Daha önce bahsettiğim istisnai şartlar hariç olmak kaydıyla, Türkiye de dünya da yıkılsa hiçbir şey yapmayacağız.

Üzerine geçen bu sürede gerilen, kafası karışan vatansever kişilere ve gruplara tekrar izah ediyorum. Her zaman olduğu gibi, şimdi de ne yaptığımı çok iyi biliyorum ve ben izah ettiğim şekilde duruş sergiliyorum. Benimle birlikte bir yola çıktıysanız ve bu güne kadar vesilemle pek çok muvaffakiyet ve hizmet şansı yakaladıysanız, sizler de benim gibi durursunuz.

Bırakın, yesinler, içsinler, eğlensinler, elbette onlar acı akıbeti görecekler. Operasyonlar yapılmayacak. Kara para sahası sıkıştırılmayacak. Hükumet baskı altına alınmayacak. Türkiye Rusya’ya ve Çin’e yanaşıyorsa yanaşsın, mani olunmayacak. Sürü mü bu millet, rahatsızlığı varsa zaten bu gidişe kolayca mani olabilir. Binbir türlü haksızlık ve hukuksuzlukla mücadele edebilir. Millet bu duruşu sergilese, bizler de üzerimize düşeni yaparız. Lakin bu millet bu gidişten rahatsız değilse, bizler çırpınsak da sonucu değiştiremeyiz. Bırakacağız sürüler kasabını bulacak. Yıllardır aynı şeyi yazıyorum. Bizler cehennemliklerin başına bekçi tayin edilmedik. Onları kurtaracağız diye onlarla beraber cehenneme sürüklenmek için bu dünya hayatına gönderilmedik. Allah’ın acımadıklarına acımak emri almadık. Aksine bunlardan men edildik. Her devirde olduğu gibi bu devirde de sapıtan milletler müstahak oldukları kadar feci şekillerde ve topluca cehennemlerine geçiş yapacaklar. Biz de bu ilahi iradeye ters bir duruş sergilemeyeceğiz. Yoksa kuruların arasında yanan yaş odunlar misali oluruz. Ahirette de mesul sayılır, hesaba çekiliriz. Sevap ve mükafat beklerken, günah ve azap yüküyle kalakalırız. Başkasını ısıtmaya çalışırken kendini yakan kuru odun misali oluruz. Bu alemin nizamı ve ahiret saadeti, ancak müslüman alimlere ve amirlere itaat ederek tesis edilebilir.

Türkiye’nin varlığını ve birliğini tehdit eden bir tehlike oluşmadıkça, biz vatanseverler cephesine karşı hamleler yapılmadıkça, hiçbir şeye müdahale etmeyeceğiz. Ordudaki, emniyetteki, istihbarat birimlerindeki, adli makamlardaki ve sahanın her yerindeki destekçilerim böyle yapacaklar.

Bu hükumetin zaten yol alabileceği yok. Gerçek bir muhalefet ve alternatif ihtimali de yok. Rusya ve Çin’in siyasetinin kendilerine ve başımızdaki bu hainlere faydalı olma ihtimali de yok. Herkes bitik… Dünyadaki kara/bozuk düzenin en temel kolonlarını bile yıktık. Hep bahsettiğimiz “kaostan düzen” kısmına getirdik. Hiçbir taraf bu kaosa ve feci hadiselere mani olacak şartlarda değil. Buna mani olmak, ilan ettiğim anda benim yanımda açıkça ve dürüstçe durmaları ile mümkündü. Bunu da yapmadılar. Herkes safını ve akıbetinin nasıl olacağını seçti. Biz gereksiz yere mücadele etmeyeceğiz, tehlikelere düşmeyeceğiz, yorulmayacağız, üzülmeyeceğiz.

Devlet bizim, vatan bizim, millet biziz… Bizler sürü değiliz, milletiz. Zor ve acı şartlar oluşur, pas ve kir bünyeden dökülür, cevher yine parlar. Bizim üstünlüğümüz sayı üstünlüğünde değil.

Bu süreç boyunca bu vatanın evlatları kendilerini daha iyi yetiştirmeliler. Daha vasıflı, daha bilgili, daha yüksek ahlaklı, daha olgun kişiler olmalılar. Çok felaketler olacak, çok kere toplu ölümler olacak. Hiç kimsenin zaruri dini meselelerde eksiği kalmamalı. Bu dünya, üç nefeslik fani bir dünya. Bizler, ahir zamanın bu şiddetli cahillik ve zulüm ve karanlık çağında Allah için dimdik durmaya ve mücadele etmeye çalışan kullar olarak mahşerde de aynı safta yer alacağız. “Ümmetim Nisan yağmuru gibidir. Evveli mi ahiri mi (başta gelenler mi sonda gelenler mi) daha hayırlıdır, bilinmez” müjdesine nail olacağız.

Mehmet Fahri Sertkaya