Etiket arşivi: Fatih Tezcan

Al birini, vur ötekine…

AKPKK’ye yardım ve yataklık eden gazeteciler ve sosyal medya aktörleri arasında bir kavga da “Klinik vaka” Fatih Tezcan ile ondan geri kalmayan Süleyman Özışık arasında yaşandı.

Özışık, Twitter hesabından “Fatih Tezcan gibilerle aynı gemide değilim” derken, Tezcan ise “Noktası virgülüne kadar bütün planlarınızdan haberim var. Son sabırlarım” ifadelerini kullandı.

Fatih Tezcan geçtiğimiz yıllarda Scope videosunda ‘internethaber’ sitesi sahipleri Hadi Özışık ve Süleyman Özışık kardeşlerin belediye vurgunu yaptığı iddiasını dile getirmişti.

Tezcan, Özışık kardeşlerin AKPKK’li belediye başkanlarına şantaj yaparak tehdit ettiğini ve bu yolla maddi kazanç elde ettiğini öne sürmüştü.

Nihayet soruşturma başlatıldı

Bakalım gerçek bir soruşturma ve yargılama mı olacak yoksa savcılar, hakimler yine Tayyip’in emrini mi dinleyecekler.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, gazeteci Fatih Tezcan hakkında, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ ve ‘halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit’ suçlarından soruşturma başlattı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gazeteci Fatih Tezcan ile ilgili olarak bir açıklama yapıldı.

Açıklamada “Fatih Tezcan adlı şahsın halkın bir kısmını hedef alarak tehdit içerikli bir video yayınladığına dair 11 Mayıs tarihinden itibaren çeşitli internet siteleri ile sosyal medyada haber yapıldığının belirlenmesi üzerine 5271 Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi gereği işin gerçeğini araştırıp yasal gereğine tevessül etmek amacıyla adı geçen hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ ve ‘halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit’ suçlarından resen soruşturma başlatılmıştır” denildi.

Fatih Tezcan!

Sen de iyi görünmüyorsun. Sen zaten perişan bir haldeydin, şimdi hepten bitik görünüyorsun. Resmime bakıp bakıp dakikalarca kendi kendine konuşuyorsun. Bana uzun uzun küfürler ediyorsun. Aniden susuyor, sonra yine seriye bağlıyorsun. Kısa süre önce neler konuştuğunu unutup, zıddına değerlendirmeler yapıyorsun. Şuursuzun teki olmasan, bunca şeyi okuyup anladığın halde, bilgisayar ve telefon başında bu kadar boş bulunmazsın.

Dikkat et kendine, iyi gitmiyorsun. Neden bu kadar sarsıldın, bir gün böyle olacağı belli değil miydi? Sakin kal, daha içeri gireceksin, sürüm sürüm sürüneceksin, ibret-i alem olacaksın. Ettiğini bulmaya başlayacaksın. Sonra bir vesile ile öleceksin, sonsuz hayata geçeceksin. Orada selefi/vehhabi yaptığın ve sonsuz cehenneme gönderdiğin yüz binlerce kişi boğazına sarılacak, savunduğun ve desteklediğin sözde İslami terör örgütlerinin katlettiği yüz binlerce kişi de boğazına sarılacak. Neler, neler olacak. Bence sen içeriye girmeyi dertten sayma, ölüme çare ara… Ölmemenin ve öte tarafa geçmemenin yolunu bul.

Yedi sene karşıma bile çıkamayıp bana bulaşmaktan geri durdun da sonra kimin, kimlerin gazına geldin ve sosyal medyadan yüz binlerce AKPKK’li lüzumsuzunu üstüme saldın Fatih? Hangi akla uydun da linç edilmemi, öldürülmemi, içeri atılmamı, bir şekilde susturulup oyundan düşürülmemi istedin?

Demedin mi “Bu MFS bu güne kadar kaç büyük pusudan çıktı, buradan da çıkar ve bunun hesabını bana ağır sorar” diye?

