoruz.) Her şehrin eni ve uzunluğu 2000 fersenktir. (Bir fersenk..6232,2 m.ye eşittir.)”

Bu cevabı Resulüllah söyleyince Yahudi bilginleri, önlerine Tevrat koyup karşılaştırma yapıyorlardı ki onların sözüne uygun mu söylüyor yoksa muhalif mi görüyorlar. (Genel olarak hahamlar tarafından bozulmuş olan muharref Tevrat’ın içinde de bazı bozulmamış ayetler mevcut.)

Ali b.Ebu Talip (R.A) mecliste hazır idi. Dedi ki: 

Ya Resulallah, bu dediğiniz şehirler bizim bulunduğumuz cihan/dünya içinde midir?” 

Hz.Resul dedi ki; “O şehirler karanlık içindedir, Kaf dağına ulaşıktır.”

Hz.Ali dedi ki:“Her şehirde ne kadar halk vardır.” 

Resulullah ; “Her şehrin kalesinin bin derbendi vardır. Her derbendini gecede biner kişi bekler. Ve o bin kişiye bir yıl içinde yıl tamam oluncaya kadar bir daha sıra gelmez.” dedi. 

Hz Ali dedi: “Ya Resulallah,Bu kaleyi ne için beklerler?” 

Hz Resul buyurdu: “Onun için beklerler ki o tarafta çok halk vardır, onlarla bu Cablısa ve Cablıka halkı arasında düşmanlık vardır, gece gündüz birbirleriyle cenkleri/savaşları eksik değildir. Nöbet tuttuklarının sebebi budur.” 

Sonra Hz.Ali(R.A) “Ya Resullah dedi. Bu Cablısa ve Cablıka halkı Adem oğullarından mıdır?” 

Resullah buyurdu : “Onlar dünyada adam olduğunu bilmezler.” 

Hz.Ali “Şeytan onlara yol bulmaz mı?” (Şeytan yani kafir cinler onlara bize verdikleri gibi vesvese veremez mi??dedi. 

Resul aleyhisselam buyurdu : “Onlar Şeytanı da bilmezler.”  (Bizim dünyamızda bulunan ve ışık hızında hareket eden, dünyanın etrafını saniyede yedi kere dönebilen cinlerin bile, bu anlatılan yerlere gidemediklerlni buradan anlamak mümkün)

Hz.Ali: “Ya Resulallah, Bu Ay,Güneş ve yıldızlar onların üzerine doğmaz mı?” 

Resulüllah:” Onlar hak Teala’nin Ay, Güneş ve yıldızları yarattığını da bilmezler.” (Evrende sadece dünya semasında yani uzayda gök cisimleri, ay, yıldız ve gezegenler vardır.Diğer katlarda yoktur.)

Ali (R.A) (Işık kaynağı olan güneşleri ve yıldızları yoksa) “Bu cihanı nasıl görürler?” dedi. 

Resul (S.A.V) buyurdu: “Onların aydınlığı kaf dağının şulesindendir/ışımasındandır. Onların taşları ve duvarları nur gibi şule verir/ışıldar.”

Hz.Ali “Ya Resulallah, onlar Ne yer, ne içerler?”

Resulüllah buyurdu: “Hiç bir nesne yeyip içmezler.” 

Ali (R.A) dedi:“Ne giyerler?”

Resülallah buyurdu: “Onların bedeni don istemez.”

Ali (R.A) dedi.“Melekler midir?”

Peygamber (S.A.V) “Melek değillerdir.Ama taatları(boyun eğme, emre uyma itaat) melek gibidir.”

Ali (R.A) “Onlardan zürriyet(evlat,çocuklar) gelir mi?” dedi. 

Resulüllah “Onların cümlesi erkektir, aralarında dişi yoktur.”

Ali (R.A) “Onların dini ne dindir.Onlar cennetlik midir yoksa cehennemlik midir?”

Hz. Resul buyurdu: “Onlar cennet ehlidir, İslam dini üzeredirler. Mi’rac gecesi Cebrail aleyhisselam beni o tarafa iletti. Ben onlara İslam’ı arz ettim. Müslüman oldular. Allah Telala ve bana iman ettiler. Ben de onlardan birisine İslam’in şartlarını öğrettim, o kişiyi onların üzerine halife diktim. Ondan sonra Cebrail beni Faris ve Fid’i tarafına ve Yecüc Mecüc iklimine ve Münsel ve Bakil ve Naris kavmine iletti. Onlara İslamı arzettim, kabul etmediler.  Cümlesi kafirlerdir.”   (Bunlardan Ye’cüc ve Me’cüc isimli ve İslam’ı kabul etmeyen iki kavmin ahir zamanda İslam dininin merkezi olan dünyamıza gelip işgale kalkışacakları ve bütün dünya insanlarını öldürmek isteyecekleri de hadislerde anlatılmıştır. Bknz: http://goo.gl/LbFPi5 )

Ondan sonra Hz.Ali “Bizim halkımızdan onlara hiç kimse varabilir mi?” dedi. 

Resullah buyurdu: “Yok onlara varmaya hiç kimsenin takati yetişmez. Zira dört ay karanlıkta gidilir. Amma Ad kavminden üç kişi Hz. Hud peygambere iman getirmişlerdi. Onlar Ad kavminin zulmünden kaçtılar ve o şehristana yerleştiler.” dedi.

O Yahudi alimleri bu sözleri işitince “Gerçek diyorsun, biz de Tevrat’ta böyle bulduk. O Ad’den kaçan 3 kişi o Cablıka ve Cablısa yerine gittiler. Fid halkından korktuklarından çıkıp gidemediler. Zira onlardan o kavimin kuvveti ziyade idi. Sonunda o şehirde fevt olup kaldılar.” dediler.

****

Ad kavmi zamanında da dünyada yüksek teknoloji vardı ve şu günümüzde de ışık hızının aşılabileceği artık basına ve dünya kamuoyuna itiraf edildi ve belki de şu yaşadığımızdan çok daha ileri teknoloji bulunan o devirde ışıktan yüz binlerce kat daha hızlı giden uzay araçları vardı. Bknz: http://goo.gl/DI4vuz

Geçmişte daha yüksek teknoloji çağları yaşandığına dair bakınız: http://goo.gl/ewuFz5

Uzayda hayat olduğunun ispatlarına dair bakınız: http://goo.gl/5Tzmft

Sema katları hakkında detaylı bilgi için bakınız: http://goo.gl/FExJxj

Uzayda hayat olduğuna işaret eden ayet ve hadisler için bakınız: http://goo.gl/bQsNNA

Hemen burnumuzun dibinde başka hayat sahipleri var. Bakınız: http://goo.gl/SlVZyh

Mehmet Fahri Sertkaya

Gerçek Man in Black (Siyah Giyen Adamlar) kimler?

Siyah Giyen Adamlar filmi hayali bir senaryo üzerine çekilmedi. 

Gerçek hayattan gelen bir takım bilgilerin üzerinde oynanarak bu film çekildi. 

Hep aynı fiziki özelliklerdeki Siyah Giyen Adamlar, yüzlerce farklı insan ile temasa geçtiler. “Gördüklerini unutur ve kimseye anlatmazsan senin için daha iyi olur.” dediler. 

Pekiyi de kimdi bunlar? Filmde görüldüğü gibi şen şakrak insanlar değildiler. Hatta onlar insan değildiler. Evet, onlar dünya dışı başka insan ırklarının geliştirdiği çok gelişmiş robotlardı. Kâr amacı ile çekilen film bunu anlatmadı. İşte sarsıcı gerçekler…


An itibari ile yapılan araştırmalar, gezegenimizdeki insanların yüzde ellisinin uzaylıların varlığına, uzaylıların dünyamızı ziyaret ettiklerine ve ABD’de gizli uzaylı üsleri bulunduğuna inandığını gösteriyor. 

Üstelik ABD gizli servislerinin ve ABD’yi içeriden yöneten Siyonistlerin, ve Siyonistlerin tam kontrolündeki Hollywood‘un, uzaylılara inanmayı delilik gibi gösteren sayısız radyo ve TV yayınına ve filmlerine rağmen…

Ülkemizde, içtiği çorbada, bastığı otta ve giydiği kotta bile illuminati arayan, “Galiba babam illuminati” ayarına gelen ve bir iddiada bulunurken duvardan başka bir şeye dayanmayan çok sayıda ruh hastasının iddia ettiğinin aksine, ABD ve Siyonistler dünya insanlığını UFO’ların gerçek olduğuna inandırmadılar. İnandırmaya da çalışmıyorlar. Böyle oyunlarla dünya işgaline gitmek gibi bir niyetleri de güçleri de yok. Tam aksine, UFO ve uzaylı konularını hep sulandırdılar. Hep alay mevzusu haline getirdiler. Hep üzerini örttüler. 

Bir taraftan da 1941’de, 1947’de ve 1950’lerde düşen UFO’lardan, tersine mühendislik ile teknoloji çaldılar. Neler döndüğünü kendileri de tam olarak anlamaya çalıştılar. 1950’lerde sırf bu iş için 51. bölgeyi kurdular. Dünya dışı insanların ulaştıkları teknoloji ile dünyamız üzerindeki teknoloji arasında korkunç bir uçurum olduğunu gördüler.  Tam bu sıralarda “Uzun Beyazlar” olarak isimlendirilen dünya dışı bir insan ırkının “Beraber çalışalım” teklifini kabul edip zamanın ABD başkanı Eisenhower liderliğinde, uzun beyazlar ile anlaşma masasına oturdular. Burada emin olamıyoruz, belki de uzun beyazlar, ABD’li yöneticileri bir şekilde buna mecbur bıraktılar. (Bknz: Uzaylı ABD anlaşması)

Bu yaşananlara İran’ın resmi makamlarının iddia ettiği gibi ABD’yi uzaylılar yönetiyor.” denilebilir mi, işte meselenin bu yönü çok tartışılır. Ama kesin olan bir şey var ise, uzun beyazlar denilen ırkın 51. bölgede çalışmakla kalmayıp ABD’nin sivil ve askeri kurumlarının pek çoğuna sızdıkları.. (Bu arada, Acaba UFO’ları araştırdığı iddia edilen bir teşkilat, aslında UFO’ları gizliyor olabilir mi?Buraya da bir bakın!)

SpaceExplorer.TV olarak “gerçektir” ya da “gerçek değildir” deme imkanımız bulunmasa da, “gerçek olması çok muhtemel” diyebileceğimiz daha sarsıcı iddialar var. Dünyanın çeşitli ülkelerindeki ciddi araştırmacılara, hatta Rus’ların eski devlet yetkililerinin iddialarına göre,Uzun Beyazlar denilen dünya dışı insan ırkının, ABD başta olmak üzere dünyanın idaresini ele geçirme gayreti çok üst düzeyde… Daha da sarsıcı olanı ise bunun için çok ileri seviyedeki teknolojilerini kullanırken, tamamen insansı gözüken robotlar kullanıyor olmaları. İşte zurnanın zırt dediği yer de tam burası… Dünya üzerinde binlerce kişinin gördüğü, konuştuğu ve en nihayet Man in Black filmine ilham veren Siyah Giyen Adamlar, aslında uzun beyazların ürettikleri ve bizim aramızda bizim gibi gözükebilen gelişmiş insansı robotlar. Hepsi de aynı fiziki özelliklerde, aynı boyda, aynı beden ölçülerinde, aynı tip kıyafette: Siyah ayakkabı, siyah pantolon, siyah ceket, siyak şapka ve beyaz gömlek…

Şimdilerde Japonların dünyaya duyurdukları insansı (onlarca farklı insan yüz mimiklerini bile yapabilen, duyguları taklit edebilen) süper robotlarını, çoktan geliştirmiş olan ve bu robotlara karşısındaki gerçek insanı(yani biz biyolojik yapıdaki dünya insanlarını), gönderdiği bir takım dalgalar ile etkileme (ağrılara sebep olma, kısmi felce sokma, geçici felce sokma, bayıltma, hafızasına erişme, zihnini okuma ve yapacağı hareketi tahmin etme ve hafızasını silme) kabiliyeti kazandırmış olan uzun beyazlar, meşhur Siyah Giyen Adamlar (Man in Black) filmine de konu olan kişilerin ta kendileri olabilirler. İddialara göre, Siyah Giyen Adamlar aslında, gerçekte ilk bakışta dünya insanlarından farklı oldukları anlaşılan ve bu yüzden aramıza karışamayan uzun beyaz uzaylı ırkının, dünya insanları arasında kullandığı robotlardan başka bir şey değildi. 

Önümüzdeki haftalarda bu konuları, iddialar, kaynaklar, şahitler ve kıyaslamalar ile daha derinlemesine incelemeye çalışacağız… 

İşte bu da dünya insanlığının ulaştığı insansı-gerçekçi robot teknolojisi… 

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Uzaydan dünyaya “Bizi kurtarın!” mesajı geldi mi?

1998’de Andromeda galaksisinden alınan 80 bin yıllık ‘SOS‘ mesajının şifrelerini yorumlayan Rus bilim insanları “Mesajda yalvaran ve kendini suçlayan bir ton var. Sanırım ürettikleri nükleer silahların açtığı belaların kurbanı olmuşlar” diyor.

ABD’de 1979-2007 arasında yayımlanan ve genellikle paranormal ve doğa üstü olaylara yer veren tabloid gazete Weekly World News’un “Uzaylılardan sinyal geldi” başlıklı manşeti yıllar sonra yeniden tartışılmaya başlandı.

Tabloid diye önemsenmedi

1998’de yayımlandığı dönem ‘asılsızdır‘ diye fazla önemsenmeyen bu haber, aradan geçen 15 yılda bazı arşivlerin açıldığı iddialarıyla yeniden konuşulmaya başlandı. Haberi yeniden gündeme getiren sinyalin içerdiği mesaja ait şifrelerinin uzmanlar tarafından yeniden yorumlanması.

80 bin yıl önce Andromeda galaksisindeki bir gezegenden gönderilen ve ‘SOS‘ mesajı içeren sinyalin şifreleri üzerine çalışan Rus bilim insanları “Mesajın karışık matematiksel şifreleri çözüldü. Mesajda dikkat çeken yardım için yalvaran ve suçluluk hissi taşıyan ifade biçimi. Kendi elleriyle yaptıkları nükleer bir silahın ortaya çıkardığı belalarla mücadele ederken yok olma ihtimali bulunuyor. 80 bin yıl önce dünyada tarih öncesi çağ yaşanırken onların başka gezegenlere gidebilecek kadar teknolojileri bulunuyormuş. Ancak başlarının büyük bir belada olduğu ve fazla zamanları olmadığı anlaşılıyor. Kendi gezegenlerinde rehin kalmışlar. Çalışmalar gösteriyor ki yok oluşlarının nedeni kozmik bir felaket değil, kendi elleriyle ürettikleri bir nükleer bela. Ya da bu belanın neden olduğu bir çöküş. Büyük bir yıkım, cehennemi andıran patlamalar, hastalık ve ölümlerin olduğu kesin” diyor.

