Etiket arşivi: İHH

Mektupları ve risaleleri aslında kim yazdı

Süleymanlıları neden kandırdılar.

Hazret-i üstazımız tarafından yazıldığı söylenilen, onlarca senedir cemaatimizin mensuplarına bu iddia ile okutulan, sahiplenilmesi ve baş tacı edilmesi sağlanan bazı mektupları ve risaleleri aslında kim yazdı…

Dar vakitte, çok sayıda işin arasında bu gibi yazıları peş peşe yazıyorum. Bu nedenle de sözü hiç uzatmadan, hatırlatmalar yapmadan, geçmiş yayınlara bağlamadan, bazı kısımları izaha girmeden, en can alıcı ve özet kısmından yazıyorum.

  • O mektupları ve risaleleri hazretimiz yazmadı. Hazretimiz sadece Kur’an harf ve harekelerini dahiyane bir usulle öğreten meşhur Elif cüz’ünü yazdı/hazırladı. Zaten ümmetin kaynak eser sıkıntısı yoktu, yok ve kendileri bunu defalarca ifade ettiler. Hatta o devrin büyük bir fitnesi vardı ve şakirtler üzerine büyük oyunlar oynanıyordu. Sözde üstadları olan, aslında gizli Ermeni ve hristiyan bir piskopos olan Said-i Nursi’nin adıyla neşredilen kitaplar her yere yayılıyordu. Shell firması bile bu risalelerin, bilinen adıyla Risale-i Nur’un baskı ve dağıtma maliyetlerini karşılıyordu. Masonlar bu sözde İslami risaleleri dağıtmak için seferber oluyorlardı. Aslında Fener Rum Patrikhanesindeki müşteşrikler ve hristiyan din adamları tarafından yazılan bu risalelerin, Kur’an-ı Kerim’in yerine hatta önüne konulması planlanıyordu. O devrin şartlarını çok iyi bilmek, anlamak gerekir ki o devrin içindeki bir hakiki mürşid-i kamilin neden böyle hareket ettiğini anlamak mümkün olsun. Kendisi de eserler yazsaydı, kendisinden sonra, cemaatin içindeki kripto kişiler, söz konusu eserlerini tahrif edeceklerdi. Belki onlar da Kur’an-ı Kerim’in dahi önüne geçirmeye kalkacaklardı. Bu kısımlara dair geçmiş yıllarda çok şeyler yazdım ama vakti gelince bu hususları derli toplu şekilde, uzun uzun ve belki de sesli olarak anlatacağım.
  • Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) tarafından yazıldığı iddia edilen o mektupları ve risaleleri yazan kişi Muhammet İhsan Oğuz’dur ki o da Sabetaycı bir gizli Yahudiydi. Müslüman rolü oynayarak müslümanlara tuzak kuran hainlerden biriydi. Onun risalelerini, üstazımızın risaleleri olduğu iddiasıyla cemaatimizde okutanlar da çoğunlukla cemaatimiz içindeki Sabetaycı Yahudilerdi. M. İhsan Oğuz da Sabetaycı bir kripto Yahudi olduğu halde, bu yalanlara gereğince müdahale etmedi. “Hayır, bu eserler benimdir, böyle iddia edemez, bu şekilde yayamazsanız” derdi hatta hukuk yoluyla hareket etse, çok şeylere sebep olabilir. Lakin yapmadı.
  • Aşağıda bu mektupların ve risalelerin aslında kim tarafından yazıldığını gözler önüne seren, pdf halinde açılabilen/indirilebilen bir çalışma/dosya var. Bu dosyayı hazırlayanlar ve yayanlar da kripto kişiler. Lakin dosya ciddiyetle ve tamamına yakını doğrulara sadık kalınarak hazırlanmış. Biz müslümanlar söyleyene değil, söylenene bakarız. Firavun bile doğru söylese “doğrudur” deriz. Söz konusu çalışma, bu husustaki hakikati açıkça gözler önüne sermişken, söyleyenler doğru kişiler değiller diye hakikati inkar etmeyiz.
  • Bu dosyayı hazırlatanlar arasında, gizli Ermeni ve misyoner olduğunu, İHH kurucusu olduğunu, cemaatte eskiden en merkez noktalarda bulunduğunu, AKPKK projesi ile yoluna devam ettiğini, organları için insanların öldürülmesi dahil her türlü kara para işi yaptığını yazdığım avukat Zeki Çalışkan da var.
  • Zeki Çalışkan, seneler önce bu meseleyi sosyal medya hesabında uzun uzun konu etti, tartışmaya açtı ve arkasında dik durdu. Belki benim de müdahil olmamı bekledi ama ben hiç karışmadım. Zira anlatılanların tamamı doğruydu, ispatlıydı ve acı bir hakikat karşımızda duruyordu.

Bu ön bilgilerle şu aşağıdaki pdf dosyası incelenince, hakikatın herkesin gözleri önünde apaçık olduğu ama hazret-i üstazımızın alemi değişmesinden önce ve sonra cemaatimiz içinde çok sayıda kripto kimlikli kişiler olduğu ve bazı hususlarda tahrifatlarının ileri seviyede olduğu anlaşılabilecektir. Hazretimizin, küfrün en şiddetli zamanında dahiyane bir siyasetle aslında bunların içine sızdığı, İslam’a hizmet etmenin mümkün olmadığı şartlarda bu dahiyane siyasetle buna meydan açtığı ve bu kısmın detayları anlaşılabilecektir.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Ayrıca bakınız: https://doi.org/10.30622/tarr.522264

Neredeler?

Çoğunlukla Afrika ve Asya milletlerine yardım çağrıları altında ayni ve nakdi yardımlar toplayan ve kendi milletiyle arasına set çekmiş gibi tavırları/kararları onca yıldır görülen o devasa yardım kuruluşları şimdi nerede?

Asya’da, Afrika’da göstermelik birkaç yardım yapıp da paranın büyüğünü indiregandi yapan o ahlaksız insan şeytanları nerede? O Müslüman ve insan rolü yapabilen, gerektiğinde alasıyla göz yaşları da akıtabilen kalbi taşlamış iki ayaklı taşlar ve bu milletten topladıkları paralar/imkanlar nerede?

Görüntüler var… Yangın bölgelerinde insanlar kameralara konuştukça “Kimse yok, arayanımız soranımız yok. Evimiz de erzağımız da yandı. Kalacak yerimiz yok. Kendimiz için de hayvanlarımız için de yiyecek bir şey kalmadı. Suyumuz da yok, kendi imkanlarımızla su buluyoruz” mealinde cümleler kuruyorlar. Neden? Neden onlara su, erzak, çadır, ilaç hatta doktor götüren yardım kuruluşları yok? Neden araziyi tarayıp kısa sürede yeniden oturulabilir hale getirilecek evleri onaran, sorunlara, acılara kısa sürede çare bulmak isteyen yok?

İHH nerede? Beşir Derneği nerede? Diğerleri nerede? Bu milletten bunca yardımı/parayı toplayıp sonra hesap vermeyen, incelenmeyen, soruşturulmayan ve AKPKK bünyesinde faaliyet gösteren o sözde yardım kuruluşları nerede?

Mehmet Fahri Sertkaya

Yeni şoklara hazırsanız, devam edelim…

Yıllardır takipçim olanlar İhsan Şenocak’a nasıl set çektiğimi ve işlerini bozduğumu bilirler. Bir ara dernek/yardım işlerindeki sahtekarlıklarını somut delillerle meydana çıkartmaya başaldığımda karşımda devlet gücünün su-i istimal edildiğini ve alarm haline geçtiklerini de bilirler.

İhsan’ın birbirine tezat çok sayıda konuşması, açıklaması, yazısı olduğunu, tipik bir münafık karakteri sergilediğini, defalarca mindere çektiğim halde gelemediğini de bilirler.

Yine eskiden beri takipçim olanlar, Nurettin Yıldız, İhsan Şenocak, Cübbeli Ahmet, Kadir Mısıroğlu, İHH, İFAM ve benzeri şahıs ve kurumların birlikte ne haltlar çevirmek istediklerini gözler önüne serdiğim onlarca yazımı, yayınımı da bilirler.

Şimdi vakti geldi ve benden duyun. İşte bu dengeler/bağlantılar/suçlar arasındaki İhsan Şenocak da bir gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

Uzun süreci yeniden anlatmam mümkün değil. Özet geçmek bile saatler alır. Geçmiş yayınlar aratılıp bulunabilir. Ben size bu güne kadar yazmadığım kısmından birkaç husus daha yazayım.

İhsan’ın “Şam Alimler Birliği” ismi ile bir derneği hiç olmadı. Yaklaşık beş sene bütün Türkiye hatta dünya çapında para topladılar ama hiçbir zaman bir yardım derneği ve işin resmiyeti olmadı. Bunları gün yüzüne çıkartmaya başladığımda ve somut delilleri yayınlamaya başladığımda Tayyip de krize girdi. Talimatlar hep Tayyip’ten geldi. Beni ve çevremdeki insanları teknik takibe aldırdı. İhsan’ın sözde dernek işlerini iyice sıkıştıracağımı öğrenince binbir türlü takla attılar.

Ben sık sık konuyu gündeme yeniden taşıdıkça fazla da dayanamadılar ve bir gün geldi, İhsan’ı bitirdiğimi kabullendiler ve geri çekmeye karar verdiler. Bunu da bir danışıklı dövüşle yaptılar.

Sözde derneğinin bir sabit numarası bile yoktu. Cep numarası vardı ve telefona bakan Suriyeli kişi Türkçe bile bilmiyordu. Ortada derneğin bir adresi, yalandan da olsa göstermelik de olsa bir mekanı bile yoktu. Ekibi de yoktu… Cep telefonuna bakan kişi sıkıştı, akşama derneğin resmen var olduğuna dair resmi evrakları göndereceğini söyledi, gönderemedi. Adres yoktu, izahat yapamadı. Görüşmelerin kayıtlarını paylaştım, her yerden kaldırtıldı. Üstüne dernekler masasına suç duyurusu yaptık ve bu kısma dair ses kaydı paylaştık. Çok ses getiren yazılı ve videolu yayınlar yaptık ve bunlar panik hali ile yine CIA’dan bu yayınların olağan üstü şekilde sansürlenmesini talep ettiler. İlk birkaç günde bile çok ses getiren, duyanları şoka sokan bu yayınlar, yıllardır hiçbir yerde hiç kimsenin karşısına çıkmıyor.

Bu kadar zor duruma düştükleri halde bile İhsan Şenocak projesini sonlandırmak istemediler ama ben bunlara vurup durdukça da perişan oldular ve istemeye istemeye İhsan’ı da geri çekmeye mecbur kaldılar. Bunu da baştan sona kadar planladıkları danışıklı dövüşle yaptılar.

İhsan çıktı, planları gereği, kadınların pantolon giymesine dair tartışma çıkartacak açıklamalar yaptı. Sonra bunların kontrolündeki gazeteciler hücum etti. Plan gereği zamanın Aile Bakanı Fatma Betül de bir darbe vurdu ve İhsan Şenocak hakkında Hıyanet işleri de işlem yaptı, derken çok zor hale düşmüş gibi görünüp yavaş yavaş geri çekildi.

Ben ise son çare olarak videoları ok.ru hesabına yüklemiştim, oradan bile kaldırtılmıştı. Anında bu kirli çete tam kadro olarak tutuklanmalı ve temiz eller operasyonu yapılmalı iken ben yayınları paylaşacağım ortam bulamaz olmuştum. Dernekler masası da hiçbri işlem yapmadı ve durdurdular. Google, Youtube, Facebook, Twitter gibi CIA sistemleri ise yayınları nasıl sansürleyeceğini şaşırmıştı. Belki de vurdukları para milyar dolarla olduğu için bu kadar büyük panik yaptılar ama ben bu gün fark ettim de “ÇYDD, Türkan Saylan, Misyonerlik… Google neden Türkan Saylan’a doodle yaptı” isimli videom hiç fark ettirilmeden Youtube kanalımdan sessizce silinmiş. Kanal açık, kapatılmadı ki o video silinsin. Her yerde aratıp bulamayınca ben bile anca uyandım ki hiçbir gerekçe gösterilmeden ve bildirim gönderilmeden sessizce kanaldan uçurmuşlar. Oysa bütün sansüre rağmen Youtube’da binlerce izlenmişti.