Bak yazayım, aslında senin geçenlerde ne söylediğin değil benim meselem, seninle de şahsi husumetim var. “Öyle olmaz, böyle olur. Haydi sen de gör gününü” diyeceğim. Yoksa ben, kaos çıkartılmasına hatta iç savaş çıkarılmasına bile çok karşı değilim. İşimize geleceğini en baştan beri tekrar tekrar söyledim.

Bak şimdi buraya yazıyorum. Şimdi güçleri yetiyorsa senin içeri girmene mani olsunlar. Hatta süreci ağırdan aldırsınlar. Ya sen en kısa sürede içeri konacaksın ya da ben yurt içinde ve dışında Ankebut Ağı’na nükleer bombalar atmak misali ağır darbeler vuracağım.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bunlara nasıl izin veriyorsunuz?

Jeffrey de “Efendim, bu durum bizlik bir durum değildi. Türkiye’nin kendi iç kavgasıydı diye bir müdahalede bulunmadık. Fakat dünkü yayınlar bize dönük oldu.” dedi.

Mattis karşılık olarak şunları söyledi: “Siz orada boşuna mı duruyorsunuz? Tahammül edilemez sözler yazılıyor. Bir böcek için (Fatih Tezcan’ı kastediyor) bunlara izin mi veriyorsunuz? Bu sorunlar bizimle alakalı değil. Kendi adamlarını nasıl yöneteceklerini bilmiyorlar mı? (Türkiye ayağındaki adamlara ve özellikle Tayyip’e kızıyor.) Bunu yapamıyor mu? İlla her şeye bizim mi müdahale etmemiz gerekiyor? Bu işi hemen halledin.”

Sonra Jeffrey, CIA casusu İbrahim Kalın ile konuştu. Derhal müdahale edilmesini istedi. Kalın’a “Ne planlıyorsanız bunu bir an önce yapın yoksa (Bir şekilde şu Fatih Tezcan’ı hemen tutuklayın). İşin altında biz kalacağız.” dedi. İbrahim Kalın da gelişmeleri hemen Tayyip’e anlattı. Tayyip’in yüzü düştü, morali bozuldu. Kalın’a “Tamam, sen çık” dedi.

Fatih Tezcan’a her zamanki gibi bir talimat daha vereceklerdi. “Çık, konuş, ortamı iyice ger. Buna ihtiyacımız var” diyeceklerdi ve bu defa bu bir tuzak olacaktı.

Fatih Tezcan talimatları yerine getirip konuştuğu gibi hemen onun hakkında soruşturma başlatıp onu tutuklatacaklardı. Fatih çözülürse/konuşursa çok sıkıntı çekecekleri için ona “Bizlik bir şey yok, bu defa işler ters gitti. Soruşturma yaptırdılar, mani olamadık. Sen kafana takma, gereken her şeyi yapacağız” diyeceklerdi ama artık bu plan iptal oldu, bunu yapmayacaklar.

Dünkü Putin-Erdoğan görüşmesine dair yazdıklarım dünyanın dört bir yanından çok sayıda kişiyi çıldırttığı gibi Erdoğan’ı da çıldırttı. Erdoğan, İbrahim Kalın’a şöyle dedi: “Bırak o işi, tamam iptal et. Hiçbir şey yapma. Bunlar zaten her şeyi yazıyor. Biz ne yaparsak yapalım bu adam yine de vuracak bize. Önünü alamıyoruz. Madem öyle biz kendi bildiğimiz gibi yapalım.” dedi.

Mehmet Fahri Sertkaya

FETÖ Militanı Fatih Tezcan…

Sözde Gülen ile CIA’nın işbirliğini gözler önüne seren Fatih Tezcan, herkesten çok FETÖ’nün militanıydı.

Fethullah Gülen’in gizli Ermeni ve Hıristiyan olduğunu en başında beri bildiği halde, çevresindeki pek çok gizli Hıristiyanla birlike bu terör ve ihanet örgütüne mensup oldu. Müslüman millet kandırılırken o, en başından beri neyin ne olduğunu bilerek bu terör ve ihanet örgütüne yardım ve yataklık etti.

