Etiket arşivi: AKPKK

İnsan, insanlıktan çıkınca, dünyanın en vahşi, en acımasız, en zararlı hayvanı olur.

İnsan, insanlıktan çıkınca, dünyanın en vahşi, en acımasız, en zararlı hayvanı olur.

Tayyip bu gruba bakamaz oldu. Çok perişan oldu, sarsıldı, krizler geçirdi ve çetesinin adamlarına “Siz bakın, önemli bir şey yazıldıkça bana haber verin” dedi.

Bu gün bazı paylaşımlar kendisine haber verildi. Bunlardan biri de Marmaray paylaşımımızdı.

Paylaşım kendisine haber edilince Tayyip “Bir daha bu konu hakkında, böyle haberlere sebep olacak herhangi bir aksama, herhangi bir sıkıntı duymak istemiyorum” dedi.

İşte bu, insan kalmış birinin söyleyeceği bir söz değildi. Çünkü kendisi de biliyor ki orada tamir/tadilat yapılamaz. Orada sorun ciddi boyutta. Bir dakika bile beklenmeden seferler durdurulmalı, orası yıkılıp yeniden ve sağlamca yapılmalı. Başka bir çaresi yok. Buna rağmen bu emri verdi ki bu “Binlerce kişi bile ölse, aralarında kadınlar, çocuklar ve bebekler bile olsa saniye umurumda değil” demekti.

Tayyip’in binlerce insanın canından daha büyük/mühim endişeleri var. Bu kadar şovunu yaptıkları bu projede böyle bir son, iyice hüsrana yol açacak. Danışıklı dövüşüp devrilmiş rolü yapamadan gerçekten devrilecekler. İkinci ise parasızlık… Devleti batırdılar. Bu kadar özelleştirme yapılıp gelir elde edildi, bu kadar da hizmet nutukları attıklar, yine de hazine boş. Memura maaş vermekte zorlanıyorlar, vatandaşlara para cezaları yağdırıp duruyorlar. Kara paralarını da iyice kestik.

Mehmet Fahri Sertkaya

YİT, milletimizden gizlenen kesin sonuçları açıklıyor.

AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütü, 15 büyük şehirde belediye başkanlığını kazandığını açıkladı ama YİT, milletimizden gizlenen kesin sonuçları açıklıyor.

  1. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadı. Hile ile aldı.
  2. Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadı. Hile ile aldı.
  3. Denizli Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadı. Hile ile aldı.
  4. Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ni kazandı.
  5. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ni kazandı.
  6. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi’ni kazandı.
  7. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadı. Hile ile aldı.
  8. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadı. Hile ile aldı.
  9. Konya Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadı. Hile ile aldı.
  10. Malatya Büyükşehir Belediyesi’ni kazandı.
  11. Ordu Büyükşehir Belediyesi’ni kazandı.
  12. Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadı. Hile ile aldı.
  13. Samsun Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadı. Hile ile aldı.
  14. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadı. Hile ile aldı.
  15. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadı. Hile ile aldı.

Bize inanmayanlar YSK Başkanı, gizli Yahudi, gizli Mason, vatan haini alçak herif Sadi Güven’e ve oradaki çetesine sorabilir. Sadi’yi zaten herkes biliyor. Meslek hayatı usulsüzlükler ve rüşvet ile dolu. Meslek hayatı boyunca bir kere dik durmamış bir vatan haini… Koca devletin kurumlarının ve milletin iradesinin böyle çift kimlikli, omurgasız, ahlaksız, hırsız, yalancı, şeytanlaşmış tiplere bırakılmasına isyan ediyoruz. Laçkalaşmış bu sisteme ve kadroya, devletimizin ve milletimizin güvenliği için itaat etmiyoruz. Sonuçları tanımıyoruz.

(AKPKK’nin kazandığı büyük şehirleri listesi AA sonuçlarına göredir.)

Mehmet Fahri Sertkaya

İbrahim Kalın ara ara Tayyip’e raporlar verdi

İbrahim Kalın ara ara Tayyip’e raporlar verdi. “İstediğimiz gibi bir sonuç çıkmadı. İnsanlar birbirine düşmedi. Birkaç provokasyondan başka bir şey olmadı.” dedi.

AKPKK teşkilatı içindeki cahil ve samimiyetsiz, kullanılmaya müsait tipleri kullanmak istediler. Bunları tahrik ettiler ve aslında daha çok sayıda ölümlü ve yaralanmalı hadise yaşanmasını planladılar. Bunlar da istedikleri gibi olmadı.

Saadet’in Malatya’daki sandık müşahitlerinin öldürülmesine dair soruşturma da verdiğim bu bilgiler etrafında yapılmalı. O vak’adaki katillerin de kullanıldığı, birilerinin ortalığı kasten karıştırdığı kanaatindeyiz.

Kural/değer tanımaz Allahsızın teki olan Tayyip, danışıklı dövüştüğü CIA personeli ve gizli Ermeni Kemal Kılıçdaroğlu ile bir telefon görüşmesi yaptı.

“Ben sizin bu insanları ayağa kaldırıp istediğimiz sonuçları veremeyeceğinizi biliyordum. Ne kadar vurursanız vurun o şekilde olmayacak. Siz yine vurmaya, söylemlerinize devam edin. Ben Soysuzla görüşüp Emniyet’i ayarlayacağım (operasyonlar yaptıracağım, ortamı gereceğim), siz üzerinize düşeni yapın (Sert karşlıklar verin, çatışma çıkartın)”. dedi.

