Etiket arşivi: Mason Tarikatı

Akademi Dergisi yazarı muhterem hocamız Mehmet Fahri Sertkaya’nın muhtelif yazılarında geçen, Mason tarikat, Mason, Masonik Örgütler, Yahudi/Mason Medyası, Mason/Satanist Ayin, Mason Teşkilatı, Freemasonry, Masonluk, Masonlar gibi etiketlerin tamamını istafade edilmesi temennisiyle, Mason Tarikatı konusu altına toplamaya çalıştık.

Editör | MFS.TV

Tahmin edilemeyecek şekilde bitti

Gizli Ermeni ve terörist Abdullah Öcalan kanser oldu. Onu, on binlerce masum sivilin katilini hayatta tutmak için milletimizin vergileri ve şehitlerimizin kanlarıyla ayakta duran devletimizin bütün imkanları seferber edildi. Zaman zaman bu bilgi basına da sızdı. Sosyal medyada ve internet haber sitelerinde konu da oldu.

Tıka basa gizli yahudi, gizli ermeni ve mason dolu olan MİT kadar, CIA da elinden gelenleri yaptı ama onu hayatta tutmak mümkün olmayacaktı. Ermeni terör örgütü PKK, Ermeni terör örgütü ASALA’nın yerine MİT ve CIA tarafından kurulmuştu. Vur kafasına, al elindekini ayarında basit bir çaycı iken Abdullah Öcalan da bu sözde Kürt terör örgütünün sözde lideri gibi gösterildi. Onlarca sene boyunca, insanlık dışı vahşetler, cinayetler, su-i kastler, kaçakçılıklar, kara para işleri, bu milletin vergileri ile tesis edilen ve bu millete hizmet etmesi gereken MİT üzerinden, PKK eliyle yaptırıldı. Hala da bu böyle… MİT, tarihi boyunca gizli Ermenilerin ve gizli Yahudilerin yatağı, CIA’nın paravanı olmaktan ve bu millete ihanetler ve zulümler etmekten başka bir şey yapmadı.

Binbir türlü gizli, kirli, kanlı, vahşi planın içinde, Abdullah Öcalan’ın hikayesi ise hiç tahmin edilemeyecek şekilde bitti. CIA ve MİT içindeki biyonik robotlar sayesinde, Abdullah Öcalan ölmeden önce öldürüldü ve biyonik robotla yerine geçildi.

Şu anlarda, Abdullah Öcalan suretinde imal edilmiş olan biyonik robotun içinde, İngiltere merkezli grilere çalışan bir uzaylı insan var.

Mehmet Fahri Sertkaya

Elektrik ve internet kesintileri olursa kasıtlı olarak kesildiğine emin olabilirsiniz.

İstanbul’da bu gün ya da önümüzdeki günlerde, uzun süreli elektrik ve internet kesintileri olursa, elektrik ve internet kesintilerinin arızadan kaynaklanmadığına… Kara paracı hükumet, mason tarikatı, içimizdeki İsrail ve batı dünyası/ülkeleri ortaklığındaki çeteler tarafından kasıtlı olarak kesildiğine emin olabilirsiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Fikirlerime, projelerime itibar ediyorsanız;

– İstanbul boğazındaki yalıları, köşkleri, restoranları elinizden çıkartın, çünkü tıraşlamalar yapılacak. Boğaz genişletilecek. Bu, mümkün olabilen en kısa sürede yapılacak. Lüzumu halinde tarihi mekanlar/eserler bile yıkılacak, tıraşlanacak. Hukukçular buna “olur” verecekler. Kamu vicdanı da gerekli bilgilendirmelerden sonra buna “olur” verecek.

Ayrıca her eski eşyanın, meskenin ya da eserin “tarihi eser” ya da “değerli eser” olarak görülmeyeceği, isabetli bir kabullenişe geçilecek. İki ya da üç asır önce inşa edildiği ya da imal edildiği zaman bile kıymet verilmemiş, beğenilmemiş, fayda sağlamamış eşyanın, meskenin, alet edavatın bu asırda kıymete binmesi, sizce de çok tuhaf değil mi? Kamunun çok büyük menfaati olacaksa, hayatın akışına çok büyük fayda sağlayacaksa, asırlar boyu faydası devam edecek ve toplamda yüz milyonlarca insan ferahlayacaksa, onlarca tarihi eser ya da mesken tereddüt edilmeden yıkılabilecek.

– Kanal İstanbul projesi hakkında en baştan beri “Hiçbir zaman yapılamayacak” demiştim ve son sözü de çoktan söyledim. Bütün dünya da duydu. Duymayan kaldıysa, işine geldiği her anda mfs taklidi yapan ve mfs rüzgarının peşinden yol almaya çabalayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun çıkışlarından duymuş, anlamıştır. Dünya ittifak etse bile o proje yapılamayacak. Buna izin vermeyeceğim. İstanbul’a bu darbenin vurulmasına da buradan vurgun vurulmasına da izin vermeyeceğim. Zaten son sözü söylememden sonra dünyada beklenen oldu, aklı başında herkes geri durdu. Bunun istisnası olabileceğini ve paranın ya da mason olmasının kendisine güç verdiğini düşünen, bu projeyi yaptırabileceğini düşünen taraflar kaldıysa, parasını istediği gibi toprağa/araziye gömebilir. Beklediği gibi değer kazanma asla olmayacak. Bu proje yapılmayacak.

– Karadeniz ile Hazar denizini birleştiren kanal kesinlikle yapılacak, açılacak. Gayet uzun, gayet geniş ve derin olacak. Çok çok büyük faydalar sağlayacak. Geçiş güzergahı şu an için belirli değil ama inşaasına başlandığında bütün güzergah Türkiye devleti sınırları dahilinde olacak.

– İstanbul’daki yeni havalimanı kapatılacak, farklı maksatlarla kullanılacak ya da kiraya verilecek ya da arazisi satılacak. O kule diye yapılan mason/satanist sembolü de yıkılacak. Oralarda gayr-i menkul yatırımları yaptıysanız, elinizden çıkartın. İstanbul’da hava trafiği çok azalacak. Sabiha Gökçen Havalimanı bile tek başına yeterli olabilecek hatta ihtiyaç duyulandan daha büyük bir havalimanı olarak görülecek.

– Büyük şehirlerde ekmek işi tek bir firmada ya da 3-5 firmada toplanacak ve küçük fırınların faaliyetini devam ettirme imkanı kalmayacak. Ekmeğin sağlıklı ve temiz olması bir milli güvenlik meselesi olarak görülecek.

– Gıda güvenliği de milli güvenlik meselesi olarak görülecek ve asla taviz verilmeyen meselelerden biri olacak. Gıdada tağşiş yapanlara bile çok ama çok ağır cezalar verilecek. İnsan sağlığını, hayatını hiçe sayacak kadar ileri giderek gıda üretenler ve bunu bilerek satanlar ve aracılık edenler… Sureten hala insan gibi görünseler de sireten şeytanlaşmış ve canavarlarmış bu kişilere idam cezaları verilecek. İnsan nevinden sayılmayacaklar ve insanlara bir kez daha zarar vermelerine meydan/fırsat verilmeyecek. Aynı şekilde ilaç endüstrisi üzerinden milletin sıhhatine ve hayatına kastetmiş ya da bunlara yardım ve yataklık etmiş herkes idam edilecek.

– Marketler ve AVM’ler daha da büyüyecekler, yaygınlaşacaklar ve devletten “olur” alacaklar. Birlik olmayan, kendini geliştirmeyen, doğru kararlar almayan küçük esnaflar daha da azalacaklar ve zararlar edecekler. Hukuk sisteminde, kamu vicdanında, basın ve medya kuruluşlarında, belediyelerde ve genel kabullenişte hep bu tavır olacak. Birlik olan, kendini yenileyen, çok çalışanlar çok kazanacaklar. Kimse bundan rahatsız olmayacak. Geri kalan, batan, doğru zamanda doğru kararları almayan kişilere hak da verilmeyecek, destek de kredi de verilmeyecek. Mümkün olabilen her eşyanın/ürünün İnternet üzerinden satılması teşvik edilecek, büyük şehirlerde bir iki saat içinde teslimat yapılması sistemi teşvik edilecek ama bu sahada dönen türlü türlü hilelere ve hukuksuzluklara artık devlet kurumları müdahale edecekler, işlerini tam yapacaklar.

– Sulu tarım sahasından tamamen çekilin. Çok yakında Türkiye’de sulu tarım tamamen yasaklanacak ve Türkiye bu kararıyla da dünyaya örnek olacak. Vatandaşlarının zehirlenmesine asla izin vermeyecek. Çok yakında Türkiye devleti, su kaynaklarının kurutulmasına, topraklarının kurutulup kuraklaştırılmasına, ekinlerin hasat zamanı yaklaşırken tarlalarda kurutulmasına karşı gerçekçi tedbirler alacak. Bu türlü elektromanyetik saldırılar yapan devletlere karşı gerekirse harp ilan edecek. İleri teknolojiler kullanarak ormanlarımızı uzaktan yakan devletlere de harp ilan edilecek.

– İlk bakıldığı anda bile “Bu nedir böyle, bu apaçık bir şekilde soygun, hırsızlık, dolandırıcılık, sömürücülük. Başımızdaki yetkililer nasıl böyle bir işe girişip böyle ağır bir sözleşmeye imza atabilirler.” denilen sözleşmeler, anlaşmalar, her ne kadar resmi taraflarca imzalanmış olsalar da anında iptal edilecekler. Ödemeler o anda durdurulacak. Oturulup ilk önce o köprülerin, yolların, havalimanlarının, hastahanelerin ya da benzeri yerlerin gerçekten sözleşmedeki şartlara uygun şekilde yapılıp yapılmadığı konuşulacak. Yapılmadıysa ve kamu zararı varsa hemen tazmin etmeleri sağlanacak. Şartlara uygun yapıldıysa ama çok fahiş bir fiyatla yapıldıysa, o fahiş fark silinecek. Ödenmeyecek. Hatta o ana kadar rayiç bedelinin üzerinde ödeme yapıldıysa, fazla yapılan ödeme de geri alınacak. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı, herkesten alınacak. Bu milletin vergileri, başka milletleri ve onların firmalarını haksız ve hukuksuz şekilde zengin etmek için kullanılamaz.

Koca Türk milleti, milletler arası ve mason üç beş tane sömürücü firmaya para yetiştirmek için gece gündüz, aç karna çalışmak zorunda değil. Bu adilikleri yapan ülkeler/firmalar, götürebiliyorlarsa köprüleri, yolları, hastahaneleri, ne varsa hepsini söküp kendi ülkelerine götürsünler. Sorana da “Biz 80 milyon insanı toptan geri zekalı zan ettik. Korkak zan ettik. Soyup soğana çeviririz de hiçbir şey yapamazlar zan ettik.” desinler. “Halbuki başlarındaki idarecilere paylarını anlaştığımız şekilde de verdik. Bu iş böyle olmayacaktı. Fena çuvalladık.” desinler.

Götüremiyorlarsa, daha şimdiden oturup sözleşme maddelerini değiştirsinler. Bu sayede, o gün geldiğinde yargılanmamış ve cezalar almamış olurlar. Yabancı firmaların sahipleri ve yetkilileri de milletler arası mahkemelerde yargılanacaklar. Türkiye sınırları içinde olanlar zaten hemen tutuklanacaklar. Devletimiz, bu şahısların kendi devletleri tarafından da yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, malzemeden çalma, rüşvet, dolandırıcılık gibi ceza maddelerinden yargılanmaları talep edecek. Adaletin gereğini yerine getirmeyen ve vatandaşı olan dolandırıcılara ceza vermeyen devletlere de gerekli karşılıkları verecek.

Türkiye’de öyle bir devlet otoritesi ve adalet sistemi olacak ki karşısında hiç kimse yalan beyanda bile bulunamayacak. Bu vurgunlar vurulurken ve bu projeler sözleşmeye uymayan şartlarda yapılırken şahit olmuş toplamda on binlerce kişi bülbül olup şakıyacaklar. Ayrıca hesaplar, kitaplar, videolar, belgeler de gözler önünde olup adliyelere aktarılacak. Bu memleketten bir toplu iğne çalınmışsa bile onu söke söke geri alacağım.

Akıl almaz oranda ödediğimiz vergilerimizin/paralarımızın aktığı batı ülkelerinden ve bunların firmalarından, patronlarından bu paraları söke söke alacağım. Veremez hale gelirlerse, onlarca sene bu borca karşılık ücretsiz çalıştıracağım. İcap ediyorsa onların köprülerine, hastahanelerine, santrallerine, otobanlarına el koyacağım. Oraların hepsinden toplanan paraları Türkiye’nin hazinesine aktaracağım. Bu hususta bu dediklerimin asla yapılamayacağını düşünenler varsa, çok yakın gelecekte büyük şok yaşayacaklar. Bakalım, yaşayıp göreceğiz, uçtum mu yoksa ayaklarım yere basıyor mu, bu dünya kendini çok zeki ama koca koca milletleri aptal zan eden ahlaksız ve namussuz bir avuç kişilere kalıyor mu, göreceğiz. Yaşadıkları devletler, hükumetler, onları savunabiliyor mu, göreceğiz.