İçinde bulunduğu gizli Hıristiyan cemaatinden pek çok kişiyi FETÖ’ye dahil etti. Bunlardan bazılarını alıp Fethullah Gülen’in huzuruna götürdü. Orada, numarayı bırakarak, kendileri olarak konuşmalar yaptılar. FETÖ için yıllarca binbir türlü suç işledi. Şu ülkedeki en gerçek ve en büyük FETÖ’cülerden biri Fatih Tezcan’dır. Daha önce sık sık yazdığım gibi, “FETÖ operasyonları” denilen operasyonlar aslında Türk/Müslüman temizliğidir. Bunları planlarken Tayyip ve Gülen de birbirleri ile telefonda görüştüler. Bu kısmın detayları için bu gruptaki geçmiş yayınlara bakılabilir.

Baştan beri çok ahlaksız biridir Fatih Tezcan… Çok para vurdu ama hiç para tutmadı. Hep kısa sürede harcadı. Kaç kere, kaç kişi ile zina ettiğini, kaç kötü mekan eskittiğini kendisi biliyor mudur, bilmem… İnsan doğdu, bir yaşa kadar insan kaldı, bu doğru ama hayatının hiçbir döneminde Müslüman olmadı. Tam bir sahtekardı, münafıktı, hala da öyle… Bir bakın, sadece son beş senede bile kaç tezatı bir arada savunuyor.

Fatih’i ve nereden fırladığını çözecekseniz, yolunuz İHH’ya düşmeli. Yıllardır gür sesle bağırıyorum ki İHH bir CIA projesidir. Bunu bunca sene basın/yayın yolu ile iddia ederim de kimse kaşrıma çıkıp “Dur bakalım, delilin nedir, iftira etme. İHH tertemiz bir insani yardım kuruluşudur” demez. Kimse hukuk yoluna gitmez, gidemez.

Bu kısımları da daha önce yazmıştım, hızlı geçiyorum. Takılanlar olursa şu avukat Zeki Çalışkan’a sorsunlar. Zeki, İHH’nın kurucularından biridir. Sonradan arayı açtı biraz. O zamanlardan Fatih Tezcan’ı da bilir. Beraber çok para kaldırdılar, çok… Zeki daha sonra profesyonelleşti. Şimdilerde ise kendini aştı. UKİD’i kurdu, oradan kendi gibi gizli Hıristiyanlarla birlikte Müslümanları soyuyor, paraları hem yiyor hem de gizli Hıristiyan cemaatine aktarıyor. Onlar da milletimize ihanette kullanıyorlar. Misyonerliğe de aktarıyorlar. Evet, evet… Müslümanlar, İslami bir teşkilat diye İHH’ya, UKİD’e, Türgev’e, Tügva’ya ve benzeri onlarcasına ayni ve nakdi yardımda bulunuyor, yetmiyor çok sayıda belediye ve kamu kurumu da bunları fonluyor ve o paralar Türk/İslam düşmanlığına harcanıyor. Çünkü hepsi içimizdeki İsrail üzerinden CIA’ya ve MOSSAD’a, onlar üzerinden Ankebut Ağı’nı yöneten konseylere bağlı kuruluşlar…

İsterseniz Fatih Tezcan ile Zeki Çalışkan’ın ikisini birden karşıma bir canlı yayında çıkartın, yanlarına bir de İHH’nın başındaki insan şeytanı vatan haini Bülent Yıldırım’ı alın, hiç olmadı bunlarla aramda bir konferans telefon görüşmesi sağlayın, kayıt da yapıp saniyesini kesmeden paylaşın, ben bütün bunları ispat edeyim. Sonra bütün Müslümanlar dinlesin İHH ne imiş, AKPKK ne imiş, meydanlarda “Müslümanım” diye boy gösterip her meselede rüzgar gülü misali dönüp duranlar kimlermiş, görsünler, bilsinler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Fatih Tezcan gizli Rum ve Hıristiyan, resmini gördüğünüz eski karısı ise gizli Ermeni ve Hıristiyandır.

