Hz. Mehdiye ilk önce Bedir ehli kadar kişi (313 kişi) biat eder.
Tabarani Evsad’da ve Hakim Ümmü Seleme’den tahric ettiler, Resulullah (s.a.v.) buyurdu:
“Mehdi’ye Bedir ehli sayısınca kişi, Rukun ve Makam arasında biat eder. Irak halkının ileri gelenleri ve Şam ebdalları O’na gelirler. O zaman Şam’dan bir ordu O’na karşı savaşmak için gelir, ancak Beyda’ya girdiğinde yere batırılır. (Beyda, Medine ile Mekke arasında bir mevkidir.)
“İnsanların başlarına bela üzerine bela yağdığı günlerde”
Keza (Naim b. Hammad) Hz. Ali’den tahric etti. O şöyle dedi:
“Başında Şuayb b. Salih Temimi’nin bulunduğu siyah bayraklı ordu, Süfyani’nin memleketinde çıktığı zaman insanlar Mehdi’yi arar ve O, Resullulah (s.a.v.)’in bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve O’nun (Mehdinin) çıkışından ümit kesildiği bir sırada Mekke’de zuhur eder. İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: “Ey insanlar, Ümmeti Muhammed ve bilhassa O’nun Ehli Beyti çok belalar gördü, ve bizler kahr ve haksızlığa maruz kaldık.”
Hz. Mehdi’nin biattan sonraki hitabesi
Keza (N.b. Hammad) Cafer’den tahric etti, O şöyle dedi: Mehdi yatsı vaktinde Resullulah (s.a.v.)’in bayrağı, gömleği kılıcı ve Nur ve beyan gibi daha bir çok alametler yanında olduğu halde, Mekke’de zuhur eder.
Yatsı namazını kıldıktan sonra en yüksek sesi ile şöyle hitap eder:
“Ey insanlar! Ben size Allah’ı hatırlatıyorum. Yarın mahşer gününde Allah’ın huzurunda yerinizin ne olacağını haber veriyorum. Allah Teala size pek çok deliller ve Peygamberler göndermiş, Kuran’ı indirmiş ve size şöyle emretmiştir: Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmayın Allah ve Resulüne itaati koruyun. Kuran’ın ihya ettiğini diriltin, yasaklarını da yasaklayın ve siz Mehdi’ye yardımcılar ve destek olun. Zira dünyanın fena bulması ve zevale ermesi yaklaşmıştır. Ve bu kesindir. Ben sizi Allah’a ve Resulüne, O’nun kitabıyla amel etmeye, batılı yok edip, sünneti ihya etmeye davet ediyorum.”
Bu hitabdan sonra, yanında, sonbahar bulutları gibi birbirinden habersiz toplanan, Bedir ehli sayısınca, üç yüz onüç kadar insanla birlikte zuhur eder. Onun ashabı gece abid, gündüz ise aslanlar gibidir. Allah, Mehdi için Hicaz toprağını feth ederek hapisteki Haşimilerin hepsini de kurtarır. Siyah bayraklılar ise Kufe’ye inip biat için Mehdi’ye adam gönderirler. Hz. Mehdi ordusunu her tarafa gönderir. Zulmü ve zalimlerin hepsini yok eder. Beldeler onun emrine girer. Allah Teala onun eliyle Konstantiniyyenin fethini müyesser kılar.
Burada bahsedilen mehdi, hakiki mehdi değil. Hakiki Mehdi’nin yolunu/hizmetini devam ettiren Cehcah yani Kahtani’dir.
Süfyaniyi hezimete uğratan genç
Keza (N.b. Hammad) Hz. Ali’den tahric etti, O şöyle dedi:
“Sol avucunda ben bulunan Haşimi (kökenli) bir gencin içinde bulunduğu siyah bayraklı bir ordu çıkar, Onların önünde Şuayb b. Salih Temimi adındaki şahıs bulunur. Bu ordu Süfyani ile savaşır ve Süfyaninin ordusunu hezimete uğratır.
