Etiket arşivi: Oğuz Kağan

Buradaydık, buradayız

Dünyaya gücümüzü bir kez daha gösterdik. Dünya siyasetinde bir anda nelere sebep olabildiğimizi bütün dünyaya hatta başka dünyalardan olan taraflara gösterdik. Kendilerini dev aynasında gören bilmem kaç tane devletçiği sert kayaya çarptırdık.

Yedi bin sene önce biz burada, şu günümüzde Anadolu denilen diyardaydık. Oğuz Kağan diye de bilinen hz. Zülkarneyn’in başbuğluğunda bütün dünyaya hakim tek bir devletimiz vardı. İstanbul’u ve bu gün Anadolu denilen bu toprakları dünyanın merkezi yapmıştık. İstanbul boğazını suni tekniklerle açarken, yine bizim toprağımız olan yerde Cebel-i Tarık boğazını da açmıştık. Çin’e haddini bildirmiş, dünya sahnesinden silmiştik. Üç, beş, yedi bin sene önce Türk kültürüyle yapılmış şeyleri/bulguları, arkeoloji kazılarında hala bu diyarlarda buluyoruz. Biz o zamanlarda buraları merkez yaparak dünyayı adaletle, hoşgörüyle, din/vicdan/ibadet hürriyetiyle, ahlakla, namusla, barışla, mutlulukla idare ediyorduk. Kimsenin kimseye zulüm etmesine, haksız yere kan dökmesine, ahlakı bozmasına, fitne çıkartmasına, sömürmesine izin vermiyorduk.

Biz, böyle ataların torunlarıyız. Sizlere bunca laf anlattım, bazen tekrarlar yaptım ve tekrarlar yaparken daha açık şekilde de izahlar yaptım. Nesi anlaşılmadı?

Avrupa taraflarından esen ahlaksızlık, namussuzluk, nikahsızlık, ibnelik, cinsiyetsizlik, transeksüellik, adaletsizlik, sömürgecilik, teröristlik ve benzeri rüzgarlar artık sert kayaya çarpacak. Ya bunu kabul edecek ve baştan akıllıca davranacaksınız ya da bunu hala yapmayı deneyerek hışmımıza uğrayacaksınız. Kendi pisliğinizi daha fazla bize bulaştırmayın. Biz yeniden özümüze döneceğiz ve Türk gibi ahlaklı, adaletli, mert, namuslu, dindar, saygılı yaşayacağız. Bizim işlerimize daha fazla elinizi ve dilinizi karıştırmayın. Aramıza sızdırdığınız, Türk görünerek yaşayan gizli Ermenileri, gizli Rumları, gizli Yahudileri daha fazla kaşımayın. Biz bir kükrersek onları pençelerimizle ve dişlerimizle parçalayarak durmayız, onları oynatan sizlere de aynını yaparız.

Biz buralara sonradan gelmedik. Hiç bir ırkın ve dinin mensubunu da asimile etmedik. Kimliğini ve dinini gizleyerek yaşamaya mecbur etmedik. Bunu da sizler yaptınız. Kendi vatanımızda, asıl ata diyarımızda, bu gün Türkiye/Anadolu denilen bu topraklarda bizi biz olmaktan çıkartmak için iki asırdır denemediğiniz şeytanlık kalmadı. Yalanlarınız, iftiralarınız, zulümleriniz ve sinsi planlarınız buraya kadardı.

Biz “Ya devlet başa ya kuzgun leşe” demişiz. Devleti/vatanı müdafaa etmeyi canımızdan öte bilmişiz. Her kim ne karar alacaksa, bunu bilip böyle alsın.

Mehmet Fahri Sertkaya

İnsan içine çıkamayacaklar ve ölenleri de lanetle anılacaklar

NASA’dakiler, insan içine çıkamayacaklar hatta ölenleri arkalarından lanetle anılacaklar.

Siz, “Hubble Uzay Teleskopu ile asla Merkür gözlenmeyecek” talimatının neden verildiğini biliyor musunuz?

Atmosferi olmayan ve olağanüstü sıcaklık olan Merkür’den yayılan ışınlar Hubble Uzay Teleskobunun merceklerine, sistemlerine zarar verirmiş.

Koca bir yalan bu… Merkür’ün atmosferi var. Yeterli seviyede ve yeterli özelliklerde bir atmosferi var. Güneşe o kadar yakın olmasını sorun olmaktan çıkartan özelliklerde bir atmosfer bu… Merkür’ün yeryüzünde hayat, yerleşme alanları, şehirler, binalar, denizler, okyanuslar var.

Ayrıca yerin altında oluşturulmuş kocaman şehirleri de var. Hep anlattığım gibi öyle yer altı şehirlerinde/üslerinde suni güneş ışınları, suni ısıtma, suni aydınlatma, suni nemlendirme, suni rüzgar da var. Hatta o şehirlerde suni göller, büyük su kaynakları da var ve ziraat da yapılıyor.

Bizim dünyamızda yer altındaki dev uzaylı üslerinde ya da şehirlerinde de benzer haller olduğunu hep anlattım ve son zamanlarda bunlar bazı filmlere senaryo oldu.

Oralarda yaşayanlar kendilerini yeryüzünde yaşar zan ediyorlar. Merkür’de yerin altındaki şehirlerde yaşamak üstünden yaşamaktan daha konforlu.

Yeryüzündeki tesisler çoğunlukla iş/çalışma maksadıyla bina edilmiş yerler. Merkür insanları yerin altındaki şehirlerde yaşıyorlar ve çalışmak için yeryüzüne çıkıyorlar.

Yeryüzünde hava kirliği hakim, iklim kurak, ağaçlar çok az, bitki örtüsü çoğunlukla çalılık tarzında ve sarı rengin tonlarında… Merkür tam bir sürgün yeri ve Merkür’ün tarihi çok sarsıcı.

Ayrıca Merkür’ün içinde kocaman bir çekirdek tabakası bulunduğu iddiası da doğru değil. Evet, çekirdeği dünyamızın sistemine nispeten büyük ama abartıldığı kadar da büyük değil. Bu yalanı da yayarak, zihinlerde Merkür’ün bu nedenle de hayat olmayan bir gezegen olarak kabul görmesini sağlıyorlar.

Merkür’de yeryüzünde fazlaca hayvan çeşitliliği yok. Çoğunlukla sürüngen canlılar var. Yer altı şehirlerinde ise kediler, köpekler, atlar ve çok fazla hayvan çeşidi var. Balık bile yetiştiriyorlar. Hayvan çeşitlerinin çoğunu dünyamızdan çaldılar. Orada dünyamızdaki Alabalıklardan bulmak bile mümkün.

Merkürlüler geçmişte bizdeki Nuh tufanı benzeri bir felaket yaşadılar ve yok oldular. Bir süre sonra yeniden orada hayat başladı.

Merkür insanları dinsiz, ahlaksız, acımasız ve sefil bir hale gelince Pompei halkı gibi, Nuh kavmi gibi feci şekilde yok edildiler. Allah, bu helak oluşa Yeşiller ve Grileri (Ye’cüc ve Me’cüc) vesile etti. Merkür’deki azgın Merkürlüleri yok eden Ye’cüc ve Me’cüc Merkür’e yerleşti.

Oğuz Kağan olarak da bildiğimiz Hazret-i Zülkarneyn Merkür’e yerleşen ve çok yüksek teknolojisi olan Ye’cüc ve Me’cüc’ü daha yüksek bir teknoloji ile vurdu, ezdi geçti. Bu sırada çıkan çatışmalarda Merkür gezegeni de çok büyük darbeler aldı.

Daha sonra hazret-i Süleyman devrinde, dünyamızda ve etrafımızda sıkıntı çıkartan melez bir tür Merkür’e sürgüne gönderildi. Şimdiki Merkürlüler, bu şekilde sürgüne giden bir tür.

Baş belası olan bu melez insan türüne Hazret-i Süleyman meydan vermedi. Onları Merkür’e gönderirken de “Buradan istediğinizi de alıp götürün. Oraya yerleşin, buraya sıkıntı çıkartmayın.” dedi.

Hep söylediğim gibi… Hz. Süleyman zamanında dünyamızdaki bilim ve teknoloji, mümkün olabilecek en üst seviyeye ulaşmıştı ve bu, başka bir dünyadan nakille de olmamıştı. O zaman bu baş belası melez tür, yanlarına ihtiyaç duyacakları her şeyleri alıp gitti. Orayı tekrardan imar etmeye başladılar.

UFO’ları ile gidebildikleri kadar çok gezegene giderek hepsinden bir şeyler çaldılar ve Merkür’e getirdiler. Hala da neye ihtiyaçları varsa çeşitli gezegenlerden çalıyorlar.

Çok ileri bilim ve teknoloji sebebiyle dünyamız da kendini imha eden dünyalar arasında olmasın endişesiyle, Hz. Süleyman devrinde devlet gücüyle bilim ve teknoloji yok edildi ama Merkürlülerde öyle olmadı. Şu anda onlarda hala çok yüksek bilim ve teknoloji var. Obruklarımızı, maden sularımızı ve içilebilir sularımızı da çalmaya devam ediyorlar.

Başka gezegenlerin insanlarına hiç acımayan ve çok vahşice davranan, insanlıktan ve İslam’dan nasibi olmayan Merkürlüler, birbirlerine karşı da son derece acımasızlar. Orada da zengin ve güçlü ama sayıca az bir kitle, kalanlarına tahakküm ediyor..

Tekrar gelelim Hubble Uzay Teleskobuna…

“1990’da yörüngeye yerleştirildikten sonra bilimadamları ana aynanın teleskobun çalışmalarını kısıtlayacak şekilde yanlış yerleştirildiğini tespit etti. 1993 yılında bir uzay mekiği yolculuğunda bu sorun giderildi. ” denir ama inanmayın. Hubble yörüngesine oturduğu gibi mükemmel şekilde çalıştı. Her yerden çok net görüntüler çekti ve NASA’dakiler şok üstüne şoklar yaşadılar.

Güneş sistemimizde bile her yer yerde hayat olduğunu, farklı farklı insan türleri olduğunu, bunların çoğunun bizden ileri bilim ve teknoloji seviyesinde yaşadıklarını gördüler.

Özünde insan düşmanı, özünde Satanist olan ve en tepede İblis tarafından yönetilen Ankebut Ağı, kontrolündeki NASA’nın (ki logoları bile Satanist manalar taşır), elde ettiği bilgileri ve görüntüleri dünya insanlığına duyurmasına izin vermedi. Onlar da üç sene boyunca bu numarayı oynadılar. Hala da numaralarını oynuyorlar ve dünya insanlığını ayakta uyutuyorlar.

Bir yandan da çeşitli gezegenleri çok net olarak görüntüleyince, oralardaki inşaat tekniklerini, yüksek teknolojili araçları hayranlıkla gördüler. Onların üzerine beyin fırtınaları yaparak dünyamızda teknikler, teknolojiler geliştirdiler.

Sadece bu Merkür meselesinde bile yazılacak, anlatılacak derya kadar mevzu var. Zamanı geldikçe anlatacağım. Çok hızlı gidiyoruz ve bu kadarı bile çok kişilere ağır geliyor ve bu kadarı bile dünyanın denge çubuklarını yerinden oynatacakmış gibi zorluyor.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

They will not be able to go out in public, and those who die will be cursed

Those in NASA will not be able to go out in public, and those who died will be cursed behind their backs.

Do you know why the instruction “Mercury will never be observed with the Hubble Space Telescope” was given?


The rays emanating from Mercury, which has no atmosphere and extraordinary temperature, would damage the lenses and systems of the Hubble Space Telescope.

This is a big lie… Mercury has an atmosphere. It has an atmosphere of sufficient level and sufficient features. This is an atmosphere that makes it so close to the sun that it is not a problem… Mercury has life on earth, settlements, cities, buildings, seas, and oceans.

There are also huge cities built underground. As I always say, there are artificial sun rays, artificial heating, artificial lighting, artificial humidification, artificial wind in such underground cities/bases. In fact, there are artificial lakes, large water resources in those cities, and agriculture is also done.

I have always told you that there are similar situations in giant alien bases or cities in our world, and recently these have been scripts for some movies. Those who live there think that they live on earth. Living in cities underground on Mercury is more comfortable than living above it.

Facilities on earth are mostly built for work/study purposes. Mercury people live in underground cities and come to earth to work.
Air pollution is dominant on earth, the climate is arid, the trees are few, the vegetation is mostly in the form of shrubs and in shades of yellow… Mercury is a place of exile and Mercury’s history is very staggering.

Also, the claim that Mercury has a huge core layer inside is not true. Yes, its core is relatively large to our world’s system, but not as big as it is exaggerated. By spreading this lie, they make Mercury to be accepted as a lifeless planet in minds.

There isn’t much animal diversity on Earth on Mercury. There are mostly reptiles. In underground cities, there are cats, dogs, horses, and many kinds of animals. They even raise fish. They stole most of the animal species from our world. It is even possible to find Trout in our world there.

Mercury people experienced a disaster similar to Noah’s flood in the past and they disappeared. After a while, life started there again.

When the Mercury people became irreligious, immoral, cruel, and miserable, they were destroyed like the people of Pompeii, like the people of Noah. Allah mediated this destruction with the Greens and Grays (Gog and Magog). Gog and Magog, who destroyed the ferocious Mercurys on Mercury, settled on Mercury.

Hazrat Dhu’l Qarnayn, also known as Oğuz Kağan, struck and crushed Gog and Magog, who settled on Mercury and had very high technology, with higher technology. During the conflicts that broke out during this time, the planet Mercury was also hit hard.

Later, during the reign of Hazrat Suleiman, a hybrid species causing trouble in and around our world was exiled to Mercury. The current Mercurys are such an exiled species.

Hazrat Sulaiman did not challenge this troublesome hybrid human species. While sending them to Mercury, he said, “Take whatever you want from here. Settle in there, don’t make trouble here.” said.
As I always say…  In the time of Hazrat Sulaiman AS, science and technology in our world had reached the highest possible level, and this did not happen by transfer from another world. It was then that this troublesome hybrid breed took with them everything they would ever need. They started to rebuild it.


They went to as many planets as they could with their UFO, stole something from them all, and brought it to Mercury. They still steal from various planets whatever they need.

Concerned that our world will not be among the worlds that self-destruct due to very advanced science and technology, During the reign of   Hazrat Sulaiman, science and technology were destroyed by state power, but it was not so with Mercury. There is still very high science and technology in them at the moment. They continue to steal our sinkholes, mineral waters, and potable waters.

The Mercurys, who show no mercy to the people of other planets and behave very brutally lack humanity, and Islam, are also extremely cruel to each other. There, too, a wealthy and powerful but outnumbered mass dominates the rest.

Let’s come back to the Hubble Space Telescope…

“After being placed into orbit in 1990, scientists found that the main mirror was misplaced in a way that limited the telescope’s work. This issue was fixed on a space shuttle voyage in 1993. ‘ but don’t believe it. It worked perfectly as it sat in Hubble orbit. It took very clear images from all over, and those at NASA were shocked aftershock.

They saw that there is life everywhere, even in our solar system, that there are different types of people, and that most of them live at a science and technology level that is more advanced than us.

The Ankebut Cult, which is essentially anti-human, essentially Satanist, and ruled by Iblis at the top, did not allow NASA under its control (even their logos have Satanist meanings) to announce the information and images they obtained to the world of humanity. They played this trick for three years. They are still playing their tricks and keeping the humanity of the world asleep.

On the other hand, when they saw the various planets very clearly, they admired the construction techniques and high-tech vehicles there. By brainstorming with them, they developed techniques and technologies for our world.

