Etiket arşivi: Merihliler

Türkçe Belgesel: Yasak Tarih – Hitlerin Kaçırılması

Ne kadar tuhaf… Bu kadar kaliteli hazırlanmış şu belgesel, Kasım 2018’den bu güne kadar, on milyonlarca Türk kullanıcının bulunduğu Youtube’da sadece 50 kere izlenmiş.

Siyonistlerin, Ankebut Ağı’nın dünyayı inandırdığı yalanlar hızla çöküyor. Süleymanlılar cemaati olarak 1945’ten beri, Akademi Dergisi olarak son on senedir anlattığımız Hitler gerçeklerini, kısmen de olsa şu belgeselde anlatmışlar.

Adolf Hitler intihar etmedi. Başka bir sebeple de ölmedi. Cesedi de bulunamadı. Öldüğünü iddia edebilecek somut hiçbir delil elde yok iken dünya buna inandırıldı. Çünkü Ankebut Ağı böyle uygun gördü. Neredeyse bütün dünya insanlığı Adolf Hitler konusunda kandırıldı, biz Süleymanlılar ise gerçeği hep biliyorduk ve söyledik.

Daha fazla ve daha sarsıcı Hitler gerçekleri ile de yüzleşilecek. Hitler hiçbir zaman katliam yaptırmadı, anlatıldığı gibi cani, deli bir kişi de değildi. En sarsıcı olanı ise Hitler hala ölmedi. Bu da yakında herkesin duyacağı bir gerçek.

https://ok.ru/video/1598661462670

Uzayda başka gezegenlerde de başka insan türleri olduğunu kabul etmezseniz, dünya tarihinin hiçbir kısmını doğru okuyamazsınız. Sayısız mevzunun içinden çıkamazsınız. Piramitleri ve Göbeklitepe’yi bile yorumlayamazsınız. Aynı şekilde ikinci dünya savaşında neler yaşandığını ve Hitler meselesini de çözemezsiniz. Belgeselin birinci bölümünde biraz da Ankebut Ağı’na, dünyayı sarmış ve hükumetlere sızmış Mason teşkilatına, Hitler’in ilk zamanlar dahil olduğu ve sonra ayrıldığı gizl örgütlere ve bir de uzaydaki diğer insan türlerine temas edilseymiş, mevzu daha da netleşirmiş.

Hitler’i anlamak ve sonunda Hitler’e ne olduğunu bulmak için Merihlileri yani Marslıları bilmek, çözmek lazım. Hitler, kaçısın bir kısmında uçak ve denizaltı kullandı ve sonra gözlerden uzak kısmında UFO’ya bindi. Zaten ikinci dünya savaşının son zamanlarında Merihlilerin UFO’ları çok sık görülüyordu. Naziler de onları gördükleri için o UFO’lar benzeri uçan araçlar yapmayı çok denedi. Lakin fazla yol alamadılar. Sonra bir tartışmanın daha sonu gelmedi ve görülen onca UFO’nun Nazilere ait olup olmadığı ve Nazilerin UFO yapıp yapamadığı tartışıldı. Tartışılması gereken ise Nazilerin, daha doğru ifade ile Hitler’in, başka dünyaların insanları ile müttefik olup olmadığıydı.

İkinci bölümü izleyince, on yıldır neler anlattığımı da biliyorsanız eğer, her şeyi iyice yerine oturacak.

https://www.ok.ru/video/1598661528206

Mehmet Fahri Sertkaya

O, Şi’ra’nın da Rabbidir

On binlerce yıldır, dünyadaki bazı milletlerin başına, başka gezegenlerden gelmiş başka insan türleri geçti. Bunu, günümüzde olduğu gibi gizlenerek, dış beden giyerek de yapmadılar. O zamanlar, açıkça gelmelerine ve dünya işlerine müdahale etmelerine izin vardı.

Böyle kişilerin dünyamızda hükümdarlık yapmalarından birkaç nesil sonra, bu milletlerin soyundan gelenler, her şeyi birbirine kattılar. Eskiden başlarına geçmiş olan başka dünyaların çok yüksek teknolojili insanlarını tanrılaştırdılar.

Antik Mısır’ın Firavunlarından bazıları da başka dünyaların insanıydılar. Günümüzde Ankebut Ağı’nın mensuplarının, Masonların, gizli Yahudilerin çok kıymet verdiği ve olağanüstü güçlere sahip olduğuna inandığı bazı kadim Mısır liderleri, dünyamızın insanı değillerdi. Onların zan ettiği gibi olağanüstü güçlere de sahip değillerdi. İlah da değillerdi, peygamber de değillerdi. Sadece olağanüstü teknolojiye sahiplerdi. Bu durum, Hindistanlıların büyük bildiği bazı kişiler için de böyle… Daha önce yazmıştım, dünya tarihinde çok önemli bir yeri olan Süleyman aleyhisselamın veziri Asaf bile Merih insanlarındandı. Vezir Asaf da tıpkı Süleyman peygamber gibi bilim ve teknolojide uçuk seviyede idi.

Dünya tarihinde, başka dünyalardan gelen uzaylı insanların sık sık tanrılaştırıldığı da oldu/yaşandı ama sadece kullar/insanlar değil, önem verilen bazı gök cisimleri de zamanla tanrılaştırıldı. Bazı milletler bu gök cisimlerini ilah bildi, taptı. Bunlardan biri de Sirius yıldızıdır.

Geçmişte çok yüksek sayıda insan Sirius yıldızını ilah bildi, ona taptı ve feci bir sona, sonsuz cehennem azabına gitti. Allah-ü teala bunu bizlere haber vermek ve tanrılaştırılan Sirius yıldızını yaratanın da kendisi olduğunu bildirmek muradı ile Kur’an-ı Kerim’de Necm suresi 49. ayet-i kerimesinde “O Şi’ra’nın da Rabbidir” buyurdu. Şi’ra yıldızı, günümüzde Sirius denilen ve iki yıldızdan oluşan ikili yıldız sistemidir.

Detail of sitting Egyptian Pharaoh Statue isolated on black background

“Mısır Tanrısı” denilen ve kadim Mısır tarihinin en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Osiris bile bu dünyanın insanı değildi. Sirius güneş sisteminden gelmişti.

Herhangi bir insandı. Ne ilahtı, ne peygamberdi ne de manevi bir liderdi. Masonların ve Ankebut Ağı’nın mensuplarının sembollerinden bazıları bu dünyaya ait değil. Osiris ve benzerleri sayesinde dünyamızda bilinen/tanınan semboller bunlar… Yani Ankebut Ağı sadece günümüzde değil, binlerce sene önce kadim Mısır zamanında da uzaylı insanların kazıklarını yiyordu. Şimdi de Grilerin ve Yeşillerin yani Ye’cüc ile Me’cüc milletinin oyuncağı oldular.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

.

NASA hiçbir zaman kendi teknolojisi ile Ay’a insanlı uçuş yapamadı ama…

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) NASA’nın Ay’a insan gönderme tiyatrosundan önce Ay’a gizlice insan gönderdi. Başarılı oldular, kozmonotlar Ay’a ayak bastılar. Üç kişiydiler ama öldürüldüler.

SSCB’nin kozmonotlarını, Ay’da üs kurmuş Müslüman Merihliler öldürdüler. Bu, bir göz dağı idi “Buraya gelmeyin, gelirseniz ölürsünüz” mesajıydı. Merihliler, SSCB’nin Ay’a inen kapsülünü ve kozmonotların iletişim sistemlerini kullanarak, kozmonotları yönlendiren görev kontrol merkezine kendilerini göstermeden mesaj gönderdiler.

SSCB o zamanlarda hakikaten insanlık dışı surette deneyler yapıyordu. Binlerce insanı akıl almaz deneylerde acımasızca kullanıp acılar içinde öldürüyorlardı. Zihin kontrol deneylerinden biyolojik deneylere kadar her şeyi yapıyorlardı. Merihliler bunu biliyor ve çok kızıyorlardı. SSCB’nin Ay’a inmesine izin verdiler. Sonra kozmonotlara yaklaştılar. Onlara zihin kontrolü yaptılar. Kendileri görüntüye girmeden kozmonotları konuşturarak SSCB’ye mesajlar gönderdiler. Sonra bu kozmonotlara ileri teknoloji ile gözün görmediği elektroşok gibi bir darbe gönderdiler. Kozmonotlar hemen bir beyin şoku/kanaması geçirmeye başladılar. Ne yaptıklarını bilmez halde kafalarındaki kaskları çıkarttılar. Havasızlıktan ve beyin kanamasından dolayı acılar içinde çırpına çırpına öldüler. Merihliler bu anların görüntülerini görev kontrol merkezine gönderdiler. “Öyle yapılmaz, böyle olur. Eden bulur” mesajını vermiş oldular.

Ay’da sayıca en çok Merihliler bulunsa da müttefik oldukları başka Müslüman uzaylı insan türleri de bulunuyor. Aslında gayr-i müslimler diye öyle hemen herkesi öldürmüyorlar. SSCB’nin yaptıklarına gerçekten çok kızıyorlardı. Şimdiki Rusya yetkililerinin o zaman SSCB yetkilileri tarafından tutulmuş evraklara baktıkça “Bu nasıl bir vahşettir, bunu nasıl yapabilirler” demek zorunda kaldığı kadar ileri seviyede zulümlerdi/deneylerdi bunlar…

ABD/NASA, Ay’da SSCB’nin kozmonotlarının başına gelenleri ve SSCB’ye çekilen resti bir şekilde haber aldı. Gözleri çok korktu. Ay’a hiçbir zaman insanlı uçuş yapmamaya karar verdiler. Aksine karara verseler de Ay’a insan gönderdiklerini iddia ettikleri o yıllarda, bu dediklerini yapabilecek teknolojiye de zaten sahip değillerdi. SSCB’nin çok gerisinde kalmışlardı. Lakin SSCB’nin de gözü çok korkmuştu ve bir daha Ay’a insanlı uçuç yapmak istemiyorlardı.

Yaşanan bu sarsıcı olaylar dünyamızda beklenmedik gelişmelere sebep oldu.

NASA, yapmadığı halde yapmış gibi gösterdiği projelerle dünyayı mışıl mışıl uyuturken, Apollo 18, 19 ve 20 uçuşlarını/görevlerini yapacağını duyurmuştu. Elbette bunlar da yapılmayacaktı ama işler tersine döndü. Yapmadığı işleri yapmış görünen NASA, “İptal ettik” dediği bu uçuşu ise gizlice ve gerçekten yaptı.

Ay’a insanlı uçuş yapabilecek teknolojik yeterlilikte olmayan NASA’ya SSCB destek verdi. “Sizin bu işi başarmanızı sağlayalım” dediler ve resmen iptal olduğu açıklanan Apollo 18 uçuşu gizlice yapıldı. NASA’nın astronotları Ay’a ayak bastı ama teknoloji SSCB’ye aitti. SSCB’nin gözü çok korktuğu için NASA logosu/bünyesi altında Ay’a gitmeyi denedi. Umdukları gibi oldu ve Ay’daki Merihliler Apollo 18’e müdahale etmediler.

Aslında Apollo 18 filmi, NASA’nın Apollo 18 görevinde yaşananları anlatmıyor. SSCB’nin gizli Ay görevi sırasında yaşananları, biraz değiştirilmiş olarak anlatıyor. Ay’a gizlice gitmeyi başarıp da geri dönemeyenler Sovyet kozmonotları. Geri dönememe sebebi de oradaki Merihliler. Filmde konu edilen , Ay yüzeyindeki taşlar gibi görünen ama sonra birden şeklini değiştirip hareket eden tuhaf şeyler de gerçekten var. Onlar biyolojik canlılar değiller. Savunma maksatlı geliştirilmiş robotlar. Taşların arasında tıpkı taş gibi görünüyorlar. Doğru zamanda açılıp harekete geçiyorlar ve hedefi zehirleyerek imha ediyorlar. Sovyet kozmonotlarından biri bu robotlar tarafından öldürüldü. Apollo 18 görevi ise ABD-SSCB ittifakı ile gerçekleştirildi. Görevde hem Sovyet kozmonotları hem de ABD’nin astronotları vardı. Bunlardan hiçbiri ölmedi, hiçbirine bir virüs/zehir bulaşmadı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Uzaylılar setleri yıkmak için yardım mı istediler?

İşte bu gibi kısımların anlaşılabilmesi için gerçek dünya tarihini, hususiyle son 10 bin seneyi bir bütün olarak anlatmam lazım. Hz. Zülkarneyn devrini ve neler yaptığını anlatmam lazım. Daha pek çok soruya cevap bulunması için bu anlatacaklarımın bilinmesi lazım.

Soruna birkaç cümle ile şu cevap verilebilir:

Hz. Zülkarneyn devrinde uzayda en yüksek teknolojiye sahip gezegen bizdik. Başka bir yerden bilim ve teknoloji transferi de yapmamıştık. Hz. Zülkarneyn devrine gelene kadar dünyamızda on binlerce sene bilim ve teknoloji çağı yaşandı ve o devre gelindiğinde bilim ve teknolojide ulaşılabilecek en zirve noktaya ulaşılmıştı. Biz gidip Ye’cüc ve Me’cüc’ü kendi güneş sistemlerinde set çekerek mahsur bıraktık ama onlar hala o seddi bozacak kadar ileri teknolojiye ulaşamadılar.

Hz. Zülkarneyn’den sonra Hz. Süleyman devri yaşandı ve o devirde bizden bilim-teknoloji kaldırıldı yoksa biz de kendini imha eden gezegenlerden biri olacaktık. Bunu Hz. Zülkarneyn’den sonra gelen Hz. Süleyman yaptı. Kendi devrinde hem peygamber hem hükumdardı. Dünyaya hakim bir tek devlet vardı, onun başındaydı. Devlet politikası ile bilerek ve isteyerek teknolojide geri gidilmesini sağladı. Bazı kritik öneme sahip madenlerin kullanımını önledi. Bazı bilim sahalarında tahsili önledi. Çeşitli kararlar aldı ve neticesi olarak hızla bilim-teknoloji ürünlerinin ürertimi durdu, geri gidildi. Bunu yaparken yanında Kur’an- Kerim’de kendisinden bahsedilen veziri Asaf vardı ki Merih insanlarındandı. O kıymetli zat bu devlet politikalarını uyguladı.

Bu uzaylıların inancına göre vezir Asaf bilim ve teknolojiyi geriletirken zirve noktasına gelinmiş halin sırlarını, ilimlerini yazdırdı, not ettirdi ve sakladı. Yine bunların inancına göre bu sırları ya dünyamızda bir yere gömdürdü ya da Merih’te bir yere… Bu yeşiller ve griler o notları bulabilirlerse o seddi durdurabilecek kadar bilim ve teknoloji seviyesine hemen ulaşacaklar. Konsey’den istedikleri ise o notları bulmak hususunda kendilerine yardımcı olmaları.

Yalnız, gece paylaşımlar yaptıktan sonra dinlemelerden anladığımız bazı detaylar var. Bu Yeşiller, Şeytan’ın Konseyi’ne dürüst davranmamışlar. “O notları bulabilirsek kendi güneş sistemimize gidebilecek bilgileri elde edeceğiz” tarzında konuşup “Kendi güneş sistemimizin etrafında ileri teknoloji ile yapılmış bir set var, onu durdurabilecek/bozabilecek bir tekniği hemen öğrenmiş olacağız” dememişler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bermuda Şeytan Üçgeni 2

Bermuda Şeytan Üçgeni denilen alanın altında, okyanus suyunun altındaki yeraltı üssünde gizlenen uzaylı türü, Griler denilen tür…

Bunların okyanus altındaki mağaralarda yaşadığı iddia edilemez. Yaşadıkları o yere mağara denemez. Orada muazzam bir sistem var. Öylesine büyük bir yeraltı üssü kurmuşlar ki yerleri ile gökleri arasında yani üzerinde yaşadıkları zemin ile tavandaki toprak arasında çok büyük mesafe var. Orada aynı anda çok sayıda dev uçak ya da UFO bir arada uçabilir.

