Dünyadan en iyi ihtimalle yüzlerce kat büyük olan o uzay araçlarını, Satürn, Uranüs ve Jüpiter’in çevresinde sadece Ruslar değil, NASA da sayısız kere görüntüledi. Bu gördüğünüz fotoğraflar da NASA’dan sızdı.

NASA adına 12 sene önemli projelerde çalışan ve bilim dünyasında saygın bir yere sahip olan ABD’li Dr. Norman Bergrun, bu hususlarda çok kere konuştu. Bu uzay araçlarının varlığını hep açıkça kabul etti. Hatta Satürn’ün halkalarının yapay olduğunu, bu uzay araçlarındaki kişiler tarafından yapay olarak ve enerji temini için oluşturulduğunu iddia etti. Bergrun “Sayıları gittikçe artan bu cisimler Güneş sisteminin her yerinde var ve nüfusları kritik bir eşiğe dayandı” da dedi.

On binlerce sene önce, Nuh’un gemisinin yapıldığı vakitte, bizim dünyamızda da bilim ve teknoloji işte o gördüğünüz uzay araçlarını yapabilecek kadar ileriydi. Sayısını bilemeyeceğimiz kadar çok insan, gezegenimizden başka başka uzak dünyalara gitti. Birçoğu geri dönmedi ve nesilleri oralarda da devam etti. Başka dünyalardan da bize gelindi. Yerleşenler, gitmeyenler oldu. Hala kesinleştirilemedi ama ihtimal ki melez ırklar oluştu. Böyle bir şey olduysa akla ilk gelenler ise Japonlar.. Sadece bu kısmı açmak, saatlerce sesli anlatım yapmayı zorunlu kılıyor.

Hz. Nuh zamanında cep telefonunun varlığını tartışıyorlar… Şunları bilince, nedir cep telefonu, mevzu mudur? Şimdi bizim gelişmiş cihazlarla hatta dünya yörüngesinde dönen Hubble gibi uzay teleskopları ile görüntülediğimiz yerler bile akıl almaz derecede uzak yerler. Oysa hz. Nuh peygamberin zamanında yedi kat semayı bile cihazlarla görüntülemişlerdi. Nuh (a.s.) iman etmeyen, alay eden ve küstahlaşan kavmine “Görmüyor musunuz, Allah yedi kat göğü nasıl ahenk ile yaratmış?” dedi ve bunu dediğini biz apaçık Kur’an ayeti ile biliyoruz.

Nuh’un gemisi tahtadan değildi. Ayet-i kerimedeki ifadeler aslında tahta değil levha ve perçin anlamına geliyor. Yakıtlı bir gemi olduğuna da işare ediyor ayetler. Belki de Nuh tufanı gibi bütün gezegende hayatı bir anda bitirecek kadar akıl almaz bir tufan yaşanmasına da gelişmiş iklim silahları ya da başka gezegenlerin insanlarının gelişmiş imkanlarla yaptıkları saldırılar sebep oldu. Onlarca senedir Müslüman Merihlilerde yani Marslılarda öyle bir teknoloji var ki dünyamıza zarar vermek isteseler, buraya kadar gelmeleri bile gerekmiyor. Oradan bizi yakıp yıkabiliyorlar. Zaten asırlardır geliyorlar, Çanakkale harbine bile yardım ettiler ama gizleniyorlar. Çünkü başka gezegenlere gidip onların imtihanını bozacak müdaheleler yapmak, dinen yasak. Kesin surette yasak. Yoksa çoktan dünyada Müslümanların hakim olmasını sağlayacaklardı. Bu kadar akıl almaz uzay gemileri, bu kadar sayıca da çokluk ve maddi güce rağmen dünyamıza zarar vermeyi hiç düşünmeyen insanların, mutlaka yüksek maneviyatı ve ahlakı vardır ve var: İslam.. 18 bin alemin hepsinde Müslümanlarla gayr-i müslimlerin mücadelesi var. NASA’nın yarım asırdır dünyayı kandırması ve bunları duyurmaması da bu yüzden. Biliyorlar neyin ne olduğunu, küfr-ü inadi ile hala İslam düşmanlığı yapıyorlar

Bu derece gelişen bilim ve teknoloji peşi sıra akıl almaz tehlikeler getiriyor. Art niyetli kişilerin ellerine geçtiği anda, gezegeni toptan yok edecek, kendi kendilerini imha edecek hale geliniyor. Süleyman a.s. zamanında da bizim gezegenimiz o eşiğe geldi ve veziri Asaf yer yüzünden fen ilimlerini bir anda kaldırdı. Bir sıfırlama çekildi, hususi bir muamele oldu. Çünkü gezegenimiz dini anlamda bütün alemlerin merkezi.

Mehmet Fahri Sertkaya