Etiket arşivi: Rusya

Eee haydi artık şu parti başlasın?

Bizim kadar güçlü, kararlı, muktedir, mücadeleci olun/durun.

Oyalanmanız için önünüze sürülen meselelerin çoğundan hem de zahmetsizce kurtulmanızı sağladık ve artık sıra şu Çin’e gelmiyor mu?

Zaman Çin’in lehine işliyor.

Bana o kadar kızmışlar, o kadar kızmışlar ki kelimelerin anlatmakta kifayetsiz kalacağı kadar büyük bir metafizik saldırının hedefi oldum.

Dün akşam, gece ve bu gün sabahtan öğleye kadar, bitmek bilmeyen ve çok büyük ve şiddetli çatışmalar yaşandı.

Çok yaklaşık sayı bile henüz belli değil ama yedi milyar cin kabilesinin yok olduğu konuşuluyor. Cinler aleminin nüfusunun yüzde kırk küsurunun yok olduğu konuşuluyor. Benim saçımın bir teline bile zarar gelmedi.

“Yerevan Map. Source: “”Reference Atlas of the World”””

Gizli Ermeni çetesi çok kötü bir halde…

Akademi Dergisinde mevzu bile edilmemelerine takmışlar. Her geçen gün güç kaybettiklerini, itibar kaybettiklerini, sönüp gittiklerini düşünüyorlar ve bir şeyler yapmak zorunda görüyorlar kendilerini…

Şimdi Doğu Perinçek’in soyundaki Ermeni tarafının ağır basarak gizli Ermeni çetesi ve Rusya ile sürekli paslaşıyor olmasının, haddini çok aşacak işlere kalkışmasının gözler önüne serilmesi de gizli Ermeni çetesini zor duruma düşürdü.

Çok kritik bir aşamada olduklarını düşünüyorlar. Şu anda gelişmeleri doğru okuyamazlarsa, hatalı kararlar alırlarsa yok olacaklarını, varlıkta kalamayacaklarını biliyorlar.

En tepe isimlerinden bir ikisi hariç, geriye kalan yüzlercesi bir araya getirilse bir adam etmiyor. Bu kadronun, güçlü birilerinden destek bulmadan bu meselelerin/dengelerin arasından başarılı bir şekilde çıkmaları mümkün görünmüyor.

Ben Tayyip’in yerinde olsaydım, elde bu kadar güçlü kartlar varken, Perinçek ve çetesinden başlar, Kılıçdaroğlu ve çetesinden devam eder, kararlılıkla yukarı doğru gider ve perişan haldeki gizli Ermeni çetesi kendini düzeltmeden haklarından gelirdim.

Her kurumda ve her safhada Tayyip’in ve Ankebut Ağının önüne taş koymaya kalkanlar bunlar.

Gizli Ermeni çetesinin, başka ülkelerdeki Ermeni ve Hristiyan teşkilatlarla kirli bağlantılarını, bunların terör örgütleri ile bağlantılarını öncelikle gözler önüne serdirirdim.

Bu konularda daha az konuşan kişi olur, daha çok Bahçeli ve Soysuz’u konuştururdum ki hem diğer mühim meselelere daha çok vakit ayırmış olurdum hem de Bahçeli ve Soysuz gibilerin halk nezdindeki itibarını da yükseltmiş, düzeltmiş olurdum.

Zaten bu şekilde davrandığımda başa bela olan HDPKK’yi de tamamen ve kolayca yolumdan/önümden alırdım.

“Şimdilik MFS’ye ve ekibine de dokunma. Kendimizi daha fazla belli etmeyelim. Rahatsızlık veren taraf Rusya olsun. Biz arada gözükmeyelim. Dikkatler Rusya’ya yönelsin.” diyen aciz!

Senin ve çetenin, bana ve ekibime dokunmaya gücünüz yetse, böyle konuşur musun? Bir dakika bile bekler misin? Şu çileyi çeker misin? Düştüğünüz hale bakın.

Putin’in gündemi/kararları

1) Ülke savunmasını güçlü tutmak

2) Metafizik sahada korunma sağlamak, ekiplerinin gücünü artırmak

3) Tayyip’in suyuna gitmek, oyalayıp vakit kazanmak

4) Koronayı daha büyük bir kriz haline getirmek, siyasi sahada bu krizi kullanmak, aşısını satmak ve çok para kazanmak

5) Ülkesinin gündemini değiştirmek

6) Ankebut Ağından başka düşman edinmemek

7) Düşmanlarına karşı hukuk ve BM kartlarını kullanmak

8) Mfs’ye karşı yapılacaklarda taşeronları kullanmaktan vaz geçmek

Putin ile Şi sık görüşme yapmıyorlar.


Şi, Putin’e sürekli tehdit altında olduğunu söylüyor. Amerika’nın gizli savaş hazırlığından şüphe duyduğunu söylüyor. “Zaten ordum var. Savaş haline hazır tutacağım.” diyor.

“ABD’ye karşı hukuki zeminde üstünlük sağlayıp yaptırımlarından kaçınmak mümkün değil. Bu iş savaşa gider. Bütün dünya savaşa hazır olduğumuzu bilsin istiyorum.” diyor

“Mfs’ye karşı bir hamlem şimdilik olmayacak. Amerika’yı def ettikten sonra Erdoğan ile anlaşmaya bile varabilirim ama öncelikle Doğu Türkistan konusunu kapatmalı ve oluşturulan algıyı düzeltmeliyim” diyor


“3. Dünya Savaşının başlaması lazım”

Putin, Şi’ye “Olaylar, dengeler hızlı bir şekilde değişiyor. Her şey çok yoğun ve üzerimize oyunlar kuruluyor. Biz bu oyunlarda yapmak istediklerimizden geri durmayacağız ama desteğini görmem lazım.” dedi.

Şi şöyle karşılık verdi:

“Hızlı hamleler yaptı. Aslında olayların bu akışta olacağı belli idi. Geçen sene Çin’e de İran’a da aynı oyunu oynadı. Biz bu yüzden çok sıkıntılı süreç geçirdik. Bir sürü zarara uğradık. İran’ın kara para işleri yavaşladı, milyarlarca dolar kaybettik. Sana da aynı oyunu oynuyor. O zaman da Trump fırsatı kaçırmadı, şimdi de kaçırmayacaklar. Ne yapacaksın, nasıl bir çözüm bulacaksın. Bu işleri yavaştan almak bize gün geçtikçe zarar verecek. 3. Dünya savaşının başlaması lazım. En azından hazırlıklar yapılmalı.”

