Etiket arşivi: Satanistler

Tam da yerini bulmuş

Interpol’un yeni başkanı BAE’li Ahmed Nasır el Reisi, sadece işkenceci değil… Organ ve uyuşturucu işi de dahil olmak üzere her türlü kara para işlerinin içinde yıllardır faaliyet gösteren birisi. İleri seviyede bir ayinci satanist. Ayinci dediysem, İblis’e acımasızca, sadistçe insan kurban edilen ayinleri kastediyorum.

Daha önce yazmıştım, çok müreffeh, çok zengin, çok eğitimli ve iyi şartlarda gösterilen devletçikler, hep kara para devletçikleri… Singapur da öyle, Katar da BAE de diğerleri de…

Bu kadar gelişmiş bir bilim ve teknoloji çağında, bilginin ve haberleşmenin bu kadar yaygın ve hızlı olduğu şu çağda, bunca devlet kara paracılara karşı mücadele edecek, üstüne bir de milletler arası polis teşkilatı olarak Interpol’ü kuracak ama dünyanın neredeyse her noktasında bu kadar yoğunlukla kara para işleri yapılacak… Mümkün mü bu? Yapılabiliyor, çünkü kara paracılar hükumetlerin, devlet kurum ve kuruluşlarının ve ayrıca milletler arası resmi kurum ve kuruluşların içlerine sızıyorlar. Sızıyorlar ne demek, doluyorlar. Tamamen ele geçiriyorlar. Bunu satanist yani insanlığın düşmanı ve İblis ile cinlerin dostu bir teşkilat olan Ankebut Ağı üzerinden ve bu ağa bağlı mason tarikatı üzerinden yapıyorlar ama hep dediğim gibi, bunların içine de ayrıca biyonik robotlarla uzaylı türler sızıyorlar.

Gerçek Ahmet Nasır el Reisi tam da anlattığım gibi biriydi ve onun rolünü oynayan biyonik robot da kaldığı yerden her türlü pis ve kara para işlerini devam ettiriyor.

Dünyanın getirildiği şu hale bir bakın… Yazık bu dünyanın, bu dünya insanlığının bebeklerine, çocuklarına, genç kız ve kadınlarına, analarına yazık… Her yer acı, her yer göz yaşı, her yer zulüm ve sadistlik. Interpol’ün başına bile sızılıyorsa, elbette bu dünya bu halde olur. Ya göstere göstere, en zor anında Tayyip gibi büyükbaş bir kara paracıya arka çıkan kara para devletçiği BAE’ye ne demeli, ne yapmalı? Interpol’ün başına BAE’den bir başkan konursa, elbette kara paracı başkan gelecekti… Şimdi sineklerle mi, bataklıkla mı, her ikisiyle birlikte mi uğraşmalıyız?

Mehmer Fahri Sertkaya

Neptün bir gaz gezegen değil

Zaten gaz gezegen diye bir şey yok. Hiç katı kısmı bulunmayan bir yerde sadece gaz da bir arada durmaz/bulunmaz. NASA’ya bakarsanız Neptün’ün sadece katı bir çekirdeği var ve geriye kalanı hep gaz. Bu bilgi, yeşillerin ve grilerin NASA’sının uydurmalarından biri. Böyle olmadığını kendileri de biliyorlar ve dünya insanlığından gizliyorlar.

NASA’nın Voyager 2 isimli uzay aracı tarafından 1989 tarihinde çekildiği söylenen şu görüntüdeki şey Neptün değil. Neptün’ün koruma kalkanı. Gazdan, tozdan, enerjiden oluşuyor. Tıpkı Satürn’deki ve Jüpiter’deki kalkanlar gibi…

Kalkanın içindeki gerçek Neptün dünyamıza çok benziyor. Dışarıdan bakınca mavi görünen büyük okyanuslar ve büyük karalar/kıtalar var. Bilim ve teknolojide bizden ileri seviyede olan Neptün’de bitki örtüsü açık mavi tonlarında… Neptün’de çok eskiden başka dünyalardan gelip Neptün’e yerleşmiş başka insan türleri de var ama gerçek/yerli Neptünlüler bizden kısa boylular ve ciltleri de gri ile açık mavinin alaca tonlarında…

İnce yüzlü, ince çeneli, gözleri iri, kafatasları arkadan çıkık gibi, saçları yok, üç parmaklılar ve bize kıyasla daha çelimsiz, zayıf, güçsüz duruyorlar. Boyunları da ince, omuzları da geniş değil.

Gerçek Uranüs

Voyager 2 isimli uzay aracı tarafından 1986’da çekildiği iddiasıyla paylaşılan bu görüntüde görülen şey Uranüs değil. Yeşillerin ve grilerin kontrolündeki NASA’ya ve diğer uzay ajanslarına sorarsanız, Uranüs dünyamızdan kütle olarak 15 kat, hacim olarak 63 kat büyüktür.

Bu bilginin doğru olmadığını onlar da biliyorlar. Dünya insanlığına doğruları anlatmak istemiyorlar. Uranüs’ün de gazlardan, tozlardan, enerjiden oluşan koruma kalkanı var. Ayrıca yine koruma maksatlı yapılan halkaları var. Bu kısımlardan ölçerseniz Uranüs’ü dünyadan çok büyük bir gezegen olarak görürsünüz. Lakin bu kalkanla, içindeki gerçek Uranüs gezegeni arasında büyük bir uzay boşluğu var. Kalkan içindeki gerçek Uranüs, zan edildiği kadar dünyamızdan büyük değil. Çok az farkla dünyamızdan büyük bir gezegen.

Uranüs’ün yeryüzünde de okyanuslar, denizler, karalar/kıtalar var. Uranüs’te bitki örtüsü yeşil renkte. Uranüs’te bilim ve teknoloji dünyamızdan çok çok daha ileri seviyede. Uranüslüler saldırgan, savaşçı insanlar.

Uranüs insanları açık kahverengi ile gri alaca tonlarında cilde sahipler. Neptünlülerden biraz daha uzun ve güçlüler ama biz dünya insanlarından hafif kısa ve çelimsizler.

Gözleri bizim gözlerimize nispetle biraz iri ve biraz çekik, yüzleri ve çeneleri ince, kafa/vücut oranı bize kıyasla değişik ve kafaları iri, saçsız ve sakalsızlar. İnce uzun kollu, büyük elli, dört parmaklılar. Yüz ifadeleri dünyamızdaki Çinliler gibi hep gergin/asabi olan insanlar bunlar.

Dünyamızın etrafında da bir koruma kalkanı var

Bu kalkanı öyle her uzaylı tür geçemiyor. Geçebilenler az. Geçebilenleri de sık sık, kolayca ve kalabalık halde geçemiyor. Bu kalkanı geçmek zor, tehlikeli, masraflı ve çok yüksek teknoloji isteyen bir iş.

Bu kalkanı dünya insanlığı çoktan keşfetti ama bütün insanlığa düşmanı olan yahudi, satanist, mason temelli Ankebut Ağı ve onların da içine sızan griler, yeşiller, keşfedilen şeyin hakikatini dünya insanlığından gizlediler.

Evet… Van Allen radyasyon kuşağı denilen şey, aslında dünyamızı korumak için suni yollarla yapılmış bir kalkandan başka bir şey değil. Van Allen kuşağının, güneşimizden ve diğer yıldızlardan gelen zararlı ışınları durdurmak için meydana gelmiş ve nasıl meydana geldiği bilinmeyen bir kalkan olduğu iddiası, bilim diye diye art niyetle dünya insanlığına anlatılan masallardan biri… Bu şey, aslında düpedüz bir koruma kalkanı. Hem de mükemmel bir kalkan. İçeriden dışarıya doğru geçmek de çok zor, masraflı ve tehlikeli.

NASA’nın bazı çalışanları ve dünyadaki daha pek çok uzay ajanslarının bazı çalışanları da dahil olmak üzere bütün dünya insanlığını işte böyle masallarlarla ayakta uyuttular.

Bu konudaki gerçeği ya da dünyaya böyle masallarla anlatılan şeylerin hakikatini çözen ya da çözecek gibi olan namuslu dünya insanlarını ya kaza süsüyle öldürdüler, ya biyonik robotunu yapıp yerlerine geçtiler ya da zihinlerini kontrole aldılar. Hafızalarını kısmen sildiler ya da vücutlarına çip taktılar. Hala da böyle namuslu dünya insanlarına bunları yapıyorlar.

Sonra İblis’in istediği gibi evrim aldatmacalı, satanizm arka planlı ve tamamen uydurmalı sözde bilim/teknik anlatıyorlar.

Ne kadar tuhaf

Kaç tane gezegende kaç senedir kaç kere fotoğrafımla birlikte haber oldum da kendi gezegenimde abartılı şekilde sansürleniyorum.

Şu dünyada birkaç kere yazılı haberlere konu oldum, onların bile çoğunu yeşillerin Google’ı listelemiyor/göstermiyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Çarpılıyor

Kaçırılmış masum insanları satanist ayinlerinde şeytani bir haz alarak parça parça eden sadist, sübyancı, tecavüzcü, kara paracı Hakan Ural da metafizik sinyallere giriyor.

Kurtarmak için çırpınıyorlar ama hayata dönmesi düşük bir ihtimal. Hakan, kendisinden önce çarpılıp da ölen ve korona denilerek gömülüp geçilen çok sayıda ayinci, büyücü ve satanist arkadaşını da biliyor.

Var mı haberi olan?

Sahi, satanist ayinlerinde İblis’e insan kurban eden, acemilik seviyesinde büyücü ve medyum olan, gizli yahudi, Türk düşmanı, İslam düşmanı, namus düşmanı, insanlık düşmanı Aleyna Tilki nerelerde? Nelerle meşgul? Sağlığı nasıl?

Yavaş yavaş piyasadan siliniyor mu ne? Var mı haberi olan?

Duydum ki sürekli çarpılmaktan o kadar kötü oluyormuş ki acılarından artık ağlıyormuş. Kullandığı ilaçlar fayda vermiyormuş. Mensubu bulunduğu satanist teşkilatı hatta sözde babası İblis bile onu koruyamıyormuş.

Sorun değil… Ya korona der gömer geçerler ya da biyonik robotunu yapıp yerine geçerler. Sonra o biyoniğin içinde de onlarcası çarpılır ölür, bu film böylece biraz daha uzar ama yine de kısa sürer, final yapar.

Mehmet Fahri Sertkaya

Ölmek serbest

Boşu boşuna toplantılar yapıyorsunuz. Kuru gürültüden başka bir şey yok. Haliniz meydanda, bütün dünyayı yıkıp geçmedikçe ki böyle bir gücünüz yok, bizi durduramazsınız.

Ölmek serbest

Yıllardır beni öldürmek için mücadele ederken ölüp giden dünya insanlarının sayısı, an itibariyle bir milyonu geçti. Çok az istisnalar hariç bunların tamamına yakını metafizikçilerdi. Büyücüler, medyumlar, ayinciler, satanistler gibi… Bunlardan metafizikçi olmayanları ise devlet reisleri, ruhani liderler, gizli servis mensupları, bazı üst rütbeli komutanlar, mafya babacıkları ve tetikçileri gibi kişilerdi.

Metafizikçi olsun olmasın, beni öldürmek yolunda gayret ederken ölenler arasında en çok can kaybı Çin’de yaşandı. İkinci sırada ise büyücülüğün çok çok yaygın olduğu Hindistan’ta yaşandı. Kara mantar dedikleri çarpılmalar yaşanınca Hindistan anca kendini frenledi. Yoksa zirveye oynardı. Hindistan’dan sonra ise Rusya Federasyonu var. Metafizikte çok iyi olmalarıyla bilinen Ruslar, fena çuvalladılar. Dördüncü sırada ise Avrupa var. Büyücülüğün çok yaygın olduğu Afrika bile can kaybı sıralamasında beşinci sırada…

Bunların haricinde, beni öldürme yolunda gayret etmeseler de şeytani şekilde işler yaptıkları için ekibimle beraber öldürdüğüm kişiler de var. Bunların arasında metafizikçiler yine var ama oran çok başka… Burada metafizikçiler azınlıkta… Bu grupta çoğunlukla şeytanlaşmış ve aldığı nefes zarar kişiler var. Sübyancılar, tecavüzcüler, işkenceciler, katliamcılar, satanistler, ayinlerde insan katledenler, insan kaçakçılığı yapanlar, organ işi yapanlar, Ankebut Ağının tabanını oluşturan insan şeytanları, devletlerin gücünü insanlığın aleyhine kullanmakta yardım ve yataklık eden resmi kimlikliler, şeytanlaşmış masonlar, uzaylı türlerin insanlık düşmanlığı projelerine ve başta da organ ve aşı tuzaklarına bile isteye hizmet edenler, bazı devlet liderleri, bazı ruhani liderler, gizli servis mensupları, mafya babacıkları, muhtelif kara para işlerinde ayarı çok kaçırmış ve şeytanlaşmış şekilde faaliyet gösteren kişiler, basın ve medya gücünü şeytanca kullanan kişiler, insanlığı fesada vermek için elinden gelen her şeyi zevkle yapacak kadar insanlıktan çıkmış kişiler ve benzerleri…

Ankebut Operasyonu başladığından bu yana bu grupta ölenlerin sayısı ise çok yaklaşık olarak dört milyon kişi… Bu iki gruptaki ölen dünya insanlarının ezici çoğunluğuna korona dediler, gömüp geçtiler. Birazını da yakıp küllerini savurdular.

Bunların haricinde, uzaylı türlerde toplam can kaybı (biyonikler ve gerçek uzaylı insanlar dahil olmak üzere) trilyona yakın bir sayı… Hatta bir trilyonu geçmiş bile olabilir. Bunların ne kadarının biyonik robot ve ne kadarının gerçek uzaylı insan olduğunu kesin şekilde bilebilmemiz mümkün değil ama çok yaklaşık olarak üçte birinin biyonik olduğunu düşünüyoruz. Bu gruptaki ölüler arasında, sayıca az olsalar da başka gökadalardan gelenler dahi var.

Her kesin kendi iradesiydi, tercihiydi. O kadar ikazıma rağmen ısrarla ölmek istediler ve öldüler. Benim şu yazıyı yazmakta olduğum anlarda bile dünyalı, uzaylı çok sayıda kişi öldü. Ölümler hep devam ediyor. Dev bir metafizikçi ordusuyla, metafizik tekniklerle ölmek isteyenlere ücretsiz hizmet vermeye devam ediyoruz.

Kurumsal paketlerimiz de var. Dünya devletlerinden herhangi birinin ordusunu ya da gizli servisini ya da herhangi bir hükumeti/kabineyi metafizikle yok etmek de paketlerimiz arasında var. Sadece bir tercih yapmaya bakar.

Daha bu paylaşımda yazmadığım cinler cephesi de var. Dünya genelinde ve dünyadaki gizli yer altı üslerinde bozulmuş türlü türlü ve sayılamayacak kadar çok araçlar ve cihazlar da var.

Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

..

Biyonik robot, kameraların olmadığı yerlerde de rolünü oynuyor

Gerçek Keanu Reeves, psikolojisi yıkık bir satanistti. Satanizmin insanlık dışı öğretileri ve uygulamaları içinde, kafası yanmış şekilde yaşamaya çalışıyordu. Sübyancı, ayinci, alkolik, uyuşturucu müptelası, kötülük için yaşayan ama tam tersine bir görüntüyü abartılı şekilde, rol gereği sergileyen biriydi. Onu öldürdüler ve yerine biyonik robotu ile geçtiler.