Mesajın gerçekliğine ve şifrelerinin çözüldüğüne inanmayanlar da azımsanır sayıda değil. 1998’deki ilk haberin sahte olduğunu düşünenler mesajın şifrelerini yorumladığı iddia edilen Rus bilim insanı Victor Kurlakov isminin de aslında ölen Rus Genelkurmay Başkanı Kurlakov‘a ait olduğunu söylüyor. ( Sabah, 04/12/2013)

Ay yapay bir uydu mu? Ay’ı dünyamıza kim “uydu”rdu?

Enteresan sorular:

Sorular çok sayıda ve önemli görünüyor. Şimdi bunları ve bazı açıklamaları alt alta dizelim;

1. Ay, Dünya’dan daha yaşlıdır, öyleyse kökeninin başka bir yer olması mümkündür.

2. Niçin bazı bilim adamları, Ay taşlarının 20 milyar yıllık olduğunu iddia ediyorlar? Yani, Dünya’dan daha eski…

3. NASA, bir Ay kayasının 5.3 milyar yıllık olduğunu saptadı. Ama bu, Güneş Sistemi öncesine ait bir tarihti.

4. Önemli bilim adamları ve Ay uzmanları, Ay’dan getirilen elementlerin Dünya’dakilerden daha eski olduğunu belirlediler; ama neden resmen açıklamadılar?

5. 40 Ay taşının en azından 7 milyar yıllık oldukları belirlendi. Bu tarihleme, Dünya’dan ve Güneş’ten iki kez daha eskidir.

6. Buna karşın Ay’ın yüzey toprağı, Ay taşlarından daha eskidir. Farklılık nereden geliyor?

7. Bir grup bilim adamı, Ay’ın yıldızlar arası bir yerde yapıldığı görüşündeler ve Dünya tarafından yakalandığını düşünüyorlar. Peki bu nasıl olabilir?

8. Neden bazı bilimciler, Ay’ın içinin yoğunluğunun yüzeyden farklı olduğu düşüncesindeler? Gerçekten Ay’ın içi boş olabilir mi? Ve bu biliniyor mu?

9. Niçin Ay’ın 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite var? Bu, elementer olarak doğal mıdır?

10. İlk Amerikan astronotları tarafından Ay’da bırakılan sismograf tarafından, “Appolon-12” ve “Saturn-5” füzelerinden ayrılan kademelerin, Ay’a düşmesinden sonra, bir kaç saat içinde Ay’ın yüzerinde oluşan salınım-titreşim kaydedilmiştir. Darbeden sonra bunca sürekli salınım yalnız içi boş yuvarlakta oluşabilir. Ay, gerçekten tanımadığımız canlı varlıklar tarafından meydana getirilen ve kalın dış tabakası altında araştırma donatımını gizleyen yapma uydu olmasın?

11. Ay’ın çok eskiden sıcak olduğu ileri sürülüyor; ama bunu dünyadaki benzerleri gibi kanıtlayan bir kanıt bulunmuş değil. Bu çelişki, henüz açıklanamadı.

12. Sonuç, Ay’la ilgili neden bu kadar çok cevapsız soru var?
Biz, ona(Ay’a), menziller (yörüngeler – haller) takdir ettik, ta ki, kurumuş bir hurma dalına benzer bir yol izleyinceye kadar. Ne Güneş, Ay’a erişip-yetişebilir, nede gece, gündüzün önüne geçebilir. Her biri, bir yörüngede yüzmektedir.” [1]
(Allah), gökleri ve Arz’ı, hak olarak yarattı. Geceyi, gündüzün üstüne,gündüzü de, gecenin üstüne sarıp-örtüyor. Güneş’e ve Ay’a boyun eğdirdi. Herbiri (yörüngesinde), belirli bir süreye kadar hareket eder. Dikkat et! O(Allah), Aziz (üstün-şerefli) ve Ğafur (bağışlayan)’dur.” [2]
“Hayır; Ay’a and olsun, Döndüğü zaman geceye, Aydınlandığı zaman sabaha, Muhakkak o, büyük (ayetlerden) biridir. Beşer/İnsanlık için, bir uyarıdır.” [3]

Ay; Doğal mı, Yapay mı?

Şu sıralar bazı bilim çevreleri, Ay’ın yapay olduğunu tartışıyor.Onlara göre yaşam olduğu bilinen tek gezegen olan sevimli dünyamızın uydusu, zeki varlıklar tarafından dünyanın çekim alanına oturtuldu. Saçma gibi geliyor… Bir çok defa gidip geldiğimiz Ay, başka varlıkların ürünü olabilir mi ki? Gelin biz en iyisi neden böyle diyorlar, biraz kulak verelim.
Sizin de bildiğiniz gibi Ay’ın nasıl uydumuz olduğu hakkında birkaç kuram/teori var. Bunlardan ilki; Ay, Dünya’mızın bir parçasıydı ve dünyaya çarpan bir meteordan dolayı gezegenden kopan parça, dünyanın çekim alanında kalıp gezegenimizin uydusu oldu.
İkincisi, Güneş sisteminde bulunan Ay, Dünya tarafından çekildi ve uydumuz oldu. Fakat Dünya ile Ay’ın toprak elementlerinin uyuşmaması ve aydaki taşların yaşlarının Dünya’nın ve Güneş’in yaşlarından daha fazla olması, bu iki kuram hakkında şüphelere neden olmaktadır. Biraz daha konunun üzerine düştüğümüzde ise Ay’ın aslında göründüğü kadar doğal olmadığını düşünmeye başlıyoruz.

Ay’ın görebildiğimiz yüzü ve görüş şeklimiz

Hepimiz Ay’ın sadece ön yüzünü görebiliyoruz çünkü Ay, kendi etrafında dönüşünü 24 saatte tamamlıyor; yani Dünya’mızla aynı olduğu için; biz, uydumuzun sadece ön yüzünü görebiliyoruz. Aynı zamanda Ay’ın yörüngesi,kusursuz bir daireyi andırmakta; yani Ay’ın yörüngesi olması gerektiğinden çok daha düzgün. Ayrıca Ay – Güneş tutulmalarında Güneş’i ilginç bir şekilde tam olarak örtmektedir. İnsanı; Ay’ın büyüklüğünün Güneş’i tam örtecek şekilde ayarlandığı hakkında düşündürmekte.

Ay’da bazen garip, tanımlanamayan ışıkların görülmesi, herkesi şaşırtmaktadır. (Ay’da volkanizma yahut herhangi bir doğal faaliyet olmadığından dolayı olay, çok garip karşılanmaktadır).
Ay’ın çizdiği yörünge, Dünyanın ekvatoral çemberi ile zıt olması gerekmektedir. Fakat Ay’da gezegenimiz gibi Güneş’e bağımlı şekilde bir yörünge izler. Doğada ağır metaller yeryüzünde bulunmamaktadır; ancak Ayda bu söz konusu değildir ve çok enteresan şekilde ağır metaller Ay’ın yüzeyindedir. Buna rağmen bir de bu tabakanın altında su mevcuttur.

Ay’a yapılan Apollo uçuşlarında, arka planda kalan gezegenimiz hakkında bazı noktalar bulunmaktadır. Mürettebat ve Dünya ile yapılan konuşmalarda Apollo, Ay’ın arka yüzeyindeyken tanımlayamadıkları gölge ve ışıkları Dünya’ya iletmiştir. Konuşmalarında da ne kadar heyecanlı ve şaşkın oldukları duyulmaktadır. Dünyadan da bunun gibi daha bir çok gözlem yapılmıştır.
Yani Ay’da bazı anlam verilmez olaylara rastlanmakta. Kimi çevreler, Ay’da Galaktik bir federasyon tarafından gizli üs olduğunu ve bizlerin incelendiğini ve negatif güçlerden korunduğunu iddia etmektedir. Kimileri ise bunlara deli saçması demekte.

Ay Nereden Çıktı Geldi? Ay’ın Kökeni Nedir?

Ay, Dünya ile aynı zamanda mı oluştu, yoksa Dünya’dan ayrılarak mı oluştu? Belki her ikisi de değil…Ay, belki de başka bir yerden, hatta Güneş Sistemi’nin dışından çıkıp geldi ve Dünya’nın çekimine kapıldı ve bir daha bu çekimden çıkamadı. Ay’ın Dünyadan kopma bir parça olduğunu öneren teori, Evrim Teorisinin kurucusu Charles Darvin’in oğlu George Darvin tarafından geliştirilmişse de, günümüz Ay bilimcilerinin çoğu tarafından kabul edilmemektedir.
Dünya ve Ay’ın aynı kozmik gaz-toz bulutundan oluştuğu görüşü, daha çok bilimsel bir desteğe sahiptir.Bu ikisinin dışındaki bir görüş ise, Ay’ın Güneş Sistemi’nin dışından geldiğiyle ilgilidir. Ay bu şekilde her nasılsa Dünya’nın gravitasyon/Yer yekimi etkisine kapılmıştır.
Peki ama Ay, Dünya ile senkronize halde bulunan bugünkü hemen hemen daire biçimindeki yörüngesine hangi açı ve hızla gelerek yerleşebilmiştir? Bu şekilde bir gravitasyonel yakalanma, sonuçta eliptik bir yörünge doğurması gerekirdi. Birçok bilim adamına göre, bu işin rastgele ve kendi kendine olması çok çok zayıf hatta imkansız bir ihtimaldir.
Bugünkü daireye çok yakın yörüngede bulunabilmesi ve Dünya’nın dönüşüyle senkronize halde olması için;

 AY’IN HESAPLANARAK BU YÖRÜNGEYE OTURTULMUŞ OLMASI GEREKİYOR.

Fakat Nasıl ve Kimler Tarafından?

O zaman Sovyet Astrofizikçiler Mikhail Vasinse ve Alexandre Shcherbakov’un Dev Uzay Gemisi teorisi geçerlilik kazanıyor demektir.

Ay’da o zaman Müslüman olan Uzaylıların olması ve bunların çok üst düzeyde bilgi ve zekaya sahip olmaları akla mantıklı gelmiyor mu? Ay’da duyulan Ezan sesi ve Kubbe biçimindeki yapı da bizim teorimizi desteklemektedir. Ay’da yaşayan birileri olmasaydı, Amerikalılar şimdiye kadar yaptığı uzay mekikleri ile malzeme taşıyıp uzay üssü kuramazlar mı idi? Elbette kurarlardı. Zaten oradaki canlılarla iletişim kurmak istiyorlar. Bunun için Rosetta Taşı ve İncil, kimler için bırakıldı.. En önemlisi NASA Apollo uçuşlarını iptal edip üzerine geçen yaklaşık 40 sene boyunca neden bir kez daha olsun Ay’a gitmedi/gitmiyor?

Ay’da elde edilen ve Arapça’ya daha yakın olan o cümlelerdeki sır nedir. Evet;tüm bunların cevaplarını NASA biliyor ama açıklamıyor. Çünkü Ay temel olarak birçok sırrı bünyesinde taşıyor. Eğer orada bir üs varsa, eğer o bir uzaygemisi ise bu da; Dünya’yı kontrol ediyor demektir.
Esrarengiz bir Hilkat Garibesi olarak nitelendirilen Ay’daki Kraterler ilgili olarak görüş bildiren Arizona Üniversitesi Öğretim üyelerinden Robert Strom:

“Anlaşılmaktadır ki, Ay kraterlerinin yüzde 10’u meteor ve asteroit çarpmasıyla, yüzde 10’u volkanik etkinlikle olmuştur. Kalan yüzde 80’inin denasıl oluştukları şimdilik bilinmemektedir.”

Bilim adamlarını daha çok kraterlerin oluşma şekli değil de, onların sığoluşları ilgilendiriyor. Çünkü en küçüğünde de, en büyüğün de de derinlik birkaç milden fazla değildir.
Ay üzerindeki koyu renkli bölgelerin oluşumunu, volkanik etkinlik sonucu yüzeye çıkıp, donan lav örtüsüyle açıklamaya çalışan bilim adamlarına karşı: Vasinseve Shcherbakov, bu erimiş lavın, Ay’ın içinden çıkmış olacağını fakat bunun volkanik bir nedenle olmadığını belirtmektedirler. Bu lav görünüşlü eriyik,Ay’ın içinde üretilmekte ve bir meteor çarpmasından sonra oluşan çukurluğa aktarılmakta ve bu şekilde hasarın büyümesi önlenmektedir.

Gravitasyon/yer çekimi etkisini ise Sovyetler şöyle açıklıyor: Dış kabuğu tamir amacıyla çukurlara dondurulan yapay lav birikintisidir. Ay’ın öteki kısımlarına oranla ek bir madde birikimi görünümünde olan bu bölgelerde gravitasyonun kuvvetli olması bu nedenden olayı son derece normaldir.

Dünya’nın görünen yüzüyle, arka yüzü arasındaki yüzeysel farkı yeni teorinin ışığında şöyle açıklanıyor: Ay yapay bir uydu olarak üretildiği yerden Dünya yörüngesine getirilene kadar, değişik asteroit ve meteor yağmurlarına uğramıştır, ve bu kozmik etkilere sürekli hep hareket halindeki ön kısım yani Dünya’ya bakan yüzey maruz kalmıştır. Onun için de Ay’ın arka yüzünde daha azkrater ve ölü denizler vardır. Dolayısıyla da arka yüzü daha doğal bir manzaraya sahiptir.
Bu teoriyle birlikte Ay’ın Dünya’ya oranla çok daha az yoğun olmasının nedeni de ortaya çıkmaktadır. En tutucu bilim adamları bile Ay’ın bu özelliğinden dolayı, hiç değilse Ay’ın içinde bazı bölgelerinin boş olması gerektiğini kabul etmek zorunda kaldılar. Kısacası Ay’ın içinin boş olduğu daortaya çıkmış bulunmaktadır.

Ay’daki Uzaylı Üsleri

Her geçen gün daha çok insan Ay’da bir uzaylı üssü olduğunu söylemektedir. Anlatılanlara göre bu ay üssü, Ay’ın Dünya’dan görülmeyen karanlık tarafında bulunmaktadır.
Ay araştırmalarının neden durdurulduğunu ve Ay’da neden bir üs kurmaya çalışmadığımızı hiç merak ettiniz mi? Sizce bu uzayda yüzer bir istasyon kurmaktan daha iyi bir fikir değil mi? Neil Armstrong’a göre, Ay’da uzaylılara ait bir üs bulunmaktadır, bu yüzden uzaylılar Ay’dan uzak durmamızı istemişlerdir. Eski Donanma İstihbarat görevlisi Milton Cooper da, Ay üzerinde bulunan ve istihbaratçıların “Uzaylı Üssü Luna” olarak adlandırıldıkları bir üsten söz etmektedir. Cooper’a göre, Ay’ın uzak kesimlerinde bulunan bu uzaylıüssü Ay’a inen Apollo astronotları tarafından da görülmüş ve filme alınmıştır. Ana gemi adı verilen devasa uzay gemilerinin bulunduğu bu üste, çok büyük makinalar kullanılarak maden çalışmaları yapılmaktadır.

1960’larda Pentagon’un Araştırma ve Geliştirme Departmanı’nda görev yapan Yarbay Philiph Corso, ABD Ordusu’nun ve Hava Kuvvetleri’nin elinde astronotlar tarafından çekilen ve Ay’da uzaylıların varlığını açık bir biçimde kanıtlayan en az 122 fotoğrafın bulunduğunu iddia etmektedir.

ABC’ de Ay’la İlgili Haberler

Amerikan ABC haber kanalının web sayfasında yayımlanan, 13 Haziran 2000 tarihli makale Ay’la ilgili gerçeklere biraz olsun ışık tutmaktadır. Makalede şöyledenilmektedir:

“Yeni elde edilen kanıtlar, Ay’ın bazı astronomların düşündüğü gibi tamamen ölü bir gezegen olmadığını ortaya çıkarmaktadır. Ay yüzeyinde zaman zaman yoğun bir hareketlilik gözlemlenmektedir. Uzun aralıklarla da olsa Ay yüzeyinde değişiklikler olduğu rapor edilmektedir. Bu iddialar tartışmaya açıktır. Pekçok bilim adamı ise Ay üzerindeki parlaklıklar ve sis gibi zaman zaman rapor edilen gözlemleri ciddiye almamaktadır. “

Aydınlık Yer: 136 kilometre uzunluğundaki büyük krater Langrenus. Fransız bir astronom Ay yüzeyinin zaman zaman bir şeyler tarafından aşındırıldığı yolunda sağlam kanıtlar bulmuştur. Bu gözlem 1992 yılında, Paris Gözlemevi’nde görev yapan deneyimli Ay gözlemcisi Audouin Dollfus tarafından bir metrelik Meudon teleskopuyla yapılmıştır. Dollfus araştırma sonuçlarını incelemeyi yeni bitirmiş ve yayımlanmak üzere sunmuştur.

Solan Işık: Dollfus, 30 Aralıkta büyük Langrenus kraterinin tabanında birtakım parlaklıklar görmüştür. Bunlar o gün ortaya çıkmışlardır. Profesör Dollfus, bu ışıkları bir kaç gün izlemiş ve kraterin içinde dans eden ışık kümeleri görmüştür. Dollfus, teleskoptan her baktığında bu ışıkların şeklinin değiştiğini fark etmiştir. Ona göre bu ışıklar, bir gazın Ay yüzeyinden toz kaldırması ve bunun güneş ışığıyla birleşmesi sonucu oluşan bir görünümdür. Bazı Ay gözlemcileri, değişime uğramadığı sanılan Langrenus krateri üzerinde bu tür bir sis görülmesini şaşkınlıkla karşılamışlardır.Profesör Dollfus, detaylı olarak incelendiğinde Langnerus’un tabanında bir çokçatlak izine rastlanacağını söylemektedir. Ona göre söz konusu gaz bu deliklerden çıkmış olabilir.” 

Peki Ay, Dünyanın Yörüngesine Neden Kondu?

Ay’ın geçmişi nedir veya orjini nereden geliyor? Bu sorunun cevabı yoktur yada bir bulmacadır. Bugün bilim, üç ana kuram üzerinde duruyor. Sovyet bilimcileri tarafından geliştirilen bu üç ana kuram şöyle:

1. Ay, bir zamanlar, dünyanın bir parçasıydı ve dünyadan koparak uzaklaştı. Ama bu görüş, büyük bir bilim grubu tarafından reddediliyor.

2. Ay, aynen dünya gibi, Güneş Sistemi oluşurken, bir gaz bulutuydu ve doğal olarak Ay’ın uydusu oldu.

3. Ay, farklı bir cisimdir. Yani dünya dışıdır. Güneş Sistemi’nin içinde bir yerden veya Güneş Sistemi’nin dışından gelmiş, dünyanın çekim alanına girerek,orada bir uydu olarak kalmıştır.
Sovyet bilim adamları olan Vasin ve Shcherbakov, şaşırtıcı bir açıklamayaptılar; “Gerçekten de bilimciler, Evren’in kökenini ciddiyetle uzun süredir araştırıyorlar ama daha henüz kesin bir cevap veya açıklama yoktur. Aynı şekilde, Ay – Dünya sistemi de açıklanamıyor. Bize göre Ay, dünyanın yapay bir uydusudur ve bilinmeyen bir zeka oluşumu(Dünya dışı başka bir medeniyet) tarafından yörüngeye konulmuş olabilir.” 

Bu iki bilim adamına göre Dünya’nın çekim gücü, kübik santimetrede5.5 gr.’dır. Ay’ınki ise 3.33 gr’dır. Öyleyse Ay’ın içi boş olmalıdır. Yani yapaydır. Yapılmıştır ama kimin tarafından? Gizemin çözümü, kraterlerin içinde. Ay yolculukları sonucunda elde edilen bilgiler, çok önemli ama gizli tutulmaktadır. “Neden?” diye sorduğumuzda, uzmanlara göre kesin çözüm henüz yoktur veya erkendir.

Enteresan sorular:

Sorular çok sayıda ve önemli görünüyor. Şimdi bunları ve bazı açıklamaları alt alta dizelim;

1. Ay, Dünya’dan daha yaşlıdır, öyleyse kökeninin başka bir yer olması mümkündür.

2. Niçin bazı bilim adamları, Ay taşlarının 20 milyar yıllık olduğunu iddia ediyorlar? Yani, Dünya’dan daha eski…

3. NASA, bir Ay kayasının 5.3 milyar yıllık olduğunu saptadı. Ama bu, Güneş Sistemi öncesine ait bir tarihti.

4. Önemli bilim adamları ve Ay uzmanları, Ay’dan getirilen elementlerin Dünya’dakilerden daha eski olduğunu belirlediler; ama neden resmen açıklamadılar?

5. 40 Ay taşının en azından 7 milyar yıllık oldukları belirlendi. Bu tarihleme, Dünya’dan ve Güneş’ten iki kez daha eskidir.

6. Buna karşın Ay’ın yüzey toprağı, Ay taşlarından daha eskidir. Farklılık nereden geliyor?

7. Bir grup bilim adamı, Ay’ın yıldızlar arası bir yerde yapıldığı görüşündeler ve Dünya tarafından yakalandığını düşünüyorlar. Peki bu nasıl olabilir?

8. Neden bazı bilimciler, Ay’ın içinin yoğunluğunun yüzeyden farklı olduğu düşüncesindeler? Gerçekten Ay’ın içi boş olabilir mi? Ve bu biliniyor mu?

