Etiket arşivi: Mason Tarikatı

Akademi Dergisi yazarı muhterem hocamız Mehmet Fahri Sertkaya’nın muhtelif yazılarında geçen, Mason tarikat, Mason, Masonik Örgütler, Yahudi/Mason Medyası, Mason/Satanist Ayin, Mason Teşkilatı, Freemasonry, Masonluk, Masonlar gibi etiketlerin tamamını istafade edilmesi temennisiyle, Mason Tarikatı konusu altına toplamaya çalıştık.

Editör | MFS.TV

Ankebut Ağı parçalanıyor

Ankebut Ağının piramidinde (örgütlenme sisteminde), piramitin en sivri ucu ile oradan aşağıda kalan koca kısmı arasında kocaman bir kopukluk var. Şu andan sonra düzeltilmesi asla mümkün olmayan bir kopukluk bu…

Dünyanın her yanındaki Ankebut Ağı mensupları, sistemlerinin çok büyük darbe aldığını, artık yok oluşa sürüklendiklerini, buna rağmen bile tepe/üst isimlerin hala doğru kararlar alamadıklarını düşünüyorlar ve büyük bir hızla ağ içinde emir komuta sistemi çöküyor. Herkes öncelikle kendini kurtarabilmeyi hedefliyor. Taban, üst isimlerin tamamına yakınının artık Yahudi, Satanist ve de Mason değil de (biyonik robotlu) uzaylı unsurlar olduğunu da biliyor.

Tabandakiler, düşmanları tarafından çoktan çözüldüklerini, bilinir olduklarını, çokça ifşa olup güç kaybettiklerini, her an ele geçirileceklerini, topluca idam edileceklerini, bu şartlarda üst yöneticilerin aldığı kararların skandal kararlar olduğunu, bütün dünyaya ve hususiyle Türk dünyasına karşı rest çekercesine adımlar atmalarının felaketi hızlandıracağını, bu restlerin arkasında durabilecek güçleri olmadığını biliyorlar.

Piramitin en tepe kısmı, piramitin diğer alt kısımlarında olanlara bile büyüler yaptırıyor, cinleri musallat ediyor, zihin kontrol tekniklerini kullanıyor. Kimsenin kimseye değer verdiği, saygı duyduğu ve kimsenin kimseyi kolladığı yok. Ankebut Ağı bu kadar rezil bir halde iken şu mevcut şartlarda karşımızda dik durabilmeyi deniyor.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

The Ankebut Cult is falling apart

In the pyramid (organizational system) of the Ankebut(Cobweb) Cult, there is a huge disconnection between the most pointed end of the pyramid and the huge part below it. It’s a disconnection that can never be fixed from now on…

Members of the Ankebut Cult all over the world think that their system has taken a huge blow and that they are now on the verge of extinction, and even so, top/senior names still are not able to make the right decisions, and the command system within the Cult is collapsing at a rapid pace. Everyone intends to save themselves first. The base also know that almost all of the top names are now not Jewish, Satanist or Mason, but alien elements (with bionic robots).

Those who at the base said that they had already been disintegrated by their enemies, that they have become known, been exposed and lost power at any moment, would be captured at any moment, executed en masse, that the decisions taken by the top executives under these conditions were scandalous, that their taking steps to challenge against the whole world and especially the Turkish world would accelerate the disaster. They know that they do not have the strength to stand behind the challenges.

The top part of the pyramid even casts spells on those at the other lower parts of the pyramid, haunts demons, and uses mind control techniques. No one values or respects anyone, and no one cares for anyone. While the Ankebut Cult is in such a disgraceful state, it tries to stand upright against us under the current conditions.

Herkes haddini bilecek

Türkiye, bundan böyle hainlerin millete atarlanabileceği, milleti tehdit edebileceği bir ülke değildir. Türkiye, bundan böyle eski Türkiye değildir.

Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ve en muzır hainlerinden biri olan Devlet Bohçalı, yine açmış ağzını, yummuş gözünü… Yine MİT’ten yazmışlar, vermişler önüne kağıdı, o da okumuş. Okumuş ama bu defa nasıl bir zamanda neler okuduğunun ve o anlarda aslında ne yapmış ve ne demek istemiş olduğunun farkında değilmiş gibi…

Bohçalı yazılanları okurken, bir yerinde “Barışçıl protestolar diyerek neyin hazırlığını yapıyorsunuz? Zamları, enflasyondaki artışları sokak tepkisiyle birleştirip Türkiye’den Kazakistan çıkarmayı mı düşünüyorsunuz?” diyebilmiş.

Öncelikle ifade edilmeli ki Kazakistan’da suç, günah, ayıp, kusur yok. Kazakistan’da yüz kızartıcı bir mücadele de yok. Kazakistan’da, Ankebut Ağının tesis ettiği dünya düzenine yani zulme, katliama, sömürüye, soyguna, asimilasyona, ahlaksızlığa, dinsizliğe, namussuzluğa, peşkeşe, köleliğe dayalı dünya düzenine karşı onurlu, insani, vicdani ve kahramanca bir dik duruş var. Bu duruş, Bohçalının durduğu konumu geçtik, sokaktaki sade vatandaşın bile ilk bakışta net şekilde görebileceği kadar açıkça gözler önünde… Evet, sözde Türk basın medyası bu gerçeği Türkiye halkından gizlemek istese bile Türkiye’deki herkes Kazakistan’da aslında böyle bir duruş sergilendiğini biliyor. Bunu görmemek için kör olmak bile yeterli olmaz. İnsan duyar, dinler, anlar, ten gözü görmese de kalp gözü görür. Vicdanı titrer ve anında doğru safta durur. Lakin, hep dediğim gibi, insan doğan herkes, insan kalmıyor. Bazıları Bohçalı gibi insan şeytanına dönüşebiliyor. Türkçülük/milliyetçilik mücadelesinin başına Türk ve İslam düşmanı taraflar, ülkeler, gizli servisler tarafından konulmuş Bohçalı gibi bir hainin ve o yazıları yazıp kürsüde ona okutturanların, şu şartlarda başka bir tavır sergilemesini beklemek zaten abesle iştigal olurdu.