Oradakiler sanki yer üstünde yaşıyorlarmış gibi şartlar içindeler. Başka türlerin, dünyanın başka yerlerinde yaptığı gibi burada da tavanları karanlık bir toprak parçası gibi durmuyor. Gelişmiş aydınlatma sistemleri var ve gün ışığı yayıyor. Bu sistem dünyamıza göre ayarlanmış ve dünyamızda o bölgede gece olunca onların da ışıkları kararıyor. Gündüz olunca yanıyor. Bazı kısımlarında ise daha ilginç bir hal var. Sanki okyanus suyu ile kendileri arasında kalın bir toprak parçası yokmuş gibi duruyor. O kısımlarda yukarı bakılınca okyanus suyunu ve içindeki deniz canlılarını görüyorlar.

Dünyamızda kendilerine Griler denilen bu uzaylı insan türünden olanların çoğu gayr-i müslim, saldırgan ve işgalci…

Fırsat bulsalar hemen şu dakika dünyamızın tamamını istila ederler ve dünya insanlığından kimseyi sağ bırakmazlar. Lakin buna fırsat bulamıyorlar. Başka bir uzaylı insan türü onlara set oluyor ki bu tür Merihli/Marslı Müslüman kardeşlerimiz.

Şu anda dünyamız üzerinde çok sayıda uzaylı başka insan türü var. Kiminin az sayıda adamı var, kiminin çok sayıda… Kiminin dostane niyetleri var ve kimi ise çok saldırgan. Lakin dünyamız üzerinde bulunan türlerden en ileri teknolojiye sahip olanı Merihliler… Bunun böyle olması, dünya tarihinde bir kırılma noktası oluşturuyor. Yoksa tamamen istila edilen ya da hiç istila edilmeden tamamen imha edilen belki yüzbinlerce gezegenden biri de biz olacaktık.

Merihliler gezegenimizi Ay üzerinden de koruyorlar. Ay’da da onlar ve başka türlerden Müslüman müttefikleri var. Uzaydan gelecek saldırıları karşılayıp bizim haberimiz bile olmadan engelliyorlar. Geçen sene emekli bir ABD Generali bu gerçeği kameralar önünde itiraf etmişti ve hemen etramızda birilerinin bizi saldırgan başka birilerinden koruduğunu, lazerle savaştıklarını açıkça ifade etmişti. Bu ifadeleri bir belgeselde yer almıştı.

Mehmet Fahri Sertkaya|Akademi Dergisi

Bermuda Şeytan Üçgeni

Bermuda Şeytan Üçgeni denilen alanın altında, uzaylı bir başka insan türüne ait gizli yeraltı üssü var.

Bu insanlar, en az altı asırdır oradalar ama daha fazlası da olabilir. Rahatsız edilmek istemiyorlar. Dünya insanlığının o bölgede fazlaca bulunmasını istemiyorlar. Bu sebeple, kendilerine zararı olmadığını düşündükleri/bildikleri yüzlerce gemiyi ve uçağı da batırdılar/düşürdüler.

Açıp gözlerimle okumadım ama ciddiye alınacak bazı kaynakların aktardğına göre Kristof Kolomb bile bu bölgeden bahsederken, buranın tuhaf olduğuna, burada akşamları ışıklar saçan acayip şeylerin denizin üstünde uçuştuğuna dair cümleler yazmış.

Şunu kesinlik derecesinde doğrulayabildim ki pek çok devletin uzaydaki uyduları, Bermuda Şeytan Üçgeni denilen bu alanın üzerinde akşamları/geceleri ışıklar saçarak uçuşan UFO’ları görüntülemişler.

Şu kadar gelişmiş teknolojimize rağmen Bermuda Şeytan Üçgeni denilen alanda batırılan/düşürülen gemilerin ve uçakların çoğunun enkazını bulamıyoruz, çünkü bunlar bizden binlerce sene ileri teknolojiye sahip bir uzaylı insan türü tarafından çok ileri tekniklerle düşürülüyor ve yok ediliyor.

“Şeytan Üçgeni”

Atlantik Okyanusunda, Florida yakınlarındaki Bermuda Şeytan Üçgeni’ne bazı zamanlar daha çok “Şeytan üçgeni” dendi. Öylesine tertemiz bir denizde, karanın o kadar yakınında, asırlar boyunca yüzlerce büyük gemi ve uçak bir anda yok oldu ve nasıl oldu da bunca devlet, bunca gelişmiş teknolojilere rağmen bunun sebebini günümüzde bile hala çözemedi?