Biyonik robotlar, yerlerine kondukları insanların hafızaları dahil olmak üzere bütün detayları kopyalanarak imal edildikleri için, biyonik Keanu Reeves da “yıkık” bir halde yaşıyor.

Matrix de uzaylılar tarafından dünyamızda çekilmiş filmlerden biri… Tıpkı Terminatör gibi… Bu gibi fimlerin yapımcılarından senaristlerine ve başrol oyuncularına kadar pek çok kişi de biyonik robot olur. Hollywood, satanist tarikatların içinden gelen yahudi kişilere hep öncelik verir ve onları meşhur eder. Lakin onların da içine uzaylı türler biyonik robotlarla sızar. Bu, onlarca yıldır bu şekilde devam etti, ediyor.

Bir yandan satanistler, bir yandan da uzaylı türler, dünya insanlığını bu imkanlarla istedikleri gibi yönlendirmek, bu maksatla kabullenişleri değiştirmek isterler. Kimisi iyilik meleği gösterilir, kimisi budizmi, yogayı ve daha bilmem neleri gözler önüne çeker, bunlara özendirir. Zaten budizm de uzaylıların bir oyunu… Şu anda bile dünyadaki budistlerin en önde gelen liderleri hep biyonik robotlar. Yoga ve meditasyon gibi şeyler de temelinde büyücülük ve şeytana tapınma olan satanizm ve budizm gibi akımlara hizmet etmekten başka bir şey değil. Bilenler bilirler, ne yaptığını tam olarak bilmeden yoga ya da meditasyon yapanlar, farkında olmadan metafizik mücadelelerde yer alırlar. Şeytana ve şeytanın dünya üzerindeki sistemine fayda sağlarlar.

Sadece Hollywood’da değil, bu, dünyanın neredeyse her yerinde böyledir. Şeytana hizmet eden kadrolar ve Şeytana hizmette yapılan uygulamalar, insanlığa hep olduğundan farklı gösterilmiştir. Her şey, ilk bakışta göründüğü gibi değildir. Şu Hıyanet İşleri Başkanlığının mevcut reisi Ali Erbaş görünürde müslüman bir din adamıdır. Bilenleri çoktur ki aslında gizli bir hristiyandır ve soyunun bir yanında yahudilik de vardır. Lakin insanların çoğu bilmez ki çoktan uzaylılar onun yerine de biyonik robotla geçmiştir. Ali Erbaş bile biyonik robottur.

Şaşılacak bir yanı yok…

Bunlar çok yakında çok sıradan bilgiler olarak görülecekler. Dünya çok hızlı bir değişme yaşayacak.

Bilinmesi gerekiyor ki bu dünyanın böyle gerçekleri de var. Böyle şeyler dünyada çok sık yaşanıyor. Mesela şu sözde rahibe… Biyonik Papa’nın, Vatikan Şehir Devleti Yönetimi Genel Sekreteri olarak atadığı Raffaella Petrini… İlk kez bir rahibe böyle bir makama atanmış rolü oynuyorlar. Oysa o sözde rahibe aslında bir transeksüel. Aslında bir erkek. Daha doğrusu bir vakte kadar öyleydi ve ileri seviyede vahşi bir satanistti. Aynı şu Türkiye’de deli dolu yayınlar yapan Epphilia Kennedy gibi… Lakin bu sözde rahibeyi öldürdüler, bir biyonik robotla yerine geçtiler. Üstelik, içindeki uzaylı kişi de bir erkek.

Mehmet Fahri Sertkaya

Yoğun sinyalizasyon

Trafik kazası görüntüsü verilmiş bir su-i kastla 2007 yılında öldürülen satanist şarkıcı Barış Akarsu’nun annesi de öldü. Anne Hatice Akarsu, metafizik kabiliyetleri de olan satanist bir büyücüydü. İleri yaşta ve rahatsızlıkları olan bu Hatice Akarsu, son zamanlarda artan metafizik sinyalizasyona daha fazla dayanamadı.

Son 24 saat içinde, dünya genelinde, metafizik sinyallere maruz kalarak ölen insan sayısı yüz binin çok üzerinde…

Mehmet Fahri Sertkaya

Rusya’da son dönemde çok yüksek sayıda uçak kazası yaşanıyor

Bunların çoğunu biz düşürdük. İnsanlık dışı kara para işlerinde kullanılıyorlardı. İçlerindeki mürettebat da hep bilinçli olarak bu işte çalışan insan şeytanlarıydı. Son düşen uçağı da biz düşürdük.

Her gün dünyanın dört bir yanında uçak, gemi, denizaltı, kara aracı kazaları yaşanmasına vesile oluyoruz. Ayrıca kara para işlerinde kullanılan çok sayıda meskende ya da vasıtada yangınlar çıkmasına ve patlamalar olmasına ya da meskenlerin görünür sebep olmadan çökmesine neden oluyoruz. Böyle binalardan biri Amerika’daydı ve yıkmamızdan sonra dünyada konuşuldu ama sonra kasten üstü kapatıldı.

Bebek, çocuk, genç kız ve kadın kaçıran… Bunların ticaretini yapan… Bunları satanist ayinlere, organ mafyalarına, fuhuş mafyalarına kurban eden her kesi ve her şeyi çarpacağız. Ben bunu tekrarla ilan etmiştim ama inatla devam etmek isteyenlerin daha çok kaza(!) yaşayacakları ve hep bunların üstünü kapatmak isteyeceklerini göreceksiniz.

