Etiket arşivi: Vatanseverler cephesi

Hiçbir şey yapmayacağız

Daha önce bahsettiğim istisnai şartlar hariç olmak kaydıyla, Türkiye de dünya da yıkılsa hiçbir şey yapmayacağız.

Üzerine geçen bu sürede gerilen, kafası karışan vatansever kişilere ve gruplara tekrar izah ediyorum. Her zaman olduğu gibi, şimdi de ne yaptığımı çok iyi biliyorum ve ben izah ettiğim şekilde duruş sergiliyorum. Benimle birlikte bir yola çıktıysanız ve bu güne kadar vesilemle pek çok muvaffakiyet ve hizmet şansı yakaladıysanız, sizler de benim gibi durursunuz.

Bırakın, yesinler, içsinler, eğlensinler, elbette onlar acı akıbeti görecekler. Operasyonlar yapılmayacak. Kara para sahası sıkıştırılmayacak. Hükumet baskı altına alınmayacak. Türkiye Rusya’ya ve Çin’e yanaşıyorsa yanaşsın, mani olunmayacak. Sürü mü bu millet, rahatsızlığı varsa zaten bu gidişe kolayca mani olabilir. Binbir türlü haksızlık ve hukuksuzlukla mücadele edebilir. Millet bu duruşu sergilese, bizler de üzerimize düşeni yaparız. Lakin bu millet bu gidişten rahatsız değilse, bizler çırpınsak da sonucu değiştiremeyiz. Bırakacağız sürüler kasabını bulacak. Yıllardır aynı şeyi yazıyorum. Bizler cehennemliklerin başına bekçi tayin edilmedik. Onları kurtaracağız diye onlarla beraber cehenneme sürüklenmek için bu dünya hayatına gönderilmedik. Allah’ın acımadıklarına acımak emri almadık. Aksine bunlardan men edildik. Her devirde olduğu gibi bu devirde de sapıtan milletler müstahak oldukları kadar feci şekillerde ve topluca cehennemlerine geçiş yapacaklar. Biz de bu ilahi iradeye ters bir duruş sergilemeyeceğiz. Yoksa kuruların arasında yanan yaş odunlar misali oluruz. Ahirette de mesul sayılır, hesaba çekiliriz. Sevap ve mükafat beklerken, günah ve azap yüküyle kalakalırız. Başkasını ısıtmaya çalışırken kendini yakan kuru odun misali oluruz. Bu alemin nizamı ve ahiret saadeti, ancak müslüman alimlere ve amirlere itaat ederek tesis edilebilir.

Türkiye’nin varlığını ve birliğini tehdit eden bir tehlike oluşmadıkça, biz vatanseverler cephesine karşı hamleler yapılmadıkça, hiçbir şeye müdahale etmeyeceğiz. Ordudaki, emniyetteki, istihbarat birimlerindeki, adli makamlardaki ve sahanın her yerindeki destekçilerim böyle yapacaklar.

Bu hükumetin zaten yol alabileceği yok. Gerçek bir muhalefet ve alternatif ihtimali de yok. Rusya ve Çin’in siyasetinin kendilerine ve başımızdaki bu hainlere faydalı olma ihtimali de yok. Herkes bitik… Dünyadaki kara/bozuk düzenin en temel kolonlarını bile yıktık. Hep bahsettiğimiz “kaostan düzen” kısmına getirdik. Hiçbir taraf bu kaosa ve feci hadiselere mani olacak şartlarda değil. Buna mani olmak, ilan ettiğim anda benim yanımda açıkça ve dürüstçe durmaları ile mümkündü. Bunu da yapmadılar. Herkes safını ve akıbetinin nasıl olacağını seçti. Biz gereksiz yere mücadele etmeyeceğiz, tehlikelere düşmeyeceğiz, yorulmayacağız, üzülmeyeceğiz.

Devlet bizim, vatan bizim, millet biziz… Bizler sürü değiliz, milletiz. Zor ve acı şartlar oluşur, pas ve kir bünyeden dökülür, cevher yine parlar. Bizim üstünlüğümüz sayı üstünlüğünde değil.