There are so many topics to be written and told about this Mercury issue alone. I’ll tell you when the time comes. We’re going too fast, and even that much is too heavy for many, and even that much forces the balance bars of the world to move.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi

Toplanın, size Jüpiter gerçeklerini de anlatayım!

Toplanın, size Jüpiter gerçeklerini de anlatayım. Jüpiter bir gaz devi değil…

NASA’nın ve benzeri uzay kuruluşlarının Jüpiter’e dair anlattıklarını bildiğinizi düşünerek hemen mevzuya giriyorum.

Jüpiter diye bize gösterilen şu resimlerde görülen şey, Jüpiter’i saldırılardan korumak maksadı ile yapılmış bir koruma kalkanının en dış tabakasından başka bir şey değil.

Koruma kalkanı üç farklı tabakadan oluşuyor ve tabakaların arasında normal uzay boşlukları var. Gördüğümüz şu en dış tabakada enerji yüklü ve aynı zamanda tozlar ile gazlar da var. Üç tabakanın birbirinden farklı özellikleri/yapısı var. Jüpiter gezegeni ise bu koruma kalkanından çok çok küçük ve içeride, merkezde kalıyor.

Bu sistem, dünyamızın tabakalarına benzetilebilir. Dünyanın en dış katmanı/kabuğu ile en merkezindeki iç çekirdeği nasıl duruyorsa, şu koruma kalkanı içindeki Jüpiter de onun misali küçücük duruyor. Bu haliyle bile Jüpiter gezegeni dünyamızdan çok büyük bir gezegen.

Jüpiter’in koruma kalkanının en zayıf kısımları kutup kısımlarında bulunuyor ve daha önce bu kısımlardan içeri sızabilerek Jüpiter’e saldıranlar oldu.

Jüpiter’in bitki örtüsü bizdeki gibi yeşil renkte değil, soluk sarı renkte… Buna rağmen Jüpiter’de pek çok bitki türü sarının tonlarının haricinde açık kahverengi tonlarında…


Suları bizdeki gibi şeffaf/renksiz değil. Bir bardağa konulduğunda kirli/soluk beyaz renginde görünüyor. Bizde suya çok klor verildiğinde bardakta aldığı renk gibi… Suyunun bu şekilde olması atmosferiyle de alakalı. Jüpiter’in denizlerindeki ve okyanuslarındaki sular da mavi bir görünmüyor, daha grimsi bir görünüşü var. Bu da hem suyunun yapısından/kimyasından hem atmosferinden hem de koruma kalkanlarının güneş ışığını bir miktar kırmasından kaynaklanıyor. Ayrıca Jüpiter’de medcezir/gelgit de yok ve okyanusları, bizimkilerle kıyas edilemeyecek kadar çok ama çok derin.

Jüpiter’de gökyüzü de aynı şekilde, mavi tonları yerine açık gri tonlarında görünüyor. Dağlar, tepeler, ovalar ve çöller de var… Yağmur ve kar da yağıyor ve fırtınalar da yaşanıyor.


İnsanları çok vahşiler

Boyları da bizden çok uzun. Ortalama boyları bizim ortalama boyumuzun iki buçuk katı (4 metre) kadar. Aslında uzun boylarına rağmen nispeten cılız bedenleri olsa da elleri, ayakları kafaları ise kendi vücutlarına orantısız şekilde çok büyük. Ellerinde ayaklarında beşer parmakları varsa da şekilleri bizimkilerden biraz farklı.

Tenleri kirli beyaz renkte… Tüysüz kalmış kedilerin tenlerine benzeyen tenleri pullu/dokulu değil. Beyaz tenlerinde yer yer açık gri renk dalgalanmaları var. Dünyamızdaki bazı mermer türlerini andırıyorlar.

Saçları yok, çok zor seçilecek zayıflıkta kaşları var, sakal bıyık hepsinde yok, nadir ırklarda var. Genel itibariyle vücutlarında hiç tüy yok. Kulak kepçeleri yok ama kulak delikleri var. Gözleri hep siyah, başka renkte göz bebekleri yok. Elleri ve ayakları gibi kafaları ve yüzleri de çok büyük. Yüz hatları vahşice duruyor. Kaba duruyor. Yeşillerin kaba yüz hatlarını andırıyor.