Böyle bir ihtimal yok. Çoktan çözdüler ama anlatmıyorlar. Çünkü uzaylıların varlığını, bizden binlerce hatta bazıları on binlerce sene önde olan bu uzaylıların da akıl ve irade sahibi insanlar olduklarını, bazılarının müslim, bazılarının gayr-i müslim olduklarını dünya insanlığına anlatmak zorunda kalacaklardı. Bu da dünyamızdaki planlarını bozacaktı. Hususiyle Ankebut Ağı dünyanın tamamına hakim tek bir Yahudi krallığı kurmak istiyorken, bu gerçeği anlatamazdı, anlattıramazdı. Bu yüzden NASA’dakiler onlarca yıldır yalanlar anlatıyorlar.

Rusya ve birkaç başka ülke daha sarsıcı gerçeklerin dünya insanlığı tarafından bilinmesi gerektiğine karar verdiği için ve baskı altında kaldığı için NASA, 50 yıl incelediği Mars’ta sıvı su buldu. Onu da inanırsanız eğer, aslında bir müzik sanatçısı olup hobi olarak uzayla ilgilenen bir gencin dikkati ve NASA’yı ikaz etmesi sayesinde buldu. Sözde bu genç NASA’nın çektiği ve herkese açık şekilde yayınladığı Mars görüntülerini incelerken sıvı suyu fark etti. Aslında NASA Mars dedikleri Merih’te de insanlar ve İslam olduğunu gizlemek istedi. Üstelik bu Müslüman insanlar, bizden binlerce sene ileri bilim ve teknoloji seviyesine İslam’a tam tabi olarak ulaşmışlardı ve NASA’yı da yöneten konseyler, bu gibi sarsıcı gerçekleri öğrenmişti.

Haydi uyanın, dünyada sizin zan ettiğinizden çok farklı şeyler yaşandı, yaşanıyor. Hala geç kalmadınız ve oyunları bozabilirsiniz.

Biz yıllardır anlattık ve birçokları dünyamızda on binlerce sene önce, şimdi Merihlilerin elindekinden daha yüksek bilim ve teknoloji olduğunu ve sonra bir anda bilim ve teknolojinin kaldırıldığını da kabullendi. Çünkü bu iddialarımızı ispat eden binlerce, evet binlerce somut bulgu var.

Bu üçgen içinde kalan alanda, okyanus sularının altında, dünyanın bütün okyanusları değerlendirildiğinde, bilinen en derin noktarlardan bir kaçı var.

6-7 asır önce gezegenimize sessizce ve gizlice gelen bir başka uzaylı insan türü, dünyamızın devletlerine, milletlerine, olaylarına olabildiğince karışmamış ve dünya üzerinde görünmeden yaşamanın bir yolu olarak okyanusların en derin yerlerinden bir kaçının bulunduğu bu alanın altına gizli yeraltı üssü kurmuş. İşte bir türlü bitmeyen Bermuda Şeytan Üçgeni tartışmalarının arkasındaki gerçek bu…

Aslında bu gerçeği pek çok belgesel yapımcısı bile biliyor ama kesin gerçekleri bildikleri halde dünyaya masallar anlatıyorlar. Mesela Siyonistlerin National Geographic kanalı… Bu kanalın belgesellerinin tamamı yalanlarla, aldatmalarla, insanlığı Siyonizmin menfaatine uygun şekilde yönlendirmelerle doludur. Çok bilimsel, akılcı, mantıklı imişler görüntüsü oluşturup bu aldatmacanın arasında sürekli mevzuları çarpıtıyorlar. Yıllar boyunca pek çok meselede Nat Geo’nun ismini anıp nasıl aldatıcılık yaptığını izah etmiştim.

Asırlardır bu üçgen içinde kalan bölgede tuhaf hadiseler yaşanıyor ama sadece son 35 yılda Bermuda Şeytan Üçgeni denilen bu bölgede 700 kadar tekne ve gemi, 120 kadar uçak anlaşılamaz şekilde kayboldu.

Asırlardır ya da son 35 senedir bu bölgede toplamda kaç insanın canından olduğu asla bilinemeyecek.

En enteresan olanı ise bu gemilerin ve uçakların nerede ise hepsinin, iyi hava şartlarında, herhangi bir arıza ya da sorun bildirmeden ve bir anda ortadan kaybolmuş olması… Sonrasında çoğunun enkazının bile bulunamayışı ve hadiselerin neredeyse hiçbirinde ceset bulunamayışı…

Elektronik sis

Bermuda Şeytan Üçgeni isimli bölgede, deniz suyunun altında yeraltı üssü kuran uzaylı insan türü, bizden binlerce sene ileri bilim ve teknoloji seviyesinde olan kendi gezegenlerinde sahip oldukları bazı savunma ve taarruz tekniklerini bizim gezegenimizde de kullanıyor.

Kullandıkları teknolojiye benzer teknolojilere son yarım asırdır biz de ulaştık ama onlarla aramızda hala uçurum var. Kullandıkları tekniklerin başında elektromanyetik silahlar, zihin kontrol silahları, gelişmiş lazer teknolojileri geliyor. Belirli bir alan içinde yapay hortumlar, fırtınalar ve yapay dev dalgalar da oluşturabiliyorlar.