Ankebut Ağı, dünya üzerindeki bütün basın/medya gücünü net, kararlı ve mücadeleci bir hale en kısa sürede getirmeli.

Tereddütsüz bir şekilde basın/medya savaşına girilmeli ve soluksuz savaşılmalı. Ben, geçen zamanın Rusya ve Çin’in lehine olduğundan hiç şüphe etmiyorum.

Çin’in gerçek piyasa/ekonomi değerlerinin ifşa edilmesi… Halk arasındaki korona virüsü gerçeklerinin ifşa edilmesi… Rusya’nın yaptığı gibi Çin’in de insanlar üzerinden korkunç deneyler yaptığının ifşa edilmesi… Çin’in düşman gördüğü devletlerde/milletlerde ölümcül hastalık yayma planlarının ve hazırlıklarının ifşa edilmesi… Çin’deki insan hakları ihlallerinin ifşa edilmesi… Çin devletinin bazı yasalarının aslında devlet gücüyle kara para işleri yapılmak için hazırlanıp yürürlüğe konduğunun ifşa edilmesi… Çin’in imal edip dünyaya sattığı cep telefonları başta olmak üzere pek çok elektronik cihaza art niyetli izleme, dinleme, takip sistemleri koyduğunun ifşa edilmesi… Çin’in pek çok ülkede sömürgeci faaliyetlerde bulunduğunun ve hükumetlerin üyelerini şantaj, tehdit ve rüşvetle kontrolde tuttuğunun ve Çin’in yaptığı diğer bütün hukuksuzlukların ifşa edilmesi lazım. Çin’in dünyadaki bütün devletlere ve milletlere karşı düşmanlık beslediğinin ve bu düşmanlığı ara ara açıkça yapsa da çoğunlukla sinsice ve kararlılıkla sergilediğinin ifşa edilmesi lazım.

Büyük bir basın/medya kampanyası ile insanlığa Çin’in görünmeyen gerçek yüzünün gösterilmesi ve oluşan baskı ortamından istifade ile hukuki ve askeri müdahalelerin vakit kaybedilmeden yapılması lazım.

Sadece bunları mı konuştular?

Ruslar, diplomaside de ellerinin çok zayıfladığını, eski havalarının kalmadığını her geçen saatte ve her yeni görüşmede iyice anlıyorlar.

Ruslar, bazı diplomatik görüşmelerde muhataplarına “Siz de bizim gibi yalnız kalacaksınız” demeye başladılar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Dyatlov geçidi vak’ası: 56 yıl sona bile sırrı çözülemedi

https://ok.ru/video/374044232334

Dağcılar o kadar enteresan şekilde öldüler ki, üzerinden yarım asır geçti, teknoloji de çok gelişti ama hala hiç kimse bu ölümleri yorumlayamadı…

O bölgede uzaylılar da vardı ama Şeytan Geçidi (Dyatlov) vakası uzaylıların işi değildi. Sovyet gizli servisinin insanlık dışı deneylerinde geliştirdikleri çok ileri teknolojiler, dağcılar üzerinde de denendi.

Filmde de “biraz” konu edildiği gibi o bölgede gizli bir üs vardı. O üste binlerce insan, bir insanın görmeden aklına hayaline getiremeyeceği kadar vahşice deneylere tabi tutuluyorlardı. Zihin kontrolü deneyleri, biyolojik sistem üzerinde yapılan acımasız deneyler ve her şey vardı orada. Kimin nasıl bir acı çektiği umurlarında bile değildi.

Dağcılar, neler döndüğünü bilmeden o bölgeye yaklaştıklarında, onlar üzerinde de zihin kontrolü silahlarını denediler. Maruz kalanlar, çıldırmış gibi oldular. Kendilerine ve arkadaşlarına zararlar verdiler.

Kayboldukları duyulunca, dağcılar aramalar sonucu bulununca da bulunanları hemen gömüp yok etmek istediler. Hatta birini gömdüler ve kurtarma ekipleri tarfaından çekilen resimlerde bile oradaki başına diktikleri haç görülebiliyordu.

Sonra Rus gizli servisinin kontrol edemediği gelişmeler olmaya başladı ve soru işaretleri göz önüne çıktı. Mevzu büyüyecek ve Sovyet Rusyasının dünya lideri olabilmek için kendi insanlarına bile neler yaptığını ve ayrıca elinde ne kadar tehlikeli teknolojiler olduğunu herkes bilecekti. Neticede yine de konuyu kapatabildiler.

Ruslar, büyücüleriyle de konuyu korumaya almak istediler. O gün bu gün kim bu konuyu araştırmaya kalksa, şayet cinlere ve medyumlara karşı korunabilecek halde birisi değilse, ne olduğunu bile anlayamadan başlarına kötü şeyler geldi, geliyor.

The flag of Russia pinned on the map. Horizontal orientation. Macro photography.

Öldürülmem için gizli servislerine emir verdiler. Gizli servis de işi Türkiye’de Doğu Perinçek çetesine verdi. Onlar da emri yerine getiremediler ve hesapları bozuldu. Çünkü YİT her yerde…

Ruslar dün öğleden sonra toplantı yaptılar. Toplantının temeli “Mfs her işimizi bozuyor” üzerine kuruldu.

“Mfs her işimizi bozuyor. Böyle giderse daha da bozacak ve onunla baş edemeyeceğiz. Ermenistan meselesinde de onun yüzünden taviz vermek zorunda kaldık. Ankebut Ağı da peşi sıra hamleler yapıyor. Mfs var olduğu sürece bu sıkıntılarımızın hiçbiri düzelmeyecek” şeklinde tartıştılar.

Sonra da infaz edilmem kararı alındı. Emri Putin Şoygu’ya verdi. Şoygu gizli servise ve onlar da Doğu Perinçek’e verdiler.

Ruslar, akşam yaptığım birkaç kısa paylaşımdan sonra daha da çıldırdılar ve ellerini çabuk tutma kararı aldılar. Su-i kast planı hemen bu gece gerçekleştirilecekti ama bozulunca ise “eyvahh” dediler. Şimdi ise onlara yapacaklarımdan daha da çekiniyorlar.

Washington DC, USA – March 6, 2014: Crowd of people at Ukrainian protest by White House with Stalin and Putin sign

Putin, metafizik sahadaki kayıplarından ve aldığı verilerin güvenilir olmayışından dolayı endişeli. Ankebut Ağından gelecek daha güçlü dalganın/darbelerin farkında.

