Fikirlerime, projelerime itibar ediyorsanız;

– İstanbul boğazındaki yalıları, köşkleri, restoranları elinizden çıkartın, çünkü tıraşlamalar yapılacak. Boğaz genişletilecek. Bu, mümkün olabilen en kısa sürede yapılacak. Lüzumu halinde tarihi mekanlar/eserler bile yıkılacak, tıraşlanacak. Hukukçular buna “olur” verecekler. Kamu vicdanı da gerekli bilgilendirmelerden sonra buna “olur” verecek.

Ayrıca her eski eşyanın, meskenin ya da eserin “tarihi eser” ya da “değerli eser” olarak görülmeyeceği, isabetli bir kabullenişe geçilecek. İki ya da üç asır önce inşa edildiği ya da imal edildiği zaman bile kıymet verilmemiş, beğenilmemiş, fayda sağlamamış eşyanın, meskenin, alet edavatın bu asırda kıymete binmesi, sizce de çok tuhaf değil mi? Kamunun çok büyük menfaati olacaksa, hayatın akışına çok büyük fayda sağlayacaksa, asırlar boyu faydası devam edecek ve toplamda yüz milyonlarca insan ferahlayacaksa, onlarca tarihi eser ya da mesken tereddüt edilmeden yıkılabilecek.

– Kanal İstanbul projesi hakkında en baştan beri “Hiçbir zaman yapılamayacak” demiştim ve son sözü de çoktan söyledim. Bütün dünya da duydu. Duymayan kaldıysa, işine geldiği her anda mfs taklidi yapan ve mfs rüzgarının peşinden yol almaya çabalayan Kemal Kılıçdaroğlu’nun çıkışlarından duymuş, anlamıştır. Dünya ittifak etse bile o proje yapılamayacak. Buna izin vermeyeceğim. İstanbul’a bu darbenin vurulmasına da buradan vurgun vurulmasına da izin vermeyeceğim. Zaten son sözü söylememden sonra dünyada beklenen oldu, aklı başında herkes geri durdu. Bunun istisnası olabileceğini ve paranın ya da mason olmasının kendisine güç verdiğini düşünen, bu projeyi yaptırabileceğini düşünen taraflar kaldıysa, parasını istediği gibi toprağa/araziye gömebilir. Beklediği gibi değer kazanma asla olmayacak. Bu proje yapılmayacak.

– Karadeniz ile Hazar denizini birleştiren kanal kesinlikle yapılacak, açılacak. Gayet uzun, gayet geniş ve derin olacak. Çok çok büyük faydalar sağlayacak. Geçiş güzergahı şu an için belirli değil ama inşaasına başlandığında bütün güzergah Türkiye devleti sınırları dahilinde olacak.

– İstanbul’daki yeni havalimanı kapatılacak, farklı maksatlarla kullanılacak ya da kiraya verilecek ya da arazisi satılacak. O kule diye yapılan mason/satanist sembolü de yıkılacak. Oralarda gayr-i menkul yatırımları yaptıysanız, elinizden çıkartın. İstanbul’da hava trafiği çok azalacak. Sabiha Gökçen Havalimanı bile tek başına yeterli olabilecek hatta ihtiyaç duyulandan daha büyük bir havalimanı olarak görülecek.

– Büyük şehirlerde ekmek işi tek bir firmada ya da 3-5 firmada toplanacak ve küçük fırınların faaliyetini devam ettirme imkanı kalmayacak. Ekmeğin sağlıklı ve temiz olması bir milli güvenlik meselesi olarak görülecek.

– Gıda güvenliği de milli güvenlik meselesi olarak görülecek ve asla taviz verilmeyen meselelerden biri olacak. Gıdada tağşiş yapanlara bile çok ama çok ağır cezalar verilecek. İnsan sağlığını, hayatını hiçe sayacak kadar ileri giderek gıda üretenler ve bunu bilerek satanlar ve aracılık edenler… Sureten hala insan gibi görünseler de sireten şeytanlaşmış ve canavarlarmış bu kişilere idam cezaları verilecek. İnsan nevinden sayılmayacaklar ve insanlara bir kez daha zarar vermelerine meydan/fırsat verilmeyecek. Aynı şekilde ilaç endüstrisi üzerinden milletin sıhhatine ve hayatına kastetmiş ya da bunlara yardım ve yataklık etmiş herkes idam edilecek.

– Marketler ve AVM’ler daha da büyüyecekler, yaygınlaşacaklar ve devletten “olur” alacaklar. Birlik olmayan, kendini geliştirmeyen, doğru kararlar almayan küçük esnaflar daha da azalacaklar ve zararlar edecekler. Hukuk sisteminde, kamu vicdanında, basın ve medya kuruluşlarında, belediyelerde ve genel kabullenişte hep bu tavır olacak. Birlik olan, kendini yenileyen, çok çalışanlar çok kazanacaklar. Kimse bundan rahatsız olmayacak. Geri kalan, batan, doğru zamanda doğru kararları almayan kişilere hak da verilmeyecek, destek de kredi de verilmeyecek. Mümkün olabilen her eşyanın/ürünün İnternet üzerinden satılması teşvik edilecek, büyük şehirlerde bir iki saat içinde teslimat yapılması sistemi teşvik edilecek ama bu sahada dönen türlü türlü hilelere ve hukuksuzluklara artık devlet kurumları müdahale edecekler, işlerini tam yapacaklar.

– Sulu tarım sahasından tamamen çekilin. Çok yakında Türkiye’de sulu tarım tamamen yasaklanacak ve Türkiye bu kararıyla da dünyaya örnek olacak. Vatandaşlarının zehirlenmesine asla izin vermeyecek. Çok yakında Türkiye devleti, su kaynaklarının kurutulmasına, topraklarının kurutulup kuraklaştırılmasına, ekinlerin hasat zamanı yaklaşırken tarlalarda kurutulmasına karşı gerçekçi tedbirler alacak. Bu türlü elektromanyetik saldırılar yapan devletlere karşı gerekirse harp ilan edecek. İleri teknolojiler kullanarak ormanlarımızı uzaktan yakan devletlere de harp ilan edilecek.

– İlk bakıldığı anda bile “Bu nedir böyle, bu apaçık bir şekilde soygun, hırsızlık, dolandırıcılık, sömürücülük. Başımızdaki yetkililer nasıl böyle bir işe girişip böyle ağır bir sözleşmeye imza atabilirler.” denilen sözleşmeler, anlaşmalar, her ne kadar resmi taraflarca imzalanmış olsalar da anında iptal edilecekler. Ödemeler o anda durdurulacak. Oturulup ilk önce o köprülerin, yolların, havalimanlarının, hastahanelerin ya da benzeri yerlerin gerçekten sözleşmedeki şartlara uygun şekilde yapılıp yapılmadığı konuşulacak. Yapılmadıysa ve kamu zararı varsa hemen tazmin etmeleri sağlanacak. Şartlara uygun yapıldıysa ama çok fahiş bir fiyatla yapıldıysa, o fahiş fark silinecek. Ödenmeyecek. Hatta o ana kadar rayiç bedelinin üzerinde ödeme yapıldıysa, fazla yapılan ödeme de geri alınacak. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı, herkesten alınacak. Bu milletin vergileri, başka milletleri ve onların firmalarını haksız ve hukuksuz şekilde zengin etmek için kullanılamaz.

Koca Türk milleti, milletler arası ve mason üç beş tane sömürücü firmaya para yetiştirmek için gece gündüz, aç karna çalışmak zorunda değil. Bu adilikleri yapan ülkeler/firmalar, götürebiliyorlarsa köprüleri, yolları, hastahaneleri, ne varsa hepsini söküp kendi ülkelerine götürsünler. Sorana da “Biz 80 milyon insanı toptan geri zekalı zan ettik. Korkak zan ettik. Soyup soğana çeviririz de hiçbir şey yapamazlar zan ettik.” desinler. “Halbuki başlarındaki idarecilere paylarını anlaştığımız şekilde de verdik. Bu iş böyle olmayacaktı. Fena çuvalladık.” desinler.

Götüremiyorlarsa, daha şimdiden oturup sözleşme maddelerini değiştirsinler. Bu sayede, o gün geldiğinde yargılanmamış ve cezalar almamış olurlar. Yabancı firmaların sahipleri ve yetkilileri de milletler arası mahkemelerde yargılanacaklar. Türkiye sınırları içinde olanlar zaten hemen tutuklanacaklar. Devletimiz, bu şahısların kendi devletleri tarafından da yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırma, malzemeden çalma, rüşvet, dolandırıcılık gibi ceza maddelerinden yargılanmaları talep edecek. Adaletin gereğini yerine getirmeyen ve vatandaşı olan dolandırıcılara ceza vermeyen devletlere de gerekli karşılıkları verecek.

Türkiye’de öyle bir devlet otoritesi ve adalet sistemi olacak ki karşısında hiç kimse yalan beyanda bile bulunamayacak. Bu vurgunlar vurulurken ve bu projeler sözleşmeye uymayan şartlarda yapılırken şahit olmuş toplamda on binlerce kişi bülbül olup şakıyacaklar. Ayrıca hesaplar, kitaplar, videolar, belgeler de gözler önünde olup adliyelere aktarılacak. Bu memleketten bir toplu iğne çalınmışsa bile onu söke söke geri alacağım.

Akıl almaz oranda ödediğimiz vergilerimizin/paralarımızın aktığı batı ülkelerinden ve bunların firmalarından, patronlarından bu paraları söke söke alacağım. Veremez hale gelirlerse, onlarca sene bu borca karşılık ücretsiz çalıştıracağım. İcap ediyorsa onların köprülerine, hastahanelerine, santrallerine, otobanlarına el koyacağım. Oraların hepsinden toplanan paraları Türkiye’nin hazinesine aktaracağım. Bu hususta bu dediklerimin asla yapılamayacağını düşünenler varsa, çok yakın gelecekte büyük şok yaşayacaklar. Bakalım, yaşayıp göreceğiz, uçtum mu yoksa ayaklarım yere basıyor mu, bu dünya kendini çok zeki ama koca koca milletleri aptal zan eden ahlaksız ve namussuz bir avuç kişilere kalıyor mu, göreceğiz. Yaşadıkları devletler, hükumetler, onları savunabiliyor mu, göreceğiz.

Az daha unutuyordum. Daha yenice yapılmış olmasına rağmen felaketlerde, musibetlerde çöken, çökecek, yıkılan, yıkılacak, bozulan, bozulacak köprünün, yolun, binanın, hastahanenin, postahanenin, ve her ne şey varsa hepsinin ödemesi anında durdurulacak. Ödemelerin kalanı yapılmadığı gibi, o ana kadar yapılan ödemelerin de çoğu geri alınacak. Üstüne, bu kamu sistemleri hizmet veremez hale geldiği için oluşan maddi ve manevi zararlar tazmin edilecek. Hazineye aktarılacak. Hazineye el uzatanın o eli kesilecek.

Herkes kafasına yazsın, şu andan itibaren Türkiye, eski Türkiye değildir. Bu güne kadar burada yanlış işler yapmış olanlar, neye müstahaklarsa onu bulacaklar, yaşayacaklar. Aklı başında olanlar, hiç değilse şu andan sonra yanlış işler yapmazlar. Türkiye’yi sağılacak inek gibi görmezler. Bu çiftliğin artık eli silahlı ve iyi nişancı ve korkusuz bir sahibi var.

– Bu ülkede bu kadar büyük oranda vergiler toplanıyor olmasına rağmen, bir de kamu imkanları kullanılırken her şeyden ücret alınmasına en kısa sürede son verilecek. Bu kan emici çark kırılacak.

Köprülerden, yollardan, tünellerden geçiş ücretleri alınmayacak. Okullarda, üniversitelerde hiçbir mazeretle para alınmayacak. İmtihanlardan, sınavlardan para alınmayacak. Eğitim sistemi üzerinden türlü türlü para vurma oyunları tek kalemde bozulacak. Adliyelerde mahkeme masrafı, tebliğ/tebellüğ masrafı ya da başka herhangi bir masraf alınmayacak. Adliyeler, para basan yerler olmaktan derhal çıkartılacak. Türkiye’de hükumete kendi adamlarını getirmiş devletlere ve milletler arası mafyalara ve tefecilere buralardan para akışı kesilecek. Öyle bulduğu her fırsatta adli ve idari para cezası yağdıran bu sözde hukuk sistemi sıfırdan yeniden tesis edilecek. Bu güne kadar kesilen milyonlarca para cezasından toplanan dağlar kadar paranın nereye gittiğinin izi sürülecek. Her halükarda o paralar geri alınacak. Bu kadar kötülüğün bu millete onlarca senedir yapılmasına aracılık eden ve Türk/İslam düşmanlarına çalışan mason tarikatı gerçek yüzüyle ve somut delillerle milletimize ve dünya insanlığına anlatılacak ve bu hain tarikat Türkiye’de tamamen yasaklanacak, bütün locaları kapatılacak. Tek tek adaletle yargılanacaklar ve suçlu olanlara hukukun izin verdiği en ağır cezalar kesilecek. Mason tarikatının gayr-i resmi (yeraltı) faaliyetine bile izin verilmeyecek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bir Cevap Yazın