Tayip daha sonra gizli Yahudi ve Mason bir çete lideri olan Solomon Soysuz’la görüştü:

“Bu iş artık kontrolümüzden çıktı, ne gerekiyorsa yapın (şu kaosu bir şekilde çıkartın artık, hiçbir şeye takılmayın, her yolu deneyin). İçeri almanız gerekiyorsa içeri alın. İnsanları zorlayın, eğer olmazsa çatışmaya da girin. Görelim bakalım tokat nasıl oluyormuş (‘Millet AKPKK’ye tokadını vurdu’ şeklindeki haber başlıklarına karşılık olarak söylüyor)” dedi.

Bu telefon görüşmesinden sonra Soysuz talimatları iyice anlamış oldu ve hamlelere başladı. CHPKK’li sandık müşahitlerini gözaltına aldırması bir şey değil, ortalığı çok karıştıracaklar.

Ne şekilde oyunlar kuracaklarını, nerede nasıl gösteriler yapacaklarını, nasıl polis müdahaleleri yapılacağını, neticesinde ortalığı nasıl iyice karıştıracaklarını hep planladılar. Şu anda bu partilerin yönetici kadrosundaki hainler başta olmak üzere içimizdeki İsrail bu planları bir an önce uygulamaya dökmek için harıl harıl çalışıyor. Geceden beri irtibat halindelerdi. Sürekli konuşmalar ve yoğun mesai yaptılar.

Seçim sonrası oylarının çalındığını ve itiraz edeceklerini söyleyen AKPKK’li gizli Hıristiyan Mehmet Özhaseki’nin seçimler öncesi “’Oylar çalındı’ Yapma ya… ‘Oylara sahip çıkamadık abi’ Ağlak ağlak gezmeyin, biraz dürüst olun dürüst” dediği video sosyal medyada gündem oldu.

Özhaseki’ye “Haydi sen de artık harekete geçebilirsin” dediler. O da planlar dairesinde hamlelerini yapıyor.

Bizim yönlendirmemize gerek yok. Sahadaki vatansever gruplar da oyun içinde oyun kurmaları gerektiğini biliyorlar.

Ortalık karıştığında çok fazla müdahil olmamalılar. Bu kaosun elbette zararlı yönleri de olacak ama çoğunlukla bu memlekete, millete, insanlığa faydalı yönleri olacak. Bırakılsın, bunlar kendi adamlarını birbirlerine kırdırsın. Akıllı olmayan, nasihat almayan, samimiyetsiz olan, cezasını kendisi bulsun. Onları, besledikleri yılanlar soksun.

Vatanseverler, beyin takımına yönelmeliler. Bunların sahada kullandığı beyin takımı denecek kişileri ele geçirip konuşturup gizli operasyonlarına devam etmeliler. Alttan alttan temelleri yıkmalılar. Mümkün olduğunca somut deliller toplamalılar ve iyice düşünüp hesap etmeden hamleler yapmamalılar.

İcabı halinde gayr-i resmi surette tetik çekmekten geri durmamalılar. Bu, gerçek ve meşru bir harp ama devlet gücümüzün içine İçimizdeki İsrail sızmış durumda…

Onlarca senedir olduğu gibi, bu defaki haince ve kanlı planlar da gizli Yahudi ve Mason Aydın Doğan üzerinden yönetilen basın ve medya kuruluşlarına aktarıldı.

Defalarca yazdım ki Aydın Doğan karşımızda çok sıkıştığı için bir satış/devir tiyatrosu oynadı. Kağıt üzerinde devredilen bu basın ve medya kuruluşlarını aslında hala kendisi yönetiyor. Kendisi de bu kuruluşları içimizdeki İsrail adına yönetiyor. Kendine ait değil. Bunlar onun gazeteleri, TV kanalları değil. Hiçbir zaman da şahsına ait olmadı. Şu anda da Demirören grubuna ait değil. Gizli Ermeni ve gizli Hıristiyan olup Ankebut Ağı’nın bir mensubu olan Demirören sadece resmiyette sahip gösteriliyor.

Türkiye’ye yapılacak ihanetlerin bir ayağında da içimizdeki İsrail’in basın ve medya kuruluşları ve dolayısı ile Aydın Doğan ve yakın çevresindeki adamları olacak.

Rolünü oynuyor bu CIA casusu İbrahim Kalın. Bakmayın böyle yazdığına, arka planda tam tersini yapıyor.

Kaos çıkartıp kendi kontrollerinde AKPKK’yi devirme… CHP’yi ve İyi Part’yi, Tayyip’i deviren partiler rolüne büründürme ve yine kendilerine çalışan Sabetaycı gizli Yahudi Meral Akşener’i iktidara getirme projesinin en kilit adamlarından biri, işte bu paylaşımı yapan İbrahim Kalın…

Bizim için büyük şehirlerde AKPKK’nin kazanmış olması ile CHPKK’nin ya da İYİ partinin kazanmış olması arasında hiç fark yok. Hepsi de Ankebut Ağı’nın partileri… Şeytan’ın Konseyi’nde, dün yazdıklarımı da değerlendiler. Kibirli, tepeden bakan yorumları devam etti. “Bunlar neden bu kadar sevindi. İki tarafın da bize çalıştığını zaten biliyorlar ve yazıyorlar.” dediler. Lakin yine oyun içinde oyun kurduğumuzu, planlarını büyük oranda sekteye uğrattığımızı, zora düşürdüğümüzü, ülkemizdeki adamlarının morallerini iyice çökerttiğimizi, vatansever grupların elini ve moralini iyice güçlendirdiğimizi ve meselenin pek çok yönünü görmek istemediler.

Mehmet Fahri Sertkaya

Tayyip tam anlamı ile bir sinir krizi geçirdi. Çok kötü oldu.

