Etiket arşivi: Jüpiter

Toplanın, size Jüpiter gerçeklerini de anlatayım!

Toplanın, size Jüpiter gerçeklerini de anlatayım. Jüpiter bir gaz devi değil…

NASA’nın ve benzeri uzay kuruluşlarının Jüpiter’e dair anlattıklarını bildiğinizi düşünerek hemen mevzuya giriyorum.

Jüpiter diye bize gösterilen şu resimlerde görülen şey, Jüpiter’i saldırılardan korumak maksadı ile yapılmış bir koruma kalkanının en dış tabakasından başka bir şey değil.

Koruma kalkanı üç farklı tabakadan oluşuyor ve tabakaların arasında normal uzay boşlukları var. Gördüğümüz şu en dış tabakada enerji yüklü ve aynı zamanda tozlar ile gazlar da var. Üç tabakanın birbirinden farklı özellikleri/yapısı var. Jüpiter gezegeni ise bu koruma kalkanından çok çok küçük ve içeride, merkezde kalıyor.

Bu sistem, dünyamızın tabakalarına benzetilebilir. Dünyanın en dış katmanı/kabuğu ile en merkezindeki iç çekirdeği nasıl duruyorsa, şu koruma kalkanı içindeki Jüpiter de onun misali küçücük duruyor. Bu haliyle bile Jüpiter gezegeni dünyamızdan çok büyük bir gezegen.

Jüpiter’in koruma kalkanının en zayıf kısımları kutup kısımlarında bulunuyor ve daha önce bu kısımlardan içeri sızabilerek Jüpiter’e saldıranlar oldu.

Jüpiter’in bitki örtüsü bizdeki gibi yeşil renkte değil, soluk sarı renkte… Buna rağmen Jüpiter’de pek çok bitki türü sarının tonlarının haricinde açık kahverengi tonlarında…


Suları bizdeki gibi şeffaf/renksiz değil. Bir bardağa konulduğunda kirli/soluk beyaz renginde görünüyor. Bizde suya çok klor verildiğinde bardakta aldığı renk gibi… Suyunun bu şekilde olması atmosferiyle de alakalı. Jüpiter’in denizlerindeki ve okyanuslarındaki sular da mavi bir görünmüyor, daha grimsi bir görünüşü var. Bu da hem suyunun yapısından/kimyasından hem atmosferinden hem de koruma kalkanlarının güneş ışığını bir miktar kırmasından kaynaklanıyor. Ayrıca Jüpiter’de medcezir/gelgit de yok ve okyanusları, bizimkilerle kıyas edilemeyecek kadar çok ama çok derin.

Jüpiter’de gökyüzü de aynı şekilde, mavi tonları yerine açık gri tonlarında görünüyor. Dağlar, tepeler, ovalar ve çöller de var… Yağmur ve kar da yağıyor ve fırtınalar da yaşanıyor.


İnsanları çok vahşiler

Boyları da bizden çok uzun. Ortalama boyları bizim ortalama boyumuzun iki buçuk katı (4 metre) kadar. Aslında uzun boylarına rağmen nispeten cılız bedenleri olsa da elleri, ayakları kafaları ise kendi vücutlarına orantısız şekilde çok büyük. Ellerinde ayaklarında beşer parmakları varsa da şekilleri bizimkilerden biraz farklı.

Tenleri kirli beyaz renkte… Tüysüz kalmış kedilerin tenlerine benzeyen tenleri pullu/dokulu değil. Beyaz tenlerinde yer yer açık gri renk dalgalanmaları var. Dünyamızdaki bazı mermer türlerini andırıyorlar.

Saçları yok, çok zor seçilecek zayıflıkta kaşları var, sakal bıyık hepsinde yok, nadir ırklarda var. Genel itibariyle vücutlarında hiç tüy yok. Kulak kepçeleri yok ama kulak delikleri var. Gözleri hep siyah, başka renkte göz bebekleri yok. Elleri ve ayakları gibi kafaları ve yüzleri de çok büyük. Yüz hatları vahşice duruyor. Kaba duruyor. Yeşillerin kaba yüz hatlarını andırıyor.