Bu çeşit saldırılarla, henüz tam olarak yorumlayamadığımız hadiselerin yaşanmasına sebep oluyorlar. Hatta yaşanan bazı şeyleri, sağ kurtulmuş birkaç kişi de tam olarak yorumlayamayınca, zamanda bir kırılma olduğunu düşünmeye başlamışlar. Oysa bu insanlar, içinde bulundukları uçak ve gemilerle birlikte, hiç halat/zincir ya da benzeri bir şey kullanılmadan ve sadece ışık enerjisi kullanılarak UFO’lara çekiliyorlar. Bunlardan bazıları öldürülmek istenmeyince, gidecekleri bölgeye normalde gidemeyecekleri hızda götürülüyorlar ve arada geçen sürede ne yaptıklarını tam olarak bilemiyorlar. Bir sisle boğuştuklarını düşünüyorlar, çünkü zihin kontrolüne tabi tutuluyorlar.

Bazıları da gerçekten elektronik sis denebilecek bir teknikle saldırıya uğruyorlar. Bazı gemiler, güzel havada bir anda karşılarına çıkan onlarca metrelik dev dalgaların çarpması ile alabora oluyorlar. Bermuda Şeytan Üçgeni’nde bir ya da birkaç tuhaf şey yaşanmadı, yaşanmıyor. Onlarca sarsıcı/tuhaf şey yaşandı, yaşanıyor.

Bermuda Şeytan Üçgeninde düşen uçaklar, son derece enteresan şekilde düşüyorlar. Motorları durmuyor ama pilot hakimiyeti/kontrolü kaybediyor. Uçaklar sığ ve karaya çok yakın sulara düşse bile pilotların ya da yolculardan hiçbirinin cesetleri bulunamıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu bir canlandırma ama…

Bu, bir canlandırma ama dünyanın önde gelen siyasetçilerinden, iş adamlarından, sanatçılarından, film yıldızlarından yüzlercesinin üzerindeki dış bedenleri bir anda çekip alsanız, içlerinde bu canlandırmaya çok yakın fiziki özelliklerde bir görünüme sahip olan Yeşil uzaylı insanların olduğunu görebilirsiniz.

Yeşiller, bize, Grilere, Merihlilere kıyasla çok itici bir dış görünüşe sahipler.

Biz göremeyiz ama bizden bir ya da birkaç nesil sonra yaşayacak olan dünya insanları, bu yeşil yeşil insanlardan bol bol görecekler. Çünkü Ye’cüc ile Me’cüc’ler, Yeşiller ile Griler… 7-8 bin sene önce dünyamıza saldırmışlardı, ahir zamanda bir daha saldıracaklar. Dünyanın her yerini aynı anda işgal edecekler. Çok ama çok büyük çapta katliamlar yapacaklar ve sonra tam kazandıklarını düşündükleri anda mağlup olacaklar. Bu hususlar sahih hadislerde hep anlatılmış.

Mehmet Fahri Sertkaya

Dünya’dan büyük uzay araçları ve Hz.Nuh’un gemisi

Dünyadan en iyi ihtimalle yüzlerce kat büyük olan o uzay araçlarını, Satürn, Uranüs ve Jüpiter’in çevresinde sadece Ruslar değil, NASA da sayısız kere görüntüledi. Bu gördüğünüz fotoğraflar da NASA’dan sızdı.

NASA adına 12 sene önemli projelerde çalışan ve bilim dünyasında saygın bir yere sahip olan ABD’li Dr. Norman Bergrun, bu hususlarda çok kere konuştu. Bu uzay araçlarının varlığını hep açıkça kabul etti. Hatta Satürn’ün halkalarının yapay olduğunu, bu uzay araçlarındaki kişiler tarafından yapay olarak ve enerji temini için oluşturulduğunu iddia etti. Bergrun “Sayıları gittikçe artan bu cisimler Güneş sisteminin her yerinde var ve nüfusları kritik bir eşiğe dayandı” da dedi.

On binlerce sene önce, Nuh’un gemisinin yapıldığı vakitte, bizim dünyamızda da bilim ve teknoloji işte o gördüğünüz uzay araçlarını yapabilecek kadar ileriydi. Sayısını bilemeyeceğimiz kadar çok insan, gezegenimizden başka başka uzak dünyalara gitti. Birçoğu geri dönmedi ve nesilleri oralarda da devam etti. Başka dünyalardan da bize gelindi. Yerleşenler, gitmeyenler oldu. Hala kesinleştirilemedi ama ihtimal ki melez ırklar oluştu. Böyle bir şey olduysa akla ilk gelenler ise Japonlar.. Sadece bu kısmı açmak, saatlerce sesli anlatım yapmayı zorunlu kılıyor.

Hz. Nuh zamanında cep telefonunun varlığını tartışıyorlar… Şunları bilince, nedir cep telefonu, mevzu mudur? Şimdi bizim gelişmiş cihazlarla hatta dünya yörüngesinde dönen Hubble gibi uzay teleskopları ile görüntülediğimiz yerler bile akıl almaz derecede uzak yerler. Oysa hz. Nuh peygamberin zamanında yedi kat semayı bile cihazlarla görüntülemişlerdi. Nuh (a.s.) iman etmeyen, alay eden ve küstahlaşan kavmine “Görmüyor musunuz, Allah yedi kat göğü nasıl ahenk ile yaratmış?” dedi ve bunu dediğini biz apaçık Kur’an ayeti ile biliyoruz.

