Etiket arşivi: Nükleer silahlar

Bilmeniz gereken mühim bilgiler var.

Gelişmeleri doğru okumak ve doğru/isabetli kararlar almak için bilmeniz gereken mühim bilgiler var.

  • Mehmet Haberal suretindeki biyonik robotun içindeki yeşil uzaylı, Putin’e talimatlar veriyor. Çünkü Putin’in içindeki yeşil uzaylının amiri o…
  • Haberal suretindeki biyonik robotun içindeki yeşil uzaylı çok fena hallere geldi ve değiştirildi. Bu yeni gelen yeşil kişi de yine Putin’in içindeki yeşil kişinin amiri konumunda.
  • Putin de Haberal da ne yapacaklarını bilmez hallerdeler. Çok fena köşeye sıkıştılar.
  • Türkiye’deki gizli Ermenilerden de çok şeyler beklediler ama umduklarını bulamadılar. Bu da onları çok sıktı.
    Çok ama çok kritik karar değişikliklerine sebep olacak ve dengeleri oynatacak mühim bir bilgi de şu:

1945’ten bu yana bu dünyada nükleer savaşlar yaşanmadı. Buna uzaylılar sebep oldular. Yüzlerce farklı uzaylı insan türünün dünyamızla alakası var. Bunların arasında müslüman türler de var ve bu güne kadar bir daha nükleer bombalar kullanılmasına Müslüman türler izin vermediler. Hala izin vermiyorlar. 3. dünya savaşı süreci diyeceğimiz şu süreçte de izin vermeyecekler.

Bu hususlarda dünya basınına ve medyasına yansımış çok sarsıcı bilgiler dahi var. Çok seneler önce bunları derleyip paylaşmıştım. Amerikalı ve İngiliz emekli subaylar, ağız birliği yaparak “Nükleer bombalarımızı uçan daireler tesirsiz hale getiriyorlar.” demişlerdi. Milletler arası toplantılar ve sonrasında basın açıklamaları da yapmışlardı. Çok yüksek sayıdaki bu emekli askerler, kimliklerini de gizlemediler, gizlemiyorlar. Hatta NASA astronotları arasından bile bu sarsıcı gerçeği itiraf edenler olmuştu.

Rusya’nın veya Çin’in nükleer bombaları veya başka devletlerin nükleer bombaları, bu 3. dünya savaşı süreci boyunca kimse için caydırıcı bir güç değil.ilmeniz gereken mühim bilgiler var.

Mehmet Fahri Sertkaya

NASA astronotu: ‘Nükleer savaş çıkmamasını uzaylılara borçluyuz’

ABD Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) eski astronotlarından Mitchell, Soğuk Savaş’ın başında ABD ve Sovyetler Birliği arasında nükleer savaş çıkmasını uzaylıların engellediğini iddia etti.

Apollo 14 misyonuyla 1971’de uzaya giden ve Ay’da yürüyen 6. insan olan Edgar Mitchell, uzaylılara atfedilen “Merhaba Dünyalı, biz dostuz” sözünü destekleyen iddialar ortaya attı. Mitchell, uzaylıların Soğuk Savaş’ın başında Dünya’ya geldiğini ve ABD ile Sovyetler arasında nükleer savaş çıkmasını önlediğini öne sürdü. 
‘ASKERİ BECERİLERİMİZİ GÖRMEK İSTEDİLER’
‘Barış yanlısı uzaylıların’ New Mexico Çölü’ndeki ünlü ‘White Sands’ nükleer silah deneme alanını ziyaret ettiğini söyleyen Mitchell, “White Sands atom bombası denenen bir yerdi. Uzaylıların da ilgilendiği şey buydu. Askeri becerilerimizi görmek istediler” dedi. Tarihin ilk nükleer bombası test amaçlı olarak 1945’te New Mexico’da patlatılmıştı. 

 ‘FÜZELERİ DÜŞÜRÜYORLARDI’

Öte yandan 84 yaşındaki Mitchell, uzaylıların insanlığı savaş çıkarmaktan caydırmaya ve barışı sağlamaya çalıştığını savundu. Mitchell, iddialarına kanıt olarak ise alanda çalışan diğer yetkililerin sözlerini işaret etti:
“Soğuk Savaş döneminde orada çalışan Hava Gücü askerleriyle konuştum. UFO’ların sık sık göründüğünü ve füzeleri etkisiz hale getirdiklerini söylediler. Pasifik’teki üslerde çalışanlar da ilk füze denemelerinin UFO tarafından başarısızlığa uğratıldığını anlattı.” 

‘GERÇEKTEN DE FİLMLERDEKİ GİBİLER’
Mitchell uzaylılara ilişkin başka iddialarıyla da gündeme oturmuştu. Uzaylıların 70 yıl önce New Mexico’ya indiğini, hatta içlerinden birinin canlı yakalandığını öne süren Mitchell, uzaylıların gerçekten de filmlerde gösterildiği gibi ‘koca kafalı ve gözlü’ olduğunu iddia etmişti.

Daha önce de benzeri iddialar, Amerikan ordusundan emekli pilotlar ve subaylar tarafından dile getirildi. Ayrıntılar için buraya tıklayınız. 

ABD’nin Ay’ı atom bombaları ile bombalamak istemesinin gerçek sebebi neydi?

Yazar: Unknown

Ne kadar çabuk inanıyoruz…

“Sovyetler Birliği Sputnik adı verilen ve bir basketbol topu büyüklüğünde olan, dünyanın ilk yapay uydusunu uzaya çıkartmayı başarınca, ABD de buna karşılık Sovyetler’e gövde gösterisi yapmak için Ay’a nükleer füze gönderip yok etmeye çalıştı.”

Cümle ve iddia aynen böyle… 
Sovyetler uzaya uydu fırlatmış ama resmi tarihe göre daha hiç kimse Ay’a gitmemiş ya da Ay yakinen incelenememiş, mahiyeti-yapısı anlaşılamamış ama nükleer füze gönderilip Ay üzerinde bir yerler ya da tamamen Ay imha edilmek isteniyor, öyle mi? Gövde gösterisi yapılacak ise “Sen top kadar bir uyduyu uzaya göndermiş olabilirsin. Ama biz de Ay’a gideriz, bak gör” dersin ve hiç beklemeden Ay’a gider gelirsin…

Aslında mevzu öyle değil… Yaygın kanaatin aksine, ilk UFO kazası 1947’de yaşanmadı. Daha bin dokuz yüzlü yıllara girilmeden kaza yapıp düşen ve enkazda dünya dışı insanlar bulunan UFO’lar oldu. 1947’ye kadar başka oldu mu bilmiyoruz ama nihayet FBI’ın da resmi itirafı ile artık biliyoruz ki 1947’de de bir kaza oldu. Ve bu kazada sadece ölü uzaylılar değil, diri uzaylılar da ele geçirildi. Ve bunlardan hem uzayın sırlarına dair hem de Ay’a dair çok şeyler öğrenildi daha 1947’de… İşte ondan sonra Ay’ın yapay olduğu, içinin boş olduğu, Ay’ın binlerce senedir dünya dışı başka insan ırkları tarafından kullanıldığı ve daha da fazlası öğrenildi. Yani ABD Ay’a ve Mars’a gitmeden önce Ay ve Mars hakkında ve daha pek çok gezegen hakkında, dünya kamuoyu ile paylaşsa büyük sarsıntılara sebep olacak bilgilere sahip oldu.

Ay’da askeri üsler kuran dünya dışı insanları, kendisine bir tehdit olarak gören ABD buna bir çare arama yolunu tuttu. İşte Ay’ı nükleer füzeler ile vurup imha etme projesi bunun için oluşturuldu. Tabii olarak sonuca gidilemedi. Birincisi ABD’nin bunu yapabilecek teknik gücü yoktu. İkincisi, Ay’ı üs edinenler bu kadar kolay hedef değildi. Mutlaka kendilerini savunacaklar ve mutlaka karşılık da vereceklerdi. Zaten meşhur ve orijinal bir görüntü olan, 1952 yılında Beyaz Saray üzerinde usulca ve filo halinde uçan UFO’ların görüntüsünü mutlaka görmüşsünüzdür. Çok sıkılıp daralmış olmalılar ki boy gösterme gereği his etmişler gibi…

İşte bu yüzden ABD Ay’a gidince astronotlar Ay üzerinde çok kısa süre kaldılar. Derhal geri döndüler ve sonra da Ay’a bir daha kırk yıl gidilmedi. Ve Ay’dan getirilen taşlar bile sırra kadem basıp kayboldular…  Neden mi? Çünkü ay taşlarına yapılacak bir karbon testi dünyayı şoka sokacaktı. Ay taşları dünyadan dört kat daha yaşlıydı. Bu da Ay’ın dünyadan kopan bir parça olmadığı ve dünyamızdan milyarlarca yıl önce bile Ay’ın var olduğunu gösterecekti. Ay’a yapılan gizli Apollo 18, Apollo 19 ve Apollo 20 uçuşlarında elde edilen bilgiler ve bulgular da kimse ile paylaşılmadı. Ay’da şehirler kurulu olduğu, her tarafının askeri üslerle dolu olduğu, orada kullanılan teknolojinin dünyamızdan belki binlerce sene ileride olduğu görüldü. Dahası da var, dünyamızdan birilerinin, binlerce sene önce Ay’a gittiği ve oralarda izini-işaretini bıraktığı da görüldü. Evet bundan binlerce yıl önce Hz. Süleyman peygamber zamanında dünya insanlığı, şu günümüzden daha ileri teknolojiye sahipti ve yıldızlar arası seyahat yapabiliyordu.

Yahudiler tarafından kurulmuş ve gerçekte Yahudiler tarafından yönetilen ABD’nin ve kurumlarının bu gerçekleri açıklama lüksü yoktu, olamazdı. Zira elde edilen her yeni bilgide, korkunç boyutta ileri teknolojiye sahip olan dünya dışı insanların büyük kısmının Müslüman oldukları bilgisi daha da netleşiyordu. Tam aksi olsa idi, uzaylılar denilen o farklı insan ırkları da Hristiyan ya da Yahudi çıksalardı, ABD ve NASA bunu bütün dünyaya davul zurna ile duyururdu.

Artık elimizde olan yüzlerce kesin ve somut delil, ABD’nin ve NASA’nın onlarca yıldır binlerce konuda, bütün dünya insanlarını aldattığını ispat ediyor.

Her şeye, en başta alıntıladığım cümlede olduğu gibi ancak ahmakları inandırabilecek bahaneler bulundu. Şöyle olmuştu da böyle yaptık denildi. “Ay’a kırk yıl bir daha neden gitmediniz?” diye sorun, “Ne gerek var bu kadar masrafa, zaten her şeyi öğrendik Ay hakkında?” diyecekler. 
1947 Roswell UFO kazasını yarım asır gizleyip inkar edip sonra itiraf ettiler, bakalım bu gerçekleri daha ne kadar gizleyip de sonra itiraf edecekler. Gerçi geçtiğimiz günlerde “Uzayda hayat olup olmadığını önümüzdeki 20 yıl içinde anlayacağız.” şeklinde bir yalan daha söyleyip önceki on binlerce yalan açıklamlarına bir yenisini daha eklediler ama… Bu dünya, bu iletişim teknolojisi ile, gerçekleri meydana çıkartmak için o kadar uzun seneler beklemez…


Mehmet Fahri Sertkaya

Uzaydan dünyaya “Bizi kurtarın!” mesajı geldi mi?

1998’de Andromeda galaksisinden alınan 80 bin yıllık ‘SOS‘ mesajının şifrelerini yorumlayan Rus bilim insanları “Mesajda yalvaran ve kendini suçlayan bir ton var. Sanırım ürettikleri nükleer silahların açtığı belaların kurbanı olmuşlar” diyor.

ABD’de 1979-2007 arasında yayımlanan ve genellikle paranormal ve doğa üstü olaylara yer veren tabloid gazete Weekly World News’un “Uzaylılardan sinyal geldi” başlıklı manşeti yıllar sonra yeniden tartışılmaya başlandı.

Tabloid diye önemsenmedi

1998’de yayımlandığı dönem ‘asılsızdır‘ diye fazla önemsenmeyen bu haber, aradan geçen 15 yılda bazı arşivlerin açıldığı iddialarıyla yeniden konuşulmaya başlandı. Haberi yeniden gündeme getiren sinyalin içerdiği mesaja ait şifrelerinin uzmanlar tarafından yeniden yorumlanması.

80 bin yıl önce Andromeda galaksisindeki bir gezegenden gönderilen ve ‘SOS‘ mesajı içeren sinyalin şifreleri üzerine çalışan Rus bilim insanları “Mesajın karışık matematiksel şifreleri çözüldü. Mesajda dikkat çeken yardım için yalvaran ve suçluluk hissi taşıyan ifade biçimi. Kendi elleriyle yaptıkları nükleer bir silahın ortaya çıkardığı belalarla mücadele ederken yok olma ihtimali bulunuyor. 80 bin yıl önce dünyada tarih öncesi çağ yaşanırken onların başka gezegenlere gidebilecek kadar teknolojileri bulunuyormuş. Ancak başlarının büyük bir belada olduğu ve fazla zamanları olmadığı anlaşılıyor. Kendi gezegenlerinde rehin kalmışlar. Çalışmalar gösteriyor ki yok oluşlarının nedeni kozmik bir felaket değil, kendi elleriyle ürettikleri bir nükleer bela. Ya da bu belanın neden olduğu bir çöküş. Büyük bir yıkım, cehennemi andıran patlamalar, hastalık ve ölümlerin olduğu kesin” diyor.

Mesajın gerçekliğine ve şifrelerinin çözüldüğüne inanmayanlar da azımsanır sayıda değil. 1998’deki ilk haberin sahte olduğunu düşünenler mesajın şifrelerini yorumladığı iddia edilen Rus bilim insanı Victor Kurlakov isminin de aslında ölen Rus Genelkurmay Başkanı Kurlakov‘a ait olduğunu söylüyor. ( Sabah, 04/12/2013)

“Nükleer silahları UFO’lar devre dışı bırakıyor.”

Pilot Robert Salas ile sessizliklerini bozmaya karar veren 6 eski ABD hava kuvvetleri subayının, üsler üzerinde uçan UFO’lar hakkında Amerikan hükümetinin gizli belgelerini de içeren ayrıntılı açıklama yapmaları bekleniyor. 

Daily Mail’in haberine göre Salas (yanda), 16 Mart 1967’de, Montana’daki Malstrom hava üssünde ilk elden böyle bir olaya tanık olduğunu, görevdeyken bir uçan nesnenin üs üzerinde dolaştığını gördüğünü ve bunun üzerine 10 nükleer füzenin devre dışı kaldığını anlattı.
Bundan bir hafta sonra aynı olayın bir başka üste tekrarlandığını belirten Salas, ABD ordusunun nükleer üsler üzerinde uçan bu nesneler hakkında yalan söylediğini, bunu kanıtlayabileceklerini iddia etti.

Albay Charles Halt da, İngiltere’de nükleer silah bulunduran birkaç üsten biri olan, İpswich yakınlarındaki RAF Bentwaters’da 30 sene evvel UFO gördüğünü söyledi. Halt, uçan nesnelerin üsse ışın huzmeleri yaydığını, daha sonra askeri radyoda uzaylıların nükleer depoya indiğini duyurduğunu belirtti.

Halt, “ABD ve İngiltere gizli servislerinin, gerek o zaman gerekse şimdi, herkesin iyi bildiği dezenformasyon yöntemlerini kullanarak, RAF Bentwaters’da olanların önemini azaltmaya çalıştıklarına inandığını” söyledi.

Pilotlar, 2003 gibi yakın bir tarihte de olan uzaylı müdahalesiyle ilgili 120 eski askeri personelin tanıklığını kanıt olarak göstereceklerini ve yetkililerden uzaylıların dünyayı ziyaret ettiğini artık kamuoyuna açıklamalarını isteyeceklerini belirttiler.

Dün, Birleşmiş Milletler’in, Dünya’yı ziyaret etmeleri durumunda uzaylılarla ilk teması sağlayacak özel bir elçi atayacağı açıklanmıştı. BM’nin pek az bilinen Dış Uzay İşleri ofisinin Başkanı Malezyalı astrofizikçi Mazlan Osman’ın gelecek hafta düzenlenecek bir bilimsel konferansta bu göreve getirildiğinin açıklanması bekleniyor. (aa – 27-09-2010)