Şu Tayyip’i de arayın, yalandan da olsa muhatap olun, kale alın, oyalayın, biraz sakinleşsin. Yoksa ya inme inecek, ya kalpten gidecek ya da zaten yarım kalmış aklını tamamen kaybedecek.
Son haftalarda sık sık sinir krizleri yaşıyor, bu nedenle sağlığı daha da çok bozuluyor ama bu defa çok daha büyük bir kriz geçirdi ve sakinleşemiyor.
“NATO’nun en kıdemli lideri bendim” diyordu, kısacık süre sonrasında başına neler neler geldi. Bunların nasıl olabildiğini, Türkiye içinde ve dışında işlerin nasıl kısacık sürede aleyhine dönebildiğini, hiçbir şeyi anlayamadı bile…
Şimdi karşısına geçip “Bak Tayyip, kuş kadar beyninle beni oyaladığını ve bana oyunlar kurduğunu düşünüyordun. Ben ise memleketin, milletin ve insanlığın faydasını gözettiğim için sana tahammül ediyordum. Bir de manevi dengeleri gözetiyordum. Sabrımı taşırdın ve ben de sana siyasetin nasıl yapılacağını gösteriyorum. Yapabileceklerimin yüzde birini bile yapmadım şu ana kadar. Yine de halin işte böyle… Yine de kimsenin muhatap olmak istemediği, herkesin etkisiz eleman olarak gördüğü bir kişi oldun çıktın. Muhatabım değilsin, görüyorsun adını bile zaruret olmadıkça anmıyorum. Sana çatmıyorum bile… Haydi, kuş kadar beyninle, etrafındaki biyonik robot kadrosuyla, masonlarla, kara paracılarla birlikte karşımda oynayacağınız başka oyunların varsa, haydi oyna… Meydan senin Tayyip, ister kısa, ister uzun hava oyna. Çal çal oyna… Zaten izleyen de beğenen de etkilenen de olmuyordu, şimdi hiç olmayacak. Sana şu saatten sonra kim karışabilir, kim ne diyebilir Tayyip? Kısa süre sonra sana senin tarafında olanlar da kızamayacaklar. Çünkü sadece beden sağlığını yitirmedin, aklın başından gitti. Şu anda kendisine bile faydası olamayacak bir garipsin… O NATO toplantılarındaki havayı, yapabiliyorsan bir daha yakala?” diyesim var. Daha arkasına da neler neler eklemek var ama faydasız. Gerçek hayattan kopuk, kendi hastalıklı dünyasında yaşıyor hatta yaşamıyor, boğuluyor, feryat ediyor orada…
Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi