Etiket arşivi: 51.Bölge

Dünyanın dört bir yanında farklı dinlerden, milletlerden, ideolojilerden insan şeytanlarından çarpılan çarpılana…


1-)Moğolistan’da çölde bile çarpılan büyücüler var.

2-)Hintliler de hala rahat durmuyorlar ve sürekli büyüler yapılıyor o taraftan…


3-)Trump yeraltındaki birkaç tesise-üsse daha baskınlar yaptırdı ve oralardaki Yeşilleri de öldürttü. Oralardan çıkan teknolojik aletlere de Pentagon el koydu.

Şu sıralarda Pentagon’da, ciddi ciddi uzaylılarla sıcak çatışmalar yaşandığını bilmeyen, duymayan yok gibi… Hatta bu bilgi dışarı da sızdı ve dün bazı sosyal mecralardaki bazı hesaplar 51. Bölgede de benzeri çatışmaların yaşandığını iddia ettiler.

ABD yönetimi, Yeşillere ait yer altı üslerinin patlatılmasından sonra ele geçen yüksek teknolojiye de çok sevindi. O üslerden ele geçen haberleşme cihazlarının yanında en ileri iPhone modeli bile oyuncak misali kalıyor.

Bunları yavaş yavaş kendilerinin keşfettiği yüksek teknoloji ürünleri olarak seri üretime başlayıp satacaklar ve batık haldeki maliyelerini ayağa kaldıracaklardır. Zaten bu, evvelden beri yaptıkları şey ve bu konularda çok yayınlar yapmıştım. ABD, bir anda ABD oldu ve bunda uzaylı türlerden ele geçirilen bilim ve teknoloji de çok etkili oldu. Onlarca senedir NASA, üzerinde hayat olan başka gezegenleri izledi, oralarda günlük hayatı inceledi ve tersine mühendislikle pek çok teknolojiler geliştirdi. Bunları özel şirketlere çok büyük paralar karşılığında sattı.

Mystical objects, Tarot cards, skull, candles, old books, knives and materials for magic rituals.

4-)Çin’de ve Hindistan’da çok az paralar karşılığında bize büyüler yapan çok sayıda kişi var. Son on gündür oralarda onlar arasında can kayıpları iyice artmıştı ama dün gündüz ve dün akşamdan bu sabaha kadar geçen sürede de çok yüksek can kayıpları yaşandı.

Eş zamanlı olarak Çin ve Hindistan başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından bize metafizik saldırılar yapan medyumlar-metafizikçiler de çok darbeler aldılar ve onlar arasında da can kayıpları iyice arttı.

Yine eş zamanlı olarak cinler arasındaki can kayıpları da çok arttı. Cinler, dünya üzerinde bulundukları yerlerin çoğunda yok oldular. Çin tarafı aynı şekilde davranırsa yakında Çin’de topluluk halinde cinler kalmayacak. O derece yok olacaklar.

Lakin Çin’e çalışan medyumların son haftalarda olağan üstü gayret gösterseler de yıkılıp durmaları ve fazla can kaybı yaşanması Çinlileri yeniden büyü kartını daha aktif kullanmaya zorladı.

5-)Şi rolündeki biyonik robotun içindeki yeşil uzaylı hep çıldırıyor. Sürekli olarak sağa sola bağırıyor, talimatlar yağdırıyor. Metafizik sahada sürekli bozgun yaşamalarını kabullenemiyor. ABD’ye, Trump’, Biden’a, bana ve herkes sürekli sövüp sayıyor. Çin’deki gücünü, saygınlığını, otoritesini iyice kaybediyor ve bunun çok iyi derecede farkında. Bu şiddetinin asıl sebebi de bu…

Tayyip’in, yönlendirmelerime çok geç ayak uydurarak, iş işten geçtikten ve anlaşmalar bozulduktan sonra Türkçü çıkışlar sergilemesi ve Türk Konseyi tabirini kullanması da Şi’yi çok sinirlendiriyor.

Tayyip’in laf olsun diye konuştuğunu, ciddi ve samimi olmadığını ve bir şey yapamaz şartlar içinde kaldığını çok iyi biliyor ama milletlerde bu havanın hakim olması ihtimali onu çok korkutuyor.

Biz, Ankebut Ağı ile bazı ortak paydalarda hareket etmekten vazgeçtikten sonra Tayyip’in hırsı, hasedi, kini biraz duruldu ve sarsılıp biraz kendine geldi. Zaten bu süre içinde konseyler içindeki Çin yanlısı üyeler de büyük darbeler aldılar ve çoğu görüş-saf değiştirdi. Bunun devamında Tayyip yüzünü yeniden batıya, daha doğru ifadeyle Ankebut Ağına döndü. “Türkiye’nin yönü batıdır” temalı konuşmalarını bu geri dönüşünü dünyaya ilan etmek için yaptı. İlk bakışta Tayyip de Tayyip’in üzerine oynayan iç odaklar da ABD de Ankebut Ağı da kazanmış gibi ama ne kadar büyük kaybettiklerini çok kısa bir süre sonra anlayacaklar.

Uyuşturucu çetesi lideri gizli Yahudi ve Mason Solomon Soysuz’un son 15 günde verdiği kayıp, son iki yılda verdiği kayıplara eş gibi… Sahada yaptığımız operasyonlar bunlara çok büyük kayıplar verdirdi. İyice belleri büküldü. Soysuz da beraber iş yaptığı mafyalarla artık anlaşamıyor. Mafyalarla işleri azaltmayı düşünüyor ama bu defa da o bölgelerde başka mafyaların hakim olmasından korkuyor.

Vekil, vali, kaymakam, emniyet müdürü olup da aslında uyuşturucu dahil bütün kara para işlerinde faal olan adamlarından bir kısmının metafizikle çarpılmış olması ve korona diyerek hemen kendilerini oyundan çekmek istemeleri de Soysuz’u ve AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün diğer üst isimlerini zorluyor.


6-)Kumarhanelere de yasa dışı bahis sitelerine de esnafı haraca bağlayanlara da hep operasyonlarımız oldu. Bir çok kişi rezil oldu. “Buralar bizim mekanlar, yedirin polise, jandarmaya, bize baskın yapmasınlar” diyorlar ama şartların değiştiğini kabullenemiyorlar.

Kısa süre önce PKK’nin üst isimlerinin toplantısında da adım anıldı. “Bu adam devletlere meydan okuyor, bizim gibi taşeron örgütleri siler geçer” dediler.


7-)Diyarbakır’da kaçırılmak istenirken kurtarılan üç yaşındaki çocuk, bize yapılacak bir büyü ayinine kurban gidecekti.

Orada, kaçarken çocuk hırsızlarından birinin sığındığı o kilisede son zamanlarda sürekli olarak bize büyüler yapılıyor.

Anlatmıştım, Türkiye’nin dört bir yanında köpeklerin ve kedilerin patilerinin kesildiği vakalardaki artış da büyülerle alakalı. Kısa bir süre önce İstanbul’da Afrika kökenli bir grup da ayin yaparken ihbar edildi ve polis baskını olmuştu. Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanında büyücülerde ve medyumlarda artış gösteren faaliyetler artık iyice zahir-görünür oluyor.

Diyarbakır’daki o kilisenin altında kaçış tünelleri bulunduğu iddiası da var. Bu bir iddia ama Diyarbakır emniyetinin ve jandarmasının orada dönen her türlü kara para işini ve insanlık dışı işleri bildiği tartışılmaz bir gerçek.

Kara paralar o kadar azaldı ki “Havalar soğuk. Kimsesiz ve sokaklarda yatan kişileri şu numaraya ihbar edin” diye başlatılan kampanyalarda toplanacak çok yüksek sayıdaki kimsesiz kişi, organ mafyalarına kurban edilecek.

IHH’yı kullanarak 80’den fazla vilayetten Suriye’ye TIR’lar gönderilmesi de art niyetliydi. Hem yardım kampanyası denilerek toplanan paraların çoğu zimmete geçiriliyor, hem Suriye’ye ilaç ve gıda yardımı yerine aslında silah ve mühimmat da götürülüyor hem de o TIR’lar geri dönerken sınır kapılarında kontrol edilmiyor ya da sistemin adamları tarafından kontrol ediliyor ve böylece TIR’lar dolusu çocuklar, genç kızlar, yetişkin erkekler ve kadınlar kaçırılıyor.

Bunlar çok iyi para ediyorlar. Çocuklar ve genç kızlar sübyancılık ve fuhuş mafyalarına ve ayinlere gönderiliyor. Yetişkinlerin bazıları ayinlerde kurban ediliyorken çoğu organ mafyalarına kurban oluyorlar.

8-)Parsel parsel eylemişlerdi dünyayı ama işlerine çomak sokan koca bir dünya kadar teşkilat var artık karşılarında… Nereden hamle yapsalar, karşı hamlelerimiz geliyor ve inşaallah kısa süre sonra bunalıp öfkeli ve hesapsız çıkışlar yapmak zorunda kalacaklar. O zaman da topluca üzerlerinden geçeceğiz.

9-)Ankebut Ağı ve Tayyip, Ermenistan’da sürekli olarak iç karışıklıklar yaşanmasını sağlamaya çalışıyorlar. Biz yanlarında olmadığımızda bile planlarını gerçekleştirebileceklerini zan ediyorlar ama aslında buna kendileri bile inanmıyorlar. Bu şartlarda o planlarımızı, kendi planları gibi uygulamalarına izin vermeyeceğiz ki izin verirsek hayra değil şerre dönecek. Ne milletimize, ne ümmetimize ne de insanlığa bir faydası olacak. Daha çok kan dökecekler, daha çok canlar yakacaklar, daha çok sömürecekler, daha çok kara para işleri yapacaklar. Bebeklerin, çocukların, genç kızların, kadınların başta olmak üzere bölgedeki bütün insanların halleri perişan olacak.

Aynı şekilde AKPKK’nin, ordumuzu-askerlerimizi Yahudi-Satanist zihniyetli planlar çerçevesinde Ermenistan’ın haricinde İran, Suriye, Irak, Libya, Yunanistan, Ukrayna ya da başka herhangi bir cephede görevlendirmesine ve milletimizi daha fazla kandırmasına asla izin vermeyeceğiz.

Son zamanlarda Suriye’de askerlerimizi hedef alan bombalı patlamaların ve sınır illerimiz içindeki benzeri terör saldırılarının arkasında Tayyip-AKPKK var. Suriye’ye askeri müdahalenin haklı, hukuka uygun bir zeminini oluşturmak için bunları kendisi yaptırıyor ve her zaman olduğu gibi şeytanlığını sergiliyor. Bozacağız… İzin vermeyeceğiz…

Yakın geçmişte kendilerine samimiyetle dostluk eli uzattığımız hükumetler-liderler ve dini gruplar için köprüden önceki son çıkış bu… Şimdilerde bizlerle anlaşmak ve anlaşmalara sadık kalarak hareket etmek fırsatı ve böylelikle Ankebut Ağını, Tayyip’i ve benzerlerini durdurma şansları bir kez daha ellerine geçti. Bu fırsatı da kaçıranların bir daha aynı fırsatı yakalayacaklarına hiç ihtimal vermiyorum.

10-)

AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütünün mensuplarından olan Mustafa Yel de gerçekten korona olmadı. Metafizikle çarpılanlardan. Son zamanlarda daha çok canlar yakmaya başlamıştı. Organ işi dahil bazı kara para işlerinin içinde…

11-)
Çok güzel bir metafizik çatışmaydı. Çok zevkliydi…

Şu birkaç saat içinde en az 700 milyar cin kabilesi yok oldu. 17 farklı büyü ayini dağıtıldı. Birkaçı hariç diğer ayinlerin hepsinde kaçırılan insanlar iblis’e kurban edildi. 13’ler meclisinin mensubu olan pek çok haham şu anda sırt üst yerlerdeler. Gözleri tavana boş bakıyor. İçlerinde ölecekler var. Ölmezlerse çok şaşarız. Korona der de onları da gömer geçerler.

Cemaatimiz içindeki münafıklardan da eş zamanlı olarak büyüler yapanlar vardı ve onlardan ölenler de oldu. Dünya genelinde son birkaç saattir devam eden çatışmalarda ölen dünya insanı medyum ve büyücü sayısı 900’den fazla… Önümüzdeki birkaç saat içinde dünyanın farklı farklı yerlerindeki bu kişiler arasında ölenlerin sayısı artacaktır. 13’ler meclisinden “Bunca büyüler yapıyoruz, bunca medyumlarımız var, bunca cin kabilesi de bizi koruyor. Bütün bunları geçip nasıl bizi çarpabilirler.” deyip duruyorlar. Sanki ilk defa böyle çarpıldılar…

Öğleden önce yaptığım yayınlara da sinirlenmişler. Ahmaklar… Hala kabullenemediler ellerinden cin, büyü, metafizik kartını da aldığımızı…

Mehmet Fahri Sertkaya

Size ABD’nin gerçek yüzünü biraz da Bob Lazar üzerinden anlatayım…

Bob Lazar 51. bölgede gerçekten çalıştı ve iddia ettiği şeylerin çoğunu gerçekten gördü. İddiasının aksine olarak, aslında Bob Lazar çok ileri seviyede bir fizikçi değil ve yine iddiasının aksine, UFO’lar üzerinde yapılan tersine mühendislik çalışmalarına da katılmadı. Canlı uzaylıları gördü, onlarla konuşmak ve çalışmak istedi ama konuştuğu uzaylıların anlattığı teknik mevzulardan hiçbir şey anlamadı.

Bob Lazar da bir Yahudi, bir Mason ve Ankebut Ağı’nın mensubu. Ayrıca CIA personeli. Bob Lazar da bir proje… 51. Bölgede kendisinden istifade etmek istediler ama çok verimli olamadı. Bir işe yaramayınca “Sen bari çık, konuş” dediler. Bunca yıldır bu görevi yerine getiriyor. İnsanların ABD’yi çok olağanüstü bir devlet gibi görmesi… Akıl almaz teknolojileri ele geçirmiş bir devlet gibi görmesi… Aramızda uçuk bir bilim ve teknoloji farkı bulunan uzaylı insan türleri ile anlaşmış gibi görmesi için oynanan kirli bir oyundu bu ve başrolde Bob Lazar oynadı.

Dün de yazdığım gibi, ABD ve aslında Ankebut Ağı, dünyamızdakinden binlerce sene ileri seviyede bilim ve teknoloji ile üretilmiş sistemleri hazır olarak ele geçirdiği halde bile hala bilim ve teknolojide pek çok dünya devletinden geride…

ABD ve İsrail, yalanlarla, propaganda ve reklamlarla, kara (karalıyor gibi gösterirken devleştiren, korkutan) propagandalarla ve kara paralarla ayakta duran sanal güçler. ABD’nin ve İsrail’in elinden bu kartları alırsanız, geriye bir hiç kalır.

Bu yüzden Netenyahu, Sanhedrin hahamları ile hakkımda konuşurken “İnsanlar üzerinde oluşturduğumuz korkuları, kontrolleri yıkıyor. Bu adam bizim felaketimiz olacak” demek zorunda kalmıştı ve geçmiş paylaşımlarda bunu yazmıştım.

Bazı belgesel yapımcıları Bob Lazar’ı ciddiye almak için öncelikle yalan makinesi testinden geçmesini istediler. Kabul etti ve testlere dahil oldu ama testleri geçemedi. Bu nedenle belgesel yapmaktan vazgeçenler oldu ve isabet etmiş, doğru karar almış oldular.

Yalan makinesi testlerini geçmesine ihtimal yoktu, çünkü çok sayıda doğrunun arasına çok sayıda yalan karıştırarak anlatıyordu.

Aslında 51. Bölgede tutulan uzaylı insanları gördüğü halde, sorulan bir soruya yalanlarla, kasten yanlış yönlendirmelerle şu cevabı vermişti:

“Hayır, uzaylıları görmedim. Sadece bir iki fotoğraf gördüm. Otopsi yapılırken çekilmişlerdi. Bütün vücut kadraja girmemişti ve uzaylının boyu, fiziki yapısı hakkında bir şey de söyleyebilmem mümkün değil. Fotoğrafta bu uzaylıyı karnı açılmış ve bir iç organi çıkartılırken gördüm. Bir başka karede de bu organın içi açılmış halde gördüm”

Bob Lazar, reklam/propaganda maksatlı kullanılırken, gerçekten işe yarar bilgilerin insanlar ve başka devletler tarafından öğrenilmemesi hususuna da hep dikkat ederek konuştu.

Bob Lazar’ın yalanlarından biri de şu…

Bob Lazar mealen şöyle cümleler kurdu: “51. Bölgeye Rus bilim adamları ve yetkilileri de gelirlerdi. Bir gün 51. Bölgede çok büyük bilimsel keşifler yapıldı. Sonra uygulama değişti ve oraya girebilenelr iyice sınırlandırıldı. Rusların da girmesine izin verilmedi.”

  1. Bölgenin tarihi boyunca Ruslar hiçbir zaman resmi ya da gayr-i resmi görevlerle oraya gitmediler. Böyle bir şey hiçbir zaman yaşanmadı. Ruslar da kaza yapmış UFO’lar ve ayrıca hayatta kalmış uzaylı insanlar ele geçirmişti. Tersine mühendislikle çok şeyleri gerçekten çözüp bilim ve teknoloji de hızlı mesafe almışlardı. Fark şu ki ABD gibi reklam yapmak hatta yalanlarla reklam ve propaganda yapmak ihtiyacı duymuyorlardı.

Bob Lazar da Rusların kendilerinden çok ileride olduğunu biliyordu. Böyle konuşuyordu ki insanların zihinlerinde şunlar çakacaktı:

  • Bu ABD uçmuş, Ruslar bile ABD’nin peşinde koşuyor
  • ABD, öyle bir fark atmış ki en büyük rakibi olan Rusları bile takmıyor.
  • Rusların bile peşinde koştuğu ama yanına yanaşamadığı süper teknolojilere sahip oldu. v.s.

Karar konseyden çıktı. Bizde şebeke suyuna virüs katıp hashahane ve ilaç harcamalarının birden büyük oranda artmasını sağlıyorlardı, bu planlarını bozduk ama şimdi ABD’de ise bu yolu tercih ettiler. Dün 13’ler Meclisi ile Şeytan’ın Konseyi ortak oturum yaptı. Detaylarını sonraki paylaşımlarda yazacağım ama para kaynakları kurudu diye isyanlardalar.

