Satürn’ü korumak için etrafına kurulan enerji kalkanı, ilk kurulduğunda gözle görülmez haldeydi. Faaliyete geçtikten sonra uzaydaki pek çok gök taşı Satürn’ün çekme kuvvetiyle Satürn’e doğru giderken o enerji kalkanı o gök taşlarını toz duman hale getirdi. Kısa bir süre sonra da enerji kalkanının olduğu/döndüğü yerde tozların verdiği renkler oluştu.

Bu enerji kalkanı ile Satürn’ün gerçek atmosferi arasında çok büyük bir boşluk var. Evet, dünyamızdan çok büyük olsa da Satürn zan edildiği kadar da dev bir gezegen değil.

Geçen sene yazdıklarımdan istifade ile dünya kadar mevzuyu nihayet çözdünüz, bazı mevzuları hala çözemeseniz de bana güvenip inandınız. Pekiyi, haberiniz var mı, Satürn insanları o kadar güçlü enerji kalkanının içinden geçerek dışarı çıkabiliyorlar mı? “Yeter artık, uzay savaşlarından ve uzaydan gelen saldırılardan bıktık. Bir yol bulalım ve ne biz uzaya gidelim ne de uzaydakiler bize gelsinler. Şurada, kendi gezegenimizde huzur içinde yaşayalım” mı dediler?

Ve çalıştınız mı konuyu, başka bir güneş sisteminde yaşayan Ye’cüc ve Me’cüc’ün yani Yeşiller ile Grilerin gezegenlerinin ya da güneş sistemlerinin etrafına hazret-i Zülkarneyn’in çektiği set de böyle bir şey mi?

Teknik çalışmalar ve uzay araçları kullanarak, Satürn’ün etrafındaki suni/yapay enerji kalkanının kaç sene önce yapıldığını bulabilir misiniz? Ya da benzer bir teknikle müdahale ederek o enerji kalkanını çökertebilir misiniz?

Ya Jüpiter’in de Satürn gibi bir hikayesi olduğunu öğrenebildiniz mi?

Ya Satürn’ün onca uydusundan birkaçının tabii/doğal uydular olmadığını, insan eli ile üretilmiş olduklarını çözdünüz mü? Sahi o uyduları yine Satürn gezegenini saldırılardan korumak için mi oralara getirdiler? Evet, evet… Satürn’ün tabii olan uyduları da hep başka başka yerlerden getirildiler. Yoksa hala bunu da mı çözememiştiniz?

Dünya insanlığını daha ne kadar, nereye kadar kandırmayı, ayakta uyutmayı düşünüyorsunuz?

Satürn’ün insanları bize çok benziyorlar. Bizden biraz daha kısacalar. Ortalama boyları 150 cm kadar. Kadınlarının boyları biraz daha kısa. Ten renkleri bizler gibi. Dış görünüşümüz, yüz hatlarımız çok benzeşiyor ve onların biraz gözleri irice… Uzaydaki pek çok insan türünde saç, sakal, tüy hiç yok iken Venüslülerde olduğu gibi Satürnlülerde de var.

Satürn’de nüfus çok yaklaşık 70-80 milyar kadar. Nüfusun çok yaklaşık olarak yarısı Müslüman ve Müslümanların çok yaklaşık yüzde sekseni ehl-i tarik kişiler. Hepsi de son devrin mürşid-i kamili olan Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerine intisap etmişler.

Satürn’de gezegenin idaresi de Müslümanlarda. Hem ileri seviyede zahiri ve batıni ilimlere vakıf olan hem de yaşını almış, tecrübe etmiş kişilerden oluşan bir idari heyet tarafından idare ediliyorlar.

Teknolojisi kontrolsüzce gelişen ve kendi kendini imha eden gezegenleri gördükçe, teknolojinin bir yerden sonra gelişmesini kendi idareleri ile durdurmuşlar, mani olmuşlar. Hala da böyle yapıyorlar.

Satürn’ün o en dış tabakası/atmosferi zan edilen o enerji kalkanından kendileri de nadiren geçiyorlar. Kendilerini korumak niyetiyle uzaydan, diğer alemlerden/gezegenlerden kendilerini epeyi soyutlamışlar. Uzay aracı olan Satürnlülerin kendi kafalarına göre gezegenden çıkıp gitmelerine bile izin vermiyorlar.

Bilim ve teknolojide Merih yani Mars Müslümanları kadar ileride değiller ama bizden çok ilerideler.

Çok kaliteli ve başarılı bir eğitim sistemleri var. Satürn insanları çekirdekten çok iyi yetiştiriliyorlar ve o mükemmel İslam ahlakı ve terbiyesiyle yetişiyorlar. Her zaman kul hakkı, hesap korkusu hakim oluyor ve gezegenleri huzur, emniyet ve saadetle yaşanacak çok güzel bir yer olarak kalıyor.

Verilen bütün ahlaki eğitime ve devlet gücüyle alınan bütün tedbirlere rağmen yine de nefsine uyup şeytanlaşanlara ise ceza kesmekte hiç taviz vermedikleri için kimse kimsenin canını kolay kolay yakamıyor. Gayr-i müslim olanları kişileri dini tercihlerde zorlamıyorlar ve onlara eziyet, zulüm etmiyorlar. Onlara da ahlaklı ve adaletli davranıyorlar. Gezegendeki Müslüman kadınlar da hep tesettürlüler.

Zaten bu kadar medeni, iyi niyetli, Allah’tan korkan insanlar olmasalardı, ellerindeki ileri teknoloji ile dünyamızı işgal etmek ya da sömürmek isteselerdi, perişan olurduk. Dünyamız üzerindeki hayatı tamamen yok etmek isteselerdi, bu bile fazla vakitlerini almazdı.

Satürnlülerin elleri dört parmaklı, evleri az katlı ve mütevazı, çarşı pazarları yüksek teknolojili ve çok temiz…

“Ekmeğe hürmet ediniz. O yerlerin ve göklerin bereketindendir.” Hadis-i Şerifinde de beyan buyrulduğu gibi 18 bin alemde hep ekmek var. Satürn’de ekmek ve çay var. Yolumuzun büyüklerinin tarif ettiği usullerle çay demlemeyi adet edinmişleri çok var. Yolumuza muhabbetleri ve hürmetleri çok büyük.

Mehmet Fahri Sertkaya