Türkiye’de, az ileriyi görebilen akl-ı selim herkesin görebildiği çok net bir kare var. O karede çok çok yüksek sayıda bankazedeler var. Ekonomik OHAL var. El konulmuş mevduatlar var. İflas etmiş bankalar var. Bunun neticesi olarak bankazedeler var. İflas etmiş dev holdingler var. Çok yüksek sayıda işsiz kalmış insan var. Kara kışta açlık sorunundan sonra çok büyük enerji ve ısınma sorunları da var. Bulaşıcı hastalıklar var. İntiharlar var. Halk hareketleri var. Suç patlaması var. Yağmalar var. Karaborsa var. Siyasi kaos var.
AKPKK’nin son manevraları, yıkıldıklarında yargılanıp asılacaklarını kesinlikle bilen, bu nedenle inatla iktidarda kalmak isteyen bir hükumetin, artık kaybedecek hiçbir şeyi kalmamış bir hainler güruhunun yapacağı bir şey. Kendilerinden bekleneni yaptılar. Kendilerinden beklendiği gibi, bu yaptıklarını da halka çok başka türlü anlattılar. Laf cambazlığı yaptılar. Yerine getiremeyecekleri kararlar aldılar, vaadler verdiler ve bunları ilan ettiler. Son açıkladıkları sistemin Türkiye’yi kurtarması mümkün değil ve hükumetin o vaadlerini yerine getirmesi de mümkün değil.
Ülkenin hazinesinde para yok. Ülkenin bankaları şu anda bile çok büyük krizlerdeler. Yabancı bankalar hala kaçmanın fırsatlarını arıyorlar. Yabancı yatırımcılar çoktan geri durdular. Yatırım planlarını iptal ettiler ve artık var olanı muhafaza etmek için imalatı durduracaklar, satışları durduracaklar ve yurt dışına çıkacaklar. Zaten hükumet de bunları bildiği ve son bir çare ile mani olmak istediği için bu son açıklamaları/oyunları yaptı. Millet dövizden uzak durmalı, bankalarda para tutulmalı ama kimse bu hükumete güvenmeyecek ve bu planlananlar olmayacak. Olsa bile bu sistem çalışmayacak, vaad edilenler millete verilemeyecek. Milletin bankalara yatırdığı paraları fazlası ile almasını geçtim, yatırdığı kadarını bile alamayacaklar.

Tarihi eserlerin hatta mukaddes emanetlerin bile peşkeş çekildiğine, yerlerine sahtelerinin konulduğuna dair vahim iddialar var. Boğaz kenarında, devlete ait yapıların ve büyük arazilerin peşkeş çekilmekte olduğuna dair de vahim iddialar var. ASELSAN’ın kısmen peşkeş çekildiği, bazı değerli projelerinin de satıldığı şeklinde vahim iddialar da var. Birer kara para devletçiği olan Katar’dan ve Birleşik Arap Emirliklerinden yüksek miktarda döviz getirildiğine, piyasaya el altından dahil edildiğine, dövizdeki bu ani düşüsün arkasında bu hamlenin olduğuna dair vahim iddialar var. Bunların hepsi de suç… Bunların hepsine adli yetkililerin bir an önce müdahil olması şart. Vazifeleri bu ama kaç yıldır yazıyorum, AKPKK yıkılınca, enkazın altında herkesten çok, vazifelerini yapmayan adli yetkililer kalacaklar. Halleri çok ama çok perişan olacak.
Bir memleket, bir millet, bu güne gelene kadar suç bataklığına batmış AKPKK ve MHPKK ittifakının üyelerinin yargılanma ve asılma korkuları nedeniyle, göz göre göre daha da batırılıyor. Buna daha fazla tepkisiz kalınamaz. Böyle bir anda bile sessiz ve tepkisiz kalan yığınlar, çok ama çok büyük felaketlerin, acıların, acizliklerin, rezilliklerin içinde kalırlar. An itibariyle muhalefet tarafında bulunan partilerin, liderlerin, siyasetçilerin de bu son şansı. Şu anda, şu şartlarda bile gerçekten muhalefet yapmazlarsa, enkazın altında onlar da kalırlar.
Tayyip Erdoğan’ın bu güne kadar sahte diploma ile devletin başında bulunduğu, kara paracılarla birlikte iş tuttuğu, mason tarikatı tarafından yönetildiği, CIA casusları tarafından kuşatıldığı, sömürgeci batı dünyasına hizmet ederek Türk milletine ve Türk/İslam alemine hep ihanet ettiği açıkça gözler önündedir. Bunun hiç abartsız binlerce somut delili de mevcuttur. Bu sözde cumhurbaşkanının ve hükumetin meşruiyeti yoktur.
Ayrıca, Tayyip’in akıl, ruh ve beden sağlığının, iş göremez derecede bozulduğu, hatta artık klinik vaka olduğu herkesin malumudur. Bundan yıllar önce bile sara hastası olduğunun iddia edildiği, defalarca bayıldığı, bir keresinde bayıldığında kendisine müdahale eden kadın doktorun öldürüldüğü de herkesin malumudur.
Türkiye’nin daha fazla felakete sürüklenmesine izin vermek istemeyen bütün taraflar, aklı başından gitmiş bu şahsa ve onu elinde oynatan danışman ve bakan görünüşlü casuslara, bu casusların çalıştığı batı ülkelerine karşı artık dik durmalılar. Sivil itaatsizlik kararı almalıyız. Gerekirse meşru bir millet darbesini yapmalıyız. Bağımsızlığını kaybederek hükumetin emrine girmiş hakimler ve savcılar, apaçık şekilde gözler önündeler. Listeleri hazır ve işe ilk önce bunları oyundan düşürerek başlamalıyız.
Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi