Devam eden şu süreçte Azerbaycan batı yanlısı bir siyaset izleyecektir ve bu da Azerbaycan’ın da kaybedenler kulübünde yer almasına sebep olacaktır.
Şu anda bile Azerbaycan’da milli birlik ve bütünlük yok. Millet ile idareciler arasında bir sıcaklık, samimiyet, kaynaşma yok. Mali vaziyet hiç iyi değil. Aliyev, Tayyip’le hemen hemen her konuda aynı siyaseti izledi. Yer yer Aliyev, Tayyip’ten önce hamleler yaptı, Tayyip onun peşinden yaptı. Çoğunlukla ise Aliyev Tayyip’in peşinden aynı hamleleri ya da benzer hamleleri yaptı. Netice itibariyle, idarecileri Türk görünen kriptolardan oluşan, hukukun üstün olmadığı, kimsenin hayatından memnun olmadığı, kara para ile ayakta tutulmaya çalışılan, lakin her gün kara para gelirleri daha da düşen, diktatörlükle idare olunan, çok büyük sorunlarla boğuşan, birbiriyle yoğun şekilde paslaşan iki Türk devleti var; Türkiye ve Azerbaycan…
Türkiye’nin resmi idarecilerinin hemen hemen her konuda üst üste hatalar yapmaya ve inatlaşamaya devam ettiği şu günlerde, Azerbaycan da farklı bir siyaset izlemiyor. Bu nedenle, Türkiye’ye dair mali, siyasi, askeri kararlar alınırken çok dikkatli olmak gerektiği gibi, Azerbaycan’a dair mali, siyasi ve askeri kararlarda da çok dikkatli olmak gerekir.
Azerbaycan’ın idari kadrosunun da çok yakında derdest edileceğini, yargılanarak ya da yargılanmayarak yok edileceklerini öngörmek gerekir. Bu sürecin ilk kısmında, bu güne kadar bunca reziliğe, ahlaksızlığa, hukuksuzluğa, sömürüye, kara paracılığa, diktatörlüğe karşı mücadele vermeyen, kuzu kuzu itaat eden yığınların perişan hallere düşeceklerini de öngörmek lazım.
Ben, Aliyev ve karısı başta olmak üzere, Azerbaycan’ın başındaki kripto hainlerden de bunlara bunca senedir itaat eden Azerbaycandaki kuru kalabalıklardan da uzağım. Bunların yanında olmayacağım. Bunların başlarına neler geldiği ile bile alakadar olmayacağım. O kuru kabalıklar derhal toparlanıp kendilerine gelmezlerse, onları ateşlere atmaktan hiç çekinmeyeceğim. Derhal kendilerine gelirlerse, yanlarında olmaktan hiç çekinmeyeceğim.
Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi