Etiket arşivi: Satanistler

Sizi Marina Abramovic ile tanıştırayım.


Kendisi bu dünyada yaşayan en büyük Satanist büyücülerden biridir.

Satanist ayinlerinde bebekleri kesip parça parça eden, dilim dilim doğrayıp yiyen insan şeytanlarından biridir.

Marina Abramovic, 30 Kasım 1946’da Belgrad’da doğmuştur. Performans sanatçılığı denilen acayip bir şeyle meşgul ve meşhur olmuştur.

Hayvanlar gibi çırılçıplak soyunarak, ahlak/sınır tanımayarak sözde performans gösterileri sergilemiş, dünya genelinde bu şekilde tanınmıştır. Aslında ne var bu kadında, ne yapmış bu güne kadar diye merak edip bakarsanız, hiçbir şey yapmadığı halde çok büyük hatta imkansız görülen gösteriler sergilemiş biri gibi pazarlanmış olduğunu görürsünüz.

Bunun sebebi, Marina’nın içinde bulunduğu sistem yani Ankebut Ağı’dır.


Hristiyanlıktan yola çıkıp, Ankebut Ağı içinde kısa sürede Satanistin teki olup çıkmıştır.

Gösteri diye yaptıklarının çoğu da cinselliğini, kadınlığını/bedenini kullanarak, bu şekilde dikkatleri üzerine çekmek ve aykırılık sergilemektir. Ayrıca sözde gösterileri bazen de cinleri kullanarak yapılan sihirler, göz boyamalarıdır.

Yani anlayacağınız, vurduğunuzda iyi ses getiren boş tenekenin tekidir Marina… Utanması, çekinmesi, inandığı herhangi bir değeri, bir dini, bir şahsiyeti yoktur. Buna rağmen onlarca senedir Marina rüzgarı eser durur. Çünkü Ankebut Ağı’na bağlı basın ve medya kuruluşları ve hatta sosyal ağlar ve video platformları, Marina’yı ve Marina gibileri sanatçı gibi gösterir, hep gündemde kalmasını, yok olmamasını sağlar. Gerçekten edebiyle, samimiyetiyle, iyi niyetiyle, kabiliyetleri ile sanatını icra edenlerse kendilerine aynı ortamlarda yer bile bulamazlar.

Şimdi ben size gerçek Marina’yı ve Marina gibi olanları anlatacağım ama buradan sonrasını hassas olanlar atlasınlar, okumasınlar.


Aleyna Tilki gibi yeniyetme Satanistlerin çok büyük hayranlık duyarak takip ettiği, dikkate aldığı kişilerden biridir Marina…

Marina, onlarca yıllık Satanistlik tecrübesine, bilgisine sahip yıllanmış bir Satanisttir.

Onun neler yapabildiğini ve yapabileceğini, tahmin bile edemezsiniz. Hatta birisi anlattığında, anlatılanları ilk duyduğunuz anda inanamazsınız.


Çok ileri seviyede bir büyücüdür Marina ve Ankebut Ağı’na katılıp Satanistleşen ve kabiliyetli görülen kişilere büyü dersleri bile verir.

Şu Sanhedrin hahamlarının ve dünyanın dört bir yanından bazı insan şeytanlarının karşımızda çaresiz kalıp büyüleriyle bizi durduramadığını bildiği halde, son günlerde kendine güvene güvene bize büyüler yapan bir büyücüdür.

Bize büyü yapabilmek için bile masum, melek gibi tertemiz çocuklara acımadan kıydı, kıyıyor. Marina, mühletini dolduruyor ve onun feci şekilde ölümüne de inşaallah bizler sebep olacağız.


Şu gördüğünüz, pasta ya da sanat denilen sadistçe şeyleri sosyal medya hesaplarından marifetmiş gibi paylaşan bir büyükbaş Satanisttir Marina… Boynuzlu fotoğrafına dair bir şey yazmama gerek bile yok, siz zaten neyin ne olduğunu artık anlayabiliyorsunuz.

Marina böyle şeyleri paylaşıyor çünkü zaten böyle bir ruh halinde yaşıyor. Onun için bebeklerin öldürülmesi, dilim dilim kesilmesi, vahşice parçalanması, ağızlarının yırtılması hatta kanının içilmesi ve pişirilip yenmesi çok sıradan bir şey…

Evet, evet… Yanlış okumadınız. Bunların hepsini onlarca senedir yapıyor, yaptırıyor ve bunun derslerini veriyor.


Marina’nın da katıldığı bir Satanist ayininde katledilmiş zavallı bir çocuğun cesedini görüyorsunuz.

Şu zavallı çocuk kandırılarak kaçırıldı ve yataktan başka eşya olmayan odaya kandırılarak, güle oynaya getirildi.

Hepsi onu güle oynaya karşıladılar. Çocukça oyunlar yaparak onlara karşılık verdi. Sonra ne olduğunu bile anlayamadı ve bir anda Satanist bir ayinin kurbanı olmaya başladı.

Anlatılabilecek gibi değil, detayları yazamıyorum ama taciz, tecavüz, ileri seviye işkence, ardından son darbe ve ölüm… Bunların hepsi yapılırken Marina da şeytani bir zevk alarak bütün suçlara ortak oluyordu.

Öldürmeden önce canlıyken ağzını yırttılar. Bu, tıpkı kurbanların kalplerini çıkartıp parçalamak gibi hep yaptıkları bir şey.

Çocuğun çeneden aşağıda kalan kısmı ise hiç paylaşılabilecek gibi değil.

Neden?

Microsoft’un Marina’yı kullanarak bir reklam klibi hazırladığını görüyorsunuz.

Hayatı boyunca zaten “sanat” denebilecek, “kabiliyet” denilebilecek hiçbir şey sergilememiş ama hep devleştirilmiş ve hep gündemde tutulmuş Marina’nın… Büyükanne denilecek yaşta hala sahiplenildiğini, varlıkta tutulduğunu aslında Microsoft’un reklamı yapılıyormuş gibi görünürken onun reklamının yapıldığını görüyorsunuz.

Bu işler böyle dönüyor, çünkü Microsoft da Ankebut Ağı’na bağlı dev şirketlerden biri. Bill Gates de tıpkı Marina gibi Satanistin teki. Bill Gates de ileri seviye bir Satanist olsa da vahşet sergilemede ve büyü yapmada Marina’nın yanında hiç kalır. Marina’nın konumu, derecesi çok başka…

Telkinler gönderiyor

Ayrıca bilmeniz gerekiyor, şu video çok ince tekniklerle hazırlanmış bir video ve insan beynine gözün tam yakalayamadığı telkinler gönderiyor. Tahmin etmişsinizdir, bu telkinlerde Satanizme, Şeytan’a tapınmaya, cinsel şiddete, lezbiyenliğe, ibneliğe, sübyancılığa yönlendirmeler var. Son on yıllarda, bu tür sapıklıkların yayılmasında ve özellikle çocuklara karşı cinsi ve fiziki saldırıların patlayıp gitmesinde bu tekniklerin yoğun olarak kullanılması da büyük bir amil/etken.


Marina’nın sistemi Adnan Oktar’ın sistemiyle aynı

Hatta Adnan Oktar, sistemini Marina gibilerden görerek kopyaladı.

Neler yapıyorlar, anlatayım. Büyüyle çok sayıda yakışıklı erkeği ve güzel kadınları kendilerine çekiyorlar. Bunları bir çeşit robotlara çeviriyorlar. Çoğu, kendi aklını, iradesini hiç kullanamaz hale geliyor ve 7/24 cinler tarafından zihin kontrolünde tutuluyorlar.

Sonra bu kadınlar ve erkekler üzerinden gruba başka kadınlar ve erkekler çekiliyor. Bu getirilenlerin bir kısmı Satanist ayinlerinde kurban ediliyor. Bir kısmı ise karapara işlerinde kullanılıyor.

Marina da böyle yapıyor. Yakın etrafında, zihin kontrolüne alıp elinde oyuncak gibi oynattığı 60 kadar kişi var. Onlar üzerinden yönlendirdiği/yönettiği binlerce kişi var.

Bu şekilde bir grupla, Ankebut Ağı’nın uyuşturucu, organ, fuhuş, silah kaçakçılığı, askeri casusluk, nüfuz casusluğu, iftira-karalama kampanyaları dahil onlarca vahim suçuna destek veriyorlar.