On yıldır yazdıklarımı burada uzun uzun tekrar edecek değilim. Çoktan bütün Türkiye MHPKK’nin ne olduğunu da Bohçalının aslında nasıl bir Türk ve İslam düşmanı gizli Ermeni vatan haini olduğunu da duydu, öğrendi. Bohçalı üzerinden bu hainler güruhunun, tıpkı şu anlarda Kazakistan’da olduğu gibi kendi devletimizin gücünü bize karşı çevirdiklerini de duydu, öğrendi ve buna bilendi. Bu oyun aslında çoktan bitti ama son kısmını yaşayıp geçirmek kaldı. Bohçalıların ve onlar gibileri arkalayanların da bu gerçeğin farkında oldukları, çok korku ve panik içinde oldukları, zaten kontrolsüz tavırlarından, çıkışlarından da iyice anlaşılabiliyor.

Evet… Biz her zaman söylediğimiz gibi, “Tam vakti” dediğimiz anda Türkiye’de meşru bir millet darbesi yapacağız. Bunu yapabilmek için dünya genelinde şartları/dengeleri de iyice ayarlamak lazımdı ki son yıllarda bunu yaptığımı/sağladığımı ortalama zeka seviyesindeki herkes anladı. Son birkaç ince ayar kaldı.

Ve, biz böyle bir mücadeleyi sadece mali sıkıntılar nedeniyle vermeyeceğiz. Devletimizin kurumları, milletimizin karşısına çoktan geçirilmiş vaziyette. Bu ülkede Türk ve Müslüman olmak ilan edilmemiş bir suç. Devlet sistemi içine sızmış on binlerce kripto kişi, arka plandan gizli bir paralel devlet sistemi işletiyor. Bunun on binle ayrı delili var. Benim davalarımın dosyalarını, yaşanan süreci inceleyen ta fizandaki kişiler bile “Bu Türkiye devleti ne hale gelmiş. Şu yaşanana bakın, bunlar akıl alır şeyler değil. Ülkede her şey gibi hukuk sistemi de çökertilmiş.” demek zorunda kalıyorlar.

Türkiye’de devlet eliyle fuhuş, uyuşturucu, organ, insan kaçakçılığı, mazot ve petrol kaçakçılığı ve her türlü kaçakçılık ile kara para işleri yapılıyor. Peygamber ocağı bildiğimiz ordumuz, son yıllarda kara para işlerini muhafaza etmek ve varlıkta tutmak için başka başka ülkelere gönderiliyor. Katliam suçlarına bile bulaştırılıyor. Milletler arası harp, terör suçlarına ve insanlığa karşı işlenmiş suçlara bile bulaştırılıyor.

Türkiye’nin hemen her şeyi peşkeş çekildi ve hala çekiliyor. Türkiye’de toplanan aşırı vergilerle, tamamen batmak üzere olan İsrail ve batı ülkeleri ayakta tutulmaya çalışılıyor. Türkiye’de pek çok il emniyet müdürlüğü ve müdürü, gayr-i meşru hükumetin kara para sistemi içinde faaliyet gösteriyor. Daha saymakla bitmez şeytanca işler, devletimizin eliyle yapılıyor. Devlet, kontrolümüzden neredeyse tamamen çıkartılmış. Sokağa oynamaya bırakacağımız çocuklarımızı MİT’in siyah transporterları kaçıracak ve Almanya, ABD, Fransa, İngiltere başta olmak üzere dünyanın başka başka ülkelerine organa, fuhuşa ya da ayine gönderilecek diye endişemiz bitmek bilmiyor. Ülkede Tayyip’in ve gizli Hristiyan olan karısı Emine’nin ortakları olduğu hastahaneler sistemiyle, İsraille, ABD ile ve Avrupa ülkeleriyle birlikte organ işleri yapılıyor. Kasten dünyanın farklı yerlerinde otorite boşlukları oluşturuluyor, sorunlar çıkartılıyor ve yüksek sayıda insanın mülteci olması sağlanıyor. Bunların bir kısmı bu hastahanelerde parça parça ediliyor. Kazakistan şu sıralarda bu maksatla da hedefe alınıyor. Nihayet, Türkiye’de insanlar karınları aç yatıyor ama ülkenin bunca zenginliği hala İsrail’in, ABD’nin, AB ülkelerinin, İngiltere’nin, Rusya’nın, Çin’in menfaatine olarak kullanılıyor

Böyle bir ülkede, aldığı talimatlar icabı Tayyip’i girdiği ilk seçimde tek başına iktidara getiren ve o günden beri iktidarda tutan ve onu piyon olarak kullanarak her türlü hukuksuzluğu, kara para işini, hainliği onun üzerinden çeviren Bohçalı, yani bu millete ve devlete yapılan her türlü fenalığın baş sorumlusu olan o Bohçalı, önünü sonunu hesap etmeden çıkıp kürsüden atıyor tutuyor. Tahammül sınırlarını da zorluyor.

Ülkede seçimlerin de referandumların da meşruiyeti yok. Mevcut gayr-i meşru cumhurbaşkanının diploması bile yok. Skandalların bini bir para… Hukuk ve demokrasi nerede, Türkiye nerede… Seçimlerde kurtuluş ihtimali yok. Referandumla da kurtuluş yok. Adalet sisteminden hiç fayda yok. Ordu ve Emniyet bile kısmen kara para çarkına dahil edilmiş. Ülke maddeten ve manen ve kasten çoktan çökertilmiş. Kaybedilen her gün, acıları, zararları, ölümleri, peşkeşleri, krizleri derinleştiriyor. Öyle ise bu millet ne yapsın?

Bu millet sokaklara inecek. Bütün hainleri de alaşağı edecek, bütün kurumlarını kriptolardan ve kara paracılardan temizleyecek ve bunları cezalandıracak. Kazakistan halkı gibi, bu millet de elindeki son meşru çareyi aslanlar gibi kullanacak. Bu meşru, bu kanunlara uygun, bu bir millet darbesi, bu insanlığa ve vicdana da uygun. Şu anki Kazakistan’a benzemek, bizim için şeref ama hainler, kara paracılar, başka ülkelere ve milletlere çalışanlar için başka şekilde yorumlaması bizim için şaşırtıcı değil. Herkesin maskeleri çoktan Akademi Dergisi tarafından ve ayrıca Ankebut Operasyonu sayesinde tamamen indirilmiş vaziyette.