Hoca görünüp BOP’çuların peşinde koşanlar hep münafıklar…

“Uluslar arası sosyal insani yardımlaşma ve dayanışma derneği” hiç var olmadı. SDI diye ya da Şam Alimler Birliği derneği diye bir dernek de var olmadı. Bunlar senelerce belki milyar dolarla para vurdular ama bu isimlerle ya da başka bir isimle hiç dernekleri olmadı. Ben ifşa etmeye başlayınca panik hali ile bir dernek kurdular ama o derneğin kurulmasından dört sene önce bile büyük paralar toplamaya başlamışlardı.

Bu paralar da Ankebut Ağı’na gitti. Her yerde “Suriye’de zulüm var. Nusayri Esed katliam yapıyor. Müslümanlar çok zorda, kadınlar kirletiliyor” v.s diye diye timsah göz yaşları döktüler ve insan kalmış hiçkimsenin yapamayacağı şekilde bir su-i istimalle dini duygularını sömürerek Müslümanlardan topladıkları paraları gerçek katillere, katliamcılara, İslam düşmanlarına yani CIA’ya, MOSSAD’a, Ankebut Ağı’na aktardılar.

Cübbeli Ahmet denilen sahtekar münafık da bu paraların kokusunu almıştı da Nurettin Yıldız’a ve İhsan Şenocak’a yakınlaşmıştı. “Ehl-i sünnet üst kimliğinde buluşacağız” demenin manası “Burada para çok, Müslümanlara ihanet çok, ben de varım, sen de gel” demekti. Cübbeli, hepsinin gerçek yüzünü ve kendisi gibi dolandırıcılar, münafıklar olduğunu biliyordu. Bin türlü ikaza rağmen Nurettin’in peşinden ayrılmadı. “Yahu sen ehl-i sünnet vurgusu yapıp duruyorsun ama Nurettin Yıldız Vehhabi işte, görmüyor musun?” dense bile görmüyordu. Ta ki Rus elçi Karlov vurulup da Nurettin bir süre topun ağzına gelene kadar. Nurettin, elçi cinayetinden dolayı zora düşünce, Nurettin’i ilk satan da Cübbeli oldu. Ondan hemen uzaklaştı ve çıktı “Yahu bu Nurettin Yıldız’ın itikadı bozuk. Allah gökte deyip duruyor” demeye başladı. Ben ise “Bakmayın Cübbeliye, Nurettin’e bir şey olmadığını, yargılanmadığını görünce geri yanaşacak” dedim ve öyle de oldu. Bunların Hıristiyanlığı, Yahudiliği, misyonerliği, Süryanliği, Katolikliği, Protestanlığı, Satanistliği falan da hep yalan. Bunların taptığı para, kıbleleri kadın…

Gizli Ermeni, gizli Hıristiyan, vatan haini, dolandırıcı İhsan Şenocak’ın İFAM isimli derneğinin başkanı Selim SEYHAN da bir gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

Uyuşturucu müptelası Selim Seyhan da Müslümanların bağışlarını zimmete geçirip zevk-ü sefa yolunda harcayan bir münafık hain. Paraların bir kısmını düşük kadınlarla gayr-i meşru münasebet yaşayarak harcıyor. Son derece yalancı, ahlaksız, karaktersiz birisi. Organ, dolandırıcılık, uyuşturucu işlerinde faaliyet gösteriyor.

İFAM Başkan yardımcısı Mehmet BÜYÜKMUTU bir Pakraduni gizli Yahudi. Hem gizli Ermenilik hem gizli Yahudilik var.

Mehmet Büyükmutu da bağışları zimmetine geçirenlerden. Ayrıca organ işinde çok aktif. Yardım kampanyalarının içinde bir yardım gönüllüsü gibi görünüyor ve çocukları organ mafyasına kaçırıyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Sosyal Doku Vakfı ve Nurettin Yıldız…

Gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan, vatan haini, Türk ve Türkiye düşmanı alçak Nurettin Yıldız’ın Sosyal Doku Vakfı da Ankebut Ağı’na çalışıyor. Yıllardır hain ve dolandırıcı yüzünü gözler önüne serdiğim IHH kadar rezil halde bir sözde vakıf bu… Kurucu heyeti ve mütevelli heyeti, çoğunlukla gizli Ermenilerden, sonra gizli Yahudilerden oluşuyor. Sosyal Doku Vakfına yapılan yardımlar/bağışlar da Ankebut Ağı’na gidiyor.

Sosyal Doku Vakfı Genel Başkanı Yavuz Baysan da gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

Kanlı Mavi Marmara tiyatrosu oynanırken gemideydi. Gerçekten neler döndüğünü, orada kandırdıkları masum insanların öldürüleceğini bilenlerdendi. Gemiye kimlerin bineceği bilgisini önceden İsrail’e verenlerden biri Yavuz Baysan…

MİT’in gizli Ermenilerden ve gizli Yahudilerden oluşan hain kanadı ile sıkı bağları var. MİT’ten çok sık olarak talimatlar alıyor. Yavuz da büyük para vurdu, vuruyor. IHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın gerçek yüzünü, çevirdiği bütün dolapları biliyor ve bir kısmını beraber organize ediyorlar.

Yavuz’un AKPKK ile de arası çok iyi. Bu kadar ihaneti ve dolandırıcılığı AKPKK iktidarda olduğu için yapabiliyorlar. Yavuz’un mafyavari işleri de var. Ticari işlerde önüne engel gördüğü çok kişileri dövdürdü, yaralattı, ailesi ile tehdit etti. Bunları yaparken Bülent Yıldırım’ın etrafındaki it kopuk takımını kullandı. Bülent’in meşhur çetesinin içinde MİT personeli olanlar da var.

Hain Nurettin Yıldız’ın organize suç, terör ve ihanet örgütünün mensuplarından biri olup Sosyal Doku Vakfı’nın önemli adamlarından biri olan Salih Eğridere de bir gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

Yüzeysel bağlantılara sahip, derin bağlantıları yok, kendisinin pek vasfı ve çapı da yok ama şuurlu bir şekilde bu ihanet ve dolandırıcılık çarkının içinde…

Nurettin Yıldız’la, Bülent Yıldırım’la, IHH ile, Sosyal Doku Vakfı ile arası çok iyi olan ve bütün ihanetlerin, suçların içinde olan İzzet Şahin bir gizli Süryanidir.

MİT bağlantısı var. IHH üzerinden yapılan organ işlerinde etkili elemanlardan biri. IHH üzerinden yardım ulaştırılan mağduriyet bölgelerinde saha çalışmaları yapıyor, nereden, kimlerin, nasıl kaçırılabileceğini planlıyor.

Haydi, durmayın! Bu yayınları, isimleri geçenlere her yoldan sorun. Karşılarına çıkarak, katıldıkları faaliyetlere giderek de sorun. Çıktılarını alın ve en yakın Emniyet müdürlüklerine, savcılıklara ihbar edin. Suç duyurusunda bulunun. CİMER’e de yazın. Yalanım varsa beni meydan yerde assınlar. Yalanım yoksa bunları toplayıp assınlar. İkisini de yapmayan adli ve idari yetkilileri çok yakında biz meydan yerde toplayıp asacağız.

Sosyal Doku Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Salih Beşir de bir gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan…

IHH çetesi ile de arası iyi. IHH ile organ işinde paslaşan kişilerden biri. En çok PKK ile paslaşıyor ama Nusra, IŞİD ve türevi terör örgütleri ile de paslaşıyor. Organ işini zaten bu terör örgütleri ile beraber çeviriyorlar. Salih Beşir, organ işinin beyin takımından, bütün işi tepeden organize eden ekipten bir kişi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Köşeye sıkışınca hep aynı terane “Bunlar bizim işimiz değil, devletin işi!”

Bunca mevzuyu bu kadar senedir anlatıyorum, bunca bakan ve bakanlık, bunca devlet kurumu ve başındaki yetkililer dut yemiş bülbüle dönüyor, kimse çıkıp yalanlayamıyor, bu mevzuları konuşamıyor bile ve hukuk yoluna da gidemiyor.

Bülent Yıldırım ne yapıyor?

Kendisine, yazdıklarım ve sesli anlattıklarım soruldukça “Bunlar bizim işimiz değil, devletin işi” deyip olmadık şekilde kıvırıyor. Biraz daha ısrar edip üzerine gidilse “Yahu bırakın şu adamı, delinin teki” diyebiliyor ya da “Zaten kaçak birisi, peşindeler” diyor.

Benim deli raporum olduğu iddiası ile sosyal medyada paylaşılan fotomontaj/sahtekarlık ürününü sözde belgenin gerçek yüzünü kaç yıldır, kaç kere anlattım, biliyor. O sahte rapor işinin arkasında Zeki Çalışkan var, bunu da anlattım, biliyor.

İHH, Zeki Çalışkan, AKPKK, BOP, Fatih Tezcan ve diğerleri hakkında anlattığım sarsıcı gerçekleri ilk defa anlattığım senelerde, üzerimde ciddi hukuki sorun yoktu, yakalama kararı yoktu, adliye adliye süründürülüyordum, biliyor.

Bir insan deli ise hukuktan kaçmaz, kaçak olmaz, bunu da biliyor. İki sözü ile bile kendini yalanladığını biliyor. Mevzuyu kıvıramadığını da biliyor. Karşısında olsam beş dakikada çözülmek zorunda kalacağını ya da mekanı terk edip kaçmak zorunda kalacağını da biliyor. Bu nedenle senelerdir büyük bir kararlılıkla susuyor.

Üstüme yıkılan davaların kirli bağlantılar, rüşvetler ve ihanetlerle yıkıldığını da biliyor. Kendisine bunca şeye rağmen dava açılmamasını da bu kirli bağlantılı kişiler sağlıyor, bunu da biliyor. Cezai ehliyetim olduğu için mahkemeler tarafından arandığımı ve bulunamadığımı da biliyor. İşte şimdi 2019 yılında ceza evine girdiğimi yani cezai ehliyetimin olduğunu da biliyor.

Siz söyleyin, dini ve milliyeti ve ülkesi ne olursa olsun, insan kalmış biri, bu şartlarda bu yorumları yapabilir mi?

Mehmet Fahri Sertkaya

Soldakini biliyorsunuz…

11 yıl Suudi Amerika’da şekle sokulduktan sonra Türkiye’ye gelip burada Selefi/Vehhabi itikadını ve aksiyonunu yaymakla görevlendirilen basit bir CIA piyonu…

BOP projesi ile eş zamanlı olarak Türkiye’de Müslümanları dönüştürmekle görevli bir insan şeytanı. Arkasına nerede ise devlet gücü verilmiş, yeri geldiğinde TC’nin Adalet Bakanı onun avukatlığına verilmiş bir proje o… Hepiniz biliyorsunuz Nurettin Yıldız’ı ve hakkında daha önce neler yazdığımı, herkesi dava edip durduğu halde beni senelerdir teğet geçtiğini…

Sağdakini de bilenler çoktur ama resmi anlatımı biliyorlardır. Sağdaki IHH başkanı Bülent Yıldırım. Dinsizin tekidir. Hiçbir şeye inanmaz. Paraya, şöhrete, kadına, nefsine tapar, başka değer tanımaz. Irkı Mısır kökenlidir. Zaten dikkatli gözlerden kaçmaz, buna bakan bir dikkatli kişi “Mısırlı, Hindistanlı olabilir” der. Hiç Türkiyeli gibi görünmez.

Büyük bir sahtekar ve numaracıdır. Ağır durmaya çalışır, korkağın tekidir. Sübyancıdır. Erkek çocuklarını kirletir.

Hem CIA hem de MOSSAD ile irtibatlıdır. IHH’yı Bülent Yıldırım’ın yönettiğini zan edenler, çok yanılır.

Mehmet Fahri Sertkaya

FETÖ Militanı Fatih Tezcan…

Sözde Gülen ile CIA’nın işbirliğini gözler önüne seren Fatih Tezcan, herkesten çok FETÖ’nün militanıydı.

Fethullah Gülen’in gizli Ermeni ve Hıristiyan olduğunu en başında beri bildiği halde, çevresindeki pek çok gizli Hıristiyanla birlike bu terör ve ihanet örgütüne mensup oldu. Müslüman millet kandırılırken o, en başından beri neyin ne olduğunu bilerek bu terör ve ihanet örgütüne yardım ve yataklık etti.

İçinde bulunduğu gizli Hıristiyan cemaatinden pek çok kişiyi FETÖ’ye dahil etti. Bunlardan bazılarını alıp Fethullah Gülen’in huzuruna götürdü. Orada, numarayı bırakarak, kendileri olarak konuşmalar yaptılar. FETÖ için yıllarca binbir türlü suç işledi. Şu ülkedeki en gerçek ve en büyük FETÖ’cülerden biri Fatih Tezcan’dır. Daha önce sık sık yazdığım gibi, “FETÖ operasyonları” denilen operasyonlar aslında Türk/Müslüman temizliğidir. Bunları planlarken Tayyip ve Gülen de birbirleri ile telefonda görüştüler. Bu kısmın detayları için bu gruptaki geçmiş yayınlara bakılabilir.

Baştan beri çok ahlaksız biridir Fatih Tezcan… Çok para vurdu ama hiç para tutmadı. Hep kısa sürede harcadı. Kaç kere, kaç kişi ile zina ettiğini, kaç kötü mekan eskittiğini kendisi biliyor mudur, bilmem… İnsan doğdu, bir yaşa kadar insan kaldı, bu doğru ama hayatının hiçbir döneminde Müslüman olmadı. Tam bir sahtekardı, münafıktı, hala da öyle… Bir bakın, sadece son beş senede bile kaç tezatı bir arada savunuyor.

Fatih’i ve nereden fırladığını çözecekseniz, yolunuz İHH’ya düşmeli. Yıllardır gür sesle bağırıyorum ki İHH bir CIA projesidir. Bunu bunca sene basın/yayın yolu ile iddia ederim de kimse kaşrıma çıkıp “Dur bakalım, delilin nedir, iftira etme. İHH tertemiz bir insani yardım kuruluşudur” demez. Kimse hukuk yoluna gitmez, gidemez.

Bu kısımları da daha önce yazmıştım, hızlı geçiyorum. Takılanlar olursa şu avukat Zeki Çalışkan’a sorsunlar. Zeki, İHH’nın kurucularından biridir. Sonradan arayı açtı biraz. O zamanlardan Fatih Tezcan’ı da bilir. Beraber çok para kaldırdılar, çok… Zeki daha sonra profesyonelleşti. Şimdilerde ise kendini aştı. UKİD’i kurdu, oradan kendi gibi gizli Hıristiyanlarla birlikte Müslümanları soyuyor, paraları hem yiyor hem de gizli Hıristiyan cemaatine aktarıyor. Onlar da milletimize ihanette kullanıyorlar. Misyonerliğe de aktarıyorlar. Evet, evet… Müslümanlar, İslami bir teşkilat diye İHH’ya, UKİD’e, Türgev’e, Tügva’ya ve benzeri onlarcasına ayni ve nakdi yardımda bulunuyor, yetmiyor çok sayıda belediye ve kamu kurumu da bunları fonluyor ve o paralar Türk/İslam düşmanlığına harcanıyor. Çünkü hepsi içimizdeki İsrail üzerinden CIA’ya ve MOSSAD’a, onlar üzerinden Ankebut Ağı’nı yöneten konseylere bağlı kuruluşlar…

İsterseniz Fatih Tezcan ile Zeki Çalışkan’ın ikisini birden karşıma bir canlı yayında çıkartın, yanlarına bir de İHH’nın başındaki insan şeytanı vatan haini Bülent Yıldırım’ı alın, hiç olmadı bunlarla aramda bir konferans telefon görüşmesi sağlayın, kayıt da yapıp saniyesini kesmeden paylaşın, ben bütün bunları ispat edeyim. Sonra bütün Müslümanlar dinlesin İHH ne imiş, AKPKK ne imiş, meydanlarda “Müslümanım” diye boy gösterip her meselede rüzgar gülü misali dönüp duranlar kimlermiş, görsünler, bilsinler.

Mehmet Fahri Sertkaya