Nuh’un gemisi tahtadan değildi. Ayet-i kerimedeki ifadeler aslında tahta değil levha ve perçin anlamına geliyor. Yakıtlı bir gemi olduğuna da işare ediyor ayetler. Belki de Nuh tufanı gibi bütün gezegende hayatı bir anda bitirecek kadar akıl almaz bir tufan yaşanmasına da gelişmiş iklim silahları ya da başka gezegenlerin insanlarının gelişmiş imkanlarla yaptıkları saldırılar sebep oldu. Onlarca senedir Müslüman Merihlilerde yani Marslılarda öyle bir teknoloji var ki dünyamıza zarar vermek isteseler, buraya kadar gelmeleri bile gerekmiyor. Oradan bizi yakıp yıkabiliyorlar. Zaten asırlardır geliyorlar, Çanakkale harbine bile yardım ettiler ama gizleniyorlar. Çünkü başka gezegenlere gidip onların imtihanını bozacak müdaheleler yapmak, dinen yasak. Kesin surette yasak. Yoksa çoktan dünyada Müslümanların hakim olmasını sağlayacaklardı. Bu kadar akıl almaz uzay gemileri, bu kadar sayıca da çokluk ve maddi güce rağmen dünyamıza zarar vermeyi hiç düşünmeyen insanların, mutlaka yüksek maneviyatı ve ahlakı vardır ve var: İslam.. 18 bin alemin hepsinde Müslümanlarla gayr-i müslimlerin mücadelesi var. NASA’nın yarım asırdır dünyayı kandırması ve bunları duyurmaması da bu yüzden. Biliyorlar neyin ne olduğunu, küfr-ü inadi ile hala İslam düşmanlığı yapıyorlar

Bu derece gelişen bilim ve teknoloji peşi sıra akıl almaz tehlikeler getiriyor. Art niyetli kişilerin ellerine geçtiği anda, gezegeni toptan yok edecek, kendi kendilerini imha edecek hale geliniyor. Süleyman a.s. zamanında da bizim gezegenimiz o eşiğe geldi ve veziri Asaf yer yüzünden fen ilimlerini bir anda kaldırdı. Bir sıfırlama çekildi, hususi bir muamele oldu. Çünkü gezegenimiz dini anlamda bütün alemlerin merkezi.

Mehmet Fahri Sertkaya

18 bin alemdeki bütün insan türleri imtihana tabi…

18 bin alemdeki bütün insan türleri imtihana tabi… Hepsinin aklı var, nefsi de var. Hepsine cüz’i irade ve tercih hakkı verildi. Kimseye dinini tercih etme hususunda zorlama yok. İsteyen Müslüman oluyor, isteyen olmuyor. Herkes ona göre hak ettiği sona gidiyor. 18 bin alemdeki her kavme peygamberler gönderildi ama şu anda her yerin tek ve son peygamberi, kıyamete kopana kadar hz. peygamberimiz… Her yerde aynı kitap yani Kur’an-ı Kerim var. Bununla birlikte her yerlerde çeşit çeşit küfür sistemleri, inançları da var.

Yeryüzünde ab-ı hayat (hayat suyu) var. Hızır a.s. ondan içti ve yetti. Her yüz senede bir 18 yaşına geri çekiliyor. Bu güne kadar hiç eceli gelmedi, ölmedi ve ruh/beden olarak yaşıyor. Ruhaniyet olarak yani bedensiz ruh ile yaşayanlardan, görünenlerden değil Hızır aleyhisselam…

Hitler ise böyle olmadı. Kendi iradesi ile zaten İslam’ı tercih etti. İddia edilen katliamların hiçbirini yapmamıştı, çok insansever, çocuksever, merhametli biriydi. Zulme gerçekten karşıydı ve Ankebut Ağı ile savaşıyordu. İçlerinden çıktığı halde onlara sırt döndü. Üztazımız Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri de Hitler’e sahip çıktı, destek verdi, himmet etti. Dünya tarihinin bir kırılma noktası yaşanıyorken divan-ı salihin ve hz. üstazımız, Hitler’e sahip çıkarak, Hitler üzerinden tarihe yön verdi.

Hitler’in Merihli/Marslı Müslümanlarla yardımlaşmasına izin verildi, onlardan yüksek teknoloji alırken yaşlanmayı durduran tıbbi tekniği de aldı, üzerinde uygulattı. Hala ruh/beden olarak yaşıyor. Hiç eceli gelmedi. Zaten intihar etmediğini ilk anlardan beri biliyorlardı ve dünyayı kandırdılar. Aslında ilk zamanlar Stalin “O hala yaşıyor” dedi, açıkça herkesin önünde konuştu, gazetelerde manşet oldu da yine de bu Siyonistler dünyayı kandırdılar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şu sağdaki uzaylıyı gördüm rüyamda

Ha bir de şu sağdaki uzaylıyı gördüm rüyamda. 1961’de KGB’nin çektiği gerçek video görüntüleri sızmıştı, seneler önce paylaşmıştım. Hemen anlamıştım edep ve yüksek ahlak vardı yüzünde.

Rüya bu ya, meğer bu uzaylı insan türü Merihliler yani Marslılarmış. Onların şekli böyle imiş. Bu da Merihli imiş 61’den çok önce yakalanmış. Hz. Üstazımız Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin sohbetlerini dinlemeye gelmişler, arıza yapınca Sovyet Birliği sınırları içinde kaza yapmışlar ve arkadaşları vefat etmiş. Bu ise kurtulmuş. O günden bu yana saklamışlar bunu… Bilgi almak istemişler diye gördüm. Bu de vermemiş galiba. Yaşı da çokmuş bunun, 150 olabilir. Zaten rüya bu ya onlar 250 yaşına kadar yaşarlamış diye biliyordum rüyamda.

Boş adam değilmiş, doktor mu neymiş. Ya da bilim adamı falan olabilir. Onların okumuşlarından biri yani… Ara ara Hz.Üstazımız buna uğruyormuş, üzülme diyormuş, teselli ediyormuş da bunun hali yine de kötü imiş. Çok sarsılmış, yalnızmış, en son dışarıyı otuz sene önce görmüş, nerede olduğunu bile bilmiyormuş. Karnını açmışlar, iç organlarını inceleyip kapatmışlar. Daha gördüm de bir şeyler, gelmedi şimdi aklıma.

80 milyondan fazla insan yatıyormuş orada… Seneler önce gitmişken yetkilisini bulup sormuştum. “Ohoo” diye söze başlayınca, “Sen ne yaptın birader, olur mu o kadar” diyecek zan ettim ama adam demesin mi “Ohoo, ne seksen milyonu? Kaç asırlık bu mezarlık, biliyor musun sen? Şu şu şu koca mahalleler var ya, bir zamana kadar bu mezarlığın bünyesindeydi. Oraların altı hep mezarlık. Bu kalan yeri bile ne kadar büyük ve yoğun talebi/trafiği görüyorsun. Burada seksen milyondan fazlası vardır, azı yoktur” demesin mi…

Sonradan öğrendim, meğer orada Çanakkale harbinin şehitlerinden bile çok sayıda varmış. Harpte yaralananların bir kısmı gemilerle İstanbul’a getiriliyormuş. Onlardan bir kısmı şehit olunca bu Karacaahmet Kabristanı’na defin olunuyormuş.

Mehmet Fahri Sertkaya

Mars ve dünya arasında: Mehdi Amca…

İnsanlık bu gerçekleri artık öğrenecek…

Bu kişi, tam anlamı ile bu dünyadan değildi. İki dünya görmüştü.. Bu kişi Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin talebelerinden Mehdi Amca… Arap olan bu zat, Akademi Dergisi’nin ve SpaceExplorer.Tv‘nin uzun yıllardır Merih(Mars) hakkında kendine güvene güvene yazdığı ve yıllar geçtikte birer ikişer ispat edilen gerçeklerin kaynağı… Bu Mehdi Amca, bu bilgileri beş-on sene önce değil, onlarca sene önce anlattı. Çünkü onlarca sene önce Merihlilerle bir araya geldi. Buradan alındı, o hiç kimseye ve hiçbir şeye zarar vermeyen ve dünyanın her yerinde artık binlerce kere kayda alınan UFO’lardan biri ile Merih’e götürüldü. Yaklaşık iki saat 45 dakika süren yolculuktan sonra Merih’e vardıklarında, oradaki Müslüman Merihliler tarafından büyük bir alaka ile karşılandı, çokça hürmet edildi ve onlara sohbet verdi. Sonra tekrar geri getirildi. Geldikten sonra, buradaki kardeşlerimize yaşananları anlattı. Ne anlattı ise üzerine geçen onlarca sene boyunca birer ikişer ispat edildi, gerçek çıktı, çıkıyor, çıkacak… Zaten o gidip gelmeden önce, Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri de çok şeyler anlattı. Bu dünyanın son peygamberi nasıl ki aynı zamanda 18 bin alemin, yani üzerinde hayat bulunan trilyonlarca gezegenin son peygamberi ise, dinin merkezi olan bu dünyamızın son mürşid-i kamili de, 18 bin alemin son mürşid-i kamilidir. Bütün alemlerde küfür ile İslam’ın mücadelesi devam ederken, bütün rabıta ehli feyzini o son mürşid-i kamil vesilesi ile alır.

Mehdi Amca, geri getirildikten sonra, merakla sualler yönelten o zamanki talebelere çok şeyler anlattı. Anlattıkları özetle şunlar:

1-)Merihlilerin boyları bizim çocuklarımız gibi… Yetişkinlerinin boyları ancak bizim çocuklarımız kadar.

2-)Vücutlarında saç, sakal, kaş bile yok. Tamamen tüysüzler.

3-)Gözleri iri. Kafaları bedenlerine nispetle daha iri. (Kendilerine göre normal, bizim vücut yapımıza kıyasla kafa-beden oranı farklı)

4-)Son derece medeni, ahlaklı, eğitimli insanlar

5-)Gezegende yaklaşık (o zaman) bir milyar kadar Merihli insan var.

6-)Merihlilerin ezici çoğunluğu Müslüman ve gezegenin tamamına hakim olmuşlar.

7-)Teknolojide bizden çok daha ilerideler.

8-)Dünyaya zarar vermek isteseler oradan buraya gelmelerine bile gerek yok. Kendi gezegenlerinden dünyamızı yakıp yıkacak teknolojiye bile sahipler.


Şaşırdınız mı? Uçuk mu geldi?

Mehmet Fahri Sertkaya

➥
➥
➥