Bu süreç boyunca bu vatanın evlatları kendilerini daha iyi yetiştirmeliler. Daha vasıflı, daha bilgili, daha yüksek ahlaklı, daha olgun kişiler olmalılar. Çok felaketler olacak, çok kere toplu ölümler olacak. Hiç kimsenin zaruri dini meselelerde eksiği kalmamalı. Bu dünya, üç nefeslik fani bir dünya. Bizler, ahir zamanın bu şiddetli cahillik ve zulüm ve karanlık çağında Allah için dimdik durmaya ve mücadele etmeye çalışan kullar olarak mahşerde de aynı safta yer alacağız. “Ümmetim Nisan yağmuru gibidir. Evveli mi ahiri mi (başta gelenler mi sonda gelenler mi) daha hayırlıdır, bilinmez” müjdesine nail olacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hükmünü yitirmiş limon kolonyası

Artık ordu içindeki taraftarlarımın sayısı, emniyet teşkilatı içindeki taraftarlarımın sayısını bile geçti… Ve emniyette de orduda da büyük bir öfke hakim. Artık ihaneti, memleketi kasten çökertmeyi, milleti diri diri yakmayı, Rusyaya ve Çine çalışmayı görmeyen, kabullenmeyen hiç kimse kalmadı.

Artık masekeler tamamen düştü. Tayyip’in ve çetesinin hükmü tamamen bitti.

İşte burası, o meşhur rüyamın haber verdiği yerdi. Rüyada kurşun sıkmak ve öldürmek, gerçek manasına gelmez. O kişiyle mücadele etmek, onu etkisiz/hükümsüz hale getirmek, ona karşı kesin zafer kazanmak manasına gelir.

İşte bu günlerde de hem Ankebut Ağı tarafı hem de vatanseverler cephesi, bu mücadeleyi tıpkı rüyadaki gibi izlediler ve hakikati iyice gördüler. Bundan sonra Tayyip, Rusya’nın da Çin’in de elinde piyon olsa, Türkiye’ye asla zarar veremez, ancak onlara yük olur bir hale geldi. Alıp turşusunu kursunlar.

Sık tekrarla demiştim, bu ülkede Çin’in, Rusya’nın ve bir bütün olarak Ankebut Ağının borusunun ötmesine izin vermeyiz, vermeyeceğiz. Onlara köpeklik edenlere de asla meydan vermeyeceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Kukla

Kukla

Ordumuz ve Emniyet Teşkilatımız içinde bazı vatansever insanlar arasında hala Sedat Peker’e sempati besleyenler var.

Son videolarına bakarak, arka planı bilmeden ona kapılanlar, ona inananlar var. Sedat Peker o videolarda sadece ona verilen rolü oynuyor. O videolarda görünen kişi gerçek haliyle Sedat Peker değil ki videolarda rol yaparken bile aslında son derece tutarsız, ayarsız, kibirli, saldırgan/zararlı, fitneci/yalancı ve baş belası birisi olduğu kolayca görülebiliyor.

Gerçek Sedat Peker’i seneler önce yazmıştım. Öncelikle o Türk de Müslüman da değil. Hep numara yaptı, yapıyor. “Kafkas kökenli Karadenizli Türk’üm” diyor. Aslında Rusya Yahudisi kökenleri var ve bu kökeninden hiçbir zaman kopmadı. Soysuz’la bu güne kadar arası çok iyi idi çünkü o da Rusya Yahudisi kökenli…

Diğerleri gibi Sedat da gizli Yahudi ve hatta Satanist… İçimizdeki İsrail’in, MİT aracılığıyla sahada oynattığı, kara para işlerinde kullandığı, bir sürü pis işleri açık olmasına rağmen basın ve medya oyunlarıyla kahramanlaştırmak istediği çok sayıdaki gizli Yahudi ve gizli Ermeni sözde mafya babalarından, basit bir kukladan başka bir şey değil. Bu devlet Sedat’ı bitirmek istesin, iki saatlik işi var ki daha önce ona bu yapıldı. Daha önce Emniyet Teşkilatı onu yaka paça aldı, dosyalarıyla, delilleriyle birlikte hakimin önüne çıkarttı. Orada bile serbest bırakıldı. Adliyeden çıkarken yaşananlara kendi bile inanamıyordu, sorulara cevaplar veremiyordu. Bir devlet izin vermeyecek de orada yine de mafyalar ve terör örgütleri var olabilecek, bu mümkün müdür. Buna kim inanır.