Koskoca gezegende sadece birkaç milyar kişi var. Aralarında yok denecek kadar az sayıda Müslüman var ve şu sıralar onlar da İslam dinini doğru şekilde bilmiyorlar, yaşamıyorlar ve bir cahiliye devri hakim…

Bizim dünyamızın yılı ile bakarsak, ortalama yedi yüz yıl yaşıyorlar. Zaten bizim dünyamızda da ilk zamanlar ortalama yedi yüz yıl yaşanırdı. Sonra bilim ve teknoloji çağına ulaşılınca hayvanların da insanların da genetikleriyle oynandı ve ömürler binlerce seneye çıktı. Bu kısımları daha önce anlatmıştım. Dünyamız, ulaştığı çılgınca bilim ve teknoloji ile kendi kendini imha eden dünyalardan biri olmasın diye Süleyman (a.s.) zamanında bilim ve teknoloji kasıtlı olarak yok edilmişti. Yok edilmeden önce, genetiğe yine müdahale edildi ve ömürler şimdi olduğu ayarına çekildi.


Jüpiterliler, tarihin her devrinde hep saldırgandılar. Bir zamanlar onların da teknolojileri çok yüksekti ve başka gezegenlere giderek saldırdılar, sürekli katliamlar yaptılar. Jüpiter’i koruyan enerji kalkanını da kendi teknolojileri ile kendilerini karşı saldırılardan korumak maksadıyla yaptılar.

Bu kalkandan kendileri geçebiliyorlardı. Çok can yaktılar ve bir süre sonra uzaydaki insan türleri arasından Müslüman olan bir tür, yüksek teknolojilerini kullanarak Jüpiterlilerin kalkanlarını kolayca aştı, Jüpiter’e girdi ve Jüpiterlilerin adeta üzerlerinden geçti. Soyları kırılacak gibi oldu, o kadar az sayıda kaldılar. Bu sırada beyin takımı olan kişileri de kaybettiler. Bilim ve teknolojide bir anda geri kaldılar ve kendi yaptıkları kalkanın da dışına çıkamaz oldular.


Aslında vahşi Jüpiterliler bu hali tarihleri boyunca birkaç kez yaşadılar. Tarihlerinde vahşi Jüpiterlilere bunu bir kere de bizim dünyamızdan biri yaptı. Tarihte Oğuz Kağan olarak da adlandırılan ve bir Türk olup bütün dünyaya hakim tek bir devletin hükümdarı olan Hazret-i Zülkarneyn de insanlıktan çıkmış Jüpiterlileri ezip geçmiş ve üstüne bir de onlara lanet etmişti. (Günümüzden çok yaklaşık 7 bin 5 yüz sene önce)

Doğrulanmamış olsa da Ye’cüc ve Me’cüc diye de bildiğimiz şu Yeşiller ve Grilerin kanlarına/genlerine de Jüpiterlilerin genlerinin karıştığı iddiası/inanışı var. Zamanında Jüpiterliler çok sayıda gezegene gidince oralarda cinsi münasebet kurarak melez türlerin oluşmasına da sebep olmuşlar. Zaten dünyamızda vahşilikleri ile meşhur Çinlilerin de uzaylı/dünyalı melezi bir tür olduklarını ve genlerine Yeşiller ile Grilerin genlerinin karıştığını yıllardır iddia ediyorum.

Jüpiterliler, bedenleri örtünme ihtiyacı duyduğu halde giyinmiyorlar, örtünmüyorlar. Ahlaksızlar, dinsizler… Aralarından sadece çok az sayıdaki Müslüman olanları giyiniyor. Bizim dünyamızda balta girmemiş ormanlarda hayvanlar gibi yaşayan kabilelere benziyorlar.