Keza (N.b. Hammad) Hz. Ali’den tahric etti, O şöyle dedi:
“Süfyani’nin kuvveti Küfe’ye girdiğinde, O Horasan ehlini aramak için ordu gönderir. Horasan ehli ise Mehdi’yi arar ve Haşimi gençle birlikte başlarında Şuayb b. Salih Temimi’nin bulunduğu siyah bayraklılarla birleşirler. Bu ordu Estahir kapısında Süfyani ile karşılaşır. Büyük bir savaş olur Neticede siyah bayraklılar galip gelir. Süfyani kuvvetleri kaçar. İşte o zaman insanlar Mehdi’yi temenni ederler ve ararlar.”
“O’nun devrinde, ölülerin dirilere imreneceği bir adalet görülür.”
“Her zalime galip gelirler.”
Tabarani Evsad’da Ümmü Seleme’den tahric etti. Resulullah (s.a.v.) buyurdu:
Doğunun hakimi, Batı melikine gider ve O’nu öldürür. Sonra Batı meliki de doğuya gider, onu öldürür. Ondan sonra Batı meliki, Medine’ye bir ordu gönderir, ancak bu ordu yere batırılır. Sonra ikinci bir ordu gönderir. Bu arada Medine halkından bir kısım insanlar bir araya gelirler, Harem’den çıkan bir kimsenin etrafında, dağınık olarak, gelen kuşlar gibi toplanırlar. Öyle ki aralarında kadınlarında bulunduğu üç yüz ondört kişilik bir grub oluştururlar. Onlar her zalime ve Cebbar oğlu Cebbar’a galip gelir. O’nun devrinde, ölülerin dirilere imreneceği bir adalet görülür. O yedi yıl kalır. (Hz. İsa’nın kırk senelik döneminden) sonra ise yerin altı, üstünden daha hayırlı olur. Çünkü yine küfür ve zulüm yayılır. Bunun sonrası ise kıyametin kopmasıdır.)
“Onlara dört çeşit bela musallat olur. “
“O’nun hilafetine yer ve gök ehli, yabani hayvanlar, kuşlar hatta denizdeki balıklar bile sevinir.”
Süfyani ile yapılacak savaşlara dair…
Dani, Huzeyfe’den tahric etti. O dedi ki: Resullullah
(s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Zevra’da bir savaş olur.”
Huzeyfe ise, “Ya Resullullah Zevra nedir?” dedi.
Buyurdu:
Zevra doğuda nehirler arasında bulunan ve ümmetimin en şerlilerinin yaşadığı bir şehirdir. Zalimler hep orada otururlar. Onlara dört çeşit bela musallat olur. Kılınçtan geçilir, yere batırılır, tufana maruz kalır ve hayvan suretine değiştirilirler.
Sonra Resullullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Habeşliler arablarla savaşmak isterler, ancak onlar korkup Ürdün toprağına sığınırlar. Bu arada Süfyani üçyüz atmış süvari ile Şam’a varır ve bir ay içinde otuz bin kişi onlara iltihak eder. Süfyani daha sonra ordusunu Irak’a gönderir ve Zevra’da yüzbin kişiyi öldürür. Nihayet Kufe’ye varır ve onları esir ederek bir ordu daha hazırlar ve onu Medine’ye gönderir. Ancak bu arada Doğu’da başlarında Şuayb b. Salih Temimi’nin bulunduğu bir ordu toplanır ve düşmanlarını yok ederek Kufe’li esirleri kurtarır.