Az daha unutuyordum. Daha yenice yapılmış olmasına rağmen felaketlerde, musibetlerde çöken, çökecek, yıkılan, yıkılacak, bozulan, bozulacak köprünün, yolun, binanın, hastahanenin, postahanenin, ve her ne şey varsa hepsinin ödemesi anında durdurulacak. Ödemelerin kalanı yapılmadığı gibi, o ana kadar yapılan ödemelerin de çoğu geri alınacak. Üstüne, bu kamu sistemleri hizmet veremez hale geldiği için oluşan maddi ve manevi zararlar tazmin edilecek. Hazineye aktarılacak. Hazineye el uzatanın o eli kesilecek.

Herkes kafasına yazsın, şu andan itibaren Türkiye, eski Türkiye değildir. Bu güne kadar burada yanlış işler yapmış olanlar, neye müstahaklarsa onu bulacaklar, yaşayacaklar. Aklı başında olanlar, hiç değilse şu andan sonra yanlış işler yapmazlar. Türkiye’yi sağılacak inek gibi görmezler. Bu çiftliğin artık eli silahlı ve iyi nişancı ve korkusuz bir sahibi var.

– Bu ülkede bu kadar büyük oranda vergiler toplanıyor olmasına rağmen, bir de kamu imkanları kullanılırken her şeyden ücret alınmasına en kısa sürede son verilecek. Bu kan emici çark kırılacak.

Köprülerden, yollardan, tünellerden geçiş ücretleri alınmayacak. Okullarda, üniversitelerde hiçbir mazeretle para alınmayacak. İmtihanlardan, sınavlardan para alınmayacak. Eğitim sistemi üzerinden türlü türlü para vurma oyunları tek kalemde bozulacak. Adliyelerde mahkeme masrafı, tebliğ/tebellüğ masrafı ya da başka herhangi bir masraf alınmayacak. Adliyeler, para basan yerler olmaktan derhal çıkartılacak. Türkiye’de hükumete kendi adamlarını getirmiş devletlere ve milletler arası mafyalara ve tefecilere buralardan para akışı kesilecek. Öyle bulduğu her fırsatta adli ve idari para cezası yağdıran bu sözde hukuk sistemi sıfırdan yeniden tesis edilecek. Bu güne kadar kesilen milyonlarca para cezasından toplanan dağlar kadar paranın nereye gittiğinin izi sürülecek. Her halükarda o paralar geri alınacak. Bu kadar kötülüğün bu millete onlarca senedir yapılmasına aracılık eden ve Türk/İslam düşmanlarına çalışan mason tarikatı gerçek yüzüyle ve somut delillerle milletimize ve dünya insanlığına anlatılacak ve bu hain tarikat Türkiye’de tamamen yasaklanacak, bütün locaları kapatılacak. Tek tek adaletle yargılanacaklar ve suçlu olanlara hukukun izin verdiği en ağır cezalar kesilecek. Mason tarikatının gayr-i resmi (yeraltı) faaliyetine bile izin verilmeyecek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Vakti geldi, Türkiye’yi bağımlılıktan kurtaracağım

Trakya’da ziraatte kullanılacak su bulmak için açılan basit kuyulardan bile doğalgaz çıkıyor. Trakya’da ayrıca çok kolay bir şekilde petrol bulunabiliyor. Trakyanın altında çok yüksek miktarlarda doğalgaz ve petrol bulunduğunu, bundan 50-60 yıl önce oralarda petrol kuyuları açıldığını, ahalinin de bu tesislerde çalıştığını ve sonra bir yerden emir gelmişçesine bir anda bu kuyuların kapatıldığını, ahalinin günlerce kuyuları kapatmak için beton hazırladığını, buna rağmen günümüzde bile oralardan petrol sızmaya devam ettiğini bütün dünya biliyor. Bu hususta belgeler dahi var.

Ülkemizin siyasi idaresini, kanun koyucu meclisi, mülki idareleri, belediyeleri, eğitim sistemini, basın ve medyayı ve memleketin her şeyini kontrollerinde tutan gizli yahudiler, gizli ermeniler ve diğer gizli kimlikli azınlıklar, bu hususta da batı dünyasının talimatlarına göre davrandılar. Türk milletine ve devletine ihanet ettiler. Elde var olan zenginliklerin değerlendirlmesine bile mani oldular. Bu organizasyonu/birliği her zaman olduğu gibi mason tarikatı/teşkilatı üzerinden sağladılar.

Ankebut Operasyonumuz senelerdir devam ediyor ve bizim aramızda bizden görünen Türk/İslam düşmanı hainleri ve tuzaklarını iyice ifşa ediyor, oyunları/ihanetleri bozuyor. Eş zamanlı olarak da sömürücü, kan emici, ahlaksız batı dünyasının hak ettiği gibi batmasını sağlıyor. Artık bu minvalde çok büyük gelişmeler oluyor. Hal bu iken, bir an evvel Trakya bölgemizin altındaki doğalgazı ve petrolü çıkartmamız gerekiyor. Bunu yaparken yine, bir kez daha gizli ermenilerin, gizli yahudilerin ve mason tarikatının karışmasına/ihanetlerine izin vermememiz gerekiyor. Ben, bu sahada önümüzdeki süreçte çok büyük başka gelişmelerin yaşanmasını da sağlayacağım ve önümüze çıkan manileri ezip geçeceğim.

Hiç kimsenin şüphesi kalmadı ki yepyeni bir dünya nizamı tesis ediyorum ve bunun merkezi Türkiye oluyor. Herkes, buna göre, durduğu yeri ve kararlarını gözden geçirsin. “yerli ve milli proje” yalanlarıyla onlarca yıldır aldatılanlar da artık titreyip kendilerine gelsinler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Hak ettikleri kadar feci olacak

Mason tarikatı mensubu olup da hala şeytanlaşmamış olanların, hala satanist yapılmamış olanların, hala vicdan sahibi olanların, mümkün olan en kısa süre içinde insanlık düşmanı bu tarikattan ayrılmalarını, uzaklaşmalarını tavsiye ederim. Çünkü çok yakın gelecekte masonların ve bütünüyle mason tarikatının akıbetleri çok feci olacak. Hak ettikleri kadar feci olacak… Bütün dünya insanlığı, adeta cehenneme çevrilmiş olan şu dünyanın şu hale gelmesinde en çok payı olanlardan birinin de masonlar olduğunu dehşetli sarsıntılarla görecek, bilecek…

Mehmet Fahri Sertkaya

Allah lanet eder

Alihan Kuriş, yine kendine yakışanı yapmış. Çarpılarak ölen Adana idarecisi hakkında güzellemeler yapmış.

Aslında böyle yaparak kendisinin Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz ve tamamen bitik biri olduğunu ilan etmiş. Cemaatimizin gerçek mensupları arasındaki herkes, Adana idarecisinin aslında nasıl biri olduğunu kısa süre soruşturarak, araştırarak öğrenebilir.

Metafizikle çarpılarak ölen Adana idarecisi, yüzü nurlu, ahlaklı, samimi, gayretli gerçek kardeşlerimizi görünce elektriğe tutulmuş gibi olurdu. Onların ayaklarını kaydırmak için çırpınıp dururdu. Yine Ermeni ve Yahudi karışık soydan gelen, buna rağmen açık kimliğiyle, gerçek diniyle medeni şekilde yaşamak yerine, aramıza sızıp bize her kötülüğü yapanlardan biriydi. Cemaatimizin içine sızmış kripto cemaatinin adamlarından biriydi…

Masonlarla arası çok iyiydi. Eli uzandığı kadar kara para işleri yapardı. Böylelerinin çoğunda olduğu gibi, o da cinsi sapıktı. Kız ve erkek talebeleri de hedefine koyardı. Çok hayatlar kararttı. Çok çaldı, çok yedi, çok yedirdi. Sonra da müstahak olduğu tokadı yiyip geberip gitti. Büyü yapamaz ama yaptırırdı. Bu yolla da gerçek kardeşlerimizi saf dışı etmeyi ya da öldürtmeyi denerdi.

Ehl-i iman, yer ve gök, yuvasındaki karınca, havadaki kuş, denizdeki balıklar bile böyle bir pisliğin ölmesine sevinirken, Alihan gibilerin arkasından rahmet okumasına ve okutmasına, Allah lanet eder. Piran lanet eder. Bu yazdıklarımı okuyup durup da hala soruşturmayan, araştırmayan, gerçeği kovalamayan, tepki göstermeyen, bu kadarına bile tepkisiz kalan herkese de Allah lanet eder.

Mehmet Fahri Sertkaya

Daha ne bekleniyor, kim bekleniyor, hukukun gereği neden yapılmıyor

Söz konusu kedilerin tamamının zehirlendiğine ve farklı sebeplerle ölmediklerine emin misiniz?

Hala Türkiye’nin dört bir yanında, en çok da gizli yahudi, gizli ermeni, mason ve satanist nüfusunun çok olduğu illerimizde, büyücülük maksadıyla zavallı hayvanlar feci şekilde katlediliyorlar.

Son zamanlarda, metafizik sahada çatışmalar arttıkça, bu gibi acı hadiselerin de arttığı ve basına/medyaya yansımasının önlenemediği açıkça görülüyor. Daha önce bu hususta resmi yetkilileri ikaz eden ve vazifelerini, hukukun gereğini yapmaya davet eden yayınlar yapmıştım.

Ne bekleniyor? Kim bekleniyor? Kimden icazet bekleniyor? Nerede bu ülkenin istihbarat teşkilatları, kime çalışıyor bunlar? Neden soruşturmalar neticeye ulaşmıyor? Neden çeşitli isimler altında aslında büyücülük yapan on binle kişinin önünü kesecek ve hayvanların da insanların da “oh” demesine sebep olacak kanunlar mecliste hazırlanmıyor ve ağır cezalar verilmiyor?

Lafa geldi mi insanlığı, merhameti, çağdaşlığı, vatanseverliği, milliyetçiliği, insan ve hayvan haklarını, ayrıca kadın haklarını ve bilmem neleri savunmayı kimseye bırakmayan ama omurgasız sürüngenler misali çift kimlikli yaşayan şeytanlaşmış gizli yahudilere ve gizli ermenilere ve satanistlerle masonlara, ne zaman müdahale edilecek? Masonluğun aslında satanist, büyücü, bölücü, kara paracı ve dünyanın başına bela bir teşkilat olduğu ne zaman resmi makamlarca kabul edilecek ve gereği yapılacak?

“FETÖ de FETÖ” denilip duruldu ama gerçek FETÖ’cüler de söz konusu gizli yahudiler, ermeniler, masonlar, satanistler olduğu halde, kaçına dokunuldu?

Bu Türkiye’de Türkün sadece adı mı kaldı? Örtülü bir işgal mi var, devlet kimlerin ellerine kaldı, bu gidiş nereye?

Mehmet Fahri Sertkaya

Haberiniz olsun

Yakında Türkiye’de ipleri resmen de elime aldığımda, resimdeki gibi son derece şekilsiz, ayarsız ve mühendislik/proje sorunlu araçları toptan yasaklatacağım. Hangi markanın modeli olursa olsun, Türkiye’de ya da yurt dışında imal edilmiş olsun, hiç fark etmez, geçiş süreci bile vermeden bu modellerin hepsini yasaklatıp trafikten men edeceğim. Şimdiden haberini veriyorum, isteyen dikkate alır, isteyen de o gün benimle bu hususta mücadele vermeye hazırlanır.

Dahası da var… Bu araçlarla virajlara girerek yan yatmış, takla atmış şoförlerin ve araçlar içinde o anda bulunan diğer kişilerin hukuki zeminde haklarını aramalarının önünü açacağım. Ben hayatımda hiçbir zaman “suçta zaman aşımı” diye bir saçmalığa da itibar etmedim. Bunu da kaldıracağım ve suç hangi tarihte işlenmiş olursa olsun, suçluların cezalarını bulmalarını sağlayacağım. Hem can hem de mal kayıpları hakkında cezai işlemler başlatacağım. Ardından mağdurların ya da yakınlarının maddi ve manevi tazminatlar alabilmelerini sağlayacağım. Son derece kusurlu projelendirilmiş ve satılmış ve satılmakta olan bu modellerin, Türkiye içinde satılmasına göz yummuş, yaşanan bunca kazalara rağmen gerekli soruşturmaları yapmamış ve bunları trafikten men etmemiş adli ve idari yetkililerin de yargılanmasını sağlayacağım. O gün geldiğinde trafikten men edilecek bu gibi araçların hepsinin, imalatçı firmalar tarafından iade alınmasını ve bu araçlara ödenen paraların vatandaşlarıma iade edilmesini de sağlayacağım.

