Etiket arşivi: Şeytanın Konseyi

Yıllardır sık tekrarla yazdım ki 17/25 Aralık operasyonlarını CIA yaptırdı.

İtaatten çıkan Tayyip’i ve AKPKK isimli organize suç, terör ve ihanet örgütünü ayara çekmek için, diğer bir piyonları olan cemaati ya da şu sıralardaki adı ile FETÖ’yü kullandılar. Bu yolsuzluk operasyonlarından önce aslında Reyhanlı dahil, pekçok şeyi yapıp Tayyip’in ve çetesinin gözünü korkutmak ve ayara çekmek istediler.

17 Aralık yolsuzluk operasyonu ile birlikte Tayyip’in o havası birden kayboldu, neye uğradığını şaşırdı. Operasyonun son anlarında, kendisini ve çetesini tamamen bitirmemeleri için Şeytan’ın Konseyi’ne yalvardı. ABD devlet sistemi ellerinde oyuncak olmuş ve Obama bile kendi piyonları olan Şeytan’ın Konseyi de Tayyip’i bitirmek yerine, bir müddet daha kullanmak yolunu tercih etti.


İşte bundan sonrasında, her türlü insanlık dışı kara para işinde çok yüksek tecrübeye ulaşmış ve bu insanlık dışı işlerde devlet gücümüzü bile kullanmalarına imkan sağlamış AKPKK projelerini ve Tayyip’i hemen harcamak yerine, itaate döndürmek, kara para işlerine hız kesmeden devam etmek yolunu tuttular. Bunun için, Tayyip’in ve AKPKK’nin ülkenin başında kalması şarttı ama AKPKK’nin ve Tayyip’in ülkenin başında kalması için de bozulan imajlarının yeniden düzeltilmesi şarttı.


Şeytan’ın Konseyi’nin de talimatı, oluru ve destekleri ile Tayyip’in haklı, mazlum, kahraman göründüğü, Tayyip’i ayara çekmekte kullandıkları FETÖ’nün hain, suçlu, darbeci, katliamcı, dış mihraklara çalışan bir suç örgütü göründüğü orta oyunları oynanmaya başladı. AKPKK ve FETÖ isimli iki kukla teşkilatın üst isimlerinin bilgisi dahilinde, danışıklı dövüşmeler yaşandı. Sonra, planları gereği bu oyunlarda da iyice ileri gittiler ve ilerleyen süreçte 15 Temmuz darbe tiyatrosunu sergilediler.


Zaten Fethullah Gülen de Şeytan’ın Konseyi’nin emrinde olup gizli Ermeni ve gizli Yahudi karışık bir soydan gelen ama Hıristiyan yanı ağır basan bir basit piyondan başka bir şey değildi. İki piyonlarını arka plandan anlaştırdılar, barıştırdılar ama bu Türk milleti ve dünya insanlığı orta oyunlarını izlemeye, seyirci kalmaya devam etti. Bu süreçte Tayyip ile Gülen defalarca gizlice telefon görüşmesi bile yaptı.

Hep beraberce sergiledikleri kanlı darbe tiyatrosu vesilesi ile öncelikli olarak Tayyip’in elinin ve imajının, eskiden olduğu gibi güçlenmesini istediler. Aynı anda devlet sistemi içindeki gerçek Müslüman ve vatansever kişilerin topluca temizlenmesini de istediler. Bu öylesine haince bir plandı ki mensubu bulunduğum Süleymanlılar cemaatinin devlet kademelerindeki ve ordudaki mensupları bile ilerleyen süreçte topluca yerlerinden edilecek ve hatta cemaatimiz dağıtılıp yok edilecekti. Yazmıştım, bu planlarında kullandıkları Mustafa Koç’u öldürmüş ve o kadar ileri gitmelerine izin vermemiştik.


Bunların, AKPKK üzerinden Türkiye’yi ılımlı İslam cumhuriyeti yapmak istemesinin sebebi, İslam’ın ve Müslümanların önünü gerçekten açmak değil, BOP projesi kapsamında Ortadoğu ülkelerinin üstü örtülü işgalinde “İslam Cumhuriyeti Türkiye” kartını ve “Halife Erdoğan” kartını kullanmaktı. Ortadoğu işgalini askeri güçle yapamıyorlar ve bu yolla işgal üzerinde çok kafa yoruyorlardı. Böyle bir plan, henüz AKPKK resmen kurulmamışken bile vardı.

