Tekrarla ‘kararlılık’ ve ‘somut adım’ çağrısı yaptık.

Tayyip, vatanseverlerdeki faaliyetler kendilerini ezer nitelikte mi, yoksa gerçekten iş birliği ihtimali var mı diye adamlarına danıştı.

Adamları da ona vatanseverlerin bazı maddi işlerin seyrinde devam etmesine müdahale etmediklerini…

Vatanseverlerin niyetini kesinleştirmek için bazı hamlelerde bulunup sahayı yokladıklarını…

Fakat eski hırçın, yıkıcı hallerini göremediklerini…

Bu işin çözümünde vatanseverlerin kendileriyle birlikte olmaktan memnun olduklarını anladıklarını…

Anlattılar. Lakin boşa anlattılar. Buna sevinen Tayyip “Kazan kazan” yapacağına “Rabbena hep bana, hep bana” yolunu tercih etti. Benim sistemimi nasıl çözebileceğini, sistemimdeki etkili ve yetkili kişileri nasıl tespit edip oyundan düşürebileceğini, elimin kolumun nasıl bağlanacağını, bütün vatanseverler cephesinin nasıl yok edilebileceğini her şeyden ve herkesten çok dert edindi.

Hem de biz onu dik tutalım diye adeta bütün dünyaya kafa tuttuğumuz anlarda…

Çok net ve samimi durduk…
Tekrarla ‘kararlılık’ ve ‘somut adım’ çağrısı yaptık.
Sabırla bu kadar süre bekledik. Her şeyi ayarladık, gücümüz neye yetiyorsa hepsini yaptık. Saha süt liman oldu ama bunlarda tık yok. Hala avanak avutur gibi yalandan her gün bir iki kişi tutuklandı, ‘sınırdan geçerken bir kişi ele geçirildi’ tarzı haberler yaptırdılar.

Bu kadar olabilir. Burası sözün bittiği yer…

Bir Yorum Yazın