Bakanları ve idari kadrodaki diğer önde gelen adamları bu durumda Putin’e göre daha mantıksız ve faydalı olmayacak görüşlere sahipler. Putin’in etrafında bir avuç ahmak dolu. O kadro ile şu yeni dengeler içinde Rusya’yı parçalanmaktan koruması imkansız. Zaten Muktedirler İttifakı dediğimiz önceki dengeleri bozup da işleri buraya getirenler, her şeyi berbat edenler de o etrafındaki ahmaklar.

Ankebut Ağının yönlendirmelerimi hızlıca dikkate almayacağını da düşündüler ve büyük yanıldılar. Bir anda böyle sıkışınca da çareyi beni yok ettirmekte buldular ama o da olmadı.

Başlarına neler gelebileceğini medyumlarına/kahinlerine de sordular.

Onlar da iyi şeyler söylemediler. Bu endişe ile Ruslar bize karşı metafizik saldırıları artırdılar. Savunmada kalarak vurduğumuz büyük darbelerin ardından taarruza geçerek de metafizik sahada onlara büyük darbeler vurduk. Hatta ezip geçtik.

Bir çok yönden sıkışmışken bu yönden de bu hale gelmeleri neticesinde yok edilmemin şart olduğuna karar verdiler.

Medyumları “Almış olduğunuz önlemler sizi kurtaramayacak. Her türlü sıkıntıyı yaşayacaksınız” dediler.

Colored flag of China

Çin, finans kaynaklarını sıkı sıkı kontrol altında tutmaya odaklandı. Ankebut Ağının Çin’i ekonomik sıkıntıya/krize sokacağını, dış borçlanmaya yönlendireceğini düşünüyorlar.

Benimle hesaplarını daha sonraya bırakmış haldeler. Şu anda bana zarar veremeyeceklerini biliyorlar. Çevrelerindeki ülkelerden nüfuzları altında olanları da kendilerinin savunmasında kullanmak için iyice hazırlamayı planlıyorlar.

Çin, askeri ve mali sahada bir savunma savaşına hazırlanmak zorunda.

Almanya, İsviçre, Çin, Rusya, Amerika, Türkiye diye saymaya başlasak, dünyanın önemli yerlerinde çok sayıda toplantılar yapıldı, vaziyet değerlendirildi, kararlar alındı.

Dengelerin hızlı ve sert şekilde değişeceği açıkça anlaşılınca, birçok ülkedeki toplantıların konuları çoğunlukla savunma sanayiinin güçlendirilmesine, güçsüz düşecek ülkelerin sömürülmesine, küçük ama faydalı anlaşmaların ülkeler arasında yapılmasına dair oldu.

Çin, BM’nin, AB’nin ve güçlü ülkelerin siyasi yetkililerinin Doğu Türkistan’daki zulüm nedeniyle üzerine gitmesinden ve her türlü yaptırımları uygulamasından çok korkuyor.

Çin’in interneti çok hızlı şekilde tarayan yapay zekalı bilişim sistemleri var. Çin aleyhinde internet üzerinde herhangi bir ortamda oluşturulmaya başlanan havaların kokusunu hemen alıyorlar ve neler yapabileceklerine bakıyorlar.

Amerika başta olmak üzere Ankebut Ağındaki bütün ülkelerin terör, kaçakçılık ve insanlık suçlarına, insan hakları ihlallerine dikkat çekerek İran’ın üzerine gitmesi ve Rusya’nın yanından uzaklaştırıp kendi derdine düşürmesi, yaptırımları da artırması çok isabetli olacaktır.

Trump da eksik aksak kalan kısımları tamamlamak hususunda hassasiyetini ve iyi niyetini sergilemeli.

Tayyip’in kendini sürekli benimle kıyas eden ve bu nedenle hatalar yapmaya meyyal/eğilimli duran haline ince ayar çekilmeli.

Bu dengeler bir hatayı daha kaldırmaz ve ipler bir daha koparsa asla bağlanamaz.

Tayyip’in, Türkiye’ye yapılacak elektromanyetik saldırılar (suni yağışlar, seller, hortumlar, depremler) konusunun ciddiyetini anlayabildiğini ve doğru kararlar alabildiğini görmüyorum.

Ankebut Ağı, Türkiye’nin bu türlü saldırılara maruz kalmasına mani olmak için elinden geleni yapmalı, yaptırmalı. Bu saldırılar engellenemeyecek ve büyük kayıplar yaşanacak olsa bile en azından hemen sonrasında Türkiye’nin kendini hızlıca toparlamasını sağlayacak tedbirler mutlaka alınmalı. Bu yapılmadığında Ankebut Ağının bölgeye ve dünyaya dair planları da sekteye uğrayacaktır. Güçlü bir Türkiye Ankebut Ağına da lazım.

Emniyet, Jandarma ve istihbarat gücü Türkiye’deki Rus mafyalarının üzerine sevk edilmeli. Rus mafyalarına göz açtırılmamalı, mallarına çökülmeli, Rusya’nın kara para gelirlerine bu şekilde de büyük darbeler vurulmalı.

A silhouette style illustration of a superhero standing with sunburst effect in the background. Easy to edit. Wide space available for your copy.

Bu arada, gece uyumadım, ayaktaydım. Uzun ve yoğun geçen bir geceydi ama her şey kontrolümüz altındaydı. Hiç kimseye de kızmadım. Şu paylaşımları son derece sakin bir şekilde yapıyorum ve zaten yapacaktım.

Ankebut Ağı ülkeleri birbirlerine sıkı bağlanmalı. Birbirlerine güvenmeyen liderler planları zora sokacaklar. Bence Ankebut Ağı hiç zaman kaybetmeden Macron’dan kurtulmalı.

Çin’in, bazı önemli tavizler vererek Ankebut Ağı ile anlaşma talebi olursa, bu kabul edilmemeli. Çin’in kaçacak deliği yok ve iç dünyasının dışa/dünyaya gösterdiği gibi olmadığını yakında bütün dünya görecek. O kadar ahlaksız, dinsiz, vahşi, zalim bir milletin mensuplarının birbirlerini de umursamadıklarını ve birlik/beraberlik sergilemeyeceklerini yakında bütün dünya görecek. Ezici bir devlet otoritesi altında zoraki yaşatılan o millet, otoriteye birazcık güç yetirebildiğinde, karşı koyabildiğinde zaten Çin binbir parçaya bölünecek.

Rusya’nın devlet arşivleri arasında, o zamanlarda oralarda yapılan çok acımasız deneylere dair vesikalar da var. Yaşananları görmek bir yana, sadece o vesikaları görüp okuyan sağlıklı bir insanın ruh sağlığı hemen bozulabilir.