Resimde Sedat’ın tişörtünde gördüğünüz işaret Satanistlerin meşhur Baphomet dediği Şeytan’ı/İblis’i temsil eder. Sağ eliyle bütün kötülükleri ve kötü enerjiyi toplayıp sol eliyle yer yüzüne yani ademoğulları arasına yayar. Gerçek Yahudilik aslında Satanistliktir ve iyilik temelli değil, kötülük temellidir. Asla iyiliği emir etmez ve tavsiye bile etmez. Gerçek bir Yahudi/Satanist hayatı boyunca ademoğullarına kötülük yapmakla mükelleftir. Çünkü onların itikadına göre Yahudiler ademoğulları değildir. Başka bir türdür. İnançlarına göre Yahudiler Şeytan’ın evlatlarıdır. Şeytan da ademoğullarının felakete sürüklenmesinde evlatlarını yani Yahudileri kullanır. Sistem budur. Bunlar için yalan söylemek, cinayet işlemek ya da işletmek, uyuşturucu hatta organ işi yapmak, ihanet etmek, çalmak, gasp etmek, işkence etmek, şehir sularına zehir katmak, kasten hastalıklar yaymak, namusa kadar en ağır iftiraları etmek ve bunları yaparken tam tersine biri gibi görünmek ve akla gelen her şey caizdir hatta yapılması gereken bir vazifedir.

Kara paracı, mafya reisciği, gaspçı, hırsız, uyuşturucu işi dahil türlü kara para işlerini yapmış ve yapmaya devam eden gerçek bir pisliktir Sedat Peker…

Resimde yanında gördüğünüz kişinin adı Metin Yılmaz’dır. Uyuşturucu dahil her türlü piş işlerinde kullandığı adamlarından biriydi. Sonra Metin Yılmaz’ın infaz talimatını Peker verdi. Peker verdi ama Peker’e çalışıyor görünenler arasında profesyonel MİT’çiler var. Bunlar artık eski kuşak mafyalar gibi değiller. Adam kaldırmakta MİT’in elinde ne teknikler varsa, bunlarda da var. Aslında ortada Peker’in reisi olduğu bir mafya falan da yok. Bütün sistem MİT’in… MİT’in içindeki İsrail’in ve Ermenistan’ın…

Bunların bu devlete ve bu millete hatta bu insanlığa verdikleri zararın haddi hesabı yok. Anlatmakla bitecek gibi de değil ama sadece şu Metin Yılmaz cinayetinin üzerine gidilse bile hem kukla/piyon Sedat Peker hem de üste doğru bütün sistem çorap söküğü misali sökülür, çözülür, dağıtılır. Bu devletimiz için bunu yapmak da hiç zor değildir. Zaten Akademi Dergisi on yıldan fazla süredir içimizdeki gizli Yahudileri, gizli Ermenileri, Masonları, bunların usullerini, tekniklerini, hilelerini, oyunlarını, nerelere nasıl sızıp ne haltlar ettiklerini, tarihimizi ve dinimizi ve lisanımızı nasıl kasten tahrif etmek istediklerini, cumhuriyet ve Atatürkçülük diye kendilerine ait bir rejim kurduklarını v.s. ifşa etti.

Sağda solda çıkıp vatansever, hak-hukuk dava etmiş bir kahraman, yok ailesinin hukukunu dava etmiş onurlu bir baba, turancı, ülkücü rolü kesen lüzumsuzlara, pislik heriflere gerçek vatansever olan gençler itibar etmesinler.

Bir önceki videoda “Bana pislik dedi be abi” diye isyan eden Sedat, bu videosunda içinde bulunduğu ve anlatıp ifşa ettiği meseleler hakkında “Bunlar pis işler, cami imamı anlatacak değil ya… Elbette ki ben anlatacağım” diyebiliyor. Altı tane videoda bunun gibi kaç tane tezat ve açık var.

Yanına verdikleri MİT’çiler ve üstüne kendi gibi gizli Yahudi ve Satanist olan, insan katledilen ayinlere katıla katıla sıfatında meymenet kalmamış olan karısı da Sedat’ın dikkate alınır üç beş video hazırlamasını sağlayamıyorlar.

Sedat Peker şu ana kadar bazı pis işlerin ve pis heriflerin gerçek yüzünün anlaşılmasına sebep oldu ama kendi pis işlerini ve gerçek pis yüzünü, pisliğin teki olduğunu gizleyebilecek şartlarda değil. Şu andan sonra, karşısına aldığı güç unsurları onu bir kaşık suda boğacaklardır ve bunu izlemek biz gerçek vatanseverlere büyük bir zevk verecek.

Bakınız:

Mehmet Fahri Sertkaya

Bozgun yaşayacak vatansever gruplar olabilir

Bozgun yaşayacak vatansever gruplar olabilir

Türkiye’nin eski genel kurmay başkanları arasından, kendini vatanseverler cephesinden göstermeye çalışan, art niyetli olan, maddi ve siyasi menfaat peşinde olan, kara para işleri yapan ve çok tehlikeli olan kişiler var. Vatanseverler cephesinde oyun içinde oyunlar var.

Ayrıca, gelinen şu noktada, şu büyük mesafeler alındıktan sonra manevi haline dikkat etmeyen, nefsinin ve şeytanlarının oyunlarına gelen, kendini bir yerlerde gören, yapılanları kendinden bilen, ihlastan, Allah rızasından, İslam hukukundan ayrılanlar da var.

Bunların ikisi de çok tehlikeli şeyler. Böyle kişiler, üst isimler ve karar mercileri oldukları için, grupları içinde bulunan ve gerçekten ihlasla vatanına, milletine hizmet etmek isteyen, insanlık dışı kara para işlerini durdurmak isteyen samimi kardeşlerimiz de büyük bir risk altındalar. Bunlar için büyük maddi ve manevi tehlikeler söz konusu.

Hadis-i şerifte de buyrulduğu gibi hiç kimsenin namazı, kılık kıyafeti, sakalı, ilmi/konuşmaları kimseyi aldatmasın. Kişinin küçük ve büyük menfaatler karşısındaki tavırları, onun samimiyetinin tezahürüdür. Vatanseverler cephesi içindeki grupların bazılarının başında bulunan münafıklar da münafık olmasa da nefsinin eline çok düşmüş olanlar da çok yanlış işler yapıyorlar, yaptırıyorlar. Diğer vatansever gruplar için de tehlike arz ediyorlar.

Bunların, gruplarını ellerinde tutmak için grup mensuplarına “Bunlar da falanca devletlerin bize gönderdiği paralardan sizlerin payına düşenler” tarzında ifadelerle paralar dağıttığını da biliyoruz. Bu paralar, operasyonlarda ele geçirilen uyuşturucu, silah ve diğer malzemelerin kara para sahasında nakite çevrilmesi sonucunda ele geçen paralar. Yani bunlar kara, kirli paralar. Ayrıca bu gibi liderler, başka devletlere istihbarat da satıyorlar. Ayrıca operasyonlar devam ederken, karar alınma safhasında başka devletlerin ve onlara bağlı kara para mafyalarının menfaatlerini de göz önünde bulunduruyorlar.

Bu yazdıklarım, gerçekten Allah rızası için bu yola girmiş olanlaradır. Bilinsin ki dünyanın bu kadar acılarla, zulümlerle, karanlıkla dolduğu şu zamanda verdiğimiz şu mücadele, yaptığımız şu cihad paha biçilemez bir şeydir. Bunun dünyevi/maddi olarak karşılığının verilmesi mümkün değildir. Bunun karşılığı ahirette gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, hayallerin almadığı ve sonsuz olan nimetlere kavuşmaktır. Üç günlük dünya metaına tamah ederek davamızı ve kardeşlerimizi riske atan münafıklardan ve gafillerden, samimi olanlarımız hemen yollarını ayırmalıdır.

Aksi takdirde, o kadar muazzam ve sonsuz cennet nimetlerinden ve manevi derecelerden mahrum kalınacağı gibi, ahiret yurdu viran olacağı gibi, dünyada da akıl almaz sıkıntılar çekilir. Samimiyet/ihlas, Allah rızası gayreti, cihad şuuru ve İslam hukukunun dışına çıkmama gayreti olmadıktan sonra Allah’ın yardımı olmaz. Bozgun yaşanır, hainler/kafirler galip gelirler. Dünyada da ukbada da rezil rüsva olunur.

Hz. Fatih’in dediği gibi, bizler kuru bir toprak, ülke fethetmek, hazineler biriktirmek, itibar görmek, şöhret olmak davasında değiliz. Davamız, Allah’ın dinini ve İslam ahlakını dünyaya yaymak, zulmü, karanlığı, gözyaşını bitirmektir.

Mehmet Fahri Sertkaya

Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık

Sahaya bakıyorum da aradığım manzarayı göremiyorum. Nedir bu öteleme, nedir bu rahatlık, nedir bu özgüven böyle… Neyi bekliyoruz gerekenleri yapmak için, anlayamıyorum ben… Her şeyi bu kadar hazırlamışken, yaşanabilecek her türlü senaryoya hazırlanmışken neden, ne için, kimi, neyi bekliyoruz.

Ben mesajımı vermiştim. Artık konseylerin içindeki karar ayrılıklarından çok daraldım. Bu böyle gidecekse, ne şiş yansın ne kebap ayarıyla ya da bir ileri iki geri adım ayarıyla yol alınabileceği kanaati hakimse, biz bu saçma sapan işe hiç karışmayalım ve yolumuza bakalım.

“Mfs onlarla yol alamaz, kısa sürede araları bozulacaktır.” diye kendinden emin şekilde planlar yapıp beklemeye geçmiş çok sayıda ülke ve lider var.

Sahada benimle beraber hareket eden vatanseverler de şaşkınlar, sahadaki manzaradan memnun değiller. Bir de bu dengeler arasında vatansever kişileri de oyundan aynı anda düşürebileceğine inanmış, planlarını buna göre yapmaya çabalayan, bu nedenle de işleri ağırdan alan üst isimlerin olması, her şeyi berbat edecek gibi duruyor.

Herkes duruşunu bir gözden geçirsin, nihai kararını verip ona göre dik dursun ve biz de ya tamam ya devam diyelim.

İbrahim Kalın ara ara Tayyip’e raporlar verdi

İbrahim Kalın ara ara Tayyip’e raporlar verdi. “İstediğimiz gibi bir sonuç çıkmadı. İnsanlar birbirine düşmedi. Birkaç provokasyondan başka bir şey olmadı.” dedi.

AKPKK teşkilatı içindeki cahil ve samimiyetsiz, kullanılmaya müsait tipleri kullanmak istediler. Bunları tahrik ettiler ve aslında daha çok sayıda ölümlü ve yaralanmalı hadise yaşanmasını planladılar. Bunlar da istedikleri gibi olmadı.

Saadet’in Malatya’daki sandık müşahitlerinin öldürülmesine dair soruşturma da verdiğim bu bilgiler etrafında yapılmalı. O vak’adaki katillerin de kullanıldığı, birilerinin ortalığı kasten karıştırdığı kanaatindeyiz.

Kural/değer tanımaz Allahsızın teki olan Tayyip, danışıklı dövüştüğü CIA personeli ve gizli Ermeni Kemal Kılıçdaroğlu ile bir telefon görüşmesi yaptı.

“Ben sizin bu insanları ayağa kaldırıp istediğimiz sonuçları veremeyeceğinizi biliyordum. Ne kadar vurursanız vurun o şekilde olmayacak. Siz yine vurmaya, söylemlerinize devam edin. Ben Soysuzla görüşüp Emniyet’i ayarlayacağım (operasyonlar yaptıracağım, ortamı gereceğim), siz üzerinize düşeni yapın (Sert karşlıklar verin, çatışma çıkartın)”. dedi.

Tayip daha sonra gizli Yahudi ve Mason bir çete lideri olan Solomon Soysuz’la görüştü:

“Bu iş artık kontrolümüzden çıktı, ne gerekiyorsa yapın (şu kaosu bir şekilde çıkartın artık, hiçbir şeye takılmayın, her yolu deneyin). İçeri almanız gerekiyorsa içeri alın. İnsanları zorlayın, eğer olmazsa çatışmaya da girin. Görelim bakalım tokat nasıl oluyormuş (‘Millet AKPKK’ye tokadını vurdu’ şeklindeki haber başlıklarına karşılık olarak söylüyor)” dedi.

Bu telefon görüşmesinden sonra Soysuz talimatları iyice anlamış oldu ve hamlelere başladı. CHPKK’li sandık müşahitlerini gözaltına aldırması bir şey değil, ortalığı çok karıştıracaklar.

Ne şekilde oyunlar kuracaklarını, nerede nasıl gösteriler yapacaklarını, nasıl polis müdahaleleri yapılacağını, neticesinde ortalığı nasıl iyice karıştıracaklarını hep planladılar. Şu anda bu partilerin yönetici kadrosundaki hainler başta olmak üzere içimizdeki İsrail bu planları bir an önce uygulamaya dökmek için harıl harıl çalışıyor. Geceden beri irtibat halindelerdi. Sürekli konuşmalar ve yoğun mesai yaptılar.

Seçim sonrası oylarının çalındığını ve itiraz edeceklerini söyleyen AKPKK’li gizli Hıristiyan Mehmet Özhaseki’nin seçimler öncesi “’Oylar çalındı’ Yapma ya… ‘Oylara sahip çıkamadık abi’ Ağlak ağlak gezmeyin, biraz dürüst olun dürüst” dediği video sosyal medyada gündem oldu.

Özhaseki’ye “Haydi sen de artık harekete geçebilirsin” dediler. O da planlar dairesinde hamlelerini yapıyor.

Bizim yönlendirmemize gerek yok. Sahadaki vatansever gruplar da oyun içinde oyun kurmaları gerektiğini biliyorlar.

Ortalık karıştığında çok fazla müdahil olmamalılar. Bu kaosun elbette zararlı yönleri de olacak ama çoğunlukla bu memlekete, millete, insanlığa faydalı yönleri olacak. Bırakılsın, bunlar kendi adamlarını birbirlerine kırdırsın. Akıllı olmayan, nasihat almayan, samimiyetsiz olan, cezasını kendisi bulsun. Onları, besledikleri yılanlar soksun.

Vatanseverler, beyin takımına yönelmeliler. Bunların sahada kullandığı beyin takımı denecek kişileri ele geçirip konuşturup gizli operasyonlarına devam etmeliler. Alttan alttan temelleri yıkmalılar. Mümkün olduğunca somut deliller toplamalılar ve iyice düşünüp hesap etmeden hamleler yapmamalılar.

İcabı halinde gayr-i resmi surette tetik çekmekten geri durmamalılar. Bu, gerçek ve meşru bir harp ama devlet gücümüzün içine İçimizdeki İsrail sızmış durumda…

Onlarca senedir olduğu gibi, bu defaki haince ve kanlı planlar da gizli Yahudi ve Mason Aydın Doğan üzerinden yönetilen basın ve medya kuruluşlarına aktarıldı.

Defalarca yazdım ki Aydın Doğan karşımızda çok sıkıştığı için bir satış/devir tiyatrosu oynadı. Kağıt üzerinde devredilen bu basın ve medya kuruluşlarını aslında hala kendisi yönetiyor. Kendisi de bu kuruluşları içimizdeki İsrail adına yönetiyor. Kendine ait değil. Bunlar onun gazeteleri, TV kanalları değil. Hiçbir zaman da şahsına ait olmadı. Şu anda da Demirören grubuna ait değil. Gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan olup Ankebut Ağı’nın bir mensubu olan Demirören sadece resmiyette sahip gösteriliyor.

Türkiye’ye yapılacak ihanetlerin bir ayağında da içimizdeki İsrail’in basın ve medya kuruluşları ve dolayısı ile Aydın Doğan ve yakın çevresindeki adamları olacak.

Rolünü oynuyor bu CIA casusu İbrahim Kalın. Bakmayın böyle yazdığına, arka planda tam tersini yapıyor.

Kaos çıkartıp kendi kontrollerinde AKPKK’yi devirme… CHP’yi ve İyi Part’yi, Tayyip’i deviren partiler rolüne büründürme ve yine kendilerine çalışan Sabetaycı gizli Yahudi Meral Akşener’i iktidara getirme projesinin en kilit adamlarından biri, işte bu paylaşımı yapan İbrahim Kalın…

Bizim için büyük şehirlerde AKPKK’nin kazanmış olması ile CHPKK’nin ya da İYİ partinin kazanmış olması arasında hiç fark yok. Hepsi de Ankebut Ağı’nın partileri… Şeytan’ın Konseyi’nde, dün yazdıklarımı da değerlendiler. Kibirli, tepeden bakan yorumları devam etti. “Bunlar neden bu kadar sevindi. İki tarafın da bize çalıştığını zaten biliyorlar ve yazıyorlar.” dediler. Lakin yine oyun içinde oyun kurduğumuzu, planlarını büyük oranda sekteye uğrattığımızı, zora düşürdüğümüzü, ülkemizdeki adamlarının morallerini iyice çökerttiğimizi, vatansever grupların elini ve moralini iyice güçlendirdiğimizi ve meselenin pek çok yönünü görmek istemediler.

Mehmet Fahri Sertkaya