Ayrıca Marina, bu grubu üzerinden ayinlerde parçaladıkları bebekleri elde ediyor. Bu bebekler dünyanın dört bir yanından toplanıyor. Ankebut Ağı’nın insan kaçakçılığı yapan mafyaları zaten var ve bunların eline düşen bebeklerin bir kısmını da alıyorlar. Bebeklerin organları tam olarak gelişmediği için, organ mafyasının işine yaramıyor ama ayinlerde işlerini görüyor ve bu nedenle alıyorlar. Yoksa öldürüp öldürüp atacaklar ve bir dakika bile umurlarında olmayacak.

İnsan kaçakçılığı yapan mafyalarında yeterli bebek olmadığında ve bunların ayin için bebeğe ihtiyacı olduğunda, parklardan, bahçelerden, hastahanelerden bebekler kaçırıyorlar. Hatta gerekirse, yolda bebek arabasıyla bebeğini gezdiren annelerin çocuklarını bile çalıyorlar.

Ne kadar kötüleşirlerse, ne kadar vicdansız olurlarsa, ne kadar çok ve ağır kötülükler yaparlarsa, o kadar yükseldiklerine ve güçlendiklerine inanıyorlar.


Güç demişken, anlatayım…

Marina ile iki gün önce bir görüşme yaptım. Kendimi tanıtmadım, zaten bunların hepsinin kabusu oldum ve dünyanın her neresinde bu insan şeytanlarından varsa, ismimi çoktan duydular.

Hemen mevzuya girip “Bana ve ekibime büyüler yapmayı bırak. Benden kurtulmak istiyorsan, sana bir teklifim var” dedim. “Nedir” dedi. “O masum bebekleri, çocukları ve yetişkinleri kalplerinden bıçakladığın bıçağı kendi kalbine sapla ve kurtul” dedim. Bunu duyunca çıldırdı, öfke patlaması yaşadı.

Sonra ona “Bunca şeyi neden yaptın, bu akıl almaz şeyleri yaparken hedefin neydi?” dedim. “Güç elde ettim” dedi. “Senin güç dediğin nedir? Sen bizden ne kadar farklı oldun? Sen yemek yemeden, nefes almadan yaşayabiliyor musun? Sen tuvalete gitmiyor musun? Hiç hasta olmuyor musun?” deyince sinirlendi ve sözü değiştirmek istedi. Devam edip “Yaşlanmaya mani olabildin mi, ölüme çare bulabilecek misin, şu anda kaç hastalığın var?” dediğim gibi daha fazla dayanamadı ve lanetler edip görüşmeden ayrıldı.


Marina yaşlanmaya mani olamadı. İhtiyarlığın türlü türlü sıkıntısını o da yaşıyor ve çok güçsüz, takatsiz. Marina doğru düzgün yemek yiyemiyor, yediklerinin çoğunu kısa sürede istifra ederek çıkartıyor. Marina’nın içhastalıkları var. Marina küçük ve büyük ihtiyacını bile tutamıyor.

Ve marina bu restleşmeden ve ikazımdan sonra da bir dakika durmadan saldırmaya, büyüler yapmaya devam etti, ediyor. Marina’nın çok az bir mühleti kaldı ve onu dolduruyor. Sonra nasıl öleceğini, ölürken neler yaşayacağını, öldükten sonra neler yaşacağını ancak İslami ilimlere yüksek seviyede vakıf olanlar bilebilirler. Bir dakikası bile aklı kırdıracak kadar şiddetli bir azaba, sonsuz olarak gidecek. Marina, ettiğini çok feci şekilde çekecek.


Marina gibiler bilmeliler ki en iyi büyücülerinin yaptığı en ağır büyüler bile bizleri durduramıyor.

Ankebut Ağı’nın kontrolünde olan devletler, ordular ve gizli servisler de bizleri durduramıyor.

Ve bilsinler ki hepsinin sonu geliyor. Bu şeytanca sistemi, bu Ankebut Ağı’nı dünyanın tamamında yok edeceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Barış Akarsu’yu neden öldürdüler?

Barış Akarsu da gizli Yahudiydi. Akarsu, bizim anladığımız manada kullanılmıyordu, aslında bir şifrelemeydi. Hem -ak hem -ar hem de -su gizli Yahudilerin, birbirlerini kolayca tanımak için isim ve soy isimlerinde çok sık olarak kullandığı hecelerden… Akman, aker, akar, arman, cansu, tansu gibi…

Ankebut Ağı’na şuurlu şekilde hizmet eden Barış, aynı zamanda Satanistti. İnsan kurban etme ayinlerine de katılıyordu. Kendisi de kurbanları kalbinden bıçaklayarak öldürüyordu, sadece katılıp izlemekle kalmıyordu. Kız kurbanlara tecavüz de ediyordu. Çiziyordu, kesiyordu, sadistliğini sergiliyordu.


Kaza denilen hadise de aslında bir su-i kasttı. Aracı yoldan çıkarttılar. Gizli Yahudi Tarkan’ı Tarkan yapanlar, şöhret yapanlar, hep varlıkta tutanlar ve Tarkan üzerinden bu milletin ahlakına, kültürüne, dinine, örfüne kastedenler, Barış Akarsu’yu katlettiler. Bir iç çekişme yaşandı. Barış Akarsu’nun Tarkan’ı geçmesinden endişe ediyorlardı. Tarkan’la Barış Akarsu zaten kamuoyuna yansımayacak şekilde atışıyor, tartışyordu. Barış’ın ortadan kaldırılmasını ilk önce Tarkan Tevetoğlu istedi.


Bu arada, aklınıza takılmıştır, tam tahmin ettiğiniz gibi, Tarkan da ayinlerde insan katleden Satanistin teki. Bu milleti yaşarken öldürmek için, manen/ruhen öldürmek için kullandıkları piyonlarından biri…

Tarkan, tam bir baş belası ve uğraşılınca ceremesi çekilecek biri olduğumu düşünüyor ve bunu birkaç kez etrafı ile konuştu, dinledik, duyduk. Siz yine de şansınızı bir deneyin, yazdıklarımı ona her yoldan ulaştırın. Bakalım nasıl karşılık verecek ya da karşılık verebilecek mi…

Akarsu’nun arabasını yoldan çıkartanlar MİT/CIA ortak elamanlarıydı. Akarsu’nun Amerika’ya atar yaptığı için öldürüldüğü iddia edilir ama onun Amerikan karşıtlığı bir danışıklı dövüşten başka bir şey değildi. Akarsu’nun aracına Coca Cola aracının çarpması da tesadüf değildi. O Coca Cola aracı bu su-i kast için oradaydı ve içindekiler de MİT/CIA ortak personeliydi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Korku imparatorluğu kurmak…

“300’ler Komitesi” kitabını yazan ve sözde bu komiteyi ifşa eden Dr. John Coleman aslında “300’ler Komitesi”nin bir üyesi…

Bunların bütün işi bu: korku imparatorluğu kurmak… Yalanlarla, propagandayla, ifşa görünümlü propaganda ile kendilerini/sistemlerini dev, acımasız, çok güçlü, mücadele edilemez, karşılarına bile çıkılamaz şekilde göstermek…

Kontrolleri altındaki ABD’yi ve AB ülkelerini de bu zamana kadar böyle gösterdiler, gösteriyorlar. Aslında onlar da abartıldığı kadar güçlü olmadılar, şu anda da o kadar güçlü değiller.

Dünyanın dört bir yanında, Siyonizmin teşkilatlarını, Masonluğu, İlluminati’yi yani Ankebut Ağı’nı ifşa ediyormuş gibi görünerek korku imparatorluğu kurma planlarına hizmet eden hainler oldu ve hala var. Türkiye’de ilk akla gelenler Aytunç Altındal ile Ramazan Kağan Kurtoğlu ama daha başkaca da çok kişiler var.

Ankebut Ağı, Satanist ve bütün insanlığa düşman bir ağdır/teşkilattır.

Ankebut Ağı’nın teşkilatı pramit şeklindedir. Pramitin en üstündeki göz, sözde her şeyi gören ve yöneten Şeytan’ın yani Azazil’in gözüdür. En üst yönetici Şeytan’dır. Mason teşkilatı da bu ağ ile bütünleşmiş bir teşkilattır/ağdır.

Ankebut Ağı’nın ve dolayısı ile Masonluğun alt kademelerinde olanlar pek bilmese de ve onlara açıkça söylenmese de üst kademedekiler hep Satanisttir. Bu nedenle cinler, büyüler bunların vazgeçilmezidir. Azazil, emrindeki cinlerle bu ağı korumak, kollamak ister. Bu ağın mensuplarının cin, büyü kartına karşı sağlam duramayanlar, bunlarla mücadele edemezler.

Zaten bu güne kadar böyle güçlü görülmelerinin en temel üç sebebi var:

1- Şeytani bir şekilde “Zafere ulaşmak için her yol mübahtır” diyerek, güç/para bulabilmek için organ, uyuşturucu, fuhuş, her türlü kaçakçılık, terör, tefecilik dahil insanlık dışı her işi yapmaları. Hiçbir ahlaki sınır, değer tanımamaları…

2- Basın ve medyayı kendi ellerinde tutmaları. İnsanlığı basın/medya kanalı ile kendilerinin istediği şekilde yönlendirmeleri. Bu arada kendi adamlarını, kendilerini ifşa eden adamlar gibi oynatıp da insanlık üzerinde bir korku imparatorluğu kurmak istemeleri…

3- Cin ve büyü kartı ile, normalde aşamayacakları pek çok engeli aşmaları. Önemli rakipleri/engelleri büyülerle yok etmeleri. Cinleri kullanarak yaptıkları büyülerle bazı önemli kişilerin zihinlerini büyük oranda kontrol altına almaları ve onlar farkına varamadan kendilerine hizmet ettirmeleri.

Mehmet Fahri Sertkaya

Onlarca yıldır tersine mühendislik çalışmaları yapıyorlar

Onlarca yıldır tersine mühendislik çalışmaları yapıyorlar.

Ellerinde daha önce ele geçirilmiş küçük boylarda UFO’lar var. Bunlarda hazır halde buldukları teknolojiyi/sistemi inceleyerek onlarca senedir tersine mühendislik çalışması yapıyorlar ama o kadar vasıfsızlar ki hazır buldukları bu sistemleri bile yeterince çözemiyorlar.

Anlayamıyorlar, temelini kavrayamıyorlar. Hazır buldukları ve çok ileri bilim ve teknoloji seviyesi ile yapılmış sistemi bütünüyle kavrayıp benzerlerini yapmayı geçelim, sistemin ciddi bir kısmını kavrayıp o kadarını yapmayı bile beceremediler/beceremiyorlar.

Şu birkaç gündür iyice dara düştüklerinden, bir çıkış yolu düşündükçe akıllarına bu geldi, artık tersine mühendislik çalışmalarını daha da hızlandırıp bir şeyler keşfetmek ve tıkanıp kaldıkları şu şartlardan bu şekilde çıkmayı düşünüyorlar. Temelden ciddi bir altyapı oluşturup gerçekten bir şeyler üreten bir kurum olmaya vakitleri de yok, paraları da yok, çapları da yok ve “Ya tutarsa” diyerek tersine mühendislik çalışmalarına bakacaklar.

Tersine mühendislikte hiçbir şey elde edememiş de değiller. ABD’nin teknolojideki süper başarıları gibi görülen bazı şeyleri tersine mühendislik ile UFO’lardan aldılar. Mesela: Transistör, gece görüş tekniği, lazer, fiberoptik kablo, termal kamera, bazı uydu ve iletişim teknikleri, yakıt gerektirmeyen mikrodalga itici motor sistemi, ışıkla cisimleri itme ve çekme teknikleri, bazı cihazları zihin/beyin gücü ile kontrol etme teknikleri…

Hazır buldukları halde şu kadarını bile kendileri çözemediler. Dünyanın dört bir yanından kafası çalışan adamları topladılar, onlara UFO’lar üzerinde tersine mühendislik çalışmaları yaptırdılar da sözde süper güç ABD bu kadar teknolojiye ulaşabilmiş oldu. ABD, aslında hiçbir zaman gerçek bir süper güç olmadı.

Şimdi ise ben susayım, bu sihri, bu gösteriyi bozmayayım diye ABD içinden ve dışından çok sayıda Yahudi/Siyonist/Satanist dualar ediyorlar, ayinler yapıyorlar ve bana/ekibime karşı en iyi bildikleri tekniği, büyüyü durmaksızın kullanıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Estetik Güzeli yine devreye alındı

Rusya Yahudisi kökenli mafya lideri, organize suç örgütü lideri, katil, dolandırıcı, hırsız, fitneci, yalancı, ahlaksız muzır varlık Sedat Peker, yine kafayı bize taktı.

Aslında geçen seferki tavrımızdan sonra öfkeden kudurmuştu. Elinden bir şey gelmiyordu, bir hiç olduğunu iyice gözler önüne sermiştik. Ona “Şimdilik sus” demişlerdi. Şimdi ise “Ortamı germek istiyoruz, haydi sen de konuş” dediler. Talimat Erdoğan’dan geldi ama kendisi gibi Rusya Yahudisi kökenli olan Solomon Soysuz üzerinden iletildi. Attılar önüne kemiği, hırlatıyorlar bu iti….

Bizi sıkı takip ede ede onun da üslubu/tabirleri epeyi bizden etkilenmiş. Bu bir yana da “Art niyetli insanlar” dediği kişiler; gizli Yahudilerin, gizli Ermenilerin, Masonların, Ankebut Ağı’nın, Siyonizmin, CIA’nın, MOSSAD’ın Türkiye üzerine yaptığı planları bozan bizleriz.

Çok güldük…
Vatan, memleket, namus, ahlak, cihad gibi meselelerde söz bu ite, namussuza, ahlaksıza, gariban milletin malına çöken ve canına kıyan pislik herife kalmışsa, vay bu ülkenin haline… İşte meydan, işte biz… İnsinler meydana, önce birbirlerine kırdıracağız, sonra inip hepsini ezeceğiz.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Şu durumda mecburuz, elimiz mahkum.”

Estetik güzeli mafya babacığı Sedat Peker, hakkında yazdıklarımı görüp sinir krizi geçirmiş. Bir on dakika kadar bağırmış, sövmüş, bana tehditler savurmuş. “Sen görürsün oğlum, senin a. koyacağım. Seni ibretlik bir şekilde öldürmezsem bana da Sedat demesinler” tarzında, mahallenin yeni yetme kopilleri gibi atarlanmış.

Sonra da kendisi gibi Rus Yahudisi kökenli ve Mason Süleyman Soysuz’u aramış:

Estetik güzeli: Ben bu durumu sineye çekip kabullenemem. Bütün bunlara (yazılara) karşılık olacak bir cevap vermem lazım

Soysuz: Yahu Sedat biz bilmiyor muyuz bu işin karşısında cevap vermeyi. Sadece sen değil ki biz kaç kişiyiz burada. MİT, CIA, Amerika, Tayyip, İsrail, bu kadar adamız. Hiçbirimiz karşılık veremiyor muyuz? Adamlarımız mı yok, gücümüz mü yok var ama işin içinde başka oyunlar da var. -Bir kişi değil, arkasında koca cemaat var. Başka başka işler var. O yüzden temkinli ilerleyelim- derken, işler bu hale geldi. Şimdi yapacağımız en ufak hatada bütün sistemi (Ankebut Ağı’nın tepkisini kastediyor) kendi üzerimize çekeriz. O yüzden şimdilik fevri davranma. Kimseye sormadan da hiçbir işe kalkışma kardeşim.

Estetik güzeli: O zaman bu lafların altında mı kalacağım?

Soysuz: Şu durumda mecburuz, elimiz mahkum.

Estetik güzeli: Böyle işin a. koyarım. Bu ne biçim iş. O zaman karı gibi oturayım, elim kolum bağlı bekleyeyim, gelip beni alsınlar, böyle mi yapayım?

Soysuz: Merak etme kardeşim, az kaldı. Sonunda bu laflarının hepsini yutturacağız bunlara.


Mafya babacıkları

Türkiye’deki mafya babacıklarının ezici çoğunluğu, içimizdeki İsrail tarafından, Mason teşkilatı tarafından mafya babacığı yapılmış, korunmuş, kollanmış, binbir türlü pis işlerinde kullanılmış, basın ve medya oyunları ile gücü abartılmış ama gölgesinden korkan kripto kimlikli pislik heriflerdir.

İçimizdeki İsrail bir de her şeyi o kadar ters yüz etmiştir ki tehdit, şantaj, yalan, dolan, fitne, fesat, ego, kibir, cehalet, cinayet, ahlaksızlık, yağmacılık, mala/mülke çökme tarzı ile kara/kanlı para elde eden böyle itler milletimize vatan/millet sevdalıları, gariban dostları olarak da gösterilmiştir.

Bir misal: Estetik güzeli, Rus Yahudisi, Mason, katil, hırsız, arsız, yalancı, vatan haini pislik herif Sedat Peker…

Cürmü boyunu on bin kere aşmış, AKPKK ve Mason teşkilatı sayesinde dosyaları kapatılmış, yargılandığı davalarda temize çıkartılmış, şimdi bile derhal ters kelepçe ile alınması icap ederken AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütü sayesinde “vatan evladı” taklidi yapan bu maymunun bana ve sistemime karşılık vermeye gücü olsa, on dakika sinir krizi bile geçirmez, ilk dakikada atağa kalkar, yapabileceği bir şey varsa yapardı. Hatta duramaz şimdi de yapar.