Bu hususta, hukukun gereği ne ise onu yapacağım. En kesin ve keskin şekilde yapacağım. Öyle bir yapacağım ki aralarında çocukların, bebeklerin, kadınların da bulunduğu insanların canını hiçe sayarak araba imal edenler bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçiremeyecekler. Buna izin veren idari ve adli yetkililer de bir daha böyle bir şeye meydan vermeyi akıllarından bile geçiremeyecekler. Bu kadar insan ölüyor, sakat kalıyor, bu kadar çocuk öksüz ya da yetim kalıyor ama devlet nasıl bir teşkilatın eline geçmişse, bu skandallara müdahale etmiyor hatta bir adım daha öteye gidip bunları destekliyor. Türkiye’de devlet gücü, otomotiv sahasında da milletin aleyhine kullanılıyor.

Türkiye’de arabalar çok ama çok fahiş fiyatlarla satılıyor, buna rağmen bir de en sorunlu, en kalitesiz ve özelliksiz araçlar topluma dayatılıyor. Bunu, Türkiye’de otomotiv sektörünü onlarca senedir elinde tutan içimizdeki İsrail sağlıyor. Yurt içindeki sorunlu markaları/modelleri almak istemeyip de yurt dışından bir arabayı buraya getirene kadar fiyatı 3 ya da 5 ya da 7 katına çıkıyorsa, ben bu hususu/uygulamayı bile vatana ihanet kapsamındaki yargılamaya dahil ettiririm. Nitelikli ve organize dolandırıcılıktan, görevi/yetkiyi kötüye kullanmaya, millete ihanetten kasten adam öldürmeye kadar çok sayıda suç kapsamına dahil ettiririm. Burada kötü niyetli bir kastın olduğu çok açık. Burada neyin hedeflendiği, ülke içindeki gizli Yahudi, gizli Ermeni ve Mason sanayici ve siyasetçilerin el ele neler çevirdiği çok açık. Artık bunun sonu geldi. Türkiye, birilerinin sömürgesi olan bir ülke değildir.

Ben, çok sayıda meselede olduğu gibi bu meselede de baştan yazmış, ikaz etmiş bulundum. Şimdi herkes safını, duruşunu, bağlantılarını ve niyetini bir daha gözden geçirsin. Çünkü ben daha önce böyle ne yazdıysam, zaman aldı ama hepsini yaptım, yapmaktayım. Ve ben bir yetimin bir damla göz yaşı sebebiyle bu koca dünyayı bile yakarım.

Mehmet Fahri Sertkaya

Adı Mustafa Öz

Kasımpaşa Kağıthane Ferhatlar Kız Kur’an Kursunun idarecisi olan ve resmini de gördüğünüz Mustafa Öz isimli bu şahıs, ileri seviyede bir büyücüdür.

Bu güne kadar yüksek sayıda kişiyi, metafizik tekniklerle yolumuzdan ayırdı, uzaklaştırdı. Çok sayıda kadına da musallat oldu, yuvalarını yıktı, namuslarına kastetti.

Halen şeytanlıklarına devam ediyor. Metafizik sıkıntılar yaşarken kendisine danışan ve şifa arayan kadınlara bile acımasızca büyüler yapıyor. Onların kendine bağlanması için bağlama büyüleri yapmaktan ve o kadınlardan sürekli paralar istemekten bile geri durmuyor.

Son zamanlarda ayağını tamamen kaydırmış olan Alihan Kuriş’le de arası gayet iyi. Alihan’ın ayağını tamamen kaydırdığını ve masonlarla anlaştığını, kendini bir yahudi ve mason gibi görmeye başladığını, sınır tanımaz bir şekilde dinimize/yolumuza ihanet etmeye başladığını anlatmaya başladığımdan sonra, bu çete, cemaatimizin samimi mensuplarına daha da fazla büyüler yapar oldu. Mustafa Öz de bu yolda kullanılan büyücü münafıklardan biri… Ve akıl almaz bir şeydir ki bu kişiye hala gereken muamale yapılmadı hem de hala bir kız Kur’an kursunun idareciliği yaptırılıyor.

Şu yola nasıl kastediliyor, şu yolda artık neler oluyor, iyice görülsün. Şu halde susabilen dilsiz şeytanlar da zaten kahrolurlar. Allah’ın onlara tokatı çok sert olur.

Mehmet Fahri Sertkaya