Süfyani’nin Medine’ye gönderdiği Ordu üç günlük bir işgalden sonra Mekke’ye yönelir, ancak Beyda’ya geldiğinde Allah Teala “Ya Cebrail onları cezalandır” emri ile Cebrail (a.s.)’ı gönderir ve Cebrail (a.s.) bir ayağını yere vurarak bu orduyu toprağa gömer. Sadece Süfyani’ye haber getirecek iki kişi sağ kalır. Bu iki kişi Süfyani’ye gelip durumu anlattığında o herhangi bir korku duymaz. Bu sırada Kureyş soyundan bir grup insan Konstaniyye’ye (Roma’ya) kaçar. Ancak Süfyani Rum büyüğüne haber göndererek bunları geri istetir. Bu kişiler ona iade edilir. Süfyani’de Şam kapısında onların boynunu vurdurur. Huzeyfe devam ederek, O gün o kadar çirkin olaylar olur ki, Şam kapısında gezdirilen bir kadın mihrap’da Süfyani’nin dizlerine oturtulur, bunu gören Müslümanlardan birisi “Yazıklar olsun size imandan sonra küfre mi düştünüz, bu helal değldir” der. Ancak Süfyani tarafından boynu vurdurulur. Bu olayı yayan herkesin de boynu vurulur. İşte o zaman semadan şu ses duyulur: “Ey insanlar, Allah Teala size münafik ve zalimlere uymayı men etmiş ve Mekke’de bulanan yeryüzündeki insanların en hayırlısı ismi Ahmed babasının adı Abdullah olan Mehdi’yi reisiniz kılmıştır, O’na uyun ve emrini dinleyin.”
Bu sırada İmran b. Hüseyin “Mehdi’nin nasıl bilineceğini” sordu. Resullullah (s.a.v.) şu cevabı verdi: O benim evladımdandır. Tavrı beni İsrail ricali gibidir, üstünde pamuktan (kutvani) iki cübbe bulunur. Sağ yanağında siyah bir ben vardır. Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur. Kırk yaşındadır. Şam, Mısır ve Doğunun birçok yerinden ebdallar ve ileri gelen insanlar O’na gelir ve Rükun ile Makam arasında O’na biat ederler. Sonra Hz. Mehdi, önünde Cebrail arkasında Mikail ile Şam’a doğru yola çıkar ve O’nun hilafetine yer ve gök ehli, yabani hayvanlar, kuşlar hatta denizdeki balıklar bile sevinir. Zaman bereketli olur, nehirler suyunu, yer verimini artırır, hazineler çıkarılıp Şam’a getirilir. Süfyani dalları Hire ve Taberiye’ye doğru uzanan bir ağacın altında öldürülür. Kelp kabilesi de yok edilir. Orada imkansızlık nedeni ile de olsa bulunamayan hüsrana uğramıştır. “Onlar tevhid ehli olduğu halde, onlarla savaşmak nasıl doğru olabilir?” şeklindeki sualini de Resûlullah (s.a.v.) şöyle cevaplandırmıştır.
Onlar mürteddirler. Zira şarabı helal sayarlar ve namazı da kılmazlar.”
“Biat Allah içindir”
Keza (N.b. Hammad) İbni Sirin’den tahric etti, O şöyle dedi: Mehdi’nin bayrağında “Biat Allah içindir” yazılıdır.
Onların manevi dereceleri çok yüksektir
Muhammed b. Hanefi (r.a.)’dan rivayet edildi ki: Bir gün
biz Hz. Ali’nin yanındayken, birisi Hz. Mehdi’den sual etti. Ali (r.a.) “Heyhat” dedi. Sonra eliyle bir dokuz yaptı ve sonra da şöyle dedi:
“O (Mehdi) ahir zamanda, kişiye “Allah’dan kork, Allah’dan kork” denildiği zamanda çıkar” dedi.
(ve şöyle devam etti):
“Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O’nun etrafına bir kavim toplar. Onların kalblerini uzlaştırır. Onlar, içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir ashabı kadardır. Evvelkiler (O güne kadar gelmiş geçmiş müslümanlar, manevi makam ve derece sahibi olmakta) onları geçemediği gibi, sonrakiler (Onlardan sonraki devirlerde kıyamete kadar gelen mü’minler arasında hiçkimse) de onlara (Manevi makam ve derecelerine) yetişemezler ve onların sayıları Talud ile nehri geçenler kadardır.”
Güney Azerbaycan’ın fethi
İbni Mace ve Ebu Naim, Ebu Hureyre’den tahric ettiler, O dedi, Peygamber (s.a.v.) buyurdu:
“Eğer dünyadan (kıyametin kopmasına) bir gün bile kalsa, Allah o günü uzatır, Ehli Beytim’den birisini çıkarır ve (Bütün) dünyaya Malik eder. O Konstaniyye (İstanbul) ve Deylem dağlarını (Güney Azerbaycanı da) feth eder.”
(Deylem Dağları Hazar denizinin güneybatısındadır.)
Hindistan’ın fethi
Naim b. Hammad Fiten isimli kitabında Kaabül Ahbar’dan tahric etti, O dedi ki:
Beytül Makdis’in (Kudüs) Meliki (Mehdi) Hindistan’a asker gönderir. Feth eder ve hazinelerini alır ve onun ziynetleri ile Beytül Makdisi süsler. Ona Hind Melikleri bağlanarak getirilir. Kendisine doğu-batı arası (Tıpkı hz. Zülkarneyn’e nasip olduğu gibi) feth olunur.
İtalya’nın ve Kat’i beldesinin fethi
Mukaddes emanetlerin içinde bulunduğu Tabut-u Sekine
Mehdi kıssası ve Rumiyye’nin (Romanın) fethi hakkında Resullullah (s.a.v.)’den rivayet etti, O şöyle buyurdu:
Mehdi’nin askerleri dört tekbir getirdiği zaman, Rumiyye’nin duvarları yerle bir olacaktır. Burada altı yüzbin kişi öldürülür. Ve hazineleri de Beyt-ül Makdis’e götürülmek için alınır. Ayrıca içinde sekine ve Beni İsrail’in sofrası, gerçek Tevrat levhaları, Hz. Musa’nın asası ve Hz. Süleyman’ın minberi ile, Allah’ın Beni İsrail’e gönderdiği süt gibi beyaz renkli men (kudret helvası)’den iki ölçek bulunan tabut da Beyt-ül Makdis’e getirirler. Sonra onlar Tahine ismindeki bir
şehri de feth eder ve nihayet kat’i beldesine gelirler:
Kat’i: Bu belde gemileri taşımayan bir deniz üzerindedir.
Denildi ki: “Ya Resullullah, niçin o gemileri taşıyamaz” Buyurdu ki: O denizin derinliği bulunmamaktadır. İnsanlar onu ancak küçük gemilerle geçebilirler.
Hz. Mehdi ve ordusu o denizin kenarından geçerler.
Allah orada Adem oğulları için menfaatlar yaratmıştır. Kat’i beldesinin 360 kapısı bulunur ve her kapıdan da 1000 savaşçı çıkar. Mehdi ve ordusu 4 tekbirle şehrin duvarlarını yerle bir eder. İçindeki hazineleri alır ve burada yedi yıl kaldıktan sonra Beyt-ül Makdis’e geçerler. Deccal’in Isfahan yahudileri ile birlikte çıktığı haberi bu sırada onlara ulaşır. (Bu hadisi Ebu Ömer ed-Dani Sünen’de zikreder.)
Tabut-u Sekine
Naim b. Hammad, Kaab’dan tahric etti, dedi ki:
Mehdi, Rumlarla savaşmak için bir ordu gönderir. O’nun fıkıh bilgisi on aliminkine bedeldir. O Tabut-u Sekine’yi de Antakya mağarasından çıkarır.