Koskoca gezegende sadece birkaç milyar kişi var. Aralarında yok denecek kadar az sayıda Müslüman var ve şu sıralar onlar da İslam dinini doğru şekilde bilmiyorlar, yaşamıyorlar ve bir cahiliye devri hakim…

Bizim dünyamızın yılı ile bakarsak, ortalama yedi yüz yıl yaşıyorlar. Zaten bizim dünyamızda da ilk zamanlar ortalama yedi yüz yıl yaşanırdı. Sonra bilim ve teknoloji çağına ulaşılınca hayvanların da insanların da genetikleriyle oynandı ve ömürler binlerce seneye çıktı. Bu kısımları daha önce anlatmıştım. Dünyamız, ulaştığı çılgınca bilim ve teknoloji ile kendi kendini imha eden dünyalardan biri olmasın diye Süleyman (a.s.) zamanında bilim ve teknoloji kasıtlı olarak yok edilmişti. Yok edilmeden önce, genetiğe yine müdahale edildi ve ömürler şimdi olduğu ayarına çekildi.


Jüpiterliler, tarihin her devrinde hep saldırgandılar. Bir zamanlar onların da teknolojileri çok yüksekti ve başka gezegenlere giderek saldırdılar, sürekli katliamlar yaptılar. Jüpiter’i koruyan enerji kalkanını da kendi teknolojileri ile kendilerini karşı saldırılardan korumak maksadıyla yaptılar.

Bu kalkandan kendileri geçebiliyorlardı. Çok can yaktılar ve bir süre sonra uzaydaki insan türleri arasından Müslüman olan bir tür, yüksek teknolojilerini kullanarak Jüpiterlilerin kalkanlarını kolayca aştı, Jüpiter’e girdi ve Jüpiterlilerin adeta üzerlerinden geçti. Soyları kırılacak gibi oldu, o kadar az sayıda kaldılar. Bu sırada beyin takımı olan kişileri de kaybettiler. Bilim ve teknolojide bir anda geri kaldılar ve kendi yaptıkları kalkanın da dışına çıkamaz oldular.


Aslında vahşi Jüpiterliler bu hali tarihleri boyunca birkaç kez yaşadılar. Tarihlerinde vahşi Jüpiterlilere bunu bir kere de bizim dünyamızdan biri yaptı. Tarihte Oğuz Kağan olarak da adlandırılan ve bir Türk olup bütün dünyaya hakim tek bir devletin hükümdarı olan Hazret-i Zülkarneyn de insanlıktan çıkmış Jüpiterlileri ezip geçmiş ve üstüne bir de onlara lanet etmişti. (Günümüzden çok yaklaşık 7 bin 5 yüz sene önce)

Doğrulanmamış olsa da Ye’cüc ve Me’cüc diye de bildiğimiz şu Yeşiller ve Grilerin kanlarına/genlerine de Jüpiterlilerin genlerinin karıştığı iddiası/inanışı var. Zamanında Jüpiterliler çok sayıda gezegene gidince oralarda cinsi münasebet kurarak melez türlerin oluşmasına da sebep olmuşlar. Zaten dünyamızda vahşilikleri ile meşhur Çinlilerin de uzaylı/dünyalı melezi bir tür olduklarını ve genlerine Yeşiller ile Grilerin genlerinin karıştığını yıllardır iddia ediyorum.

Jüpiterliler, bedenleri örtünme ihtiyacı duyduğu halde giyinmiyorlar, örtünmüyorlar. Ahlaksızlar, dinsizler… Aralarından sadece çok az sayıdaki Müslüman olanları giyiniyor. Bizim dünyamızda balta girmemiş ormanlarda hayvanlar gibi yaşayan kabilelere benziyorlar.