Three-dimensional synthetic works, representing the future of human science and technology, global science and technology

Metafizik dalgalarla nükleer bir denizaltının ana kontrol sistemi bozulabilir mi ve batırılabilir mi? Ya da hiç değilse bütün ekibi kısa sürede öldürülebilir mi?

“Dördüncü dünya savaşı insanların beyinlerinde yaşanacak”

Okumak için buraya tıklayın

https://telegra.ph/D%C3%B6rd%C3%BCnc%C3%BC-d%C3%BCnya-sava%C5%9F%C4%B1-insanlar%C4%B1n-beyinlerinde-ya%C5%9Fanacak-10-13

Mehmet Fahri Sertkaya ( 8 Aralık 2018)

Muktedirler İttifakı tamamen dağılmadı. Şu anda altı güçlü üyesi var ve yeni üyelere de açık.

130 kadar Çinli ve Rus büyücü öldü.

900 kadar Çinli ve Rus medyum öldü.

Şeytan Geçidi (Dyatlov) vakasını, sadistliğini yani Rusların insanlıktan çıkmışlığını insanlığın duymaması için alınan tedbirler yok edildi.

Bu maksatla yapılan çok ağır ve güçlü ve çok sayıda büyüler çözüldü. Bu konuda koruma yapan cinler aleminin en seçkin cinlerinden olan kalabalık bir grup cin öldürüldü. Bu konuyu koruyan medyumlar da öldürüldü.

Artık bu konunun önü açık.

1 milyon 750 bin kadar cin kabilesi bu seçme gruba yardım ediyordu. Onlar bir anda bize saldırdılar ve gereken karşılığı aldılar. Şu anda bu kabilelerden cephede kalanların sayısı elli binin altına indi.

Bunların saldırısıyla eş zamanlı olarak Griler de saldırdılar ve şu anda çok yaklaşık 650 bin kadar adamlarını kaybettiler.

Böyle büyük bir saldırıyı kendileri için fırsata çevirmek istemeleri, yine büyük kayıplar vermelerine sebep oldu.

Mehmet Fahri Sertkaya

Rusya yine neler çeviriyor?

Rusya yine neler çeviriyor. Kuşların ölmesine çok yüksek enerji dalgaları mı sebep oldu.

Gökyüzünden adeta kuş cesetleri yağdı. Rusya’nın Balakovo şehrinde kaydedilen ve korku filmlerini aratmayan bazı görüntüler paniğe neden oldu. Caddelere saçılan ölü kuşlar, görenleri hayrete düşürdü.

Bazıları çıkıp sözde bilimsel açıklamalar yapmaya çalışsa da bunlar itibar edilecek türden değillerdi. Bu sözde bilimsel açıklamalara göre kuşların bir anda topluca ölmesine sert rüzgarlar ya da hava kirliliği sebep olabilirmiş.

Oysa Rusya’nın çok yüksek elektromanyetik dalgalar kullanarak düşman gördüğü bazı ülkelerde suni felaketlere sebep olduğu biliniyor. HAARP’ın rakibi olan Rus sisteminin de ani sıcaklık değişmelerine sebep olduğu, depremlere sebep olduğu, tarım arazilerinin ve hasat edilmemiş mahsulün kurumasına ve kuraklığa sebep olduğu, fırtınalara, sellere sebep olduğu biliniyor.

Böyle bir şeyi yapabilmek için, gökyüzüne çok güçlü sinyaller yayan sistemin arkasında çok büyük bir enerji üretebilecek bir sistemin de olması gerekiyor. Balakovo şehrinde de bir nükleer santral bulunuyor.

Suni felaketlere sebep olabilmek için gökyüzünün iyonosfer tabakasına çok güçlü/büyük elektromanyetik dalgalar gönderilmesi gerekiyor. Bu, dünyanın tabii sisteminin işleyişini bozuyor ve ardından türlü suni felaketler yaşanıyor.

Böyle bir saldırı için güçlü dalgalar gönderilirken hayvanların davranışlarında tuhaflıklar da görülüyor, hayvanların öldüğü de görülüyor.

Dünyada son yıllarda artış gösteren depremlerin, fırtınaların, sellerin, hortumların ve orman yangınlarının çok büyük bir kısmı suni tekniklerle sebep olunmuş felaketler. Süleyman a.s. zamanında da suni tekniklerle dünya neredeyse yaşanmaz hale getirilecekti ki devlet gücüyle ve kısa bir zamana yayarak bilim ve teknoloji yok edildi.

Mehmet Fahri Sertkaya

Siyasi partilerin hepsi….

Hayır, partimiz yok. Bazen bütün partilerin yerin dibini boylamasını istiyoruz. Bilen bilmeyen, yeterliliği olan olmayan herkesin oy kullanabildiği demokratik sistemler, siyasi partili sistemler, İslam’a aykırı diye partimiz yok. Bir milleti ilim, amel, ihlas yoluna/ayarına getirmeden, o milleti sıkıntılardan kurtarmanın mümkün olmayacağına eminiz.

Seksen milyon insandan kaçına gizli Yahudi ve gizli Ermeni demişim? Başımızdakilere bu türlü suçlamalar yaparken, ispat da edebiliyorum. Bu nedenle yıllardır karşımda sadece susup kalıyorlar, öyle değil mi?

Ayrıca bizde ırkçılık yok. Kesin şekilde haram, yasak. Gerçek kimliğiyle, bize/devletimize ihanet etmeden yaşayan Ermenilerle, Yahudilerle uğraşmıyoruz. Ermeni ve Yahudi olarak doğmaları onların tercihleri değil. Dinleri onların tercihi, ona da “Dinde zorlama yoktur” denilmiş ve ilahi emre uyuyoruz. Sayın Putin’in Rus olması bir eksiklik, bir kusur, bir suç ya da yüz kızartıcı bir hal mi? Hayır… Hristiyan olması da kendi tercihidir, tercih hakkına saygı duyuyoruz. Dünyanın, insanlığın ve hususiyle ümmetin zor zamandan geçtiği şu günlerde Sayın Putin’le, Rusya ile ve daha başka ülke ve liderlerle ortak menfaatlerimiz var. BOP karşıtlığında, Ankebut Ağı’na karşı mücadelede ve daha pek çok hususta ortaklığımız var. Bu, Müslüman olan bir kişiyi neden rahatsız etsin?