Tayyip tam anlamı ile bir sinir krizi geçirdi. Çok kötü oldu.

Yaşananlar sarstı onu… Planlarını yine uygulayamadılar. Yine oyun içinde oyun kurmuş olduk ama onlar hala kendilerini dev aynasında görmek istiyorlar. Bizi de bir hiç olarak görmek istiyorlar. Üstüne bu günkü paylaşımların sertliğini, duruşumuzun netliğini, onları hiç gördüğümüzü de gördü.

Daha fazla dayanamadı, ayakta iken ve bu gruptaki paylaşımlarımı okuyor iken birden “Mel’un sensin. Şeytan sensin. Sen nasıl bir belasın, başıma bela oldun. Suriye’yi de analarını da çocuklarını da hepinizi gömeceğim. Lanet olsun hepinize” diye sesli sesli konuştu ve öfkeden çıldırdı, krize girdi. Eli ayağı titredi. Zorlanarak koltuğa oturdu, bir bardak su getirdiler. Tansiyonunu ölçtüler.

Otururken de devam etti ve “Herife bak ya, neler konuşuyor ya, kimsin sen ya kimsin. Görürsün sen, hepinize bunun hesabını soracağım” deyip sustu. Sakinleşmeye çalıştı.

Ben bu insan şeytanına bir türlü anlatamadım, linki vereyim bir daha okusun: https://t.me/AkademiDergisi/13392

An itibari ile Tayyip tıpkı şu eski fotoğraftaki hali gibi bir halde… O kadar ciddi bir sinir krizi geçirdi ki gözleri bile doldu. Nerede ise oturup sinirden ağlayacaktı.

Mehmet Fahri Sertkaya

AKPKK’li münafık İslamcıların pişmanlık tiyatroları bu günden itibaren daha da artacaktır

“Senin de evin yıkılsın, senin de evladın parçalansın ey Erdoğan”

AKPKK’li münafık İslamcıların pişmanlık tiyatroları bu günden itibaren daha da artacaktır. Buna meydan verilmemeli. Bu kadar düşmek hata ile yapılabilecek şey değildi. Aralarında gerçekten aldanmış olanları belki bir avuçtur, kalanları bilerek ihanetlere, soygunlara, vurgunlara, katliamlara destek verdiler. Hem de vatan, millet, din, iman edebiyatı yaparak…

Allah bunların cezasını daha bu dünyada, muhtelif vesilelerle/sebeplerle vermeye başlayacak, ömrü olan herkes bunu görecek. 3. dünya harbi de yaşanacak, harp ekonomisi de oluşacak, çeşitli sebeplerle birbirlerine de girecekler, birbirlerini boğazlayacaklar, aç ve hasta düşecekler, bir kuru ekmeğe, bir şifalı ilaca muhtaç ölecekler.

Suriye başta olmak üzere, BOP kapsamında bölgede kanına girdikleri milyonlarca masumun ahı tutacak bunları… Kaçırılan ve organ mafyalarına, fuhuş mafyalarına kurban olan çocukların, gençlerin ahı tutacak bunları… “Senin de evin yıkılsın, senin de evladın parçalansın ey Erdoğan” diyen Suriyeli anaların ahı tutacak bunları.

Bunca Allah’sızlığa Allah-u zülcelali, din-i mübin-i İslam’ı, Kur’an-ı Kerim’i, hz. peygamberimizi, şeriatını, milli ve manevi değerlerimizi, vatan/devlet davamızı alet eden mel’unlar, ibret-i alem olacaklar. Çok ama çok feci suretlerde ölecekler. Ahiretlerini ise hiç düşünmeyin, aklınızdan olursunuz.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Beraber tökezledik biz bu yollarda.”

Meşhur şarkının sözlerinin değişmesine sebep olduk. Yeni hali şu şekilde:

“Beraber tökezledik biz bu yollarda.”

Memleket içinden ve dışından dost ve düşman bütün kesimler iyice anladılar ki şu seçimlerden böyle bir sonuç çıkmasına Süleymanlılar ve Ankebut Operasyonu sebep oldu. Ses getirebilen gerçekten muhalif şahıslar ve yayın kuruluşları bile, aslında nasıl dolaplar döndürüldüğünü, Ankebut Operasyonu kapsamında yaptığımız yayınlardan öğrenerek isabetli kararlar aldı, tavırlar sergiledi.

Şayet mevzuya partici bir gözle bakacak isek bundan böyle Türkiye’de iki parti var. Bir, Süleymanlılar… İki, Ankebut Ağı’nın sözde birbirine rakip olan partileri…

Mehmet Fahri Sertkaya

Şimdi iyice anladınız mı beni?

Şimdi iyice anladınız mı beni?

Biz sizin gibi piyonlarla değil sizleri var eden sistemle savaşıyoruz. Hedefimiz sistem/kuklacılar değil de sizin gibi kuklalar olsaydı ey AKPKK’liler, ey CHPKK’liler ve diğerleri, hepinizi çoktan toplayıp almıştık ve asmıştık.

Eğer particilik yapılacaksa, Türkiye’nin en büyük partisi biziz ve hepinizi tek hamlede siler geçeriz. Lakin bizim cahilce, haince sistemlerle, şu millete dayattığınız cumhuriyet, demokrasi, laiklik gibi uydurma değerlerle meşgul olacak vaktimiz yok. Biz acele etmiyor, elimizdeki somut delilleri bile çok zaman paylaşmıyor, lüzumsuz tartışmalara ve mücadelelere girmiyor, küçük çaplı çatışmaların çıkmasına izin vermiyor ve sisteminizi bir bütün olarak imha etmek yolunda dahiyane bir siyaset sergiliyoruz.