Bohçalı ve çetesi, adalet sistemimiz içine sızmış gizli Ermeni, gizli Yahudi, gizli Rum, gizli Mason ve cümlesi vatan haini adamları üzerinden mi bu milletin meşru darbesini, savunma refleksini durduracak? Kolluk kuvvetleri içindeki kripto kimlikli kara paracılarla mı durduracak? Yoksa… Kazakistan’da denendiği gibi anında rezil olmaya ve çuvallamaya sebep olan o sistemi mi deneyecek. Bohçalı da Tayyip de milli mücadele veren millete karşı anında başka ülkelerin ordularını mı Türkiye’ye çağıracak? Kendilerini koruyamaz hale getirdiğimiz malum kara paracı devletler mi bunları daha fazla süre başımızda tutacak? Hayaller bunlar… Gerçek hayattan çoktan koptular bunlar. Bohçalının o meşru millet darbesi gününe kadar yaşayacağı bile kesin değil. Belki de bu milletin evlatları onu daha öncesinde cezalandıracaklar. Zira, “Ben öyle bir şeytanım ki bu millete etmediğim zulüm, kötülük ve ihanet kalmadı. Ayarım da çok fena kaçtı. Yaşamaktan nefret ediyorum. Şeytanın teki olduğumu kendim de biliyorum. Beni buraya koyan güç unsurları izin vermeyince ölmeye de ölemiyorum. Milletin içinden birileri çıksın da bu kadar ileri gittiğim anlarda beni öldürsün” dercesine çıkışlar yapıyor.

Biz daha sokaklara inmeye başlarken, isim isim ve cisim cisim bildiğimiz o kripto kimlikli ve resmi yetkili hainleri toplayıp alacağız. Hatta bunların bir kısmını, sokağa tam manasıyla inmeye başlamadan az öncesinde toplayıp alacağız. Ordumuz içindeki hainleri, ordumuz içindeki vatanseverlerle de alacağız. Emniyetimiz içindeki hainleri ve kara paracıları, Emniyetimizin içindeki vatan evlatlarıyla da toplayacağız.

Kalbinin korkudan güm güm atışı Washington’dan, Londra’dan, Berlin’den, Paris’ten, Moskova’dan, Pekin’den, Tel Aviv’den ve o diğer malum yerlerden uzun zamandır duyulan ama onlardan beklediği çıkışları, destekleri, kararları onlarda epeyidir bulamayan/göremeyen Bohçalı ve çetesi bilmeli ki bir gece ansızın bir meydan yerde bu millet tarafından asılmış olabilirler.

Bundan sonrasında da bir yandan korkudan titrerken, bir yandan oraya buraya güçlü görünmeye ve mesaj vermeye kalkacaklarsa… Bu güne kadar her türlü cinayeti, katliamı, soygunu, peşkeşi, yolsuzluğu, kara para işini beraber yaptıkları ve yapmaya devam ettikleri sözde muhalif liderleri ve partileri muhatap alarak yani danışıklı dövüşerek değil, gerçekten yürekleri ve güçleri varsa adımı anarak atarlanmalarını beklerim.

Böyle olmadıktan sonra, ben gerçek hayattan hayal alemine geçiş yapmam, sahayı her zaman gerçekçi kalarak takip ederim, kimsenin kuru sıkı atışlarına ve şovlarına kanmam, bir daha küstahça çıkış yapana da o sözlerini dünyanın gözleri önünde yalatarak sildiririm.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

TRT’nin yaptığı hainlik…

TRT’nin yaptığı hainlik… Bu da burada dursun. Zaten biliyorlar, çok yakın gelecekte bunların hepsini yargılatacağımı, bu sözde haberlerini karşılarına çıkartacağımı, gerçek Türk mahkemelerinde hesap sorduracağımı ve vatana ihanet ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamında cezalar almalarını sağlayacağımı…

Kısacık süre daha kendilerinden beklenileni yapsınlar o sözde basın ve medya çalışanları… O bütün Türk ve İslam düşmanları ile organize olup çalışabilen Türk görünüşlü gizli Yahudiler, gizli Ermeniler, gizli Rumlar, masonlar…

Mehmet Fahri Sertkaya

Ayin sırasında yangın çıktı

İrlanda’nın başşehri Dublin’de, bir mason locasında, bize karşı satanist büyü ayinleri yapılmakta iken aniden yangın çıktı. Üst dereceli masonlar ayin yapmakta iken çıkan yangını söndürmek için itfaiye ekipleri gönderildi.

Şeytanperest (Satanist) bir tarikat olan mason tarikatında, giriş seviyesindeki masonlara, masonluğun gerçek yüzü anlatılmaz. Masonların derecesi yükseldikçe, masonluğun aslında ne olduğu onlara anlatılır ve bu kısımdan itibaren İblis’e tapınma ve büyücülük kısmına başlarlar. İblis’e tapınma ve büyücülük maksatlı yapılan ayinlere katılırlar. Yüksek dereceli masonların yaptıkları büyü ayinlerinde sadece keçiler değil, bebek, çocuk, genç ve yetişkin insanlar da çok çok feci şekilde İblis’e kurban edilirler.

Üst dereceli masonlar, mason tarikatının insanlık düşmanlığı için kurulmuş bir tarikat olduğunu da öğrenirler. Masonların sık sık “Kainatın ulu mimarı” derlerken Allah’ı değil, İblis’i kastettiklerini de bilirler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Kemal Kılıçdaroğlu ihanete devam ediyor

Şu şartlarda bile Tayyip’e, mason tarikatına, İngiltere’ye, CIA’ya, batı dünyasına çalışmaya ve AKPKK ile danışıklı dövüşmeye devam ediyor.

Kemal, “Sayın Yavaş’ın ve İmamoğlu’nun ismi öne çıkarılıyor ama İstanbul ve Ankara’nın yönetimini bırakamayız. Seçmenimize anlatamayız.” dedi. Zaten seçmende yavaş ve İmamoğlu talebi çok güçlü olduğu için onların adları öne çıkartılıyor. Bu belediye başkanlarının tavsiye edeceği CHP’li belediye başkanı adaylarının karşısında başka hiçbir aday kazanamaz. Kemal bu dengelerden ve seçmenin bu halinden bihaber olamaz. Kemal, danışıklı dövüşmeye devam etmek için şartları zorlarken, aldığı kararlar ve yaptığı açıklamalarla kendini iyice açık ediyor.

Türkiye’ye de CHP’ye de ihanet ediyor. Kemal ve çetesi dik dursaydı, son iki ay içinde Tayyip, bir değil birkaç kere bile devrilebilirdi. Adnancıların yok edileceğini, ortalığın fena karışacağını öğrendiği gibi krizlere de girdi. Çok panikledi. Çünkü kendisi de her türlü pisliğin ve ihanetin içinde… Kara paracılarla da Adnancılarla da AKPKK ile de organik bağları var.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yine yaparlar…

Adnancıların en uzman olduğu konulardan biri de iftira ve karalama kampanyalarıdır. Hiç kuralları, sınırları yoktur. Çakal sürülerinden beter halleri vardır. Zaten bu halleri çoktan ispat da edildi ve yargılamalar neticesinde bu kapsamda cezalar da kesildi.

Bu güne kadar, karşılarında mücadele veren çok yüksek sayıda insanı oyundan düşürürken karalamalarla, iftiralarla, iftiraya dayalı ve mason savcılarla hakimlerin baktığı davalarla oyundan düşürdüler.

Şimdi yok edilmek üzere oldukları şu süreçte bunlar durmazlar, yine en iyi bildikleri işi yaparlar. Başta bana ve sonra çok sayıda etkili ve yetkili insana karalamalar yaparlar. İftiralar atarlar ama bu defa süreç, bekledikleri gibi ilerlemez, ilerlemeyecek. Bu defa, kısacık sürede bitirici darbeler alacaklar. Kimsenin, bunların iftiralarından, karalamalarından çekinmesine gerek yok.

Onlara, hak ettikleri kadar sert muamele etmezsem, on binlerce mazlumun ahını almazsam, benim de adım mfs olmasın.

Dinimizle, değerlerimizle tahammül edilemez derecede dalga geçerlerken, müslümanların kanına dokunacak kadar haddi aşarlarken, kendilerine hak ettikleri karşılığı veren on binlerce Türkiye vatandaşı oldu. Tepkiler dinmek bilmedi ama adalet sistemi düzgün işlemedi. Aksine olarak, adalet sistemi içindeki mason, satanist, Sabetaycı, gizli Ermeni savcılar ve hakimler tarafından bu vatandaşlarımız adice muamelelere tabi tutuldular. Uğruna beş milyondan fazla şehit verdiğimiz, şüheda kanı ile sulanmış şu topraklarda, dinimize, değerlerimize en ileri seviyede hakaretler edildi, aşağılamalar yapıldı ama kendi vatanımızda, kendi devletimizde, sistemin içine sızmış bir avuç hain nedeniyle suçlu bizler çıktık. Bu günleri çok bekledik. Dişlerimizi, yumruklarımızı sıka sıka bekledik. Bastığımız topraktan utana utana bekledik. Söz konusu bu davaların tamamında yeniden yargılamalar yapılacak. Bir tanesi, buraya yazıyorum, bu hakim ve savcılardan bir tanesi bile cezasız kalmayacak. İfşa olmayanı, yargılanmayanı, ceza almayanı kalmayacak. Türkün devletinde, Türkün dinine, değerlerine, ahlakına, namusuna kastetmek ne imiş, bütün cihan görecek. Yeniden mi adalet sisteminde aynı oyunlar oynanmak istenecek, yok o… O şartlarda kimsenin kılıcı kınında durmayacak. Sistemin ele geçirildiği apaçık meydanda iken, daha fazla hiç kimse sabır etmeyecek. Şu anda itibaren sadece ömrünü kısa tutmak isteyen savcı ve hakimler hala aynı ihanetleri yapabilirler.

Keser döner, sap döner, gün gelir işte böyle Türkler geri döner.

Haydi, “Yapamazsınız” diyenler hemen şimdi bir adım öne çıksınlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Adnancılarla çok şiddetli çatışmaya gireceğim

Her sahada olacak bu çatışma ve nerelere uzarsa oralara kadar gideceğiz. Onları da onları arkalayan masonları da gizli servisleri de mafyaları da adli yetkilileri de siyasetçileri de kesip kesip atacağım. Hiç acımayacağım. Çok çok fena yapacağım. Bu cerahate, vakti gelene kadar neşter vurmamak için olağan üstü derecede sabır ettim, çok zordu ve aşırı derecede zorlandım ve şükür ki artık vakti geldi.

Bu güne kadar, bana hukuki zeminde yapılan akıl almaz hukuksuzluklara, zulümlere sebep olanların başında Adnancılar var. 2013’ten beri açığımı aradılar, aradılar, aradılar ama ben göründüğüm gibi biriyim ve açığımı bulamadılar. Anadolu 39. Asliye Ceza Mahkemesindeki tamamen iftiralara ve yalancı şahitlere dayalı davayı da 2013’ten bu yana en çok onlar oynadılar. O dava hala kapanmadı. Skandal skandal üstüne devam etti, ediyor. Zincirleme reaksiyon misali hukuk her safhasında ayaklar altına alındı. Devlet gücü, karşımda çeteler, mafyalar, masonlar, vatan hainleri, gizli yahudiler, gizli ermeniler, gizli servisler tarafından su-i istimal edildi. Süreç boyunca bile hukuksuzluklara itiraz ettim ama aynı gizli teşekküller devlet gücünü, adli sistemi ayarından çıkartmaya devam ettiler. Hapis cezaları aldığım o meşhur Adıtürk’e hakaret davalarında da aynı şeyler yaşandı ve karşımda aslında adalet kurumları değil, Adnancılar vardı. Ben mahkeme salonlarında bağımsız Türk hakimleriyle değil, bu çetenin mensubu olan ya da bu çete tarafından satın alınan kişilerle muhatap edildim. Beni, onlar üzerinden yargısız infaz ettiler. Her safhasında hukuksuzluk zaten gözler önünde. Lakin şimdi bütün bağlantılar en somut delilleriyle gözler önüne serilecek. Ben ve on binlerce Türkiye vatandaşı, adalet kurumlarında adalet arıyorken, hükumet/AKPKK de Devlet Bohçalı da Süleyman Soysuz ve daha pek çok kişi ve teşekkül de bu süreçte onların yanındaydı. İsrail’i ve ABD’yi o konseylerin ve hahamların başına yıkmam gerekse bile, dünyanın tamamını ateşe vermem gerekse bile memleketimdeki bu gizli paralel devleti, bu insanlık dışı ve haince teşekkülü yıkacağım.

Adnancıları arkalamak isteyenlere hiç sözüm yok, serbest… Ben, her zaman yaptığımı yapıyorum, baştan ikaz ediyorum ve sonra söylediğimi yine yapmış kişi olacağım. Bu sefer süreç/mühlet, çok şaşırtıcı derecede kısa olacak. Çıkan gürültüyü, somut ispatlarla meydana serilen ve bütün dünya insanlığını sarsacak olan o pisliği belki Neptün, Plüton insanlığı bile duyacak. Yemin ederim ki bunca sene sabrın sonunda onlardan da onlara destek olanlardan da hala olacak olanlardan da intikamımı dünya tarihine geçecek kadar sert alacağım.

Adnan Oktar ve çetesine dair yapılan yargılamalarda aslında bu beklenen sonuca yakın bir sonuç meydana gelebilirdi, gelmeliydi ama o yargılamalar hep göstermelik yargılamalar oldu. O süreçte kullanılan başta adli yetkililer olmak üzere, siyasetçilere kadar herkesin de pisliklerini, her türlü şüpheden uzak somut delilleriyle ortaya sereceğim. Öyle bir toz duman olacak ki ortalık, öyle bir tayfun esecek ki vatan hainlerliyle dolu ve Adnancılarla da hep paslaşan şu AKPKK hükumetini devirmek diye bir derdimiz olmayacak. Zaten sebep sonuç ilişkisiyle birkaç güne devrilecekler. Daha beraberinde kaç kesim/grup ve şahıs birden devrilecek. O Doğu Perinçeklere kadar herkes anından oyundan düşecek. Ne Soysuz kalacak, ne Abdülhamid Gül, ne Bohçalı ne de çetesi…

Zaten sonrasında Türkiye’nin de dünyanın da mevcut dengeleri yerinden oynayacak.

Dünyanın bütün masonları, bütün satanistleri, bütün devletleri, bütün mafyaları, bütün yeşilleri, bütün grileri karşımda ittifak etseler bile bu yapacaklarıma mani olamazlar. Bu kadar yıldır, Türkiye ve dünya dengelerini/şartlarını buna hazırladım. Şimdi, çatışmanın tam vaktidir. Şimdi zalimlerin cezalarını bulmalarının tam vaktidir.

Benden söylemesi… Herkes safını seçsin. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyenler karşıma geçsin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Taraf değiliz, mücadelemize devam edeceğiz

Şu andan itibaren Rusya-Ukrayna krizinin tarafı değiliz. Rusyadan taraf da değiliz, Ukrayna/NATO/batı tarafında da değiliz. Rusyaya da NATO’ya da dost değiliz. Ülkemizde ve bölgemizde NATO ve ABD üsleri üzerinden yürütülen kara para işlerini, ihanetleri, cinayetleri, siyasi yönlendirmeleri, her türlü sömürüyü baltalamaya hız kesmeden devam edeceğiz. Bu maksatla mason tarikatına da çok büyük darbeler vuracağız.

Önce Türkiye’de ve sonra bölgede NATO ile ABD’ye ait askeri üsleri çok yakın gelecekte tamamen yok edeceğiz. Sömürgeci batı dünyasına gerekli sert darbeleri çok yakında vuracağız. Bunu zorlanmadan yapabileceğimize inanıyorum. Buna çok az zaman kaldığını görebiliyorum. Bunun için Rusya ile ortak paydalarda/menfaatlerde buluşmak, süreci hızlandıracaktı ama olmadı. Kendi tercihleri… Biz bu ortaklaşa mücadeleye mecbur da değiliz. Buraya kadar Rusya ile gelmedik, şimdi de Rusya’ya mecbur değiliz.

Yunanistan’a da çok tahammül ettik. Çok şımardılar, çok ileri gittiler. Adeta bir ABD karakolu oldular. Önce, Türkiye için büyük bir milli güvenlik krizi haline gelmiş olan Yunanistan’ın hakkından gelirken, Rusya’nın Ukrayna’ya yapamadığını biz Yunanistan’a yaparken, Yunanistan üzerinden ABD, batı ve NATO taraflarına çok ağır darbeler de vurmuş olacağız. O çalınan petrollerin bedellerini de aslanlar gibi onlardan alacağız. Veremiyorlarsa, AB, ABD ve NATO’yu kovduktan sonra adaları da 400 yıllık toprağımız Yunanistan’ı da alırız. Burnumuzun dibinde duran sözde Yunan adalarına da çok fazla tahammül ettik. Dünyanın hiçbir hür devleti ve milleti bu rezilliğe bu kadar tahammül etmez.

Dünya insanlığını NATO belasından da sömürgeci, vahşi, ahlaksız, dinsiz, kan emici batı dünyasının zulümlerinden de kurtaracağız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Bankazedeler

Türkiye’de, az ileriyi görebilen akl-ı selim herkesin görebildiği çok net bir kare var. O karede çok çok yüksek sayıda bankazedeler var. Ekonomik OHAL var. El konulmuş mevduatlar var. İflas etmiş bankalar var. Bunun neticesi olarak bankazedeler var. İflas etmiş dev holdingler var. Çok yüksek sayıda işsiz kalmış insan var. Kara kışta açlık sorunundan sonra çok büyük enerji ve ısınma sorunları da var. Bulaşıcı hastalıklar var. İntiharlar var. Halk hareketleri var. Suç patlaması var. Yağmalar var. Karaborsa var. Siyasi kaos var.

AKPKK’nin son manevraları, yıkıldıklarında yargılanıp asılacaklarını kesinlikle bilen, bu nedenle inatla iktidarda kalmak isteyen bir hükumetin, artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir hainler güruhunun yapacağı bir şey. Kendilerinden bekleneni yaptılar. Kendilerinden beklendiği gibi, bu yaptıklarını da halka çok başka türlü anlattılar. Laf cambazlığı yaptılar. Yerine getiremeyecekleri kararlar aldılar, vaadler verdiler ve bunları ilan ettiler. Son açıkladıkları sistemin Türkiye’yi kurtarması mümkün değil ve hükumetin o vaadlerini yerine getirmesi de mümkün değil.