Ülkemin menfaatlerini hiçe saydığım iddianız büyük bir iftira. Bunun ahiretteki hesabı ağır olur. Çünkü ne yaptığımı, ne yapmak istediğimi bakan her göz görüyor. Ülke ve dünya gerçekten pisliğin içine batırılmış bir vaziyette ise, ben sizler gibi kendimi kandırmak, samimiyetten ayrılmak zorunda mıyım? Suçum İslamcı olmamak, samimi bir Müslüman olmak mı?

Mehmet Fahri Sertkaya

İstanbul Rus tehdidi altında – Rüya tabirleri

13-14 Nisan 2020 gecesi… Ümraniye E Tipi toplama kampından tahliye olmamdan birkaç gün öncesi.

İstanbul ile alakalı acayip bir rüya… Rüyamda transporter tarzı araçla İstanbul’dan yola çıkıp daha tenha ve sakin bir şehrimizin bir kasabasına gidiyorum. Hangi şehre gittiğimizi bilmiyorum. Arabada şoför dahil üç kişi daha var ve uzun diyaloglar oluyor. Gurbette sıla hasreti duyuyor ve kısa sürede geri dönüyorum.

Kısa süre diyorum ama yine birkaç yıl geçmiş. Yıllar sonra aynı araç ve aynı ekiple İstanbul’a döndüğümde, semt semt ve meydan meydan şehri dolaşıyorum. Bir meydandan geçerken 45-50 yaşlarında son derece rahat giyinmiş bir kadının o meydan yerde bir başına dans ettiğini görüyorum.

O an o meydanın etrafındaki binalara bakıyor ve binaların İngiliz kültürüne-mimarisine çokça benzediğini düşünüyorum. Sonra “Bu kadın da büyük ihtimalle İngilizdir ya da değilse de İngilizlere çok benzemiş” diyorum. Sağa sola dönerek giderken bir anda arabanın arka camından dışarı baktığımda Avrupai tarzda yapılmış, elbisesiz erkek figürleri kullanılmış ve 8-10 mt yüksekliğinde devasa heykellerin yolların göbeklerine konulmuş olduğunu görüyorum. “Ecnebi, gayr-i müslim kültürü bu…” diyorum.

O anda fark ediyorum ki İstanbul’a gündüz vakti bir karanlık hava çökmüş. Puslu bir hava. Sanki büyük bir fırtına ve felaket geliyormuş da onun öncesindeki sessiz bir karanlık gibi… Henüz yağmur yağmamış.

Devam ediyoruz. Tek yönlü, ancak bir aracın sığabileceği dar bir sokaktan geçerken yolun üzerinde kemer tarzı bir dar kapı yapılmış olduğunu ve Osmanlı’dan kalmış bu kapının altından geçtiğimizi görüyorum.

Hızlı geçtiğimiz için kapının üzerindeki Osmanlıca ya da Arapça yazıları okuyamıyorum. Yazı kısmında zemin yeşil ve harfler açık sarı renkte.

Sonra sağa sola döne döne yolumuza devam ediyoruz ve İstanbul’un farklı kesimlerinin yaşadığı semtlerden geçiyoruz.

Bir yerde durmuşuz ve bir süre için yolun solundaki kaldırımdan yürüyoruz. Başımı sola çevirip baktığımda bir kafe görüyorum. İçeride onlarca beyaz ve tertemiz masa var. Müşteriler hep genç kızlar ve onlarca genç kız var ve hepsi de makyajlı, sosyetik, aşırı derecede rahat kıyafetliler. Onlardan hemen yüzümü çeviriyorum, bakamıyorum. Sonra yine araba ile şehri dolaşırken bir köşe dönüyoruz ve çok merkezi, kalabalık bir meydana çıkıyoruz. Az daha ilerlerken o geniş caddede karşı taraftan ordumuza ait zırhlı askeri araçların geldiğini görüyorum. Hızlıca caddeye girip mağaza, banka, esnaf ve halktan insanlar dolu yerlere araçları park ediyor, mevzi alıyorlar.

Ben bunu görünce şaşırıyorum. Yine araçtan inip kaldırımda yürürken, solumda benimle birlikte bir kişinin yürüdüğünü görüyor ve benden çok uzun boylu duran bu kişinin ordumuzun muvazzaf bir subayı olduğunu biliyorum. O subay “Bu araçlar, bu tedbirler, milleti Ruslardan korumak için. Bakalım Ruslar bu millete neler yapacaklar” mealinde cümleler kuruyor.

Yürümeye devam ederken ben onun yüzüne bakmadan “Ruslar öyle bir şey yapmaz, sivil insanlara zarar vermezler” diyorum. O subay bu karşılığımdan rahatsız oluyor ama hiç karşılık vermeden susuyor ve kafasının dikine gidiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Amerikasız bir dünyaya çok çok az kaldı…

Gerçek halleri iyice gözler önüne çıkıyor ve iyice rezil oluyorlar. Amerikasız bir dünyaya çok çok az kaldı.

Buna “sert geri vites” denmez, daha ötesinde bir tabir kullanmak lazım. Amerika’nın artık Kuzey Kore’ye rest çekebilecek kadar bile gücü yok. Trump öyle bir Kuzey Kore açıklaması yaptı ki bütün dünya şaşırdı. Gerçekte neler döndüğünü bilmeyen hiç kimse, Trump’ın bu çıkışını doğru yorumlayamadı.

Daha dün Çin ve İran’ı tehdit edip savaş çıkartmak isterken bugün müttefikimiz Japonya’nın ayağına giden ve yalvar yakar olan Trump, sosyal medya hesabı Twitter’dan çok tartışılan bir paylaşım yaptı. Kuzey Kore’nin kısa menzilli füze denemeleriyle ilgili olarak “Kuzey Kore, halkımın bir kısmını rahatsız eden küçük silahlar ateşledi. Ancak bunlar beni rahatsız etmedi.” ifadelerini kullandı. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un verdiği sözü tutacağına inandığını belirtti.

Takip edebildiğimiz kadarı ile dünyadaki aklı başında bütün siyasetçiler, Trump’ın söz konusu paylaşımını bizim gibi yorumladılar.

“Allah kahretsin.”

Çin lideri Şi, Trump’ın Kuzey Kore’ye dair paylaşımını şu şekilde yorumladı:

“Allah kahretsin. Şunlara bak. Birkaç gün önce sanki bizim bütün işlerimizi berbat eden bunlar değilmiş gibi, şimdi Kuzey Kore’ye karşı seslerini bile çıkartamaz oldular.”

Trump şu tavrı birkaç hafta önce sergileseydi Şi keyiften köşe olurdu. Ellerini ovuştururdu. Mutluluktan birkaç gün ayakları yere basmazdı.

Şi’nin çok sıkılarak, öfleyip püfleyek ve kahrederek böyle yorumlar yapmasının sebepleri gözler önünde;

  • Böyle bir şey aklından bile geçmezdi, kendisine söyleseler inanmazdı ama ittifakımızın dışında kaldı, çok büyük fırsatları kaçırdı. Üstelik çok kısacık sürede bunlar yaşanınca afalladı.
  • Kuzey Kore’nin de Çin’e değil, ittifakımıza yakın durması, ayrıca moralini, düşüncelerini bozdu.
  • Dahiyane siyaset yaparak, kendini dev aynasında gören iki tarafa da had bildirmemiz… Bunu, elimizi hiçbir şeye sürmeden, tarafları birbirine katarak yapmamız… Bu kadar kısa sürede iki tarafa da çok güç kaybettirek zayıflatmamız, onların aksine olarak çok güçlenerek bu süreçten çıkmamız da Şi’yi tepetaklak eden sebepler arasında.

Dünyanın önde gelen pek çok lideri gibi Şi de son bir hafta içinde aşırı derecede yoruldu, gerildi, korktu, endişelendi, zorlandı, yalpalandı ve ne kadar liyakatsiz biri olduğunu, dünya siyasetini ve hadiseleri ne kadar isabetsiz şekilde yorumladığını, bundan sonrasında işinin çok zor olduğunu, o koltukta fazla oturamayacağını gördü.

Merkel: Amerika çok zayıfladı, güçsüzleşti.

Trump’ın, Amerika’nın menfaatlerini gözeterek değil de Şeytan’ın Konseyi’nin emirlerini dinleyerek tarihi fırsatları kaçırmasından sonra, karşı cephedeki herkes şaşkın ve kızgındı. Hala bu şaşkınlık ve kızgınlık hali geçmedi.

Trump’ın yanlış kararlar almaması için onunla baştan görüşen ve en açık cümlelerle onu uyaran Macron ve Merkel, korktukları başlarına gelince çok kötü oldular. Trump’a açıkça tavır almadılar ama mesafeliler. Çok rahatsız olduklarını belli ettiler, ediyorlar. Bundan sonrasında Trump’la hatta Amerika ile bu işin yürümeyeceğini düşünüyorlar, bu şekilde değerlendirmeler yapıyorlar.

Merkel, beyin takımına şu şekilde konuştu:

“Amerika çok zayıfladı, güçsüzleşti. Büyük bir deprem yaşadı. Kısa vadede olmasa da uzun vadede çökeceğinin sinyallerini veriyor. Amerikanın yanında bulunan devletlerin de büyük darbeler alacağını düşünüyorum. Yapacak oldukları hamlelerde onlarla birlikte hareket etmek bizi zayıflatır ama karşısında gibi de duramayız. Bizim nötr kalmamız gerekiyor.”

Fransa, Amerika’sız bir dünyaya hazırlanıyor

Macron da kendi beyin takımına şu şekilde değerlendirmeler yaptı:

“Trump’ı ikaz ettik ama ikazların hiçbirini dikkate almadı. Şu anda dünyanın gözü önünde bu hale düşmesinin sebebi ikazlarımızı dinlememesidir. Anlaşılan o ki Amerika ile birlikte ilerlemek üzere almış olduğumuz kararları şimdi bir daha gözden geçirmek gerekiyor. Bu durumda size çok iş düşüyor. İyi bir çalışma yapın ve Amerika’nın güçsüzleştiği ve yok olmak üzere olduğu ihtimallerini göz önünde bulundurarak, ileriye dönük atmamız gereken en doğru adımlara dair raporlar hazırlayın.”

Amerika’dan geçtiler, bu kadar zor şartlar içinde kalmışlarken Fransa’yı nasıl varlıkta tutacaklarını düşünüyorlar. Bu süreçte hatalı kararlar almak istemiyorlar.

Almanya’nın yöneticileri de Fransa’nın yöneticileri de kendi aralarında “Şu şartlar da yapacağımız bir hata, bizim de yok olmamıza sebep olabilir.” diye diye kılı kırk yararak kararlar alıyor.

Sayın Putin ve Merkel, Ortadoğu’yu konuşacak

Kremlin’den yapılan açıklamaya göre, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Rusya Devlet Başkanı sayın Vladimir Putin’in daveti üzerine 11 Ocak’ta Rusya’yı ziyaret edecek. Liderler, ABD’nin Bağdat saldırısının ardından Ortadoğu’daki gerginliğin tırmanması konusunu ele alacak.

Görüşme sırasında taraflar Suriye, Libya ve ABD’nin 3 Ocak’ta Bağdat Havalimanı’na gerçekleştirdiği saldırı sonucunda Ortadoğu’daki gerginliğin tırmanması da dahil olmak üzere, gündemdeki konuları ele alacak.
Görüşmede ayrıca 2015 tarihli Minsk anlaşmalarına yönelik kapsamlı tedbirler kapsamında, Ukrayna krizinin çözümü konusuna ve 9 Aralık’ta Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilen Normandiya Formatı’ndaki zirvede varılan anlaşmalara değinilecek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Dünyanın bütün devletleri Boeing uçaklarından en kısa sürede kurtulmalı

Dünyanın bütün devletleri Boeing uçaklarından en kısa sürede kurtulmalı

“Bir gün savaşlar çıkar, devletler arası krizler çıkar da işimize gelir, bu kartı kullanırız” diyerek Boeing uçaklarına ince ayarlar çektiler.

Boeing’in bir merkezi var ve bu merkez üzerinden, kullanımda olan Boeing uçaklarında istediği an sorun çıkartabiliyor. Kendi ürettiği uçaklardan istediğini uçamaz, havalanamaz hale getirebiliyor. Havada olan uçakların kontrolünü uzaktan da ele geçirebiliyor. Uçağın hangi ülkede ve hangi havayolu şirketinde kullanılıyor olduğunun hiç önemi yok.

Oluşan şu kriz ortamında, vatandaşlarının güvenliği için Boeing uçaklarının kullanılmamasını sağlamaya çalışan devletlerin idarecileri, çok dikkatli olmalılar. Bu Siyonistler, dünyanın bütün milletlerine düşmanlar. Açıkça söylemiyorlar ama Şeytan’a tapıyorlar, Yahudilerden başka bütün milletlerin kır hayvanları misali olduğuna inanıyorlar. Kuralsız, acımasız ve şeytanlaşmış olduklarını, bütün insanlığa tuzaklar kurduklarını ve sinsice düşüncelerle, ürettikleri uçaklarda böyle sistemler kurduklarını göz önünde bulundurmalılar.

Rusya’ya karşı yaptıkları küstah hamle yeni bir çığır açmalı. Müttefik devletler eş zamanlı hamleler yaparak Boeing’i kıskaca almalılar. Zaten son darbelik canı kaldı. Gürültü ile yıkılacaktır ve dünya bir beladan daha kurtulmuş olacaktır. Ankebut Ağı çok büyük bir darbe daha alacaktır.

Mehmet Fahri Sertkaya

Maduro bana kızdı

Maduro bana kızdı

Düzenli bir şekilde ve dikkatle takip ediyorlardı grubumuzu, paylaşımlarımızı. Konseyde onun hakkında alınan kararı yazdım, Venezüela’da konseyin elinin güçlü olduğunu yazdım ve “Maduro’yu devirirler, asarlar” dedim. Adamları yazdıklarımı tercüme edince kızdı. En çok da onun hakkında “Venezüeala’nın Tayyip’i” dediğime kızdı.

Sesli şekilde “Görürsünüz siz, Tayyip size neler yapacak. Beni mumla arayacaksınız” dedi.

Müttefikimiz Rusya da değerlendirmelerimizi dikkate alacaktır. Maduro/Venezüela hususundaki kararlarını gözden geçirecektir. Böyle olunca da Maduro’nun pili daha çabuk bitecektir. Bu güne kadar Ankebut Ağı’nın uyuşturucu, fuhuş, organ, silah dahil her türlü pis işinin içinde bulunan ve son zamanlarda onlarla arayı açan insan şeytanı Maduro, ettiğini bulma dönemine girdi. Şöyleydi de böyleydi de diyerek fazlaca yorum yapmaya gerek yok. Bu dünya etme bulma dünyası. O da ibret-i alem olacak.

Mehmet Fahri Sertkaya

Boeing krizi büyüyor

Boeing krizi büyüyor

Rus havayolu şirketi S7’nin ortaklarından olan Natalia Fileva ve babası öldürüldü. Öldürülmeleri yönündeki emri Şeytan’ın Konseyi verdi. Bu bir rest çekme, tehdit etme hamlesiydi. Hem S7 şirketine, hem Rusya’daki diğer hava taşımacılığı şirketlerine hem de dünya genelinde sektör içindekilere verilen bir mesajdı bu…

Kaza nedeni ile düştüğü sanılan uçağa aslında CIA uydudan saldırdı. İstanbul’da askeri helikopterlerimizi düşürürken kullandıkları tekniği kullandılar. Bu, bir nevi e-bomba tekniği. Uçağa gözün görmediği enerji darbeleri çarptırıldı. içindeki elektronik cihazlar yandı, çalışmaz hale geldi. Hal böyle olunca pilot için uçak artık kontrol edilmesi imkansız olan bir metal yığınına dönüştü ve düştü.

Bunların yaşanmasına Boeing krizi sebep oldu. Boeing’in batak olduğu, bir modelinin değil bütün modellerinin tehlikeli olduğu, uçak modellerinin henüz projelendirme aşamasından kusurlu olduğu, üretim kısımlarının da çok kusurlu olduğu yönündeki iddialarımıza Ruslar da katıldılar, doğru buldular. Devlet olarak üzerlerine düşeni yapıp hava taşımacılığı yapan firmaları uyardılar. Bir modeline karşı değil, Boeing firmasına ve bütün modellerine dair uyardılar. Bunun üzerine S7 şirketi yetkilileri Boeing siparişlerini iptal etti.

Ankebut Ağı’nın bir firması olan Boeing üst üste aldığı darbelerin üstüne bir sarsıcı darbe daha almış oldu. Zaten o sorunlu Boeing 737 Max modelinin Rusya hava sahasında uçmasına bile yasak konulması konseydekileri çıldırtmıştı.

Çoktan gürültü ile yıkılması gerekirken hala ayakta tutulmaya çalışılan Boeing’i aslında ABD devleti değil, Ankebut Ağı ayakta tutmaya çabalıyor. Bunun için Ankebut Ağı uluslar arası sistemini kullanıyor ve muhtelif devletlerin idarecilerine talimatlar verip onları yönlendirip son dakika hamleleri ile Boeing’e can vermeye çabalıyor. Şeytan’ın Konseyi, her zaman Boeing ve benzeri büyük firmalarıyla yakından ilgileniyor, onlardan düzenli olarak raporlar alıyor.

Batak Boeing’i Türkiye üzerinden de çok desteklediler ama nihayetinde “Bizim de dört Awacs’ımız var” mı?

Kaç senedir kaç tekrarla dikkatleri bu hususa çektim ama kimse konuşmuyor. Haydi artık yetkili birileri şu meseleyi vuzuha/açıklığa kavuştursun. Biz gerçekten de Boeing’in ürettiği Awacks erken uyarı uçaklarından dört adet aldık mı?

Parayı peşin verip aldatıldık ve oyalandık mı? Onca sene uçaklarımız teslim edilmedi, kriz çıktı diye bir orta oyunu oynanıp da kullanılmış bir adet Awacks mı verdiler? Çok çok gecikmeli olarak dört adet Awacks aldıysak bunlar şu anda neredeler, şu güne kadar neler yaptılar, nerelerde bulundular, bunun kayıtları/evrakları var mı? Sözleşme gereği bunca sene gecikmeye sağlam ceza kesilirdi, Boeing perişan olurdu ama ben bu kısmını bile geçtim. Bunu yaptığımıza ihtimal bile vermiyorum da şu uçakları gerçekten teslim aldık mı kısmındayım ve soru gayet net:

“Acaba bizim 4 Awacs uçağımız ne yapıyor? Bizim 4 uçağımız varken, neden başka ülkelerin Awacs’larının Türkiye üzerinde uçmasını bekliyoruz?”

Ve şu da yerinde bir soru:

“Dört Awacs’ımız yetersiz mi ki NATO’nun Türkiye üzerinden Awacs’larını uçurmasını, Alman parlamentosunun İncirlik’e Alman Awacs’larının konuşlandırmasına izin vermesini bekliyoruz.

Daha önce de yazdım. Satın aldığımız Awacs’ların Türkiye’nin savunma gücüne katkısının, öneminin ne olduğunun kamuoyuna açıklanmasında yarar var. Boeing firmasına ödenen yüksek faturayı paylaşan halkımıza bilgi verilirse, halkın da morali yükselir. Morale ihtiyacımız var.”

Mehmet Fahri Sertkaya

Aslında bu gördüğünüz yer bir obruk değil.

Mesele, tahmin edilebilenden çok daha karışık.

2014 yılının Temmuz ayı içinde Sibirya’da iki adet çok büyük “obruk” aniden oluşmuş ve bütün dünyada tartışılan bir mesele olmuştu. Bu bölgeyi de çok sayıda uzman inceledi ama kale alınır bir yorum yapılamadı.

Aslında Rusların elinde gelişmiş teknolojiler var. Kısa sürede uydulardan ve o bölgeye getirdikleri cihazlardan istifade ile yeraltının röntgenini çektiler. Yine de işin içinden çıkamadılar. Bunun iki sebebi var:

1- Gizlice maden çalışması yapanlar çok çok derinden gidiyorlar. Maden hatları, cihazların menzili dışında kalan derinlikte olduğundan görüntü elde edilemiyor.

2- Gizlice maden çalışması yapanlar henüz bu dünyada duyulmamış, görülmemiş derecede yüksek teknoloji kullanıyorlar.

Evet, burası bir obruk değil. Burası, gizli maden çalışması yapanların yeraltına girerken hızlıca açtıkları bir giriş…

Yumurta biçimli büyükçe bir araç… Ne lastikleri var, ne paletleri… Bu dünyada onun bir benzeri yok. Kanatları ve jet motorları yok ama havada asılı kalabiliyor. Havada uçabiliyor, bir yerden başka yere havadan gidebiliyor. Karaya konabiliyor. Ve dahi yeri yarıp içine girebiliyor. Bunu da bizim dünyamızda çok ileri seviyede görülen ama onlara göre çok ilkel kalmış teknolojilerle yapmıyor. İşte işin sırrı burada…

Dünyamızın bazı madenleri, başka dünyaların insanları tarafından çalınıyor.

(Görsel temsilidir.)

Söz konusu maden aracı, toprağın kimyası ile oynuyor. Toprağın içindeki bazı elementleri/gazları/atomları işliyor. Bu vesile ile toprak değişime uğruyor, sıkışıyor, hacmini kaybediyor ve maden aracının önündeki alan açılıyor/boşalıyor.

Kullandıkları yumurta şekilli maden aracının biri önünde, biri arkasında olmak üzere iki türbini var. Öndeki bu hareketli aksam, toprağın hacmini değiştirmek için topraktan çektiği gazları/elementleri arkadaki hareketli türbine aktarıyor. Arka türbin de toprağı hızlıca yeniden işliyor ve o gazları/elementleri toprağa geri veriyor. Bunun neticesi olarak bu maden aracı toprağı kazmadan, toprağı aktarıp nakil etme derdi olmadan büyük bir hızla ve zahmetsizce toprak içinde yol alıyor. Eğer isterlerse hızla toprağı boşaltıp ilerlerken hızla da arkada kalan kısımları eski haline getiriyorlar. Yani ilerledikleri kanal/hat, hemen arkalarından kapanıyor. Lakin bunu her zaman yapmıyorlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Dönmelik / transeksüellik akıl hastalığıdır.

BRAVO RUSYA!

Biz yapsak, içimizdeki İsrail, bizden daha çok Türk gözüken sözde Türk, özde gizli Yahudi güç odakları ve basın “SKANDAL” diye başlıklar atardı Türkiye’de…

Onlarca yıldır Türk milletini de Avrupalılar gibi eşcinsel, luti-ibne, zinakar, veled-i zina, dönme-transeksüel yapmak için harcadıkları çabanın heba oluşu karşısında iyice çirkefleşirdi içimizdeki İsrail…

Rusya “Transeksüellik akıl hastalığıdır.” dedi… “Transeksüeller de diğer akıl hastaları gibi ehliyet alamazlar” diye karara bağladı. İsabet de etti.

Bakalım ülkemizdeki bütün bu manevi ve ahlaki çöküşlerden birinci derecede mes’ul oldukları halde sanki hiç yokmuşlar gibi varlıkları hissedilmeyen yüz küsur bin Diyanet personeli, imamlar, müftüler, akademisyenler ne diyecekler… “Elin Hristiyan Rusya’sı bile vatandaşlarının ruh, akıl ve beden sağlığını korumak için, nesilleri korumak için gayret gösterip farkında olmadan İslami ölçülere ulaşırken, Müslüman ülkesi olduğunu iddia ettiğimiz Türkiye’nin bu halde oluşuna hatta daha da beter edilmek istenmesine bizler karşıyız. Memlekette bu feci gidişe mani olması gereken asıl kişiler biziz. Ve görevimizi de yerine getireceğiz.” diyebilecekler mi? Ya da “Salla başı, al maaşı, al abdesti kıldır namazı, karışma hiçbir şeye, sonra hoop cehenneme, hem de yüzbinlerce kişinin mes’uliyetini de yüklenerek”ayarında yollarına devam edecekler mi?

Gerçi genel evlerden toplanan vergilerle maaşlarının ödenmesine bile ses etmeyen bu koca ordu misali kadrolar, bilmem ki bu yazdıklarımı kale alırlar mı?

Rusya 2013’te “Gelenek dışı yaşam tarzlarının yüceltilmesini” yasa dışı ilan etmişti. Bizde de sözde İslami, özde Siyonist ürünü AKP iktidarı, sözde AB’ye uyum yasaları çerçevesinde zinayı suç olmaktan çıkartmış, eşcinselliği serbest bırakmış, kilise evleri yasal güvence altına almış, domuz etini kasaplık hayvan statüsüne getirmiş ve şu Müslüman milletin dinen ve ahlaken en kısa sürede mahvu perişan olması için elinden gelen her şeyi yapmıştı.

Bu Türkiye’nin, dünyanın dört bir yanında yanan, yıkılan, alt üst olan, depremlerle ve tsunamilerle dümdüz olan bölgelerden aslında hiçbir farkı kalmadı. Oraların yıkılmasına sebep olan her türlü ahlaksızlığı nihayet bu topraklarda da iyice yaygınlaştırdılar da zahiri aklın almadığı bir manevi sebeple ayakta duruyoruz. Lakin bu da bir yere kadar olur. Bir yerden sonra o himmet çekilir ve Türkiye de alt üst olur. İyiler dik durmalı, mücadele etmeli, iyiliği emir edip kötülükten vazgeçirmeli ki en azından umumi/genel bela gelmesin.

Mehmet Fahri Sertkaya