Ve belki nefsiniz izin vermedi, kale almak istemediniz ya da gırgıra vurduğumu zan ettiniz ama sizin sistemin bütün adamları bizdeki birkaç Süleymanlı kadar bile etmiyor. Şu sizi yöneten en üst konseylerin mensuplarının bile kaşrımızda ne hallere düştüğüne bir bakın. Çapınız, evsafınız yetmiyor. Yüreğiniz de yok, aslında paradan ve kadından ve şöhretten başka bir dininiz ve davanız da yok. Bir harp hukukunuz, sınırlarınız, değerleriniz de yok. Şeytanlaşmış ve dünyanın Deccal devri denilen devri yaşamasına vesile olmuşsunuz. Lakin sizin devriniz buraya kadardı. Şimdi karşımızda kaybetmeye mahkumsunuz. Çünkü benim şahsımda karşınızda devleşen şu sistemimiz, sizin sisteminizi darmadağın edecek olan hazret-i Mehdi’nin, Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin sistemi…

Süryani kökenli olan Temel Karamollaoğlu da rolünü oynuyor.

O da Ankebut Ağı’na çalışıyor ve şu sıralar AKPKK ile danışıklı dövüşüyor.

Seçime dair planlarını tam uygulayamamış olsalar da hala seçim tartışmaları üzerinden memlekette bir kaos ortamı oluşturmak için çırpınıyorlar, çırpınacaklar. Karamollaoğlu da seçimin meşruiyetine, seçim sonuçlarına dair tartışmaların gündemde olmasını ve tansiyonun düşmemesini istiyor.

Çünkü insanlık dışı sistemleri, karşımızda büyük darbe aldı, ölümcül yaralar aldı ve her şeyi silbaştan yeniden kurmak için bir kaos ortamı oluşturmaya mahkumlar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Size, aslında neler döndüğünü, planlarını neden tam olarak uygulayamadıklarını anlatayım

Size, aslında neler döndüğünü, planlarını neden tam olarak uygulayamadıklarını anlatayım

Bizim, onların bütün planlarını önden haber vermemiz, sert bir dil kullanmamız, “Türkiye’de bir seçim yaşanmayacak, bir orta oyunu sergilenecek. Bu danışıklı dövüşün ve ihanetlerin içinde olan herkes sadece birkaç ay içinde ağır ceza mahkemelerinde idamla yargılanacak. Her şeyi kontrolümüzde tutacağız, oyun içinde oyun kuracağız. Beklediğimiz vakit gelince müdahale edip hepsini toplayıp alacağız. ” dememiz…

Seçim günü içinde de morallarini çökerten çok sayıda paylaşım yapmamız. Kocaman cemaatimizin bir seçim heyecanı yaşamaması, cemaat mensuplarına kime oy verileceği hususunda yönlendirme yapmaması ve buna dair yaptığım yorumlar. “Endişe etmeyin, sözde seçilen/kazanan belediye başkanlarının çoğu kısa sürede tutuklanacak. Büyük çoğunluğu danışıklı dövüş yaşandığını biliyor ve bu ihanetlere alet oluyor.” dememiz…

Günler öncesinden AA’daki hainleri ve özellikle gizli Yahudi Şenol Kazancı’yı ifşa eden ve baskı altına alan paylaşımlar yapmamız ve bunların sıkıntılı/endişeli ruh hallerine girmelerine sebep olmamız…

“Tam da daha önce hakkımızda yazılanlar gibi davranıyoruz, hızlı da gidiyoruz, AK Parti’nin oylarını çok yukarıdan başlattık. Bu iş böyle olmaz. Şimşekleri üzerimize çekiyoruz. Zaten böyle yapacağımızı herkese iyice duyurdular. Gerçek kimliklerimiz, bağlantılarımız da meydana döküldü. Bu iş bizim üstümüze yıkılıp kalacak” demek zorunda kalıp kararsızlıklar yaşamaları…

KRT TV’nin canlı yayını ve bu yayın sırasında bizim bir süredir yaptığımız paylaşımlar temelinde manevralar yapılması ve hususiyle “Bu organize bir iş. Organize bir şekilde manüpilasyon yapılıyor. Hürriyet yalan değerler açıklıyor/veriyor. AA’ya güvenilmemeli” mesajları verilmesi…

Başka muhalif kesimlerin de kararlı ve gayretli duruşu ve tepkinin yüksek tonda gelmesi…

Sözde muhalefet partileri ile AKPKK’nin danışıklı dövüşü sırasında, sözde muhalif partilerin, kontrolünde tuttukları kitleyi ister istemez yüksek seviyede motive edip gayrete getirmesi, sandıklara/oylara, ıslak imzalı evraklara gerçekten sahip çıkılması, halk tepkisinin beklediklerinden çok yüksek olması…

Bunlar başta olmak üzere daha pek çok sebep YSK ve SeçSis yazılımı kısmında istedikleri kadar hile yapmalarına mani oldu.

Planlar gereği YSK sitesine erişimi kasten kestiler. Siyasi partilere veri akışını kestiler. Lakin o an gelene kadar çok zorlanmış, sarsılmış hatta dağılmış hale gelmişlerdi.

Tam bu esnada YSK Başkanı, gizli Yahudi ve Mason vatan haini Sadi Güven ile en büyükbaş hainlerden Tayyip telefon görüşmesi yaptı.

Danışıklı dövüşün tarafları, Ankebut Ağı’nın adamları, YSK sitesine erişimi ve partilere veri göndermeyi kasten kesmeden az önce, bu güruhun içinde bulunan Tayyip ve Sadi Güven telefon konuşması yaptı. Sadi, Tayyip’i aradı.