Ülkenin hazinesinde para yok. Ülkenin bankaları şu anda bile çok büyük krizlerdeler. Yabancı bankalar hala kaçmanın fırsatlarını arıyorlar. Yabancı yatırımcılar çoktan geri durdular. Yatırım planlarını iptal ettiler ve artık var olanı muhafaza etmek için imalatı durduracaklar, satışları durduracaklar ve yurt dışına çıkacaklar. Zaten hükumet de bunları bildiği ve son bir çare ile mani olmak istediği için bu son açıklamaları/oyunları yaptı. Millet dövizden uzak durmalı, bankalarda para tutulmalı ama kimse bu hükumete güvenmeyecek ve bu planlananlar olmayacak. Olsa bile bu sistem çalışmayacak, vaad edilenler millete verilemeyecek. Milletin bankalara yatırdığı paraları fazlası ile almasını geçtim, yatırdığı kadarını bile alamayacaklar.

Tarihi eserlerin hatta mukaddes emanetlerin bile peşkeş çekildiğine, yerlerine sahtelerinin konulduğuna dair vahim iddialar var. Boğaz kenarında, devlete ait yapıların ve büyük arazilerin peşkeş çekilmekte olduğuna dair de vahim iddialar var. ASELSAN’ın kısmen peşkeş çekildiği, bazı değerli projelerinin de satıldığı şeklinde vahim iddialar da var. Birer kara para devletçiği olan Katar’dan ve Birleşik Arap Emirliklerinden yüksek miktarda döviz getirildiğine, piyasaya el altından dahil edildiğine, dövizdeki bu ani düşüsün arkasında bu hamlenin olduğuna dair vahim iddialar var. Bunların hepsi de suç… Bunların hepsine adli yetkililerin bir an önce müdahil olması şart. Vazifeleri bu ama kaç yıldır yazıyorum, AKPKK yıkılınca, enkazın altında herkesten çok, vazifelerini yapmayan adli yetkililer kalacaklar. Halleri çok ama çok perişan olacak.

Bir memleket, bir millet, bu güne gelene kadar suç bataklığına batmış AKPKK ve MHPKK ittifakının üyelerinin yargılanma ve asılma korkuları nedeniyle, göz göre göre daha da batırılıyor. Buna daha fazla tepkisiz kalınamaz. Böyle bir anda bile sessiz ve tepkisiz kalan yığınlar, çok ama çok büyük felaketlerin, acıların, acizliklerin, rezilliklerin içinde kalırlar. An itibariyle muhalefet tarafında bulunan partilerin, liderlerin, siyasetçilerin de bu son şansı. Şu anda, şu şartlarda bile gerçekten muhalefet yapmazlarsa, enkazın altında onlar da kalırlar.

Tayyip Erdoğan’ın bu güne kadar sahte diploma ile devletin başında bulunduğu, kara paracılarla birlikte iş tuttuğu, mason tarikatı tarafından yönetildiği, CIA casusları tarafından kuşatıldığı, sömürgeci batı dünyasına hizmet ederek Türk milletine ve Türk/İslam alemine hep ihanet ettiği açıkça gözler önündedir. Bunun hiç abartsız binlerce somut delili de mevcuttur. Bu sözde cumhurbaşkanının ve hükumetin meşruiyeti yoktur.

Ayrıca, Tayyip’in akıl, ruh ve beden sağlığının, iş göremez derecede bozulduğu, hatta artık klinik vaka olduğu herkesin malumudur. Bundan yıllar önce bile sara hastası olduğunun iddia edildiği, defalarca bayıldığı, bir keresinde bayıldığında kendisine müdahale eden kadın doktorun öldürüldüğü de herkesin malumudur.

Türkiye’nin daha fazla felakete sürüklenmesine izin vermek istemeyen bütün taraflar, aklı başından gitmiş bu şahsa ve onu elinde oynatan danışman ve bakan görünüşlü casuslara, bu casusların çalıştığı batı ülkelerine karşı artık dik durmalılar. Sivil itaatsizlik kararı almalıyız. Gerekirse meşru bir millet darbesini yapmalıyız. Bağımsızlığını kaybederek hükumetin emrine girmiş hakimler ve savcılar, apaçık şekilde gözler önündeler. Listeleri hazır ve işe ilk önce bunları oyundan düşürerek başlamalıyız.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Benim soyumda Yahudilik yok

Ben Yahudi değilim. Soyumda Yahudilik, Ermenilik olsaydı, hiç çekinmez, açıkça söylerdim ve yine müslüman olur, müslümanca yaşar, yine bu yola mensup olur, yine bu mücadeleyi verirdim. Hakkımda her söylenene hemen itibar edilmemeli. Çok yakında Türkiye’de ve dünya genelinde adım açıkça ve yoğun şekilde konuşulacak ve yazılacak. Dünyanın dört bir yanından basın ve medya kuruluşlarında da sık sık konu olacak. O anlarda yeni yeni iftiralar, karalamalar peş peşe gelecektir. Daha önce yaptıkları gibi iftiraların yanına yalancı şahitler de konacaktır. Hukuk sistemi, artık karşımda onların keyiflerine göre kullanabildikleri bir sistem olmaktan çıktı. Lakin, akla hayale sığmaz iftiralar atılacaktır. Hepsine de cevaplar verir, iftira olduğunu gözler önüne sererim. Her zamanki gibi sahada dimdik dururum. Hukuk yoluna da giderim. Lakin, on yıldır gözler önündedir ki münafıklar için ispatın bir ehemmiyeti olmuyor ve sahayı müsait görürlerse, iftiralarına durmadan devam ediyorlar. Çünkü doğruyu zaten biliyorlar. İftira attıklarının zaten farkındalar… Karalama yapmakta olduklarını zaten biliyorlar.

Bunların da mühleti bitiyor. Hukuk geri gelmek üzere ve on yıldır insanlık dışı şekilde hakkımda atıp tutanlar, karalayanlar “devlete, millete ihanet” kapsamında bile yargılanacaklar. Çünkü, benim sadece devlet, millet, insanlık mücadelesi verdiğim de onların bu mücadeleyi durdurmak istediği de en açık şekilde gözler önünde…O piyon, o emir eri hakim ve savcılar da vatana ihanetten yargılanacaklar. Hatta cezaevi personellerinden tutun da hastahane personellerine kadar yüzlerce kişi vatana ihanetten yargılanacaklar.