Soysuz’u araması, o kadar lafı etmesi hep numara, ortama ayar verme teşebbüsü. Bir yandan şamarımı yedi, alemin önünde havası bozuldu, çakma itibarı ve gücü yok olacak. Bir yandan sanki bir gücü varmış gibi göstererek işlerine ortak olduğu kendi gibi vatan haini siyasetçiler ve patronlar onu kale almayacak. Üstüme gelse zaten şamarımı tam yiyip oturacak, sistemi birden çökecek. Oynadı rolünü…

Benim kalemim, muhatabım bile değil. Uzun süredir beni takip ettiğini, mevzu ettiğini, it gibi tırstığını zaten biliyorum. Şimdi istesem hukuk yolu ile de hukuk dışı yollar ile de kısa sürede ezer geçerim. Benim ayarımı bozarsa, bir talimatımdan sonra İstanbul’daki bir mekanından diğerine bile geçemez olur.

Ben dünyanın kaç devletine birden, kaç uluslar arası mafyasına birden koymuşum postamı, kim bu estetik güzeli? Kim bunu var eden ve bir nane imiş gibi gösteren İçimizdeki İsrail ya da Ankebut Ağı?

Estetik güzeli hakkında geçmişte yaptığım birkaç paylaşımı şimdi bir daha gruba yönlendireyim…

Suç örgütü liderliğinden yargılanan Sedat Peker, “Ak saçlı” dediği gizli Ermeni ve MİT/CIA ortak casusu Devlet Bahçeli’nin suç, terör ve ihanet örgütü MHPKK’nin yüzde 4-5 oy alacağının konuşulmasına tepkili. Peker, “Milletimizin kendi siyasi istikbalini ve partisinin zarar göreceğini düşünmeden ülkesi için birçok fedakarlığı yapan Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve ak saçlı bilge liderine böyle birşeyi asla yapmayacağına inanıyorum” dedi.

Şu videoya bir bak… Sene 2004… Polislerimizden Allah razı olsun, işlerini dört dörtlük yapmışlar ve çok sevdiğin Sedat Peker isimli mafya babacığını, organize suç örgütü liderini paket yapıp almışlar. Sonra ne dönmüş? Nasıl olmuş da bu Sedat Peker tahliye edilmiş? Bak polisler öfkeden duvarları yumruklamışlar? Adamlar haklı, ben olsam daha da ileri giderdim. Devletin bir kurşununu hayırlı bir iş için feda ederdim.

Kim bunlar Zeki? Bu milletimize anlat hele, kim bu devlet içinde devlet olan mafyacıklar, kirli çeteler, masonlar, Sabetaycılar, CIA’cılar? Bak haberi veren Kanal D bile içimizdeki İsrail’in kurumsal TV kanallarından biri… Haberi sunan Atasagun de kripto Yahudi mi?

Sedat Peker ile AKPKK arasındaki ilişki ne zaman, nasıl başladı, nerelere kadar uzandı? Sen benim önümü kesemeyince neden hemen Sedat Peker’e koştun ya da adını kullandın? Onun adını, çok dara düştüğünde, onun rızası olmadan da kullanıyor musun? Aranızdaki hukuk ne zaman, nasıl başladı? Sizi kimler tanıştırdı? Ne işler çevirdiniz bu güne kadar? Neler döndü, neler dönüyor? Bize neler anlatacaksın? Neden bu gün de AKPKK bu mafya babacığına hukuk sisteminde hususi bir koruma sağlıyor? Devlet gücümüzü çetelere, CIA’cılara, Sabetaycı hainlere, Masonlara kullandıranlar kimler? Sana dokundurmayan ihanet gürühu, neden Sedat’ı da kolluyor? “Süleymancılara operasyon” denip duruyor ve sen de arada bu gibi cümleler kuruyorsun ya, söyle hele bu saydıklarımla mı yapacaksınız operasyonu?

