Etiket arşivi: Barış Özcan

Oyalanıp dursunlar

Ankebut Ağının Türkiye ayağındaki gizli Yahudiler, yine kendi çaplarında mücadele vermekteler.

Öyle üst perdeden bir giriş var ki şu videoda, konu edilen otomobil dünyayı değiştirecek zan edersiniz. Hiç kimselerin düşünemediği ve son derece gerçekçi, son derece faydalı hususiyetler bir araya getirilmiş zan edersiniz. Sakince ve sorgulayarak izlediğinizde ise masonların, satanistlerin, yahudilerin her zamanki işgüzarlıklarından başka bir şey olmadığını birkaç dakika içinde anlayabilirsiniz.

Gösterdiği arabada, abarttığının yüzde biri kadar bile teknik hususiyet/özellik yok.

Vermişler yine talimatı, biraz da anlaşılan krizlere girmiş, öyle oyalanıyor kendi çapında… Kelimeleri birleştirerek yeni kelimeler türetme denemelerine de başlamış hemen… Bir yandan, mensubu bulunduğu satanist teşkilatın kontrolünde olan BMW isimli araba firmasını, bir yandan da çoktan köşeye sıkışmış olan diğer batılı araba imalatçısı firmalarını dolaylı yollardan kollamaya ve reklam yapmaya çabalıyor. Bir yandan, teşkilatlarının mensubu olan yazarı ve kitaplarını reklam etmeyi de ihmal etmiyor.

Zaten dünyanın hemen hemen yer yerinde Barış Özcan gibi yahudiler/masonlar var, hepsine talimatlar eş zamanlı veriliyor ve satanist mekanı Youtube da bunlara meydanı bırakıyor, insanlığın kabullenişleri, basın ve medyanın haricinde bir de böyle yönlendiriliyor. Şimdi de panik haldeki satanistler, araba markalarının/firmalarının bir anda iflas etmesi ihtimalini gördüler, zihinleri sıkı kodlayarak, kabullenişleri yönlendirerek vakit kazanmaya çabalıyorlar, çabalayacaklar.

Hala farların, hala camların, hala sileceklerin, hala aynaların, hala sıcağın, hala soğuğun, hala kirli havanın olduğu, hala kazalarda paramparça olan teneke kutu misali arabaları, nasıl olur da geleceğin arabaları olarak tanıtılırlar. “Daha iyi bir gelecek için, 2040’lı yılların tasarımlarını, 2020’li yıllarda düşünmeye başlamalıyız” diyor. Oysa gösterdiği tasarım ve teknikler, 2020 yılı için bile geri kalmış tasarım ve teknikler… Bu dünyada 1906 yılında elektrikli/şarjlı otobüsler vardı ve şehirlerde kullanılıyordu. Dünya, bundan yüz kusur sene önce bile teknolojiyi daha gerçekçi, mantıklı surette kullanıyordu. Barış Özcan’ın mensup olduğu insanlık düşmanı satanist teşkilat bu gidişe mani oldu. Araba sanayii de olağan şekilde gelişmedi, önü hep satanistler tarafından kasten kesildi. Akademi Dergisinin çığır açan, insanlığa büyük hizmetler edilmesine vesile olan, dünyanın sorunlarını temelden çözmeye yarayan yayınlarını büyük bir dikkatle takip eden Barış Özcan, tam da bu zamanlamada, böyle bir video hazırlamanın ne demek olduğunu bilmiyor mu… Biliyor, onu bu sahada var edenler, varlıkta tutanlar, o bütün insanlığı düşmanı olan satanistler, talimatları verince, onun gibiler için tercih hakkı bitiyor.

Gün gelecek, kripto yahudi, satanist ayinci, vatan haini, gerçek kimliğiyle yaşayamayan omurgasız şu herifi ve hatta onunla aynı anlarda benzeri yüzlercesini, tek bir Akademi Dergisi videosu bile bitirecek, oyundan düşürecek. O güne çok fazla zaman kalmadı.

Dünyanın her yerindeki akl-ı selim kişiler, Ankebut Operasyonunun dünyayı ne yöne götürdüğünün idraki içindeler. Bu yöndeki gidişin, bu yeni dünya nizamının, asırlar geçmeden geri döndürülemeyeceğinin de idraki içindeler. Kabullenmek istemeyenler, hala bütün insanlığı maddi ve manevi yönlerden şeytani bir çarkla sömürebileceğini düşünenler, şimdilik karanlığa karşı kürek çekip oyalanmaya devam etsinler. Günü gelince cezaları da kesilir.

Sizi temin ederim ki geleceğin arabaları, TIR’ları, kamyonları, gemileri, elektrikli olmayacak. Elektrikli vasıtalar, bir geçiş süreci boyunca çok yaygın olarak kullanılacaklar ama sonrasında elektrik/şarj bile gerektirmeyen farklı teknolojiler kullanılacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ne kadar çok paniklediler

Ne kadar çok paniklediler

Gece yazdığım Nazca çizgilerine ve gerçek dünya tarihine dair yazı, zaten bu sahada yıllardır yazdığım onlarca yazımın üstüne artık tamamlayıcı bir yazı gibi oldu.

Dünya üzerindeki etkili ve yetkili kişiler arasında hemen ilk saat içerisinde büyük bir mevzu oldu. Herkes birbirine farklı lisanlara çevrilmiş hallerini gönderdi. Çok yüksek bir haberleşme trafiği de oldu, görüşmeler yapıldı ve hala yapılıyor.

Dünya üzerindeki müesses nizamın, satanistlerin kurulu sisteminin en büyük taşıyıcı kolonuna da devasa bir bomba koyup patlatmış ve yıkmış bulundum. Bundan sonra satanistler, yahudiler, masonlar, tapınakçılar, evrimciler, sözde bilim adamları, bir bütün olarak Ankebut Ağı, fikir, bilim ve eğitim sahasında da tuzla buz olacak.

Pek çok farklı dinin, tarikatın, cemaatin, ülkenin/milletin ve kültürün mensupları arasında şaşırıp kabullenenler de inanmak istemeyip ısrarla ret edenler de oldu, olacak. Ancak konuşmalardan anlaşılıyor ve akıl, mantık da bunu söylüyor ki kabullenemeseler de çok kısa sürede şu müesses nizam yıkılacak, bunun farkındalar, inatla ret etmenin fayda vermeyeceğinin de herkes farkında… Artık hiç kimse dünya tarihine bu güne kadar olduğu gibi bakmayacak. Dürüst karakterli hiç kimse evrim teorisi safsatasına dönüp bakmayacak ve bunların kitaplarını, belgesellerini ve programlarını izlemeyecek. Bunların okullarda ders kitaplarında bulunmasına da izin vermeyecek.

Bu gidişatın çok yakında bu neticeyi vereceğini gören, bu son yazımla birlikte buna emin olan ve ümitsiz de olsalar her şeye rağmen sabaha kadar uyuyamayıp hemen bir şeyler yapmak isteyen kişiler de çok oldu. Bunların başını da yine Yahudi/Satanist kişiler çektiler.

Türkiye’de de gizli Yahudi Youtuberlara hemen talimatlar verildi. Gizli Yahudi Barış Özcan bu gecenin sabahında “Nazca çizgilerinin sırrı” başlığı ile kuru gürültü bir video paylaştı.

Herkes izlesin, bu video, bu gizli Yahudi ve art niyetli Barış Özcan’ın gerçek yüzünün kısa sürede görülmesinde büyük paya sahip olacak. Çünkü video büyük panikle, dersini çalışmadan, art niyetle, çok sayıda açıklar verilerek ve aceleyle hazırlanmış

https://www.youtube.com/watch?v=4AgrxE11hG0

Satanist Barış Özcan’dan zaten başka bir şey beklenmezdi

İblis’e insan kurban edilen satanist ayinlerine de katılan gizli Yahudi Barış Özcan’ın hazırladığı bu videoda, dördüncü dakikada, şu gördüğünüz görüntü paylaşılmış.

Nazca’da görülen çizgilerin bir benzerinin Kentucy’de, 7 Ağustos 1982 tarihinde, altı kişi tarafından, sadece sopalar ve ipler kullanılarak çizildiği iddia edilmiş. Zaten bakarsanız internette, onlarca farklı lisanda bu iddia hep yazılmış. Lakin iddia edilenler doğru değil, bu hususta da gerçekleri bilenler var ki bu çizimi de dünyadaki uzaylılar çizdiler. O altı kişinin arasında biyonik robotlar vardı, gayet de yüksek teknoloji kullandılar ve o çizim de havadan çizildi.

CIA’ya bağlı olduğunu bildiği Yahudi kişilerden sürekli talimatlar alarak videolar hazırlayan ve on binlerce çok zeki ve bilgili Müslüman Türk Youtuber sansürlenirken CIA’nın Youtube’nda haksız şekilde markalaştırılan Barış Özcan, isterse yanına beş normal insan alsın, biraz da sopalar ve ipler alsın, 350 metreyi bulan Nazca çizimlerinden birini Türkiye’de istediği yerde çizsin. Ben yanlarına, onları gözetleyecek ve hile yapıp yapmadıklarını fark edecek onlarca kişiyi gönderir ve her safhasında video kayıtları aldırırım. Yapabilecekse kendisi bunu yapsın ve biz de sadece ip ve sopa ile yapılabildiğine kani olalım.

Bu hususta zorlanırsa, bu videosuna sponsor olan KAFT’ın kabalacı, büyücü, ayinci ve sadist ekibinden de yardım alabilir. Hatta KAFT’ın bünyesindeki hatta sözde eğitim verdiği bütün Yahudi, Satanist kişileri de yanına alsın, iddia ediyorum ki yine bu şekilleri bu isabetle ve bu büyüklükte çizemezler.

Eskisi gibi değil… Bu oyunu dünya genelinde bitirdik. Bu satanistlerin/yahudilerin her şeyini içlerinden, en derininden biliyoruz. Hepsini tanıyoruz, bütün inanç esaslarını, bakış açılarını, oyunlarını, ihanetlerini, teşkilatlarını ve tarih boyunca da insanlığa ve milletimize neler yaptıklarını da biliyoruz.

Bu yazıyı okuyan herhangi bir kişi, Barış’la gerçek bir görüşme ya da internet üzerinden bir sesli görüşme yapmamızı sağlayabilir. Ben buna şu anda da hazırım ve 10 dakika bile karşımda kale alınır cümleler kuramayacağını, CIA tarafından şişirilmiş bir piyon gizli Yahudi olduğunun tamamen meydana çıkacağını garanti ederim.

Merak edenler çoktur

Çok yıllar önce bu hususa dair paylaşımlar yapmıştım ama şimdi tekrar etmekte fayda var. Ben ömründe bir tek Erich Von Daniken kitabı bile okumadım. O en meşhur kitabı olan Tanrıların Arabası’nı da okumadım. Önsözünü ya da özetini de okumadım. Bir tane bile Daniken makalesi okumadım. Bir tane bile Daniken belgeseli izlemedim. Başka bir belgeselin bir iki dakikasında onun da görüşü sorulmuştu, o kadarını izlediğimi hatırlarım.

Erich henüz beş yaşlarında iken Türkiye’de, İstanbul’da Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri, hem geçmişte yüksek bilim ve teknoloji çağları yaşandığını, hem de uzaylıların varlığını anlatıyordu. Bunları açıkça da anlatıyordu. Bu konulara dair giriş seviyesindeki bilgileri camilerde cemaate vaz ederken de anlatıyordu.

Yıllar önceki söz konusu paylaşımlarımda bu hususa temas etmiştim. Bizim cemaatimizin samimi ve gayretli mensupları bu hususları 1940’lardan beri biliyorlar. Hatta benim bu güne kadar anlattıklarım devede kulak misali, azıcık bilgi kırıntıları. Daha neler neler biliyoruz.

Bu mevzulara girilince sözü hemen Daniken’e götürüp onun üzerinden konuyu sulandırmak da ayrıca bir art niyet. Şu sayfalarda, kanallarda, bundan 7-8 sene önce bile, uzaylıların binlerce sene önce dünyamızda bulunduklarına, dünyada pek çok eser bıraktıklarına dair onlarca somut delil paylaştım. Dürüst olan hiçbir insan bunları görmezden gelemez ve tartışma hemen biter. Hem uzaylıların varlığı, hem binlerce sene önce de dünyamızda oldukları hem de dünyanın dört bir yanında izler ve eserler bıraktıkları en somut şekliyle ispatlı…

O halde Barış’ın ve benzerlerinin derdi nedir? Asıl endişeleri nedir? Daha dün bile Meksika hükumetinin bulduğu tabletleri gösteren videoyu bilmem kaçıncı tekrarla paylaştım. Bu Barış Özcan gibilerin şifası yok. Çünkü gerçekleri bilmiyor değiller. Görmüyor değiller. Uzaylıları getirip karşılarında konuştursanız bile inkar etmek zorundalar. Zaten en başından beri gerçek olduğunu bile bile inkar ediyorlar.

Şu kısmının tartışması gerekiyor: Bunlar bu gerçekleri kabul edince dünyada ne gibi değişmeler olacak, neler yaşanacak ve bunlar neler kaybedecekler.

Mehmer Fahri Sertkaya

Barış Özcan…

Mesela şu Barış Özcan…

Kendini ulaşılamaz bir yerlerde görüyor. Türk ve İslam düşmanlığı damarlarında kan olmuş akıyor. Aynı anda Akademi Dergisi de çoktan damarlarında kan olmuş akıyor. Akademi Dergisi’ne hem azılı düşman, hem olağan üstü seviyede hayran kişilerden biri. Akademi Dergisi on seneden fazla süredir, dünyanın beyin takımını sarsıyor, işte şimdilerde bu gücü iyice gözle görülür de oluyor ama bu süre boyunca Türkiye’de genele yayılamıyorken, o Barış Özcan birkaç basit ve fazla emek istemeyen videoyla milyonlarca takipçiye ulaşabiliyor. Son derece tuhaf olan bu şey, nasıl olabiliyor.

Herkese verecek bir cevabı, her konuda söyleyecek bilimsel bir açıklaması olduğunu zan eden, her konunun doğrusunu biliyormuş rolü oynayan Barış Özcan bu soruma cevap niteliğinde bilimsel temelli bir video hazırlayabilir mi?

Bazen oynadığı role kendi de inanıyor. Bazen gerçekten karşısında kimseler yok ve o kadar açık ara farkla gidiyor zan ediyor. Oysa karşısında gerçekten kimseler yok. Yani ona rakip olacak kişiler değil, onu on dakikada ezip geçebilecek kişiler karşısında yoklar. Çünkü Youtube bu kişilere hiçbir zaman meydan vermedi ve hala vermiyor.

Koca ülkede gerçek kimliklerini, kökenlerini, dinlerini, hedeflerini gizlemiş bir avuç Youtuber, Youtube’un gerçek sahibi olan CIA’nın kendilerine sağladığı her türlü imkan ve fırsatla Türkiye’ye ve Türk milletine alenen ihanetler ediyorlar. Zararlar veriyorlar, düşmanlıklar sergiliyorlar.

Hazırladığı bir videonun başında ve sonunda kendiyle tezata düştüğünü fark edemeyecek kadar vasıfsız, gayretsiz, dikkatsiz, umursamaz ve art niyetli bir Barış Özcan’ın, Türkiye’nin en araştırmacı, sorgulayıcı, doğrulayıcı ve faydalı Youtuber’larından biri gibi algılanması, tamamen Youtube’un yani CIA’nın bir oyunu…

Kendisiyle herkesin izlediği bir mindere çıkabilsek, beş dakikada havlu atmak zorunda kalacak. O kadar temelsiz, o kadar art niyetli, o kadar çürük bir bina dikmek istemiş.

Biz yayın yapacak platform bulamıyorken o bu kadar vasıfsız haline rağmen en önde olanlardan oluyor. Gittiği Youtube toplantılarında CIA’ya verdiği sözler de o sözler gereği Türkiye’ye yaptığı ihanetler de buna sebep oluyor.

O da Akademi Dergisinden pek çok konuyu hayranlıkla takip etti, ediyor ve sonra çıkıp “Bu gerçeklerin hakim olmasının önüne nasıl geçerim. Zihinleri nasıl bulandırırım.” gayesiyle karşı ataklar yapıyor.

İnsanlık adına, devlet ve millet adına, hürriyetimiz ve milli güvenliğimiz adına verilen bu mücadelemizde, gerçeklerin hakim olduğunu ve bu değerlere hizmet edildiğini görüp de desteklemek yerine kösteklemek suç değilse, hatta idamlık suç değil, suç denilen şey nedir?

İman kaybediliyor. Ahlak/namus kaybediliyor. Bütün bir millet her şeyiyle asimile edilmek ve başka devletlere/milletlere köle/sömürge edilmek isteniyor. Toplum nizamı, aile kurumu ve her şey temelden yıkılmak isteniyor. Bu yapılırken aksine bir duruşları varmış gibi görünerek yapılıyor.

Pekiyi, şu Milli İstirahat Teşkilatı kime, neye çalışıyor. Bu milletin istihbarat teşkilatları istirahat teşkilatlarına hatta ihanet teşkilatlarına dönüştürülmemiş olsa, bu toplum ve bu devlet bu kadar organize saldıralara, ihanetlere muhatap olur muydu…

Mehmet Fahri Sertkaya