Hz. Mehdi, Hz. Zülkarneyn’in girdiği her şehre girecek
Emiril Mü’minin Hz. Ali İbni Ebi Talib (r.a.)’dan Mehdi kıssası hakkında rivayet edildi. Dedi ki:
O (Mehdi) dünyanın her yerine (tamamına) teveccüh eder ve (Dünyanın her yerindeki) her zalimi yok eder. Ehl-i İslamın kalbini Allah O’nunla ihya eder. Hazineleri Beyt-ül Makdis’de toplar. İçinde bir çarşısının her bir çarşıda da bin dükkanın bulunduğu bir şehre gelir, orayı feth ettikten sonra dünyayı kuşatan yeşil deniz üzerindeki Kat’i şehrine gelir. Bu denizin arkasında Allah’dan başkasının bilmediği şeyler vardır. Kat’inin uzunluğu bin mil, genişliği ise beş yüz mildir. Mehdi’nin askerleri üç tekbirle şehrin duvarlarını yerle bir ettikten sonra bir milyon insanı öldürerek burayı feth ederler. Hz. Mehdi daha sonra bin adet binekle buradan Beyt-ül Makdis’e geri yönelir. Filistin de Trablusşam, Akka, Sur, Gazze ve Askalanı da alarak buradaki hazineleri Kudüs’ü şerife getirir. Deccal çıkıncaya kadar burada ikamet eder. Daha sonra da Hz. İsa (a.s.) nüzul eder ve Deccal’i öldürür. (Bu konuda “Ikduddurer’de daha geniş bilgi vardır.)
Yahudilerin çoğunun müslüman olması
Naim, Selman b. İsa’dan tahric etti, o Dedi ki:
Duyduğuma göre, Mehdi’nin elinde (zamanında) sekine bulunan tabut Taberiye gölünden çıkarılır ve Beyt-ül Makdis’de O’nun önüne getirilir. Yahudiler bunu görünce, pek azı hariç, çoğu Müslüman olurlar.
Ebu Amr Dani, Sünen’inde İbni Şevzeb’den tahric etti. O
dedi ki:
O’na Mehdi denilmesinin sebebi şudur. O, Yahudilerin
hac yaptığı Şam dağlarından bir dağın içindeki (gerçek) Tevrat’a dair kitapları (sayfaları) çıkarır ve Yahudilerden bir cemaat O’nun elinde (onun vesilesiyle) Müslüman olur.
Keza (N.b. Hammad) Kaab’dan tahric etti, O dedi ki:
O, kimsenin bilmediği gizli bir duruma kılavuzlandığı için kendisine “Mehdi” denilmiştir. O, Tabut-u Sekine’yi Antakya mağarasından çıkarır.
Naim b. Hammad, Ertah’dan tahric etti, Dedi:
Hz. Mehdi Beyt-ül Makdis’e iner ve millet O’nun Ehli Beyt’inden gelenlerle uzun bir müddet yaşar. Daha sonra zalimler görünür ve Beni Abbas rahmetle aranır.
Hz. Mehdi’den sonra “Kahtani” denilen bir kimsenin geleceği
Kahtani’nin manevi derecesi
Tabarani Kebir’inde, İbni Münde Ebu Naim, İbni Asakir,
Kays b. Cabir’den, O da babasından, babası da dedesinden tahric ettiler,
O dedi ki Resullullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
Benden sonra halifeler olur. Halifelerden sonra emirler, emirlerden sonrada zalim melikler gelir. Son olarak da ehli Beytimden birisi (hakiki,asıl mehdi) çıkar, daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle doldurur. Sonra O gider Kahtani (Cehcah) gelir. Beni Hak olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, O (Kahtani) diğerinden (Asıl mehdiden) dün (aşağıda, altta) değildir.
Keza (N.b. Hammad) Kays b. Cabir es-Sadefi’den tahric
etti, dedi ki: Resullulah (s.a.v.) buyurdu:
Ehli Beytimden bir adam olacak ve daha önce zulüm dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır. Ondan sonra Kahtani’dir. Nefsim yedi-i kudretinde (kudret elinde, kudretinde) olana (Allah’a) yemin ederim ki, O (Kahtani) O’nun (Mehdinin) dununda (altında) değildir.
