Bunca mevzuyu bu kadar senedir anlatıyorum, bunca bakan ve bakanlık, bunca devlet kurumu ve başındaki yetkililer dut yemiş bülbüle dönüyor, kimse çıkıp yalanlayamıyor, bu mevzuları konuşamıyor bile ve hukuk yoluna da gidemiyor.

Bülent Yıldırım ne yapıyor?

Kendisine, yazdıklarım ve sesli anlattıklarım soruldukça “Bunlar bizim işimiz değil, devletin işi” deyip olmadık şekilde kıvırıyor. Biraz daha ısrar edip üzerine gidilse “Yahu bırakın şu adamı, delinin teki” diyebiliyor ya da “Zaten kaçak birisi, peşindeler” diyor.

Benim deli raporum olduğu iddiası ile sosyal medyada paylaşılan fotomontaj/sahtekarlık ürününü sözde belgenin gerçek yüzünü kaç yıldır, kaç kere anlattım, biliyor. O sahte rapor işinin arkasında Zeki Çalışkan var, bunu da anlattım, biliyor.

İHH, Zeki Çalışkan, AKPKK, BOP, Fatih Tezcan ve diğerleri hakkında anlattığım sarsıcı gerçekleri ilk defa anlattığım senelerde, üzerimde ciddi hukuki sorun yoktu, yakalama kararı yoktu, adliye adliye süründürülüyordum, biliyor.

Bir insan deli ise hukuktan kaçmaz, kaçak olmaz, bunu da biliyor. İki sözü ile bile kendini yalanladığını biliyor. Mevzuyu kıvıramadığını da biliyor. Karşısında olsam beş dakikada çözülmek zorunda kalacağını ya da mekanı terk edip kaçmak zorunda kalacağını da biliyor. Bu nedenle senelerdir büyük bir kararlılıkla susuyor.

Üstüme yıkılan davaların kirli bağlantılar, rüşvetler ve ihanetlerle yıkıldığını da biliyor. Kendisine bunca şeye rağmen dava açılmamasını da bu kirli bağlantılı kişiler sağlıyor, bunu da biliyor. Cezai ehliyetim olduğu için mahkemeler tarafından arandığımı ve bulunamadığımı da biliyor. İşte şimdi 2019 yılında ceza evine girdiğimi yani cezai ehliyetimin olduğunu da biliyor.

Siz söyleyin, dini ve milliyeti ve ülkesi ne olursa olsun, insan kalmış biri, bu şartlarda bu yorumları yapabilir mi?

Mehmet Fahri Sertkaya