Sadi Güven “İlk anda oyları açıklarken çok yüksek bir oy oranı açıkladık. Fakat sandıklardan çıkan oy oranları açıkladığımız oranların çok altında çıktı. Bu şekide devam edersek karşı grupların bir anda büyük tepkisini alacağız ki bu halkın da tepkisini çeker devam edelim mi?” dedi.

Böyle bir sorun ihtimaline karşı zaten CIA’nın sosyal ağları bütün sansürlemeleri yapmıştı ve interneti de ülke genelinde yavaşlatmışlardı ama Tayyip yine de endişelendi. O anda, işlerin tamamen kontrollerinden çıkması ve halk hareketine dönmesi ihtimalini değerlendirmiş olmalı.

Sadi Güven’e sandıklardan çıkan gerçek oy oranlarını sordu. Sonra da “YSK sitesini/sistemini bir süre erişime engelleyin ve bu arada oranları dengeleyin (Normale çekin)” dedi. Sadi de talimatı aldı, icabını yaptı. Bu arada Anadolu Ajansı’ndaki hainler güruhu da ortada kalmış, satılmış, zor şartlara düşmüş oldu.

Bu aşamadan sonra YSK’daki hainler güruhunun elleri ayakları birbirine dolaştı. İsteseler de baştan planladıkları derecede hileler yapamadılar. Şimdi vaziyet şu ki bir miktar hile yapabildikleri halde devamını getiremediler ve pek çok yerde AKPKK’nin kazanmış gösterilmesi planlanmış olduğu halde sözde muhalif partiler kazanmış oldu.

AKPKK hükumetleri gayr-i meşrudur.

Herhalde düşündünüz, tahmin ettiniz. Ankebut Ağı’nın ve CIA’nın kontrolünde olan… Mason hainlerin oyuncağı olmuş… Gizli Yahudi, gizli Ermeni ve Mason hainler tarafından vatana ihanet kapsamında eylemlerle ve söylemlerle yönetilmiş böyle bir Yüksek Seçim Kurulu’nun denetiminde ve düzenlemesinde yapılan bütün seçimler ve referandumlar hukuken geçersizdir, sonuçları bağlayıcı değildir.

En baştan beri sözde muhalif partilerin ve liderlerin AKPKK ile danışıklı dövüştüğü, bunların da Ankebut Ağı’na çalıştığı ayrıca gözler önündedir. Dolayısı ile neresinden bakılırsa bakılsın AKPKK hükumetleri meşru değildir, aldıkları kararların, çıkarttıkları kanunların, yaptıkları anlaşmaların hiçbir bağlayıcılığı yoktur.

16 Nisan’da da aslında EVET sonucu çıkmamıştır, rejim/Anayasa değişmemiştir, Erdoğan Başkan değildir. Zina ve evlilerin zinası hala suçtur. Eşcinselik ve misyonerlik hala suçtur. Bunların kurduğu sözde Aile bakanlığı gayr-i meşrudur. Bu bakanlık üzerinden yapılan bütün düzenlemeler hukuksuzdur ve daha böyle yüzlerce madde sıralanabilir.

Gerçi son yıllarda ve özellikle Ankebut Operasyonumuz sırasında içimizdeki İsrail’i, Ankebut Ağı’nı, dönen dolapları bu şekilde meydana çıkartmamıza da çok gerek yoktu. Çünkü baştan beri Erdoğan, evrakta sahtecilik yapmış ve sahte diplomayla, CIA ve MOSSAD oyunları ile iktidara taşınmış bir vatan hainidir. Bu ispatlı bir gerçek olduğu için en baştan beri AKPKK üzerinden Türkiye’ye yapılan maddi ve manevi bütün ihanetler çökmüştür. On senedir Erdoğan’ın bir CIA-MOSSAD projesi olduğuna dair ispat niteliğinde binlerce yayın yaptım ve Erdoğan ya da onu oynatan Ankebut Ağı’nın başka bir adamı, benden davacı olamadı. Öyle ise bu film bitmiştir ve iş son bir darbemizi yemelerine kalmıştır.

Mehmet Fahri Sertkaya

Bu defa olmadı…

Bu defa olmadı…
Kendi planlarını uygulamaya dökmekte zorlandılar ve çok yerde başarısız oldular. İstenmeyen gelişmeler oldu.

Plana göre İstanbul’u yine hilelerle kendileri alacaktı. Lakin bu defa vatandaş çok bilinçli ve gayretli durdu. Bu, onların önüne büyük engeller çıkarttı. İstedikleri kadar hile yapamadılar.

Hal böyle olunca Solomon Soysuz Binali Yıldırım ile görüştü ve oyların çalınması için devlet/polis gücünün kullanılması kartını oynadılar. Bu, daha önceden planlanmış, ihtimal dahilinde tutulmuş bir şeydi. Lakin buna rağmen bile başarılı olamadılar, netice alamadılar.

2014’te Ankara’da seçim sonucunu da sabaha karşı seçim kurulunu basan İçişleri eski bakanı Efgan Ala belirlemişti.

İzleyeceğiniz bu video, dün gece Üsküdar 2. seçim kurulunda çekildi.

Sökülüyor/indiriliyor

İBB seçiminde Binali Yıldırım’ın kazandığını ifade eden ve geceden İstanbul’un dört bir yanına asılan pankartlar/tabelalar sabah saatlerinden itibaren acele ile söküldü.

Her şeye rağmen hala hileler yaparak İstanbul belediyesi seçimini kazanmış görüneceklerdi. Gece saatlerinde bile buna inanıyorlardı ve bu çerçevede hamlelere devam ediyorlardı. Lakin ilerleyen saatlerde iş iyice kontrollerinden çıktı, danışıklı dövüş ellerinde patladı ve İstanbul’u sözde rakipleri olan CHPKK aldı. Bu defa bu pankartlar aleyhlerine bir eylem olarak ortada kaldı. Diğer büyükbaş hainler ile de danışıklı davranan Binali Yıldırım hemen İBB’ne talimatlar verdi ve pankartlar/afişler/tabelalar söküldü, sökülüyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ne dediysek o…

Ne dediysek o…

Plan işliyor. Özgür Özel’in de Sabetaycı gizli Yahudi olduğunu, AKPKK ile danışıklı dövüştüğünü ama artık AKPKK’yi gerçekten bitirme emri aldıklarınını v.s. daha önce yazmıştım. Hatta çok sayıda kişinin sosyal medya ve e-posta üzerinden kendisine yazıp bu hususları sormasını sağlamıştım. Dut yemiş bülbüle dönmüştü. Hala sesi çıkmıyor, karşıma çıkamıyor. Lakin konseyin emri icabı oynanan oyunlarda o da rolünü oynuyor.

Ortamı daha da gerecekler…

Herkes işini yapıyor, rolünü oynuyor.

Ankebut Ağı mensubu, MİT/CIA ortak personeli, gizli Yahudi ve Mason vatan haini Doğu Perinçek de talimatları yerine getiriyor. Bakın Doğu Perinçek neler dedi:

“Ekonomideki iflas, seçim sonuçlarına da yansıdı. Türkiye’nin önünde hükümet, iktidar sorunu var. Artık Türkiye’yi AK Parti tek başına yönetemez. Önümüzdeki ekonomik sarsıntılara bakıyoruz. Türkiye, ağır bir durumla karşı karşıya. Çok ciddi bir uyarı, bu. (…) Göreceksiniz, buradan söylüyorum AK Parti iktidarının devam etme şansı yok. Cumhurbaşkanlığı sistem içerisinde bir çözüm yok. Cumhurbaşkanlığı seçiminin yenilenmesi veya Cumhurbaşkanının istifası dışında görülen bir çözüm yok. Türkiye, büyük bir karar verecek. Türkiye, çalkantılı bir döneme giriyor. Türkiye, parlamenter sisteme dönecek.”

İslamcı münafıkların Yeni Nakit gazetesinin haberi…

Sanki Doğu Perinçek’in maskesi olduğunu, AKPKK ile kirli bağlantıları ve işleri olduğunu, Tayyip’in Perinçek’ten farksız hatta daha şerli biri olduğunu bilmiyorlardı…

Mehmet Fahri Sertkaya

Çok sayıda devlette çok sayıda obruk yeniden inceleniyor.

Obruklar ve Merkürlüler hakkında anlattıklarımızı kale almayan hiç kimse yok. Elde edebildiğimiz ilk bilgilere göre birkaç büyük devletin gizli servisleri ile uzay ajansları, birkaç obruğu, anlattıklarımız ışığında yeniden ve farklı yönlerden incelediler. Anlattıklarımızı doğrulayan, ispat eden yeni somut bulgular elde ettiler.

Merkürlüleri durdurmanın zor olduğuna ama imkansız da olmadığına inanıyoruz. Dünyanın pek çok yerindeki “obruk krizi”, kesinlikle mani olunabilir, önlenebilir bir kriz…

Bu adam mevzuyu biliyor.

Biliyor ama Türkiye’ye değil NASA’ya çalışıyor.

Yazacaklarım doğrulanmış/kesinleştirilmiş bilgidir. Konya’da sürekli obrukların oluşmasından sonra, bölge halkı, devletin bu meseleye el atmasını istedi. Bu talep doğrultusunda AKPKK konuyla mecburen ilgilendi. Çok sayıda kurum, kuruluş, şahıs, obrukların hangi sebeple oluştuğunu ve obruklara mani olmanın yolunu bulmak için araştırmalar, incelemeler yaptı.

Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şubesi Başkanı Prof. Dr. Fetullah Arık onlardan biriydi. “Bu obruklar bundan sonra da olacak, buna mani olunamaz. Çünkü şu fay hattı var. Ayrıca falan gazla yeraltı sularının birleşmesi ve filanca etkinin oluşması sonucu böyle bir şey oluyor.” mealinde konuştu, rapor verdi. Basın ve medyaya da bu şekilde konuştu. Bu, kendi kararı değildi.Aslında, kendisinin de inanmadığı şeyler söyledi, yazdı. Çünkü arka planda çok şeyler yaşandı.

Fetullah Arık, obrukların doğal nedenlerle oluşmadığını, maden çalışması neticesi oluştuğunu en somut deliller ile gördü.

Üniversitedeki ekibi ile birlikte obruklardan birine indiler. İçine doğru kazıp girdiler ve daha önceki yazılarda bahsettiğim süper teknoloji ürünü maden aracının bir parçasını buldular.

Bahsettiğim, Merkürlülere ait maden aracı bir seferinde arıza yaptı. Arıza çözülemeyince, kısımlarından birini orada toprağın içinde bıraktı ve yoluna/işine devam etti. Arık ve ekibi de hiç ummadıkları ve bilmedikleri/beklemedikleri anda bu parçayı buldu. İşte tam o sırada, zaten gelişmeleri yakından takip eden NASA’dan bir kişi Fetullah Arık ile hususi olarak konuştu. “İsmim şu, konumum bu, NASA’ya bağlı bir sistemin içindeyim. Biz de bulduğunuz şeyi biliyoruz ve istiyoruz.” dedi. Arık’a para teklif edildi, sürekli kendilerine çalışması istenildi ve sürekli maddi menfaat elde edeceği söylendi.