9. Niçin Ay’ın 8 mil üstünde, yüksek dozda radyoaktivite var? Bu, elementer olarak doğal mıdır?

10. İlk Amerikan astronotları tarafından Ay’da bırakılan sismograf tarafından, “Appolon-12” ve “Saturn-5” füzelerinden ayrılan kademelerin, Ay’a düşmesinden sonra, bir kaç saat içinde Ay’ın yüzerinde oluşan salınım-titreşim kaydedilmiştir. Darbeden sonra bunca sürekli salınım yalnız içi boş yuvarlakta oluşabilir. Ay, gerçekten tanımadığımız canlı varlıklar tarafından meydana getirilen ve kalın dış tabakası altında araştırma donatımını gizleyen yapma uydu olmasın?

11. Ay’ın çok eskiden sıcak olduğu ileri sürülüyor; ama bunu dünyadaki benzerleri gibi kanıtlayan bir kanıt bulunmuş değil. Bu çelişki, henüz açıklanamadı.

12. Sonuç, Ay’la ilgili neden bu kadar çok cevapsız soru var?

Peki bütün bunlara karşı, şunları söyleyebilir miyiz?

1. Ay, hem Dünya’nın doğal uydusu olamayacak kadar büyük, hem de çok uzaktadır.

2. Ay, olması gerekenden daha düzgün bir yörüngeye sahiptir.

3. Ay kraterleri, çok fazla ve garip bir biçimde yüzeyseldir.

4. Ay’ın dünyaya bakmayan yüzü çıkıntılı veya kamburdur ve Güneş Sistemi’nde onun gibi gezegenine tek yüzünü gösteren bir başka uydu yoktur.

5. Ay ölçümlemeleri, çok fazla demir olduğunu gösteriyor.

6. Ay toprağı, Ay kayalarından çok daha yaşlıdır.

7. Ay’ın bileşimi, dünyadan farklıdır.

8. Doğa kanunlarına aykırı olarak, ağır metaller yüzeydedir.

9. Ay’da önceden eriyik olan metaller yoktur.

10. Ay, dev bir gong sesi çıkarmaktadır ve yörüngede dönerken titreşmektedir.

11. Ay, bir moloz yığını gibi gözükmektedir.

12. Ay, periyodik olarak sarsılmaktadır. Bu, bize düzenli bir sismik aktiviteyi gösteriyor. Sismik dalgalar, sanki tek bir kütleymiş gibi tüm yüzeyi dolaşabiliyorlar.

13. Dünyadan bakıldığında Ay, bir Güneş diski gibidir. Yani tutulmalarda, Güneş’i tam olarak kapatır, ne biraz küçük veya büyüktür. Sanki büyüklüğü, güneşi örtmek için ayarlanmıştır.

14. Eğer Ay, Dünya tarafından yakalanmışsa, bunun sonu gelecek ve Ay, yine uzaklaşıp gidecektir.

15. Normalde Ay’ın çizdiği yörünge, Dünya’nın ekvatoral çemberiyle karşıt olmalıdır; ama Ay, garip bir şekilde, Dünya’nın yaptığı gibi, Güneş’e bağımlı bir yörünge çizer.

16. Her ne kadar Ay volkanlarının ölü oldukları söyleniyorsa da, yüzyıllardır Ay’da garip ışıklar, parlamalar görülmekte ve hala izlenmektedir.

Kaynaklar

[1] Kurân-ı Kerîm, Yasin Suresi 39-40.

[2] Kurân-ı Kerîm, Zümer Suresi, 5.

[3] Kurân-ı Kerîm, Müdessir, 32-36.

Bunların sonucunda, Ay’ın yapay bir transformer dünya olduğu söylenebilir veya iddia edilebilir. İddialara göre Ay, UFO’ların üssüdür veya kullandıkları özel bir araçtır. Pekiyi bu kadar devasa boyutta uzay araçları-cisimleri üretmek ve bunları nakletmek mümkün müdür? Bu sorunun cevabı için aşağıdaki videoyu izleyiniz. NASA’nın güneşimizin sırlarını çözmek için gönderdiği özel uyduları aracılığıyla kayıt ettiği bu görüntülerde, güneşimizin etrafında dolaşan, ona kilitlenip yakıt ikmali yapan devasa ve yapay uzay araçları net olarak görülüyor. Güneşimizin dünyamızdan bir milyon kat daha büyük olduğunu bilip, bu cisimlerle güneşimizin birbirlerine oranlarını göz önünde bulundurursanız bizim dünyamızdan daha büyük ya da en azından bizim dünyamız kadar büyük olduklarını ve bu büyüklüklerine rağmen akıl almaz bir hızla hareket ettiklerini görebilirsiniz.


Güneşimizin etrafından dolaşan devasa boyutlardaki çok sayıda yapay uzay gemisi Rus basınınında bir numaralı gündem maddesi olmuştu. Aşağıdaki videoya bakınız.

https://youtube.com/watch?v=yJWqINDYZi8%3Frel%3D0


***


NASA’nın Ay’da çektiği görüntülerde dünya dışı yaşam ve UFO’lar var -1



***


NASA’nın Ay’da çektiği görüntülerde dünya dışı yaşam ve UFO’lar var -2

***

***

Sonunda kabul ettiler: Titan’da hayat var.


***


Uzayda başka hayat sahiplerinin de var olduğunu ve UFO’ların gerçek olduğunu ispat eden onlarca videoyu izlemek için buraya tıklayınız.

“Bu evrende sadece dünyanın ve bizim olduğumuzu düşünmek çok kibirli bir tutum.”

Uzaya çıkan ilk İranlı uzay kaşifi Anousheh Ansari, evrenin büyüklüğüne dikkati çekerek, evrende başka canlıların da olduğuna inandığını söyledi.

Ansari, dünya dışı yaşama ilişkin soru üzerine, “Orada birileri olduğuna inanıyorum çünkü, oraya baktığınızda evrenin ne kadar büyük olduğunu görüyorsunuz. Milyonlarca yıldız, milyarlarca galaksi var. Bu evrende sadece dünyanın ve bizim olduğumuzu düşünmek çok kibirli bir tutum. Eminim ki bu evrende başkaları da var, ama ben oradayken kapımı çalmadılar” cevabını verdi.

18 Eylül 2006’da uzaya giden, Uluslararası Uzay İstasyonu’nunda kalan ve bu hareketiyle uzaya çıkan ilk İranlı uzay kaşifi unvanını da alan Ansari, “Uzaya uçuşların başladığı şu son 50 yıllık dönemde uzaya giden 52 kadından biri olduğum için kendimi şanslı addediyorum” dedi.

Yolculuğunu “olağanüstü bir deneyim” olarak tanımlayan Ansari, “Evrendeki o kadar şey arasında ne kadar küçük varlıklar olduğumuzu görme fırsatım oldu. Aynı zamanda büyük bir sistemin parçası olmak da harika bir his. Hayata farklı bir yönden bakmanızı sağlayan bir deneyimdi bu” diye konuştu.

Ülkeler ve sınırlar yok

Dünyayı uzaydan gördüğünde kendisini en çok etkileyen şeyin insanlığın belirlediği sınırların görülemiyor olması olduğunu belirten Ansari, “Evrendeki tek evimizi, dünyayı, nasıl koruyacağımızı düşünmeliyiz” dedi.