Yahudi olmak da suç değil, günah değil, ayıp değil… Ermeni de doğabilirdim, Yahudi de doğabilirdim. Başka bir ırkın mensubu olarak da doğabilirdim ama değilim. Özbeöz Türküm… Irkçı da değilim. Açık kimliğiyle yaşamış, gerçek ırkını ve dinini gizlememiş, yanlış işler de yapmamış hiç kimseyle de uğraşmadım.

Soyum, Afyondan önce Ankaraya, daha önce Kayseriye, ondan önce Kars/Ardahan taraflarına, daha öncesinde Çeçenistan taraflarına dayanıyor. Oradan geride ise Özbekistan Buhara’ya dayanıyor. Atalarım, Moğol istilaları sırasında hicret edip Hazar denizinin üzerinden Anadoluya gelmişler ve buralarda İslam’ın ve Türklüğün yayılmasında çok büyük hizmetler etmişler. Afyon’da, İhsaniye ilçesinde, baba tarafımın köyü olan Karacaahmet köyünde medfun bulunan Karacaahmet Sultan hazretleri, talebeleri ile birlikte Anadolu’da İslam’ın ve Türklüğün yayılmasında çok çok büyük hizmetler etmişler. Çok yüksek dereceli bir velidir. O zatın da soyundan geliyorum. Soyumda mürşid-i kamiller çıkmış. Çok sayıda peygamberler de çıkmış. Anne tarafım da peygamber soyu… Ayrıca soyum, az yukarıda/geride hz. Üstazımız Süleyman Hilmi Tunahan’ın soyu ile birleşiyor. Bu soy daha gerilerde hz. peygamberimize (s.a.v), oradan çok daha gerilerde ise hz. Musa’ya, hz. Yusuf’a, hz. Yakup’a çıkıyor. Şayet, on binle sene önce soyumun hz. Yakup’a çıkıyor olması beni Yahudi yapıyorsa, ben Yahudiyim. O halde hz. peygamberimiz de Yahudi. Ehl-i beyt de Yahudi. Seyyid ve Şerif dediğimiz erkekler ile Seyyide ve Şerife dediğimiz hanım kişiler de Yahudiler. Baba tarafımdan geriye doğru soyumda görülüyor ki kız çocuklarına sık sık Şerife ismi konulmuş. Akrabalarımın arasında şu anda çok sayıda Şerife isimli kişiler var.

On yıldır yazdım, anlattım. Dünyada şu anda kendini Yahudi zan eden insanların yüzde doksan beşten fazlası Türk kökenli kişiler… Bu gerçeği kabullenemeyip Beyaz Saray öncülüğünde bile araştırmalar yaptılar, sonuç aynı çıktı ve üstünü kapattılar. Şu anda kişilerin genetik kodlarını çıkartmak çok kolaylaştı ama bundan da uzak duruyorlar. Gerçekten Yahudi olsalardı, her biri genetik kodlarını çıkartır, kimlik belgesi gibi cüzdanlarında övüne övüne taşırlardı. Bilenler bilirler, Türkiye’deki gizli Yahudiler “Türk diye bir şey yok, onlar hep Yahudi kökenliler” derler. Kendileri için hakikat, bu söylediklerinin tam tersi olduğu halde, kendilerini Yahudi ve üstün/seçkin ırk görürler. Bir yandan Türk rolü oynarken “Türk diye bir şey yok” derler, bunu sinsi sinsi yaparlar.

Bu güruhu yöneten İblis, İblis’e tabi olan hahamlar ve mason üstadları, bu güruhun kabullenişlerini bu şekilde yönlendirdiler. Meselenin bir de bu yönü var. Zamanı gelince çok tartışılacak ve kabullenilecek ki ben-i İsrail (İsrail oğulları) ya da Yahudi denilen geçmişteki kişiler ve peygamberler, Türk kanı, Türk geni de taşıyan kişiler. Zaten az geride Nuh aleyhisselam var ve herkesin soyu orada birleşiyor.

Ben, Firavun misali bir babanın elinde büyüdüm. Firavun devri gibi berbat, kapkaranlık bu devirde, çok zor maddi ve manevi şartların içinde büyüdüm. Şu anda kırk yaşımdayım ve hayatımda, geçmişimde yüz kızartacak hiçbir şey yok. Olsaydı, bu mücadelemin daha ilk senesinde susturulurdum. Olsaydı, hiç değilse cezaevlerine konulduğumda başka biri olarak çıkardım. Müslümanca, asilce bir mücadele veriyormuş rolü oynarken cezaevine konulan, çıkınca 180 derece dönmüş olduğu görülen, binbir türlü rezilliği bulunan cübbeli ve cübbesiz şahıslardan, makam sahibi olan ya da olmayan şahıslardan, resmi kimliği bulunan ya da bulunmayan şahıslardan değilim.

Şuraya da yazıyorum, iftiranın dinimizde cezası çok ağır. Ben, şu çağın bozuk dünyevi hukuk sisteminde de böyle iftiralar atmanın cezasının ne kadar sert verilebileceğini cümle aleme göstereceğim. Hiç tartışma olmasın diye açıkça yazdım, tekrar ediyorum, vatana ihanetten sallandıracağım. Hem de meydan yerlerde…

Mehmet Fahri Sertkaya

ABD’nin hali Türkiye’den farklı olmayacak

Türkiye’de ve dünyada nelere sebep olabildiğim herkes tarafından görüldü. Bunun böyle olmasını ben istemedim. Defalarca fırsat ve mühlet verdiğim halde, bana inat kararlar alındı, tavırlar sergilendi, kendini çok kurnaz zan eden ahmaklar, olmadık düşüncelere ve planlara kapıldılar. Benim kırmızı çizgilerimi hiçe saydılar. O süre boyunca beni oyalayabildikleri zannına da kapıldılar. Mühletleri bitti ve işte neticesi “şimdilik” bu…

Türkiye’de dolar 40 ya da 60 lira bile olabilir. Türkiye o kadar zor hallere düşse bile, Türkiye kullanılarak yapılan her türlü kara para işlerini baltalamaya, batı alemine akan kara ve kanlı paraları kesmeye devam edeceğim. Doğru/gerçek mali tabloları anlatmaya da devam edeceğim. Kara para bulmak için devletlerin ittifak halinde estirmek istediği rüzgarları kesmeye de devam edeceğim. O korona oyunlarına son darbeleri de vuracağım. AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütüne basında, medyada, sanayide, ticarette, bürokraside, emniyette, orduda, üniversite camiasında yardım ve yataklık edenleri oyundan düşürmeye ve onları daha da perişan hallere getirmeye de devam edeceğim.

AKPKK’yi gayr-i meşru şekilde fonlayan kara paracı hükumetlere ve liderlere, onların emrindeki kara paracı gizli servislere set olmaya da devam edeceğim. AKPKK’nin resmi makamlardaki seçilmiş ve atanmış militanlarının da onlara bu güne kadar yardım ve yataklık eden, yani oy veren ve her rezilliğe rağmen alkışlayıp destekleyen milyonlarca Türkiyelinin de müstahak olduklarını bulmalarını/yaşamalarını sağlayacağım.

Bu güne kadar, birkaç tekrarla ifade ettim ama hala tam anlayamamış olanlar var. En net şekilde yazayım. Türkiye’de ve dünyada değiştirdiğim dengeler, sadece Türkiye’de değil başka ülkelerde de krizlere sebep oldu, olacak. Rusya, Çin ve müttefiklerinin, karşılarına çıkarttığım fırsatları kaçıracaklarına pek ihtimal vermiyorum. Çünkü, kısa süre öncesine kadar onlara büyük sıkıntılar çıkartmış ve karşılarındaki ülkeleri, tarafları güçlendirmiştim. Onlar, bunca kayıptan ve zorluktan sonra, bu fırsatı iyi değerlendirmek zorundalar. Benim, düşmanıma verdiğim sözlerden bile asla caymayacağımı da biliyorlar. Şimdi ise bütünüyle batı alemi risk altında ama öncelikli ve en büyük krizi yaşayan ülkenin ABD olacağı da gözler önünde… ABD de zaten büyük bir mali krizde ama dışarıya başka türlü bir görüntü veriliyor. Kara paralar kesildikçe, dengeler benim yön verdiğim şekilde değiştikçe ABD çok ama çok büyük patlayacak. Bunun yaşanmasına da ramak kaldı.

Bana itibar edenleri, bu güne kadar mahcup düşürmedim. Şimdi de isabetli çıkacağıma inanıyorum. Çünkü hiçbir şekilde beni durduramayacaklarını biliyorum. Ben durmayınca, benimle birlikte hareket eden taraflar durmayınca, Ankebut Ağının ve bu ağın kontrolündeki batı aleminin çökeceğini biliyorum. Batı alemi, dünyanın kalan diğer kısımlarını sömüre sömüre bu günlere kadar maddi refah ama manevi ve ahlaki çöküşle gelmişti. Bundan sonrasında yoluna bu şekilde devam etmesi ihtimali kalmadı. Artık yeni bir dünya düzeni var. Artık dünyada, siyasi konularda akla hemen gelen tarafların, ülkelerin haricinde, bütün dünya siyasetine istediği her an ve her meselede tesir edebilen yeni bir taraf var. Muktedirler İttifakı (Mİ) var.

Herkese tavsiyem şöyle olur:

– Benim kırmızı çizgilerime dikkat edin ve o sınırları aşmayın

– Eski dünya yok, bir daha da hiç değilse üç beş asır boyunca olmayacak, öyle ise gerçekçi olun

– Hatanın, zararın neresinden dönülürse kârdır

– Satanistlerden, masonlardan, Ankebut Ağından, ayincilerden, insan kaçıranlardan, organcılardan uzak durun

– ABD’den, AB den, NATO dan mümkün olduğunca uzak durun. Bunlarla yola çıkmayın, yolda kalırsınız

– Batının Ukrayna konusundaki son çıkışlarına da hiç takılmayın. Hepsi arkası boş çıkışlar. Batı çoktan battı…

– Ukrayna krizinde batı/NATO/AB tarafı gerçekten çatışamaz ama buna cesaret ederse, biz de Rusya’dan taraf olarak çatışmalara dahil olacağız

– An itibariyle Türkiye ile sömürgeci, kan emici, namussuz, yalancı, numaracı batı alemi arasında gerçek bir harp yaşanıyor (Batı dünyasındaki medeni insanları ve grupları tenzih ederim). Bu şartlar dahilinde iken batı dünyasının Türkiye’deki üslerinin, askeri araçlarının, cihazlarının, personellerinin hiçbirinin güvende olduğu kanaatinde değilim

– NATO ya da ABD gemileri, uçakları ya da personelleri Türkiye’nin hava, kara ve deniz sahasını Ukrayna krizi sırasında kullanmak isterse, başlarına çok çok kötü şeyler geleceğine eminim.

– Bir değil, yüz tane Tayyip olsa ve hep beraber şu anda Türkiye’nin başında olsalar, yine de bir tane mfs edemezler, varlık gösteremezler, kurduğum dengeleri bozamazlar. Buna kesinlikle emin olabilirsiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya

İyice zıvanadan çıktılar

Türkiye ve Amerikan Yahudilerinin, mason tarikatının ve CIA’nın kontrolündeki TGRT kanalının, gizli Yahudi sunucusu Ekrem Açıkel, “Ben Türk milletinin ve bütün dünya insanlığının düşmanıyım. İnsanlığa karşı kurulan en temelsiz, en cahilce ama en vahşice, en ifsad edici planlarda saf tutmaya gönüllüyüm. Kurşunlardan da hızlı koşabiliyorum. Her şeytanlığı yaparım ve bana hiçbir şey olmaz.” demenin başka bir yolunu buldu.

Sıfatında meymenet kalmamış, utanması arlanması kalmamış ve ağzı yüzü gözü başka oynayan pislik herif, “Ne kadar az et, ne kadar az süt ve süt ürünü tüketirsek dünya için o kadar faydalı bir iş yapmış olacağız. Bırakın şimdi protein meselesini filan.” diyebildi.

İşte o skandal ifadeler…

Mehmet Fahri Sertkaya