Mehmet Fahri Sertkaya

Daha ne bekleniyor, kim bekleniyor, hukukun gereği neden yapılmıyor

Söz konusu kedilerin tamamının zehirlendiğine ve farklı sebeplerle ölmediklerine emin misiniz?

Hala Türkiye’nin dört bir yanında, en çok da gizli yahudi, gizli ermeni, mason ve satanist nüfusunun çok olduğu illerimizde, büyücülük maksadıyla zavallı hayvanlar feci şekilde katlediliyorlar.

Son zamanlarda, metafizik sahada çatışmalar arttıkça, bu gibi acı hadiselerin de arttığı ve basına/medyaya yansımasının önlenemediği açıkça görülüyor. Daha önce bu hususta resmi yetkilileri ikaz eden ve vazifelerini, hukukun gereğini yapmaya davet eden yayınlar yapmıştım.

Ne bekleniyor? Kim bekleniyor? Kimden icazet bekleniyor? Nerede bu ülkenin istihbarat teşkilatları, kime çalışıyor bunlar? Neden soruşturmalar neticeye ulaşmıyor? Neden çeşitli isimler altında aslında büyücülük yapan on binle kişinin önünü kesecek ve hayvanların da insanların da “oh” demesine sebep olacak kanunlar mecliste hazırlanmıyor ve ağır cezalar verilmiyor?

Lafa geldi mi insanlığı, merhameti, çağdaşlığı, vatanseverliği, milliyetçiliği, insan ve hayvan haklarını, ayrıca kadın haklarını ve bilmem neleri savunmayı kimseye bırakmayan ama omurgasız sürüngenler misali çift kimlikli yaşayan şeytanlaşmış gizli yahudilere ve gizli ermenilere ve satanistlerle masonlara, ne zaman müdahale edilecek? Masonluğun aslında satanist, büyücü, bölücü, kara paracı ve dünyanın başına bela bir teşkilat olduğu ne zaman resmi makamlarca kabul edilecek ve gereği yapılacak?

“FETÖ de FETÖ” denilip duruldu ama gerçek FETÖ’cüler de söz konusu gizli yahudiler, ermeniler, masonlar, satanistler olduğu halde, kaçına dokunuldu?

Bu Türkiye’de Türkün sadece adı mı kaldı? Örtülü bir işgal mi var, devlet kimlerin ellerine kaldı, bu gidiş nereye?

Mehmet Fahri Sertkaya

Yıkıcı metafizik darbeler

Hiçbir zaman metafizikçi ordumuz aynı anda on bin kişiyi bulmadı.

On bin kişi bir arada faal olduğumuzda, dünyanın istediğimiz konumunda depreme sebep olabileceğimize inanıyoruz.

Daha önce, birkaç bin metafizikçi aynı anda faal olarak, üç farklı deprem denemesi yaptık. Olup olmayacağına dair bir kesin bilgiye de sahip değildik. Üçünde de hedef noktalarda depremler yaşandı ama hiçbiri 4 küsür şiddetinin üzerine çıkmadı. Zan ediyorum ki bu, sayımızla/gücümüzle alakalı bir sorun ve sayımız arttıkça depremlerin şiddeti artacak…

Bu arada, dünyanın çeşitli yerlerinde aniden çöken yüksek katlı binalar oldu, oluyor. Bunların da bir kısmını biz yıktık. İçlerinde ayinler/büyüler yapılıyordu, kalabalık halde toplanmış oluyorlardı ve acımasızca çocukları, yetişkinleri ayinlerde parçalıyorlardı, bize büyüler yapıyorlardı. Biz de içinde bulundukları binaları bu satanist pisliklerin tepelerine yıktık. ABD’den tutun da Çin’e kadar bu şekilde yıkılmış binalar var. Budist rahiplerin, gençler için spor salonu gibi gösterdiği büyü merkezlerini bile yıktık. Bunlarının bazısının enkaz kaldırma çalışmaları haftalarca sürdü.

Dairelerinizi, binalarınızı satanistlere, kara paracılara, fuhuş çetelerine, uyuşturucu mafyalarına kiraya vermeyin. Onların oralarda toplanmasına izin vermeyin. Ayinler bir insanlık suçudur. Sadistçe işlenmiş cinayetlerdir, bunları göz ardı etmeyin. Büyücülük de çok büyük bir suçtur ve bizim hukukumuza göre cezası idamdır. Dünyanın her neresinde satanistler, kara paracılar, fuhuş yaptıranlar birikiyorsa, çoğalıyorsa, oralarda deprem ya da daha kısmi/bölgesel yıkılma ihtimalleri artıyor demektir. Ayrıca yangınların ve patlamaların ihtimali de artıyor demektir. Metafizik kuvvetle, yangınlara, patlamalara, elektronik cihazlarda ve iletişim sistemlerinde arızalara sebep olmak çok daha kolay… Bütün insanlığa, bütün milletlere düşman olan bu insanlık düşmanlarına karşı mücadelemiz devam ediyor.

Sivillerin, masumların canı yanmasın diye sık sık ikaz etmeye de devam ediyorum. İkazlarım dikkate alınmadıkça neler yaşandığı da bütün dünyanın gözleri önünde duruyor.

Mehmet Fahri Sertkaya

Gerçekten havalar mı çarptı?

Gizli Yahudi ve gizli Ermeni karışık bir soydan gelen, satanist bir ayinci olan, memlekette her türlü kurulu düzenin, ahlakın, dinin, insanlığın tamamen çökmesi için organize bir faaliyet yürüten içimizdeki İsrail’in mensubu olan İrem Derici de çarpılmış. İddialara göre havalardan çarpılmış ama iddia işte… Gerçekten hava şartları mı çarpmış?

Mehmet Fahri Sertkaya

Ne kadar çok paniklediler

Ne kadar çok paniklediler

Gece yazdığım Nazca çizgilerine ve gerçek dünya tarihine dair yazı, zaten bu sahada yıllardır yazdığım onlarca yazımın üstüne artık tamamlayıcı bir yazı gibi oldu.

Dünya üzerindeki etkili ve yetkili kişiler arasında hemen ilk saat içerisinde büyük bir mevzu oldu. Herkes birbirine farklı lisanlara çevrilmiş hallerini gönderdi. Çok yüksek bir haberleşme trafiği de oldu, görüşmeler yapıldı ve hala yapılıyor.

Dünya üzerindeki müesses nizamın, satanistlerin kurulu sisteminin en büyük taşıyıcı kolonuna da devasa bir bomba koyup patlatmış ve yıkmış bulundum. Bundan sonra satanistler, yahudiler, masonlar, tapınakçılar, evrimciler, sözde bilim adamları, bir bütün olarak Ankebut Ağı, fikir, bilim ve eğitim sahasında da tuzla buz olacak.

Pek çok farklı dinin, tarikatın, cemaatin, ülkenin/milletin ve kültürün mensupları arasında şaşırıp kabullenenler de inanmak istemeyip ısrarla ret edenler de oldu, olacak. Ancak konuşmalardan anlaşılıyor ve akıl, mantık da bunu söylüyor ki kabullenemeseler de çok kısa sürede şu müesses nizam yıkılacak, bunun farkındalar, inatla ret etmenin fayda vermeyeceğinin de herkes farkında… Artık hiç kimse dünya tarihine bu güne kadar olduğu gibi bakmayacak. Dürüst karakterli hiç kimse evrim teorisi safsatasına dönüp bakmayacak ve bunların kitaplarını, belgesellerini ve programlarını izlemeyecek. Bunların okullarda ders kitaplarında bulunmasına da izin vermeyecek.

Bu gidişatın çok yakında bu neticeyi vereceğini gören, bu son yazımla birlikte buna emin olan ve ümitsiz de olsalar her şeye rağmen sabaha kadar uyuyamayıp hemen bir şeyler yapmak isteyen kişiler de çok oldu. Bunların başını da yine Yahudi/Satanist kişiler çektiler.

Türkiye’de de gizli Yahudi Youtuberlara hemen talimatlar verildi. Gizli Yahudi Barış Özcan bu gecenin sabahında “Nazca çizgilerinin sırrı” başlığı ile kuru gürültü bir video paylaştı.

Herkes izlesin, bu video, bu gizli Yahudi ve art niyetli Barış Özcan’ın gerçek yüzünün kısa sürede görülmesinde büyük paya sahip olacak. Çünkü video büyük panikle, dersini çalışmadan, art niyetle, çok sayıda açıklar verilerek ve aceleyle hazırlanmış

https://www.youtube.com/watch?v=4AgrxE11hG0

Satanist Barış Özcan’dan zaten başka bir şey beklenmezdi

İblis’e insan kurban edilen satanist ayinlerine de katılan gizli Yahudi Barış Özcan’ın hazırladığı bu videoda, dördüncü dakikada, şu gördüğünüz görüntü paylaşılmış.

Nazca’da görülen çizgilerin bir benzerinin Kentucy’de, 7 Ağustos 1982 tarihinde, altı kişi tarafından, sadece sopalar ve ipler kullanılarak çizildiği iddia edilmiş. Zaten bakarsanız internette, onlarca farklı lisanda bu iddia hep yazılmış. Lakin iddia edilenler doğru değil, bu hususta da gerçekleri bilenler var ki bu çizimi de dünyadaki uzaylılar çizdiler. O altı kişinin arasında biyonik robotlar vardı, gayet de yüksek teknoloji kullandılar ve o çizim de havadan çizildi.

CIA’ya bağlı olduğunu bildiği Yahudi kişilerden sürekli talimatlar alarak videolar hazırlayan ve on binlerce çok zeki ve bilgili Müslüman Türk Youtuber sansürlenirken CIA’nın Youtube’nda haksız şekilde markalaştırılan Barış Özcan, isterse yanına beş normal insan alsın, biraz da sopalar ve ipler alsın, 350 metreyi bulan Nazca çizimlerinden birini Türkiye’de istediği yerde çizsin. Ben yanlarına, onları gözetleyecek ve hile yapıp yapmadıklarını fark edecek onlarca kişiyi gönderir ve her safhasında video kayıtları aldırırım. Yapabilecekse kendisi bunu yapsın ve biz de sadece ip ve sopa ile yapılabildiğine kani olalım.

Bu hususta zorlanırsa, bu videosuna sponsor olan KAFT’ın kabalacı, büyücü, ayinci ve sadist ekibinden de yardım alabilir. Hatta KAFT’ın bünyesindeki hatta sözde eğitim verdiği bütün Yahudi, Satanist kişileri de yanına alsın, iddia ediyorum ki yine bu şekilleri bu isabetle ve bu büyüklükte çizemezler.

Eskisi gibi değil… Bu oyunu dünya genelinde bitirdik. Bu satanistlerin/yahudilerin her şeyini içlerinden, en derininden biliyoruz. Hepsini tanıyoruz, bütün inanç esaslarını, bakış açılarını, oyunlarını, ihanetlerini, teşkilatlarını ve tarih boyunca da insanlığa ve milletimize neler yaptıklarını da biliyoruz.

Bu yazıyı okuyan herhangi bir kişi, Barış’la gerçek bir görüşme ya da internet üzerinden bir sesli görüşme yapmamızı sağlayabilir. Ben buna şu anda da hazırım ve 10 dakika bile karşımda kale alınır cümleler kuramayacağını, CIA tarafından şişirilmiş bir piyon gizli Yahudi olduğunun tamamen meydana çıkacağını garanti ederim.

Merak edenler çoktur

Çok yıllar önce bu hususa dair paylaşımlar yapmıştım ama şimdi tekrar etmekte fayda var. Ben ömründe bir tek Erich Von Daniken kitabı bile okumadım. O en meşhur kitabı olan Tanrıların Arabası’nı da okumadım. Önsözünü ya da özetini de okumadım. Bir tane bile Daniken makalesi okumadım. Bir tane bile Daniken belgeseli izlemedim. Başka bir belgeselin bir iki dakikasında onun da görüşü sorulmuştu, o kadarını izlediğimi hatırlarım.

Erich henüz beş yaşlarında iken Türkiye’de, İstanbul’da Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri, hem geçmişte yüksek bilim ve teknoloji çağları yaşandığını, hem de uzaylıların varlığını anlatıyordu. Bunları açıkça da anlatıyordu. Bu konulara dair giriş seviyesindeki bilgileri camilerde cemaate vaz ederken de anlatıyordu.

Yıllar önceki söz konusu paylaşımlarımda bu hususa temas etmiştim. Bizim cemaatimizin samimi ve gayretli mensupları bu hususları 1940’lardan beri biliyorlar. Hatta benim bu güne kadar anlattıklarım devede kulak misali, azıcık bilgi kırıntıları. Daha neler neler biliyoruz.

Bu mevzulara girilince sözü hemen Daniken’e götürüp onun üzerinden konuyu sulandırmak da ayrıca bir art niyet. Şu sayfalarda, kanallarda, bundan 7-8 sene önce bile, uzaylıların binlerce sene önce dünyamızda bulunduklarına, dünyada pek çok eser bıraktıklarına dair onlarca somut delil paylaştım. Dürüst olan hiçbir insan bunları görmezden gelemez ve tartışma hemen biter. Hem uzaylıların varlığı, hem binlerce sene önce de dünyamızda oldukları hem de dünyanın dört bir yanında izler ve eserler bıraktıkları en somut şekliyle ispatlı…

O halde Barış’ın ve benzerlerinin derdi nedir? Asıl endişeleri nedir? Daha dün bile Meksika hükumetinin bulduğu tabletleri gösteren videoyu bilmem kaçıncı tekrarla paylaştım. Bu Barış Özcan gibilerin şifası yok. Çünkü gerçekleri bilmiyor değiller. Görmüyor değiller. Uzaylıları getirip karşılarında konuştursanız bile inkar etmek zorundalar. Zaten en başından beri gerçek olduğunu bile bile inkar ediyorlar.

Şu kısmının tartışması gerekiyor: Bunlar bu gerçekleri kabul edince dünyada ne gibi değişmeler olacak, neler yaşanacak ve bunlar neler kaybedecekler.

Mehmer Fahri Sertkaya

Kukla

Kukla

Ordumuz ve Emniyet Teşkilatımız içinde bazı vatansever insanlar arasında hala Sedat Peker’e sempati besleyenler var.

Son videolarına bakarak, arka planı bilmeden ona kapılanlar, ona inananlar var. Sedat Peker o videolarda sadece ona verilen rolü oynuyor. O videolarda görünen kişi gerçek haliyle Sedat Peker değil ki videolarda rol yaparken bile aslında son derece tutarsız, ayarsız, kibirli, saldırgan/zararlı, fitneci/yalancı ve baş belası birisi olduğu kolayca görülebiliyor.

Gerçek Sedat Peker’i seneler önce yazmıştım. Öncelikle o Türk de Müslüman da değil. Hep numara yaptı, yapıyor. “Kafkas kökenli Karadenizli Türk’üm” diyor. Aslında Rusya Yahudisi kökenleri var ve bu kökeninden hiçbir zaman kopmadı. Soysuz’la bu güne kadar arası çok iyi idi çünkü o da Rusya Yahudisi kökenli…

Diğerleri gibi Sedat da gizli Yahudi ve hatta Satanist… İçimizdeki İsrail’in, MİT aracılığıyla sahada oynattığı, kara para işlerinde kullandığı, bir sürü pis işleri açık olmasına rağmen basın ve medya oyunlarıyla kahramanlaştırmak istediği çok sayıdaki gizli Yahudi ve gizli Ermeni sözde mafya babalarından, basit bir kukladan başka bir şey değil. Bu devlet Sedat’ı bitirmek istesin, iki saatlik işi var ki daha önce ona bu yapıldı. Daha önce Emniyet Teşkilatı onu yaka paça aldı, dosyalarıyla, delilleriyle birlikte hakimin önüne çıkarttı. Orada bile serbest bırakıldı. Adliyeden çıkarken yaşananlara kendi bile inanamıyordu, sorulara cevaplar veremiyordu. Bir devlet izin vermeyecek de orada yine de mafyalar ve terör örgütleri var olabilecek, bu mümkün müdür. Buna kim inanır.