Keza (N.b. Hammad) Kaab’den tahric etti. O dedi ki; Buyurdu:
Benden sonra, ehl-i Yemen’den, Mehdi’nin dinde kardeşi olan, Kahtan’dan bir halife olur. Ve O’nun (Mehdi’nin) yolunda gider. Rum şehrini (İstanbul’u ikinci kere) feth edecek olan O’dur (Kahtanidir) ve ganimetlerini de alır.
Kahtaninin öldürülmesi
Keza (N.b. Hammad) Ertad’dan tahric etti, dedi bana ulaştı ki:
Mehdi kırk yıl yaşadıktan sonra döşeğinde vefat eder. Sonra Kahtan’dan iki kulağı delik (Her yerden haber alabilen, istihbarat gücü çok kuvvetli) olan bir adam (Kahtani) çıkar ve Mehdi’nin yolu üzerinde gider. Yirmi sene kaldıktan sonra silahla öldürülür. Peygamber (s.a.v.)’in Ehli Beytinden bir adam olan o mehdi (Kahtani) güzel tavırlıdır. Kayzer şehrine (İstanbul’a) gaza eder. O Ümmeti Muhammed (s.a.v.)’in emirlerinin sonuncusudur. Sonra O’nun zamanında Deccal çıkar.
Kahtaniye/Cehcaha, Mansur da denilmiştir
Keza (N. b. Hammad) İbni Amr’dan tahric etti, O dedi ki:
Ey Yemen topluluğu! Mansur’un sizden olduğunu söylüyorsunuz. Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, O’nun babası Kureyşi’dir. İstesem O’nu son ceddine kadar sayardım.
Naim b. Hammad, Süleyman b. İsa’dan tahric etti, dedi ki:
Bana ulaşan bir habere göre, Hz. Mehdi ondört sene Beytül- Makdis’de kalır, ardından ölür. Kendinden sonra, kendi kavminden Mansur adında bir adam (Kahtani, Cehcah) arkasıdan gelir. Beytül-Makdis’de yirmi bir sene durur. Sonra öldürülür, daha sonra Mevla adında birisi gelir ve üç yıl kaldıktan sonra o da öldürülür. Ve bilahare Heşimül-Mehdi gelip üç yıl dört ay on gün kalır.
Keza (N.b. Hammad) Zühri’den tahric etti, dedi ki:
Mehdi ölür, sonra insanlar fitnelere düşer ve kendilerine Mahzum kabilesinden bir adam gelir, O’na biat olunur. Bir müddet kalır, sonra semadan ins ve cinne ait olmayan bir münadi şöyle nida eder: “Falana biat edin ve hicretten sonra topuklarınız üzere geriye dönmeyin.” İnsanlar hemen bakınırlar, ancak (biat edecek kimse) göremezler. Sonra bu nida üç kez duyulur. Bilahare Mansur’a biat edilir de Mansur, Mahzuni üzerine yürür. Allah da O’na (Mansur’a yani Kahtani’ye) nusret verir de onu (Mahzuniyi) ve beraberindekileri öldürür.
Mehdiden sonra gelecek üç emir
Naim, Abdullah b. Amr’dan tahric etti. Dedi ki:
Zalimlerden sonra Cabir çıkar. Öyle ki Allah Muhammed (s.a.v.)’in ümmetini ona tabi kılar. Sonra Mehdi, sonra Mansur (Cehcah), sonra Selam ve sonra da Emirül-Usub. Bundan sonra ölmeye muktedir olan ölsün (Çünkü bu kişilerden sonra dünya yine cehennemi bir dünyaya döner. Her yer küfür, zulüm, gözyaşı dolar ve kıyamet kopana kadar dünyanın hali bir daha düzelmez).
Keza (N.b. Hammad) Abdullah b. Amr’dan tahric etti,
dedi ki:
Üç emir arka arkaya gelir. Allah onlara yeryüzünün tamamının fethini müyesser kılar. Evvelinde salih Cabir, sonra Müferrec, sonra da Zulusub. Kırk yıl kalırlar. Onlardan sonra dünyada hiç hayır yoktur.
Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya
..