Jüpiterliler kendilerini uzayın her bir yanındaki sayısız farklı insan türlerinin ilahları, onları var edenler olarak tanımlıyorlar. O derece sapıtmış ve yoldan çıkmışlar. Diğer insan türlerinin hepsinin kendi kanlarını/genlerini taşıdığına ve onlara hayat verdiklerine inanıyorlar. Şu zamanda uzaydaki hiçbir insan türüyle irtibatları, alış verişleri yok. Teknolojide yine de bizden yaklaşık olarak birkaç asır ileridelermiş gibi duruyorlar.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Gather up, and I’ll tell you the Jupiter facts too!

 You all gather up, and I’ll also tell you the Jupiter facts. Jupiter is not a gas giant…

Thinking that you know what NASA and similar space organizations are telling about Jupiter, I get right to the point.

What is seen in these pictures is shown to us as Jupiter is nothing but the outermost layer of a protective shield made to protect Jupiter from attacks.

The shield consists of three layers, and there are regular space gaps between the layers. The outermost layer is energetically charged and contains dust and gases. Jupiter is much smaller than this shield and stays inside at the center.

This system can be compared to the layers of our Earth. Just as the Earth’s outermost layer/shell and its inner core at the center are standing, Jupiter in this shield looks tiny, just like it. Even in this state, the planet Jupiter is a much larger planet than our Earth.

The weakest parts of Jupiter’s shield are located in the polar regions, and there have been those who attacked Jupiter by infiltrating through these parts before.

Jupiter’s vegetation is not green like ours but pale yellow. Despite this, many plant species on Jupiter are in shades of light brown apart from shades of yellow.

Its waters are not transparent/colorless like ours. It looks dirty/pale white when placed in a glass. It is like the color of the glass when water is given too much chlorine for us. The fact that the water is like this is also related to its atmosphere. The waters in Jupiter’s seas and oceans also do not appear blue but somewhat grayish. This is due to the structure/chemistry of the water, its atmosphere, and the protection shields slightly refract the sunlight. Also, Jupiter has no tide/tide, and its oceans are incomparably much, much deeper than ours.

The sky on Jupiter likewise appears in shades of light gray rather than shades of blue. There are also mountains, hills, plains, and deserts… It also rains and snows, and there are also storms.

People are so savage.

Their average height is two and a half times our average height. Their average height is two and a half times our average height. They have relatively thin bodies, but their hands, feet, and heads are disproportionately large compared to our bodies. Their shape is slightly different.

Their skin is off-white… Their skin, similar to the skin of hairless cats, is not scaly/textured. There are light gray color fluctuations in places on their white skin. They resemble some types of marble in our world.
They don’t have hair; they have very weak eyebrows, beards, and mustaches are not available in all; rare breeds do. In general, they have no hair on their body. They don’t have auricles, but they do have ear holes. Their eyes are always black, with no pupils of any other color. Their heads and faces are enormous, as are their hands and feet. His facial features look brutal. It looks rough. It resembles the coarse facial features of greens.

There are only a few billion people on the whole planet. There are very few Muslims among them, and nowadays, they do not know the religion of Islam correctly; they do not live it, and a period of ignorance prevails.

If we look at the year of our world, they live an average of seven hundred years. Already in our world, for the first time, an average of seven hundred years was lived. Then, when the age of science and technology was reached, the genetics of both animals and humans were manipulated, and lifespans increased to thousands of years. I have explained these parts before. Science and technology were deliberately destroyed in the time of Solomon so that our world would not be one of the self-destructing worlds with the insane science and technology it reached. Before it was destroyed, genetics was again tampered with, and lifespans were adjusted to what they are now.

Jupiterians have always been aggressive throughout history. Once upon a time, their technology was very high, and they went to other planets and attacked; they made constant massacres. They also built the energy shield protecting Jupiter with their own technology to protect themselves from counter-attacks.

They could pass through this shield themselves. They hurt a lot, and after a while, a Muslim species among the human species in space, using their high technology, easily bypassed the Jupiters’ shields, entered Jupiter, and almost passed over the Jupiterians. Their lineage was about to be destroyed, so few were left. In the meantime, they lost the people in the think tank. They suddenly fell behind in science and technology and couldn’t get out of the shield they made.

The wild Jupiters have experienced this state several times throughout their history. Someone from our world did this once to the savage Jupiters in their history. Hazrat Zulkarneyn, also known as Oghuz Khan in the past and who was a Turk and was the ruler of a single state that ruled the whole world, crushed the dehumanized Jupiterians and cursed them on top of that. (More about 7 thousand 5 hundred years ago than today)


Although unconfirmed, there is a claim/belief that the blood/genes of the Greens and Grays, which we also know as Gog and Magog, are mixed with the genes of the Jupiterians. Once the Jupiterians went to many planets, they established sexual relations, causing hybrid species to form. I have been claiming for years that the Chinese, who are famous for their brutality in our world, are an alien/earth hybrid species and that the genes of the Greens and Grays have been mixed in their genes.

Jupiterians do not dress; they do not cover, even though their bodies need to be covered. They are immoral, irreligious… Only a tiny number of Muslims wear them. In our world, they look like tribes that live like animals in jungles.

The Jupiterians describe themselves as the deities, the creators of countless different human species throughout space. They’ve gone astray and gone astray. They believe all other human species carry their blood/genes and give them life. At this time, they have no contact or exchange with any human species in space. In technology, however, they seem to be about a few centuries ahead of us.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi

Oğuz Kağan…

“Türklerin atası” denilen…

“Oğuz Kağan” ya da “Oğuz Han” diye bilinen…

Oğuz Kağan Destanında “Hayatı, daha doğumundan başlayarak olağanüstü olaylarla doludur” denilen kişi aslında bütün dünyaya hakim tek bir devletin hükümdarı olup iki bin sene yaşayan ve Türk olan Hazret-i Zülkarneyn miydi?

Oğuz Kağan’ın kafasına gücü temsil eden boynuz taktığı rivayet edilmiş. Pekiyi, Zülkarneyn kelimesinin “Çift boynuzlu” manasına da geldiği iddiası doğru mu? Hatta bu, maddi/zahiri ve manevi tasarrufunun/gücünün akıl almaz seviyede yüksek olduğu manasına mı geliyordu?

Hazret-i Zülkarneyn, kendi devrinde Ye’cüc ve Me’cüc (Yeşiller ve Griler) denilen iki uzaylı gayr-i müslim insan türü ile çok mücadele etti. Sonra onlara, kendi güneş sistemlerinde bir de set çekti. Griler ve Yeşiller o devirde dünyamıza geldiklerinde dünya insanları ile cinsi münasebet de kurdular mı? Uzaylı genlerine sahip olan Çinliler, dünyamızdaki Gri uzaylılarla, biz dünya insanlarının melezi olarak mı var oldular? Çinlilerin soyu bu şekilde mi başladı?

Özellikle Grilerin Türk düşmanlığının ve şu devirde de Çin’de çok faal olmalarının, Çin devlet sistemine kalabalık olarak sızmış olmalarının ve Çin’de çok sayıda yeraltı üsleri bulunmasının arkasında böyle bir gerçek mi var? Çinlileri kendilerinden bir parça mı görüyorlar?

Tarihçi Rüstem Paşa, Oğuz Kağan diye bildiğimiz kişinin Hz. Zülkarneyn olduğunu, neye dayanarak ve neler bilerek iddia etti? Pekiyi, tarih tekerrürden ibaretse ve Yeşiller ile Grilerin dünyamıza bir kez daha gelerek işgal etmek isteyecekleri hadislerde haber verilmişse, bu devirde de bir Zülkarneyn olacak mı? Türklerin yeniden sahneye çıkacağı devir o ikinci Oğuz Kağan’la mı başlayacak?

Bu hususlarda daha ciddiyetle ve derin araştırmalar yapılsa, dünya/insanlık tarihine dair cevapsız kalmış çok sayıda sorunun cevapları bulunabilir mi?

#BeyinFırtınası

Mehmet Fahri Sertkaya