Bu planlarının, Türkiye’nin İslami bir devlet görüntüsüne büründürülmesi ve Türkiye üzerinden çok sayıda Ortadoğu ülkesinin BOP çerçevesinde işgal edilmesi planlarının uygulanması sırasında, istemedikleri çok yüksek sayıda sıkıntı oldu. İçimizdeki İsrail’i oluşturan klikler bile bu plana tam itaat etmedi. İçimizdeki İsrail’in içinde çatışmalar çıktı. Bu iç çatışmalar çok sayıda tartışmalı hadisenin yaşanmasını sağladı. Bunları on senedir anlatıyorum. Lakin istemedikleri ve sıkıntı gördükleri bir gelişme de cemaat içindeki yüksek sayıda insanın, gerçekten dindarlaşmasıydı.


Gülen cemaati ya da nam-ı diğer FETÖ içinde yer alsalar ve bu cemaatin hatta Said-i Nursi’nin bile baştan itibaren bir Yahudi-Haçlı tuzağı olduğunu bilmeseler de gerçekten dindar bir hayat yaşamaya, ilim öğrenmeye, vatan, devlet, millet, ümmet, insanlık, gelecek nesiller için güzel şeyler yapmaya başlayanlar vardı. Sayıları da iyice artıyordu ve oyundan düşürülmeliydiler. CIA, MOSSAD, MI6, MİT, AKPKK, FETÖ işbirliği ile gerçekleştirilen kanlı 15 Temmuz tiyatrosunun bir hedefi de bu Müslüman/vatansever temizliği idi. Bunca masum tesettürlü ev hanımınına bu kadar acımasızca muamele edip başörtülerini bile indirerek erkek personelin kameralardan izlediği ceza evlerinde tutmaları, daha türlü işkenceler yapmaları ama Ayşe öğretmen gibi terör sevicilerini tahliye etmeleri ve hatta kahramanlaştırmaları hep bu yüzden… Bunlar ne Türkler, ne Müslümanlar. Bunlar danışıklı dövüşte kullanılan hain piyonlar.

İşte Reyhanlı saldırısı, geniş çerçeveden bakılınca böyle dengelerin içinde yapılmış bir “gözdağı” saldırısıydı.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi

İbrahim Kalın ara ara Tayyip’e raporlar verdi

İbrahim Kalın ara ara Tayyip’e raporlar verdi. “İstediğimiz gibi bir sonuç çıkmadı. İnsanlar birbirine düşmedi. Birkaç provokasyondan başka bir şey olmadı.” dedi.

AKPKK teşkilatı içindeki cahil ve samimiyetsiz, kullanılmaya müsait tipleri kullanmak istediler. Bunları tahrik ettiler ve aslında daha çok sayıda ölümlü ve yaralanmalı hadise yaşanmasını planladılar. Bunlar da istedikleri gibi olmadı.

Saadet’in Malatya’daki sandık müşahitlerinin öldürülmesine dair soruşturma da verdiğim bu bilgiler etrafında yapılmalı. O vak’adaki katillerin de kullanıldığı, birilerinin ortalığı kasten karıştırdığı kanaatindeyiz.

Kural/değer tanımaz Allahsızın teki olan Tayyip, danışıklı dövüştüğü CIA personeli ve gizli Ermeni Kemal Kılıçdaroğlu ile bir telefon görüşmesi yaptı.

“Ben sizin bu insanları ayağa kaldırıp istediğimiz sonuçları veremeyeceğinizi biliyordum. Ne kadar vurursanız vurun o şekilde olmayacak. Siz yine vurmaya, söylemlerinize devam edin. Ben Soysuzla görüşüp Emniyet’i ayarlayacağım (operasyonlar yaptıracağım, ortamı gereceğim), siz üzerinize düşeni yapın (Sert karşlıklar verin, çatışma çıkartın)”. dedi.

Tayip daha sonra gizli Yahudi ve Mason bir çete lideri olan Solomon Soysuz’la görüştü:

“Bu iş artık kontrolümüzden çıktı, ne gerekiyorsa yapın (şu kaosu bir şekilde çıkartın artık, hiçbir şeye takılmayın, her yolu deneyin). İçeri almanız gerekiyorsa içeri alın. İnsanları zorlayın, eğer olmazsa çatışmaya da girin. Görelim bakalım tokat nasıl oluyormuş (‘Millet AKPKK’ye tokadını vurdu’ şeklindeki haber başlıklarına karşılık olarak söylüyor)” dedi.

Bu telefon görüşmesinden sonra Soysuz talimatları iyice anlamış oldu ve hamlelere başladı. CHPKK’li sandık müşahitlerini gözaltına aldırması bir şey değil, ortalığı çok karıştıracaklar.

Ne şekilde oyunlar kuracaklarını, nerede nasıl gösteriler yapacaklarını, nasıl polis müdahaleleri yapılacağını, neticesinde ortalığı nasıl iyice karıştıracaklarını hep planladılar. Şu anda bu partilerin yönetici kadrosundaki hainler başta olmak üzere içimizdeki İsrail bu planları bir an önce uygulamaya dökmek için harıl harıl çalışıyor. Geceden beri irtibat halindelerdi. Sürekli konuşmalar ve yoğun mesai yaptılar.

Seçim sonrası oylarının çalındığını ve itiraz edeceklerini söyleyen AKPKK’li gizli Hıristiyan Mehmet Özhaseki’nin seçimler öncesi “’Oylar çalındı’ Yapma ya… ‘Oylara sahip çıkamadık abi’ Ağlak ağlak gezmeyin, biraz dürüst olun dürüst” dediği video sosyal medyada gündem oldu.

Özhaseki’ye “Haydi sen de artık harekete geçebilirsin” dediler. O da planlar dairesinde hamlelerini yapıyor.

Bizim yönlendirmemize gerek yok. Sahadaki vatansever gruplar da oyun içinde oyun kurmaları gerektiğini biliyorlar.

Ortalık karıştığında çok fazla müdahil olmamalılar. Bu kaosun elbette zararlı yönleri de olacak ama çoğunlukla bu memlekete, millete, insanlığa faydalı yönleri olacak. Bırakılsın, bunlar kendi adamlarını birbirlerine kırdırsın. Akıllı olmayan, nasihat almayan, samimiyetsiz olan, cezasını kendisi bulsun. Onları, besledikleri yılanlar soksun.

Vatanseverler, beyin takımına yönelmeliler. Bunların sahada kullandığı beyin takımı denecek kişileri ele geçirip konuşturup gizli operasyonlarına devam etmeliler. Alttan alttan temelleri yıkmalılar. Mümkün olduğunca somut deliller toplamalılar ve iyice düşünüp hesap etmeden hamleler yapmamalılar.

İcabı halinde gayr-i resmi surette tetik çekmekten geri durmamalılar. Bu, gerçek ve meşru bir harp ama devlet gücümüzün içine İçimizdeki İsrail sızmış durumda…

Onlarca senedir olduğu gibi, bu defaki haince ve kanlı planlar da gizli Yahudi ve Mason Aydın Doğan üzerinden yönetilen basın ve medya kuruluşlarına aktarıldı.

Defalarca yazdım ki Aydın Doğan karşımızda çok sıkıştığı için bir satış/devir tiyatrosu oynadı. Kağıt üzerinde devredilen bu basın ve medya kuruluşlarını aslında hala kendisi yönetiyor. Kendisi de bu kuruluşları içimizdeki İsrail adına yönetiyor. Kendine ait değil. Bunlar onun gazeteleri, TV kanalları değil. Hiçbir zaman da şahsına ait olmadı. Şu anda da Demirören grubuna ait değil. Gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan olup Ankebut Ağı’nın bir mensubu olan Demirören sadece resmiyette sahip gösteriliyor.

Türkiye’ye yapılacak ihanetlerin bir ayağında da içimizdeki İsrail’in basın ve medya kuruluşları ve dolayısı ile Aydın Doğan ve yakın çevresindeki adamları olacak.

Rolünü oynuyor bu CIA casusu İbrahim Kalın. Bakmayın böyle yazdığına, arka planda tam tersini yapıyor.

Kaos çıkartıp kendi kontrollerinde AKPKK’yi devirme… CHP’yi ve İyi Part’yi, Tayyip’i deviren partiler rolüne büründürme ve yine kendilerine çalışan Sabetaycı gizli Yahudi Meral Akşener’i iktidara getirme projesinin en kilit adamlarından biri, işte bu paylaşımı yapan İbrahim Kalın…

Bizim için büyük şehirlerde AKPKK’nin kazanmış olması ile CHPKK’nin ya da İYİ partinin kazanmış olması arasında hiç fark yok. Hepsi de Ankebut Ağı’nın partileri… Şeytan’ın Konseyi’nde, dün yazdıklarımı da değerlendiler. Kibirli, tepeden bakan yorumları devam etti. “Bunlar neden bu kadar sevindi. İki tarafın da bize çalıştığını zaten biliyorlar ve yazıyorlar.” dediler. Lakin yine oyun içinde oyun kurduğumuzu, planlarını büyük oranda sekteye uğrattığımızı, zora düşürdüğümüzü, ülkemizdeki adamlarının morallerini iyice çökerttiğimizi, vatansever grupların elini ve moralini iyice güçlendirdiğimizi ve meselenin pek çok yönünü görmek istemediler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Maduro bana kızdı

Maduro bana kızdı

Düzenli bir şekilde ve dikkatle takip ediyorlardı grubumuzu, paylaşımlarımızı. Konseyde onun hakkında alınan kararı yazdım, Venezüela’da konseyin elinin güçlü olduğunu yazdım ve “Maduro’yu devirirler, asarlar” dedim. Adamları yazdıklarımı tercüme edince kızdı. En çok da onun hakkında “Venezüeala’nın Tayyip’i” dediğime kızdı.

Sesli şekilde “Görürsünüz siz, Tayyip size neler yapacak. Beni mumla arayacaksınız” dedi.

Müttefikimiz Rusya da değerlendirmelerimizi dikkate alacaktır. Maduro/Venezüela hususundaki kararlarını gözden geçirecektir. Böyle olunca da Maduro’nun pili daha çabuk bitecektir. Bu güne kadar Ankebut Ağı’nın uyuşturucu, fuhuş, organ, silah dahil her türlü pis işinin içinde bulunan ve son zamanlarda onlarla arayı açan insan şeytanı Maduro, ettiğini bulma dönemine girdi. Şöyleydi de böyleydi de diyerek fazlaca yorum yapmaya gerek yok. Bu dünya etme bulma dünyası. O da ibret-i alem olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ne dediysek o…

Ne dediysek o…

Plan işliyor. Özgür Özel’in de Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu, AKPKK ile danışıklı dövüştüğünü ama artık AKPKK’yi gerçekten bitirme emri aldıklarınını v.s. daha önce yazmıştım. Hatta çok sayıda kişinin sosyal medya ve e-posta üzerinden kendisine yazıp bu hususları sormasını sağlamıştım. Dut yemiş bülbüle dönmüştü. Hala sesi çıkmıyor, karşıma çıkamıyor. Lakin konseyin emri icabı oynanan oyunlarda o da rolünü oynuyor.

Ortamı daha da gerecekler…

Herkes işini yapıyor, rolünü oynuyor.

Ankebut Ağı mensubu, MİT/CIA ortak personeli, gizli Yahudi ve Mason vatan haini Doğu Perinçek de talimatları yerine getiriyor. Bakın Doğu Perinçek neler dedi:

“Ekonomideki iflas, seçim sonuçlarına da yansıdı. Türkiye’nin önünde hükümet, iktidar sorunu var. Artık Türkiye’yi AK Parti tek başına yönetemez. Önümüzdeki ekonomik sarsıntılara bakıyoruz. Türkiye, ağır bir durumla karşı karşıya. Çok ciddi bir uyarı, bu. (…) Göreceksiniz, buradan söylüyorum AK Parti iktidarının devam etme şansı yok. Cumhurbaşkanlığı sistem içerisinde bir çözüm yok. Cumhurbaşkanlığı seçiminin yenilenmesi veya Cumhurbaşkanının istifası dışında görülen bir çözüm yok. Türkiye, büyük bir karar verecek. Türkiye, çalkantılı bir döneme giriyor. Türkiye, parlamenter sisteme dönecek.”

İslamcı münafıkların Yeni Nakit gazetesinin haberi…

Sanki Doğu Perinçek’in maskesi olduğunu, AKPKK ile kirli bağlantıları ve işleri olduğunu, Tayyip’in Perinçek’ten farksız hatta daha şerli biri olduğunu bilmiyorlardı…

Mehmet Fahri Sertkaya