Şu meselede ikinci bir hedefleri var. ABD iç muhalefetini meşgul etmek. Son zamanlarda yayınlarımızın tesiri ile ABD iç muhalefetinin de eli epeyi güçlendi. Onlardan sert hamleler almaktan endişe ediyorlar ve onları uğraştıracak, meşgul edecek gündemler/meseleler oluşturmak taktiği sergiliyorlar.

(Kızamık virüsü burun ve boğaz içindeki salgılarda bulunur. Kişi hapşırdığı ya da öksürdüğü zaman mikroplar damlacık ile etrafa yayılır.)

Bob Lazar “Pekiyi, bu UFO’lar ne ile çalışıyor, yakıtı nedir?” sorusuna cevap verirken hep dünyada bulunmayan 115. elementten bahsediyordu. O zamanlar dünyamızda keşfedilmiş 114 element vardı. 30 Aralık 2015’te kimya bilimi periyodik cetvele dört yeni element daha ekledi ve bilinen 118 element oldu.

Bob Lazar, 115. elementin dünyamızda bulunmadığını, başka dünyaların elementi olduğunu ve element sayesinde UFO’ların enerjisinin sağlandığını anlatıyordu. Diğer yüzlercesi gibi bu kısmı da yalan ve çarpıtmaydı. Bunu da kasten yapıyordu. UFO’larda kullanılan elementin, dünyamızda da bulunan bir element olduğunu çözmüşlerdi.

Kendisinden önce iki bilim adamının 51. Bölgede tersine mühendislik çalışması yaptığı… Bu sırada UFO’ların enerjisini nasıl elde ettiğini çözmek isterlerken bir UFO içindeki küçük nükleer reaktörü kaza ile patlattıkları… Bu iki bilim adamının ölmesinden sonra görevin kendisine verildiği şeklindeki iddiası da yalan. Bob Lazar’ın karakter analizi yapıldığında ve hayatı soruşturulduğunda, yalancı, fitneci, övünmeyi seven, zevk ve uçkur peşinde yaşayan, darmadağın ve sözüne hatta yeminine itibar edilmeyecek alçak karakterli biri olduğu görülebiliyor. Herhangi bir adil mahkeme, bu haldeki bir şahsı adil şahit olarak bile kabul etmez, edemez.

Lazar’ın, sözde kaza neticesinde küçük çapta bir atom bombası patlamasına eş değer bir patlama olduğunu söylemesi ve “Gizlice yapılan bir atom bombası denemesi sırasında yaşanan bir patlama denilerek olayın üstü örtülmüştü” cümlesi, kahkahalar ile gülünüp geçilecek kadar basit ve desteksiz yalanlar… Öyle bir tesiste küçük bir nükleer patlama bile büyük can ve mal kaybına sebep olur. UFO’lardaki nükleer kısmın fiziki boyut olarak küçük olsalar da muazzam bir enerji sağlayabilecek kadar büyük güçte olduğu da gözler önünde…

Ayrıca öyle bir üsde, hiç kimse öyle bir reaktörü incelemez. En azından, patlama ihtimaline karşı her türlü tedbiri almadan orada incelemezler. Bob Lazar, bu gibi uydurmaları ilköğretim öğrencilerine anlatsa, çok faydalı olur, detaylara ve gerçekçiliğe takılmazlar, yine de ufuk açıcı gelir. Neyin doğru, neyin yalan olduğunu yaşları, bilgileri arttıkça zaten öğrenirler. Lakin bunca uzman profesör ve bunca dikkatli basın/medya mensubu neden Bob Lazar’a gereken karşılığı vermedi, asıl soru bu… Bob Lazar’ı kimse bozmadı, çünkü Ankebut Ağı’nın mensubu olduğunu biliyorlardı.

Bir Ankebut Ağı projesi olan Bob Lazar’ın, ABD’yi olağanüstü bir süper güç olarak göstermek için oyun oynarken söylediği ve bazı gerçeklerle süslenmiş yalanlarını şuradan izleyebilrsiniz.

https://ok.ru/video/1471682054798

Mehmet Fahri Sertkaya

NASA’nın Türkiye’de gizli bir birimi (NGB) var.

Sabetaycı gizli Yahudi ve Mason olan Haktan Akdoğan’ın İzmir’deki bu UFO hadisesine dair yorumları, hemen her mevzuda olduğu gibi, büyük oranda isabetsiz. İzmir’de ele geçen uzaylı, süper teknoloji ürünü bir insansı robot değildi. Tek de değildi.

İki kişilerdi. Ufak bir UFO’ları vardı. Kötü niyetli ve saldırgan değillerdi. Kaza yapmadılar, vuruldular. Dostane şekilde sadece incelemeler yapıyorlardı. Bunlar, hususiyle Türkiye’ye ilgi duyan uzaylı insanlardandı. Türkiye’ye olan ilgilerinin sebebi, bu insan türünün de tıpkı bizler ve Merihliler gibi Müslüman olmasıydı.

Düşük hızda uçarak incelemeler yaptıkları bir anda, hiç beklemedikleri şekilde saldırıya uğradılar. Ordumuza ait çok özel bir İHA, bu küçükçe UFO’ya lazer ışını gönderdi ve hem patlama yaşanmasına hem de düşmesine sebep oldu.

2014 yılındaki o habere çok inanmayın. Lazer silahları onlarca senedir var ve kullanılıyor. ABD, Güney Afrika Cumhuriyeti’ne bile bu lazer silahlarından vermişti ve onlar da bir UFO’yu vurup içindekileri ele geçirmişti. Yaşananlara ve elde ettikleri UFO enkazı ile uzaylı insanlara dair tuttukları resmi evraklar da basına sızmıştı.

7 Mart 1989…
Lazer silahlarına sahip olan Güney Afrika Cumhuriyeti Hava Kuvvetleri, Kalahari çölünde bir UFO’yu vurup düşürdü: http://urlkisaltma.com/8llTM

9 Kasım 2015…

Güney Afrika’nın Cape Town şehrinde oluşan tuhaf bulutlar kayda alındı ve kısa sürede sosyal medya üzerinden dünyanın tartıştığı bir konu oldu. Dünyanın çok sayıda ülkesinde haber kuruluşlarında haber de oldu.

Büyük UFO’ların, dünyayı incelemek isterken, ellerindeki yüksek teknoloji ile etraflarında yapay bulutlar oluşturabildiği biliniyor. Bilinen tarihte, böyle bir vak’a ilk defa, Çanakkale savaşında Norfolk taburunu bulutların(!) yutması sırasında görüldü.

Norfolk taburunu yutup da çok zor bir zamanda biz Müslüman Türklere yardım edenler bulut değil, tıpkı bunlar gibi UFO’lardı. Bir istisna olarak, Müslüman uzaylıların dünyamızın olaylarına müdahale etmesine kısıtlı bir izin verilmişti. Bkz: http://urlkisaltma.com/1Tbhz

İzmir’deki söz konusu uzaylı hadisesine müdahale edenler 11 ya da 12 kişilerdi.

Bunlardan dördü Jandarma kimliklerine sahipti, diğerleri polis kimliklerine… Hepsinin kimliği gerçekti. Gerçekten Jandarma’da ve Emniyet’te kayıtları vardı. Lakin hepsinin hem Jandarma’da hem de Emniyet’te kayıtları/kimlikleri vardı. Ellerindeki bu gerçek kimliklerde gerçek resimleri vardı. Lakin isimleri Jandarma kimliklerinde Ahmet ise, Polis kimliklerinde Mehmet ya da başka bir şey olarak geçiyordu. İki teşkilatın da resmen var olan adamları olan bu kadro, aslında MİT’in, MİT üzerinden CIA ve NASA’nın adamlarıydı.

Üç araçla olay yerine geldiler. Birinci araç, başka bir hadisede çekilmiş olan bu fotoğrafta gördüğünüz ile aynı marka ve model olan ve aynı böyle renk, şerit ve özelliklerde olan sahte bir Jandarma aracıydı…

İkinci araç, aynı marka ve modelde olup tamamen siyah renkteydi. Üçüncü araç ise Jandarma ve Emniyet teşkilatında da kullanılan çift kabinli bir pikaptı.

Sadece 20 dk sonra

Bahçelerinde “tıpkı insan gibi” diyerek tanımladıkları ve bacağından bir şey akan, korkmuş, ne yapacağını bilemez halde bir acayip canlı gören… Uzaylı olduğunu düşündükleri bu canlıyı polise bildirmeye teşebbüs eden bu insanların ifadesine göre, Jandarma zan ettikleri ekip oraya 20 dakikada ulaştı.

Aralarından biri, bu şahitlerin tam olarak izah edemediği bir şeyi üzerine giydi (Sadece bir çelik yelek de olabilir, özel bir kıyafet de olabilir). Yanındakilerin silahlarını doldurmasını istedi ve korku, panik, şaşkınlık duymadan, sanki böyle bir canlıyı daha önce de görmüş ve yakalamış gibi tavırlarla gitti, yakaladı. Gayet sakin tavırlarla, yakaladığı uzaylı insanı araçlardan çift kabinli pikaba koydu ve “Bir şey yok, merak etmeyin. Biz size haber vereceğiz” deyip gittiler. Bir daha kimse bu insanları aramadı, bilgi de vermedi.

O uzaylı insanın üzerinden aşağı akan şey kandı. Onların kanı gri renkte olduğu ve vakit de gece olduğu için, şahitler yorumlamakta zorlanıyordu. Bu yaralının diğer arkadaşı ağır yaralıydı. Düştükleri yerden kalkamamıştı. O ise yaralı hali ile yerleşimin bulunduğu yere geldi. Muhtemelen yardım isteyecekti ama köpekler etrafını çevirdi. İhtiyar ev sahibi de çıkıp silahını ona çevirdi.

Oraya gelip onu alanlar NGB’dendi. UFO’larını da NGB düşürmüştü ve 11-12 kişi değillerdi. Ekibin geri kalanı (ki 8-10 kişi daha vardı) UFO’nun düştüğü yeri bir an önce bulmak telaşındaydı. Bu ekibin oraya 20 dakikada gelip bu kadar korkusuz, şaşırmamış ve kararlı tavırlarla müdahale etmesinin sebebi buydu…

ABD’de, dünyanın pekçok ülkesinde ve Türkiye’de, uzaylıları ve UFO’ları ve tuhaf buldukları bütün hadiseleri (mesela obrukları) araştıran bir gizli teşkilat var. Evet, bu, tek bir teşkilat ama pek çok ülkede gizlice teşkilatlanmış. NASA bu sistemi yönetmek için CIA’yı kullanıyor. CIA da bu sistemin Türkiye ayağını yönetmek için MİT’i kullanıyor. NASA’nın Türkiye’deki bu gizli birimini (NGB’yi) şu anda Hakan Fidan, Tayyip Erdoğan, Hulusi Akar bile bilmiyor.

Yaralı yakalanan ile UFO’nun düştüğü yerde ölü ele geçirilen iki uzaylı insan, en kısa sürede ABD’ye götürüldü. Ceset bozulmadan üzerinde her türlü inceleme yapıldı. Yaralı kurtulanın üzerinde de incelemeler, deneyler yapıldı.

Kaza yapmış UFO ise daha sonradan, dikkat çekmeden ABD’ye götürüldü. UFO, önce NGB’nin Türkiye’deki güvenli bir mekanına götürüldü. Paketlendi, sarıldı ve sonra ABD Hava Kuvvetllerine ait bir A400 askeri nakliye uçağına konularak ABD’nin meşhur 51. Bölge isimli üssüne götürüldü. A400 Türkiye’ye sanki başka bir şey için gelmiş gibi gösterildi.

NGB yaklaşık 40 yıldır gizlice Türkiye’de faaliyette… Bu güne kadar Türkiye’de en az on uzaylının ele geçirildiği ve ABD’ye götürüldüğü biliniyor.

NGB sistemi içinde TSK içindeki hain bir ekip de var. TSK’daki NGB ekibi, MİT’teki yöneticinin emrinde. NGB’nin en üst yöneticisi bir MİT personeli… MİT’te müsteşarlar gelip geçiyor ama daha alt kademede olan bazı insanlar ilerleyen yaşlarına kadar MİT’te o konumda tutuluyor. İşte bunlardan biri NGB’nin şefi ve bu kişi de gizli Yahudi.

YİT, dönen dolapları çok daha ayrıntılı surette biliyor. İsimleri de bağlantıları da sahada kullandıkları personeli de bu personellerin hangi işlere burnunu soktuğunu da biliyoruz ve operasyonlarımızı tamamlayana kadar bu kısımları buradan elbette yayınlamayacağız.

Ankebut Ağı’nın bu birimini de imha edeceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kırmızı çember içinde görülen kişi Venüslü

Mesela şu doğrulanmış bir bilgidir.

İddialar tamamen doğru. Kırmızı çember içinde görülen kişi Venüslü… Venüslüler bize en çok benzeyen türler. Aramızda hiç fark edilmeden gezebilirler ama iç organları, kanları, beyinleri değişik.

Bu kişi ABD’de onlarca sene Amerikan ordusu içinde, 51. bölgede ve başka projelerde çalıştı. Onunla yakın arkadaş olanlar bile onun uzaylı bir başka insan türü olduğunu anlayamadı. Sonra bilenlerden birileri onu ifşa ettiler. İfşa olunca gözden kayboldu, akıbeti meçhul deniyor ama aslında bilenler biliyor. O hala dünyamızda, hala yaşıyor.

Venüs’te teknoloji bizden de daha geride. Onların buraya gelecek bilim/teknik seviyesi yok. ABD’nin oraya gidip onu getirecek seviyesi de yoktu. Onu buraya üçüncü bir başka insan türünden olanlar getirdi. O da Müslüman… Zaten Müslüman olduğu için hatlar gerildi ve ifşa ettiler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hitler Almanya’sının Ay yolculuğuna kimler mani oldu?

ALMANYA’NIN YERİNİ ABD’NİN ALMASINI KİMLER SAĞLADI?


ABD dokuz yıl içinde Ay’a gideceğini ilan ettiğinde bir bilgisayarı bile yoktu. Sanayi alt yapısı da yoktu. 

1950’lerin sonuna doğru gelindiğinde bile ABD gerçek anlamda bir sanayi üstünlüğüne hatta sanayi alt yapısına sahip değildi. Genel anlamda bir bilim üstünlüğüne de sahip değilken nasıl bu kadar iddialı oldu ve kısacık sürede başardı?

Bu soruya verilebilecek bir kaç cevap var:

1- Hitler mağlup olunca ele geçirilen Nazi bilim adamları ki aralarında ciddi oranda Musevi bilim adamları da vardı, ABD’nin yapacağını iddia ettiği şeyleri kesinlikle yapabilecek duruma çoktan gelmişlerdi ve ABD bu bilim adamlarını kendi menfaatleri için çalıştırdı. NASA’nın gönderdiği roketleri bile Alman bilim adamı Wernher von Braun tasarladı. (Fotoğrafta Wernher von Braun görülüyor)

2- 1947 yılında ABD’nin New Mexico eyaletindeki Roswell kasabasına düşen bir UFO, ABD’nin teknolojik gelişimi için bir dönüm noktası oluşturdu. ABD ordusu ve bilim adamları bu UFO’dan sağ olarak kurtulduğu iddia edilen iki dünya dışı canlıdan çok yüksek teknik sırlar aldılar. Ayrıca düşen bu ve başka UFO’lardan “Tersine mühendislik” ile çok ciddi teknik keşifler yaptılar. Meşhur 51. bölgeyi, çok yüksek bir para gücü ayırarak bu işler için kurdular. Geçtiğimiz yıllarda ABD’de transistörün gelişim sürecinin mantıklı olmadığı ve sanki bir anda birilerinden transistör yapmayı öğrendikleri şeklinde tartışmalar çıkmış hatta bu tartışmalar sonrasında transistörü bulduğu iddia edilen şirketin yargıya sevk edilmesine bile sebep olmuştu.

3- Hem birinci madde hem de ikinci madde gerçek. ABD başta Nazi bilim adamları olmak üzere, aynı Hitler’in yaptığı gibi dünyanın dört bir tarafından parlak zihinleri, araştrımacıları, bilim insanlarını, üstün yetenek sahiplerini sessizce topladı. Bununla beraber dünya dışı yaşama ait canlılardan ve UFO’lardan da pek çok teknolojiyi çaldı.

Ve bu şekilde bir hiç olan, doğru düzgün bir millet-ulus bile olmayan, asla dünyanın süper gücü olamayacak olan ABD dünyanın süper gücü haline geldi. Aslında getirildi.

Çünkü meselenin asıl temeli daha da farklıydı. Hitler’i önceleri destekleyenler, yükseltenler, para gücü verenler, siyasi güç verenler, hava kuvvetlerini kuranlar, onu Führerliğe/Başbuğluğa çıkartanlar, hep bankaların, radyoların, gazetelerin ve ciddi sanayi firmalarının sahipleri olan masonlar ve Siyonistlerdi. Hitler de anne tarafından bakılınca çeyrek Yahudiydi. Hitler Hitler olana kadar bu gurupların tam merkezindeydi ve çok çeşitli Siyonist Masonik yapılanmalara üyeydi. 
Ona bu kadar destek verenlerin hedefleri, Hitler ve Almanya vesilesi ile dünyayı yeni bir düzene sokmak, politik sorunları aşmak ve kurulmuş ama ilan edilememiş İsrail’i resmen ilan etmekti. Bu arada dağınık haldeki Yahudileri de İsrail’de toplamaktı.

Planda çok çok başarılı şekilde ilerlerken, beklenmedik şekilde Hitler’in İslam’ı seçip Müslüman olması her şeyi tepetaklak etti ve aynı derin güç, gölge hükümet, Gizli Yahudiler, Siyonistler, Hitler’in mağlup olmasını, Almanya’nın bu kadar emeklerine, mücadelelerine, oyunlarına rağmen kaybetmesini ve yerini de ABD’nin almasını istediler. Buna mecbur kaldılar ve o zamana kadar Almanya için yaptıkları ne varsa, çok daha fazlasını ABD için yaptılar. Hitler planı bozmasaydı ABD değil Almanya süper güç olacaktı, İsrail’i ABD değil Almanya koruyacaktı, uzaya da ABD değil Almanya yani Naziler çıkacaktı.

Zaten son yapılan araştırmalar ile meydana çıkan ilginç gerçekler gösteriyor ki Hitler’in ve Nazilerin planlarında Ay’da koloni kurmak bile vardı.

Mehmet Fahri Sertkaya