Etiket arşivi: Mason Tarikatı

Akademi Dergisi yazarı muhterem hocamız Mehmet Fahri Sertkaya’nın muhtelif yazılarında geçen, Mason tarikat, Mason, Masonik Örgütler, Yahudi/Mason Medyası, Mason/Satanist Ayin, Mason Teşkilatı, Freemasonry, Masonluk, Masonlar gibi etiketlerin tamamını istafade edilmesi temennisiyle, Mason Tarikatı konusu altına toplamaya çalıştık.

Editör | MFS.TV

On beş gün kendimizi kapatacağız, geri çekileceğiz

Yunanistan’ın ve onu arkalayan Avrupa tarafının çok kızdığı ve bize karşı metafizik saldırılar yapacağı istihbaratını aldık. Ayrıca Türkiye ile Kıbrıs’ı da karıştıracaklarmış. Çok fena karşı hamleler planlamışlar. Bu nedenlerle, tedbir maksadıyla on beş gün kendimizi kapatacağız, geri çekileceğiz. Türkiye’de ve dünyada hiçbir metafizik çatışmaya girmeyecek, kimseyi de çarpmayacağız. Ayrıca Türkiye başta olmak üzere dünyanın hiçbir yerindeki siyasi, askeri ve mali meselelere de karışmayacağız. Yayınlar bile yapmayacağız. Öncelikle bu büyük tehlikeyi savuşturmamız, atlatmamız gerekiyor. Çok zor olacak, biz de çok zorlanacağız, Türkiye de çok büyük sıkıntılar yaşayacak ama bunu da atlatacağız.

Şeklinde cümleler yazmamı ve kararlar almamı bekleyenler var mı, bilemiyorum ama biz dünyanın farklı yerlerinden resmi yetkili kişilerin hallerini gördükçe, kendi aralarındaki konuşmalarını dinledikçe çok gülüyoruz, çok eğleniyoruz. Dünyanın dört bir yanından gelen raporlar, bizi sevince boğuyor. “İyi teşkilatlandık. Samimiyetle ve uzun süreli mücadele verdik. Hiçbir zaman korkmadık. Ulvi niyetlerle çıktığımız bu yolda, dünya malına, makamına gönül vermedik. Zaman zaman bedeller de ödedik ama yine yolumuzdan dönmedik. Şimdi hak ettiğimiz yerdeyiz. Rehavete de kapılmayacak ve gücümüzü bütün dünyaya daha açık şekilde göstereceğiz.” diyoruz.

Son zamanlarda sert darbeler vurup işlerini bozduğumuz bazı batılı ve doğulu taraflar, Türkiye içindeki gizli Ermeni/Hristiyan çetelerini, bunların kontrolü altındaki sözde siyasi partileri, sözde sivil toplum örgütlerini ve o meşhur terör örgütlerini bizim ve ülkemizin karşımızda bir kart olarak kullanmayı değerlendiriyorlar.

Ermeni ihanet çetelerinin Türkiye’de devlet sistemi içinde de çok adamları var. Hepsi isim isim, cisim cisim ifşa olmuş bu kişileri de kullanmak isteyebilirler. Bizce ciddi bir sorun değil ama bunları karşımızda kart olarak oynamak istediklerinde bizim bunlara vereceğimiz karşılık mecburen çok gürültü çıkartan, çok ses getiren, yer yer dünya medyasında ilk sırada ve dakikalarca haber yapılan türden olacak. Kendi devletinin gücünü/kurumlarını kendilerinin üzerine haksızca ve ihanetle yönlendiren, acımasızca terör saldırıları dahi yapan/yaptıran bir ihanet ve terör güruhuna karşı, her millet aynı şekilde sert, gürültülü, acımasız ve ezici karşılığı verir. Son derece inanarak ve yapabileceğimi kesinlik derecesinde bilerek ifade ediyorum ki her şafak vaktinde, İstanbul başta olmak üzere, Türkiye’nin pek çok şehrinde kurulmuş dar ağaçlarında, gizli Ermeni hainlerin ve teröristlerin leşleri sergilenir. Resmi yetkisi/kimliği olanları ise ilk günlerde sallandırılırlar. Dünya medyası da bu sarsıcı görüntüleri servis etmek, üzerinde uzunca durmak, ilgili şahısları yayınlara çıkartıp konuşturmak zorunda kalır. Çok da güzel olur ve dünyadaki bütün mazlum milletlere, terör kartı ile ezilerek, susturularak sömürülen milletlere örnek olur. Hepsi gerçek manada hür bir devlet/millet olabilmek için ne yapmaları gerektiğini en net şekilde görürler. Bir milletin, bunu yapmak istedikten sonra yapabildiğini, hainlerin ve teröristlerin böyle bir millet darbesine karşı güç yetiremediğini, onları oynatan batılı ülkelerin de çaresizce olanları izlediklerini görürler.

Ümit ederim ki o masonlar, o satanistler, o haçlılar, o sömürgeciler, o yunanlar, o caniler, o insan kasapları, bizim, Türkiye’nin, Kıbrıs’ın karşısında böyle bir kartı kullanırlar ve son kararları bu yönde olur. Her zamanki gibi samimiyetle yazıyorum, bu, bize de uyar. Bundan çok büyük memnuniyet duyar ve gerekli karşılığı memnuniyetle veririz. Zaten “ramak kaldı” deyip duruyorum. Son bir iki ince ayarın eksik kaldığını, onu da hızla yaptığımızı açıkça ifade ediyorum. Karşımızda Ermeni çeteleri kullanılırsa, açıkça da isim vereyim ve muhatap alayım ki Kılıçdaryan ve çetesi CHPKK, onlardan hiç farkı olmayan HDPKK, bunlara bağlı milletvekili denilen ya da denilmeyen militanlar ve türlü türlü kısa isimler verdikleri terör grupları kullanılırsa… Türkiye’de ya da Kıbrıs’ta sivil ya da siyasi yetkili ya da askeri yetkili bir kişinin burnu kanarsa, Türkiye’yi ve Kıbrıs’ı mezbahaya çeviririm. Kimse de gelip bunları elimden alamaz. Yine söylüyorum, bire yüz kişi idam ettirir ya da kestiririm.

“Ramak kaldı” dediğim bu süreç daha da hızlanmış olur ve iktidarı, danışıklı dövüşen muhalefeti, gizli ermenisini, yahudisini, masonunu, satanistini, haçlısını, ordumun içine sızanı, devletimin kurumları içine sızanı topyekun yakar, asar, ezer geçerim. Çünkü ben adaletliyim. Haksız yere yakanı, yakarım. Keseni keserim. Asanı, asarım. Parçalayanı parçalarım. Bir kişi bir yerde bir el bombası patlatsın, o kişiyi alır meydan yerde ve kameralar önünde bombayla havaya uçurturum. Göze göz, kana kan, dişe diş…

Haydi, işte meydan… Hemen şimdi başlayabiliriz. Kaç kişi, kaç sözde siyasi parti, kaç grup/örgüt ya da kaç sömürgeci ülke varsa karşımda durabilecek, bir adım öne çıksınlar göreyim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Saldırgan köpekler aşılı ya da çipli köpekler mi?

Ve dünya insanlığı nereye sürükleniyor?

İnsanlar üzerinde denemeden az öncesinde, aşılı ve çipli köpeklere uzaktan sinyaller göndererek onların dengelerini, davranışlarını bozuyorlar, beyinlerinin bazı noktalarını tetikliyorlar ve testler mi yapıyorlar?

Son zamanlarda dünyanın dört bir yanında tuhaf köpek davranışları görüldüğü gibi, Türkiye’de de görüldü ve görülüyor. Köpeklerin sadece insanlara karşı değil, maymunlara ve başka hayvan türlerine karşı da saldıganlaştıkları görülüyor.

Bütün bunlar, çok büyük bir planın son safhasına ait bir kısmı mı?

Korona aşısı olduğu iddia edilen sıvıların, vücutlarına enjekte edilmesine izin veren milyarlarca insan, endişelenmeli ve korkmalı mı? Bir gün geldiğinde, dünyanın dört bir yanındaki farklı milletlerden, kültürlerden, dinlerden olan insan topluluklarının, aynı anlarda çıldırmış gibi davranışlar sergilediğine, sebepsiz şekilde etraflarına saldırmaya başladıklarına, sokakların ve caddelerin kan gölüne döndüğüne şahit olacak mıyız? Aynı anlarda aşılanmış ya da çiplenmiş hayvanların da birbirlerine ve insanlara saldırdıklarına şahit olacak mıyız?

Bu konu ile Türkiye’nin Milli Güvenlik Kurulu ve ordusu ilgilenmeli mi? Ciddiyetle soruyor ve üzerinde duruyorum, bu, bir ülkenin ordusunun da müdahil olması gereken bir konu mu? Şu sözde bilim kurulunun mensuplarının kimler olduğu, bağlantılarının kimler, nereler olduğunu, bu güne kadar bu kadar bilim dışı kararları neden aldıkları, ortada nasıl bir oyun döndüğü hala milli güvenlik meselesi olarak görülmeyecek ve araştırılmayacak mı? Bir milletin hatta koca insanlığın hayatı, sağlığı, güvenliği bu kadar mı ucuz, bu kadar mı değersiz?

Bunun yanı sıra, dünyanın dört bir yanında tuhaf ve aşırı şiddetli manyetik alanlar oluşuyor. Bunun neticesi olarak da aşırı yağışlar, kasırgalar, sık ve kuvvetli hortumlar, aşırı soğuklar, ekinlerin daha tarlada iken yanıp kuruması, temiz su kaynaklarının aşırı hızlı şekilde kuruyup yok olması, kuraklığın hızla yaygınlaşması ve ayrıca sık sık ve şiddetli depremler görülüyor. Yine söz konusu aşırı büyük ve kuvvetli manyetik alanların tesiriyle kuşlar havada uçmakta iken sürü halinde çarpılıp yerlere saçılarak ölüyorlar. Böyle sürü halinde ölen kuşlar, son yıllarda Türkiye dahil, dünyanın dört bir yanında görüldü ve hala zaman zaman görülüyor. Türkiye’deki bazı vakaların görüntüleri Youtube’da bile bulunabiliyor. Bazı şehirlerde günler, geceler boyunca tuhaf sesler de duyuluyor. Seslerin bazısı yeraltından geliyormuş gibi iken bazısı gökte oluşuyormuş gibi duruyor. Söz konusu seslerin pek çoğunun arasında manyetik sürtünme hışırtıları da açıkça, cihaz kullanmadan, insan kulağıyla bile duyulabiliyor. Buna rağmen Türkiye’de görülen böyle bir vakada, hiçbir bilimsel çalışma yapılmamasına rağmen yetkililerin “Yeraltındaki su tesisatında biriken suyun kabarcıklarının sesi bunlar” dedikleri görülüyor. Son olarak, on günden fazladır gece gündüz tuhaf ve şiddetli sesler duyulan Selanik şehrinin yetkilileri de bu Türkiye’deki art niyetli yetkilileri taklit ediyor ve hiçbir bilimsel veri ve ispat olmadan aynı minvalde açıklamalar yapıyorlar. Neler oluyor, kim bunlar, neden böyle davranıyorlar? Ortak noktaları ne? Neyi bilmemiz, neyi çözmemiz gerekiyor?

Türkiye’de çok tuhaf şekilde onlarca noktada aynı anda başlayan orman yangınları yakıp kavuruyor, söndürme çalışmalarına halkın destek vermesi engelleniyor. Halkın tahliye edilmesi gereken yerde devlet gücü, kolluk gücü, ordu gücü görülemiyor. Yangınların ikinci hatta üçüncü gününde bile devletimizin yani milletimizin imkanlarının seferber edilmediği ve insanların kovalarla denizden su çekerek yangınları söndürmeye çabaladığı görülüyor. O günlerde, Türkiye’nin farklı şehirlerine tuhaf gök cisimlerinin alev almış şekilde düştükleri haber oluyor ama hemen bunların göktaşları olduğu iddia ediliyor.

“Bunların göktaşları olduğuna emin miyiz? Mili güvenliğimizi alakadar eden bir tehlike söz konusu olabilir mi? Gerekli bilimsel çalışmalar ve ayrıca soruşturmalar yapıldı mı? Düştükleri yerler incelendi mi?” diye yazıp soruyoruz, sesimizi artık Papua Yeni Gine devlet yetkilileri bile anında duyuyor ama Türkiye’nin başındaki malum idareciler, üzerine aylar geçtiği halde bile bu konunun, bu riskin, bu şaibenin üzerine gitmiyorlar. Böyle davranmalarını kimler istiyorlar?

İnanılır gibi değil ama yaşayarak görüyoruz ki her bir köşesi uzman şahıslarla dolmuş şu koca dünyada, bilmem kaç tane milletler arası teşkilat bulunan şu koca dünyada, nedense bunca teşkilat, hükumet, bunca güvenlik kurulları, bunca ordular, bunca uzmanlar böyle tuhaflıkların üzerine ciddiyetle ve samimiyetle gitmiyorlar. Hiç beklenmedik şekilde Afrika kıtasındaki bazı devlet reisleri gitmek istiyorlar ve peş peşe öldürülüyorlar.

Hala dünya insanlığına korona oyunları, sözde iklim değişikliği ve sözde küresel ısınma oyunları oynanıyor. Bunların hiçbirinin bilimsel temelleri olmadığı, en ileri seviyedeki bilim adamları tarafından, tamamen bilimsel temellere dayanılarak anlatıldığında, Facebook, Google, Youtube, Instagram, WhatsApp, Twitter gibi gerçek sahibi CIA olan mecralarda sansürleniyor, kaldırılıyorlar. Hatta son zamanlarda, dünyanın en saygın bilim dergilerinde yayınlanan ve saygın bilim adamlarınca hazırlanan bilimsel makaleler bile kaldırılıyorlar. Birileri sürekli bilimsellik, çağdaşlık, demokrasi, insan hakları, fikir ve vicdan hürriyeti, korona, varyant, küresel ısınma, iklim değişikliği kavramları ve iddiaları arkasına sığınarak insanlık düşmanlığı sergiliyor. Bunu hala anlamamak nasıl mümkün olabilir.

Bütün dünya insanlığının, devletler arası hatta devletler üstü bir organizasyon halinde ve çok sinsi şekilde yapılan… Çok yüksek teknoloji, basın, medya ve sosyal medya imkanları da kullanılan… En çok da mason tarikatı üzerinden yönetilen… Şiddetli ve dehşet verici ve kural/sınır tanımaz saldırılara maruz kaldığı, aslında görmek isteyenler için apaçık şekilde gözler önünde.

Dünyamızın/gezegenimizin değil ama dünya insanlığının çok fazla vakti kalmadı. Çünkü bu türlü organize ve yüksek teknolojili ve uzun süreli saldırıların arkasında mason tarikatı, yahudiler, siyonistler, satanistler ya da halk arasında bilinen ismiyle İlluminati bulunuyor olsa da onların arkasında da dünya insanlığına düşman olan uzaylı taraflar yani halk arasında bilinen isimleriyle Ye’cüc ve Me’cüc kavimleri (Yeşiller ve griler) bulunuyor. Açıkça gözler önündeki bunlar, dünya insanlığının nüfusunu kısa sürede ve çok çok feci vesilelerle azaltmak istiyorlar. Bu maksatla, bir seviyeye kadar gezegenimizin tabii dengesine darbeler vurmaktan da geri durmuyorlar, durmayacaklar.

Bunların yeraltındaki üslerinin tespit edilerek imha edilmelerinin ve bunlara çalışan yer üstündeki mason, yahudi, satanist insan şeytanlarının ve ayrıca biyonik robotlarının tek tek tespit edilerek imha edilmelerinin vakti gelmedi mi?

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Şu gariban da biraz sakinleşsin

Şu Tayyip’i de arayın, yalandan da olsa muhatap olun, kale alın, oyalayın, biraz sakinleşsin. Yoksa ya inme inecek, ya kalpten gidecek ya da zaten yarım kalmış aklını tamamen kaybedecek.

Son haftalarda sık sık sinir krizleri yaşıyor, bu nedenle sağlığı daha da çok bozuluyor ama bu defa çok daha büyük bir kriz geçirdi ve sakinleşemiyor.

“NATO’nun en kıdemli lideri bendim” diyordu, kısacık süre sonrasında başına neler neler geldi. Bunların nasıl olabildiğini, Türkiye içinde ve dışında işlerin nasıl kısacık sürede aleyhine dönebildiğini, hiçbir şeyi anlayamadı bile…

Şimdi karşısına geçip “Bak Tayyip, kuş kadar beyninle beni oyaladığını ve bana oyunlar kurduğunu düşünüyordun. Ben ise memleketin, milletin ve insanlığın faydasını gözettiğim için sana tahammül ediyordum. Bir de manevi dengeleri gözetiyordum. Sabrımı taşırdın ve ben de sana siyasetin nasıl yapılacağını gösteriyorum. Yapabileceklerimin yüzde birini bile yapmadım şu ana kadar. Yine de halin işte böyle… Yine de kimsenin muhatap olmak istemediği, herkesin etkisiz eleman olarak gördüğü bir kişi oldun çıktın. Muhatabım değilsin, görüyorsun adını bile zaruret olmadıkça anmıyorum. Sana çatmıyorum bile… Haydi, kuş kadar beyninle, etrafındaki biyonik robot kadrosuyla, masonlarla, kara paracılarla birlikte karşımda oynayacağınız başka oyunların varsa, haydi oyna… Meydan senin Tayyip, ister kısa, ister uzun hava oyna. Çal çal oyna… Zaten izleyen de beğenen de etkilenen de olmuyordu, şimdi hiç olmayacak. Sana şu saatten sonra kim karışabilir, kim ne diyebilir Tayyip? Kısa süre sonra sana senin tarafında olanlar da kızamayacaklar. Çünkü sadece beden sağlığını yitirmedin, aklın başından gitti. Şu anda kendisine bile faydası olamayacak bir garipsin… O NATO toplantılarındaki havayı, yapabiliyorsan bir daha yakala?” diyesim var. Daha arkasına da neler neler eklemek var ama faydasız. Gerçek hayattan kopuk, kendi hastalıklı dünyasında yaşıyor hatta yaşamıyor, boğuluyor, feryat ediyor orada…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

Sanki bilmiyorlar

Doğu Perinçek çetesinin gazeteci, aydın, emekli subay, siyasetçi gibi görünen kara paracı insan şeytanları, bazı sözde Türk televizyon kanallarında programlara katılıyorlar. İyice her yeri bu çetenin adamları sarmış, daha da sarıyor, yayılıyor. Birkaç gün önce bunlardan birkaçı çıkmışlar sözde bir Türk televizyon kanalındaki açık oturuma ve Yunanistan’ı konuşuyorlar. “Avrupa ülkeleri Yunanistan’a yüz milyarlarca dolar para veriyorlar da hiç bir yerde duyulmamış, görülmemiş şekilde geri ödeme tarihini neden 2060 yılı olarak belirliyorlar. Aslında bu borç vermek değil, karşılıksız olarak bu paraları vermektir” mealinde konuşuyorlar, izleyicileri oyalıyorlar. Sanki AB kendi içinde hakiki bir dayanışma bulunan bir teşkilatmış gibi kabullenişler oluşturuyorlar. İşlerine geldiğinde her şeyin arkasını didik didik araştıran ve küçük çocuklara İslami/ahlaki eğitim verildiğini görünce çıldıran, bunun arkasında hiçbir suç unsuru bulamasalar da didik didik araştıran, sonunda aciz kalınca iftiralara bile başvuran bu kişiler… Bu derece İslam, insanlık, iyilik ve ahlak düşmanı olmuş bu kişiler, yüzlerce milyar doların karşılıksız bir şekilde bir devlete verileceğine sözde inanıyorlar, bunda sorun da görmüyorlar. Arkasını araştırmıyorlar ve bizlerin de sorun görmemesini istiyorlar.

İnsanlık dışı hakikati aslında kendileri de biliyorlar. Hatta bazıları bu işlerin bir kısmında faaliyette bulunuyorlar. Biliyorlar ki Avrupa ülkeleri söz konusu paraları Yunanistan’a karşılıksız olarak vermiyor. Yunanistan’dan karşılık olarak aldıkları şeyler var.

Yunanistan’la türlü kara para işleri yapıyorlar. Bol miktarda uyuşturucu satın almış oluyorlar. Lakin en çok parayı mültecilere veriyorlar. Mültecilerin bebeklerini alıyorlar, çocuklarını alıyorlar, gençlerini alıyorlar, yetişmiş insanlarını alıyorlar. Kız erkek de ayırmıyorlar.

O sözde gazeteciler, emekli askerler, analizciler, siyasetçiler, Avrupa ülkelerinin bu insanları neden Yunanistan’dan büyük paralar karşılığında aldıklarını da biliyorlar. Ankebut Ağına bağlı, mason tarikatı üzerinden koordine edilen ve aralarında danışıklı dövüşen devletler/hükumetler sayesinde, dünyanın çok farklı yerlerinde sorunlar, çatışmalar, terör hadiseleri, iç savaşlar, savaşlar çıkartılıyor, on milyonlarca insanın mülteci durumuna düşmesi kasten sağlanıyor. Bunların Avrupa’ya gitmesine aracı olacak insan kaçakçılarını bile Ankebut Ağı dünyanın dört bir yanında kendisi ayarlıyor, hazırlıyor, çalıştırıyor. Yol üzerindeki ülkelerin şartlarını da kendilerine göre ayarlatıyorlar. Bu nedenle, Afganistan’dan ABD’nin çekilmesine, orada otorite boşluğu oluşmasına, terör örgütü olup da kendilerinin tam kontrolü altında bulunan Taliban’ın Afganistan’a hakim olmasına karar verdiler ve devletler arası danışıklı dövüşlerle bunu uyguladılar. Sonra işi o kadar ileri götürdüler ki Taliban gibi her türlü vahşi kara para işini, en çok da batı ülkeleri için yapan bir terör örgütünü, meşru bir hükumet olarak görmeye, resmen tanımaya teşebbüs ettiler. Yine bu nedenle, Türkiye bunca yıldır göçmen sorununa karşı gerçek, tesirli bir mücadele vermiyor. Bu nedenle “Kaçak göçmen” ya da “Yasadışı göçmen” bile dedirtmiyorlar da “Kayıtdışı göçmen” ya da “Düzensiz göçmen” şeklinde, hiçbir hukuk devletinde kullanılmayacak tabirler uyduruyorlar ve kontrolleri altındaki basın, medya kuruluşları üzerinden bunu yayıyorlar. Bu nedenle kontrolleri altındaki sözde sosyal ağlarda göçmenlere karşı haklı tepki veren şahıslara ve topluluklara anında müdahale ediyorlar. Bu işin bozulmasını asla istemiyorlar. Türkiye de dahil, söz konusu ülkelerde, ülkelerin mevcut kanunlarının uygulanmasına, göçmen sorununu kökünden çözecek uygulamaların yapılmasına bile izin vermiyorlar. Bu kısımlar da hep mason tarikatı ve mason birader dayanışması üzerinden, ABD’nin ve AB ülkelerinin istihbarat servisleri üzerinden ve MİT üzerinden hallediliyor. Devlet Bohçalı bu işleri, ayrıntılı kitabını yazacak kadar iyi biliyor. Şimdi bir ters kelepçe yapılıp alınsa, bülbül edilip öttürülse, bütün dünya insanlığı onun anlattıklarından ötürü travma geçirir. O derece ileri şeytanlıklar döndü, dönüyor ve Bohçalı ile çetesi bu işlerin mühim bir kısmında yer tutuyor.

Türlü türlü ayarlamalarla, göçmenlerin çoğu, Avrupanın ileri karakolu olan Yunanistan’a akıtılıyorlar. Buradaki kamplara alınıyorlar. Sonrasını denetleyebilen, düzenleyebilen yok. Yunanistandakiler başta olmak üzere, bütün batı alemindeki insan şeytanı cumhurbaşkanlarının, boşbakanların, senatörlerin, bakanların, vekillerin, bürokratların, mafyaların, kolluk kuvvetlerinin yani bütünüyle Ankebut Ağı mensuplarının, olmayan insaflarına terk ediliyorlar.

Bu bebeklerin çoğu satanist ayinlerinde İblis’e kurban ediliyorlar. Bu bebekler boğuluyorlar, tecavüze uğruyorlar. Parça parça ediliyorlar, kanları içiliyor, dudakları ısırılarak kopartılıyor ve daha türlü insanlık dışı işkencelere uğrayarak ve insanlığın yüz karası bir tablo oluşarak cennete uçuyorlar. Çocukların ve gençlerin bir kısmının akıbeti de bu şekilde oluyor. Bir kısmı ise fuhuş mafyalarına satılıyor. Bir kısmı Avrupalı sübyancı siyasetçilere, yetkililere, bürokratlara, iş adamlarına satılıyor. Bir kısmı organ mafyalarına kurban gidiyorlar. Almanya dünyada en çok sayıda sübyancının bulunduğu ülke olsa gerek. İstisnaları tenzih ediyorum ama Avrupanın genel olarak vaziyeti böyle… Kendi kadınlarının çoğu bile birkaç kere tecavüze uğramayı, şok edici bir şey olarak görmüyorlar. Kaçırılan yetişkin mülteci kadınlara neler yapılacığını siz tahmin edin. Mülteci kadınlar da bazen fuhuş mafyalarına, cinsi sapıklara, bazen organ mafyalarına, bazısı ise ayinlere kurban gidiyorlar. Yetişkin erkekler çoğunlukla organ mafyalarına ve satanist ayinlerine kurban gidiyorlar.

Doğu Perinçek çetesinin mensuplarını, hemen her gün programlarına çıkartan sözde Türk televizyon kanalları da bu sistemin bir kısmını oluşturuyorlar. O kanalların sözde sahipleri de çalışanların çoğu da aslında neye, nelere, ne derece şeytanlıklara hizmet ettiklerini, insanlığa nasıl kastettiklerini, ne kadar çok sayıda ve büyük acılara sebep olduklarını hep biliyorlar.