Jüpiterliler kendilerini uzayın her bir yanındaki sayısız farklı insan türlerinin ilahları, onları var edenler olarak tanımlıyorlar. O derece sapıtmış ve yoldan çıkmışlar. Diğer insan türlerinin hepsinin kendi kanlarını/genlerini taşıdığına ve onlara hayat verdiklerine inanıyorlar. Şu zamanda uzaydaki hiçbir insan türüyle irtibatları, alış verişleri yok. Teknolojide yine de bizden yaklaşık olarak birkaç asır ileridelermiş gibi duruyorlar.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Gather up, and I’ll tell you the Jupiter facts too!

 You all gather up, and I’ll also tell you the Jupiter facts. Jupiter is not a gas giant…

Thinking that you know what NASA and similar space organizations are telling about Jupiter, I get right to the point.

What is seen in these pictures is shown to us as Jupiter is nothing but the outermost layer of a protective shield made to protect Jupiter from attacks.

The shield consists of three layers, and there are regular space gaps between the layers. The outermost layer is energetically charged and contains dust and gases. Jupiter is much smaller than this shield and stays inside at the center.

This system can be compared to the layers of our Earth. Just as the Earth’s outermost layer/shell and its inner core at the center are standing, Jupiter in this shield looks tiny, just like it. Even in this state, the planet Jupiter is a much larger planet than our Earth.

The weakest parts of Jupiter’s shield are located in the polar regions, and there have been those who attacked Jupiter by infiltrating through these parts before.

Jupiter’s vegetation is not green like ours but pale yellow. Despite this, many plant species on Jupiter are in shades of light brown apart from shades of yellow.

Its waters are not transparent/colorless like ours. It looks dirty/pale white when placed in a glass. It is like the color of the glass when water is given too much chlorine for us. The fact that the water is like this is also related to its atmosphere. The waters in Jupiter’s seas and oceans also do not appear blue but somewhat grayish. This is due to the structure/chemistry of the water, its atmosphere, and the protection shields slightly refract the sunlight. Also, Jupiter has no tide/tide, and its oceans are incomparably much, much deeper than ours.

The sky on Jupiter likewise appears in shades of light gray rather than shades of blue. There are also mountains, hills, plains, and deserts… It also rains and snows, and there are also storms.

People are so savage.

Their average height is two and a half times our average height. Their average height is two and a half times our average height. They have relatively thin bodies, but their hands, feet, and heads are disproportionately large compared to our bodies. Their shape is slightly different.

Their skin is off-white… Their skin, similar to the skin of hairless cats, is not scaly/textured. There are light gray color fluctuations in places on their white skin. They resemble some types of marble in our world.
They don’t have hair; they have very weak eyebrows, beards, and mustaches are not available in all; rare breeds do. In general, they have no hair on their body. They don’t have auricles, but they do have ear holes. Their eyes are always black, with no pupils of any other color. Their heads and faces are enormous, as are their hands and feet. His facial features look brutal. It looks rough. It resembles the coarse facial features of greens.

There are only a few billion people on the whole planet. There are very few Muslims among them, and nowadays, they do not know the religion of Islam correctly; they do not live it, and a period of ignorance prevails.

If we look at the year of our world, they live an average of seven hundred years. Already in our world, for the first time, an average of seven hundred years was lived. Then, when the age of science and technology was reached, the genetics of both animals and humans were manipulated, and lifespans increased to thousands of years. I have explained these parts before. Science and technology were deliberately destroyed in the time of Solomon so that our world would not be one of the self-destructing worlds with the insane science and technology it reached. Before it was destroyed, genetics was again tampered with, and lifespans were adjusted to what they are now.

Jupiterians have always been aggressive throughout history. Once upon a time, their technology was very high, and they went to other planets and attacked; they made constant massacres. They also built the energy shield protecting Jupiter with their own technology to protect themselves from counter-attacks.

They could pass through this shield themselves. They hurt a lot, and after a while, a Muslim species among the human species in space, using their high technology, easily bypassed the Jupiters’ shields, entered Jupiter, and almost passed over the Jupiterians. Their lineage was about to be destroyed, so few were left. In the meantime, they lost the people in the think tank. They suddenly fell behind in science and technology and couldn’t get out of the shield they made.

The wild Jupiters have experienced this state several times throughout their history. Someone from our world did this once to the savage Jupiters in their history. Hazrat Zulkarneyn, also known as Oghuz Khan in the past and who was a Turk and was the ruler of a single state that ruled the whole world, crushed the dehumanized Jupiterians and cursed them on top of that. (More about 7 thousand 5 hundred years ago than today)


Although unconfirmed, there is a claim/belief that the blood/genes of the Greens and Grays, which we also know as Gog and Magog, are mixed with the genes of the Jupiterians. Once the Jupiterians went to many planets, they established sexual relations, causing hybrid species to form. I have been claiming for years that the Chinese, who are famous for their brutality in our world, are an alien/earth hybrid species and that the genes of the Greens and Grays have been mixed in their genes.

Jupiterians do not dress; they do not cover, even though their bodies need to be covered. They are immoral, irreligious… Only a tiny number of Muslims wear them. In our world, they look like tribes that live like animals in jungles.

The Jupiterians describe themselves as the deities, the creators of countless different human species throughout space. They’ve gone astray and gone astray. They believe all other human species carry their blood/genes and give them life. At this time, they have no contact or exchange with any human species in space. In technology, however, they seem to be about a few centuries ahead of us.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi

Satürn o kadar büyük değil

Satürn’ü korumak için etrafına kurulan enerji kalkanı, ilk kurulduğunda gözle görülmez haldeydi. Faaliyete geçtikten sonra uzaydaki pek çok gök taşı Satürn’ün çekme kuvvetiyle Satürn’e doğru giderken o enerji kalkanı o gök taşlarını toz duman hale getirdi. Kısa bir süre sonra da enerji kalkanının olduğu/döndüğü yerde tozların verdiği renkler oluştu.

Bu enerji kalkanı ile Satürn’ün gerçek atmosferi arasında çok büyük bir boşluk var. Evet, dünyamızdan çok büyük olsa da Satürn zan edildiği kadar da dev bir gezegen değil.

Geçen sene yazdıklarımdan istifade ile dünya kadar mevzuyu nihayet çözdünüz, bazı mevzuları hala çözemeseniz de bana güvenip inandınız. Pekiyi, haberiniz var mı, Satürn insanları o kadar güçlü enerji kalkanının içinden geçerek dışarı çıkabiliyorlar mı? “Yeter artık, uzay savaşlarından ve uzaydan gelen saldırılardan bıktık. Bir yol bulalım ve ne biz uzaya gidelim ne de uzaydakiler bize gelsinler. Şurada, kendi gezegenimizde huzur içinde yaşayalım” mı dediler?

Ve çalıştınız mı konuyu, başka bir güneş sisteminde yaşayan Ye’cüc ve Me’cüc’ün yani Yeşiller ile Grilerin gezegenlerinin ya da güneş sistemlerinin etrafına hazret-i Zülkarneyn’in çektiği set de böyle bir şey mi?

Teknik çalışmalar ve uzay araçları kullanarak, Satürn’ün etrafındaki suni/yapay enerji kalkanının kaç sene önce yapıldığını bulabilir misiniz? Ya da benzer bir teknikle müdahale ederek o enerji kalkanını çökertebilir misiniz?

Ya Jüpiter’in de Satürn gibi bir hikayesi olduğunu öğrenebildiniz mi?

Ya Satürn’ün onca uydusundan birkaçının tabii/doğal uydular olmadığını, insan eli ile üretilmiş olduklarını çözdünüz mü? Sahi o uyduları yine Satürn gezegenini saldırılardan korumak için mi oralara getirdiler? Evet, evet… Satürn’ün tabii olan uyduları da hep başka başka yerlerden getirildiler. Yoksa hala bunu da mı çözememiştiniz?

Dünya insanlığını daha ne kadar, nereye kadar kandırmayı, ayakta uyutmayı düşünüyorsunuz?

Satürn’ün insanları bize çok benziyorlar. Bizden biraz daha kısacalar. Ortalama boyları 150 cm kadar. Kadınlarının boyları biraz daha kısa. Ten renkleri bizler gibi. Dış görünüşümüz, yüz hatlarımız çok benzeşiyor ve onların biraz gözleri irice… Uzaydaki pek çok insan türünde saç, sakal, tüy hiç yok iken Venüslülerde olduğu gibi Satürnlülerde de var.

Satürn’de nüfus çok yaklaşık 70-80 milyar kadar. Nüfusun çok yaklaşık olarak yarısı Müslüman ve Müslümanların çok yaklaşık yüzde sekseni ehl-i tarik kişiler. Hepsi de son devrin mürşid-i kamili olan Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerine intisap etmişler.

Satürn’de gezegenin idaresi de Müslümanlarda. Hem ileri seviyede zahiri ve batıni ilimlere vakıf olan hem de yaşını almış, tecrübe etmiş kişilerden oluşan bir idari heyet tarafından idare ediliyorlar.

Teknolojisi kontrolsüzce gelişen ve kendi kendini imha eden gezegenleri gördükçe, teknolojinin bir yerden sonra gelişmesini kendi idareleri ile durdurmuşlar, mani olmuşlar. Hala da böyle yapıyorlar.

Satürn’ün o en dış tabakası/atmosferi zan edilen o enerji kalkanından kendileri de nadiren geçiyorlar. Kendilerini korumak niyetiyle uzaydan, diğer alemlerden/gezegenlerden kendilerini epeyi soyutlamışlar. Uzay aracı olan Satürnlülerin kendi kafalarına göre gezegenden çıkıp gitmelerine bile izin vermiyorlar.

Bilim ve teknolojide Merih yani Mars Müslümanları kadar ileride değiller ama bizden çok ilerideler.

Çok kaliteli ve başarılı bir eğitim sistemleri var. Satürn insanları çekirdekten çok iyi yetiştiriliyorlar ve o mükemmel İslam ahlakı ve terbiyesiyle yetişiyorlar. Her zaman kul hakkı, hesap korkusu hakim oluyor ve gezegenleri huzur, emniyet ve saadetle yaşanacak çok güzel bir yer olarak kalıyor.

Verilen bütün ahlaki eğitime ve devlet gücüyle alınan bütün tedbirlere rağmen yine de nefsine uyup şeytanlaşanlara ise ceza kesmekte hiç taviz vermedikleri için kimse kimsenin canını kolay kolay yakamıyor. Gayr-i müslim olanları kişileri dini tercihlerde zorlamıyorlar ve onlara eziyet, zulüm etmiyorlar. Onlara da ahlaklı ve adaletli davranıyorlar. Gezegendeki Müslüman kadınlar da hep tesettürlüler.

Zaten bu kadar medeni, iyi niyetli, Allah’tan korkan insanlar olmasalardı, ellerindeki ileri teknoloji ile dünyamızı işgal etmek ya da sömürmek isteselerdi, perişan olurduk. Dünyamız üzerindeki hayatı tamamen yok etmek isteselerdi, bu bile fazla vakitlerini almazdı.

Satürnlülerin elleri dört parmaklı, evleri az katlı ve mütevazı, çarşı pazarları yüksek teknolojili ve çok temiz…

“Ekmeğe hürmet ediniz. O yerlerin ve göklerin bereketindendir.” Hadis-i Şerifinde de beyan buyrulduğu gibi 18 bin alemde hep ekmek var. Satürn’de ekmek ve çay var. Yolumuzun büyüklerinin tarif ettiği usullerle çay demlemeyi adet edinmişleri çok var. Yolumuza muhabbetleri ve hürmetleri çok büyük.

Mehmet Fahri Sertkaya

Mars’ın bir zamanlar halkası vardı

Mars’ın bir zamanlar halkası vardı

Halka sistemi aslında o kadar nadir değil. Halka sistemi denildiğinde ilk aklınıza gelen gezegen Satürn. Bizim güneş sistemimizde bulunana gezegenlerin yarıya yakınında halka bulunuyor: Satürn, Uranüs, Neptün ve Jüpiter. Cüce gezegen Haumea, Chiron ve Chariklo’da halkası bulunan gezegenlerden.

Mehmet Fahri Sertkaya

Adını canavar koymuşlar, bilseler öyle demezler.

Bir gün gök adamızın ve dolayısı ile güneş sistemimiz ile dünyamızın bir kara deliğe gireceğini ve o gün her şeyin sonunun geleceğini düşünenler, bunun endişesini duyanlar var ama bilmiyorlar ki bizim dünyamız bir kara delikten çoktan geçti.

Dünyamızdan binlerce kat büyük bir yapay gezegen yaparak ve dünyamızı da o yapay gezegenin etrafında bir yörüngeye alarak buraya, bulunduğumuz güneş sistemine getirenler, başka bir gök adadan getirdiler. Milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki gök adadan (galaksiden) buraya kısa sürede gelebildilerse bu, şu haberde canavar denilen kara delik gibi bir kara delik sayesinde oldu.

Evet, kara delikler hiç de zan edildiği gibi şeyler değil. Kara deliğe girenler yok olmuyorlar, imha olmuyorlar, uzaktaki başka gök adalara saniyeler içinde çıkıyorlar. Sadece dünyamız değil, Mars, Merkür, Satürn, Jüpiter ve güneş sistemimizdeki bütün gezegenler ve uyduları, başka başka yerlerden toplandılar, kara deliklerden geçirilerek buraya getirildiler. Hatta dünyamızın uydusu olan Ay da bir kara delik sayesinde uzak bir galaksiden getirildi ve yapay bir güneş sistemi oluşturuldu.

Dünyamıza yüzlerce farklı uzaylı insan türü geliyor. Bunlardan bir kısmı başka gök adalardan geliyorlar ve o kadar uzak mesafeleri kara delikler sayesinde saniyeler içinde alıyorlar.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Dünya’dan büyük uzay araçları ve Hz.Nuh’un gemisi

Dünyadan en iyi ihtimalle yüzlerce kat büyük olan o uzay araçlarını, Satürn, Uranüs ve Jüpiter’in çevresinde sadece Ruslar değil, NASA da sayısız kere görüntüledi. Bu gördüğünüz fotoğraflar da NASA’dan sızdı.

NASA adına 12 sene önemli projelerde çalışan ve bilim dünyasında saygın bir yere sahip olan ABD’li Dr. Norman Bergrun, bu hususlarda çok kere konuştu. Bu uzay araçlarının varlığını hep açıkça kabul etti. Hatta Satürn’ün halkalarının yapay olduğunu, bu uzay araçlarındaki kişiler tarafından yapay olarak ve enerji temini için oluşturulduğunu iddia etti. Bergrun “Sayıları gittikçe artan bu cisimler Güneş sisteminin her yerinde var ve nüfusları kritik bir eşiğe dayandı” da dedi.

On binlerce sene önce, Nuh’un gemisinin yapıldığı vakitte, bizim dünyamızda da bilim ve teknoloji işte o gördüğünüz uzay araçlarını yapabilecek kadar ileriydi. Sayısını bilemeyeceğimiz kadar çok insan, gezegenimizden başka başka uzak dünyalara gitti. Birçoğu geri dönmedi ve nesilleri oralarda da devam etti. Başka dünyalardan da bize gelindi. Yerleşenler, gitmeyenler oldu. Hala kesinleştirilemedi ama ihtimal ki melez ırklar oluştu. Böyle bir şey olduysa akla ilk gelenler ise Japonlar.. Sadece bu kısmı açmak, saatlerce sesli anlatım yapmayı zorunlu kılıyor.

Hz. Nuh zamanında cep telefonunun varlığını tartışıyorlar… Şunları bilince, nedir cep telefonu, mevzu mudur? Şimdi bizim gelişmiş cihazlarla hatta dünya yörüngesinde dönen Hubble gibi uzay teleskopları ile görüntülediğimiz yerler bile akıl almaz derecede uzak yerler. Oysa hz. Nuh peygamberin zamanında yedi kat semayı bile cihazlarla görüntülemişlerdi. Nuh (a.s.) iman etmeyen, alay eden ve küstahlaşan kavmine “Görmüyor musunuz, Allah yedi kat göğü nasıl ahenk ile yaratmış?” dedi ve bunu dediğini biz apaçık Kur’an ayeti ile biliyoruz.

Nuh’un gemisi tahtadan değildi. Ayet-i kerimedeki ifadeler aslında tahta değil levha ve perçin anlamına geliyor. Yakıtlı bir gemi olduğuna da işare ediyor ayetler. Belki de Nuh tufanı gibi bütün gezegende hayatı bir anda bitirecek kadar akıl almaz bir tufan yaşanmasına da gelişmiş iklim silahları ya da başka gezegenlerin insanlarının gelişmiş imkanlarla yaptıkları saldırılar sebep oldu. Onlarca senedir Müslüman Merihlilerde yani Marslılarda öyle bir teknoloji var ki dünyamıza zarar vermek isteseler, buraya kadar gelmeleri bile gerekmiyor. Oradan bizi yakıp yıkabiliyorlar. Zaten asırlardır geliyorlar, Çanakkale harbine bile yardım ettiler ama gizleniyorlar. Çünkü başka gezegenlere gidip onların imtihanını bozacak müdaheleler yapmak, dinen yasak. Kesin surette yasak. Yoksa çoktan dünyada Müslümanların hakim olmasını sağlayacaklardı. Bu kadar akıl almaz uzay gemileri, bu kadar sayıca da çokluk ve maddi güce rağmen dünyamıza zarar vermeyi hiç düşünmeyen insanların, mutlaka yüksek maneviyatı ve ahlakı vardır ve var: İslam.. 18 bin alemin hepsinde Müslümanlarla gayr-i müslimlerin mücadelesi var. NASA’nın yarım asırdır dünyayı kandırması ve bunları duyurmaması da bu yüzden. Biliyorlar neyin ne olduğunu, küfr-ü inadi ile hala İslam düşmanlığı yapıyorlar

Bu derece gelişen bilim ve teknoloji peşi sıra akıl almaz tehlikeler getiriyor. Art niyetli kişilerin ellerine geçtiği anda, gezegeni toptan yok edecek, kendi kendilerini imha edecek hale geliniyor. Süleyman a.s. zamanında da bizim gezegenimiz o eşiğe geldi ve veziri Asaf yer yüzünden fen ilimlerini bir anda kaldırdı. Bir sıfırlama çekildi, hususi bir muamele oldu. Çünkü gezegenimiz dini anlamda bütün alemlerin merkezi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Siz kimi kandırıyorsunuz?

Din ve bilim birbirinden ayrı şeylermiş ve batılılar din ile bilim birbirinden ayırmayı başardıkları için gelişmişlermiş…

Adamlar USB simgelerini bile Yunan tanrıçalarının asalarından esinlenerek belirlemiyorlar mı?

Mars bile savaş tanrısı demek değil mi?

Venüs bile aşk tanrıçası demek değil mi?

Jüpiter, Uranüs, Neptün ve daha yüzlerce gök cisminin isimleri tanrı ismi değil mi?

Nike bile hızlı koşan bir tanrılarının ismi değil mi?

Mehmet Fahri Sertkaya