Gizli Yahudi olan, resmen kayıtlı değilse de Mason olan Fetullah Arık, teklifi kabul etti. Aracın parçası oradan gizlice çıkartıldı ve NASA’nın Türkiye’deki uzantıları tarafından ABD’ye götürüldü. Arık da anlaşmaya uygun bir rapor verdi ve basın/medyaya da bu anlaşmaya sadık kalarak konuştu, konuşuyor.

Obruklardan birinin içinde bir parça bulunduğunu duyanlar olmuştu. Tayyip de bunlardan biriydi. Obrukların doğal olmadığını düşünmeye başlamışlardı. Bu parçanın bulunduğunu duyunca buna daha da inandılar ama sonra güvendikleri Arık “Parça doğal değil ama yaşananın izahı mümkün. Bu bölgede falanca sistem kurulmuştu, daha önce filanca çalışma yapıldı. Toprak altında bunun parçası kalmış. Bu, izahı mümkün olan bir durum” mealinde konuştu, yazdı.

Neticede, bir konteynıra anca sığacak kadar büyük olan ve üzerinde delikler, çarklar olanbu metal parça, deniz yolu ile ABD’ye gitti ama NASA’nın Türkiye uzantıları (Bunlara daha sonraki yazılarımda “NASA’nın Gizli Birimi” diyeceğim ve kısaca NGB şeklinde yazacağım) ile Fetullah Arık arasında bağlantılar devam ediyor. Arık hala bölgede NGB’ye çalışıyor ve NGB ile birlikte gizli işler/araştırmalar çeviriyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

“Şu durumda mecburuz, elimiz mahkum.”

Estetik güzeli mafya babacığı Sedat Peker, hakkında yazdıklarımı görüp sinir krizi geçirmiş. Bir on dakika kadar bağırmış, sövmüş, bana tehditler savurmuş. “Sen görürsün oğlum, senin a. koyacağım. Seni ibretlik bir şekilde öldürmezsem bana da Sedat demesinler” tarzında, mahallenin yeni yetme kopilleri gibi atarlanmış.

Sonra da kendisi gibi Rus Yahudisi kökenli ve Mason Süleyman Soysuz’u aramış:

Estetik güzeli: Ben bu durumu sineye çekip kabullenemem. Bütün bunlara (yazılara) karşılık olacak bir cevap vermem lazım

Soysuz: Yahu Sedat biz bilmiyor muyuz bu işin karşısında cevap vermeyi. Sadece sen değil ki biz kaç kişiyiz burada. MİT, CIA, Amerika, Tayyip, İsrail, bu kadar adamız. Hiçbirimiz karşılık veremiyor muyuz? Adamlarımız mı yok, gücümüz mü yok var ama işin içinde başka oyunlar da var. -Bir kişi değil, arkasında koca cemaat var. Başka başka işler var. O yüzden temkinli ilerleyelim- derken, işler bu hale geldi. Şimdi yapacağımız en ufak hatada bütün sistemi (Ankebut Ağı’nın tepkisini kastediyor) kendi üzerimize çekeriz. O yüzden şimdilik fevri davranma. Kimseye sormadan da hiçbir işe kalkışma kardeşim.

Estetik güzeli: O zaman bu lafların altında mı kalacağım?

Soysuz: Şu durumda mecburuz, elimiz mahkum.

Estetik güzeli: Böyle işin a. koyarım. Bu ne biçim iş. O zaman karı gibi oturayım, elim kolum bağlı bekleyeyim, gelip beni alsınlar, böyle mi yapayım?

Soysuz: Merak etme kardeşim, az kaldı. Sonunda bu laflarının hepsini yutturacağız bunlara.


Mafya babacıkları

Türkiye’deki mafya babacıklarının ezici çoğunluğu, içimizdeki İsrail tarafından, Mason teşkilatı tarafından mafya babacığı yapılmış, korunmuş, kollanmış, binbir türlü pis işlerinde kullanılmış, basın ve medya oyunları ile gücü abartılmış ama gölgesinden korkan kripto kimlikli pislik heriflerdir.

İçimizdeki İsrail bir de her şeyi o kadar ters yüz etmiştir ki tehdit, şantaj, yalan, dolan, fitne, fesat, ego, kibir, cehalet, cinayet, ahlaksızlık, yağmacılık, mala/mülke çökme tarzı ile kara/kanlı para elde eden böyle itler milletimize vatan/millet sevdalıları, gariban dostları olarak da gösterilmiştir.

Bir misal: Estetik güzeli, Rus Yahudisi, Mason, katil, hırsız, arsız, yalancı, vatan haini pislik herif Sedat Peker…

Cürmü boyunu on bin kere aşmış, AKPKK ve Mason teşkilatı sayesinde dosyaları kapatılmış, yargılandığı davalarda temize çıkartılmış, şimdi bile derhal ters kelepçe ile alınması icap ederken AKPKK organize suç, terör ve ihanet örgütü sayesinde “vatan evladı” taklidi yapan bu maymunun bana ve sistemime karşılık vermeye gücü olsa, on dakika sinir krizi bile geçirmez, ilk dakikada atağa kalkar, yapabileceği bir şey varsa yapardı. Hatta duramaz şimdi de yapar.