İkisi de gizli Hıristiyan çevrenin içinde iken tanışıp evlendiler. Eski karısının, Fatih Tezcan hakkındaki iddiaları doğru ama eksik. Şiddet uyguladığına, yalancı olduğuna, sahtekar olduğuna dair anlattıkları tamamen doğru ama eski karısı Fatih’e dair çok daha sarsıcı şeyler biliyor, anlatmıyor. Çünkü gizli kimlikli hainler, birbirlerine düşseler bile bir yerde duruyorlar. Orada durmasalar kendilerine de zarar vermiş olurlar


Gün geçtikçe iyice psikopata bağlayan ve bu hali yüzüne de tavırlarına da vuran Fatih Tezcan, darmadağın birisi…

Onun basın/yayın yolu ile her meseleye karışmasını bir yana bırakın, toplum içinde vasıfsız, yetkisiz ve kendi halinde dolaştırılması bile büyük bir tehlike arzediyor. Gerçek bir hukuk devleti olsaydık, içimizdeki İsrail’in oyuncağı olmamış gerçek bir adalet sistemimiz olsaydı, Fatih son yedi yıldır güvenlikli bir klinikte tutulurdu. Belki milletin parası boşa heba edilmeyip idam edilirdi.

Hakaret kastı ile söylemiyorum, gerçekten psikopata bağlamış bir pisliğin tekidir Fatih Tezcan…

Mehmet Fahri Sertkaya

Fatih Tezcan’ı da Aydın Doğan besliyor…

Sait Çamlıca gibi Fatih Tezcan’ı da Aydın Doğan besliyor. Parayı banka hesapları üzerinden değil, elden gönderiyor.

Üzerindeki Adıtürk’e hakaret davası yüzünden şekilden şekle giren, zaten bozuk olan ayarı iyice kaçan Fatih Tezcan, şu paylaşımları yapabilecek şartlarda değil. Son günlerdeki bu kadar haddi aşan konuşmaları/paylaşımları talimatla yapıyor. Ona, bu davranışı sergilemesi için talimatlar verildi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Fatih Tezcan Adıtürk’e hakaretten içeri girmeliydi…

Fatih Tezcan şimdiye çoktan “Adıtürk’e hakaret” davasından içeri girmeliydi. Hukukun işleyişinin dışına çıkıldı, dosyaları ile oynadılar/oynuyorlar ve içeri girmesini önlüyorlar. Bunu, bütün Türkiye’nin önünde yapıyorlar ve AKPKK’nin adalet sistemi içindeki hainleri yapıyor. Emri Tayyip falan vermedi, gerek kalmadı. Çünkü genel kabul görmüş bir hava/uygulama var. Böyle para verip oraya buraya hırtlattıkları itlerinin hukuki zeminde başı sıkışırsa, sahip çıkmak bir kural.

Dinimizi bile alet ederek her türlü pis işi desteklemiş bu mel’un her gün ayrı bir suç işliyor ama hakkında işlem yapılmıyor. Senelerce karşımda dut yemiş bülbüle döndü, bana bulaşmamak için yedi sene kaçtı durdu ama bir gün geldi, ihanetleri gür sesle bağırdım diye bunu üstüme saldılar. Beni profilinden hedef gösterdi diye hakkımda kaç tane soruşturma ve dava başlatıldı. Sonra bu günler geldi ve onca soruşturma ve dava, ben hiçbir şeye müdahale etmediğim halde üzerimden kaldırıldı. Bütün bunlar Türkiye’nin gözleri önünde yaşandı, yaşanıyor.

Böyle bir sözde adalet sistemini artık tanımıyoruz. Böyle bir sisteme itaat etmek, devleti yıkmaya alet olmaktır ki kimsenin böyle bir hakkı yok. Öyle ise bu sözde adalet sistemi yıkılsın, altında da kim kalıyorsa kalsın. Bu aşağılık tiplerin İslam’ı da alet ederek bunca senedir meydanda bunca rezilliği sergilemesine izin verenleri de Allah kahredecek. Ve kahrederken sebeplere uyduracak. Muhtelif vesilelerle hepsi müstahakını bulacak.

Mehmet Fahri Sertkaya