Resimde Sedat’ın tişörtünde gördüğünüz işaret Satanistlerin meşhur Baphomet dediği Şeytan’ı/İblis’i temsil eder. Sağ eliyle bütün kötülükleri ve kötü enerjiyi toplayıp sol eliyle yer yüzüne yani ademoğulları arasına yayar. Gerçek Yahudilik aslında Satanistliktir ve iyilik temelli değil, kötülük temellidir. Asla iyiliği emir etmez ve tavsiye bile etmez. Gerçek bir Yahudi/Satanist hayatı boyunca ademoğullarına kötülük yapmakla mükelleftir. Çünkü onların itikadına göre Yahudiler ademoğulları değildir. Başka bir türdür. İnançlarına göre Yahudiler Şeytan’ın evlatlarıdır. Şeytan da ademoğullarının felakete sürüklenmesinde evlatlarını yani Yahudileri kullanır. Sistem budur. Bunlar için yalan söylemek, cinayet işlemek ya da işletmek, uyuşturucu hatta organ işi yapmak, ihanet etmek, çalmak, gasp etmek, işkence etmek, şehir sularına zehir katmak, kasten hastalıklar yaymak, namusa kadar en ağır iftiraları etmek ve bunları yaparken tam tersine biri gibi görünmek ve akla gelen her şey caizdir hatta yapılması gereken bir vazifedir.

Kara paracı, mafya reisciği, gaspçı, hırsız, uyuşturucu işi dahil türlü kara para işlerini yapmış ve yapmaya devam eden gerçek bir pisliktir Sedat Peker…

Resimde yanında gördüğünüz kişinin adı Metin Yılmaz’dır. Uyuşturucu dahil her türlü piş işlerinde kullandığı adamlarından biriydi. Sonra Metin Yılmaz’ın infaz talimatını Peker verdi. Peker verdi ama Peker’e çalışıyor görünenler arasında profesyonel MİT’çiler var. Bunlar artık eski kuşak mafyalar gibi değiller. Adam kaldırmakta MİT’in elinde ne teknikler varsa, bunlarda da var. Aslında ortada Peker’in reisi olduğu bir mafya falan da yok. Bütün sistem MİT’in… MİT’in içindeki İsrail’in ve Ermenistan’ın…

Bunların bu devlete ve bu millete hatta bu insanlığa verdikleri zararın haddi hesabı yok. Anlatmakla bitecek gibi de değil ama sadece şu Metin Yılmaz cinayetinin üzerine gidilse bile hem kukla/piyon Sedat Peker hem de üste doğru bütün sistem çorap söküğü misali sökülür, çözülür, dağıtılır. Bu devletimiz için bunu yapmak da hiç zor değildir. Zaten Akademi Dergisi on yıldan fazla süredir içimizdeki gizli Yahudileri, gizli Ermenileri, Masonları, bunların usullerini, tekniklerini, hilelerini, oyunlarını, nerelere nasıl sızıp ne haltlar ettiklerini, tarihimizi ve dinimizi ve lisanımızı nasıl kasten tahrif etmek istediklerini, cumhuriyet ve Atatürkçülük diye kendilerine ait bir rejim kurduklarını v.s. ifşa etti.

Sağda solda çıkıp vatansever, hak-hukuk dava etmiş bir kahraman, yok ailesinin hukukunu dava etmiş onurlu bir baba, turancı, ülkücü rolü kesen lüzumsuzlara, pislik heriflere gerçek vatansever olan gençler itibar etmesinler.

Bir önceki videoda “Bana pislik dedi be abi” diye isyan eden Sedat, bu videosunda içinde bulunduğu ve anlatıp ifşa ettiği meseleler hakkında “Bunlar pis işler, cami imamı anlatacak değil ya… Elbette ki ben anlatacağım” diyebiliyor. Altı tane videoda bunun gibi kaç tane tezat ve açık var.

Yanına verdikleri MİT’çiler ve üstüne kendi gibi gizli Yahudi ve Satanist olan, insan katledilen ayinlere katıla katıla sıfatında meymenet kalmamış olan karısı da Sedat’ın dikkate alınır üç beş video hazırlamasını sağlayamıyorlar.

Sedat Peker şu ana kadar bazı pis işlerin ve pis heriflerin gerçek yüzünün anlaşılmasına sebep oldu ama kendi pis işlerini ve gerçek pis yüzünü, pisliğin teki olduğunu gizleyebilecek şartlarda değil. Şu andan sonra, karşısına aldığı güç unsurları onu bir kaşık suda boğacaklardır ve bunu izlemek biz gerçek vatanseverlere büyük bir zevk verecek.

Bakınız:

Mehmet Fahri Sertkaya