Birileri, Türkiye’nin kırk yıldır kapısında bekletildiği Avrupa’nın ve başta da Yunanistan’ın aslında ne olduğunu sorarsa, bunları anlatın. Delil isteyenleri bana yönlendirin. Zaten ramak kaldı, bunların somut delilleri bir anda bütün dünyada dolaşacak. O zaman göreceğiz batı dünyasının bizlere örnek gösterilen siyasi liderlerinin, yazarlarının, TV programcılarının, sanatçılarının, fikir adamlarının gerçek yüzlerini… O zaman göreceğiz “demokrasi, cumhuriyet” diye diye papağana dönenlerin, bu tabirler ve sistemler arkasında ne haltlar çevirdiklerini…

Bu derece cehenneme döndürülmüş dünyada, bu acılara, bu sadistliklere karşı mücadele etmeden yaşamayı, yaşamak saymayız. Sonu bir değil, binlerce kere ölüm olsa bile, bu insan şeytanlarını dünyanın her yerinde yok edeceğiz. Bu dünya üzerinde bir Ankebut Ağı bırakmayacağız. Mason tarikatı bırakmayacağız. Satanistlik bırakmayacağız. İnsan kaçakçılığı diye bir şey bırakmayacağız. Hangi milletin bebekleri, çocukları, gençleri, kadınları, erkekleri olduğunu ayırt etmeden bütün insanlığı bunlardan kurtaracağız.

Ona göre, herkes safını belirlesin.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

As if they don’t know

Black money human demons of the Doğu Perinçek gang, who appear to be journalists, intellectuals, retired officers, and politicians, participate in programs on some so-called Turkish television channels. The men of this gang are all over the place, it’s getting bigger and spreading. A few days ago, a few of them came out to talk about Greece and to a panel discussion on a so-called Turkish television channel. They are talking about “European countries are giving hundreds of billions of dollars to Greece, but why are they setting the repayment date as 2060, which is unheard of and unprecedented anywhere. This is not lending, it is giving this money for free,” and they distract the audience. They form acceptances as if the EU were an organization with genuine solidarity within itself. These are the people who search for everything when it comes to their jobs, go crazy when they see that little children are given Islamic/moral education, search thoroughly even though they can’t find any crime behind it, and even resort to slanders when they are helpless… This degree of Islam, humanity, goodness, and morality. These people, who have become their enemies, supposedly believe that hundreds of billions of dollars will be given to a state for free, and they see no problem in this. They don’t search into them and they want us not to see any problems.

In fact, they themselves know the inhuman truth. Some even operate in some of these businesses. They know that European countries do not give the money in question to Greece for free. There are things they receive in return from Greece.

They do all sorts of black money dealings with Greece. They buy a lot of drugs. But they give the most money for refugees. They buy refugees’ babies, they buy their children, they buy their young people, they buy their grown people. They don’t discriminate between boys and girls.

Those so-called journalists, retired soldiers, analysts, politicians also know why European countries have bought these people from Greece for big money. Because of the states/governments connected to the Cobweb Cult, coordinated through the Masonic cult and colluding with each other, problems, conflicts, terrorist incidents, civil wars, wars are caused in many different parts of the world, and it is deliberately ensured that tens of millions of people become refugees.

The Cobweb Cult arranges, prepares and employs people all over the world, even the human smugglers who will be instrumental in getting them to Europe. They also adjust the conditions of the countries on the way according to them. For this reason, they decided to withdraw the USA from Afghanistan, to create an authority’s vacuum there, to have Taliban, which is a terrorist organization but under their full control, dominate Afghanistan, and they implemented this with collusion inter states. Then they have dug the matter so far that they attempted to see and officially acknowledge a terrorist organization like Taliban, which does all kinds of brutal black money business, mostly for western countries, as a legitimate government. It is also for this reason that Turkey has not been fighting a real, effective fight against the immigrant problem for all these years. For this reason, they don’t even make people say ” Fugitive immigrant” or “Illegal immigrant”, they make up phrases such as ” Unrecorded immigrant” or “Irregular immigrant” that will not be used in any state of law, and they spread it through the press and media outlets under their control. For this reason, they immediately intervene in the so-called social networks under their control to individuals and communities that react rightly to immigrants. They never want this thing to go worse. In these countries, including Turkey, they do not even allow the implementation of the existing laws of the countries, and the implementation of practices that will solve the immigrant problem from its roots. These parts are always handled through the Freemason cult and brotherhood solidarity, the intelligence services of the USA and the EU countries, and the MIT. Devlet Bohçalı knows these things well enough to write his detailed book. Now, if rear-handcuffing and taken, made him sing like a canary, the whole humanity of the world will be traumatized by what he tells.

Such advanced demons have turned and are returning, and Bohçalı and his gang have a place in an important part of these works.

With all kinds of arrangements, most of the immigrants are flowing to Greece, the European outpost. They are taken to camps here. There is no one who can control or arrange the next. They are left at the mercy of human evil presidents, useless ministers, senators, ministers, deputies, bureaucrats, mafia, law enforcement officers, that is, members of the Cobweb Cult, all over the Western world, especially in Greece.

Many of these babies are sacrificed to Satan in satanic rituals. These babies are strangling, they are being raped. They are cut to pieces, their blood is drunk, their lips are bitten off, and they fly to heaven, being subjected to more inhuman tortures and creating a disgraceful picture of humanity. This is the fate of some children and young people. Some of them are sold to prostitution mafia. Some of them are sold to European pedophile politicians, officials, bureaucrats and businessmen. Some of them fall victim to organ mafia. Germany must be the country with the highest number of pedophiles in the world. Except for the exceptions, but this is the situation in Europe in general… Even most of their own women don’t see being raped a few times as something shocking. Guess what will happen to abducted adult refugee women. Refugee women sometimes fall victim to prostitution mafias, sexual perverts, sometimes to organ mafias, and some to rituals. Adult men are mostly victims of organ mafias and satanic rituals.

The so-called Turkish television channels, which broadcast the members of the Doğu Perinçek gang almost every day, also form a part of this system. The so-called owners of those channels and most of the employees always know what, to what extent and to what degree of evil they serve, how they mean to humanity, and how many and great suffering they cause.

If someone asks what Europe, especially Greece, where Turkey has been waiting at its door for forty years, actually is, tell them. Direct those who want evidence to me. It’s already imminent, concrete proofs of these will be circulating all over the world in an instant. Then we will see the real faces of the political leaders, writers, TV programmers, artists and intellectuals of the Western world who are set as an example to us. Then we will see what the hell those who turn to parrots saying “democracy, republic” are doing behind these terms and systems…

In a world that has been turned into hell to such a degree, we do not count as living without struggling against this pain and this sadism. Even if the end is not once, but thousands of deaths, we will destroy these human demons all over the world. We will not leave existing the Cobweb Cult on this world. We will wipe out the Masonic order. We will not leave Satanism. We will not leave such a thing as human trafficking. We will save all humanity from these, regardless of which nation is babies, children, young people, women or men.

According to aforementioned above, “Everyone must choose their ranks!”

Küçücük beyinleriyle, koca Türk milletine oyunlar kurduklarını zan ediyorlar

Gizli Yahudi bir vatan haini iken biyonik robot yapılan Özgür Özel’in, hiç olmadık bir anda, partisine ve partisinin planlarına da çok zarar vererek İslam dinine hakaret etmesi…

Gizli Yahudi ve FETÖ’cü bir vatan haini iken biyonik robot yapılan Sezen Aksu’nun İslam dininine hakaret etmesi…

Çoktan ateist ve ruh hastası olmuş, hiçbir makul sebep olmasa bile intihar etmesi beklenecek hale gelmiş, çoktan hayatın içinden alınarak korumalı bir klinikte tedavi altına alınması gerekmiş, kendisine ve çevresine zarar verme eğilimi olduğu çoktan anlaşılmış, davranışları bile son derece bozulmuş, yüzü gözü solmuş, bakışları bile değişmiş bir gencin, bir tarikat müessesinde intihar etmesinin, olmadık bir yerlere çekilmeye çalışılması…

Ve benzeri başka tartışmalar, meseleler…

Bunların hepsi bir planın parçası… Gündemi değiştirmeye, vatansever müslümanları başka konulara çekmeye, odaklarını bozmaya dönük hamleler. Ayrıca danışıklı dövüştükleri AKPKK’yi ve Tayyip’i daha fazla süre iktidarda tutmaya dönük hamleler… Yaşanan dehşet verici seviyedeki hayat pahalılığını, geçim sıkıntılarını, siyasi kaosu, belirsizliği, halktaki ümitsizliği, ülkenin koşar adım daha büyük felaketlere gidişini, bu nedenlerle yaşanan çok sayıda intiharı bastırmaya, gizlemeye, gündemden düşürmeye dönük çabalar.

Birkaç kelam edip, bir de hukuk yoluna giderek suç duyuruları yapıp sonrasında fazlaca vakit kaybetmeden hizmetlerimize, vatan ve millet mücadelemize devam etmemiz gerekir ve öyle de yapıyoruz.

O Fatih Altaylı ve de Ahmet Hakan da tepeden aldığı, yurt dışından gelen talimatlarla aynı maksatla yazıp çiziyorlar. Bir babanın, evladını Allahsızlardan, ahlaksızlardan, namus tanımazlardan ve içine düşürüldüğü ileri seviyedeki ruhi bunalımlardan kurtarmak için, son çare olarak bir İslami müesseseye göndermesini ama ondan da netice alamamasını bu derece çarpıtarak ve hukuk dışı şekilde mevzu etmeleri, haddi iyice aşarak milleti tehdit edercesine baskı altına almaları ve o babaya da hakaretler savurmaları, tahammül edilesi şeyler değil ama işte arka planında bu sarsıcı gerçek var. İsmail Saymaz da hep aynı yerden emirler alıyor ve emirler gereği bu kadar haddi aşıyorlar. Cezalarını bulurlar, bulacaklar.

Biz gereksiz surette vakit ve emek harcamayacağız. Danışıklı dövüşenlere takılmayacağız. İşte meydandayız, kim tarikatları kapatabiliyormuş? Kendilerini kanunun dokunamayacağı bir yerde gören, arkasındaki ihanet odaklarına güvenerek bu milletin dinine düşmanlık eden, bu milletin müslümanca duruşa sahip fertlerine yazılarda sövme hakkını kendinde gören ve mason tarikatının sahadaki köpekleri olan Fatih Altaylı, Ahmet Hakan, İsmail Saymaz ve benzeri piyonlar mı kapatacaklarmış? Yoksa Doğu Perinçekçiler ve AKPKK militanları mı kapatacaklarmış? Yoksa ordu içindeki çoktan ifşa olmuş gizli Ermeni ve gizli Yahudi ve gizli mason subaylar mı kapatacaklarmış? Yoksa bunlar da Rus ordusunu mu çağıracaklar? Yoksa Masonların emriyle AKPKK ile danışıklı dövüşen CHPKK militanları mı kapatacaklarmış? Boş boş hırlıyorlar, kendilerini dokunulamaz zan ediyorlar, milletin sinirlerine sinirlerine vuruyorlar. Cesareti olan bunlardan hangisi ise, beni muhatap alıp bana sövsün? Ben de o baba ile aynı kanaatlerdeyim. Hukuka saygısı olan, medenice yaşayan bütün insanlar da aynı kanaatlerdeler. Bu adi piyonlara “köpek” diyorum ama köpeklere hakaret edeceğim diye endişe ediyorum. Köpekler bunların yanında bin kere faziletli kalırlar. Ekmek yedikleri çanağa pislemezler. Omurgalı hayvanlardır. Bu hainler yakındır bu milletin ayakları altında topluca ezilirler, leşlerini de belki aç kalmış sokak köpekleri yerler. Hayatta iken insanlığa, devlete, millete, hayvanata bir faydaları olmamış, leşleri bari hayvanata faydalı olur.

Karar vermişler mi, öncelikle Müslüman Türkleri dinsizleştirmek, ahlaksızlaştırmak, toptan ruh hastası yapmak, sömürmek için çırpınan ve her türlü ihanetle kara para işlerinin merkezinde bulunan mason tarikatını mı, misyoner tarikatlarını mı, Sabetaycı tarikatları mı, satanist tarikatlarını mı, Kürt Yahudisi tarikatlarını mı, Ermeni tarikatlarını mı, yoksa hakiki İslami tarikatları mı kapatılacakmış? Tarikat derken neden sadece zihinlerinde, dillerinde, hedeflerinde İslam var, İslam tarikatları var? Bunca tarikat da tarikat değil mi? Asıl zararlı olanlar, hain olanlar, terörle iltisaklı olanlar, bozanlar, çökertenler, çalanlar onlar değil mi?

Anlaşılır şey de değildir. Gerçek bir hukuk devletinde bu hainlerin tamamını aynı gün toplar alırlardı. Emniyet teşkilatı içinde her sene en az yüzlerce intihar vakası oluyor. Bunların arka planına bakılınca, polislik mesleğinin getirdiği ağır yükü taşımayadıkları için intiharı seçenlerin az olmadığı, bu gibi ifadelerin/değerlendirmelerin uzmanlar tarafından hazırlanan bilimsel raporlarda da geçtiği görülüyor. Ordumuz içinde de her sene askerlik vazifesinin getirdiği ağır yük nedeniyle ya da askerliği sırasında gördüğü haksızlıklar, zulümler, aşağılamalar nedeniyle intihar eden en az yüzlerce genç oluyor. Kim çıkıp da “Asker ocağı kapatılsın, ordu lağvedilsin” diyebiliyor? Kim kendinde böyle bir cesaret bulabiliyor? Kim çıkıp da “Emniyet Teşkilatı kapatılsın, dağıtılsın, yeter artık” diyebiliyor? Bunlar denilemiyorsa ki denilemez, hukukun gereği bu, öyle ise, mesele İslam, mesele İslam cemaatleri ve tarikatları olunca her seferinde binlerce vatan haini, nasıl oluyor da organize şekilde hukuku ayaklar altına alabiliyor? Kim bunlar, bu derece kanun tanımazlığı, bu derece hainlik ve alçaklık sergilemeyi bunlara kimler sağlıyor? Siyaset sahnesindeki ve adalet sistemi içindeki kendi adamları mı? Gizli Yahudi, gizli Ermeni, gizli satanist, gizli mason savcılar, hakimler ve siyasetçiler mi?

Şu memlekette namuslu kalmış savcıların derhal basındaki, medyadaki, soysal medyaki binlerce kripto vatan hainini, İslam ve Türk düşmanını, o omurgasız kişileri toplatıp alması gerekiyor. FETÖ diye diye o kripto Yahudi ve Ermeni ihaneti ürünü sözde İslami cemaate kanmış müslümanları topladılar, aldılar. Mallarını, mülklerini yağmaladılar. 90 yaşındaki ihtiyarlarını bile zindanlara kapattılar. Bu safhada bile hiç hukuk tanımadılar, hukuku ayaklar altına aldılar, İslam düşmanlığı yaptılar. FETÖ hala her yerde… FETÖ basında… FETÖ medyada… FETÖ sosyal medyada… Asıl FETÖ’cüler bu kripto kimlikli hainler… Bunların hakkında dosyalar açılması gerekiyor. Vatana ihanet, fikir/vicdan ve ifade hürriyetinin baskı altına alınması, gizli servislere çalışmak, basın ve yayın gücünü nüfuz casusluğu kapsamında kullanmak, halkın büyük bir kısmının tabi olduğu dini değerleri aşağılamak ve daha türlü türlü suçlar gözler önünde. Bu suçların örgütlü şekilde işlendiği de gözler önünde ve vazifesini yapmayan adli yetkililer de yakında bunlarla birlikte toplanıp alınacaklar ve asılacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Büyük sermaye sahiplerine tavsiyelerim var

Daha önceleri çok defa tavsiyelerimi dinledikçe kazançlı çıktılar. Şimdi de dinleyenleri kazançlı çıkacaklar. Paralarını büyük limanlardan küçük/sığ ve emniyetli limanlara yani büyük devletlerden/ekonomilerden alıp daha küçük ama emniyetli devletlere götürmeliler. Bir şekilde piyasadan çekmeliler.

Çünkü Rusya bundan sonra belini doğrultamaz ve parçalanacak. ABD de bu mücadelelerden muzaffer çıkamaz ve o da parçalanacak. Çin zaten düşürdüğüm girdapta dönüp her geçen gün daha fazla dibe çekiliyor. O da çıkamaz. Almanya, İngiltere ve diğer batı ülkelerinde kısa sürede büyük siyasi ve mali krizler başlayacak. Batıya akan kara paraları bir seviye daha kestiğimde zaten üzerini zor örttükleri gerçek mali tabloları, büyük mali krizi herkes görecek. Herkes kendini kurtarmak isterken, oralarda hiçkimse kendini de sistemi/devleti de kurtaramayacak. Zaten siyasi krizlerin sonunda haritalar değişecek, bazı ülkeler bölünecek, bazıları ise yok olacak.

Bir süre daha Türkiye’den de uzak dursunlar. Ben Türkiye’nin idaresini çok kısa süre sonra resmen de elime alacağım, elime alırken çok çok sıkıntılı zamanlar geçecek ve sonrasında da kısa bir süre sıkıntılı geçecek. Daha sonra dünyanın yine şaşkınlıkla ve hayranlıkla izlediği gelişmelere sebep olacağım ve Türkiye’yi, beraberindeki Türk devletlerini ve ortak paydada buluşmuş diğer devletleri uçuşa geçireceğim.

Artık bir dünya savaşı şartları içinde bulunulduğunu, böyle anlarda varlığını korumanın ve gücünü/parasını sabit tutabilmenin bile büyük hüner olduğunu herkes baştan kabul etmeli. İki büyük dünya savaşı sırasında da dünyada mali vaziyet böyleydi. İkisinde de Ankebut Ağı mensupları önden bilgi aldılar, hamleler yaptılar ve paralarını kurtardılar. Bu defa öyle olmamalı… Bu defa iyice batan taraf onlar olmalı. Zaten istihbaratını alıyorum. Resmen başa geçtiğimde başlatacağım dev projelerime kilitlenmiş ve bu nedenle başka yatırımlar yapmayan dev sermayedarların bulunduğunu… Bence en isabetli kararı almışlar.

Bu süreçte mason tarikatından ve masonlara ait bankalardan, şirketlerden de uzak durmaları şart. Zira dünya genelinde bir mason karşıtlığı ve mason avı başlayacak. Bu defa dünya savaşı Ankebut Ağının dünyayı daha fazla sömürülebilecek bir hale getirmesi maksadıyla değil, aksine olarak Ankebut Ağının dünyanın her tarafında yok edilmesi maksadıyla yaşanacak.

Yayınlarımı düzenli takip edenler, hatırlayacaklardır. Epeyi bir zaman önce “Üçüncü dünya savaşının Hitler’i kim olacak?” diye yazıp sormuştum. Nasıl ki Adolf Hitler’i ne kadar çok deneseler de öldüremediler, yok edemediler, beni de öldüremediler, öldüremeyecekler. Yeni dünya düzenini ABD ya da Çin üzerinden Yahudiler, masonlar ya da uzaylı türler değil, Türkiye üzerinden ben tesis edeceğim.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Duydunuz mu?

Rusya’da siyasetin seviyesi Türkiye’den de beter. Rusya’nın idarecileri şu anda öyle tavırlar sergiliyor ve sergiletiyorlar ki AKPKK ve A HABER bile hatta meşhur troller bile yanlarında çok seviyeli kalırlar. Bazı Rus basın kuruluşlarında “Rusya, Türkiye’nin Kazakistan’ı Büyük Turan listesine dahil etme planlarını bir haftada yok etti.” şeklinde, kahkaha attıran başlıklar bile atılıyor. Bu başlıkları atanlar ve attıranlar, önümüzdeki birkaç hafta içinde başlarına neler geleceğini ve şu anda günü kurtarmak için yaptıkları bu hamlelerin de ters tepeceğini, o gün geldiğinde daha da büyük çuvallayacaklarını hiç mi düşünmezler…

Seviyesi bu kadar düşmüş kişilere laf anlatmayı deneyecek değilim. Onlar kendi çaplarında ve şartlarında dönsünler ama bizim hala yapacağımız çok işler, yıkacağımız çok cepheler var. Rehavete kapılmadan, hız kesmeden ve daha da hızlanarak mücadelemize devam edeceğiz.

Türk dünyasında, aldığı talimatlar icabı haber yapanlar ve Türkiye’nin Türk devletlerine acilen askeri güç göndermesi gerektiğini ifade edenler var. Evet, baştan da yazdım ki Türkiye bu istenileni yapacak ama şu anda zamanlaması doğru değil. Şartlar buna uygun değil. Acele edilmeyecek. Öncelikle Türkiye dahil olmak üzere bütün Türk dünyasındaki Ankebut Ağı mensupları, başta da mason tarikatı mensupları oyundan düşürülecekler. Hiç değilse, en tepe kadrolar temizlenmeden Türkiye’nin Türk devletlerine askeri güç göndermesi fayda değil, zarar verecek. Zira son günlerde bütün millet gördü, anladı ki Türkiye’yi Tokayev, Nazarbayev, Putin, Lavrov, Peskov, Zaharova, Şoygu, Paşinyan, Aliyev kadar azılı İslam ve Türk düşmanı olan şahıslar idare ediyorlar ve TBMM bile tıka basa bunlarla dolu. Bunlar resmen Türkiye’nin idaresini ellerinde tuttuktan sonra, Türk ordusunun, gönderildiği yerlerde Ankebut Ağının menfaatine olacak şekilde yönlendirilmeyeceğini kim garanti edebilir. Ordumuzun, gönderildiği yerlerde kara para işlerinde vazifelendirilmeyeceğini kim garanti edebilir. Gidecekleri yerlerde, hürriyet mücadelesi veren halkın karşısına geçirilmeyeceğini, ihanet halindeki iktidarları muhafaza etmekle vazifelendirilmeyeceğini ya da devrilen hainlerin yerine başka hainlerin iktidara getirilmesi sürecinde vazifelendirilmeyeceklerini kim garanti edebilir. İşte, Rus ayısının bile bir hafta geçmeden çıkmak, kaçmak zorunda kaldığı bir Kazakistan var. Tokayev orada yalnız kalıyor. Onu da orada tutmayacak ve Kazak halkının istediği gibi bir rejim kurmasını sağlayacağız. Genel Kurmay Başkanından tutun da aşağı doğru yüzlerce önemli rütbeli kişisi gizli Yahudi, gizli Ermeni, gizli Hristiyan, gizli Mason olan Türk ordusu bu şartlarda Kazakistan’a resmen ve bunların emir komutası altında gönderilse, Ankebut Ağının taleplerinden başka bir şeyi mi yapacaklar?

Bu nedenle, Ankebut Ağının tepe isimlerinin emirleriyle ve Türk devletlerinin başındaki hainlerin müdahaleleriyle kamuoyu oluşturmaya çalışan basın ve yayın organlarından tutalım da etkili ve yetkili kişilere kadar hiç kimsenin oyununa gelmeyeceğiz. Hedefimiz, mümkün olabilen en kısa süre içinde Türk dünyasının yardımına ordumuzla, istihbarat birimlerimizle, her türlü teknik eğitimli kadrolarımızla “resmen” de koşmak olacak. Ve en kısa zamanda bir Turan ordusu kurmak olacak. Bunun için öncelikle Türkiye dahil olmak üzere bütün Türk dünyasındaki siyasi, askeri ve adli yetkili hainleri ve hain iktidarları oyundan düşürmek şart.

Şu anlarda, Türk devletlerine resmen de asker göndermeden o halkların mücadelelerine destek verebiliyoruz, verebileceğiz. Birkaç gün içinde bile neler yapabildiğimiz dünyanın gözleri önünde… Zaten en açık şekliyle yazdım ki çok kısacık süre içinde Türkiye’nin idaresini resmen de elimize alacağız. Artık danışıklı dövüşen muhalefeti, bütün partileri ve mensuplarıyla birlikte aynı keyfe koyup AKPKK ile birlikte devirip cezalandıracağız. Bu nedenlerle, asker göndermekte çok acele etmeyecek, oyunlara da gelmeyeceğiz.

Bu gibi planları kuranlar, bütün dünya görüyor ki Azerbaycan üzerinden de sinsi planlar kuruyorlar. Aliyev’e birden bir hal oldu. Çünkü Ankebut Ağının tepe isimleri tarafından yapılan planlar gereği, Aliyev’e ve onunla paslaşması kararlaştırılan başka liderlere gerekli talimatlar verildi. Bu kısımda da danışıklı dövüşler sergileniyor ve sinsi planlar icra edilmek isteniyor. Bu gibi sinsi ve haince planlara da izin vermeyeceğiz, oyunlara da gelmeyeceğiz.

Türk dünyasına kurulan bu tuzaklarda Katar ve BAE gibi kara para devletçikleri de yine aktif olarak kullanılıyorlar. Kısa süre içerisinde bunlara da bütün dünyanın açıkça gördüğü Türk şamarları vuracağız. Çoktan hak ettiler…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Omicron varyantı değil, Omicron yalanları hızla yayılıyor

Virüslerden daha çok, insanlığa kastetmiş masonlar ve satanist yahudiler tehlike arz ediyor.

“Grip (influenza) genellikle yıl içerisinde Ekim ayından başlayarak Mart sonu, Nisan başına kadar olan dönemde sık görülen oldukça bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. Grip, kuzey yarım kürede yer alan her ülkede ifade edilen aylar arasında toplumda önemli sayıda kişiyi etkileyen bir hastalıktır.“

Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Ankebut Ağının “resmen” nüfuzu altında olan ve idaresinde/yönetiminde gizli masonların, gizli Yahudilerin, gizli Ermenilerin, gizli satanistlerin bulunduğu Türkiye’de de grip vakalarına omicron teşhisi konuluyor. Dünya üzerinde bu hile aynı anda onlarca hükumet tarafından ve organize şekilde yapılıyor.

Aynı kara paracı sisteme çalışan ve organ kaçakçılığının tam da içinde bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise hiçbir tıbbi ve bilimsel temeli olmayan, güvenilirliği olmayan vaka sayıları açıklıyor. Devlet sistemi, hususiyle sağlık sistemi içindeki gizli Yahudiler, gizli Ermeniler, gizli satanistler ve masonlar da tepeden gelen talimatla uygulanan bu plana yardım ve yataklık yapıyorlar. Emredildiği şekilde teşhisler koyuyorlar, açıklamalar yapıyorlar. Bu hainlerden basın ve medyada da bol bol var, onlar da aldıkları talimatlara uygun şekilde ortalığı adeta ateşe veriyorlar. Ateş olmayan yerden duman çıkıyor havası oluşturuyorlar. Tecrübeliler, organize şeikde bunu daha önce de yaptılar.

Bunun arkasında yine yüksek sayıda insanın, yürüyerek girdiği hastanelerden cenazelerinin çıktığı vakalar sık sık yaşanır olacak. Yakınlarının şaşkınlık içinde sosyal medya paylaşımları çok konuşulacak. Bu sırada mümkün olduğu kadar çok organ çalınacak. Yine aşı dedikleri ve insan genetiğini kasten bozan, insanın beynini ve zihinini kısmen kısıtlayan ve yeri gelince tek bir sinyalle toplu ölümlere de sebep olacak sıvılar dayatılacak.

Bunu yaparken bir yandan da mümkün olduğu kadar çok sözde aşılar satılarak daha da çok para vurulacak. Yine kısıtlamalar yapılacak ve hafta sonları ile geceleri resmi araçlarla organlar, uyuşturucular kaçırılacak, nakil edilecek. Mümkün olabilen her türlü kaçakçılık işleri de aynı anlarda yine resmi makamlara ait araçlarla yapılacak. Ve daha türlü türlü insanlık düşmanlığı sergilenecek. Bütün bu organizasyonun temel kolonu yine mason tarikatı olacak.

Türkiye’de aynı kanlı ve kara oyun, millete ihanet eden idarecilerin eliyle tekrar sahnelenmek isteniyor. Ne cumhurbaşkanlığı makamı, ne TBMM, ne adalet sistemi, ne tıp ilmini dikkate almak, ne hür bir basın ve medya, ne can emniyeti, ne mal/para emniyeti, ne ırz emniyeti kaldı. Bu milletin bir an evvel meşru bir millet darbesi gerçekleştirerek bu insanlık düşmanlarını topluca alaşağı etmesi ve ayakları altında ezmesi farz üstüne farz oldu. Zaten dünyanın doğulu batılı onlarca milletinin de boğazına kadar geldi ve onlar da aynı anlarda ayağa kalkacaklar.

Kara paraları çok kesildi, dünya üzerindeki hakimiyetleri tamamen bitmek üzere ve çılgınca şeyler denemeleri tuhaf görülmemeli. Bu çılgınlıkları, biz dikkatli oldukça bize, insanlığa yarayacak ve fayda sağlayacaktır. Belki de kaçabileceklerini düşünerek hala milletin damarına damarına vuran adilikleri, ihanetleri ve kasıtları devam ettirmeye cesaret ediyorlardır. Lakin tam kadro halinde kaçabilmeleri imkansız. Birkaçı kaçabilecek olsa bile onların geri getirilmeme ve yargılanıp idam edilmeme ihtimali yok. Servetlerine el konulmama ihtimali de yok. Meydana çıkartılacak somut gerçeklerden ve delillerden sonra dünyanın hiçbir ülkesinin bu alçakları himaye etme lüksü yok.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Karmakarışık ve parça parça bir Amerika…

ABD’nin idari kadrosunda da iç karışıklık korkusu var. Hem askeri darbe ihtimalinden hem de halkın ayaklanmasından korkuyorlar. Dünyada neredeyse her yer karışacak iken, ABD’nin karışmama ihtimali bulunmuyor. ABD’nin en önden karışacak ülkelerden biri olma ihtimali bulunuyor. Hem laboratuvarlarda üretilen ve ABD’nin Avrupa ülkeleri ve Çin’le danışıklı şekilde dünyaya yaydığı korona virüslerinden dolayı hayatın iyice zorlaşması, getirilen kurallar, kısıtlamalar, hastahanelere sağlam girip bir iki gün içinde ölen insanlar, yapılan organ kaçakçılığı… Hem bunların neticesi olarak artan maddi sıkıntılar, alım gücünün çok çok azalması… Hem de son ABD seçimlerinde hilelerin yaşandığına halkın büyük çoğunluğunun kani olması, Trump’ın danışıklı dövüştüğünün meydana çıkması, şu anda ABD idaresinin adeta Çin hükumetinin ABD müdürlüğü gibi hareket etmesi, Amerikan halkının geleceğine ümitle bakamaması iç karışıklıklara sebep olacak. Daha siyahlara yapılan muameleden tutun da devlet eliyle bir halkın her türlü maddi ve manevi/ahlaki felaketlere sürüklenmiş olmasının sebep olduğu yozlaşma da ABD halkını sokaklara dökecek.

ABD’nin devlet eliyle yaptığı kara para işlerinin dünyanın dört bir yanında büyük darbeler alması da bu neticeyi oluşturan sebeplerden biri… Korona ve varyant oyunlarıyla yapılan organ işlerinin açıkları kapatamadığı aşikar. Artık dev gibi büyüyen maddi açıkları kapatamıyorlar ve dünya milletlerini istedikleri gibi sömüremiyorlar. ABD siyasetindeki akl-ı selim kişiler çok yakın geleceği görebiliyorlar. ABD’nin karışmama ve bölünmeme ihtimali kalmadığını çoktan anladılar. ABD halkının aslında çoktan karışmış ve bölünmüş olduğunu da kabulleniyorlar.

ABD halkının sabır etmesine, dayanmasına, azimle mücadele etmesine sebep olacak dini ve ahlaki altyapı da kalmadığı için ABD, en hızlı ve en şiddetli şekilde karışan ülkelerden biri olacak. Zaten ettiklerini bulacaklar. 1945’ten beri Ankebut Ağı, o satanistler, o masonlar, o Yahudiler, dünya insalığına en çok ABD üzerinden kan kusturdular. Ve ABD halkını bu vahşetlerin, sömürülerin, zulümlerin, katliamların farkında olduğu halde, ezici çoğunluğu bu vahim gerçeği hiç umursamayarak, başkalarının kanlarının üzerinde saadet dolu bir hayat yaşamayı denedi ve işte sonucu…

Söz konusu siyasetçiler, ABD halkı sokağa dökülünce halkı kontrol etmenin mümkün olmadığını, herkesin sokağa silahla çıkabileceğini de görebiliyorlar. Bu nedenle ABD idaresi şimdiden tedbirlerini almaya çalışıyorsa da ümitsizce bir mücadele veriyor. Mümkün olduğu kadar uzun süre devlet dairelerini, idari kısımları ayakta tutmaya çabalayacaklar ama boşa uğraşmış olacaklar.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Körler sağırlar, birbirini ağırlar…

Tıka basa vatan hainleriyle, gizli Yahudilerle, gizli Ermenilerle, gizli masonlarla, kara paracılarla, gizli servislere çalışanlarla, insanlıktan çıkmışlarla dolu olan TBMM, kendinden beklenileni yapmak üzereydi, çok yaklaştı ama yapamadı.

Kendileri gibi kara paracılar ve vatan hainleri olan Kazakistan’ın idari kadrosuna “Biz de yanınızdayız. Şu işi kıvırın da rahat edelim.” mesajı vermek zorunda olduklarını biliyorlardı, buna teşebbüs ettiler ama cesaret edemediler. Öyle bir metin yazıp topluca onayladılar ki kahkahalık. Hakikaten kahkahalık… Ne şiş yansın, ne kebap ayarında ve “Bu kadar çok kişiyiz ama bir adam etmeyiz” temalı bir bildiri metni olmuş.

Bunların çapı bu kadar, vasıfları bu kadar, olmayan yürekleri işte bu kadar… Bunlar devleti, milleti idare etmekten, kanun çıkartmaktan, nizamı sağlamaktan ne anlarlar. Uyuşturucu, fuhuş, insan ve organ dahil her türlü kaçakçılık ve ayrıca her türlü ihanet ve terör işleridir aslında bunların anladığı, bildiği işler. Oraya gelmek, sözde vekil olmak için bazısı mason locasından olur alır, bazısı yabancı gizli servislerden, bazıları da terör örgütlerinden olur alır. Bazısı, bazısının altına yatar, bazısı diğerinin üstüne çıkar. Bazısı bu safhada karısını ve kızını bile kullanır. Sonra girerler o çatının altına, oraya gelebilene kadar ne kadar oynaklarsa, ne kadar düşüklerse, o çatı altında da o nispette oynak olurlar. Seneler değil, onlarca sene geçer, Türkiye’nin hiçbir derdi, sorunu çözülmez. Çünkü çözülmesin diye oraya getirilmiş, danışıklı dövüşsünler diye oraya getirilmiş kişilerdir onlar.

İşte bu Türkiye’nin onlarca senedir maddi ve manevi felaketlere sürüklenip durmasına sebep olanlar bu kadar dip seviyedeki şahıslar. Arada az sayıdaki istisnaları tenzih ederim. Bu millet bunların iktidarını da danışıklı dövüştükleri ve beraberce ihanet ettikleri muhalefeti de üfleyerek bile yıkabilir. Artık bunları arkalayan devletlerin ve gizli servislerle terör örgütlerinin de halleri perişan… Artık sadece Türkiye’de değil, yayınlarımın yayıldığı bütün dünyada, sömürülen ve kandırılan bütün milletler bu oyunu gördüler. Demokrasinin, insanlığın başına bela bir sistem olduğunu, masonların, satanistlerin, bütünüyle Ankebut Ağının neler çevirdiğini gördüler.

TBMM’de, her gün sabahtan akşama kadar birbirlerine ve Devlet Bohçalıya sövüp sayarlar, sonra hep onun, daha doğrusu onu Türk milletine karşı kullanan Türk düşmanı odakların istediklerini yaparlar. Bu defa da Kazakistan meselesinde bunu yapacak gibi oldular, cesaretsizlikten ellerine yüzlerine bulaştırdılar.

Şunları zaten dünyada kale alan yoktu, şimdiden sonra dönüp yüzlerine bakanlar, kulak verenler bile olmaz. TBMM hükmünü an itibariyle ve tamamen yitirmiştir. Türkiye’nin meşru bir kurumu değildir. Bunlara adli yetkililerin beklenen müdahaleleri yapması ihtimali de söz konusu değildir. Öyle ise, dünyanın onlarca ülkesiyle eş zamanlı olarak Türkiye de karışmalıdır. Türk milleti de meclisini ve bütün devlet kurumlarını, damarına basa basa hainlik yapmaya, oyalamaya, danışıklı dövüşmeye devam eden hainlerden ve yolsuzlardan temizlemelidir. Öyle bir meclis ki İçişleri bakanı bile mafya lideri ve bunu mecliste bilmeyen yok ama kürsüye çıkıp anlatan yok. Çünkü ‘tencere dibin kara, seninki ben kara’ dedikleri gibi bir vaziyet var ortada…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Tayyip de çuvalladı, onun tasmasını elinde tutan Bohçalı da büyük çuvalladı

Tayyip ve Bohçalı da bu alçakça oyunun tam içindeler. Ruslarla, Beyaz Ruslarla, Ermenilerle, ABD’lilerle, Çinlerle, Avrupalılarla birlikte Kazakistan’ın işgal edilmesini, orada uzun süreli sorunlar yaşanmasını, bu süreçte insan ve organ kaçakçılığının artırılmasını, daha önce defalarca yapıldığı gibi Kazak halkının haklı tepkilerinin bastırılmasını, Kazakistan’ın yer altı ve yer üstü zenginliklerinin daha da fazla sömürülmesini isteyenlerdendi Tayyip ve Bohçalı… Bütün planların bilinçli olarak içindeydiler. Bu kanlı, bu vahşi, bu insanlık dışı oyundan payına düşenleri almayı hedefleyenlerdendi bu alçaklar… Açıkça Türk ve İslam milletlerine ihanet edenlerdendiler. Tayyip’in şu sessizliği hem yaşananlara ve yaşanma hızına inanamayışından, gücümün nerelere ne kadar sürede yetebildiğine şok oluşundan, belki hayatı boyunca böyle bir siyaset görmemiş olduğundan, hem de Türk ve İslam düşmanlarının safında duruşundan… Hem de tek bir hata daha yaparsa, kendisinin Tokayev’den önce devrilip asılacağı korkusundan susuyor. Kazakistan’da neyin mücadelesinin verildiği çok açık. İşte Tokayev bile çıkıp terörist, hainler, darbeciler diye diye konuşmayı kesti ve halkın topluca bir mücadele verdiğini peşinen kabul eden cümleleri peş peşe ve açıkça kurmaya başladı. Şu anda susmanın bile ihanet olduğunu aklı başında olan bütün müslümanlar ve Türkler biliyorlar. Ve Tayyip de hainlerden yana olduğu için ve planları tutmadığı için susuyor. Aslında Bohçalı da susacaktı, dün aniden ve beklemediği talimatlar aldı.

O Devlet Bohçalı gibi çıkıp da Kazakistan’daki hain, kara paracı, insan kaçakçısı, organcı, Rus ve Çin piyonu Tokayev’i ve çetesini açıkça desteklemenin… Bu açıkça ihanet ve açıkça safını gösterme konuşmasına/çıkışına temel olacak hiçbir mantıklı açıklama ve bahane bulamayıp da yine FETÖ palavrasına sığınarak bunu yapmanın… Ne demek olduğunu da herkes gördü, biliyor. Şu andan sonra Devlet Bohçalı’nın bohçasını eline vermenin ve çoktan gitmesi gerektiği yere göndermenin vaktinin geldiğini de herkes biliyor. Türk milletinin bu kadar aleni, bu kadar ileri seviyede bir ihaneti cezasız bırakmayacağını da herkes biliyor.

Bohçalının yanında Tayyip bile, Nazarbayev bile, Tokayev bile, baba ve oğul Aliyev’ler bile ak sütten çıkmış ak kaşık kalırlar. Türklük mücadelesinin başına sızdırılmış olup da Türk gibi durmanın ve mücadele etmenin zaruri olduğu bir anda, bütün gerçek Türkleri mücadeleye sevk ettiğim çıkışlarımın peşinden, yurtdışından gelen panik ve korku dolu talimatlar alarak kürsüye çıkmak, konuştuğumun aksine konuşmak, buna cesaret edebilmek, zaten “Gelin benim kalemimi kırın” demek.

Dünyanın her yerinde tetiklerin çekildiği böyle bir anda, bu Bohçalı hainini, onun emrine verilmiş gizli yahudi ve ermeni ve mason adli ve siyasi yetkilileri tanıyan, takan her Türk, vatan hainidir. Bu Bohçalının ve çetesinin sözlerini hala dinleyen, çektiği/çizdiği sınırları hala kale alan hiç kimseye lafla anlatacak bir şeyimiz yok bizim. Bu kadar aleni ihanetlere, küstahlıklara, had bilmezliklere tepkisiz kalacak bir vatanımız yok bizim. Bohçalı gibilere meydanı bırakmak, Kazakistan halkının düştüğü tehlikelerden çok daha vahim tehlikelere kendimizi bırakmak olur. Ya devlet başa ya da Bohçalı yoluna… Haydi, dışarıdan aldığı talimatlarla vatan müdafaasına, Türk davasına açıkça ihanet etmeye çalışan, koca Türk milletinin tepkisini son bir ümitle kırmaya ve durdurmaya çalışan Bohçalı bile olsa, sonunun nasıl olacağını hep beraber görelim. Bohçalının tasmasını elinde tutan yabancı devletler de görsünler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..

Fırsat bulunursa Putin’e dahi sıkılacak

Dün bahsettiğim bütün ülkelerde iç karışıklıklar olacak. Onlardan başka ülkeler de karışacaklar. Pek çok ülkede dipten gelen karıştırıcı müdahaleler başladı. Bu karışıklığın, bu mücadelenin sonu çok hayırlı olacak. Bazı batı ülkeleri de kısacık sürede içten karışacaklar. Ne kadar kanayan yaraları varsa hepsine aynı anda müdahale edeceğim.

Kimsenin tereddütü olmasın ve dünyanın dört bir yanındaki vatansever unsurlardan çekinen, geri duran, zaman kaybeden hiçbir grup kalmasın. Dalga dalga gücümüzü göstermeye ve devletleri Ankebut Ağının nüfuzundan çıkartmaya, Ankebut Ağına çalışan hükumetleri devirmeye başlıyoruz.

Dünyanın her yerinde atış serbest, tetik çekmek serbest hatta şart. Söz konusu ülkelerde Ankebut Ağına çalışan tek bir siyasi, askeri ve adli yetkili kalmayana kadar, tek bir akademisyen, tek bir patron ve tek bir dini lider, tek bir sahte kurtarıcı kalmayana kadar durmadan tetik çekmek vacip… Bu, insanlığa çok büyük hizmet etmekten, kişiye dünyada ve ahirette şeref ve itibar kazandırmaktan başka bir şey değildir. Bunun terör ya da ihanet olduğunu ancak hainler ve insanlık düşmanları iddia edebilir. 

Putin’e sıkılması gerekecekse bile ki bu gibilere en başta sıkılması hukukun ve insanlığın gereğidir, hiç tereddüt edilmeden sıkılacak. Hükumetin başı gibi görünen eşkıya çetesi liderlerinin, kanun tanımaz vahşileşmiş teröristlerin, organcıların, namus düşmanlarının en başındaki isimlere dahi sıkılacak. Bu şeytanlıkların arkasındaki batı ülkelerinin hükumet mensuplarına da sıkılacak. Vatan, can, mal, ırz, beden/organ emniyeti için, bütün dünya insanlığının emniyeti ve selameti için bu insanlık düşmanlarına ne yapılması gerekiyorsa yapılacak.

Bu talimatlarıma kızan, sinir olan ve insanlığa daha fazla zarar vermelerine mani olduğum için bana bilenen her kim varsa, benimle sorunu olan her kim varsa, beni kolayca bulabilir, beni muhatap alabilir. Ben meydandayım, sahadayım, hiçbir zaman gizlenmedim, şimdi de gizlenmiyorum. Hiç kimseden de korkum yok. Gücümün nelere yettiğini bu güne kadar her gösterdiğimde şok olanlar, bu dediklerimin yaşanmaya başladığını gördüklerinde şok bile olmayacaklar. O kadar kısa sürede cehennemlerine yol alacaklar. 

Ankebut Ağı varsa, işte bütün dünya insanlığı da burada… Görelim bakalım, toplulukların başına geçirilen üç beş yahudi, satanist, mason ve biyonik robot kişi ile dünyayı ellerinde oynatıp istedikleri gibi sömürerek kan dökebiliyorlar mıymış…

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

..