Soysuz’u araması, o kadar lafı etmesi hep numara, ortama ayar verme teşebbüsü. Bir yandan şamarımı yedi, alemin önünde havası bozuldu, çakma itibarı ve gücü yok olacak. Bir yandan sanki bir gücü varmış gibi göstererek işlerine ortak olduğu kendi gibi vatan haini siyasetçiler ve patronlar onu kale almayacak. Üstüme gelse zaten şamarımı tam yiyip oturacak, sistemi birden çökecek. Oynadı rolünü…

Benim kalemim, muhatabım bile değil. Uzun süredir beni takip ettiğini, mevzu ettiğini, it gibi tırstığını zaten biliyorum. Şimdi istesem hukuk yolu ile de hukuk dışı yollar ile de kısa sürede ezer geçerim. Benim ayarımı bozarsa, bir talimatımdan sonra İstanbul’daki bir mekanından diğerine bile geçemez olur.

Ben dünyanın kaç devletine birden, kaç uluslar arası mafyasına birden koymuşum postamı, kim bu estetik güzeli? Kim bunu var eden ve bir nane imiş gibi gösteren İçimizdeki İsrail ya da Ankebut Ağı?

Estetik güzeli hakkında geçmişte yaptığım birkaç paylaşımı şimdi bir daha gruba yönlendireyim…

Suç örgütü liderliğinden yargılanan Sedat Peker, “Ak saçlı” dediği gizli Ermeni ve MİT/CIA ortak casusu Devlet Bahçeli’nin suç, terör ve ihanet örgütü MHPKK’nin yüzde 4-5 oy alacağının konuşulmasına tepkili. Peker, “Milletimizin kendi siyasi istikbalini ve partisinin zarar göreceğini düşünmeden ülkesi için birçok fedakarlığı yapan Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve ak saçlı bilge liderine böyle birşeyi asla yapmayacağına inanıyorum” dedi.

Şu videoya bir bak… Sene 2004… Polislerimizden Allah razı olsun, işlerini dört dörtlük yapmışlar ve çok sevdiğin Sedat Peker isimli mafya babacığını, organize suç örgütü liderini paket yapıp almışlar. Sonra ne dönmüş? Nasıl olmuş da bu Sedat Peker tahliye edilmiş? Bak polisler öfkeden duvarları yumruklamışlar? Adamlar haklı, ben olsam daha da ileri giderdim. Devletin bir kurşununu hayırlı bir iş için feda ederdim.

Kim bunlar Zeki? Bu milletimize anlat hele, kim bu devlet içinde devlet olan mafyacıklar, kirli çeteler, masonlar, Sabetaycılar, CIA’cılar? Bak haberi veren Kanal D bile içimizdeki İsrail’in kurumsal TV kanallarından biri… Haberi sunan Atasagun de kripto Yahudi mi?

Sedat Peker ile AKPKK arasındaki ilişki ne zaman, nasıl başladı, nerelere kadar uzandı? Sen benim önümü kesemeyince neden hemen Sedat Peker’e koştun ya da adını kullandın? Onun adını, çok dara düştüğünde, onun rızası olmadan da kullanıyor musun? Aranızdaki hukuk ne zaman, nasıl başladı? Sizi kimler tanıştırdı? Ne işler çevirdiniz bu güne kadar? Neler döndü, neler dönüyor? Bize neler anlatacaksın? Neden bu gün de AKPKK bu mafya babacığına hukuk sisteminde hususi bir koruma sağlıyor? Devlet gücümüzü çetelere, CIA’cılara, Sabetaycı hainlere, Masonlara kullandıranlar kimler? Sana dokundurmayan ihanet gürühu, neden Sedat’ı da kolluyor? “Süleymancılara operasyon” denip duruyor ve sen de arada bu gibi cümleler kuruyorsun ya, söyle hele bu saydıklarımla mı yapacaksınız operasyonu?

İnsanın aklına gelmiyor değil, yoksa Sedat Peker de pek çok meşhur mafya babacığı gibi içimizdeki İsrail’in adamı bir kripto Yahudi mi? Bir adamı vardı, şu video çekildiği tarihte sağdı ve yanındaydı. Sonra öte tarafa adisyonu ödemeye gönderdiler onu, adı da şey olacaktı, sen söyle, Ali Şahin Gürman mı ne? O da kripto muydu? Sahi, nedir bu işler böyle, hep denk mi gelmiş bunlar?

Ses ver Zeki, ses ver artık? Konuş, dök o sahte AKPKK ve Reis sevdanın arkasındaki gerçekleri. Bu sahte sevginin arkasında aslında nasıl bir menfaatçilik olduğunu, ne kadar vurduğunu, kaç ülkede neler satın aldığın da anlat. Derneğin UKİD’in Afrika masasının başına, uluslar arası dolandırıcı Ahmet Kemal Öncü’yü, bütün suçları senelerdir ispatlı olduğu halde koymuş pisliğin tekisin sen, haydi konuş, ne konuşacaksan?

Seni insan şeytanı seni

Bir daha adımı anarken duruşunu düzelt, önünü ilikle, tabirlerini iyice seç, düzgün cümleler kur. Yoksa kırarım kalemini.

İşte meydan, bütün Türkiye görsün bakalım, üstüme gelebiliyor musun, gelemiyor musun?

Numarayı da bırak, herkes biliyor orada burada numaradan atar yaptığını, benden it gibi tırstığını ve bir şey yapabilecek olsan durmayıp yapacağını. Seni sen yapan vatan hainlerini de seninle aynı anda aynı mezara gömecek kadar gücüm var benim.

Sen bu işleri içindesin, bilirsin: mafya babaları ya da nam-ı diğer organize suç örgütü liderleri de estetik yaptırır mı Zeki? Bunlardan hangisi gerçek Sedat Peker?


AKPKK bu katili, bu hırsızı, bu şerefsiz haini serbest bıraktığında, bunu yakalayan polis memurları bile duvarları yumrukladı.

Mehmet Fahri Sertkaya