Şu anda özel sektör firmalarının uzaya yönelik çalışmalarında yer alan Ansari, insanlığın geleceğinin uzayda olduğu belirtti:

“Bütün kötülüklerin temelinde kaynak yetersizliği bulunuyor. Değerli metaller, enerji ve yaşamak için gerekli her şey uzayda bol miktarda bulunuyor. Eğer bu kaynakları kullanmak için barışçıl ve güvenli yollar bulabilirsek, buradaki birçok gerilim azaltılabilir”

| CNN Türk

ABD UFO’ların varlığını neden gizliyor? | ABD başkanı Eisenhower uzaylılarla üç kez görüşüp anlaşmış


34’üncü ABD Başkanı Eisenhower’ın üç kez uzaylılarla toplantı yaptığı iddia edildi. Başkan’ın danışmanı Timoty Good, uzaylılarla telepatik iletişim kurduklarını söyledi

Eski ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower’ın telepati yöntemi ile iletişim kurduğu uzaylılarla 3 toplantı ve bir anlaşma yaptığı öne sürüldü. Eski hükümet ve Pentagon danışmanı İngiliz yazar Timoty Good, yıllardır dolaşan söylentiyi tekrar gündeme taşıdı. BBC2 televizyonunda Frank Skinner’ın sunduğu programa katılan eski danışman Good, 34’üncü ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower’ın en az üç kez uzaylılarla toplantı yaptığını öne sürdü. Good, FBI ajanlarının telepati yöntemi ile iletişim kurduğu uzaylılarla gerçekleşen toplantıların New Mexico’da bulunan hava üslerinde gerçekleştiğini iddia etti.

ANLAŞMA BİLE YAPMIŞ!

Good, 1953-1961 yıllarında görev yapan Eisenhower’ın güçlü şekilde uzaylıların varlığına inandığına anlattı. Uzaylıların resmen ya da başka yoldan dünyada birçok kişi ile iletişim kurduğunu belirten Good, başkan Eisenhower’ın 1954 yılındaki uzaylılarla toplantısının New Mexico’daki Holloman Hava Üssü’nde gerçekleştiğini kaydetti. Eski başkanın bu toplantıların birinde “Yabancı griler” adı verilen bir ırkla anlaşma yaptığını da anlatan Good, anlaşmanın ayrıntıları hakkında bilgi vermedi. Good ayrıca birçok ülke hükümetinin uzaylılarla yıllardır devam eden iletişimlerinin bulunduğunu kaydetti. Eski başkan Eisenhower 1969’da 78 yaşında yaşamını yitirdi. Emekli New Hampshire eyalet temsilcisi Henry McElroy Jr ise 2010 yılında eski başkana uzaylılar hakkında yazılmış bir belge gördüğünü açıklamıştı. McElroy yayınladığı video kaydında eski başkana “uzaylıların ABD topraklarında olduğu ve onlarla görüşebileceğinin” yazıldığını öne sürmüştü. McElroy, belgede uzaylıların zarar vermek için ABD’de olmadıklarının ve endişe duyulmaması gerektiğinin de vurgulandığını kaydetmişti. 

(Sabah, 18.02.2012)  

Rus uzman: “Diğer gezegenlerde yaşam var.”

Rusya Bilim Akademisi Uygulamalı Astronomi Enstitüsü Başkanı Finkelstein, “Hayatın ortaya çıkması, atomların bir araya gelmesi kadar kaçınılmaz… Diğer gezegenlerde yaşam var ve 20 yıl içinde başka gezegenlerdeki hayatı keşfedeceğiz” dedi.

Dünya dışı yaşamın araştırılmasını konu alan uluslararası bir forumda konuşan Finkelstein, “Samanyolu Galaksisi’nde bir yıldızın (güneşin) yörüngesinde bulunan gezegenlerin yüzde 10’unun Dünya’ya benzerlik gösterdiğine” dikkat çekti.
Rus gökbilimci, “bu gezegenlerde su bulunması halinde hayatın da olabileceğini, hatta insanlar gibi iki kola, iki bacağa ve bir kafaya sahip uzaylıların var olabileceğini” ifade etti. Finkelstein, “Derilerinin renkleri bizimkinden farklı olabilir. Ama insanların bile derilerinin renkleri birbirlerinden farklı” dedi.

UZAYA MESAJ GÖNDERİYORLAR
Finkelstein’ın başında olduğu enstitü, 1960’larda başlatılan ve uzaydaki radyo sinyallerinin tespit edilmesini ve uzaya radyo sinyalleri gönderilmesini öngören bir program yürütüyor. Rus gökbilimci, “Dünya dışı yaşam aradığımız zaman boyunca, genel olarak uzaydan mesaj gelmesini bekledik ama tersini düşünmedik” ifadesini kullandı.

ABD Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), Mart ayında Dünya’ya düşmüş olan fosillerin içinde uzaylı bakterilerin olduğunu öne sürmüştü. 
28 Haziran 2011
Milliyet

Rusya’dan ortalığı karıştıracak iddia: NASA Mars’ta hayat olduğunu gizliyor.

Yazar: Unknown

Rusya’dan çok konuşulacak Mars iddiası: NASA sır gibi saklıyor!

Rusya’daki bilim çevreleri Mars ’ta araştırmalar yürüten ABD’nin Kızıl Gezegen’de elde ettiği bulguları dünya kamuoyuyla paylaşmadığını, hatta NASA’nın Mars’ta hayat belirtilerine rastladığını ve bu bilgiyi büyük sır olarak sakladığını iddia etti. 

Rusya’nın üçüncü federal kanalı TV3 ekranlarına gelen haber programına katılan jeoloji profesörü Aleksander Portnov, “Bizim elimize geçen sızıntı bilgilere göre NASA, Gail kraterinde ya eskiden yaşamış canlıların kalıntılarına rastladı veya daha da büyük sansasyon yaratacak şekilde şu an bile gezegende canlı varlık izleri buldu. Fazla yayılma fırsatı olmadan yok edilen son ender fotoğraflarda pek âlâ aynı kraterin içinde omurgalı bir yaratığa ait iskelet kalıntısı görülmüştü. NASA bu iskelete izahat getirmek yerine, robot 30 santimetre çukur açtı diye kamuoyunun dikkatini başka yöne saptırmayı tercih etti” dedi.

Mars’ta omurgalı bir hayvana ait bir iskelet

ABD’li askeri yetkili ölüm döşeğinde itiraf etti: ABD Roswell’e düşen UFO’yu gizledi

Amerikalı eski bir askeri yetkili, 60 yıl önce ABD’nin New Mexico eyaletindeki Roswell askeri üssü yakınlarına düşen cismin içinde uzaylı cesetleri de bulunan bir UFO olduğunu ve bunların Amerikan ordusu tarafından gizlendiğini ölüm döşeğinde itiraf etti.

O dönemde üssün halkla ilişkiler subayı olan ve geçen yıl ölen Teğmen Walter Haut, ölümünden sonra açılmak üzere yazdığı mektupta, ABD ordusunun birçok teknolojiyi bu “kazada” ele geçen dünya dışı uzay mekiğinden aldığını iddia etti.

O zamanlar UFO iddialarını yalanlayan Haut, mektubunda üs komutanı Albay William Blanchard’ın kendisini 84. no’lu hangara götürdüğünü, 5 metre uzunluğunda, 2 metre genişliğinde, yumurta şeklindeki metalik uzay mekiği ile 120 cm boyunda, büyük kafalı iki uzaylı cesetini gösterdiğini yazdı. Haut, yufka kadar ince olmasına rağmen demirden daha sert duran malzemenin dünya dışından geldiğine emin olduklarını söyledi.

Haut, mekikten elde edilen üstün teknoloji sayesinde gece görüş gözlükleri, lazer, entegre çip, casus uçak, Kevlar tipi kurşun geçirmez malzeme gibi ürünlerin geliştirildiğini iddia etti. Roswell UFO’suyla ilgili iddialar şimdiye kadar hep reddedilmişti.

(Hürriyet)

Hitler Almanya’sının Ay yolculuğuna kimler mani oldu?

ALMANYA’NIN YERİNİ ABD’NİN ALMASINI KİMLER SAĞLADI?


ABD dokuz yıl içinde Ay’a gideceğini ilan ettiğinde bir bilgisayarı bile yoktu. Sanayi alt yapısı da yoktu. 

1950’lerin sonuna doğru gelindiğinde bile ABD gerçek anlamda bir sanayi üstünlüğüne hatta sanayi alt yapısına sahip değildi. Genel anlamda bir bilim üstünlüğüne de sahip değilken nasıl bu kadar iddialı oldu ve kısacık sürede başardı?

Bu soruya verilebilecek bir kaç cevap var:

1- Hitler mağlup olunca ele geçirilen Nazi bilim adamları ki aralarında ciddi oranda Musevi bilim adamları da vardı, ABD’nin yapacağını iddia ettiği şeyleri kesinlikle yapabilecek duruma çoktan gelmişlerdi ve ABD bu bilim adamlarını kendi menfaatleri için çalıştırdı. NASA’nın gönderdiği roketleri bile Alman bilim adamı Wernher von Braun tasarladı. (Fotoğrafta Wernher von Braun görülüyor)

2- 1947 yılında ABD’nin New Mexico eyaletindeki Roswell kasabasına düşen bir UFO, ABD’nin teknolojik gelişimi için bir dönüm noktası oluşturdu. ABD ordusu ve bilim adamları bu UFO’dan sağ olarak kurtulduğu iddia edilen iki dünya dışı canlıdan çok yüksek teknik sırlar aldılar. Ayrıca düşen bu ve başka UFO’lardan “Tersine mühendislik” ile çok ciddi teknik keşifler yaptılar. Meşhur 51. bölgeyi, çok yüksek bir para gücü ayırarak bu işler için kurdular. Geçtiğimiz yıllarda ABD’de transistörün gelişim sürecinin mantıklı olmadığı ve sanki bir anda birilerinden transistör yapmayı öğrendikleri şeklinde tartışmalar çıkmış hatta bu tartışmalar sonrasında transistörü bulduğu iddia edilen şirketin yargıya sevk edilmesine bile sebep olmuştu.

3- Hem birinci madde hem de ikinci madde gerçek. ABD başta Nazi bilim adamları olmak üzere, aynı Hitler’in yaptığı gibi dünyanın dört bir tarafından parlak zihinleri, araştrımacıları, bilim insanlarını, üstün yetenek sahiplerini sessizce topladı. Bununla beraber dünya dışı yaşama ait canlılardan ve UFO’lardan da pek çok teknolojiyi çaldı.

Ve bu şekilde bir hiç olan, doğru düzgün bir millet-ulus bile olmayan, asla dünyanın süper gücü olamayacak olan ABD dünyanın süper gücü haline geldi. Aslında getirildi.

Çünkü meselenin asıl temeli daha da farklıydı. Hitler’i önceleri destekleyenler, yükseltenler, para gücü verenler, siyasi güç verenler, hava kuvvetlerini kuranlar, onu Führerliğe/Başbuğluğa çıkartanlar, hep bankaların, radyoların, gazetelerin ve ciddi sanayi firmalarının sahipleri olan masonlar ve Siyonistlerdi. Hitler de anne tarafından bakılınca çeyrek Yahudiydi. Hitler Hitler olana kadar bu gurupların tam merkezindeydi ve çok çeşitli Siyonist Masonik yapılanmalara üyeydi. 
Ona bu kadar destek verenlerin hedefleri, Hitler ve Almanya vesilesi ile dünyayı yeni bir düzene sokmak, politik sorunları aşmak ve kurulmuş ama ilan edilememiş İsrail’i resmen ilan etmekti. Bu arada dağınık haldeki Yahudileri de İsrail’de toplamaktı.

Planda çok çok başarılı şekilde ilerlerken, beklenmedik şekilde Hitler’in İslam’ı seçip Müslüman olması her şeyi tepetaklak etti ve aynı derin güç, gölge hükümet, Gizli Yahudiler, Siyonistler, Hitler’in mağlup olmasını, Almanya’nın bu kadar emeklerine, mücadelelerine, oyunlarına rağmen kaybetmesini ve yerini de ABD’nin almasını istediler. Buna mecbur kaldılar ve o zamana kadar Almanya için yaptıkları ne varsa, çok daha fazlasını ABD için yaptılar. Hitler planı bozmasaydı ABD değil Almanya süper güç olacaktı, İsrail’i ABD değil Almanya koruyacaktı, uzaya da ABD değil Almanya yani Naziler çıkacaktı.

Zaten son yapılan araştırmalar ile meydana çıkan ilginç gerçekler gösteriyor ki Hitler’in ve Nazilerin planlarında Ay’da koloni kurmak bile vardı.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Nükleer silahları UFO’lar devre dışı bırakıyor.”

Pilot Robert Salas ile sessizliklerini bozmaya karar veren 6 eski ABD hava kuvvetleri subayının, üsler üzerinde uçan UFO’lar hakkında Amerikan hükümetinin gizli belgelerini de içeren ayrıntılı açıklama yapmaları bekleniyor. 

Daily Mail’in haberine göre Salas (yanda), 16 Mart 1967’de, Montana’daki Malstrom hava üssünde ilk elden böyle bir olaya tanık olduğunu, görevdeyken bir uçan nesnenin üs üzerinde dolaştığını gördüğünü ve bunun üzerine 10 nükleer füzenin devre dışı kaldığını anlattı.
Bundan bir hafta sonra aynı olayın bir başka üste tekrarlandığını belirten Salas, ABD ordusunun nükleer üsler üzerinde uçan bu nesneler hakkında yalan söylediğini, bunu kanıtlayabileceklerini iddia etti.

Albay Charles Halt da, İngiltere’de nükleer silah bulunduran birkaç üsten biri olan, İpswich yakınlarındaki RAF Bentwaters’da 30 sene evvel UFO gördüğünü söyledi. Halt, uçan nesnelerin üsse ışın huzmeleri yaydığını, daha sonra askeri radyoda uzaylıların nükleer depoya indiğini duyurduğunu belirtti.

Halt, “ABD ve İngiltere gizli servislerinin, gerek o zaman gerekse şimdi, herkesin iyi bildiği dezenformasyon yöntemlerini kullanarak, RAF Bentwaters’da olanların önemini azaltmaya çalıştıklarına inandığını” söyledi.

Pilotlar, 2003 gibi yakın bir tarihte de olan uzaylı müdahalesiyle ilgili 120 eski askeri personelin tanıklığını kanıt olarak göstereceklerini ve yetkililerden uzaylıların dünyayı ziyaret ettiğini artık kamuoyuna açıklamalarını isteyeceklerini belirttiler.

Dün, Birleşmiş Milletler’in, Dünya’yı ziyaret etmeleri durumunda uzaylılarla ilk teması sağlayacak özel bir elçi atayacağı açıklanmıştı. BM’nin pek az bilinen Dış Uzay İşleri ofisinin Başkanı Malezyalı astrofizikçi Mazlan Osman’ın gelecek hafta düzenlenecek bir bilimsel konferansta bu göreve getirildiğinin açıklanması bekleniyor. (aa – 27-09-2010)