İnsanın aklına gelmiyor değil, yoksa Sedat Peker de pek çok meşhur mafya babacığı gibi içimizdeki İsrail’in adamı bir kripto Yahudi mi? Bir adamı vardı, şu video çekildiği tarihte sağdı ve yanındaydı. Sonra öte tarafa adisyonu ödemeye gönderdiler onu, adı da şey olacaktı, sen söyle, Ali Şahin Gürman mı ne? O da kripto muydu? Sahi, nedir bu işler böyle, hep denk mi gelmiş bunlar?

Ses ver Zeki, ses ver artık? Konuş, dök o sahte AKPKK ve Reis sevdanın arkasındaki gerçekleri. Bu sahte sevginin arkasında aslında nasıl bir menfaatçilik olduğunu, ne kadar vurduğunu, kaç ülkede neler satın aldığın da anlat. Derneğin UKİD’in Afrika masasının başına, uluslar arası dolandırıcı Ahmet Kemal Öncü’yü, bütün suçları senelerdir ispatlı olduğu halde koymuş pisliğin tekisin sen, haydi konuş, ne konuşacaksan?

Seni insan şeytanı seni

Bir daha adımı anarken duruşunu düzelt, önünü ilikle, tabirlerini iyice seç, düzgün cümleler kur. Yoksa kırarım kalemini.

İşte meydan, bütün Türkiye görsün bakalım, üstüme gelebiliyor musun, gelemiyor musun?

Numarayı da bırak, herkes biliyor orada burada numaradan atar yaptığını, benden it gibi tırstığını ve bir şey yapabilecek olsan durmayıp yapacağını. Seni sen yapan vatan hainlerini de seninle aynı anda aynı mezara gömecek kadar gücüm var benim.

Sen bu işleri içindesin, bilirsin: mafya babaları ya da nam-ı diğer organize suç örgütü liderleri de estetik yaptırır mı Zeki? Bunlardan hangisi gerçek Sedat Peker?


AKPKK bu katili, bu hırsızı, bu şerefsiz haini serbest bıraktığında, bunu yakalayan polis memurları bile duvarları yumrukladı.

Mehmet Fahri Sertkaya

Şu Ahmet Kural-Sıla meselesi…


Zan edersiniz ki “Hanımefendi” dediği ve “Osmanlı kadını”olmasını beklediği sözde sanatçı kadın, Ahmet Kural denilen ve mizahın sınırlarını aşıp hep bel altına vurarak gençliği zehirleyen lüzumsuzun nikahlı eşidir…

Bu İslamcı zihniyetliler iyice gevşediler. Ya tamamen Masonik bir proje olup ihanetler için kurulmuş olan Aile Bakanlığı’nın başındaki kadının bile sanki ortada bir aile varmış ve aile sorunu varmış gibi davranmasına, konuşmasına nasıl tahammül edebiliriz. Şu anda meydandaki asıl sorun, nikahsız gayr-i meşru yaşamanın devlet gücü kullanılarak bile topluma normal gösterilmesi değil midir? Kadının namusu, şerefi, iffeti, nikah ile haklar verilip hukuki korumaya alınması, kadını korumak iddiasında olanların meselesi bile değil midir? Bizden önce bu şekilde felakete götürücü davranışların ve kabullenişlerin felakete sürüklediği milletlerin dayanılmaz acılar ve sıkıntılar içinde olduğu gözler önünde değil midir?

Nereye sürüklüyor bu Siyonist ve Mason pususu AKPKK iktidarı ve İslamcı samimiyetsizler dinimizi, itikadımızı, ahlakımızı, kızlarımızı, nesilleri ve devletimizi? Bu millet bu ihanetlere topyekun harp ilan etmek zorundadır. Yoksa bunun sonunda Türk milleti de söz konusu diğer milletlet gibi acılar içinde kalır.

Aslanlar gibi, erkek gibi, namuslu ve şahsiyet sahibi biri olarak seven ve sevdiği kızla evlenen ama 18 yaş gibi tamamen zorlama ve art niyetli bir engele takıldığı için ceza evine giren erkekler lehine üç satır lehte yazan ya da konuşan var mı? Allah aşkına şu milletimize söylensin artık, kimler yönetiyor şu perişan haldeki devletimizi? Haham Ben Abrahamson’ın ve Şeytan’a tapıp Şeytan için insan kurban edecek ve insanları insan görmeyecek ve felaketlere sürüklenmeleri için uluslar arası sistem kuracak kadar adileşmişlerin kontrolünde olmak zorunda mı Aile bakanlığı?

Mehmet Fahri Sertkaya