Tayyip ve Bohçalı da bu alçakça oyunun tam içindeler. Ruslarla, Beyaz Ruslarla, Ermenilerle, ABD’lilerle, Çinlerle, Avrupalılarla birlikte Kazakistan’ın işgal edilmesini, orada uzun süreli sorunlar yaşanmasını, bu süreçte insan ve organ kaçakçılığının artırılmasını, daha önce defalarca yapıldığı gibi Kazak halkının haklı tepkilerinin bastırılmasını, Kazakistan’ın yer altı ve yer üstü zenginliklerinin daha da fazla sömürülmesini isteyenlerdendi Tayyip ve Bohçalı… Bütün planların bilinçli olarak içindeydiler. Bu kanlı, bu vahşi, bu insanlık dışı oyundan payına düşenleri almayı hedefleyenlerdendi bu alçaklar… Açıkça Türk ve İslam milletlerine ihanet edenlerdendiler. Tayyip’in şu sessizliği hem yaşananlara ve yaşanma hızına inanamayışından, gücümün nerelere ne kadar sürede yetebildiğine şok oluşundan, belki hayatı boyunca böyle bir siyaset görmemiş olduğundan, hem de Türk ve İslam düşmanlarının safında duruşundan… Hem de tek bir hata daha yaparsa, kendisinin Tokayev’den önce devrilip asılacağı korkusundan susuyor. Kazakistan’da neyin mücadelesinin verildiği çok açık. İşte Tokayev bile çıkıp terörist, hainler, darbeciler diye diye konuşmayı kesti ve halkın topluca bir mücadele verdiğini peşinen kabul eden cümleleri peş peşe ve açıkça kurmaya başladı. Şu anda susmanın bile ihanet olduğunu aklı başında olan bütün müslümanlar ve Türkler biliyorlar. Ve Tayyip de hainlerden yana olduğu için ve planları tutmadığı için susuyor. Aslında Bohçalı da susacaktı, dün aniden ve beklemediği talimatlar aldı.
O Devlet Bohçalı gibi çıkıp da Kazakistan’daki hain, kara paracı, insan kaçakçısı, organcı, Rus ve Çin piyonu Tokayev’i ve çetesini açıkça desteklemenin… Bu açıkça ihanet ve açıkça safını gösterme konuşmasına/çıkışına temel olacak hiçbir mantıklı açıklama ve bahane bulamayıp da yine FETÖ palavrasına sığınarak bunu yapmanın… Ne demek olduğunu da herkes gördü, biliyor. Şu andan sonra Devlet Bohçalı’nın bohçasını eline vermenin ve çoktan gitmesi gerektiği yere göndermenin vaktinin geldiğini de herkes biliyor. Türk milletinin bu kadar aleni, bu kadar ileri seviyede bir ihaneti cezasız bırakmayacağını da herkes biliyor.
Bohçalının yanında Tayyip bile, Nazarbayev bile, Tokayev bile, baba ve oğul Aliyev’ler bile ak sütten çıkmış ak kaşık kalırlar. Türklük mücadelesinin başına sızdırılmış olup da Türk gibi durmanın ve mücadele etmenin zaruri olduğu bir anda, bütün gerçek Türkleri mücadeleye sevk ettiğim çıkışlarımın peşinden, yurtdışından gelen panik ve korku dolu talimatlar alarak kürsüye çıkmak, konuştuğumun aksine konuşmak, buna cesaret edebilmek, zaten “Gelin benim kalemimi kırın” demek.
Dünyanın her yerinde tetiklerin çekildiği böyle bir anda, bu Bohçalı hainini, onun emrine verilmiş gizli yahudi ve ermeni ve mason adli ve siyasi yetkilileri tanıyan, takan her Türk, vatan hainidir. Bu Bohçalının ve çetesinin sözlerini hala dinleyen, çektiği/çizdiği sınırları hala kale alan hiç kimseye lafla anlatacak bir şeyimiz yok bizim. Bu kadar aleni ihanetlere, küstahlıklara, had bilmezliklere tepkisiz kalacak bir vatanımız yok bizim. Bohçalı gibilere meydanı bırakmak, Kazakistan halkının düştüğü tehlikelerden çok daha vahim tehlikelere kendimizi bırakmak olur. Ya devlet başa ya da Bohçalı yoluna… Haydi, dışarıdan aldığı talimatlarla vatan müdafaasına, Türk davasına açıkça ihanet etmeye çalışan, koca Türk milletinin tepkisini son bir ümitle kırmaya ve durdurmaya çalışan Bohçalı bile olsa, sonunun nasıl olacağını hep beraber görelim. Bohçalının tasmasını elinde tutan yabancı devletler de görsünler.

Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi
..